BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
MATBAA TÜRKİYE YE DİNİ SEBEPLERDEN DOLAYI MI GEÇ GELDİ?

MATBAA TÜRKİYE YE DİNİ SEBEPLERDEN DOLAYI MI GEÇ GELDİ?

Tarih 05/Kasım/2010, 19:51 Editör BİLGE BİLGE

http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&aid=5757

Matbaa, türkiye'ye dinî sebeblerden dolayı mı geç geldi?

Ey bir ailene dahi hükmedenmeyen ilerici ! 3 Kıtaya 7 Denize Hükmeden Ecdadım mı gerici!!


Yakın zamana kadar tarihte matbaayı ilk kullanan miletin Çinliler olduğu yolunda yaygın bir kanaat vardır. Halbuki son araştırmalarda elde edilen bulgular, matbaayı Çinliler’in keşfetmediklerini, bunu Uygur Türkleri’nden alarak geliştirdiklerini ortaya koymuştur.

Paris’teki Bibliotheque Nationale’de Milâdî 9. asırdan kalma bir takım basılı Uygur metinleri vardır. Bu metinler, dinî mahiyettedirler. (1)

İngiliz bilgini Carter de, dünyada var olan en eski matbaa harflerinin Uygur dilinde olduğunu savunmuştur. Bunlar, sert, dayanıklı ağaçtan yapılmış ve hareket ederek basım yapan harflerdir. (2)

Türkler tahta harflerden dizgi usulü ile baskı yaptıkları sırada Çinliler, ancak blok baskıyı biliyorlardı. Yani, basılacak metin yekpâre bir blok üzerine kazınıp basılıyordu. Bu yüzden genellikle baskı işlerini Türkler’e sipariş vererek yaptırdıkları sanılmaktadır. Türkler’in oturduğu bölgelerde bulunan Çin dilinde yapılmış çeşitli baskılar, bunu göstermektedir (3)

Çinliler daha sonra Türkler’den dizgi usulünü öğrendiler. Bunu geliştirerek, ilk defa 1041’de tahta harfler yerine demir harfler kullanmaya başladılar (4).

Matbaa, Batı’dan Önce İslâm Âleminde Kullanılmıştır.
Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri’nin bulup Çinliler’in geliştirdiği matbaacılık, daha sonra İslâm âleminde kullanılmaya başlanmıştır.

Matbaanın Avrupa’ya geçmesi ise, Haçlı seferleri yolu ile ve Endülüs İslâm Devleti kanalı ile olmuştur. Prof. Risler, “La Civilisation Arabe” adlı eserinin 171. sayfasında şöyle demektedir:

“Kumaşların üstüne tahta kalıpları basma usûlünü Haçlılar’ın Mısır’da öğrendikleri ve Mısırlılar’ın çoktan beri vâkıf oldukları bu san’atın da Avrupa’da matbaacılığın teşekkülüne sebep olduğu muhakkaktır. O sırada aynı san’at Endülüs’te çok ileri gitmişti.

Kurtuba’da 3. Abdurrahman’ın kâtibi, resmî vesikaları henüz mekanizması keşfedilmemiş olan ibtidaî bir matbaa sayesinde teksir ediyordu” (5).

Prof. Dr. Philip K. Hitti de, aynı hususu te’yid eder. D. Sigrid Hunke, bu matbaada sadece resmî evrakların değil, para ve diğer kâğıtların da basıldığını söyler (6)

Matbaacılığın Batı’da Gelişmesi

Dizgi yoluyla baskıyı, Batı’da bir meslek şeklinde ilk kullanan Gutenberg’dir. Bu yüzden yanlış olarak matbaanın mucidi sayılmıştır.

Gutenberg, 1400 yılında Meinz’de doğmuş, 1444 yılında yine Meinz’de kurşun ve kalay karışımından harfler dökmeye başlamış, 1450 yılında da ilk matbaasını kurmuştur.

Bundan sonra matbaa Avrupa’da hızla yayıldı. 1470’de Köln’de ve daha sonra Almanya’nın bütün şehirlerinde matbaalar açıldı. İtalya’da ilk matbaa 1465 yılında; Fransa’da 1470 yılında, Londra’da da 1477 yılında açıldı. İngilizler, 1639 yılında da matbaayı Amerika’ya götürdüler (7).

Osmanlı’da İlk Matbaa

Osmanlı Türkleri XV. yüzyılda İtalya’da basılan Arapça ve Farsça bazı kitapları görmüşlerdi.
İstanbul’da ilk matbaayı 1492 yılında Yahudiler açtılar. Bu matbaada İbranice eserler, Tevrat, dilbilgisi, tarih kitapları basılırdı.

Yahudiler’den sonra matbaacılığa Ermeniler el attılar.

Osmanlı uyruklu Ermeniler, 1565-1923 yılları arasında 194 matbaa açmış, 598 gazete ve dergi çıkarmış, 4000’i aşkın da kitap basmışlardı (8).

Maksurîzâde, Netaicü’l-Vukuat adlı eserinde, 1587 yılında Sultan 3. Murad’ın Arapça yazılarla kitap bastırmak ve gümrük ödemeden böyle eserleri Türkiye’ye sokup satmak hususunda bir yabancıya ferman verdiğini belirtti.

İlk Türk Matbaasının Açılması

Sultan 3. Ahmed devrinde, Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa tarafından Fransa’ya gönderilen Sait Mehmet Efendi, Paris’te matbaacılığı yakından inceleme imkânı bulmuştu. 28. Çelebi Mehmed’in oğlu olan Said Mehmet Efendi, matbaanın sağladığı faydaları yerinde görüp öğrenince, yurda dönüşünde bu konu ile ilgili bazı çalışma ve temaslara başladı. Konuya yabancı olmayan Macar asıllı İbrahim Müteferrika adlı zat da (1674-1742) bu çalışmalara katıldı.

Nihayet, Mehmed Said Efendi ile İbrahim Müteferrika, birlikte yazdıkları bir dilekçeyi devrin sadrazamı Nevşehirli İbrahim Paşa’ya sundular. Dilekçede, baskı yoluyla fakir öğrencilere ucuza, hatasız kitap te’min edilebileceği izah ediliyordu. Bu büyük yeniliğe eskiden beri taraftar olan sadrazam, kurdurttuğu bir komisyona, teklifi inceletti. Şeyhü’l-İslâm Abdullah Efendi’nin de verdiği müsbet fetva ile, artık matbaanın kurulmasına hiç bir mani kalmamış oluyordu.

Sultan 3. Ahmed, 1726 tarihinde neşrettiği bir ferman ile Şeyhü’l-İslâm’ın fetvasına dayanarak gerekli izni verdi. Gerekli izni alan İbrahim Müteferrika, matbaasını, Sultanahmed semtindeki kendi sokağında açtı. Dârü’t-Tıbaatı’l-Ma’mure adı verilen bu matbaada ilk basılan eser, bir sözlük idi. İsmail Cevherî adlı bir âlimin yazdığı “Sihah-ı Cevheri” adlı eseri, Vanlı Mehmed Efendi Osmanlıca’ya tercüme etmişti. Gerekli görüşmelerden sonra, bu kıymetli eserin Kitab-ı Lügat-ı Vankulu adı altında basılarak yayınlanmasına karar verildi.

Türk Matbaacılığının Gecikme Sebebi Dini mi?

Matbaacılığın 15. yüzyıl ortalarında Avrupa’da yayılmasına rağmen Osmanlı’da 1727’ye kadar gecikmesinin en mühim sebebi; gerek İstanbul’da gerek taşrada hattatlıkla geçinenlerin çok büyük bir sayıya ulaşmasından kaynaklanmaktadır. Yani sebep büyük ölçüde ekonomiktir. Mes’elelerin bazı çevrelerce iddia edildiği gibi gericilikle, yobazlıkla bir ilgisi yoktur.

Osmanlı Askerî Kuruluşunu Avrupa’da tanıtan Kont Marsigli, kendisinin İstanbul’da bulunduğu zaman şehirde 90 bin hattat’ın olduğunu söyler. Yani 90 bin ailenin el yazısı ile geçinmesi söz konusudur. Padişahlar, bu kadar insanı işsiz bırakmanın sosyal ve ekonomik bazı buhranlara yol açmasından çekindikleri için, yerli matbaalara izin vermemiştir.

Matbaacılığın birden kabûlü, böyle büyük bir zümreyi işsiz bırakmak demekti. Bu yüzden ilk Türk matbaasının açılmasına izin verilirken, dinî eser basmamak kaydı konulmuştu.

Zaten, Avrupa’da basılmış Türkçe, Arapça ve Acemce eserlerin 3. Murad devrinden itibaren, padişah fermanı ile Türk piyasasında arzedilmesi de, mes’elenin taassupla bir ilgisi olmadığını apaçık göstermektedir.
Matbaacılığın geç girdiği başka devletler de vardır (9).

Yukarıda belirttiğimiz ekonomik sebepten ayrı olarak şu 2 endişenin de Türk matbaacılığının gecikmesinde bir ölçüde rol sahibi olduğu ileri sürülmüştür:

1— Dinî kitapların baskı sırasında gerekli saygıyı görmemesi endişesi...
2— Yazma kitapların san’at değeri ve estetik güzelliği yanında, basılı eserlerin rağbet bulmama endişesi... Nitekim ilk zamanlar, basılmış eserler daha ucuz ve hatasız olduğu halde, pahalı yazma nüshalar, onlara tercih edilmiştir...

(1) İ. Hami Danişmend, Tarihi Hakikatler, I.17.
(2) Bilim ve Teknik, Sayı:145, s.34.
(3) Yıllarboyu Tarih, Eylül, 1979, s.6.
(4) a.g.e.
(5) Müslüman İlim Öncüleri Ansiklopedisi, s.146.
(6) a.g.e.
(7) Yıllar Boyu Tarih, Eylül 1979, s.6.
(8) Yıllar Boyu Tarih, Eylül 1979, s.7; Mart 1980, s. 48.
(9) Tarihi Hakikatler, I, s.579.

Okunma Sayısı : 7677

Bu haber 2458 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

SORULANLARA CEVAPLAR

KUR'AN DA BAŞÖRTÜSÜ VAR MI? (Nur, 31)

KUR'AN DA BAŞÖRTÜSÜ VAR MI? (Nur, 31) KUR'AN DA BAŞÖRTÜSÜ VAR MI?

REENKARNASYON OLABİLİR Mİ?

REENKARNASYON OLABİLİR Mİ? Reenkarnasyon (Ruh Göçü/Tenasüh) Mümkün müdür?

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

ATATÜRK VE DİN

GALERİ

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 63
Haber 1057
Yorum 115
Haber Okuma 1914895
Editör 12


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi