BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ALLAH'IN VARLIĞININ DELİLLERİ 10 B(KUR AN A GÖRE)

Tarih 28/Ekim/2010, 09:52 Editör BİLGE BİLGE

ALLAH IN VARLIĞI

II. KUR’AN’DA TANRI’NIN VARLIĞI

 

      Göremediğimiz,bilemediğimiz ve kavrayamadığımız,görme alanımızın içinde olmayan ve Evrenin de içinde olmayan bir varlık hakkında nasıl bilgi edinebiliriz?

     A-Kendisinden:Yukarıdaki sebeplerden dolayı kendisinin vereceği bilgilere inanmak zorunludur.İnsana varlıkları benzetme ve ya aralarında ilişki kurma,zıtlıklarla tanır bilir:siyah –beyaz,iyi kötü gibi…Ancak Allah ın böyle zıddı olmadığı için bilmek imkansızdır…

B-O nu bilenlerden:Peygamberler,Hayatlarında 1 kere bile yalan söyledikleri görülmemiş bu insanların bu konudaki bilgilendirmelerine inanmak zorunluluğu vardır.

C-Gönderdiği kitaplarından:Eserlerinden.Evrendeki eserlerinden ve bu eserlerin işleyiş ve kurallarını konu edinen yazılı hali olan Kur an dan..İcraatlarından..

     Bu tür âyetlerde en küçüğünden en büyüğüne, en basitinden en mükemmeline kadar bütün oluşumların, evrendeki hassas ayarların, bir gâye ve nizâmın varlığına dikkat çekilmekte ve bu mükemmel düzenin tesâdüfen oluşamayacağı gösterilerek Tanrı’nın yaratışındaki üstünlükten O’nun varlığına ulaşılmaktadır. Monoteist dinlerin en temel tezi olan, “Tanrı’nın her an, her şeye hâkim ve canlı cansız her şeyin yaratıcısı olması” inancı üç büyük dinin de en önemli dayanağıdır.

     Ancak insanın yaratılışı, evrenin kökeni ve evren hakkında  detaylı bilgiler içermesi bakımından bu üç dinin kutsal kitapları arasında Kur’an’ın ayrı bir yeri bulunmaktadır. “İnsan ile alakalı moleküler biyoloji, genetik mühendisliği, hücre biyolojisi bilimlerinden başka, astrofizik, astronomi, kozmoloji, kozmogoni vb. bilimler de Kur’an ile tam bir ahenk içindedir”.[13] Kur’an’da Tanrı’nın varlığına işaret eden âyetleri yedi gruba ayırarak incelemek mümkündür: [14]

                        &&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
    -Bir mübareğe sormuşlar:
tevhid nedir ? diye
şöyle cevap vermiş:
NE DEĞİLDİR Kİ...
&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
.     Büyük bir kudret, ilim ve hikmet eseri olan insanın yaratılışı, onun bir mucize olan vücut yapısı, uzuvlar ve fonksiyonları, vücut sistemine bağlı olarak insana lutfedilen sayısız nimetleri bildiren âyetler;

      2. Yürüyeni, uçanı, sürüngeni, iki ve dört ayaklısıyla birlikte sonsuz bir kudretin eseri olan hayvanların yaratılışı ve insan hizmetine verilişini tasvir eden ayetler;

     3. Bozulması ve aksaması olmayan mükemmel tabiat nizâmı içindeki yer küresi, dağlar ve denizler… Göklerin ve yerin birbiriyle ahenkli olarak gediksiz ve kusursuz yaratılışı, bunların çalışması, yerin mevsimden mevsime değişik şekillere bürünmesi, yer küresinin hayat taşıması ve insanın barınması için elverişli olması, yer küresini koruyan atmosfer, acı ve tatlı suların ve denizlerin bulunuşu… yerde ve gökte bulunan her şeyin insan emrine verilişini bildiren âyetler;

     4. Bütün canlıların mayasını teşkil eden su, suyun müjdeleyicisi ve bulutların sevk edicisi olan rüzgâr, ölmüş bulunan toprağın yağmurla dirilerek muhtelif yiyecekler vermesi, insanların büyük ihtiyaçlarını gideren ateş… ve daha bir çok benzerlerinin yaratılışını ifade den ayetler.

    5. Ay, güneş ve yıldızların (gezegenlerin) bağlı bulunduğu değişmez nizâmı, gündüzün insan geçimi ve gecenin de onun uyku ve istirahatı için yaratıldığını, güneşin, ayın ve diğer gezegenlerin bağlı bulunduğu hassas kanunlar, bunların insanlığa ve bütün canlılara temin ettiği faydaları anlatan âyetler;

    6. Yiyecek, insan ve her türlü eşya naklini emrimize âmâde kılınan gemiler, denizden çıkarılan gıdalar ve zinet eşyası;

    7. İnsanın, kibir ve inat engellerini aşabildiği, gaflet perdesinden sıyrıldığı zamanlarda, başkasına değil, mutlaka Allah’a yönelmesi, O’na yalvarması. Bu, felâketlerin bastırdığı, musibetin geldiği ve insanın nâçar kaldığı andır. O zaman insan yalnız Allah’a yalvarır. Onu sadece Allah kurtarabilir.

Ayetlerin bir kısmı içimizdeki ve dışımızdaki varlığa, bir kısmı evrende gözlemleyebileceğimiz ve gözlemleyemeyeceğimiz bir çok hassas oluşuma, bir kısmı da bütün bu oluşumların tesadüfen oluşamayacağını ve Tanrı tarafından bilinçli ve bir amaca yönelik olarak oluşturulduğuna işaret etmektedir. Allah’ın yaratışı ve bu yaratışındaki mükemmellikleri gösteren ayetler, insanları, önce kendi yaratılışlarındaki mükemmelliğe sonrada evrendeki yaratılışların kusursuzluğuna götürmekte bunlar üzerinde düşünülmesi ve bunların nasıl meydana geldiğinin farkına varılması söylenilmektedir. Bu ayetlerin bir kısmını şu şekildedir:

"Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve sûret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Azîz, Hakîmdir.[15]

Doğrusu, çiftleri; erkek ve dişiyi, yaratan O'dur. Bir damla sudan (döl yatağına) meni döküldüğü zaman.[16] Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alakı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşâ ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.[17]

"Biz ayetlerimizi hem (evrenin) uçsuz bucaksız ufuklarında (âfâk) hem kendi nefislerinde (enfüs) onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz O’nun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Her şeyin üzerinde Rabbinin şâhid olması yetmez mi? [18]

"Şüphesiz, mü'minler için göklerde ve yerde âyetler(İşaretler-kanıtlar) vardır. Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için âyetler vardır. Gece ile gündüzün ardarda gelişinde (veya aykırılığında), Allah'ın gökten rızık indirip ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgârları (belli bir düzen içinde) yönetmesinde aklını kullanan bir kavim için âyetler vardır.[19]

 -&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

- Hamamböceklerini sakın öldürmeyin!

Evinizde, yatak odanızda ya da bahçenizde hamam böceği bulduğunuzda öldürmeden önce iki kere düşünün! -Hemen hepimiz evlerimizde gördüğünüz hamam böceklerinden iğrenir ve hemen çaresine bakmaya çalışırız. Fakat yeni yapılan araştırma, hamam böceklerinin beyninin geleceğin antibiyotikleri olacağını gösteriyor.-

Popular Science dergisinde yer alan habere göre, Nottingham Üniversitesi'nde yürütülen laboratuar testlerinde, hamam böcekleri ve çekirge gibi belirli böceklerden elde edilen beyin dokularının güçlü antibiyotik kalitesinde olduğu ve "hastane mikrobu " olarak bilinen MRSA isimli virüsü insan hüclerine zarar vermeksizin yüzde 90'dan fazlasını öldürdüğü belirlendi.

Araştırmacılar, böceklerin sinir sistemi dokularında bakteriler için zehirli, fakat insan hücreleri için zararsız olan 9 farklı molekül tespit ettiler. Bu dokuların geleneksel ilaçlara dirençli olan enfeksiyonların tedavisinde etkili olan yeni tür antibiyotiklerin geliştirilmesinde kullanılabileceğini belirttiler.Zaman

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Kur’an’ın indiği dönemin bilimsel ve gözlemsel açıdan ne kadar zayıf olduğu düşünüldüğünde o dönemde bu tür iddialar ile insanların dikkatlerini evrene ve oluşumuna çekiyor olması ve günümüzden yüz sene önce dahi bilinemeyen bir takım gerçekleri bin dörtyüz sene önce söylemiş olması, Kur’an’ın mûcizevîliğinin ve Allah katından geldiğinin en büyük delillerindendir. Bu âyetlerin bir kısmı şu şekildedir:

Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyüktür. Ancak insanların çoğu bilmezler.[20] Göklerde ve yerde nice âyetler vardır ki, üzerinden geçerler de, ona sırtlarını dönüp giderler.[21]

O inkâr edenler görmüyorlar mı ki (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?[22] Göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz.[23] ‘Özen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış’ göğe andolsun.[24]

Güneşi bir aydınlık, ayı bir nûr kılan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona duraklar tespit eden O'dur. Allah, bunları ancak hak ile yaratmıştır. O, bilen bir topluluk için âyetleri böyle birer birer açıklamaktadır.[25]

O, biri diğeriyle ‘tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahmân (olan Allah) ın yaratmasında hiç bir ‘çelişki ve uygunsuzluk’ (tefâvüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.[27]

Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Her şeyi ‘sapasağlam ve yerli yerinde yapan’ Allah'ın sanatı (yapısı) dır (bu). Şüphesiz O, işlediklerinizden haberdârdır.[28]

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten âyetler vardır.[29]

Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten âyetler vardır. Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (ve derler ki:) ‘Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azâbından koru!’[30]

Göklerin ve yerin mülkü O’nundur; çocuk edinmemiştir. O’na mülkünde ortak yoktur, her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.[31] Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık; onlar ise bunun âyetlerinden yüz çeviriyorlar.[32]

İnsanların günlük yaşamlarında kullandıkları ve faydalandıkları canlı ve cansız bir çok araç, gereç, yaşamlarını sürdürebilmeleri için yiyip içtikleri nimetler ve bunların oluşumu ve bir çok insan için sıradan olan hayatın  insan yaşamı için ne kadar mükemmel tasarlanmış olduğunu gösteren ayetler, Allah’ın insanlara verdiği nimetleri açık bir biçimde ifade etmektedir. Bu âyetlerin bir kısmı da şu şekildedir:

Gökten yere her işi O evirip düzene koyar…[33] Sizin için gökten su indiren O’dur; içilecek su ondandır. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla oluşur. Allah, o suyla size ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her türlü meyveyi bitirir. Elbette bunda, düşünen bir topluluk için deliller vardır. O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle hizmetinize hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunlarda, aklını kullanabilen bir topluluk için deliller vardır.[34] Ölü toprak kendileri için bir âyettir; biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle ondan yemektedirler.[35]

Ve rahmetinin önünde rüzgârları müjdeciler olarak gönderen O’dur. Biz, gökten tertemiz su indirdik; Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak için.[36]

İki deniz bir değildir. Şu, tatlı, susuzluğu keser ve içimi kolay; şu da, tuzlu ve acıdır. Ancak her birinden taze et yersiniz ve takınmakta olduğunuz süs eşyalarını çıkarırsınız. O’nun fazlından aramanız ve umulur ki şükretmeniz için gemilerin onda (denizde) suları yara yara akıp gittiğini görürsün.[37]

Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü? Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi? Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü? Onun ağacını sizler mi inşâ ettiniz (yarattınız), yoksa onu inşâ eden Biz miyiz? [38]

De ki: Gördünüz mü söyleyin; Allah, kıyâmet gününe kadar geceyi sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa, Allah'ın dışında size aydınlık verecek ilâh kimdir? Yine de dinlemeyecek misiniz? De ki: Gördünüz mü söyleyin, Allah kıyâmet gününe kadar gündüzü sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa Allah'ın dışında size içinde dinleneceğiniz geceyi getirecek ilah kimdir? Yine de görmeyecek misiniz?[39]

Ve hayvanları yarattı; sizin için onlarda ısınma ve yararlar vardır ve onlardan yemektesiniz.[40] Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır, size karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz.[41]

KAN DOLAŞIMI VE SÜTÜN OLUŞUMU

Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır, size onların karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz. (Nahl Suresi, 66)

Vücudun beslenmesini sağlayan temel maddeler,  sindirim sistemindeki kimyasal dönüşümler sonucunda oluşur. Sindirilen bu besin maddeleri daha sonra bağırsak duvarından kan dolaşım sistemine geçerler. Kan dolaşımı sayesinde ilgili organlara sevk edilmiş olurlar.


SÜTÜN FİZYOLOJİK OLUŞUMU

Aşağıdaki tabloda mide kanalından gelen yarı sindirilmiş besinlerle damarlardan gelen kanın birleşerek vücuda dağılımı görülmektedir. Bu karışımın bir kısmı kaslara ve diğer vücut dokularına dağılırken, bir kısmı da süt olarak salgılanmak üzere süt bezlerine ulaşmaktadır.

Süt bezleri de diğer vücut dokuları gibi kan yoluyla kendilerine getirilen sindirilmiş gıdalarla beslenirler. Bu nedenle kan, besinlerden  gelen  gıdaların toplanıp iletilmesinde çok önemli bir rol oynar. Süt de tüm bu aşamalardan sonra süt bezleri tarafından salgılanır ve sindirilmiş besinin kan dolaşımıyla taşınması sonucunda oluştuğu için besin değeri oldukça yüksektir. İnsanlar ne hayvanın karnındaki yarı sindirilmiş besini ne de hayvanın kanını doğrudan tüketebilirler. Bunları doğrudan tüketmeleri ciddi zehirlenmelere hatta ölüme yol açabilir. Ama Allah, yarattığı son derece kompleks biyolojik sistemler sayesinde, bu sıvıların içinden temiz ve sağlıklı bir gıdayı insanların faydasına sunmaktadır. Böylece insanların doğrudan tüketemeyeceği kan ve yarı sindirilmiş besinden içilir nitelikte, besleyici süt üretilmiş olur.

Arap alimi İbn-i Nefis, 1242 yılında insan vücudundaki kan dolaşımını ilk kez doğru olarak tarif eden kişi olmuştur. İngiliz doktor William Harvey'in 1616 yılında ilan ettiği kan dolaşımı modeli ise, konu hakkındaki bilgilerin yaygınlaşmasında etkili olmuştur. Dolayısıyla Kuran'da sütün bileşenlerinin asıl kaynağı, yüzyıllar öncesinden en doğru şekilde tarif edilmiştir. Memelilerin sindirim sistemine, kan dolaşımına yönelik uzmanlık gerektiren böyle bir bilginin, Kuran'ın indirildiği dönemde insanlar tarafından bilinmesinin mümkün olmayacağı son derece açıktır. Görüldüğü gibi Nahl Suresi'nin 66. ayetinde, sütün biyolojik oluşumu ile ilgili tarif edilenler,  fizyoloji, anatomi gibi bilimlerin günümüzde ortaya koyduğu bilgilerle büyük bir uyum içindedir.Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye! Böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifâ vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir âyet vardır. [42]

şekildedir:

"Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve sûret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Azîz, Hakîmdir.[15]

Doğrusu, çiftleri; erkek ve dişiyi, yaratan O'dur. Bir damla sudan (döl yatağına) meni döküldüğü zaman.[16] Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alakı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşâ ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.[17]

"Biz ayetlerimizi hem (evrenin) uçsuz bucaksız ufuklarında (âfâk) hem kendi nefislerinde (enfüs) onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz O’nun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Her şeyin üzerinde Rabbinin şâhid olması yetmez mi? [18]

"Şüphesiz, mü'minler için göklerde ve yerde âyetler(İşaretler-kanıtlar) vardır. Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için âyetler vardır. Gece ile gündüzün ardarda gelişinde (veya aykırılığında), Allah'ın gökten rızık indirip ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgârları (belli bir düzen içinde) yönetmesinde aklını kullanan bir kavim için âyetler vardır.[19]

 -&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

- Hamamböceklerini sakın öldürmeyin!

Evinizde, yatak odanızda ya da bahçenizde hamam böceği bulduğunuzda öldürmeden önce iki kere düşünün! -Hemen hepimiz evlerimizde gördüğünüz hamam böceklerinden iğrenir ve hemen çaresine bakmaya çalışırız. Fakat yeni yapılan araştırma, hamam böceklerinin beyninin geleceğin antibiyotikleri olacağını gösteriyor.-

Popular Science dergisinde yer alan habere göre, Nottingham Üniversitesi'nde yürütülen laboratuar testlerinde, hamam böcekleri ve çekirge gibi belirli böceklerden elde edilen beyin dokularının güçlü antibiyotik kalitesinde olduğu ve "hastane mikrobu " olarak bilinen MRSA isimli virüsü insan hüclerine zarar vermeksizin yüzde 90'dan fazlasını öldürdüğü belirlendi.

Araştırmacılar, böceklerin sinir sistemi dokularında bakteriler için zehirli, fakat insan hücreleri için zararsız olan 9 farklı molekül tespit ettiler. Bu dokuların geleneksel ilaçlara dirençli olan enfeksiyonların tedavisinde etkili olan yeni tür antibiyotiklerin geliştirilmesinde kullanılabileceğini belirttiler.Zaman

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Kur’an’ın indiği dönemin bilimsel ve gözlemsel açıdan ne kadar zayıf olduğu düşünüldüğünde o dönemde bu tür iddialar ile insanların dikkatlerini evrene ve oluşumuna çekiyor olması ve günümüzden yüz sene önce dahi bilinemeyen bir takım gerçekleri bin dörtyüz sene önce söylemiş olması, Kur’an’ın mûcizevîliğinin ve Allah katından geldiğinin en büyük delillerindendir. Bu âyetlerin bir kısmı şu şekildedir:

Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyüktür. Ancak insanların çoğu bilmezler.[20] Göklerde ve yerde nice âyetler vardır ki, üzerinden geçerler de, ona sırtlarını dönüp giderler.[21]

O inkâr edenler görmüyorlar mı ki (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?[22] Göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz.[23] ‘Özen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış’ göğe andolsun.[24]

Güneşi bir aydınlık, ayı bir nûr kılan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona duraklar tespit eden O'dur. Allah, bunları ancak hak ile yaratmıştır. O, bilen bir topluluk için âyetleri böyle birer birer açıklamaktadır.[25]

O, biri diğeriyle ‘tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahmân (olan Allah) ın yaratmasında hiç bir ‘çelişki ve uygunsuzluk’ (tefâvüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.[27]

Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Her şeyi ‘sapasağlam ve yerli yerinde yapan’ Allah'ın sanatı (yapısı) dır (bu). Şüphesiz O, işlediklerinizden haberdârdır.[28]

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten âyetler vardır.[29]

Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten âyetler vardır. Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (ve derler ki:) ‘Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azâbından koru!’[30]

Göklerin ve yerin mülkü O’nundur; çocuk edinmemiştir. O’na mülkünde ortak yoktur, her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.[31] Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık; onlar ise bunun âyetlerinden yüz çeviriyorlar.[32]

İnsanların günlük yaşamlarında kullandıkları ve faydalandıkları canlı ve cansız bir çok araç, gereç, yaşamlarını sürdürebilmeleri için yiyip içtikleri nimetler ve bunların oluşumu ve bir çok insan için sıradan olan hayatın  insan yaşamı için ne kadar mükemmel tasarlanmış olduğunu gösteren ayetler, Allah’ın insanlara verdiği nimetleri açık bir biçimde ifade etmektedir. Bu âyetlerin bir kısmı da şu şekildedir:

Gökten yere her işi O evirip düzene koyar…[33] Sizin için gökten su indiren O’dur; içilecek su ondandır. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla oluşur. Allah, o suyla size ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her türlü meyveyi bitirir. Elbette bunda, düşünen bir topluluk için deliller vardır. O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle hizmetinize hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunlarda, aklını kullanabilen bir topluluk için deliller vardır.[34] Ölü toprak kendileri için bir âyettir; biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle ondan yemektedirler.[35]

Ve rahmetinin önünde rüzgârları müjdeciler olarak gönderen O’dur. Biz, gökten tertemiz su indirdik; Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak için.[36]

İki deniz bir değildir. Şu, tatlı, susuzluğu keser ve içimi kolay; şu da, tuzlu ve acıdır. Ancak her birinden taze et yersiniz ve takınmakta olduğunuz süs eşyalarını çıkarırsınız. O’nun fazlından aramanız ve umulur ki şükretmeniz için gemilerin onda (denizde) suları yara yara akıp gittiğini görürsün.[37]

Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü? Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi? Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü? Onun ağacını sizler mi inşâ ettiniz (yarattınız), yoksa onu inşâ eden Biz miyiz? [38]

De ki: Gördünüz mü söyleyin; Allah, kıyâmet gününe kadar geceyi sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa, Allah'ın dışında size aydınlık verecek ilâh kimdir? Yine de dinlemeyecek misiniz? De ki: Gördünüz mü söyleyin, Allah kıyâmet gününe kadar gündüzü sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa Allah'ın dışında size içinde dinleneceğiniz geceyi getirecek ilah kimdir? Yine de görmeyecek misiniz?[39]

Ve hayvanları yarattı; sizin için onlarda ısınma ve yararlar vardır ve onlardan yemektesiniz.[40] Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır, size karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz.[41]

KAN DOLAŞIMI VE SÜTÜN OLUŞUMU

Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır, size onların karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz. (Nahl Suresi, 66)

Vücudun beslenmesini sağlayan temel maddeler,  sindirim sistemindeki kimyasal dönüşümler sonucunda oluşur. Sindirilen bu besin maddeleri daha sonra bağırsak duvarından kan dolaşım sistemine geçerler. Kan dolaşımı sayesinde ilgili organlara sevk edilmiş olurlar.

Süt bezleri de diğer vücut dokuları gibi kan yoluyla kendilerine getirilen sindirilmiş gıdalarla beslenirler. Bu nedenle kan, besinlerden  gelen  gıdaların toplanıp iletilmesinde çok önemli bir rol oynar. Süt de tüm bu aşamalardan sonra süt bezleri tarafından salgılanır ve sindirilmiş besinin kan dolaşımıyla taşınması sonucunda oluştuğu için besin değeri oldukça yüksektir. İnsanlar ne hayvanın karnındaki yarı sindirilmiş besini ne de hayvanın kanını doğrudan tüketebilirler. Bunları doğrudan tüketmeleri ciddi zehirlenmelere hatta ölüme yol açabilir. Ama Allah, yarattığı son derece kompleks biyolojik sistemler sayesinde, bu sıvıların içinden temiz ve sağlıklı bir gıdayı insanların faydasına sunmaktadır. Böylece insanların doğrudan tüketemeyeceği kan ve yarı sindirilmiş besinden içilir nitelikte, besleyici süt üretilmiş olur.

Arap alimi İbn-i Nefis, 1242 yılında insan vücudundaki kan dolaşımını ilk kez doğru olarak tarif eden kişi olmuştur. İngiliz doktor William Harvey'in 1616 yılında ilan ettiği kan dolaşımı modeli ise, konu hakkındaki bilgilerin yaygınlaşmasında etkili olmuştur. Dolayısıyla Kuran'da sütün bileşenlerinin asıl kaynağı, yüzyıllar öncesinden en doğru şekilde tarif edilmiştir. Memelilerin sindirim sistemine, kan dolaşımına yönelik uzmanlık gerektiren böyle bir bilginin, Kuran'ın indirildiği dönemde insanlar tarafından bilinmesinin mümkün olmayacağı son derece açıktır. Görüldüğü gibi Nahl Suresi'nin 66. ayetinde, sütün biyolojik oluşumu ile ilgili tarif edilenler,  fizyoloji, anatomi gibi bilimlerin günümüzde ortaya koyduğu bilgilerle büyük bir uyum içindedir.Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye! Böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifâ vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir âyet vardır. [42]

[11] el-Maide 5/111-113[12] el-Hicr  15/14-15[13] Fethullah Han, Kur’an ve Kâinat Ayetleri (çev. Safiye Gülen-Oya Morçay), s. 191.[14] Bekir Topaloğlu, Allah’ın Varlığı, s. 23-24.[15] el-Haşr 59/ 24[16] en-Necm 53/45-46[17] el-Mü’minûn 23/14[18] Fussilet 41/53[19] el-Câsiye 45/3-5[20] el-Mü’min 40/57

[21] Yûsuf  12/105[22] el-Enbiyâ 21/30[23] ez-Zâriyât 51/47[24] ez-Zâriyât 51/7[25] Yûnus 10/5

[26]  Sebe 34/3[27] el-Mülk 67/3-4[28] en-Neml 27/88[29] el-Bakara 2/164 [30] Âl-i İmrân 3/190-191

[31] el-Furkân 25/2[32] el-Enbiyâ 21/32[33] es-Secde 32/5[34] en-Nahl 16/10[35] Yâsîn 36/33

[36] el-Furkân 25/48-49[37] Fâtır 35/12[38] el-Vâkıa 56/68-72[39] el-Kasas 28/71-72[40] en-Nahl 16/5[41] en-Nahl 16/66[42] en-Nahl 16/68-69[43] İlhan Kutluer, Akıl ve İtikad, s. 175.

 

[11] el-Maide 5/111-113[12] el-Hicr  15/14-15[13] Fethullah Han, Kur’an ve Kâinat Ayetleri (çev. Safiye Gülen-Oya Morçay), s. 191.[14] Bekir Topaloğlu, Allah’ın Varlığı, s. 23-24.[15] el-Haşr 59/ 24[16] en-Necm 53/45-46[17] el-Mü’minûn 23/14[18] Fussilet 41/53[19] el-Câsiye 45/3-5[20] el-Mü’min 40/57

[21] Yûsuf  12/105[22] el-Enbiyâ 21/30[23] ez-Zâriyât 51/47[24] ez-Zâriyât 51/7[25] Yûnus 10/5

[26]  Sebe 34/3[27] el-Mülk 67/3-4[28] en-Neml 27/88[29] el-Bakara 2/164 [30] Âl-i İmrân 3/190-191

[31] el-Furkân 25/2[32] el-Enbiyâ 21/32[33] es-Secde 32/5[34] en-Nahl 16/10[35] Yâsîn 36/33

[36] el-Furkân 25/48-49[37] Fâtır 35/12[38] el-Vâkıa 56/68-72[39] el-Kasas 28/71-72[40] en-Nahl 16/5[41] en-Nahl 16/66[42] en-Nahl 16/68-69[43] İlhan Kutluer, Akıl ve İtikad, s. 175.

 

Bu haber 2027 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

İNANÇ ESASLARI

Ölümsüz Denizanası (Turritopsis Dohrnii) Bu Hayvan “Her Can Ölümü Tadacaktır” Ayetine Zıt Değil Mi?

Ölümsüz Denizanası (Turritopsis Dohrnii) Bu Hayvan “Her Can Ölümü Tadacaktır” Ayetine Zıt Değil Mi? ÖLÜMSÜZ DENİZANASI ,AYATE AYKIRI MI?

TEVHİT VE HAYATA YANSIMALARI

TEVHİT VE HAYATA YANSIMALARI ALLAHA İNAN SONRA ALLAH YOKMUŞ GİBİ YAŞAMA!!

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

GALERİ

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 57
Haber 1098
Yorum 115
Haber Okuma 2117041
Editör 12


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi