BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

DUA 1A

DUA 1A

Tarih 31/Ekim/2016, 21:04 Editör BİLGE BİLGE

DUA EDİYORUZ KABUL OLMUYOR ?
KULUNU YARATAN O NU BİLMEZ Mİ?
islamüstündür

         "Sanma
avuçlarini sebepsiz yere actigini; bir yaradan olmasa kim dinler
yalvarisini.. Acabilirmiydin her gece kapattigin o göz kapaklarini
,senin Çöller kadar gunahin varsa onun denizler kadar merhameti var
yeterki sen et duani"

    "Her sevgili aşığından haberdardır. Aşık olmuşsan Allah senden haberdardır.."(Hz.Mevlana)

 http://www.4shared.com/file/204317890/f7ae25d3/iran_kendi_uan_yapt.html

  "Bir şeyi istemek, ona nâil olmak demektir; Zira Allahû Teâlâ kabul etmeyeceği duayı kuluna ettirmez." İmamı Rabbani
 
Eger kalbiniz dua edecek kadar temiz değilse kalbi temiz olanlardan dua isteyin.....hz.mevlana
 
     "Sen uzattığın elini tutmayan ele mi dargınsın, tutmayacak bir ele uzattığın için kendine mi kızgınsın?... "HZ. MEVLANA
 
Gönül, senin sevdanla rebâba döndü, rebâba. Gönül rebâbının her parçası, ateşinle yandı, kavruldu.. Sevgili, eğer bizim derdimizden ötürü susup duruyorsa, bu susuşta yüzlerce cevap var, yüzlerce cevap.(Hz Mevlana)
 

"İki dua reddolunmaz veya pek nadir reddolunur: Bunlar ezan okunurken yapılan dua ile savaş anında düşmanla boğaz boğaza gelindiği sırada yapılan duadır."

Sabret Can ;üzülme sevmeyen gitsin.Niçin ağlarsın?Dua et Rabbim seni terketmesin.İşte O terkederse sen gerçekten bitersin...!

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Eğer bir gün dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa
Rabbine dönüp:
“Benim çok büyük bir derdim var”
deme!
Derdine dönüp:
......“Benim çok büyük bir Rabbim var”
de!

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Dua ve ibadet insanı içkiden soğutuyor

Müslüman olmayan bir ülkede yapılan 4 ayrı bilimsel çalışma ile insanların daha çok dua ve ibadete ettikçe daha az alkole ihtiyacı duyduklarını ve alkolle bağlantılı problemleri daha az yaşadıklarını tespit edildi.

Bir Müslüman ülke için malumun ilanı gibi gelebilir bu cümle. Ancak, bu bilimsel çalışmanın ulaşıldığı sonuç ve çalışmanın yapıldığı yer yüzde 98’i Müslüman olmayan bir ülke.

Bağımlılık Davranışları Psikolojisi dergisinin 2010 Haziran sayısında sonuçları yayınlanan bilimsel araştırmaya göre, dua ve ibadet ile alkol bağımlılığı arasında ters orantı var.

Bilimsel sonuç: Dua ve ibadet eden alkolden soğuyor

1758 kişi üzerinde yapılan 4 ayrı bilimsel çalışmanın sonuçları, insanların daha çok dua ve ibadete ettikçe daha az alkol ihtiyacı duydukları ve alkolle bağlantılı problemleri daha az yaşadıkları tespit edildi. Tabii ki ibadet ve duası çok olanın daha az alkole meyilli olacağı bir gerçek. Ancak söz konusu araştırmada bilimadamları rastgele seçilmiş alkol tüketimi ortalamanın üstünde kişilerden, alkolle ilgili hiçbir talepte bulunulmadan belli bir süre istikrarlı olarak ibadet ve duaya zaman ayırmasını istedikleri grubun, 4 hafta içinde dua ve ibadet talebi bulunulmayan gruba göre çok belirgin şekilde alkol tüketimini azalttığını belirledi. 

İslamın aksine Hıristiyanlık ve Yahudilikte kati bir alkol yasağı bulunmuyor. ABD’de birkaç küçük protestan grubu ve Mormonlar dışında alkol, dini yasaklardan birinin konusu olarak görülmüyor. 

824 kişi üzerinde yapılan ilk araştırma, dua ve ibadet sıklığı arttıkça alkol tüketiminin ve alkolle ilgili problemlerin azaldığını belirledi.

702 kişi üzerinde yapılan ikinci araştırmada ise ibadet ve alkol tüketimi arasındaki ilişkinin uzun süreli sonuçları tespit edildi.

117 kişi üzerinde yapılan 3’ncü araştırmada ise ibadet sıklığı ile alkol tüketimi arasındaki bağ araştırıldı. Hergün düzenli olarak belli saatlerde ibadet etmeleri istenen deneklerin alkol tüketiminin kendiliğinden 4 haftada yarı yarıya azaldığı belirlendi.

115 kişi üzerinde yapılan bir başka araştırma da üçüncü araştırma ile nerdeyse aynı oranlara sahip bilimsel sonuçlar elde edildi.

Çalışmanın alkolizm problemini derinden yaşayan toplumlar ve kişiler için umut ışığı olduğuna dikkat çekiliyor.

Ey insan! Yalnızlıktan, şikayet etme sakın..! Öyle bir dostun var ki; şah damarından daha yakın
.
KAYNAK: Nathaniel M. Lambert, Frank D. Fincham, Loren D. Marks and Tyler F. Stillman; Psychology of Addictive Behaviors; Volume 24, Issue 2, June 2010, Sayfa 209-219; Invocations and Intoxication: Does Prayer Decrease Alcohol Consumption?

(Haber 7)

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

BİR DUÂ

Allah’ım, baktığımda ibret almayı, sustuğumda düşünmeyi, konuştuğumda ise Seni anmayı nasip et bana.

Yemenli bir Allah dostu

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
19. Duanın Kabulü: Sıkıntıya düşenlerden dilediğini kurtarması, Allah'ın süregelen bir kanunudur. Kafir de olsa, sıkıntıya düştüğünde kalbinden Allah'a yönelerek dua eden kişiye Allah yardım edebilir. Başından bu tür olaylar geçmiş kişilerin anlattıkları anılar, bu yardımı açıklar. Başından bu tür olaylar geçmemiş tek kişi göstermek zordur. Ben, sen, o... Her gün olagelen yüzlerce olaydan size birkaç tanesini örnek olarak anlatalım: Bunlar, kişinin yalnız olmadığını, korunmaya layık olduğunu ve sıkıntıda Allah'ın onu koruduğunu gösterir. Elemli bir kalple Allah'a yönelenin ve O'ndan yardım isteyenin duasının kabul edildiğini gösterir. Allah'ın kişiyi yalnız bırakmasından daha büyük felaket olabilir mi? Bu tür olaylarda insan, Allah'ın kudretinin eserlerini ve duasını kabul edişini müşahede eder. Bu tür olayların hepsi Allah'ın varlığına delildir... Bu konu ile ilgili birkaç olay anlatalım:

a) 1 Ekim 1944 tarihli R.Digest adlı bağımsız dergide şu başlık vardır: "İbadet ve duaya inanmıyor musunuz?" "Duanın etkisine ve inkar edilmez gücüne bugün artık inanıyoruz. Sıkıntı ve dehşet karşısında insanların kendileri dışında yüce bir güce yönelmeleri garipsenemez. Asıl garipsenecek şey, böyle bir durumun yadırganmasıdır. Korkunç bir anı gördüğümüzde biz de aynısını yaparız..." Major Allan Landberg -New Jersey doğumlu- Avustralya civarında denizde dokuz arkadaşıyla birlikte uçarken düştüklerini ve başlarına gelenleri şöyle anlatıyor: İki kauçuk sala binme ve kurtulma ümidi arama ihtimalimiz vardı ama yapmadık. Çünkü yanımızda ne ekmek ne de su kalmamıştı. Bütün havacılar endişe içindeydiler. Uçağın geri savunmacısı çavuş "Albert Herhander" dua ediyor ve biz de ona iştirak ediyorduk. Yakıcı güneş altında başımıza gelecekleri bekliyorduk. Dudaklarımız çatladı, dilimiz şişti. Duasına devam eden "Albert" ile duaya bile mecalimiz kalmadı. Üç gün sonra akşam üzeri bir karaltı gördük. Sonra yaklaşınca gözlerimize inanamadık. Bunlar, çırılçıplak Avustralya yerlileriydi. Siyah derili, kıvırcık saçlı bu adamlar, mercan avlamak için geldiklerini, yollarının burası olmadığını, kendilerini bu yöne meçhul bir etkenin sevkettiğini, buna da hayret ettiklerini söylediler. Böylece kurtulmuştuk.

b) Şam Radyosu, 10.1.1965 yılında öğleden sonra saat 2.45'te, İngiltere'de yayınlanan bir tıp dergisine dayanan bir yayın yapıyordu. Sözkonusu dergi, olayı bizzat yaşayan doktorun imzasıyla hadiseyi yayınlamıştı. Müzmin bir hastalıktan dolayı hastanede tam 13 yıl yatan genç adam bu süre içinde yapılan tüm tedaviler sonuçsuz kaldığı için doktorlar usanmışlardı. Olayı nakleden doktor, hastayı son defa muayene etmiş, ümit olmadığını görmüştü. Çaresizlik içinde hasta doktora: - Ümit yok değil mi doktor? diye sordu. Doktor: - Ümit artık yalnızca göktedir. Duayı dene. Dua etmeyi biliyor musun? Hastalığı on üç yıl devam eden genç, ilk olarak dua ediyordu. Bir hafta sonra hastasını ziyaret eden doktor, onu rahat ve iyileşmiş olarak buldu. Doktorların bir türlü altedemedikleri hastalığın geçmiş olduğunu hayretler içinde gördü.

c) 1951-1954 yılı Süveyş Kanalı gerilla saldırılarına katılan bir Mısır'lı genç anlatıyor. Üç gerilla olarak stratejik bir alandan geçen bir demiryolunu havaya uçurmak için yola çıkmışlardı. Gece aydınlıktı. Gökyüzü berraktı ve çok uzaktan farkedilebilirlerdi. Düşman bunları görüp ateş açabilirdi. Arkadaşlarından biri ellerini açıp "Allah'ım bize bulut gönder" deyince, biraz sonra nereden geldiği belli olmayan bir bulut gelip etrafı karanlığa boğdu ve ayın önünü kapattı. Planladıkları harekatı başarıp, sağ-salim geri döndüler. Üç düşman devletin Mısır'a hücumu sırasında olanları her birimiz işitmişizdir. Portsaid kenti alevler içinde yanarken halk içten dua etmiş, bunun üzerine yağmur yağarak bütün yangınları söndürmüştü. Bütün bunlar halkın konuştuğu günlük meselelerdir.

Bu konuda başından bir olay geçmemiş tek müslüman yoktur. Bütün imkanlar ortadan kalkınca, çaresiz olarak Allah'a sığınır. O zaman da dua kabul olunur ve sıkıntı giderilir. Bunun en belirgin örneği, kuraklık anında çıkılan yağmur duasıdır. Tabiidir ki bunun tevbe, namaz ve dua gibi yapılması gerekli rükünleri de vardır. Resulullah(sav)'den günümüze kadar insanlar bu hususta birçok olay nakletmiştir ve birçok kişi de kabul edilen dualarını anlatmaktadırlar. Tarihçi eleştirmenlere rağmen bu tür olayların varlığı ve devam etmekte oluşu sürekli olarak anlatılagelmektedir. Duanın kabulü belgesi, şartları vuku buldukça sürekli bir biçimde olagelmektedir, ve olacaktır. Bunların hepsi, dua edenlerin dualarını işiten ve kabul eden yüce bir varlığın bulunduğuna işaret eder. Bu varlık, müslüman ya da kafir, kim olursa olsun, dua edenin duasını kabul eder. İhtiyaç halindeki bir müslümanın duası her türlü ahvalde kabul edilir. Ve tabii duanın kabulü onun hayrına idiyse... 20. Elektron Hareketi: Hareket halindeki herşey belli bir zamanda ve mekanda başlayan hareketle bu eylemine başlamıştır. Bütün elektron ve kütleler dairevi bir hareket halindedirler. Her elektron ve kütlenin de bu hareketinin belirli bir zamanda ve mekanda başlaması gerekmektedir. O halde bu başlangıç noktası bize varlıkların başlangıç anını yani yaratılma zamanını verecektir. Bu düşünceden hareketle kainatın bir yaratıcı tarafından belli bir zamanda yaratılmış olduğu sonucuna ulaşırız. Bu ise yoktan yaratmadır. Yoksa hiçbir şey kendiliğinden yoktan var olmaz.
-----------------------------------------------------
Üzülme! İstediğin bir şey olmuyorsa, ya daha iyisi olacağı için; ya da gerçekten de olmaması, gerektiği için olmuyordur.Hz.MEVLANA
-------------------------------------------------------     "Murat Göğebakan, kanseri yendi. Şimdi binlerce kanser hastası, bunu nasıl başardığını merak ediyor. Ama o çok öfkeli. Fransız golcü Thierry Henry'i diline dolamış. Onun kadar olamadık diyor. Peki ama neden?
 
Ersin Çelik'in röportajı

Hastalığıyla birlikte ülke insanı tarafından ne kadar sevildiği de ortaya çıkan Rock müziğinin güçlü sesi, 7 ayda dua yağmuruna tutuldu adeta. O da zaten hep buna değindi. Açıklamalarında sağlığına kavuşması için yapılan dualardan bahsetti. Fiziken kötü olsa da kötü günler geçirse de ruhundaki "iyiliği" ön palan çıkardı.

Medya yalan yanlış bilgi verir, insanlar panikler düşüncesiyle kendi haber ağını kurup, facebook'dan kendi haberlerini yayınladı. 

Sabrın, azmin, mücadelenin ve mutlak bağlılığın birleştiği isim olan Murat Göğebakan'ı, Beykoz'daki evinde ziyaret ettik. Geçmiş olsun ziyaretemizde, taburcu olduktan sonra yazılı basından ilk olarak Haber 7'ye konuşan ünlü sanatçı, başarılı geçen tedavisinin ilginç "püf noktalarını" anlattı.

Laf döndü dolandı hep; sabra, inanca ve mutlak itaate geldi. Göğebakan, Eyüp Peygameri örnek alıp, onun 7 yıllık çileli dönemini 7 ayda derinlemesine irdelemiş. "İdolüm oydu" diyor ve ekliyor; "Ama onun çektiklerinin binde birini çekmedim."

"Param olmasaydı tedavim böyle sonuçlanamazdı" diyen sanatcının ilk işi kanserli hastalara kucak açacak bir vakıf kurmak olmuş. Laila ve Reina'cılara sert tepki gösteren Göğebakan, İngilitere'deki futbolcuların hassasiyetine değinip, Fransız golcü Thierry Henr'yden örnekler verdi.

Tedavi sürecinde Göğebakan'ın karşılaştığı ilginç olaylar da yok değil. Kaplumbağa kanı içmesi tavsiyesi ve doktoruna teklif edilen rüşvet mesela...

Peki ya başarılı tedavideki etkenler nelerdi?

İşte ilgiyle okuyacağınız bir röportaj...

"KAPLUMBAĞA KANI İÇMEMİ ÖĞÜTLEDİLER"

Telaffuzu bile insanın kanını dondururken, siz kanser olduğunuzun duyulduğu ilk günden beri vakur bir duruş sergilediniz, hatta hayranlarınıza moral bile verdiniz. Nasıl bir inançtır bu?
Teslim olmak, istisnasız her şeye Yegâne sahibe teslim olmak var. O yatıyor altında. İnanç var.

Tedavide en büyük etken bu muydu?
Önce buydu. Sonra dışarıdan gelen etkenler vardı. Benim için milyonlarca insanın dua etmesi, camilerde mevlüt okutmaları, ablaların bir araya gelip benim için Yasin okumaları da çok önemli. Bir gün hiç unutmuyorum kapı çalındı içeri kimseyi almıyorlardı. Yaşlı bir teyze geldi, "Kardeşlerin senin için 500 Yasin okudu suya. Al bu suyu iç" dedi. Allah razı olsun. O bir niyettir. Halis bir niyet. Benim için okullarda dua sınıfı açıldı. İnsanlar bir araya gelip dua etti. Şimdi bu kadar olayı düşününce, bütün bunların içinden samimiyet, teslimiyet çıkar.

Peki bu sinerjiyi bekliyor muydunuz?
Tabii... Belki çok fazla medyatik biri değildim ama fazlasıyla sevildiğimi biliyordum. Herkesin dilinde vardım. Hastalığım bütün sevgiyi yer yüzüne çıkardı. Bugün bir çok hastadan, hasta yakınlarından telefon alıyorum; "Ben de kanserim, sayende moral buldum." diye. Yakını kanser olanlar umutlanıyor. İnsanlar beni örnek alıyor. Örnek gösteriyor.

Kanser hastaları çok duygusal oluyor. Nerde yeni bir tedavi yöntemi duysalar ona yöneliyorlar. Alternatif TIP ve hatta batıl şeyler bile var. Oldu mu bir eğilimiz?
Hayır asla. Yönelmedim. Her gün bana bir şeyler gönderen oldu. Hatta kambumbağa kanı dediler.
 
Kamlumbağa kanı mı? Ne yapacak mışsınız?
İçmem için herhalde. "Günah" dedim hayvana. Yazık günah. Böyle birşey olabilir mi? Kanserin tedavisini yapan, ilacını yapan doktorlar gerizekalı mı? Çok basit öyle olsa, kamlumbağa kanını kullanmazlar mı? Doktoruma para teklifi sunan bile olmuş, "Murat Göğebakan'a bunu verdik iyileşti de" diye... Daha neler neler yaşadım.  

YA BIRAKMASAYDI...
Tedavinin bu kadar kısa sürüp, iyileşmemdeki etkenlerden biri de sigarayı üç yıl önce bırakmış olmam ve ağzıma hiç alkol koymamam. Doktorum üstüne basa basa söyledi. Ciğerlerimin tedaviye cevap vermesinin en büyük etkeni sigara içmememmiş. Allah'a şükür bırakmıştım. Eğer bırakmasam tedavi sürecim ikiye katlanacaktı.
Peki bu hastalık Murat Göğebakan'a neler öğretti?
Herşeyden önce sabretmeyi. Küçücük bir odada kaçgün geçirilir ki? Bir gün, iki gün en fazla. Aylarca kaldım. Dışarıya çıkmam için hiç bir engel yoktu. Tutan da. Ama sabrettim.

Tedavinin bir parçası sa sabırdı yani..
Ana parçasıydı. Savunma mekanizmamı güçlendirdi. Çünkü bağışıklık sistemi çöküyor. Bağışıklık sistemin çöktüğü an savunma mekanizma dağılıyor. O zaman seni savunmaya almak zorundalar. Bu korumaya alındığın süre zarfında elinden geldiğince kendini iyi tutmak zorundasın. Çünkü kan değerlerin sıfıra yaklaşıyor. Bilerek sıfıra yaklaştırılıyor ki bir virüs varsa ortaya çıksın diye. Bunun da göstergesi ateştir. Vücut ateş yaparsa virüs yakalıyordu.


EYÜP KADAR MI ÇEKTİM?

En kritik dönemler de o dönemler miydi?
Evet. En kötü zamanlardı. 9 saat ateşimi düşürememişlerdi. En sonunda küvete sıcak buz koydular. Hiç bilmezdim sıcak buzu. Vücudumun deydiği yer yanıyordu. Ertesi gün babam ayağımı bacağımı gördü. Mosmor, kan toplamıştı. Oturduğu yerde ağlamaya başladı. ben babamı tenkit ediyordum. "Bunlar olacak sabretmemiz gerekiyor." diye ona moral versem de babam elini açıp; "Yarabbim bana evladımın acısını gösterme diye"dua etmişti...

Kanser hastasısınız. Ayaklarınız mosmor ama siz babanıza moral veriyorsunuz..
Olacak şeyler bunlar. Biz şimdi üç beş tane iğne vurulduk, üç beş de hap verdiler, Serum falan. Geçti. Bir de Eyyüb'ü düşün... Yedi yıl çekti. Biz ise yedi ay...

Örnek kişilik O muydu?
Evet onu düşündüm. Çektiği sıkıntılar idrak etmiştim daha önce. Bir çok şeyini biliyordum. Lakin tedavi sürecinde daha da derine indim. Daha da fazla araştırıp, Hazreti Eyüp'le ilgili öğrenmem gereken ne varsa öğrendim.Daha doğrusu öğrenebildiklerimi öğrendim. Sabır olayı orada devreye girdi. Zaten rivayete göre insanoğlu öldükten sonra, Allah'ın huzuruna çıkınca hep şöyle dermiş; Benim şu derdim vardı. Şöyle oldu, böyle oldum. Acılar çektim... Falan. "Eyüp kadar mı çektin?" diyecekmiş... 

Murat Göğebakan Eyüp kadar çekti mi peki?
Yok... Yalan söylerim o zaman. Ben Eyyüb'ün binde birini çekmemişimdir. Çünkü onun üzerine kurtlar düştü. Benim sadece morardı.

Peki ya zahiri yaşadıklarınız?
Çok şey yaşadım. Anlatılmayacak şeyler. Zaten anlatmak da doğru değil. Özel, çok özel hem de... Sen de dahasını sorma zaten.

"ÖLDÜ HABERİNE GÜLDÜM SADECE"

* Hac ve Umre özleminiz olduğunuzu duydum. Var mı bir planlama?
Evet. Şubat'ta inşaallah eşimle birlikte Umre'ye gidiyoruz. Regaip Kandili günü orada olacağız. Henüz eşimin haberi yok ama rezervasyonu da yaptırdım. Eşim de çok istiyordu. Ona da sürpriz olacak Artık röportajda öğrenir.

* Saydım, hastalığınızla ilgili Haber 7 olarak 20'ye yakın haber girmişiz. Yüz binlerce okunmuş ve altlarında yüzlerce yorum var. Okudunuz mu onları? 
Evet. Okudum hepsini tek tek. Sağolsunlar, hakkımda yazılanlar, dualar müthiş moral oluyordu. Hasta yatağımda internet ortamıyla bir hayli haşir neşir oldum. Tabii bir de hakkımda asılsız haber üretenler de vardı internette.

* Evet bir ara öldüğünüze dair haber yapıldı. Araştırdınız mı nerden çıkmış o haber?
Ulusal bir radyoda haber yapılmış ve hemen akabinde internete servis edilmiş. Ben içeride uyuyorum, yan oda da oğlum var. O okumuş. İrkilmiş. Aman babam görmesin üzülür diye aramış radyoyu. İnanılmaz şekilde yayılmış. Hoş olmayan şeyler oldu. Uyanınca duydum. Güldüm. Ne diyeyim.

* Hastayken yüzlerce şarkı yaptım dediniz. Albüm de yakında geliyor. Heyecanlımısınız?
Hem de nasıl. Kargaya yavrusu şahin görünür ama dopdolu bir albüm geliyor. İnşallah iyi olacak. Bir eksik kaldı. Cahit Berkay'dan almam gereken bir şarkı var. Adını vermiyeyim ama albümde olmazsa olmaz. Hatta sac ayağı. Bu akşam da onu netilendireceğiz Allah izin verirse.


"HANGİ FUTBOLCUMUZ THIERY HENRY GİBİ?"

Hastalığınız ve sağlık durumunuzla ilgili yaptığınız açıklamalarda, gündem olan toplumsal mesajlar verdiniz. Mesala "tokat yedim" lafınız...
Evet yedim. Çünkü yapmamız gerekenleri yapmadık. Cenab-ı Allah bir lütuf vermiş; Sanatcısın... Çok özel bir şey. Niye Ahmet Mehmet değil de ben. Bu bütün sanatcı arkadaşlarım için geçerli. Bir şey yap. Söz söyle, lider ol. Doğru bir şeyler yap ki insanlar seninle yürüsünler. Gelsinler.

Kendinizi cesurca eleştiriyorsunuz... Yanlışlar neydi?
Çok şey var. Yapmadık. Ya da yaptıklarımız çok azdı. Sunulanların hakkını veremedik. Tokat olayının sebebi işte bunlar. Örneği daha önce de verdim. Belki incinenler de oldu ama, bir arkadaşımızın Laila'da bir gecede harcadığı parayla, 10 insanın hayatı kurtulur. Yanlış mı? Ben bunu anlatmaya çalıştım..

Böyle bir hassasiyetin olmamasındaki sebep ne?
Bakın İngiltere'de her futbolcu kendisine misyon edinmişler. Kimisi okullara gidiyor. Kimisi yurtlara ya da çocuk esirgeme kurumlarına. Hem de haftada bir. Biz de hangi futbolcu bunu yapıyor. Henry kimsesiz çocuklara futbol öğretiyor. Bu yüzden Thierry Henry olmuş adam. Peki bizden kim gitmiş? Ancak Laila'ya gidiyoruz. Sonra da There Henry'i hayran hayran seyrediyoruz. Thierry Henry olmak kolay değil. Onun kadar olamadık. Bedel ödemek lazım. Biz ise, ne bedel ödeyeceğiz, ne tokat yiyeceğiz ne de çalışacağız. Hiç bir şey yapmayacağız ama her şeyimiz olacak. Yok böyle bir şey. Kainatta da yok. Allah'ı sevmek zor. Bedel ödemek gerekir. Çünkü O'nun seni sevmesi gibi bir mecburiyeti yok. Zorlamıyoruz. Herkes kendisini dev aynasında görüyor. Sen bir şey değilsin aslında. Sana verilen ünvan dev aynası. Aldımı onu senden bittin.

PARASI OLMAYAN KANSERLİNİN İŞİ ZOR

Bu tokat, acıttı mı iz mi bıraktı?
Acının ağrısı geçmişse acı bitmiştir. Bende izi kaldı. Buramda bir katedrel var. (Sağ göğsünü gösteriyor) Henüz çıkarılmadı. İki ayı daha var. Lakin her aynaya baktığımda o izi göreceğim. Hep yaşayacağım yani. Güzel şeyler yapmam için yönlendirecek beni.

Kanser hastalığının pahalılığından bahsettiniz. Dilim varmıyor ama bir insan fakir ve kanserse...
Yaşama şansı çok zayıf. Maalesef böyle. İşte ben de onu anlatmaya çalıştım. Bir insana sebep olalım diyorum. Deniz yıldızı hikayesinde olduğu gibi, binlercesini kurtaramasan da "işte bu kurtuldu" dersin. Bir tane kanserliyi kurtaralım. Niyetlenelim en azından. Vakıf kurmak istedim. Şu anda kurmak mümkün değilmiş. Bir abimizle görüştüm, "Ben de iki tane vakıf var, al birisi senin" dedi. Ben niyetlendim vakıf geldi bile. Bu röportaj okunurken de vakıfın faaliyete geçmiş olması lazım. Sebep olmak istersen gelir. Hazreti Ali'nin bir sözü var; Biz eğer aynı dindeysek, din kardeşiyiz. Yok değilsek, insan kardeşiyiz.

Siz lafı bir anlamda param vardı kanserden kurtulduma getiriyorsunuz...
Evet Allah'a şükür vardı. Ama inan hiç kalmadı. (Gülüyor) Bitti. Sağlık sigortam olmasına rağmen bitti. Çok çok ciddi rakamlara patladı. Bu nedenle çok paranız yoksa tedavi şansınız azalıyor. Eğer benim birikimlerim, dostlarım ve hastanenin desteği olmasaydı durum çok daha farklı olabilirdi.

Vakıf için sanat camiasından destek var mı?
Hastanedeyken bunun üzerine bayağı çalıştım. Destekler üst noktada. Ağabeylerim, sanatcı arkadaşlarım. İsim vermek doğru olmaz ama toplumun çok yakından tanıdığı, benden daha popüler isimler olacak bu projede. Nasipse bugünden itibaren, yani Cuma'dan sonra faaliyete geçireceğiz.

Haber 7


06 Aralık 2009 11:47 H.7 COM

 

Dua http://www.dailymotion.com/video/xabnbv_sami-yusuf-you-come-to-me-turkce-al_music

 

http://www.dailymotion.com/video/xagxpa_cok-guzel-bir-dua_shortfilms

 

http://www.dailymotion.com/video/x90e2s_kuranda-peygamberimizin-dualary-55_lifestyle

Türk rockunun sevilen sesi Murat Göğebakan'dan müjdeli haber... Mayıstan beri kan kanseri tedavisi gören şarkıcı, sağlık durumunda gözlenen iyileşmeler üzerine taburcu edildi. Sanatçı, dualarını eksik etmeyen sevenlerini unutmadı

 

sanatçı, "Hayranlarımın duası sayesinde hayata döndüm." diye konuştu. Grip olduğunu düşünerek hastaneye gittiğinde kanser teşhisi konulan sanatçı, hastalığının imtihan olduğunu bu nedenle de ümitsizliğe kapılmadığını söylemişti. Hüseyin Saffet Beköz, "Hastamız tedaviye çok olumlu cevap verdi. Bu nedenle son kemik iliği biyopsisinde kansere rastlanmadı. Şu anda sanatçının kan değerleri sağlıklı bir insanın değerleriyle tamamen ayrı durumda." ifadelerini kullandı.

 

 

Murat Göğebakan sağlığına kavuştu

Zaman

 
 
DUAMIZA CEVAP VERİLİR Mİ?
 
Kıl beni ey namaz
  
 Cenazeme gelir misin?
 
Okullrdaki bilimler :Allah ı nasıl anlatıyor?
 
Namaz ancak bu kadar fızel anlatılır:
 
Ol der OLUVERİR
 
 
NAMAZI  TAVSİYE EDEN İSVİÇRELİ İLAÇ FİRMASI
    Prosidan  Kapsül

DUA'nın  maddi faydası bile  var, Devamı için Tıkla

 

    
İbadet ve sağlık -
Sadece ahirette işe yaramıyor :)) -
        Misvak !
                                                                    Yahudi versiyonu
                                  Yerli Marka

                                                         

                
                                   

                                         

                                       

 

 

Bu haber 1441 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

İBADETİN TANIMI ÇEŞİTLERİ VE ÖNEMİ

GÜNLÜK HAYATTA KULLANILAN DİNİ KAVRAMLAR

GÜNLÜK HAYATTA KULLANILAN DİNİ KAVRAMLAR GÜNLÜK HAYATTA KULLANILAN DİNİ KAVRAMLAR

BİR PİRİNÇ TANESİ NE ANLAMLAR TAŞIYOR?

BİR PİRİNÇ TANESİ NE ANLAMLAR TAŞIYOR? BİR PİRİNÇ TANESİ VE İSRAF

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

ATATÜRK VE DİN

GALERİ

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 63
Haber 1090
Yorum 115
Haber Okuma 2045289
Editör 12


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi