BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SÜNNET İN (2) ÖNEMİ VE DİNDEKİ YERİ 12 ü3

SÜNNET İN (2) ÖNEMİ VE DİNDEKİ YERİ 12 ü3

Tarih 09/Nisan/2011, 12:26 Editör BİLGE BİLGE

Sünnetin önemi

SÜNNETİN ÖNEMİ:

   Kur'ân ve Hadislerde Sünnetin Önemi

       Sünnet, Kur'ân-ı Kerim'le birlikte İslâm'ın iki temel direğinden biridir ve sünnet olmadan, hadis olmadan İslâm düşünülemez. Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) söz, fiil ve takrîrlerinden oluşan sünnet, daha Efendimiz zamanında zihinlere, hafızalara ve kalblere nakşolmuş, ayrıca yazıya da geçmiştir. Sahabe-i kiram, büyük bir titizlikle sünnete uymuş, hayatını sünnete göre düzenlemiş,(uydurma ve değişme olmamasına kanıttır)sünneti muhafaza etmiş ve hiçbir fazlalık ve eksikliğe meydan vermeden sonraki nesle nakletmiştir. Dönemlerindeki fitne ateşleri sebebiyle hayatlarını zühd ve takva üzerinde İslâm'a ve İslâm'ın iki temeli olan Kur'ân ve Sünnete adayan tâbiînin(Sonraki nesil), sayıları binleri aşan dev imamları(Önderleri ,bilginleri), Kur'ân gibi Sünnete de sahip çıkmış ve karıştırmadan, bulandırmadan onu, kendilerinden sonraki nesle intikal ettirmişlerdir. Bu üç nesil, yani sahabe, tâbiîn(Peygamberden sonraki nesil) ve tebe‑i tâbiîn(Peygamberden iki sonraki nesil), Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) mübarek ifadeleriyle, Efendimiz'den (sallallâhu aleyhi ve sellem) sonra gelecek insanların en hayırlılarını teşkil etmektedirler.[1]

Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyuruyorlar:فَإِنَّ خَيْرَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللّٰهِ وَخَيْرُ الْهَدْىِ هَدْىُ مُحَمَّدٍ، وَشَرُّ اْلأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا وَكُلُّ بِدْعَةٍ ضَلاَلَةٌ "Sözlerin en hayırlısı, Allah'ın kitabı Kur'ân'dır; tutulup gidilecek yolların en hayırlısı da Muhammed'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) yoludur, sünnetidir. İşlerin en şerlisi, sünnete muhalif olarak, sonradan ortaya çıkarılanlardır. Her bid'at da dalâlettir(Doğru yoldan ayrılmadır)."[2]

         "Benimle ümmetimin misali ateş yakan adamın misali gibidir ki; hayvanlar ve kelebekler ateşin içine düşmeye başlarlar. Ben (ateşe düşmemeniz için) eteklerinizden tutuyorum; sizse onun içine atılıyorsunuz."[4]Ve yine Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor: ا "Sakın herhangi birinizi koltuğuna gerilip oturmuş ve kendisine emir veya nehiylerimden biri gelir de 'Biz, onu bilmeyiz; (Allah'ın kitabı var. Sünnet diye bir şey bilmeyiz.) Kitabullah'ta ne varsa, ona uyarız.' diyor olarak bulmayayım (dediğini duymayayım.)"[5]

         Ebû Dâvûd'un rivayetinde, yukarıdaki hadisin üstünde şunu da görüyoruz: "Dikkat edin! Şüphesiz bana Kitab verildi ve Kitab'la beraber onun bir misli daha verildi." Yani bana sünnet de verildi.Ve yine Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor:

         Benden"            sonra yaşayanlar, pek çok ihtilâf(ayrılık)) ve herc ü merc(karışıklık)) görecekler. Size sünnetimi ve doğruya götüren Râşid Halifelerin yolunu, sünnetini tavsiye ederim. Siz ona sımsıkı sarılın! Dişlerinizle sımsıkı tutunun sünnetime ve râşid halifelerin sünnetine! Sakının; sonradan çıkma işlerden sakının! Çünkü, her sonradan çıkma, bid'at, her bid'at da dalâlettir."[6]

         Diğer birَ bir hadiste

"Size iki şey bırakıyorum ki, onlara tutunduğunuz müddetçe asla dalâlete düşmezsiniz: Allah'ın kitabı ve Peygamberi'nin sünneti."[7]

      Sünnetin Yorumlanması:Sünnetle ilgili geçmişte yapılmış olan yorumlar,döneminin düşünce ve toplum yapısını yansıttığından,bunların günümüzde de geçerli olması,-bazı istisnalar hariç- genelde mümkün değildir.Değişen şart ve ihtiyaçlara uygun olarak nasıl her asırda Kuran yeniden yorumlanmış,yeni yeni tefsirler yazılmışsa,aynı şekilde sünnetinde daima yeniden yorumlanması gerekir.

    Yine hadis/sünnet eğitimine baktığımızda genelde verilen hadis eğitiminin pek çoğu öğrenciler açısından günlük hayatta uygulanma imkanı bulunmayan bilgilerdir.Yani Sünnet-Siret “yaşanması gereken bir olgu olarak değilde bilinmesi gereken bir malumat/bilgi olarak algılanmaktadır.

         Gerek halk düzeyinde,gerek öğrenciler üzerinde yapılan gözlemlere göre sünnet denince ilk akla gelenler genelde;namazın sünnetleri,sünnet olmak, gümüş-akik yüzük, yemeğe tuzla başlamak,sakal bırakmak vb…anlaşılıyor.. insanların pek çok sünnetten habersiz olduklarını,sonrada bunları terk ettiklerini , ayakkabıyla namaz kılmanın da unutulan sünnetlerden olduğunu hadisleri zikrederek,bir sünneti ihyaya çalışmaktadır.                                                                                                                                                                                                                                                                .         a)Sünneti bir model,yaşayış tarzı ve dünya görüşü olarak değil,mücerret/soyut bir delil olarak algılama alışkanlığıdır.

          b)Geçmişte yaşamış olan İslam alimlerinin seviyelerini erişilmez kabul edip,onların geliştirdikleri tanımlardan daha iyilerini yapamayacağımız düşüncesi.Ancak bu tür bir anlayışın İslam ı dondurmak  ve hatta tabir caizse geleneği kutsallaştırmak anlamına gelmektedir.Şu asla unutulmamalıdır ki,İslam ın her zaman ve her mekanda geçerli olabilmesi,onun değişen şartlara ve değişen yorumlara açık olmasıyla mümkündür. ”ictihat” adını da verebileceğimiz bu önemli prensip ne yazık ki uygulamadan kaldırılmıştır..

           c)Uygun zemin bulunamayışı.Genelde yenilikçi bir mahiyet arzeden her teşebbüs birtakım tepkilerle karşılaşır.Yeni olan her şeye sırf yeni olduğu için karşı çıkmak yanlıştır.Ancak özellikle halk kitleleri bu şekilde düşünmek yerine,mevcut düşünce ve anlayışları adeta dinini müdafaa edercesine savunma cihetine gitmiş ,kendisinin sahip olduğu inanç,düşünce ve anlayışların–bunlar Kuran ve sünnetten uzak,bidat ve hurafelerle dolu dahi olsa-dışına çıkan her düşünceyi sapıklık delalet veya günümüzün yaygın deyimiyle “dinde reformculuk” olarak damgalama eğilimi göstermiştir.

     Yeni bir sünnet anlayışı getirmeye çalışanlak,tepkilere sebep olmuş ve dini yeniden yorumlayanlar zaman zaman baskı görmüşlerdir. Hanefi Mezhebinin yorumcusu (yürüyen kütüphane)İmam-ı Azam Ebu Hanife ,Maliki mezhebinin yorumcusu işkencelere tabi tutulan İmam Ahmet b.Hanbeli ve  hapse atılan ünlü Müslüman düşünür ve bilgin İbn. Teymiye yi örnek verebiliriz.

 

     2- Hz. Peygamberin Kuranı Açıklamakla Yükümlü Olduğuna Dair Ayetler:

İbrahim 4:Biz her peygamberi mutlaka kavminin diliyle gönderdik ki,onlara(kendilerine indirileni) açıklasın.

Nahl 44:  Sana da zikri(Kuranı) indirdik ki,kendilerine indirileni insanlara açıklayasın,tâ ki düşünüp öğüt alsınlar.”

olabileceği gibi,kelime anlamı açık olduğu halde,uygulama ile ilgili bir takım müphem/kapalı yönleri bulunan ayetlerle de ilgili olabilir. Bu ayetlerde geçen Hz. Peygamberin Kur an ı açıklaması demek,onun Kur an metninde bulunmayan bir takım ek bilgiler ortaya koyması demektir.Mesela emir niteliğindeki bazı ayetlerin farziyet mi,tavsiye mi yoksa mubahlık mı ifade ettiğini Hz. Peygamberden öğrenilebilir.

      3- Hz. Peygamberin Helal ve Haram Kılma Yetkisine Sahip olduğuna Dair ayetler:Tevbe 29:                                                            Onlar ki ellerinde ki Tevrat ve incilde yazılı bulunan o elçiye,o ümmi peygambere uyarlar.O Peygamber ki kendilerine iyiliği emreder,onları kötülükten men eder;onlara temiz ve hoş şeyleri helal,pis ve çirkin şeyleri haram kılar;üzerlerindeki ağır yükleri ve kendilerini bağlayan bağları kaldırır.O peygambere iman edip,ona saygı gösterenler,ona yardım edenler ve ona indirilen nura tabi olanlar,işte kurtuluşa erenler onlardır." Araf 157

       Bu ayetler Allah ve Resulünün haram kıldıklarını aynen kabul etmenin zorunlu olduğunu gösterir.Burada unutulmaması gereken Hz. Peygamberde Allah’ın iradesi uyarınca bu yetkiyi kullanabilir.Allah’ın yetkisi tamamen bağımsız,Resulünün ki vahye dayalı ve ondan kaynaklanan bir yetkidir.

     Hadis-i şerifin ve sünnet-i seniyyenin Kur’ân’daki yeri

Sahih rivayetlerde, Hz. Aişe (ra) gibi sahabe-i güzîn (ra), Peygamber Efendimiz’i (asm) “O Kur’ân ahlâkı üzerine idi”1 şeklinde tarif ediyorlar. Ki, yalnız Kur’ân’ı dinleyenlere bile, şu âyet kâfî değil mi:

“Ey insanlar, size içinizden öyle bir peygamber geldi ki, sizin sıkıntıya uğramanız pek ağır gelir. O size çok düşkün, mü’minlere çok şefkatli, çok çok merhametlidir.”2

Allah ü Teâlâ (cc) Peygamber Efendimiz ve Ehl-i Beyt’i hakkında şöyle buyurmaktadır:

“De ki: Vazifem karşılığında sizden bir ücret istemiyorum; sizden istediğim, ancak akrabaya sevgi ve Ehl-i Beyt’ime muhabettir.”3

“Allah’a itaat edin, Peygambere de itaat edin; emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakının. Yüz çevirecek olursanız, bilin ki, Resûlümüzün üzerine düşen, ancak size açıkça bildirmekten ibarettir.”4

Acaba peygambere itaat nasıl olacaktır; emir ve yasakları nelerdir? Demek “sünnet”e ittibâ şarttır ve Resul-i Ekrem’in (asm) de emir ve yasakları vardır...

Her halde, “Rabbim bana edebi güzel bir sûrette ihsan etmiş, beni edeplendirmiş”5 hadis-i şerîfi, yukarıda naklettiğimiz Kur’ân’ın âyetleriyle çelişmiyor; bilâkis örtüşüyor. Şu halde sünnet-i seniye, Kur’ân’ın çizdiği sınırlar içindedir. Çünkü Kur’ân’ın tefsiridir, hayata geçirilmesi, uygulanmasıdır. Mâide Sûresi’nin, “Bugün sizin dininizi kemale erdirdim” şeklindeki 3. âyetini, “Din, Sünnet-i Seniyye ile kemâle erdirildi” diye anlamaya ne mâni var?

"Ey inananlar! And olsun ki, sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok anan kimseler için Allah Resulü en güzel örnektir."6

Evet, Allahu Teâlâ, tevile, tekellüfe, zorlamaya, yoruma hiç meydan vermeden, Resulünün en güzel bir örnek olduğunu göstermektedir.

Dipnotlar:                               

1- Sahih-i Müslim, hadîs no: 139. 2- Tevbe Sûresi, 128. 3- Şura Sûresi, 23. 4- Mâide Sûresi, 92. 5- Keşfü’l-Hafâ, 1:70. 6- Ahzâb Sûresi, 21.

13.10.2010

 

      4- Hz.Peygamberin,Müslümanların Uyması Gereken Güzel Örnek Olduğuna Dair Ayet:

   Ahzab 21:Andolsun ki,Allah’ın peygamberlerinde sizin için Allah’ı ve ahireti arzu eden ve Allah’ı çok anan kimseler için güzel bir örnek vardır.

                Mekke müşrikleri de Kuranın kendilerine peygamber aracılığı olmaksızın,doğrudan gönderilmesini defalarca istedikleri halde bu istekleri reddedilmiştir.Bunun sebebi gayet açıktır ki,insanlığın sadece kutsal bir kitaba değil,bu kitabın içeriğini kendilerine öğretecek bir öğretmene de ihtiyaç vardır.

C-Sünneti Temellendirmede İzlenilen Bazı Tartışmalı Yaklaşımlar:

Necm,3-4: ”O kendi arzu ve hevasından bir şey konuşmamaktadır,o vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir”

Ayetin ”O, kendi arzu ve hevasından bir şey konuşmamaktadır” bölümüne bakarak Peygamberin sözlerinin yani sünnetin de vahiy ürünü olduğunu söylemek son derece yanlıştır.Necm suresinin 1-18. ayetlerini bir bütün olarak değerlendirdiğimizde Kureyşlilerin “O bu Kuranı kendisi söyleyip uyduruyor” demelerine bir cevap olarak indiğini görebiliriz.Buna göre ”o kendi arzu ve hevasından bir şey konuşmamaktadır” demek,O kuranı kendi arzu ve hevasından uydurmaz demektir.Yani onun(kuran olduğunu)söylediği,Ancak Allah’tan gelen bir vahiydir.Çünkü ayetin devamında “o vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir” denmektedir.

Feth,10-“(Ey Muhammed) Sana biat edenler,aslında Allah’a biaat etmişlerdir.Allah’ın eli onların eli üzerindedir.Kim ahdini bozarsa,ancak kendi aleyhine bozmuş olur.Her kimde Allah’a verdiği sözü tutarsa,Allah ona en büyük bir mükafat verecektir” ayeti de sünneti temellendirmek amacıyla kullanılan ayetlerdendir.

S-7-Peygamberimizin İslam dini içerisindeki önemini anlatınız?

        1-Öncelikle Peygamberimizin İslam dinini yaşayabilmiş ve kurallarını uygulayabilmiş olması ,bu dinin insanlarca da yaşanabileceğini gösterir

            2-Peygamberimiz ,Kur’an daki bilgileri hayatıyla ve yaşayışıyla bizlere açıklamış öğretmiştir.Bundan dolayı,”O, yürüyen İslam” idi

            3-Peygamberimizin yaşantısı ve din konusundaki uygulamaları,İslam ın bilgi kaynakları içerisinde ,Kur’an dan sonraki 2. kaynaktır.Bu konuda Kur anda “Peygamberin emrettiğine uyun ,yasakladığından da çekinin”  /”Allah ve peygamberinin sözünü dinleyiniz”(Enfal s.20)(haşr 7)

            4-Kuran ı Kerim de “namaz kılınız ,oruç tutunuz,zekat veriniz ,ab dest alınız,”gibi Allah ın emirleri bulunur,Ancak bunların nasıl yapılacağı konusunda bilgi verilmez,bunların uygulamasını bize peygamberimiz öğretmiştir.O halde peygambersiz İslam öğretmensiz kitaba benzer . Unutarak yiyip içmek orucu bozar mı?gibi soruları peygamberimizin uygulamasıyla ancak  cevaplayabiliriz

            5-Kur’an ı Kerim bir çok konudan genel hatlarıyla bahsetmiştir Onların açıklamasını Sünnete bırakmıştır,Eğer Kur’an her şeyi açıklasaydı ciltler dolusu kitap olurdu.İste burada,Matematik öğrenen öğrencinin nasıl ki formülleri sadece bilerek öğretmen olmadan problemleri çözemeyeceği gibi ,peygamber olmadan da Kur’an anlaşılmaz.O halde Peygamber bu dinin ilk öğretmenidir.

            6-Peygamberimiz Allah ın izniyle ,bazen Kur anın değinmediği konularda dini kural koymuştur.”soğan ,sarımsak yiyen kişi, ağzındaki kokuyu gidermeden insanların yanına çıkmasın”  Gene O,”Zarara zararla karşılık verilmez” buyurarak yapılan zararların zarar vermekle karşılık alamayacağını bildirmiştir.Örneğin Arabanızı yakan kişiye aynı karşılık verilmez”/ Evlenilecekler konusunda gene O insanlığı bilgilendirmiştir.“Süt kardeşiyle evlenilmez”..

            7-Peyg.Efendimizin dinde önemini anlatan diğer ifade de Kur an da Allah, kendi ismiyle birlikte Peygamberimizin ismini beraber söylemektedir.Resûlullah:Allah ın peygamberi, Leilaha illallah muhammed en Resûlullah..gibi…

                     YERDEKİ İZLER...

               "Göklere giden yolu bulmak isteyenler, Allah’ın elçisinin yerdeki ayak izlerini takip etsin… "Selahaddin Şimşek    "

                   “BUGÜN İNSANLAR ZİHİNLERİNDE BİR MUHAMMED İMAL EDİYORLAR.”

           Peki Allah tektir derken bir  niye Muhammed üçtür dedik?  “Hz. Muhammed'in ‘âlemlerin rahmeti’ olması onun ‘Kur'an'ın Muhammedi’ olmasıyla mümkündür. Bugün bizim çocuklarımıza tanıtılan ve öğretilen ‘Muhammed’, Kur’an’ın Muhammed’i değildir” diye yazmış, bu konuda  ‘üç Muhammed ‘adlı kitabı tavsiye etmişti. Muhammed’in hayatı tek siretten oluşmuyor mu?

Muhammed dünyaya bir tane geldi ama biz onu üç tane yaptık. Yani onun imajı çok, hakikati tek. Zaten benim sorunum da onun imajıyla, onunla değil. Onu seviyorum, onu çok seviyorum, benim adım onun adı ama onun üretilmiş imajları vardır. Bu üretilmiş imajlar O,değildir. Asıl olan problem de burada doğuyor. Yani insanlar zihinlerinde bir Muhammed imal ediyorlar. Mesela bu Muhammedlerden birinin sırtında kaftan, altında taht, elinde altın asa, başında da altın taç,uçtuğu halısı vardır. Yani bu kral, bu sultan. “Bu işte Muhammed, bu!” diyor adam. Ama gerçekte Muhammed, O değildir.. “Muhammed kuru et diyen bir kadının oğludur”. Kendi öyle diyor. Senin söylediğin oluşturulmuş bir imajdır. Birinde buharlaştırılmış bir Muhammed var. Buharlaştırılmış, göklere çekilmiş bir Muhammed. Ancak göklere bakıp ıslık çalacaksın, ‘O nerede?” diyeceksin ve bay bay edeceksin. Onun için iki türlü imajdan söz ediyorum. 

“MUHAMMED'İN (SAV) MİSYONU, ‘ARA KABLOSU’ (HAŞA) DEĞİLDİR”

    İkincisi ise, yere geçirilen yani aşağılanan, ara kablosu seviyesine indirgenen Muhammed imajı. Geldi kabloyu taktı, biz vahyi download ettik, -haşa- Peygamber ara kablosu işlevi gördü, Allah çekti fişi, O da gitti. Bu ise O’na hakaretir! Muhammed aleyhissalatu vesselamın misyonu, ‘Ara kablosu’ değildir haşa. O bir modeldir, O, bir örnektir. Bu anlayış bir sapmadır. Bir de karşıda tefrik var ki, en genel sapma bu, o da nedir, aşırı yüceltme. Hıristiyanların Hz. İsa’ya yaptığını farklı bir boyuttan bizim de Allah resulüne yapıyor olmamız. İkisinin de ortak yönü şudur, hayattan dışlamadır. Yani Muhammed ile çağdaş olma şansımızı elimizden alıyor bu iki imaj.

       Oysa ki biz, Hz. Muhammed ile arkadaş olabiliriz. Hz. Muhammed ile çağdaş olabiliriz, yan yana olabiliriz. Ben çağdaş olduğum Muhammed’i çok seviyorum, ben hemen arkasından yürüdüğüm Muhammed’i çok seviyorum. Yani arkadaş ve kardeş olabileceğim Muhammed’i çok seviyorum. Zaten sahabe de arkadaş demek. Ben bu çağdan ona sahabe olunabileceğine inanıyorum. Kardeş olunabileceğine inanıyorum. Kendisi de ta yaşadığı çağdan bizim ki de dahil tüm gelecek çağlara ve kuşaklara seslenerek “kardeşlerim” dememiş miydi bizler için? Onun yaşadığı hayatın bu çağa taşınabileceğine inanıyorum. Onun örnek olduğuna inanıyorum. Üretilebilen bir şeye denir örnek diye. Üretilemeyen şey örnek gösterilemez. Allah onu örnek göstermişse, her çağda üretilebilir misyon var demektir. İşte benim itirazım üretilemez ve örnek alınamaz anlayışına götüren bu iki sapmayı, yani aşağılama ve aşırı yüceltmeci tavrı reddetmektir. Üç Muhammed dediğimin ikisi bu, üçüncüsü ise Kuran’ın tanıttığı Hz. Muhammed dir.. 

      “PEYGAMBERİMİZİ HER GÖREN SAHABE DEĞİLDİR, PEYGAMBERİMİZE ARKADAŞ OLABİLECEK ÇAPTA OLANLAR SAHABEDİR”

         Peygamberimizi her gören sahabe değildir, Peygamberimize arkadaş olabilecek çapta olanlar sahabedir” Ben de diyorum ki, “Hayır, Efendimize gözü değil, gönlü ve hayatı değen sahabedir” Bunu yaptım sadece bunun dışında sahabe hakkında Müslümanların genelinden ayrı bir düşüncem yok. 

   “CAHİLLER DİNDEN İSKONTO YAPARLAR, CAHİL SOFULAR DİNE ZAM YAPARLAR.”

     Ben bu İslam ümmetinin, dünya İslam ailemizin, büyük Müslüman ailemizin şu an hali hazırdaki durumunu kıyasıya eleştirmeyi biraz insaf dışı bulurum. Çünkü şuandaki Müslümanlar maalesef Müslümanlığa yakışmayan haller içine girebiliyorlar.Onun için anne-baba terbiyesinden yoksun. Yani birileri din adına terörizm yapıyor(Hizbul vahşet  gibi), dağa çıkıyor, ellerine silah alıyor, sağı solu dağıtıyorlar, haksız yere insan öldürüyorlar. Bunun savunulacak hiçbir tarafı yok fakat öncelikle bu aileyi kim dağıttı sorusunu yok edecek tarzda bu meseleye yaklaşmak, aslında meseleyi hakkaniyetli ve adil biçimde ele almamak demektir. 

        Bir yerde yüzü, elleri pis, üstü başı pislik içinde, burnu akmış bir çocuk var…Ve siz bu çocuğa bakıyorsunuz, “-Pis çocuk diyorsunuz, fakat arkadan birisi geliyor size, -Biliyor musunuz, bu çocuğun annesini dağa kaldırıp kötülüklere maruz kaldı, biliyor musun bu çocuğun babasını vurdular, biliyor musun bu çocuğun kardeşlerini kaçırdılar, kimisini evlat edinmek için kimisini kötü emellerine alet etmek için,” diyor. Bunu duyduğunuzda ‘Pis çocuk’ sözünü bir daha tekrar eder misiniz? Etmezsiniz. Büyük ailenizin içindeki yaramaz çocukların şu andaki durumu bu. Bunu kıyasıya eleştirmeyi ben doğru bulmuyorum. Ama İslam’ı bunlar temsil edemez: İslam’ın adalet simgesini, sembolünü zedeleyecek davranışlar gösteren Müslümanlar, İslam’ı temsil edemez. İkincisi, yerelliği ‘din’ sureti altında gösterip, geleneksel olanı ‘dindenmiş’ gibi takdim eden ve kendi tercihlerini din adı altında dayatmaya kalkanlar İslam’ı temsil edemezler. Cahiller dinden ıskonto yaparlar, cahil sofular dine zam yaparlar. İkisi de aynı. Ne cahiller, ne de cahil sofular,ne de din karşıtı olanlar dini temsil edemezler. 

  

“ŞU AN PİYASADA OLAN AKIMLAR, CENNETTEN İNSANLARI KOVALAMAKLA MEŞGULLERDİR”

       Bindiğimiz otobüsün yanlış olduğunu anladığımızda hangi cam kırma çekicine başvurmalıyız?                                                                     “Biz çıkalım aradan açıkça görünsün yaradan” diyen tasavvufi bir anlayış var mı peşinden gideceğimiz?

     Önyargıları ve aşılmaz bariyerleri hangi çekiçle kıralım? Ben derim ki: “Kuran çekici ile kıralım” Çünkü Allah’ın bu din sarayına açtığı tek kapı, Kuran kapısıdır, vahiy kapısıdır. Vahiy kapısını, bu dinin, bu binanın sahibi açmıştır. Yani bu dinin statik hesaplarında, mühendisliğinde, plan ve projesinde gerçek tek kapı, vahyin kapısıdır, diğer kapılar kaçak, çakma kapıdır. Dolayısıyla diğer kapılardan girenler, girmemiş sayılırlar, kaçak girmiş sayılırlar. Biletsiz, ruhsatsız girmiş sayılırlar. Onun için çıksınlar adam gibi, Allah’ın açtığı kapıdan girsinler. Onun için bindiğimiz dolmuşun yanlış yere gidiyor olduğunu gördüğümüzde acil çıkış camını kıracağımız çekiç, Kuran çekicidir. Vahiy çekicidir. Yalnız vahiy çekicini de doğru tutmak, doğru kullanmak lazım. Emergency penceremizi kırmak lazım yoksa yanlış yeri kırarsak zarar görürüz. 

“BU TOPRAKLARIN EN BÜYÜK PROBLEMİ, BABASININ DİNİNİ ALLAH’IN DİNİ ZANNETME PROBLEMİ.”

       Bu toprakların en büyük problemi, babasının dinini Allah’ın dini zannetme problemi. Bu çok büyük bir problem. Bu da şundan kaynaklanıyor. İnsanlar bir pantolon alacak olsalar; kapı kapı dolaşıyorlar, markasına, kumaşına, dikişine…her şeyine bakıyorlar ama bir din almaya kalktıkları zaman hiçbir şeyine bakmıyorlarsa eğer, burada söyleyeceğim tek şey, ciddiyet.Celal  bey öyle dermiş:”

:”Özgürlüğü  ilan edeceğimize, ciddiyet ilan etseydik daha iyi olurdu” dermiş, Galatasaray Lisesinin eski müdürlerinden Sakallı Celal. Onun için ben de diyorum, ciddiyet ilan etsek ara sıra, bu çok daha iyi olur. Ben Müslüman’ım, ben Yahudi’yim, ben ateistim diyene –Sen niye o sun? diye sormadan önce, -Ciddi misin? diye sormak gelir içimden. 

       Sünnet ve hadisin Kur’ân’daki yeri nedir? “Yalnızca Kur’ân’ı dinleyelim, o bize yeter!” diyenlere Kur’ân ne diyor?

Kur’ân’ın ilk ve en kapsamlı tefsiri hadis-i şerifler ve sünnet-i seniyye’dir. Âlemlerin Halık-ı Kerîm’i, Resûl-i Ekrem’i (asm) bir açıklayıcı, bir müfessir olarak tayin ettiğini Kur’ân’da meâlen şöyle beyan eder:

“Biz zikri, Kur’ân’ı sana indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni beyan edesin, açıklayasın.”1

Bu tefsir, özel ve genel tüm meseleler için geçerlidir. Kur’ân O’na indirildiyse, elbette onu tefsir edecek olan da odur. Namaz, oruç, zekât, hac gibi hükümlerin; şekil, vakit, sayı, miktar, şart, âdab ve diğer olması gereken maddelerin teferruatlı olarak açıklamasını o yapmıştır.

Meselâ ,Kur’ân, “Onun (kıyametin) şartları gelmiştir” diye ferman eder. İşte Resûl-i Ekrem (asm), çeşitli hadis-i şeriflerde “kıyamet âlâmetleri”ne “büyük ve küçük alâmetler” diye işâret edip, bunları bir bir sıralayarak bu âyeti tefsir ettiği gibi, diğer bütün müteşabih âyetleri ve Kur’ân ahlâkını tefsir eder. Demek hadis-i şerîf ve sünnet-i Seniyye, şarttır, lüzumludur, gereklidir. Onu terk eden büyük hakikatlerden mahrum olur, kaybeder. Hafife alan hasâret(hasret) sillesini yer; inkâr eden dalâlete düşer!.. Kur’ân’ın ve Nebi’nin (asm) ‘ahad’ veya ‘mütevâtir’ senetlerle aktarılmış sözleri, fiilleri ve takrirleri; itikadî ve amelî vacipleri, nafileleri, şer’î adapları, hülâsa bütün dini hükümleri ihtiva eder.

Keza,”Rabbimiz, Kendisine yapılan itaatin, peygamberine de itaat edilmesini vacip kıldığını” bildirmektedir:

“Hiçbir Peygamberi Allah’ın izniyle itaat edilmesi dışında bir sebeple göndermedik.”3

“Ey iman edenler! Allah’a ve resûlüne itaat ediniz!”4

“Kim Peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur.”5

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Resûl’üne itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine (idarecilere) de… Şayet herhangi bir şeyde tartışmaya (nizaya) düşerseniz; Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız, onu Allah’a ve Resûl’üne havâle ediniz. Bu daha hayırlı ve akıbet itibariyle daha güzeldir.”6

“Hayır! Rabbine and olsun ki onlar, aralarında vuku bulan anlaşmazlıklarda seni hakem kılmadıkça, sonra da vereceğin hükmü gönül huzuruyla kabul edip teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.”7

“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin.”8

              Resulullah’a (asm) uymak ise, Sünnet-i Seniyye’sine ittibâ etmek ve hadis-i şerîflerini dinlemekten başka nasıl olur?

Necm Sûresi’nin 4. âyetini, Peygamber Efendimizin, Kur’ân âyetlerinin dışındaki sözlerinin dahi ona vahyolunduğu şeklinde yorumlamaya ve anlamaya herhangi bir engel olmadığı gibi; sair âyetler de onu desteklemektedir. “O ancak kendisine vahyolunanı söyler.” Demek, Hatemü’l-Enbiya olan Resûl-i Ekrem’in (asm) sözleri “vahyî”dir. Ancak, sahanın uzmanları, vahyi iki kısımda değerlendirmişlerdir: Direkt bağlayıcılığı bulunan vahiy ve dolaylı yapılan vahiy.

Şu âyet ise, doğrudan doğruya sünneti tarif etmiyor mu: “Ve hiç şüphesiz sen, pek büyük bir ahlâk üzerindesin.”9

            Dipnotlar: 1- Nahl Suresi, 44. 2- Muhammed Suresi, 17. 3- Nisa Suresi, 164. 4- Enfal Suresi, 20. 5- Nisa Suresi, 80. 6- Nisa Suresi, 59. 7- Nisa Suresi, 65. 8- Tevbe Suresi, 129. 9- Kalem Suresi, 4.

 

                              SÜNNETİN ÖNEMİ:Sünnet varsa ümmet (Müslümanlık bilinciyle birleşenler:Çanakkale de şehit olan,arap,Arnavutların yaptığı birliktelik gibi..)vardır(Sünet,Müslümanları birleştiren unsurdur),sünnet yoksa ümmet yoktur.Müslümanların,iman ailesinin ortak duygu düşünce birliğidir.İşte bu birliği bozmak ve yer altı ve üstü zenginlikleri talan etmek için yabancılar ve onların akıncıları olan Oryantalistler de bu konuda  dine sataşma yaparlar.Oryantalist:Ranger bu konuda çok saldırı yapmıştır…Müslümanlığın konuşmadığı bir şey yoktur…sünneti de rahatça konuşabiliriz.Bu Müslümanların derdidir.Size ne ?Bizden doğruyu duymazlarsa Oryantalistlerden duyuyorlar…Bu,”Cenini öldürecem diye Anneyi öldürmek gibidir”Nitekim İngiliz Sömürgeler bakanının lordlar kamarasında söylediği herkesin malumudur:”Biz bu Kur an  ı Türklerin ellerinden almadığımız sürece 17 haçlı seferinde onları yenemediğimiz  gibi gene yenemeyiz

             Sünnet 2Milyara yakın İslam ümmet ailesini aynı duygu düşünce aynı eylem havuzuna sokan muhteşem unsurdur..Tıpkısı değildir tabii.Bu konuda Peygamberimiz”Müslümanlar bir vücudun organları gibidirler,biri rahatsız olunca diğerleri de o rahatsızlığı,acıyı hissederler ve yardımlarına koşarlar”buyurmuştur..Bunlar bize kimlik verir aidiyet duygusu verir.Müslümanların (Ümmetin) yaşadığı yaşanan gerçektir.Biz bu dünya da nasıl biz olacağız.Bazı inanç sahiplerinin  Helenizm döneminde Yunanlaşmaları gibi duruma düşmeyelim..Nitekim Kur an da onlar için ”alçak maymunlar olun!”Yani maymunlar gibi taklide düşmeyin(Ahlakınızla maymunlaşmayın)!Bizi sünnetten uzaklaştırmak için kendi gibileştirmek için sünneti engel sayarlar.Amaç kimliksizşetirmektir.Hiç bir medeniyetin bilgisi kimliği aynısıyla aktarılmaz..Bizim gibi olun denmiyor!biz sizi maraba olarak kullanmak istiyoruz.Maraba olmanızı efendi olmayı istiyoruz.Önce bize benzeyin ..Kopyası olunca kimse kopyayı takmıyor,asıl varken kimse kopyayı almaz. Sen zaten kültüründen uzaklaşmışsın benim seninle işim olmaz.Sen benim gibi oldun!sana sahip çıkayım” demez.Oryantalist Edward Said:onların her şeylerini mahvettik,dillerini felsefelerini.Hiç bir şeye inanmaz hale geldiler,fikir ayrılıkları yaşıyorlar,artık anarşist olmaya hazırlar.”.İslam ise düşmanından dost çıkarır.İslam Allah ın içinizde yarattığı fıtrata giydirdiği kapaktır,kendine çağırmaktır...

    ---“Bir gün gelecek bidatlara sünnet diye sarılacaklar;Sünnetleri de bidat diyte terk edecekler,Gerçek sünnete çağıranların da üzerine yürüyecekler”(H.ş)Bidat:Dinde Peyg in koyduğu bir kuralı kaldırmaktır..

 

    --Zaman zaman Peyg e aynı sorular soruluyordu.O,ise Aynı sorulara insanların güçleri ve konumları gereği farklı cevaplar veriyor böylece dinin her durumda yasanılabılır olmasına sebep oluyordu. Peyg  kişiye  özel reçete yazıyordu,çünkü hastalıklar farklıydı..Peygamber efendimize iki farklı insan ”Eşimi oruçluyken öpebilir miyim”sorusunu yöneltiyor ikisine de farklı cevaplar veriyordu..,”Birine öpebilirsin derken ,diğerine öpemezsin “diyordu...Ama biri yaşlı diğeri genç idi.…                                                                                     Bir gün bedevinin birisi,:Ne yapayım da Cennete giderim?diyor..Beş vakti kıl!eğer dediğini yaparsa Cennete gider.

      Başka bir delikanlı gelip,Zina yapmak istiyorum!diyor.Peyg ile  iletişime/yakınlığa bakmak gerek.Peyg hadi ordan ,sende kimsin! demiyor?Aynı zamanda devlet başkanı ordu komutanı iken.—Senin annen var mı?..Senin zina yapacağın ya birinin annesi,ya birinin kızı,ya da halasıdır”diyor…Delikanlı :yaresulellah içimden geçti diyor ve gidiyor..

--   Peygamberimiz herkese ayrı ayrı değer verirdi ki herkes Kendisini daha çok sevdiğini düşünürdü.Hz Hanzala Münafık oldu?sözleri üzerine Hz EbuBekir:”Ya Resulellah Hanzala Münafık oldu “,diyorlar!-Başka bir sahabi ise ,”Ya Resulellah senin yanındayken Cenneti görür gibi oluyoruz..Ama buradan çıkınca bu havayı unutuyoruz”…diyor..Peygamberimiz ise bu muydu derdin Hanzala diyor…Peyg amacı İnsanları melekleştirmek değildir,mükemelleştirmek de değildir.İyiyi daha iyi kötüyü daha az kötü yapmaktır..Bu bağlamda Peygamberimiz onlara “siz hep benim yanımdaki gibi olsaydınız melekler yolda giderken sizinle tokalaşırlardı. ”

 

S-4-Peygamber efendimizin sünnetine uymanın amacı nedir? Bu şekilde davrananlarda nasıl bir değişiklik olur??

Allah, önceleri açık bir şaşkınlık içinde olan inananlara, Allah'ın âyetlerini okuyan, kötülükten arındıran, Kitabı (Kur'an) ve hikmeti (sünnet) öğreten ve size daha bilmediğiniz nice şeyleri de öğreten bir Peygamber gönderdi" (el-Bakara, 2/151).

 

S-5-Kuran –Sünnet ilişkisi ve Sünnetin önemi konusunu kısaca anlatınız?

            O, kimileri için arkasından gözyaşı dökülen anı,onlar onun arkasından ağlamayı önlerinde de görmekten fazla severler.O’ nun sakalını misyonundan fazla severler.O tarihin konusudur.İlahi mesajı iletmiş ve misyonu tamamlamıştır..Kur an için ise “O, hayatın aktif kurucusu ve inşa edici öznesidir.Kur an O nu çağa taşımaktır.Kur an ın bak dediği yerden bakanlar onda Kur anı ,Kur anda O nu görürler.O na Kur anın aynası gibi bakarlar.Onun  peyg görevine ihanetten korkarlar…”

      

 

 

 

 

 

     Peygamberin misyonu, İçinde bulunduğumuz çağın karanlık yüzüne lamba olmasıdır.Şair Sezai Karakoç bunu :”Sünnet Medeniyeti olması”şeklinde ifade etmiştir.Şefkat medeniyeti,misafir medeniyeti ,Sünnet medeniyetinden geçer.

            Sünnet ile hadis aynı mı,ayrı mı?Sünnet ile hadisin aynı olmadığını uzmanları bilir.Hadis söylem,sünnet eylemdir…Sünnet, Peyg i anlama vesilesidir ..İslami kaynakların yazıya geçirilmesinde önce Kur an yazılıp kitaplaştırılmış sonra sünnet sonra hadisler düzenlenmiştir...Yanlış sıralama aslını kurban edebilirdi.Sünnet Allah resulünün hayat tarzıdır.Yaşam sitili,yaşam tarzıdır.(ekonomi-Aile hayatı,arkadaşlık gibi..)Eğer siz peygamberin yaşam stilini hayat tarzı olarak seçerseniz O nu yaşarsanız;başkasının tarzını seçerseniz onu yaşarsınız.Dolayısıyla insanın önünde iki seçenek vardır:Ya peygamberin hayat stilini ya da kendisine sunulan stillerden birisini seçmektir.

 Eğer siz seçemezseniz size başkaları tarz getirir..

                   Peygamberin Müslümanlık bilinci ve kimliği oluşturmak için yaptıkları:Peyg. Mekke de saçlarını salmış,Medine de ikiye ayırmıştır.Kimlik oluşturmaktır.kendi kimliğini oluşturmak amaçlanmıştır.kimlik oluşturmaktır..Bu yeni bir toplum inşa etme çabasıdır.Peygamberimiz ”İlim Çin de bile olsa alınız”demiştir.Ancak,Çin de İslam yoktur...O halde burada ki “İlim= hikmet(Yeni ve yararlı olan her şey) eşittir.Çinde İslam yok ama alınız.İyi şeyleri alınız demektir.Peygamberimiz Puta tapan ve din karşıtı olarak yaşayan bir şair için olabilir ama “O nun şiiri Müslüman olmuştur..”demiştir.Bu günkü ifadeyle Avrupalılar Hristiyan olabilir ama bilimleri/ilimleri müslümandır.Doğruluk adına yaptıkları islamidir.

                       Özü itibariyle Hadis ile sünnet aynıdır ama birbirlerinin yerine kullanılmazlar..

-PEygamberimiz“Namazı benim kıldığım gibi kılınız”demiştir,bu körü körüne bağlılık değil, Peygamber bir davranışı niye yaptı?Peygamberi En önemli anlama budur.Peyg neden nafile yaptı?Peygamber anlayışı:”Rabbimin bana emrettiği benim için iyi olandır”,”Ben ibadetleri  nimet olarak görüyorum ve kendi cinsinden ibadet yapıyorum..” Namaz bir nimettir,Allah ın sana açtığı muhteşem bir sofradır..Nasıl şükredeyim?diye soran birisine Kendi cinsinden şükret denilebilir.Akla ,ilme kendi cinsinden şükrettiğin gibi İbadetin şükrü de nafiledir.İbadetlerde ihlas:”Allah ım Peyg niçin kıldıysa O nun için kılıyorum….” Düşüncesiyle gerçekleşir.Böylece “Niyet alternatifleri teke indirmektir.”denilebilir.

         Sünnetsiz bir hayat:

           Peygamber eşleri Peygamber üniversitesinin öğretim üyeleri olup büyük sırlar ve gizleri bizlere öğrettiği gibi İslam kültür ve mirasının ,kadınlarla ilgili dinsel öğretilerin bizlere ulaşmasında ve devamlı bilgi kaynağıyla iletişim içinde olan hanımlarla bizlere iletildiği malumdur.Bu nokta da peygamber eşleri O’nunla günün çoğunda beraber olduklarından O’nun dinsel bilgilerinin bizlere eksiksiz gelmesinde önemli rol oynamışlardır…Eğer peygamberi değişik yönlerden ve bakış açılarından ve değişik durum ve davranışlarda onlar bilmeselerdi ve bizlere o bilgileri aktarmasalardı,İslam ın önemli bir bölümü bizlere gelemeyecekti ve dini bilgi konusunda büyük eksiklikler ve kargaşa çıkacaktı..Bu konuda İslam kültür ve mirasının bizlere I.kaynaktan aktarılmasında çok önemli yeri olan Hz.Aişe yi unutmamak gerekir…Şimdi burada Peyg.neden ileri yaşlarda kocaları ölmüş kadınlara ve çocuklara yardım elini uzatmış,onları koruyup kollama ve bakma  sorumluluklarını üzerine almış ve dinin eksiksiz bizlere ulaştırılmasında önemli katkıları olan bu hanımlarla evlenmeseydi!denebilir mi?

             Bu öğretim üyelerinin en zekisi ve İslam kültürünün bizlere gelmesinde yorum ve katkılarıyla önemli fonksiyonu olan Hz Aişe yi konu edinmeden geçemeyiz..O, sıradan birisi olmadığı için O’nun sünneti anlaması bizim için önemlidir..O Peygamber ünv nin en büyük öğretim üyesidir..Bundan dolayı onun sünneti anlaması önemlidir.nitekim peyg in vafatından sonra uzun yıllar hayatta kalmış ve yaklaşık40 yıl islamın kayda geçirilmesi ve öğretilmesinde en önemli öğretim üyesi olmuştur…

        Ülkemizin işgal edildiğini ve askerlerimizin tamamına yakınının şehit edildiğini düşünür.Burada ortada kalan kimsesiz kadınlara yardım edilmediğini bir de bunu o zamanın şartlarına göre düşünür.!

 

            Mesela Peyg.miz su ile taharetlenmiştir,Su olmadığında başka şeylerle temizlenmiştir. “Bu gibi özel bilgileri bizlere gelmesi açısından ancak en yakınındakiler verebilirdi.Gene bu konuda bizlere örnek olması bakımından önemli bir bilgi verilir.”Aynanın ,havlunun,yani kişisel eşyaların özel olduğunu peyg söylemiştir.”,                                                                                                            .     Peygamberimiz ”Misvaklanınız”demiştir.Aslında misvaklanmak  bu fiilin adıdır yani Ağız temizliğidir.”yoksa amaç misvak ağacı anlamına gelen Arak ağacı değildir.burada Ağız temizliği kastedilmiştir.….Filezof GAZZAlİ”O nun tüm fiillerine uymak sünnet değildir.”

1). Sünnete bağlılık, dinî bir zorunluluktur. Kur'an bize yeterlidir düşüncesiyle sünneti ihmal etmek tarih boyunca bütün ayrılıkçılık grupların ortak özelliği olan gizli bir hıyanet çeşididir. Hz. Peygamber (s.a.s.) bu durumun ileride ortaya çıkacağını haber vererek, dinî hiçbir kaygısı olmayan bu insanlardan bizi sakındırmıştır. "Tok karınlı, koltuğuna yaslanıp size "Kur'an yeterlidir; Kur'an neyi helâl kılmışsa onu helâl bilin, neyi haram kılmışsa onu haram bilin" diyen adamların çıkması yakındır. Haberiniz olsun, dikkatli olun: Bana Kur'an ile birlikte (hüküm bakımından) onun bir benzeri (sünnet) de verilmiştir" (Ebû Dâvûd, Sünne, 6, Ahmet b. Hanbel, IV, 131).

         Bir Müslüman filezof(İSLAM FİLEZOFU DEĞİL)”Bize Kur'an yeterlidir, sünnete gerek yoktur”, diyen bir adama şöyle seslenir: "Saf  adam: Sen Kuran’da öğlen namazının dört rekât olduğunu,namazın nasıl kılınacağını,namazda, Kuran okumanın gizli de olabileceğini, gizli okunacağının hükmünü bulabilir misin? ,Kuran ı Kerimde Sadece namaz kılınız buyurulmaktadır;Peki nasıl namaz kılacağız?Oruç nasıl tutacağız?/ Orucumuzun hangi durumlarda bozulur?Kur'an bize çok şeyleri anlatmamış, sünnet onları açıklamıştır."

 Peygamberimizin her davranışını örnek alabilir miyiz?

-Allah resulunun insan olduğu için yaptıkları

--Komutan olarak yaptıkları

--Baba olduğu için

--Peygamber olduğu için yaptıkları.İnsan olduğu için ile peyg olduğu için yaptıklarını karıştırmamak gerekir.Örneğin Peygamberimiz, ağlamıştır ancak O nun ağlamasını örnek alamayız.O, ateşli hastalık geçirmiştir ancak bize  örnek değildir(Hastalıklarda yaptığı tedavi girişimleri ve sabrı örnektir,hasta olması değil!) ama sünnet değildir.Bir gün sahabiler O’na keler ikram etmek istemişlerdir ancak O,”Keler (çöl sürüngeni)yemem siz yeyin.demiştir.” Mesala Peyg. “kabağı severdi.”Sen sevmiyorsan dinden çıkmazsın.O nun yediği kabak pişirilerek yenilen değil bir tür acurdur..

 S-6-Peygamber efendimizin yaşayış şekli demek olan sünnete uymamızın gerekliliği konusunda bir ayet yazınız?

            “Kim Allah a  inanıyorsa peygamberinin dediklerini yapsın”  / “Allah a ve peygambere itaat edin”(Araf suresi 158)

            “Allah ‘a ve peygamberine inanmayan kişiler bilsinler ki, biz kafirler için çılgın ateş hazırladık”(Nur suresi54/Fetih suresi 13)

 

S-7-Peygamberimizin İslam dini içerisindeki önemini anlatınız?

1-Öncelikle Peygamberimizin İslam dinini yaşayabilmiş ve kurallarını uygulayabilmiş olması ,bu dinin insanlarca da yaşanılabileceğini  gösterir

            2-Peygamberimiz ,Kur’an daki bilgileri hayatıyla ve yaşayışıyla bizlere açıklamış öğretmiştir.O yürüyen islam idi.

            3-Peygamberimizin yaşantısı ve din konusundaki uygulamaları,İslam ın bilgi kaynakları içerisinde ,Kur’an dan sonraki 2. kaynaktır.Bu konuda Kur anda “Peygamberin emrettiğine uyun ,yasakladığından da çekinin”  /”Allah ve peygamberinin sözünü dinleyiniz”,”Peygamberin önüne geçmeyin,O’nun sözünü bastırmayın”(Enfal s.20)(haşr 7)

            4-Kuran ı Kerim de namaz kılınız ,oruç tutunuz,zekat veriniz ,ab dest alınız,?gibi Allah ın emirleri bulunur,Ancak bunların nasıl yapılacağı konusunda bilgi verilmez,bunların uygulamasını bize peygamberimiz öğretmiştir.Eğer peygamberimiz olmasa idi insanlık bu emirleri anlayamayacaktı.Amuda kalkarak neden namaz kılınmaz/ Unutarak yiyip içmek orucu bozar mı?gibi soruları peygamberimizin uygulamasıyla cevaplayabiliriz

            5-Kur’an ı Kerim bir çok konudan genel hatlarıyla bahsetmiştir Onların açıklamasını Sünnete bırakmıştır,Eğer Kur’an herşeyi açıklasaydı ciltler dolusu kitap olurdu.İste burada,Matematik öğrenen öğrencinin nasıl ki formülleri sadece bilerek öğretmen olmadan problemleri çözemeyeceği gibi ,peygamber olmadan da Kur’an anlaşılmaz.O halde Peygamber bu dinin ilk öğretmenidir.

            6-Peygamberimiz Allah ın izniyle ,bazen Kur anın değinmediği konularda dini kural koymuştur.”soğan ,sarımsak yiyen kişi, ağzındaki kokuyu gidermeden insanların yanına çıkmasın” “arabanızı yakan kişiye aynı karşılık verilmez”/ “süt kardeşiyle evlenilmez”..

            7-Kur anda Allah kendi ismiyle birlikte Peygamberimizin ismini beraber söylemektedir.Resûlullah:Allah ın peygamberi/ Leilaha illallah muhammed en Resûlullah..

 

 

S-11-Peygamber efendimiz döneminde yaşanmış olan İnsanların sünneti açıklamaktaki önemi nedir?Yazınız?

            Peygamberimizin arkadaşları peygamberimizden öğrendiklerini O nun vefatından sonra uygulamışlar ve parlak bir medeniyet ortaya koymuşlardır.

            Hz Ömer Bir yere vali atadığında ona şu şartları koşardı.”Gösterişli bineklere binmeyin,Halkın yediğinden daha güzel yiyecekler yemeyin,Halkın giysisinden daha alımlı,gösterişli giymeyin,kapılarınızı ihtiyaçlılara kapatmayın,bunları yapmazsanız caza  alırsınız “derdi

            Gene Peygamberimizin eğitiminden geçmiş bir yönetici olan Hz Ömer,Kendisini ziyarete gelen gruplara,idarecileri sorar,”Hastaları ziyaret ediyor mu?Fakirlerin davetlerine gidiyor mu?İnsanlara karşı nasıl davranıyor?İnsanları kapısında bekletiyor mu? Diye sorardı.Bu sorularına olumsuz cevap aldığında idareciyi görevden alırdı.

            Azerbaycan a atadığı bir Valiye yazdığı mektupta,

            “Ey Vali ,Ananın babanın evinde ne ile karnını doyuruyorsan idarecilikte de onunla karnını doyur,Çünkü Devletin sana sunduğu imkanlar ne senin ne de babanın çalışmasıyladır.İsrafa kaçmayın,Gösteriş için devletin malını har vurup harman savurmayın.!”

 

PEYGAMBER YANLIŞ YAPAR MI?

Sünneti temellendirmek amacıyla Hz. Peygamberin “ismet” kavramına da başvurulduğu görülmektedir.Şunu belirtelim ki Hz. Peygamberin kasten hata yapmaktan masum olduğu kuşkusuzdur.Bu şekilde hata yapabileceğini kabul edenler,Allah’ın onu bu hatası üzere bırakmayıp hemen uyaracağını ilave ederek, Hz. Peygamberin “ismet” ini korumaya çalışmışlardır.Bu konuda Doç. Dr. Ahmet Akbulut’un yorumuna bakalım.”Kuranın,Hz. Peygambere yönelttiği bu ikazlardan; Hz. Peygamber yanlış yapsaydı,vahiy düzeltirdi,kuralını değil,Hz. Muhammed’in vahyin belirlemediği hususlarda yanlış yapabileceğini anlamak gerekir.Ayetlerin,hatanın uygulanmasından sonra nazil olması da bu durumu desteklemektedir.Hatalı kararın uygulanmasından sonra Allah’ın,söz konusu karar ve uygulamanın yanlışlığını bildirmesi,yanlışlığı ortadan kaldırmaya değil,Peygamberin de yanlış yapabileceğini ümmete göstermeye yönelik olsa gerekir.Aksi halde,hatanın gerçekleşmesinden önce müdahale edilirdi.”Nur 63:”Peygamberi kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın.İçinizden birini siper ederek sıvışıp gidenleri elbette Allah bilmektedir.Bu sebeple onun emrine aykırı davrananlar başlarına bir bela gelmesinden veya kendilerine çok feci bir azap isabet etmesinden sakınsınlar” ayeti de sünneti Temellendirmede delil olarak ileri sürülebilir. “Bu sebeple onun emrine aykırı davrananlar” ifadesi ile  Hz. Peygamberin kastedildiği söylenmektedir.Ancak  ayetteki (huve)zamirinin Allah’a ait olması da mümkündür.Sonuç olarak bu ayetin kesin bir delil olabileceğini söylemek mümkün değildir.

          Bu incelemelerimizin sonucunda şunları söyleyebiliriz.

Allah’ın son dini İslamı insanlığa sunması ve Kuranı tebliğ için seçtiği bir insanın sıradan biri olduğunu düşünmek kabul edilemeyecek bir tavırdır.Çünkü “Bütün insanlığa rahmet olarak gönderilmiş olan”(enbiya 107) ve “Yüce bir ahlak üzere olduğu”(kalem 4) bir Peygamberi “sıradan” olarak nitelendirmek ona açıkça haksızlık ve insafsızlıktır.

Sosyoloji profesörü Seyyid Kutup “ve sen yüce bir ahlaka sahipsin” ayeti ile ilgili şunları söylemektedir.-Hiç kuşkusuz Yüce Allah Peygamberlik görevini kime vereceğini herkesten iyi bilir.Bütün evrensel büyüklüğü ile son Peygamberlik misyonunu –bu yüce kişiliği ile- Hz. Muhammed’den başkası taşıyamazdı.Hz. Peygamber ne bir melek,ne de bir “yarı insan-yarı ilah’tır”.Bilakis o bir insandır ama sıradan biri değil,bir insanın olabileceği kadar mükemmel bir insandır.İnsanlık kıyamete kadar onun büyüklüğü karşısında saygıyla eğilecektir.Müslüman ise “Allah ve melekleri Peygamber’e salat ederler.Ey mü’minler sizde ona salat edin ve selam verin”(Ahzab 56) ayeti uyarınca,ona karşı duyduğu saygı ve sevgiyi daima şu sözlerle dile getirmeye devam edecektir:
           “Salat ve Selam senin üzerine olsun Ey Allah’ın Resulü!”             Pr Dr.  Mehmet Hayri KIRBAŞOĞLU

HADİS
Hz. Muhammed in sözlerine denir.Bazı hadisler vardır farz hükmündedir,yani onları yapmak farzdır.Bazıları vardır vacip hükmünde,bazıları sünnet,bazıları ise mubah,müstehap (iyi,sevap kazanılacak iş)hükmündedirler.

Yani halktan birisi Buhariyi açıp,hadisi okuyup,ondan hüküm çıkaramaz. Biz,halk,avam hadis ve ayetten hüküm çıkaramayız.Ama muhaddis ve müfessir alimlerinin o hadisi-veya ayeti- yorumlama ve hüküm çıkarmalarından istifade edebiliriz.Yani hadise değil,çıkarılan hükümlerine bakmalıyız.

Hadis Alanından  Eksik Anlamaya Bazı Örnekler:
    Hz.Resul elbisesi yerlere uzanan bir  adamı uyarıp elbisesini kısaltmasını istemiştir.Ama günümüzde her uzun elbiseliye aynı hükmü uygulayamayız.Çünkü Hz. Resul döneminde uzun elbise kibir alameti idi.Şimdi eğer insanlar kısa elbise ile kibirleniyorsa kısa elbise uzattırılmalıdır.Amaç uzun elbise değil kibirlendirtmemedir,elbise araçtır,kibir hedeftir.

Hz.Resul kadınların kabir-mezarlara gitmesini önceleri engellemişti.Sonra serbest bırakmıştır:Bu bir Eğitimdir,Mezarları ziyaret bilinci  verildiği zaman ,mezar ziyareti “nurun ala nur”olur ,O,yozlaşma başlayınca yasaklamıştır..Sünnet ; Hz.Resul günümüzde olsa nasıl yapardı? sorusunun cevabıdır.Bu da bir ilim ve derin tefekkür konusudur.Bir iki hadis veya kitap okuma kolaycılığı değildir.

 

 

                            SUNNET OLMADAN YAPILAMAYACAK SEYLER

 1-5 vakit namazın kılınış şekli, ruku –secde ve namazın sayıları,2-Vitir,bayram,cenaze namazlarının şekli ve tekbir sayısı,3-Cuma namazının rekat sayısı , hutbe okunması,4-Hac  ibadetini erken,esrar ve sırları,5-Hangi cins malların zekata tabii olacağı,ve bundan ne miktar alınacağı,6-Cihad(Vatan savunması için yapılanlar) ve harp hukuku, anlaşma ve akidlerle ilgili esaslar,7-Faiz sayılan ve sayılmayan  şeyler,8-Selemin şartları,9-Toprak ve arazi hukuku ile ilgili hükümler,10-Orucu bozan-bozmayan şeyler,11-Mecusi ve sabııyyıleden de cizye alınması,12-Alışverişte , ticari şirketlerde caiz olan ve olmayan durumlar,13-Şufa ile ilgili kurallar,14-Hayız gören kadınların oruç tutmaması , namaz kılmaması,15-Evlilikte süt  kardeşliğinin haramlığı ve şartları,16-Kız kardeşlerle nikahlanmak,17-Kocası ölen bekleme süresi…

18-Mehrin  taban miktarının tespiti …

“Bilmek insanı yorar.Cehalet sadettir.Ya aklım erseydi ya da elim erseydi..Bilmek insanın içini kan gölüne çevirir.”

 

PEYGAMBER SEVGİSİ “NAAT” MEHMET AKİF ERSOY

Yâ Nebî, şu hâlime bak!
Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca, sahrânın;
Benim de rûhumu yaktıkça yaktı hicrânın!
Harîm-i pâkine can atmak istedim durdum;
Gerildi karşıma yıllarca âilem, yurdum.
" Tahammül et!" dediler... Hangi bir zamâna kadar?
Ne bitmez olsa tahammül, onun da bir sonu var!
Gözümde tüttü bu andıkça yandığım toprak;
Önümde durmadı artık ne hânümân, ne ocak...
Yıkıldı hepsi... Ben aştım diyâr-ı Sûdân'ı,
Üç ay "Tihâme!" deyip çiğnedim beyâbânı.
Kemiklerim bile yanmıştı belki sahrâda;
Yetişmeseydin eğer, yâ Muhammed, imdâda:
Eserdi kumda yüzerken serin serin nefesin;
Akar sular gibi çağlardı her tarafta sesin!
İrâdem olduğu gündür senin irâdene râm,
Bir ân için bana yollarda durmak oldu harâm.
Bütün heyâkil-i hilkatle hasbihâl ettim;
Leyâle derdimi döktüm, cibâli söylettim!
Yanıp tutuşmadan aylarca yummadım gözümü...
Nücûma sor ki bu kirpikler uyku görmüş mü?
Azâb-ı hecrine katlandım elli üç senedir...
Sonunda alnıma çarpan bu zâlim örtü nedir?
Beş altı sîneyi hicrân içinde inleterek
Çıkan yüreklere hüsran mı, merhamet mi gerek?
Demir nikâbını kaldır mezâr-ı pâkinden;
Bu hasta rûhumu artık ayırma hâkinden!
Nedir o meş'âle? Nûrun mu? Yâ Resûlallâh!

Sükûn içinde bir an geçti, sonra bir kısa "ah!"
Ne gördüm, oh! Serilmiş zemîne Sûdanlı...
Başında, ağlıyarak bir zavallı Seylânlı,
Öpüp öpüp kapıyor elleriyle gözlerini...
Bitince harice nakliyle gasli, tekfini
"Baki"a gitti şehidin vücud-i fanisi
"Harem"de kaldı,fakat, ruh-i cavidanisi.

 

Bu haber 2168 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

HZ MUHAMMED İ ANLAMA(S46-53)12/Ü3

PEYGAMBERİ SEVME DE DENGE

PEYGAMBERİ SEVME DE DENGE PEYGAMBERİN İNSAN OLMASI NE DEMEKTİR?

İSLAM VE TIP

İSLAM VE TIP TIBBIN NEBEVİ

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

ATATÜRK VE DİN

GALERİ

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 49
Haber 867
Yorum 120
Haber Okuma 1164285
Editör 5


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi