BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
ATEİZM VE TUTARSIZLIKLARI  1Aü 1 SNF9

ATEİZM VE TUTARSIZLIKLARI 1Aü 1 SNF9

Tarih 22/Mayıs/2011, 12:00 Editör BİLGE BİLGE

ATEİZM VE SEPEPLERİ

ATEİZM 

İNAMMAK İSTEMEYENİ,HİÇ BİR KANIT İKNA EDEMEZ”

             S-1-Ateizmi doğuran sebepler nelerdir?Ateistlerin savundukları düşünceler nelerdir?9 inanç çeşitleri
  Bu canlı özelliklerini ve yaşadığı yerin özelliklerini biliyor mu?Aklı fikri bilinci var mı? İZLE http://www.moralhaber.net/yasam/3-bin-metre-derinlikteki-siradisi-canli-video/İnsan dilinin yüzeyi

               1—ORTA ÇAĞ AVRUPA SINDA ATEİZM.Ota çağ Avrupa sın da,bilim adamları ve Ateistler,Hıristiyanlık dininin anlattığı Allah inancını,bilim konusundaki iddialarını,tarihteki bilimle diyaloglarını benimsemedikleri için Bu dini de Allah ını da kabul etmedikleri için,Hıristiyanlık dininin,Allah ın varlığı ile ilgili ileri sürdükleri kanıtları, Antropoformik özellikler arz eden  Tanrıyı reddetmişlerdir,kabul etmemişlerdir.

   2-BİLİM ATEİZM:HRİSTİYANLIK –BİLİM:Hristiyanlık dininin bilime karşı olduğu düşüncesinden dolayı ateizm seçilmiştir: O halde ateizm ve dinin bilime karşı olduğu,Dinin bilimi ve bilim adamını kısıtladığından dolayı ateizme sapılması ya da dinin bilim adamını kısıtladığı düşüncesi aslını koruyamamış ya da yanlış anlatılmış Hıristiyanlığa bir tepki olarak doğmuştur…

İSKELETİN MÜKEMMELLİĞİ:

 
 
                      İSLAM –BİLİM:Dini (İslam ı) ve onun bilim konusunda ki destekleyici yönünü bilmeyenler bu yanlışlığa düşerek “Bilim adamı ,bilimsel faaliyetlerinde özgür olabilmesi için ateist olmalıdır”yanılgısına düşmüşlerdir…Evreni ve insanı,Evrendeki kuralları yaratan,bilen,düzenleyen Allah bunun sonucu olarak yer yer Kur an da Evrende işleyen kurallar hakkında Allah ın gücünü,varlığını göstermek,İnsanları ikna ederek ;bilimsel araştırmalar yaparken,O düzenin sahibini unutmamasını ister;bundan dolayı İlk ayette:”OKU!YARATAN RABBİNİN ADIYLA OKU!”vurgusu yaparak,Evrendeki işleyişinin,vücudumuzdaki sistemlerin vs… düzenlerinin okunması ve araştırılmasını ister;Öyleki bunu ibadet sayarak bu eylemi yapanların işlerini kutsallaştırır.”Alimin uykusu cahilin ibadetinden hayırlıdır”(Hadis i şerif)…”  Kur an Bilginleri diğerlerine üstün tutarak değer verir..“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”  (Zümer9)…Canını ,yani en değerli varlığını vatanı uğrunda feda edenlerden sadece bilginleri üstün tutar İslamiyet.İslam sahip olduğu en değerli varlığını feda edenlerin kanlarından bilginlerin mürekkeplerini üstün tutan bir dindir.:”Alimin mürekkebi ,şehitlerin kanlarından üstündür.”(Hadisi şerif)  --Bu örnekler çoktur…O halde Ortaçağ  Hristiyanlık dini  ile İslam ı aynı kefeye koyma dan ayırmak ve haklarını vermek lazımdır. Zira İslam ın ve Müslümanların ortaçağı olmamıştır;Ortaçağı kapatan ve 1000 yıla yakın süren orta çağın karanlık devrini yıkan Müslümanlardır,dolayısıyla bunu yapan bir din,İnsanları nasıl olur da orta çağ karanlığına götürür!!!                                                                    -             Allah ın verdiği bilgilerin doğruluğu bizi O nun varlığı hakkında kesin bilgiye götürür…İslam bilim adamını teşvik eder ve İmanlı bir bilim adamı nın ,doktorun,öğretmenin ,işçinin,mühendisin,amirin ,memurun,bilgisayarcının,biyologun,…  vs…namazlarını kılmakla ,Allah ın emirlerine dikkat etmekle diğer yaptıkları da ibadet hükmüne geçiren dindir…İslam dini bilimi ve bilim adamını bilgisiyle insanlara zarar vermemesi ,bilgisini iyi yönde kullanması yönünde teşvik eder…Bu gibi konularda bilimi kötü amaçla(şer için) kullanması konusunda O na ölçü ve kısıtlamalar koyar..Örneğin bilim adamının bulgularını  insanlığın zararına kullanmasına yasak koyar…Buna Karşılık Evreni ve evrendeki her şeyi araştırmasını teşvik eder…O halde din bilim adamını kısıtlar ,anlayışı dini bilgisizlikten ya da din olarak başka dinleri bilmekten ve İslam ı da bu kategoriye bilgisizce yerleştirmekten doğmuştur… 

            Olayları ve olguları konu edinen bilim yapısı  gereği ateizmi destekleyemez,konu edinemez.O halde:Bilimsel olarak Ateizmden söz edilemez.Demek ki Allah ın olmadığını bilimsel olarak anlatmak imkansızdır.Aksine varlığı yönünde-Kuran da söyledikleri çerçevesinde-Evrendeki her şey O nun varlığının kanıtıdır..

          Genellikle ateistler kendi inançsızlıklarına dayanak olarak modern bilimi gösterir ve modern bilimi propaganda aracı yaparlar. Esasen işin aslı zannedildiğinden farklıdır. Yani hiçbir bilim adamı ya da bilimsel veri bu güne kadar bir yaratıcının olmadığını ya da olamayacağını ispatlayabilecek deliller sunamamıştır.

  ***Darwinizm artık proteinlerin evrimle oluşabileceğini iddia edemiyor. Çünkü tek bir proteinin bile tesadüfen doğru dizilimle oluşma ihtimali teorik olarak 10 üzeri 950'de 1 dir. Bu ise gerçekleşmesi matematiksel olarak imkansız bir ihtimaldir.

 
--Ateistlerin kurdukları ve Mutlu olan bir devlet var mı/olmuşmu?İslam ve müslümanlığın sağladığı gelişmişliği-oku -mayı-sosyal ve bireysel huzuru sağlamış ateizm den örnekler var mı?
---Eğer Ateistler İnanmıyorlarsa;İnanmadıkları varlığın Evrenin başlangıcından itibaren değindiği ve bu sistemin işleyiş kurallarını anlattığı bu evrenden başka evren yaratsınlar!Veya sadece bir sinek yaratsınlar,hadi biraz daha küçültelim,bir çekirdek zarı yaratsınlar!Hem bu kadar aciz ol hemde bunca sistemi ve yaratılılşı bir şeylere yama! 
 İnsanların emrine ve yararına yaratıldığını Kur an söylemektedir,Eğer Ateistler kabul etmiyorlarsa,O zaman hayvanlara emirlerini geçirsinler ve istedikleri gibi onlardan verim alsınlardır.Ancak arı bile ateistin sözünü dinlemiyorsa,onları bizim emirlerimizi dinlemeye sevkeden varlığa inanmak gerekir.
HAC SURESİ 37.ayette:"Ne onların etleri Allah'a ulaşır, ne de kanları. Sizden Allah'a ulaşacak olan, takvânızdır. Size hidayet nasip ettiği için Allah'ın büyüklüğünü anasınız diye, Allah onları size böylece boyun eğdirmiştir. İyilik yapan ve iyi kulluk edenleri müjdele."buyrulmuştur.
 
ELLERİNE HİÇ BAKTIN MI?

       Anne karnındaki bebeğin parmakları ilk üç ay boyunca yapışıktır. Sonra parmak aralarındaki hücreler ölür ve parmaklar ortaya çıkar. Nedir bu hücreleri ölmeye iten etken? Ellerine hiç baktın mı?

Kemal Ural, İnançsızlığın Anatomisi, s. 260

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&& 
 Hamamböceklerini sakın öldürmeyin!

       Evinizde, yatak odanızda ya da bahçenizde hamam böceği bulduğunuzda öldürmeden önce iki kere düşünün! -Hemen hepimiz evlerimizde gördüğünüz hamam böceklerinden iğrenir ve hemen çaresine bakmaya çalışırız. Fakat yeni yapılan araştırma, hamam böceklerinin beyninin geleceğin antibiyotikleri olacağını gösteriyor.-

Popular Science dergisinde yer alan habere göre, Nottingham Üniversitesi'nde yürütülen laboratuar testlerinde, hamam böcekleri ve çekirge gibi belirli böceklerden elde edilen beyin dokularının güçlü antibiyotik kalitesinde olduğu ve "hastane mikrobu " olarak bilinen MRSA isimli virüsü insan hüclerine zarar vermeksizin yüzde 90'dan fazlasını öldürdüğü belirlendi.

Araştırmacılar, böceklerin sinir sistemi dokularında bakteriler için zehirli, fakat insan hücreleri için zararsız olan 9 farklı molekül tespit ettiler. Bu dokuların geleneksel ilaçlara dirençli olan enfeksiyonların tedavisinde etkili olan yeni tür antibiyotiklerin geliştirilmesinde kullanılabileceğini belirttiler. &&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

 

       3-ÖNDERLERİN TOPLUM PROJELERİ:Marx,Darvin,Stalin,Hitler ...gibi insanlık tarihinde neler yaptıkları malum olan insanlar,Kendi ideolojilerini yerleştirmenin karşısında tek varlık ve engel olarak dini görmüşlerdir.Marx,Eşitlik ,özgürlük,sosyal paylaşım fikirlerini Yaymaya çalışmış;Bu fikirlerin daha kapsamlı ve çıkarsız olarak işlendiği din engel olarak görülmüştür... Ancak O nun öğretileri,insanlığa barış,huzur yerine ,öğretilerinin tersi durumların doğması olarak yansımıştır....

---Evrimci,darvinci,ateistlerin dünya da kurdukları güçlü adaleti sağlayan,bilime dayalı ve zulmetmeyen bir devletleri var mı?Ancak Stalin in ,Hitlerin saf Alman ırkı oluşturmak için ya da hak eşitlik için neler yaptıkları nı tarih biliyor,bu akımların sahiplerinin iki dünya savaşaına sebep oldukları ve milyonlarca insanın canını nasıl heder ettikleri tarihi bir vakadır.....Ayrıca Mustafa KEMAL ATATÜRK ün bu akımlara nasıl tavır koyduğu "Bulundukları yerlerde etkisizleştirilmelidirler"dediği bilinmektedir..Bu akımlar, sadece dünya ya göz yaşı,esir kamplarında ölenler vs yi hediye etmişlerdir..Müslüman Türkler Dünya da öncü ,lider,güçlü iken adaleti sağlamışlar güçlerini ve bilgilerini hep bu amaçla kullanmışlardır.Öyle ki Hristiyanlar kendi dindaşlarına karşı bile Müslümanlardan yardım istedikleri gibi ,Müslümanlarla birlikte olup kendi dindaşlarına karşı savaştıkları bile olmuştur....vs...Son 200 yıldır dini refarans almayan Ateist görüş ağırlıklı ya da tahrif edilmiş din mensuplarınca yönetilmektedir..Bu gün Dünya nın he rtarafında kan ve göz yaşı,işgaller,güçlülerin zayıfların mallarına ,canlarına el koymaları gerçek bir olgudur...İslam dan başka akım ve ideolojilerin ,...izimlerin Dünya ya baskı,zulüm,sömürge den başka sundukları bir şeyler olmamıştır..

       4-DİNLERİN İÇERİKLERİ:Hıristiyanlık  dininde var olan:Teslis(üçleme),reenkarnasyon,Hz.İsa nın Çarmıha gerilmesi,dirilmesi,tekrar göğe yükselmesi,din adamlarının  ayrıcalıklı sınıf oluşturması,Ruhbanlık,vaftiz,asli günah,kilise otoritesi,din adamlarının evlenmemesi,günah çıkarma gibi sebeplerden dolayı bu düşünürler hrıstiyanlık dinini toptan kabul etmemişlerdir.                                                                                                                                           Gene ortaçağda kilisenin bilime-bilim adamlarına karşı çıkması,evrenin merkezinin dünya ve düz bir tepsi şeklinde olduğu görüşünden dolayı ,Hıristiyanlık reddedilmiştir..(İslam da din adamı sınıfı olmayıp;DİN BİLGİNİ kavramı vardır..)Burada anlatılanları düzeltmek için Allah peygamber ve yeni din kitap gönderdiği,önceki dinlerin değişen,unutulan yönlerini düzeltmek,hatırlatmak,daha kapsamlı bilgilerini insanlığa ulaştırmak için geldiğinden İslam a uymak,diğer dinlerin asıllarına ve daha kapsamlılarına uymaktır…

       5-DiNLERİN KUTSAL KİTAPLARI:Önceki din kitaplarındaki bilgilerle ,biyoloji,astronomi,tarih,antropoloji ...bilimlerinin çelişmesi de ateizmin doğuş sebebidir;Anlatıldığı üzere İslam ise bilimlere karşı olmak şöyle dursun “Allah ın yarattığı bilimleri okumanın ,okuyanı Okutana götüreceğini vurgular”… Önceki kutsal kitapların aksine Kur an ın ilk ayetinin “OKU” olması,İslam ın gelişinden sonraki yüzyılların “BİLİM ASRI”olacağındandır. 

       6-BİLİM ADAMI ATEİST OLUR YANILGISI:“ Bu yargı" bilime engel olan muharref dinlere-ideolojilere-ilkel dinlere karşı doğmuştur;Ama bilimi ve bilimsel çalışmayı kutsallaştırmış,önemsemiz ve imanın ön şartı saymış,Allah ı bilmenin ve O'na inanmanın yolu kabul etmiş bir din(İslam)için böyle bir şey söylenemez.!!! Dinin bilime engel olduğu”yargısı, Bazı dinler için doğru olmakla beraber İslam dini için tamamen yanlış ,yersiz ,dini bilmemekten,sin cahillikten kaynaklanan içi boş bir yargıdır.Ayrıca İlk ayetiyle”OKU” bilime ve bilim adamlarına verdiği önemi vurgulayan İslam dini için”Bilim adamı ateist olur”düşüncesi tamamen önyargıdan kaynaklanmıştır.Bir şey amaca ulaşmaya engel olmayıp o na yardım ediyorsa;bu şey ona engel değil destekçidir…O halde böyle bir şey kenara atılmaz alınır..Dolayısıyla Tarihte,onca bilimsel faaliyet yapan Müslüman bilginler varken İslam için bilim adamı ateist olur ,yargısı din cahilliğinden kaynaklanmaktadır…Asıl”Allah ı en iyi bilgin/uzmanlar bilir”ayetinden dolayı bilginlerin imanı daha sağlam olur…Bilim adamı ateist değil imanlı olur;Ancak bilime ve bilim adamına verilen dinsel karşılıkların ,bilimsel faaliyetlerin Kur an dan karşılıklarının bilinmesi bunu sağlar..

                inanan kişiler -ateistlerin kendi inanç ve kabullerinden hareketle Allah yoktur sonucuna ulaşmalarının bir benzeri olarak- Allah vardır inancından hareketle bilimsel verileri yorumlayıp işte Allah vardır demez. Bizzat bilimsel veriler bizi bu sonuca yani tüm varlığın bir yaratıcısının/programcısının/tasarımcısının olması gerektiği sonucuna götürür. (En basit ve yalın tek cümleyle “iki tuğla üst üste görmek bir plan-program ve bilginin gücün varlığını bize çağrıştırır”)Bu sonuçtan hareketle de günümüzde daha az ateistin olduğuna değil ateist olmak için çok daha az sebebin olduğuna tanıklık ederiz.

      

 7-İNANCIN İNSANI KISITLADIĞI.Tanrı düşüncesinin İnsanı kısıtladığı düşüncesi..Allah inancı neleri kısıtlamaktadır?İçki-hırsızlık…Zina,yalan,içki,kumar,İnsanların hayatlarıyla bilimsel kobay olarak oynanması,,öldürme,bilimin şerre kullanılması…O halde bu konularda bilimin ve bilim adamının kısıtlanması ,akl-ı selimin de savunduğu şeydir..Ancak bilimsel faaliyetlerde alabildiğine destek veren bir dindir,İslamiyet..Zaten erdemli bilgin,bilgisini insanlığın yararına kullanacak bilim adamından beklenenleri emreder İslam..

       8—KÖTÜLÜK PROBLEMİ:Bu problem  de Ateizmin çıkış  ve dayanak noktasıdır.”Allah var ise neden kötülüklere izin veriyor?”düşüncesi ateizmin diğer dayanak noktasıdır…Allah var ise kötülüklere müdahale etmiyorsa ya güçlü değildir,ya da kötü niyetlidir”düşüncesi ateizmin savunduğu diğer düşüncedir.Allah ve yaratılış ciddi bir şey olduğundan geçici şeylerle değişitirilmez müdahale edilmezler…”Allah ın kanununda değişme göremezsin”ayeti de bunu vurgular..Başka ayetlerde ise “Allah insana özgür irade vermiş ve doğru yolu bulması için peygamberler kitaplar gönderdiği vurgulanmış olup iyilik ya da kötülük yapma davranışları akıl ve seçme özgürlüğü verilen insana bırakılmış bu davranışları ve seçimi sonucuna uygun karşılığı alacağı vurgulanmışken;ileride değiştirme eğilimi olan bir insanı yaptığı kötülükten dolayı cezalandırmak ;O nun seçim özgürlüğünü elinden almak olduğundan adaletli yargılamaya engeldir…O halde insanların özgürce seçim yapabilmeleri ve herkesin ne yaptığını bilmesi,diğerlerinin de yapmadıklarından sorumlu tutulabilmeleri için kötülüklere ve iyiliklere  müdahale edilmemesi,kuralların küçük davranışlara göre bozulmaması gerekir…Acaba her kötülüğe  hemen ceza verilseydi? Suç oluşmadan insan cezalandırılmaz..

             Kötü gibi gelen şeyler aslında iyi olabilmektedir;Ancak bu düşünmeyle ,öğrenmeyle çözülecek kavramdır…Eğer Allah her kötülük yapana hemen müdahale etseydi,cezasını verseydi ,-Yeryüzünde hiçbir canlının kalmayacağı açıktır!O halde Allah ın koyduğu süre(Kıyamet in kopmasına kadar)her insana tanınmış süredir..O nun bu sözüne aykırı davranması Allah lığına,saygınlığına aykırıdır.Mesala :Ölümün kötü gibi gözükmektedir! Ancak aslında ölüm iyidir.Çünkü ölüm olmasaydı,yiyecekler,yer sıkıntısı,inleyen hastalar olacaktı..

****Ateizm kanımca bir tür vatan hainliğine sebep olabilir.Mesela:Satanizm,reenkarnasyon,Terörizm,Anarşizm(Devlete başkaldırı) vatan savunmasına karşı çıkmak hatta yıkmak en azından vatan savunmasına katılmamaktır...Peygamber ve Kur an "VATAN SEVGİSİ İMANDANDIR"buyurur...İnsanları vatan savunmasına koşturan Onları Cennet ümidiyle ŞEHİTLİK duygusudur...O halde ŞEhitlik duygusu nun içinde bulunduğu Dini kaldırmaya çalışmak vatan sevgisine karşı olmak yani bir tür vatan hainliğine sebep olmak olabilir..Çünkü Hiç bir bilinçli ,gerçek  doğru dini bilgi almış bir insan vatan savunmasından kaçmaz ve vatana ihanet etmez...O halde insanları vatanlarına düşman yapmak,vatanı sevmeyi emreden dini ve toplumun kültürünü ortadan kaldırmaya çalışmak bir tür vatan karşıtlığıdır...

      9-TESADÜF:SORUN VARLIĞIN OLUŞUMUNU AÇIKLAMA DA Kİ İKİ BAŞLILIKTIR?
FİLM İZLE:http://www.youtube.com/watch?v=9pGvNKXln3w
      Ateist doğal olarak varlığın kendi düşüncesi gereği,kendi düşüncesini inandırıcı kılmak için tesadüfen oluştuğunu söylemektedir.Allah ise:Varlıkta ki işleyiş ve kanunlar hakkında bilimin ve ateistin olmadığı zamanlarda bilgi vermektedir,varlığı sistematik olarak kendisinin yarattığını söylemektedir;Yani ölmekle inanmadığı varlığın kollarına düşecek olan Ateist ile Allah karşı karşıyadır!Zayıf ile güçlü-Evrenin sahibi ile evrende ki nokta kadar olan insan –Ölümlü ölümsüz-Varlığı zamanla mekanla kısıtlı ile zamanı ve mekanı yaratan-Enerjisi kısıtlı ile enerjisi sonsuz-sel,ölüm,kaza,deprem vs. de aciz ile bunların ütündeki Allah…Bu karşılaşma da sonuç ne olacaktır dersiniz?

 http://www.youtube.com/watch?v=r2Vv7xrtCvs

          Evrenin kendiliğinden oluştuğu düşüncesinin önündeki en büyük engel in İslam ın ,Evreni Allah ın yarattığıdır..Orta da düzenli,sistematik,dakik,programlı işleyen akılsız ve bilgisiz olduğu halde,sanatlı,estetik,şaşmayan varlık ve işleyen sistem vardır.(Hücreden,atomun çekirdeğine oradan güneşe, samanyoluna kadar,Allahın uçak filosundan güneşe kadar)
TEMEL SORUN:VARLIĞIN KAYNAĞIDIR:Tesadüfçüler,varlığı açıklarken kendi fikirlerini güçlendirmek için varlığın ve düzenin tesadüfen olduğunu,Evrenin yaratıcısının olmadığını iddia ederler…Ancak bunun doğru olabilmesi için belki 10 milyar yıl öncesinde varlığın oluşumunda-oluşurken hazır bulunmaları ve görmeleri gerekir…Bu konuda ki bilimsel bilgiler ,sistemler yorumdan öteye gidemezler…Çünkü 10 milyar yıl önce bilim de bilgi de yoktu,ancak yaratan vardı ve biliyordu…Bu konuda kesin bilgi vermek için :varlığın oluşum aşamalarının hepsini bilmek ve her aşamasında hazır olma,kaydetmek  gerekir,ayrıca bu varlığın sonunu da bilmek gerekir..Dolayısıyla Allah ın varlığın işleyişi hakkında verdiği bilgi doğru ise,başlangıcı hakkında verdikleri de doğrudur,sonucu hakkında verdikleri de doğrudur.

              Bu sistemin açıklanmasında ve bir yerlere yerleştirilmesinde sorun çıkmaktadır…Allah bilimin “B”sinin olmadığı bir zamanda ve baştan itibaren ,yaratılışın her aşaması ve evrenin varlığının  her safhası hakkında bizlere bilgi vermektedir ve bu bilgilerin doğru olduğu bilinmektedir.İşte bu sanatlı,dakik işleyen bu evrenin var edcisi hakkında açıklamalar konusunda din ile ateist azınlık bilim adamı arasında açıklama konusunda sorun ve egemenlik sorunu ortaya çıkmaktadır…Aslında azınlık olan ve öğretileriyle insanlığa yarar yerine zarar getirdikleri orta da olan azınlık –kendi yorumunu bilim diye sunan-bazı insanlar Allah a inandıkları vakit bilimlerinden ve öğretilerinden “Hayırlı”nesiller yetişecektir.Çünkü İslam bilim adamını kısıtlamak şöyle dursun “savaşta en değerli varlığı canını veren vatan evladının kanıyla O nun kaleminin mürekkebini eşdeğer”tutacak kadar bilime önem veren din olup;Allah ı tanımanın yolunun bilimden-öğrenmeden(OKU)geçtiği önceleyen bir dindir..

            Tesadüf tanrısı kullarından hiç bir yükümlülük istemez, çünkü kendi varlığı da aynı rastlantıların sonucudur.

 

           ENERJİ İSRAFI-HEDEFTEN SAPMA:Ateist Bilim adamlarının yüzyıllardır ispatlayamadıkları “Allah yaratmadı”yı ispat ile uğraşmaları ve bunun ispatlanamaması şöyle dursun tersi yönde gelişmeler ve açıklamalar artıyorsa bir takım bilim adamları ve kendi yorumlarını bilim diye sunan bazı insanlar, Allah ın varlığını kabul edip;Ener sini Allah ın yarattıkları düzenleri çözmekle –ibadet düzleminde-uğraşsa daha yararlı olur!Zira Kur an ın bu konuda ateizme ve ateistlere meydan okuması Y.Y.lardır ortadadır...

         ***1-”Geceyi gündüze bağlayıp-katar, gündüzü de geceye bağlayıp-katar; güneşi ve ayı emre amade kılmıştır, her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedir. İşte bunları (yaratıp düzene koyan) Allah sizin Rabbinizdir; mülk O'nundur. O'ndan başka taptıklarınız ise, 'bir çekirdeğin incecik zarına' bile hükümleri geçmez,O nu bile yaratamazlar.”(Fatır suresi 13)

                     2-“ HAC 73. Ey insanlar! (Size) bir misal verildi; şimdi onu dinleyin: Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız (taptıklarınız) bunun için bir araya gelseler bile bir sineği dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan geri de alamazlar. İsteyen de âciz, kendinden istenen de! 3-“ Eğer kulumuza indirdiğimiz Kur’ân’ın Allah’ın sözü olduğu hakkında şüpheniz varsa, haydi onun sûrelerinden birine benzer bir sûre meydana getirin ve Allah’tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın, iddianızda tutarlı iseniz.”(Bakara 23)

     10-İNANANLARIN KÖTÜLÜĞE BULAŞIYOR OLMALARI:İnandığını söyleyen insanlar neden kötülüğe bulaşabiliyorlar?Bir İnsanın İnançlı olması ile İnancını içselleştirip,davranışlarında yansıtması ,inancının  gereğidir;Ancak her inançlıdan(Yetersiz dini bilgi,eğitim vs gibi nedenlerden)inancına uygun davranışlar çıkmayabilir.O halde bağlısını,bağlı olduğu kurum/değer ile eşdeğer tutmak yanılgıdır. Örneğin Devlet kurumlarından birisindeki bir memurun hatasından dolayı bütün devleti suçlamak yanlıştır.

           Ayrıca bazı ateistler,çalışmak ,çabalamak yerine kolaycılığı seçtiklerinden ateizme saparlar.Din dersine çalışmadıkları için pek yüksek almayanlar,kolaylıkla ben ateizmi seçiyorum,din değiştirmek istiyorum diyerek kolaycılığa kaçabilmektedirler.Ancak aynı şeyi,Matematik,fizik, vs için düşünmüyorlar…Bu açıkça din istismarı yapmak,dini kullanmak,sorumluluktan kaçmaktır…

         Ayrıca ,Ateist olduğunu düşünen insan,Neden yanlışı yapana doğruyu gösterme,örnek olma erdemini göstermek yerine kaçış yolunu kullanmaktadır.!    .Bu pireye kızıp yorgan yakmaktır.Eğer Ateist olmayı bu sebepten dolayı düşünen kimse doğrusunu biliyorsa cesurca yanlışlara karşı çıkmalı ve insanlara doğrusunu göstermelidir..Bunu yapmak yerine İslam a karşı çıkması O nun gerçeklerle yüzleşmedeki cesaretini ve gücünün sınırlarını gösterir..

              Ayrıca Allah ın emirleri ,sadece inandığını söyleyenlere değil;Yoktan yaratılan,onca özelliklerle donatılan,kendisi için sayılamayacak kadar çok onlara uygun gıdalar yaratılan  vs…Ateistler için de geçerlidir…Bu yükümlülük neden sadece inançlılara ait kılınmaktadır;Çünkü,”Her canlı ölümü tadacaktır,sizlere onca nimetler verdim”Kur an hitabının diğer muhatapları da inanmasalar bile ateistlerdir.İnsan inanmıyorum demekle İnanmadığı varlığın yarattığı Evrenden dışarı çıkamadığı gibi O nun koyduğu “Her canlı ölümü tadacaktır.”ayetinin sonucundan kurtulamamaktadır.O halde ateizm gerçeklerle örtüşmeyen bir kaçıştır…3-“ Ey cin ve ins topluluğu! Yapabilirseniz haydi göklerin ve yerin hududundan geçin bakalım!Ama geçemezsiniz, ancak üstün bir güç, kuvvetli bir delil ve ilimle geçebilirsiniz.”(Rahman33)Burada belirtildiği gibi Evrenin sahibi açıkça inanmayanlara kanıt getirmelerini ve inanmadıkları varlığın koyduğu evrenden gidebilmelerini istemektedir.

         İnanmayan kişilerin Allah ı yok saymaları  yüzünden yokolcak  ve yüceliğinden bir şey kaybedecek değildir.Yokluk ve hiçlik düşüncesi olsa olsa Ateistin zihnindedir.İnsan kendi zihni düşüncesiyle savaşarak dış dünya nın gerçeğini yok ettiğini düşünmektedir.Sözsel kabuller yada olumsuzlamalar,Bu evrendeki düzen-sistem ve mükemmel işleyişi ve İslamın Allah’ının bu konuda söylediği bilgileri yok edecek değildir.Yani başını kuma sokan sadece kendisi için aydınlığı karanlık etmiş olur.

    11-DİKKAT ÇEKME HASTALIĞI:Dikkat çekmek farklı olmayı istemek,ya da birisinde gördüğü kötülüğü İslam a yamadığı için ateizmin seçildiği bilinen gerçektir..Bilgisizlik ya da yanlış bilgiden dolayı inançsızlığın seçilmesi.Yüzeysel/Kulaktan dolma/araştırılmamış bilgiler ve bu bilgilerin Kur an/İslam literatüründeki karşılıkları bilinmediğinden insanların ateistliği seçtikleri görülmüştür.Dikkat çekme hastalığı bugün için tıp dilinde psikolojik bir hastalık olarak kabul edilmektedir…ÜRÜNLERİYLE DİKKAT ÇEKEMEYENLER EN KOLAY VE BASİTÇE NASIL DİKKAT ÇEKİLİRSE HEMEN O KOLAY YOLU TERCİH EDERLER!Zira güçlü insanlar basit davranışlarla değil;güçlü,sağlam davranışlarla ,ürünleriyle dikkat çekerler…

    12-ATEİZMİN İMKANSIZLIĞI:-Bir elmanın varlığını anlamak için evrendeki bir elmayı göstermek yeterlidir;Ancak elmanın olmadığını ispat için bütün evreni gezip,inceleyip evrende elma yoktur ,denilmelidir.Allah ın varolduğunu anlatmaya  O'nun varlığının kanıtlarını gösteren bir ayet  yeterlidir.Allah ın olmadığını ispat için bütün evreni incelemek ve "Allah yoktur"demek gerekir..O halde Ateistin bütün evreni inceleyerek Allah yoktur diyebilmesi gerekir...Bu da mümkün değildir..

-Ateistin kabul etmemesiyle Allah ve evren ,yaşamla ilgili söylediği şeyler yok olmamaktadır...Örneğin bilimin ve teleskopun olmadığı zamanlarda evren-uzay-yeryüzündeki yaşam hakkında Kur an ın söylediklerinin doğru olduğunu görmekteyiz;Ateistin bunu Allah ın yaratmadığını iddia etmesi ,gerçekte iddiadan öteye gidememektedir.

--ORGANİZSASYONLAR:(Allah) Geceyi gündüze bağlayıp-katar, gündüzü de geceye bağlayıp-katar; güneşi ve ayı emre amade kılmıştır, her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedir. İşte bunları (yaratıp düzene koyan) Allah sizin Rabbinizdir; mülk O'nundur. O'ndan başka taptıklarınız ise, 'bir çekirdeğin incecik zarına' bile hakim olamazlar,sözleri geçmez".(fatır13)--İşte burada olduğu gibi Allah büyükleir düzenli,sistemli,planlı yarattığı gibi en küçüğünü de böyle sanatlı yarattığını vurgularken ateistin bu varlığı başkasına,tesadüfe,rastgelelilğe ve EVRİMe yamamasıyla gerçekte öyle olmamaktadır..İŞTE BUNCA DÜZENİN SAHİBİ,BİLGE,GÜÇLÜ,İSTEDİĞİNİ YAPAN BİR VARLIK;TABİKİ YAPTIKLARINI ATEİSTİN KAPMASINA VEYA AKILSIZ VARLIKLARA VERMESİNE KAPTIRMAZ...
---Allah ramazan,Cuma,kurban ,vakit namazlarında bütün insanları bir emirle organize etmekte ve aynı anda emrine itaat ettirmektedir.Bütün insanlar Dünya nın her yerinde aynı zamanda kurbanlarını kesmekte,Alışveriş merkezler dolmakta,milyarlaca insan yer değiştirmekte veya oruçlarını tutmaktadırlar...vs.İşte bu büyük organizsasyonları başarabilmek büyük bir olaydır..Eğer insan gerçekten ateistse Allah ın kurduğu bu organizasyonların karşılığın da kendisinin de buna benzer organisasyonlar yapması ve insanlığı  harekete geçirmesi gerekir...Hatta bu organizasyonlara Ateist adam da iştirak etmek zorunda kalıyorken nasıl ateist olabiliyorlar!
-İslam n sağladığı toplumsal huzurdan ateistte yararlanmaktadır.Şu anda toplumda huzur,güven var ise ve insanlar birbirlerine daha az zarar veriyorsa bunun önemli bir sebebi dini duyarlılığın henüz çok azalmamış olduğudur.Bu huzur ve güvenden ateistte yararlanır;sonra bu huzur ve güvenin ,kuralların sahibini inkar eder.Nitekim ateistin savunduğu yaşamın kodlarında hep kötülük,şiddet,baskı,köleleştirme vs görülmüştür...İşte günümüz:Din ve iman zayıflayınca insanları ateistin kuralları durduramadığı gibi,"HESAP SORULAMAYACAK-KİMSE GÖRMüYOR"mantığıyla yapmadıkları kötülükleri bırakmıyorlar.İşte dükkanı soyulan ya da zarar gören ateist dinin kurallarının ne denli gerekli olduğunu anlamaktadır.
 
13-YAPILACAK KÖTÜLÜKLERE PSİKOLOJİK TEMEL ARAMA:Allah ın kendisini gördüğünü,yaptıklarının meleklerce yazıldığını bilen insanlar ;rahatça kötülük yapamamaktadırlar…İşte bundan dolayı yapılacakların rahatça yapılabilmesi ,vicdanın susturulması için “ALLAH YOKTUR-YAPTIKLARIM YAZILMIYOR”düşüncesine girilmesi gerekir…Nitekim,Ülkemizin başına bela olan teröristlerin ve başlarındakilerin ateist olması ,din ile ilgilerinin yok denecek kadar az olması,araç yakanların dinsel yönden bilgisiz olmaları,hırsızların yaptıklarında korkusuz olması ve bunları çekinmeden yapması bize kötülüklerin nasıl aklileştirildiklerini,mantıkileştirildiklerini gösterir…

            Bir kimse şayet kendini şartlamışsa ne kadar olağan üstü olay ve oluşum görürse görsün yine de bir yaratıcı olduğu inancını reddedebilir. Bu ayrı bir psikolojik durumdur. Ancak Allah’ın yok olduğunu delillendirme yoluna girerse işte o noktada felsefi kabulleri dışında kendisine herhangi bir dayanak bulamaz.

          Peki, bunca delil olduğuna inanmamıza rağmen tüm bu delilleri inkâr eden insanlar nasıl bir psikoloji içindedirler. Tabi bu neredeyse inançsız kişi sayısınca farklı sebeplere dayanabilecek bir durumdur. Ancak genel itibariyle bakıldığında bu insanların gerçeği aramaktan ziyade gerçekten kaçmak ve belki de bir manada gerçeğe kulak tıkamak gibi bir halleri bulunmaktadır. Şayet bir yaratıcıya inanırsa o yaratıcının emrettiği şekilde yaşaması gerektiği gerçeğinin farkına varan ve kendi özgürlüğü üzerinde kimseyi otorite kabul etmeme cüretini gösteren pek çok inançsız insan vardır. Çoğu ateistin aileden ya da çevresinden kaynaklanan bir hikâyesi vardır. Sevgilisinden ayrıldığı, bir yakınını kaybettiği ya da geçmişte bir dini değerlerine uymaya çalışan birisinden kötü muamele gördüğü için bile insanların ateist oldukları göz önünde bulundurulduğunda sebeplerin çok da kayda değer olmadığı anlaşılacaktır..

Allah’ın vermiş olduğu sayısız imkânın şükrünü yerine getirmeyen insan sahip olduğu bir şeyi kaybettiğinde ya da istediği bir şey gerçekleşmediğinde hemen nankörlük yaparak inançsız olabilmektedir. Ateizm,Allah’ın verdiği kalp ve beyin ile Allah’ı inkâr dil ile de bu inkârını tasdik etmektedir. Bir sperm damlasıyken(Yarım tuz tanesi kadarken) kendini insan şekline çeviren ve çok çeşitli nimetlerle donatan Allah’a karşı bu kinin ve inkârın sebebi tamamen psikolojiktir.

      Bu gibi kişiler dindar bir insan görmekten ya da ölüm ve benzeri gerçekleri duymaktan son derece rahatsız olurlar. Derhal konuyu kapattırır ya da din aleyhine savunmaya geçerler. Etraflarında kendileri gibi inançsız insanlar olmasını arzu ettiklerinden adeta Allah’a ve dine hasım kesilirler.                                             

 .        Din konusunda yetersiz bilgiye sahip insanları kendi taraflarına çekmek ve bu sayede inançlarını meşrulaştırma kendilerini ise tatmin etme yoluna giderler. Daima kötü örneklerden hareketle inanmayan insanların inanan insanlara nazaran daha dürüst daha doğru daha erdemli ve daha entelektüel olduğu zannına kapılırlar. İstisnaları muhakkak olmakla birlikte genellikle büyük çoğunluğu inançlı insanları eleştirir ve inançlı olan tek bir kimseye bile saygı duymamasına hatta tahammül edememesine rağmen kendisine ve inançlarına saygı gösterilmesini beklerler. İnançlı insanları tarihi süreçte nasıl cahil, yaptıklarını ise alay konusu edinirler.Din bilginlerine nelerin yapıldığı,bu kaynağın nasıl kurutulduğu düşünüldüğünde,İnsanımızda varolan İslam diniyle ilgili bilgilerin neden bu kadar az ve O ,insanların yanlışlarının neden dine uymadığı daha iyi anlaşılır.                                                                                   

&&&&&&&&&&&&&&&“TÜRBÜLANSA GİRMİŞ UÇAKTA ATEİST OLMAZ”&&&&&&&&&&&&

14-BİLİMİN HER ŞEYİ ÇÖZECEĞİ YANILGISI:İslam dininin bilime verdiği önemi ilk ayetten(OKU)biliyoruz;Ancak bilim hiçbir şey olmadığı gibi her şey de değildir.Yani bilim tanrılaştırılmadan öğrenilmeli ,sınırları bilinmelidir…

                                                    BİLİM HER ŞEYİ ÇÖZEBİLİR Mİ?

          “Her bilimsel bilgi, prensipte, yeni kanıt elde edildiğinde değişmeye mahkumdur.”

             Akıl ve bilim, yerinde kullanılıp putlaştırılmadığı sürece insana verilen en büyük nimetlerdendir. Akıl ve bilim için aşırılık ise sınırlarının bilinmeyip putlaştırılması ve herşeyi çözebilecek unsurlar olduğu yargısı edinilmesi ile ortaya çıkar.
  Zina konusunu ele alırsak, Zina kötü olduğu yargısı,bilimden başka hiçbir şeye inanmadığını iddia eden insanların bile verdiği bir hükümdür. Çünkü kimse yakınının bir kimse ile zina etmesine razı olmaz ve “iyi yapıyor kendini eğlendiriyor" demez. Şimdi soralım zinanın kötü olduğu yargısı hangi mantıksal ve bilimsel gerçeğe dayanmaktadır?
         Eğer bilimsel ve mantıksal bir gerekçe bulamıyorsanız bunların dışında bir değer yargısı kullanıyorsunuz demektir. O zaman “akıl ve bilim herşeyi çözer, bize yeter" iddianızla açık bir çelişkiye düşüyorsunuz. Madde haricinde herhangi bir şeyin olmayacağını savunan materyalist felsefe gereği ruhun varlığını inkar ediyorsunuz. İnsanın bütün seçimlerini beynin fonksiyonlarına
, mekanik işleyişine bağlıyorsunuz. Şu halde özgür iradeyi nasıl açıklayabilirsiniz. Bilgisayar gibi mekanik bir işleyişin hür iradeyi temsil edemeyeceği açıktır. İnsanın hür iradesi yoksa suç işleyen insanları ne ile suçlayacaksınız, çünkü sizin mantığınızla o kişi beyninin fonksiyonlarının gereğini yapıyor. Ya da hür irade yoktur deyip insanın beynin mekanik fonksiyonlarının mahkumu olduğunu mu iddia ediyorsunuz.
       Ruh olmadan özgür iradenin neye dayandırılacağını nasıl açıklarsınız?

        Sadece Bilimin tek yol gösterici olduğunu savunanlar:“Mâdem bilim her şeyi açıklıyor, Tanrı bunun neresinde?” Şeklinde sormuşlardır. ,bilim, evrenin işleyiş mekanizmalarını açıklamaktadır. Bu açıklamalar ise Tanrı’nın varlığının karşıtı değildir.Allah ın yaratmasının sergilenmesidir. Evrenin işleyiş mekanizmaları ne kadar iyi açıklanırsa, evrenin düzeni o kadar iyi anlaşılacak;dolayısıyla Allah ın sanatı daha iyi bilinecektir. İnanmanın diğer yönü İse Evreni ve varlığı araştırarak onlara konulmuş düzen ve tasarımın sahibini bulmak ve böylece gerçek imana ermek (İlmel yakin iman)dır Bu ise İstenen ve sarsılmayan imandır.
       Bazen bilimi ve bilgiyi kendi anlayışına göre yorumlayan insanların bu yorumlarını “İşte bilim bu”diye sundukları görülmektedir;İşte bu durumda,kendi yorumlarını “Bu bilimdir”şeklinde sunanlara değil,bilimsel verilere bakmalıyız ki ,Onları yaratan Allah olup bunlar,bizi O na götürür.Yani bilim adamına değil bilime bakılmalıdır.

     Mekanizm ve gâyesellik içe içe girmiş bir şekilde gâyeselliğin zıttı değil, anlaşılmasının aracıdır. Bilimsel bilgilere ulaşma çabası, Tanrı’dan uzaklaşmanın değil Tanrı’ya yakınlaşmanın aracıdır. Sorun, bilimsel yaklaşımlarda değil, bilimi tanrılaştırmaya kalkmaktadır.Aklı gözüne indirmektedir.

       “Bazıları gördükleri kadar inanırlarken;Bazıları da inandıkları kadar görürler. “                                                

 .      Big Bang, evrenin ve tüm kanunların bir başlangıcının olduğunu, evren gibi bilimsel kanunların da mutlak olmadıklarını, evrenin işletilen, muhafaza edilen, bağımlı kanunlara sahip olduğunu, bütün bunların da kudretli, bilinçli, her şeyden haberdâr bir Yaratıcı tarafından tasarlandığını ortaya koymaktadır.***Bu madde Müslümanların bilime karşı olduğunun değil;O nun tek gerçek olduğunun ,savunulmasına ,tanrılaştırılmasına denge getirmek demektir.

16-ALLAH IN OLMADIĞININ İSPATLANAMAYABİLİRLİĞİ:Bir elmanın olmadığını ispat için bütün evrenin araştırılması ve “Elma yoktur”denmesi gerekir.İşte böylece Ateistlerin Allah yoktur demeleri için Evreni bilmeleri ,keşfetmeleri ve bütün evreni araştırmaları gerekir ki sonunda Allah yoktur fikrine varabilsinler.!

    İnanç konusu,akıl yürütmeyle ulaşılan bilgiyi aştığı için ateistlerin tartıştığı ,Allah ın yokluğu değil,O nun varlığına dair ileri sürülen delillerdir.Şu halde Allah ın olmadığı iddia edilse bile ispatlanamaz.Çünkü Kimse,Metafizik varlıkları deney ve gözlem alanına indirgeyerek,”Allah yoktur”diyemez.Örneğin “Elmanın yokuluğunu ispat etmek isteyen birisi,tüm evreni araştırarak elmanın olmadığını kanıtlamalıdır;bu mümkün olmamakla birlikte Allah ın varlığını anlamak için O nun ileri sürdüğü delillerden sadece bir elmanın varlığını ispatlamak elma nın sahibinin varolduğunu kanıtlamaya yeterdir..

17-TESADÜF TANRISININ KULLARI:Ateist olduklarını iddia edenlerinde dinleri vardır ve Onlar Ateizm kabullerinin/Tesadüf tanrısının  kullarıdırlar..Örneğin;İnanan bir insan Allah gördüğü için davranışlarına dikkat ederek yaşarlarken,İnanmayı reddeden bir insan,İnancın verdiği kötülükleri yapmama konusunda ki kısıtlamaları kaldırmayı prensip(dinsel davranış-ateizm dininin kabulleri)kabul etmektedirler.

      PROTEİNLER: http://www.youtube.com/watch?v=hKEivYsxiXk&feature=related

      Gerek evrenin gerekse canlılığın oluşumundaki sayısız uyum ve mükemmellikler bizlere açık bir şekilde neden bir yaratıcının varlığına inanmamız gerektiğini ispatlar. Evrenin ezeli olmadığı ve sonsuza kadar da var olamayacağı gerçeğinin bilimsel olarak da açığa çıkmasıyla maddeye ezelilik ve ebedilik yükleyen materyalist felsefe çökmüş ancak yıkıntısının etrafa dağılan parçaları günümüze kadar devam etmiştir. Oysa temelinden yıkılan bir binanın değeri sadece kalıntılarının dozer ve kepçe yardımıyla alınıp hayatın dışına atılmasından ibarettir.
---Proteinler kendi kendilerine okyanuslarda oluşabilir mi ? Bir örnekle açıkla-yalım: En küçük bir protein, mesala 500 aminoasitli bir protein molekülünün doğru dizilimi yakalama ihtimali 10950 'dir. Matematikte 1050 'den sonrası ihtimaller kanuna göre sıfır kabul edildiği için, böyle bir protein molekülünün oluşma ihtimalide sıfırdır. Ayrıca "Le Chatelier" yasasına göre; proteinlerin oluşumları esnasında su çıkardıkları, su çıkaran reaksiyonların da su içinde gerçekleşebilmeleri imkansızdır.

    Bir DNA molekülü, proteinoidlerin tesadüfen birleşmesinden oluşabilir mi? Yapısında milyonlarca şifreyi barındıran DNA'ların en küçük bir tanesinin oluşabilme ihtimali 10600'tür. Ayrıca proteinoid, protein veya DNA'yı oluşturduğu görüşünü artık hiçbir evrimci iddia etmemektedir.

DARWİNİZM  Kainatın ve kainattaki tüm canlıların tesadüfen, doğal seleksiyon (ayıklama) ile evrimleşerek oluştuğunu ileri süren görüştür. Darwincilere göre evrim şöyle gelişmiştir :

   Her nasıl oluşmuşsa oluşmuş olan aminoasitlerin meydana getirdiği proteinler bir araya gelip ilkel, tek hücreli canlıları meydana getirirler. Sonra bu canlılar trilopitleri, onlar birleşip balıkları, balıklar gelişip, amfibiyenleri onlar dinazorları, dinazorlar kuşları, kuşlar memelileri evrimleşerek meydana getirmişlerdir. Yani bütün canlılar tek bir canlıdan evrimleşerek, tesadüfen oluşmuştur. Darwin, sadece insanların maymundan geldiği değil, tüm canlıların tek hücreli bir canlının evrimleşmesinden meydana geldiğini ileri sürer.

   Şimdi buna sıra ile cevap verelim :

    Bir aminoasit ilkel şartlarda kendi kendine oluşabilir mi ? Önce şu soru sorulabilir. Aminoasiti meydana getiren elementler nasıl oluşmuştur ?...

    Stanley Miller 1953 yılında bir deney yapar. Bir aminoasitin ilkel şartlarda oluşabileceğini deneyle ispat ettiğini savunur. Fakat zamanla deneyinde bazı hilelere başvurduğu ortaya çıkar :

  1. Metan ve amonyak gazlarını deneyinde kullanan Miller'in deneylerinin aksine 1970'lerden sonra ilkel ortamda bu gazların olmadığı ortaya çıkmıştır. Araştırmacılar atmosferin ilk dönemlerde azot, hidrojen, su buharı, oksijen ve karbondioksitten oluştuğunu ispat etmişlerdir. Bu gazlarla yapılan 1975'teki deneyde tek bir aminoasit bile elde edilememiştir.
  2. Miller, deneyinde "soğuk tuzak" adlı mekanizmayı kullanmıştır. Bu mekanizma ile aminoasitin oluşumunu engelleyen oksijeni de Miller deneyinden soyutla-mıştır.
  3. Miller deneyi sonucunda, canlıların yapılarını bozan organik asitler oluşmuştur. Miller bu asitleri de deneyden izole etmiştir. Kısaca Miller deneyi, evrimi değil evrimsizliği ispatlar. Çünkü bir aminoasitin oluşumu için bile deneye olmayan metan ve amonyak gazları eklenmeli, olan oksijen çıkartılmalı, oluşacak aminoasitin korunması işin özel bir mekanizma (soğuk tuzak) kurulmalı ve bozucu özelliğe sahip organik asitler izole edilmelidir. Kısaca, aminoasitler tesadüfen değil özel şartlarda, kontrolle, bir laboratuvar ortamında, bilinçli müdahalelerle ancak elde edilebileceğini Miller İspat etmiştir.

     Zaten Miller yukarıdaki tezatları, 1985'te İsveç Stockholm şehrindeki sempozyumda, ayrıca; Science (S.423)'te , The Origins Of Life On The Earth (S.33)'te itiraf etmiştir.

    Proteinler kendi kendilerine okyanuslarda oluşabilir mi ? Bir örnekle açıkla-yalım: En küçük bir protein, mesala 500 aminoasitli bir protein molekülünün doğru dizilimi yakalama ihtimali 10950 'dir. Matematikte 1050 'den sonrası ihtimaller kanuna göre sıfır kabul edildiği için, böyle bir protein molekülünün oluşma ihtimalide sıfırdır. Ayrıca "Le Chatelier" yasasına göre; proteinlerin oluşumları esnasında su çıkardıkları, su çıkaran reaksiyonların da su içinde gerçekleşebilmeleri imkansızdır.

    Bir DNA molekülü, proteinoidlerin tesadüfen birleşmesinden oluşabilir mi? Yapısında milyonlarca şifreyi barındıran DNA'ların en küçük bir tanesinin oluşabilme ihtimali 10600'tür. Ayrıca proteinoid, protein veya DNA'yı oluşturduğu görüşünü artık hiçbir evrimci iddia etmemektedir.

   Balıklar zamanla amfibiyene (hem karada hem denizde yaşayabilen canlılara) dönüşebilirler mi? Buna kanıt var mıdır? Eusthenopteron'ların bu ara geçiş döne-mine örnek olduklarını ileri sürülürdü. Fakat bu balıkların, diğerlerinden bir farkı olmadığını evrimcilerde günümüzde itiraf etmektedirler.

   Amfibiyenler sürüngenlere dönüşebilir mi ? Seymouria adlı canlının sürün-genlerin atası olduğunu iddia edilir. Fakat araştırmalar, bu canlıdan 50 milyon yıl önce yaşamış sürüngenlerinde bulunduğunu ispatlamıştır. Ayrıca bu canlının pulları bulunmamaktadır. Halbuki tüm sürüngenlerin derilerinin tamamı pullarla kaplıdır.

   Sürüngenler memelilere dönüşebilir mi ? Sürüngenler zamanla kuş ve memelilere dönüşebilir mi? Sürüngenlerle memeliler arasındaki çene yapısı ve kulaklardaki farklılıklar dışında yumurtlayarak çoğalan, pullu, soğuk kanlı canlıların doğarak çoğalan, tüylü sıcakkanlı memelilere tesadüfen nasıl dönüştükleri de evrimcilerin cevaplandıramadığı sorulardandır.

     İnsan evrimleşerek mi varolmuştur ? Şimdi evrimcilerin maymundan insana sıraladıkları evrim aşamalarını sıra ile görelim :

   Australopithecus'ın iki ayağı üzerinde dik yürümeye başlayan ilk maymun olduğu iddialarını beş uzmandan oluşan Lord Zuckerman başkanlığındaki ekip, 15 yıllık çalışma sonunda bu canlının bir maymun türü olduğunu ve dik yürümedikleri sonucuna vararak cevaplamışlardır.

   Homo habilis : 1984 yılında bulunan iskelet , bu türün maymunların ki gibi küçük beyin hacmine, uzun kollara, kısa bacaklara sahip olduğunu göstermiştir. Antropolog Holly Smith, Fred Spoor, B.Wood, Frans Zonneveld'te araştırmaları sonucu hep aynı sonuçlara varmışlardır. Homo habilis bir maymundur, maymun iskeletine sahiptirler.

   Homo Rudolfensis : İnsan yüzü anatomisi profesörü Tim Bromage, C.l. Brace, paleantropolok Prof. Alan Walker yaptıkları incelemelerde bu camlının yüz, diş, beyin hacmi... ile bir maymun olduğu sonucuna varmışlardır.

   Homo Erectus : Yapılan araştırmalar modern insan iskeleti ile Homo erectus'un iskeleti arasında hiç bir fark olmadığını göstermiştir. H.Erectus bir insandır, maymunla bir benzerlikleri yoktur. H. Erectus gibi küçük kafatası hacmine sahip pigmeler, kalın kaş çıkıntılarına sahip Avusturalya yerlileri günümüzde hala daha yaşamaktadırlar. Homo erectus ile bizim aramızdaki fark, zencilerle, eskimolarla arasındaki fark kadardır ama sonuçta her ikisi de insandır.

   İşin ilginç yanı, önce Australopithecus'lar yaşamış, onlar evrimleşip homo habilis, sonra onlarda evrimleşip homo eructusa dönüşmüş olduğu iddia edilirken, her üç ırkın bir arada yaşadığını gösteren belgelerin bulunmasıdır. Hatta Homo rudolfensis'in, atası olduğu iddia edilen homo habilisten bir milyon yıl daha yaşlıdır Homo rudolfensis...

   Neandertallar : Ölülerini gömen, müzik aletleri yapıp çalan, zeka seviyeleri, konuşmaları ile günümüz insanlarından tek farkları biraz daha güçlü bir iskelete sahip olmalarıdır. Dolayısıyla onlarda insandırlar...

   Şimdi bizzat evrimi savunan araştırmacılar ve evrimci dergilerden evrimle ilgili itirafları, evrimleşme sırasına göre inceleyelim :

  • Jeffrey Bada : "En büyük problem : Hayat yeryüzünde nasıl başladı ?".
  • Rus evrimci A.l.Oparini " Hücrenin meydana gelişi, evrim teorisinin en karanlık noktasıdır" .
  • Evrimci Earth dergisi : "Bugün Miller'in senaryosu şüpheyle karşılanmaktadır."
  • Evrimci W.Ager : " Hep aynı şeyle karşılaşıyoruz. Kademeli evrimle gelişen değil, aniden yeryüzünde oluşan gruplar görürüz."
  • Evrimci Barbara J. Stahl: " Bilinen balık türlerinin hiç biri, karada yaşayan dört ayaklıların atası olarak belirlenememektedir."
  • Evrimci Lewis L. Carroll: " Ne yazık ki sürüngenlerin ortaya çıkışı öncesinde var olan tek sürüngen atası örneği yoktur."
  • Evrimci Roger Lewin : " İlk memeliye nasıl bir evrimsel geçiş olduğu, hala büyük bir sırdır."
  • Yüzyılın en büyük evrimci teorisyenlerinden George Gaylond Simpson: "Dünya üzerindeki yaşamın en kafa karıştırıcı olayı, sürüngenler devrinin memeliler devrine aniden değişmesidir..."
  • Evrimci Mark Ridley : "Hiç bir gerçek evrimci, fosil kayıtlarını yaratılış fikrine karşı destekleyen bir delil olarak kullanamaz."
  • Ünlü evrimci, kuş bilimci, Alan Feduccia: "Kuşlar, ortak ataları dinazor-lardan on binlerce yıl önce yaşamışlardır ve dolayısıyla dinozorlarla alakaları bulunmamaktadır..."
  • Stanley Miller : " Metan, azot ve yok denecek kadar az miktardaki amonyak ile su buharı karışımı, ilkel dünya için daha gerçekçi bir atmosferdir."
  • Diğer bir evrimci sahtekar Haeckel'den itiraf : Bu yaptığım sahtekarlık itirafından sonra kendimi ayıplamış ve kınamış olarak görmem gerekir. Fakat benim avuntum şudur ki, suçlu durumda bulunduğumuz yüzlerce arkadaş, bir çok güvenilir gözlemci ve ünlü biyolog vardır ki onların çıkardığı en iyi biyoloji kitaplarında, tezlerinde, ve dergilerinde benim derecemde yapılmış sahtekar-lıklar, az çok tarif edilmiş, yeniden düzenlenmiş, şematize edilmiş şekiller bulunmaktadır."

    Evrimcilerin en büyük sorunu, canlılar birbirinden evrimleşerek değiştiğine dair en küçük bir örnek bulamamalarıdır. Mesela insan maymundan türemişse maymunlar değişime başladıktan sonra, fakat insan olma aşamasına gelmeden önce, bu ara dönem (ki milyonlarca yıl sürüyor) içinde insan-maymun karışımı, yarı insan, yarı maymun, kalıntı, fosil iskeletleri bulunmalıdır. Bulunduğu iddia edilen kemikler ya evrimcilerin sahtekarlık ürünü yada domuz dişi veya nesli tükenmiş Orangudan kalıntısı oldukları ortaya çıkmıştır. Peki bu kalıntılar, bu kemikler niçin bulunamamaktadır ? Çünkü böyle bir geçiş, bir tek canlıdan evrimleşip, çeşitlenme, çoğalma yoktur. Her canlı tek tek, ayrı ayrı yaratılmıştır.

     Evrimciler bağnaz olurlar mı ? Aşağıdaki cümleler bir Türk evrimcisine aittir :

  • Hiç bir fosil bulunmasa bile bu evrim kuramını çökertmez.
  • Varsayalım ki henüz hiç bir fosil bulamadı. Bu tüm ara canlıların, doğaya karıştığını gösterir.
  • Diyelim ki tüm fosiller fos çıktı ! Bu bile evrim kuramını çökertmez.
  • ...(Belki evrim) bugünkü bilgilerle mümkün değildir, ama 100 yıla kadar bu konuda dev adımlar atılacağına kesin gözüyle bakılmaktadır...(!) 
    Klavyenin tuşlarına saniyede bir defa rast gele basan birinin, yalnızca bir defa “evrim hipotezi” yazabilmesi için yaklaşık 317 milyar yıl uğraşması gerekir... "diyor Prof. Dr. Arif Sarsılmaz ve bugüne dek bilimselliği tartışılan evrim karşıtı eserlerin tersine evrim dayatmasını bilimsel verilerle sorgulayarak bilime rağmen evrim teroisinin doğruluğunu savunmanın yobazca bir inanç dayatması olduğunu işaret ediyor. " Eğer evrim bir inançsa ve ona iman ediliyorsa sözümüz yok ve inananlara saygımız var ama söz konusu olan bilimsel bir teorisi ise o zaman bilimsel verilerin ışığında bu teorinin tartışılmaz bilimsel gerçek olduğu dayatmasının tartışılması gerekiyor" diyen Prof. Dr. Arif Sarsılmaz'ın konuyu ders olarak okutmuş bir bilim adamı olması da eseri özellikle kayda değer kılıyor.   27 Ağustos 2008 
  • Darwin ,  bir arkadaşına  yazdığı mektupta Türkler için “Aşağılık ırk , barbar , yok edilecek toplum “ diye bahsetmektedir.
       (The Life and letters Of Charles Darwin ,New York ,1.Cilt, Sayfa :266 )
        
  •  Kısaca özetlersek, evrim, ispatlanmamış ve bir teori olarak bilimselliğin sınırları dışına atılmış, fakat bağnaz fanatikleri tarafından "bilim dışı bir inanç" haline getirilmiş, batıl bir dindir. Tüm batıl dinler gibi evrimde miadını doldurmuştur.

         "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz ki batıl yok olmaya mahkumdur. (İsra : 81) "

        NOT : SON  GELİŞME :İLK MİKROORGANİZMALARIN DÜNYADA OLUŞTUĞUNU İDDİA EDEMEYEN DARWİNİSTLER ŞİMDİ DE  İLK  CANLILARIN "UZAYDA" OLUŞUP  SONRA DÜNYAYA GELDİĞİNİ İDDİA ETMEYE BAŞLADILAR! MAYMUN İDDİASI  YERİNE DE "TARLA FARESİ " YENİ ATALARI OLARAK İLAN EDİLDİ . . . ! ! !  

    --ASLINDA ATEİSTE ŞU SORU SORULMALIDIR:--CİDDİ MİSİN?
     DARWINİZM ÇIKTIĞI YERE DOĞRU ÇEKİLMEYE BAŞLADI...VE ARTIK DÜNYAYI ALDATAMIYOR!
    1. Darwinizm artık proteinlerin evrimle oluşabileceğini iddia edemiyor. Çünkü tek bir proteinin bile tesadüfen doğru dizilimle oluşma ihtimali teorik olarak 10950’de 1’dir. Bu ise, gerçekleşmesi matematiksel olarak imkansız bir ihtimaldir. 2. Darwinizm artık fosilleri evrime delil olarak gösteremiyor. Çünkü, 19. yüzyılın ortalarından bu yana dünyanın dört bir yanında yapılan arkeolojik çalışmalarda, evrimcilerin milyonlarca olduğunu iddia ettikleri “ara geçiş formu” fosillerinden tek bir tane bile bulunamadı. “Kayıp halkaların” bilim dışı bir efsane olduğu anlaşıldı.

3. Evrimciler bugüne kadar bulunmuş olan sayısız fosil karşısında çaresiz kalmışlardır. Çünkü bulunan tüm fosiller yaratılışı destekler, ispat eder mahiyettedir.

 Evrimciler artık Archæopteryx’in kuşların atası olduğunu iddia edemiyor. Çünkü, Archæopteryx fosilleri üzerinde yapılan son incelemeler bu canlının “yarım kuş” olduğu iddiasını çürütmüştür. Archæ-opteryx'in uçuş için gerekli anatomi ve beyin yapısını kusursuz olarak barındırdığı yani bir kuş olduğu anlaşılmış, böylece “kuşların evrimi masalı” evrimciler için savunulamaz olmuştur.

5. Darwinizm artık “At Serisi” diye ortaya konulan sahte dizilimi kullanamıyor. Çünkü bu sahte serinin geçmişte farklı devirlerde ve farklı coğrafyalarda yaşamış bağımsız canlı türlerinden ibaret olduğu anlaşıldı.

6. Darwinizm artık sudan karaya çıkış hikayesi için Coelecanth isimli fosili kullanamıyor. Çünkü soyu tükenmiş bir ara-form olduğu iddia edilen bu canlının halen yaşamakta olan bir dip balığı olduğu ortaya çıkmıştır ve bu canlı bugüne kadar 200’den fazla sayıda -canlı olarak- yakalanmıştır.. Darwinizm, Ramapithecus, Australopithecus Serisi (A. Bosei, A. Robustus, A. Aferensis, Africanus vb.), gibi canlıların insanların ataları oldukları iddiasını artık savunamıyor. Çünkü bu fosiller üzerinde yapılan araştırmalar, bunların insan ile hiçbir ilgisi olmadığını ve tamamının geçmişte yaşamış maymun türlerinden ibaret olduğunu ortaya koymuştur.

8. Darwinizm Rekonstrüksiyon (canlandırma) çizimlerle artık insanları kandıramayacak. Çünkü eskiden yaşamış hayvanların kalıntılarına dayanılarak yapılan bu canlandırmaların (rekonstrüksiyon) hiçbir bilimsel değere sahip olmadığı ve tamamen güvenilmez oldukları bilim adamlarınca açıkça ortaya konmuştur.

artık “Piltdown Adamı”nı evrime delil olarak gösteremiyor. Çünkü, yapılan araştırmalar “Piltdown Adamı” diye bir fosilin hiçbir zaman var olmadığını, insana ait bir kafatasına orangutan çenesi eklenerek insanların 40 yıl boyunca kandırıldığını ortaya çıkardı.

10. Darwinizm “Nebraska Adamı”nın ve sözde ailesinin evrimi ispatladığını artık savunamıyor. Çünkü “Nebraska Adamı” hikayesinin dayandırıldığı azı diş kalıntısının aslında soyu tükenmiş yabani bir domuza ait olduğu tespit edildi.

11. Darwinizm artık “Doğal Seleksiyon’un evrime sebep olduğu iddiasını savunamıyor. Çünkü, söz konusu mekanizmanın canlıları evrimleştiremeyeceği, onlara yeni özellikler kazandıramayacağı bilimsel olarak ispatlanmıştır. Tur 35: "Yoksa kendileri hiçbir şey olmadan, yani yaratıcısız mı yaratıldılar. Önceleri yokken sonradan yaratıldıklarına göre, şayet akılları varsa, kendilerini bir yaratanın olabileceğini hiç düşünmüyorlar mı? "

  ***Ateizme göre:Varlık kendiliğinden oluşurken, bilinçsiz bir şekilde hücre oluşmuş, tabiatın insana yönelik bir amacı olmadan kör bir tesadüf sonucu insan meydana gelmiş ve bilinç doğmuştur.[1] evreni ve oluşumları kontrol eden yaratıcı bir tanrı bulunmamakta, bütün bu oluşumlar ve evren maddenin kendisinden, onun ezelî ve ebedî oluşundan kaynaklanmaktadır. Bu anlayışa göre bu maddî evren yaratılmamış olduğundan bir başlangıcı ve sonu yoktur. Bu iddia, ateistlerin tarih boyunca dayandıkları en temel iddia olmuştur. Bu dönemde ateizm Tanrı’nın varlığı hakkında ileri sürülen delilleri reddetmekten çok, O’na atfedilen nitelikleri eleştirmeye yönelmiş, sonlu bir varlık olan insanla, ebedî bir varlık olan Tanrı’nın birlikteliğinin imkânsız olduğunu ileri sürmüştür. Eğer bu böyleyse,ateistlerin bunu bir hücre yaratarak ve ya sivrisinek yaratarak ispatlamaları GEREKİR!

[12] Dini akıl noktasında inceleyen Hegel şöyle bir tarifte bulunur : “Her din, temelde kâinatın belirli bir tarzda, görülüşünden başka bir şey değildir.”  Marx’ın din hakkındaki ifadeleri de farklı değildir : “Din, baskı altındaki yaratıkların iç çekişmesi, kalpsiz bir dünyanın  kalbi, ruhsuz olayların ruhudur. Din, fakir halkın afyonudur.[13]

Materyalizme göre, maddenin ezelî olması evrenin ezelî olması anlamına gelmektedir. Evren ve onun içindeki her şey kendi varlık alanlarının dışında var olan bir nedene muhtaç değildir. Darwin’e göre,tür içindeki değişimler yeni bir tür de oluşturabilirdi. Yani doğada türlerin sabitliği diye bir şey yoktu.Bir sürüngen kuşa dönüşebilir, ya da suda yaşayan bir canlı karaya çıkarak zamanla bir kara canlısı olabilirdi.[22] 

Darwin’e göre bugünkü canlı yapılar, doğal bir süreç içerisinde basit bir organizmadan gelişmişlerdir. Canlı hücreler de nesilden nesile genetik değişime uğramışlardır. Ona göre değişmenin arkasında doğal gereksinimler yatmaktadır. Canlı bu değişim sürecinde yaşam mücadelesi vermekte, çevresine uyum sağlamaya ve ayakta kalmaya çalışmaktadır. “Doğal Seçilim” (tabiî seleksiyon) denilen bu süreç içerisinde güçlü canlıların yaşamlarını devam ettirebilme şansları zayıf olanlara nazaran daha fazla olmaktadır. Buna karşılık çevreye uyum sağlayamayan zayıf canlılar ise yok olup gitmektedir. Ancak bir bebeğin,güçsüzlüğüne rağmen nasıl ayakta kaldığı,bir hayvanın yavrusunu korumak için nasıl hayatını feda ettiği gerçeği de unutulmamalıdır.!Anne hayvanların yavrularının yaşamı için kendilerini av yaptıkları ve feda ettikleri hergün gerçekleşen olaydır..

****2003 yılında, Avustralya Ulusal Üniversitesi’ndeki bir grup araştırmacı, en son teknolojik aletleri kullanarak bir tahmin yapmışlar. Buldukları rakam şudur : 70.000.000.000.000.000.000.000.Ancak,Allah ı kabul etmeyen  İnsan, henüz bir yıldız yapamadı…

18-İNANCIN KAZANIMLAR-ATEİZMİN KAYBETTİRDİKLERİ:“Allah a inanan neyi kaybeder;İnanmayan neyi kazanır”:İnanan insanın yaptığı ibadetler,temizlik,dürüstlük,eşine iyi davranması,işini “ihsan “kavramıyla yapması,kulların haklarına dikkat etmesi,ibadethanelerde sosyal olması,içki içmemesi ve milli ve kişisel servetin kaybolmamasına sebep olması,bilim öğrenmesi,entelektüel,yapıcı,akılcı olması,öğrenmesi gereken becerileri kazanması nın o na kaybettireceği bir şey olması şöyle dursun kazanımları sayılmayacak kadar çoktur ve günlük hayatta gerçektir ve gözlerimizin önündedir…Evet inanan insan neyi kaybeder,inançsız neyi kazanır”

19—MİLLİ DEĞERLERE DESTEK :Ayrıca Vatan savunmasında insanımızı Cennet e koşturan(vatanı için ölüme koşturan,başkalarını kendi nefsine tercih ettiren ….)davranışları ateistler nasıl başarabileceklerdir..!Dinin verdiği vatana millete bağlılık,topluma hizmet gibi duyguların yerini bugün kargaşa ve ben merkezcilik almıştır…O halde yaşananlar ve bozulmalar,ateizmi geçersiz kılmaktadır..

        ---Yani İslam inançsızlarında mutlu huzurlu yaşaması,haklarının korunması ,”Ahret yoksa her türlü kötülük mübahtır”anlayışının önündeki en büyük engeldir.İslam insanların can-mal,namus,akıl,soy sop güvenliğinin dayanağıdır,Müslümanlar bu hakların savunucusu olup ;inançsızlarında bu mutlu ortamdan pay almasının temel değeridir…Her yıl vatan savunmasından kaçanların sayısının artması İslam ile değil belki ateizmle alakalıdır..

-Ülkemizi,topla,tüfekle ele geçiremeyenler,bu gün İnsanları vatanları uğruna şehitliğe koşturan değerlerden uzaklaştırma peşindedirler.Zira İngiliz casusu Hempler in ve LAVRANCE in anılarında yazdıkları bunu destekler.”Bu Kur an ı TÜRKLERİN ELLERİNDEN almadığımız sürece onları yenmemiz mümkün değildir” demiştir.Dolayısıyla ,Çanakkale savaşında Bitmiş MÜSLÜMAM TÜRKLERİ vatanları uğrunda yoklukta iken savaşmaya sevkeden Atatürk ün deyimiyle “Öleceklerini bildikleri halde cepheye götüren sebep:Cennete gideceğim için vatanım uğrunda ölürüm “idi..İşte Cephede yenilmeyen Müslüman Türkü yenmenin yolu ;O na motor güç olan kuvveti-etkiyi elinden almak idi…Bu ise Dindar değil;Ateist yetiştirmekle olabilir di…Çünkü Dindarlığın temel gerçeklerinden birisi de vatanını sevmektir…”Vatan sevgisi İmandandır”(Hadisi şerif)—Tabii bütün ateistler vatanlarını sevmiyorlar demiyoruz..Sadece dindar insanın vatanını canını verecek kadar sevmesi gerektiğini bundan dolayı vatanı uğrunda sıkıntılara katlanacağını vurguluyoruz…O halde vatan savunmasını kırmak için ateizmi yaymaya çalışmak vatan hainliğidir denilebilir.

20-DİN CAHİLLİĞİ: Özellikle günümüzde Allah’ın yeterince tanınıp bilinmiyor olması ve yanlış dini bilgilere sahip olunması yüzünden arayış içinde olan gençleri etkilemek ve inançsızlığı maharetmiş gibi göstermek uğruna çeşitli faaliyetler gösteren çevreler ve internette yayın yapan siteler,Allah’a ve Kur’an’a iftiralarla doludur.Vatanımızı elimizden almak isteyen bu insanların Asıl maksadı,dininden ve değerlerinden uzaklaştırılan gençleri,deforme olmuş kendi inançlarına çekmektir.Ateist olan insanlara karşı güzel sözle öğüt vermek ve belki gerçekleri görebilirler umuduyla imkânlar ölçüsünde bilgilendirmek yerinde bir davranış olacaktır. Ancak unutulmaması gereken bir gerçeği göz ardı etmemek gerekir. Hidayeti dilediği takdirde verecek olan Allah’tır. Kula düşen diğer ibadetlerde olduğu gibi ihlâslı bir şekilde örnek bir Müslüman olarak dinin yaşanması ve anlatılmasıdır. Bu yapılırken Allah’ın işini Allah’a kulun işini kula bırakmak ve dine karşı saygısızlık etmediği müddetçe kimseyi inançlarından dolayı yargılamamak gerekir. Kişi inanmak ya da inanmamak da serbesttir. Kendisine emanet olarak verilen hayatını nasıl kullandığının hesabını sadece Allah’a verecektir.  

21-İNSAN DOĞASI VE ATEİZM:İnsanlar yaratılırken iyiliklere meyilli kötülüklere karşı çıkacak özelliklerde yaratılmıştır…Her insan için yardım etmek iyi,kötülük yapmak da kötüdür.Ateistler,ateist olmakla iyilere kötü,kötülüklere de iyi diyemeyecekleri için gerçekte ateistler de dinin iyi dediklerini kabul etmektedirler;dolayısıyla gerçekte ateizm gerçekliği olmayan bir şey olarak kalmaktadır..

22-EKSİK BİLGİ-BİLGİÇLİK-ATEİZMİ:Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapan kimselerin cezası dünyada zelil olmak, ahirette ise şiddetli bir azaba uğramaktır.» (Bakara: 85)Bu tarz ateistler Her şeyi bildiklerinden!kendilerini Allah-din üstü-tarafsız-bilgiç gördüklerinden din gibi şeylere tenezzül etmezler?Kendi prensiplerini/dinlerinin ibadet ve esaslarını kendileri belirleyerek ;kendilerini -ENE yi-tanrılaştırırlar..

                        S-2-Ateizmin savunduğu düşüncelerin tutarsızlıklarını anlatınız?Yukarıda ki soru da cevaplandı..

S-3-Tarihte Ateizm den etkilenmiş insanların İnsanlığa nasıl bir hayat sunduğuna örnekler veriniz?

            Karl Max,Adolf Hitler....Bu iki tarz insanın insanlara sunduğu medeniyet ortadadır.

 

         S-4-Allah hakkında  bilgileri nasıl elde edebiliriz?

                   Allah fizikötesi(Fiziği ve ötesini yaratan)olduğu için Onun hakkında üç yolla bilgi sahibi olabiliriz.  A-Onunla Konuşarak Sözlerinden   b-O nun refaranslarından (Elçilerinden )  c-Onun kendisini tanıttıran kendisine özgü eserlerinden.(Kaşesi,Eserleri…)Rabbimiz de, hem peygamberler vasıtasıyla göndermiş olduğu mesajlarla (ilahi kitaplarla) hem de kâinatta her an cereyan eden sonsuz icraatlarıyla (kâinat kitabıyla) kendini bize tanıtıyor.

          Hz. Muhammed’in (a.s.m.) şahsında tüm insanlığa gönderilen ilk emrin “oku” olması da bu sırdandır.Çünkü Allah hakkında bilgi üç yolla olur. Her şeyin Allah’ı gösterdiğini görmek için “tabiat yarattı ve tesadüf gözlüğünü” çıkarmamız gerekir.

Einstein’ın ifade ettiği gibi, “hayatınızı yalnızca iki şekilde yaşayabilirsiniz; birincisi, her şeyin sıradan olduğunu düşünerek; ikincisi, her şeyin olağanüstü veya mucize olduğunu görerek”.                                                                                                        Einstein’ın ifade ettiği gibi, “hayatınızı yalnızca iki şekilde yaşayabilirsiniz; birincisi, her şeyin sıradan olduğunu düşünerek; ikincisi, her şeyin olağanüstü veya mucize olduğunu görerek”.

          S-5-Allah ı neden göremiyoruz?      

1-“BÜTÜN VARLIK/BİLGİ,GÖRDÜKLERİMİZDEN BİLDİKLERİMİZDEN İBARET DEĞİLDİR.?”       

2-Yaratıcıya inanmak kafamızdaki bir hayal değil, gözümüz önünde kitap gibi okunabilen varlıkların gerektirdiği bilgiden doğan aklî bir zorunluluktur.

      3-Eger Allah görünseydi imtihan diye bir şey kalmazdı.İnanan ile inanmayanın farkı ortaya çıkmazdı.Allah ın Evrendeki varlığının göstergelerinden hareketle kimin inanacağı ve kimin inanmayacağının belli olması için SINAV konulmuştur ve insanlar her an denenmektedirler.Her sınav sonrakinin öncesidir.Allah insanları,ölümle,sevgiyle,zenginlikle,kurban ile,bilimle denemektedir.Yani bu sınav hayatın her alanında ve her zamandır..

         Sınav olmasaydı,Cennetin Cehennemin önemi kalmazdı. Ayrıca daha Allah’ın yarattıklarını göremiyorken;Onları yaratanı nasıl görebileceğiz?Mesela Göremediğimiz büyük ve küçüklükte sayamayacağımız yaratık varken Onları yaratanı görmeyi istemek ne kadar akılcıdır?Dünya nın ,ay ın,uzay ın…vs veya herhangi bir varlığın tamamamını görebiliyor ve bir çok boyuttan kapsayıcı bakabiliyor muyuz? O halde daha çok az bir kısmını görebildiğimiz Evrenin sahibini nasıl görebiliriz!                                                                

.     4- Özelliği görünmez olanları göremeyiz:Aletlerle görebilecek kadar aciz olan bizler O gözleri vereni nasıl görebiliriz!Isınlar (alfa, beta, gama, ultraviyole, kızıl ötesi...) ses-radyo dalgaları, akıl, üzüntü, sevinç,,acı,aşk,ruh,elektrik...vs.Burada vurgulanmak istenen insanın kısıtlı oluşudur..aletlerle görülebilenler vardır ;ancak insan her şeyi göremez,duyamaz..Her şeyi duyamayan,göremeyen insan Her şeyin yaratıcısı,sahibi ve her şeyin dışındaki Allah ı doğal olarak göremez,duyamaz…

       5-Bizim görme oranımız 1.000.000/3.5’tur. Yani çevremizde var olan 1000.000 varlığın sadece 3,5 unu görebiliyoruz...O halde bizler daha Allah’in yarattıklarını göremiyorsak; Görülmeyen seyleri yaratan Allah’i hiç göremeyiz. O halde,duyu organları bizim dış dünyayı tanımlamamız için gerekli fakat yeterli değildir.Geri kalanları ise tanımıyoruz bile. Evet, sadece belli bir boyda, belli ışık dalgaları içinde olanları görüyoruz. O hâlde dikkat buyurun: ''Ben niye Allah'ı görmüyorum?'' diyen bir insan, milyonda beş gördüğü daracık kâinatın içine, bütün Yaratılmışları elinde tutan Allah'ı da sokmak istiyor!.. 

  6- İnsanların kısıtlılığı da Allah ı görememenin diğer sebebidir:Aklımızı,vicdanımızı,üzüntüyü , acıyı,ruhumuzu,sevgiyi,aşkı, Arkadaşımızın gördüğü rüyayı biz göremiyoruz,O nun duyduğu acıyı biz duyamadığımız halde reddedemiyorsak;O nun Allah a inandığını söylemesini ve bunu hissetmesini de  reddedemeyiz.(Allah inancının verdiği huzur,düzenli ve mutlu yaşam,söylediklerinin hep doğru,güzel,yararlı olması O nu hissetmemizdir;Zira,maddeyi yaratan,O na içkin olmadığı için ;O na dokunamayız)

        Bir dişin dibinde belki bir kaç milyon bakteri bulunur. Bunlar kendi ellerindeki imkân ve edevâtla, insanın dişini yontmaya, yıpratmaya, aşındırmaya çalışırlar. Halbuki insan, ne bunların gürültüsünü duyar, ne de mevcudiyetlerinden haberdardır. Onlar da tamamıyla insanı göremez ve hele katiyen kapsayamaz. Esasen, insanı görüp kavrayabilmeleri için, onun dışında ve tamamen müstakil olmaları ve aynı zamanda onu görebilecekleri teleskop gibi bir göze sahip bulunmaları lâzımdır. Demek ki,kavrayamamaları görmelerine mâni oluyor.

       Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: ''Allah'ın kürsîsine nispeten, bütün kevn ü mekânlar'' yani ışık hızıyla trilyon defa trilyon derinlikleri bulunan kevn ü mekânlar, çöle atılmış bir halka gibidir. ''O'nun arşına nisbeten de kürsî, çöle atılmış bir halka gibidir'

        ''O'nu gözler göremez ; O (nun ilmi) ise bütün gözleri kapsar'' buyurulmaktadır. (En'am, 103)

         Nur, Allah'ın (C.C) hicâb'dır (perde) . Biz, nuru bile ihâta edemiyoruz.

 “ Gece ile gündüzü varlığımızın ve yetkin gücümüzün iki ayeti, iki somut göstergesi olarak yarattık. Sonra Rabbinizin lütfu peşinde koşasınız ve yılların sayısı ile takvim hesabını bilesiniz diye geceyi karartarak gündüzü aydınlık yaptık. Her konuyu ayrıntılı biçimde anlattık.”(isra12)

 

         s-6-EVRENDE ALLAH IN VARLIĞININ KANITLARI  (MANTIKSAL)              

1-Evrenin sonradan varolmuşluğu(HUDUS),İçinde yaşadığımız evrenin varlık sahnesine çıkışını düşündüğümüzde bunun bir başlangıcı olduğunu anlarız.Başlangıcı olan varlık,sonradan oluşmuştur.O halde sonradan oluşan bir varlığı varlık sahasına çıkaran,Varlığın varolması için enerji kullanan,varlığın varolması yönünde seçimde/etkide bulunan;Var edilmişlere benzemeyen,Bu var edilmişlerden önce varolan,bu var edilmişlerden daha üstün,daha güçlü,bilgili ve bu var edilmişlerin işleyişini,sistemini bilen bir var edici olmalıdır.Bu varlık,Kur’an da ifade edildiği gibi üstün ,güçlü ve yarattıklarının bilgisine sahip  olan Allah tır.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                         

2-İnsanın ve Evrenin varolabilirliği yada varolmayabilirliği(İMKAN):İnsan ve evren varolabilirdi veya varolmayabilirdi.Yani üstün bir varlık evreni ve insanı isteği doğrultusunda var edebilirdi ve ya bu varlıkların varolmasını istemeyebilirdi ve onları var etmezdi.Bu düşünceden hareketle var edilen bu varlıkların belli bir zaman sürecinde varolmasını varlık sahasına çıkarılmasını isteyen bu yönde seçimde bulunan/etkide bulunan/enerji harcayan onlardan daha üstün varlığın olması mantıksal olarak zorunludur.O halde, Varlığın varolması yönünde tercihte/seçimde bulunup isteğini bu yönde gerçekleştiren bir varlık vardır ve bu varlık evreni/içindekileri var etmiş, bu yönde seçimde bulunmuş olan Allah tır.                                                                                                                                                    

3-Evrende,Düzen ve değişimin olması:Bir yerde düzen varsa mantıksal olarakta düzenleyici olmalıdır.Plan/program/tasarım varsa planlayıcı/tasarlayıcı/programlayıcı varlık olmalıdır.(Film senarist gibi)Evrende varlıklarda,canlılarda değişim/dönüşüm varsa,Değiştiren/dönüştüren bu sistemin düzenini ve sistemini kuran devam ettiren bir değiştirici olmalıdır ve bunları yapan varlığın bu konuda verdiği bilgiler akıl-bilim-mantık açısından yanlışlanamamalıdır.Dolayısıyla varlıkları değiştiren/dönüştüren ve bu sistemi işleyişinden doğru haber veren verdiği bilgiler doğru olan bir varlık vardır ve bu değiştirici ,Kuran ın ifadesiyle bütün değişim/dönüşüm kanunlarını bilen Allah tır.Örnek:İnsanın Anne rahmine sperm olarak düşmesi sonrasında Allah ın kur’an da söylediği evrelerde değişime uğraması,sonra hayvandan farklı olarak şekillenmesi akıllı olması,/Evrenin genişletilmesi,Dünya nın farklı mevsimler doğrultusunda değiştirilmesi,tabiat kanunlarının eko sistemin değiştirilmesi ,Ölen bir bitkinin diğer canlıda hayat bulması hayat kaynağı olması(Bu sistemin kurulmuş olması)\gibi..Dolayısıyla düzen varsa düzenleyen/değişim varsa değiştiren olmalıdır.                                                                                                                                                                    S-7--Kuran ı Kerim in ,Evrenin yaratılış aşamaları/evreleri konusunda verdiği bilgileri maddeler halinde  anlatınız?                                                                                                                                    1.Aşama:Allah hiçbir şeyin olmadığı bir anda ,Evreni/her şeyi yokluktan/yokken  yaratmıştır.                                                                                                                                                                                                                2.Aşama:Allah,başlangıçta bir bütün olarak yarattığı Evreni,Sonra bölümlerine ayırmış daha sonra onlara ölçüler koymuş ,sonra dünya yı insan yaşamına elverişli olarak diğer gezegenlerden ayrı/farklı olarak düzenlemiştir.                                                                                                                                                                                     3.Aşama:Allah gökyüzünde gök katmanlarını yaratmış sonra onlara özelliklerini vermiş,sonra yeryüzünü düzenlemiş,sonra yeryüzünde yaşam için gerekli olan ,suyu,bitkileri, hayvanları yaratmıştır.                                                                                                                                                                                                                                  4.Aşama:Allah ,bütün bunları Altı günde(6 Evrede-Aşamada) yaratmıştır.                                                                                                                                                                                                   5.Aşama:Allah,gezegenlerin işleyiş sistemini, uzayın yapısını, düzenlemiş sonra evrenin işleyişinde genel yasalarını koymuştur..                                                                                                                                                                          6.Aşama:Evrenin gözbebeği  en değerli varlığı,Allah ın yeryüzündeki temsilcisi ,uğruna evrenin yaratıldığı insan yaratılmış O nun yaşaması için gerekli şartlar hazırlandıktan  sonra Dünya ya buyur edilmiştir.

S -7-Evrenin varlık sahnesine nasıl çıktığı konusundaki teorileri anlatarak bunlardan en tutarlı/mantıklı olanını anlatınız?/

                       A-Evrenin kendiliğinden/tesadüfen oluştuğu görüşü:Bu görüşe göre Evren,kendiliğinden ve çeşitli elementlerin etkileşimi ve rastlantıları sonucunda oluşmuştur.Bu görüşün eleştirisi:”Hiçbir zaman tesadüfler ve rastlantılar düzenli şeyler oluşturamazlar” mantık ilkesinden hareketle bu görüş tutarsızdır.Bu görüşü kabul etmek demek ,”Afrika’nın balta girmemiş ormanlarında bulunan son model bir otomobilin kendiliğinden ve doğal etmenlerin etkileşimiyle oluştuğunu yada,Rüzgarın,Hurdacı daki hurdalardan Boing747 uçağını oluşturduğunu kabul etmek demektir.Ya da Boğaz köprülerinin tesadüfen rüzgarın yağmurun havanın etkisiyle oluştuğunu kabul etmek demektir. Dolayısıyla İnsan yapısı bu araçlar bile kendiliğinden tesadüfen oluşamazken bu kadar kompleks,düzenli bir evren nasıl kendiliğinden oluşabilir?! Ve Yüzyıllardır bu düzen hiç değişmeden ve bozulmadan nasıl devam edebilir?Biz bu mantıksal çıkarımları Daha %2 sini keşfedebildiğimiz evrenden hareketle yapıyorken ya evrenin tamamının bilgisine sahip olsaydık?Ne gibi sonuçlar,enteresanlıklar,harikalıklar bizi karşılayacaktı?Şu anki bilgilerimize göre sonunu bulamadığımız evrenin, kendiliğinden olma ihtimalini düşünen bilim adamları bu ihtimali şöyle açıklamışlardır:”,yıldız kümeleri,Galaksiler ile beraber cok düzenli ve bir o kadar karmaşık olan bu evrenin her yerinde düzen varolup,düzensizliğin olmadığı bu tasarım bize bir tasarlayıcının olmasını gerektirir ki bu tasarlayıcıda bu sistemi ve hesapları bilen biri olmalıdır ve bu sistemden büyük/güçlü olmalıdır.İşte bu sonuç bizi: Allah ın bu sistemin tasarlayıcısı ve düzenleyicisi olduğu sonucuna götürür.Bunun tersini şu şekilde izah edebiliriz.Evrenin tesadüfen oluşma ihtimalinin sayısını ünlü İngiliz matematikçi ve Hawking'in yakın çalışma arkadaşı—Roger Penrose hesaplamış; Tüm fiziksel değişkenleri hesaba katmış, bunların kaç farklı biçimde dizilebileceğini dikkate almış ve içinde canlıların yaşayabileceği bir ortamın oluşmasının, Big Bang'in diğer muhtemel sonuçları içinde kaçta kaç ihtimale sahip olduğunu tespit etmiştir. Penrose'un bulduğu ihtimal şudur:1010123de bir ihtimal!” Yani evrenin rast gele oluşmuş olma ihtimalini düşündüğümüzde, içinde yaşadığımız gibi bir dünyanın oluşma ihtimali yok gibidir.Bu bilgi bize yaratılıştaki kesinliği,onu yaratanın varolduğunu,O nun gücünü,büyüklüğünü göstererek O nu yaratanın ondan daha büyük güçlü ve sonsuz olduğunu ispat eder.

                       B-Evrenin büyük patlama(big bang) sonucu oluştuğu teorisi:İnsanların 15 milyar yıl öncesi hakkındaki düşünceleri bir yorum olup şu an için ispatlanamadığı gibi ispatlanması da zor görünmektedir: Bugün astrofiziğin ulaştığı kesin sonuç, tüm evrenin madde ve zaman boyutlarıyla birlikte, bir sıfır anında, büyük bir patlamayla var olduğudur. "Büyük Patlama", orijinal adıyla "Big Bang" teorisi, tüm evrenin yaklaşık 15 milyar yıl önce tek bir noktanın patlamasıyla yokluktan meydana geldiğini kanıtlamıştır. Büyük Patlama teorisi bugün evrenin varoluşu ve başlangıcı konusunda bütün bilim çevreleri tarafından ortak kabul gören yegane bilimsel teoridir.Big Bang'den önce madde diye bir şey yoktur.

                                                                    

                       C-Evrenin Allah tarafından yaratıldığı görüşü: Kuran-ı Kerim'de evrenin ortaya çıkışı şöyle açıklanır:Maddenin, enerjinin, hatta zamanın dahi bulunmadığı, tamamen metafizik olarak tanımlanabilecek bir yokluk ortamında madde, enerji ve zaman ,Evren,gezegenler yaratılmış;Onların  işleyişleri düzene bağlanmış gerekli ortam hazırlandıktan sonra Evrenin yaratılma sebebi en değerli varlık insan yaratılmıştır. Kuran'da verilen bu bilgiye,İnsanlık 1400 yıl sonra yakınlaşmıştır.Çağdaş bilimin bulguları netleştiğinde Kur’an da ki bir ayeti daha doğrulayacaktır. Modern fiziğin ortaya koyduğu bu büyük gerçek, Kuran'da bize 1400 yıl önceden haber verilmektedir.Evrenin yaratıldığı,O nu Allah ın düzenlediği görüşü,İslam ve Kur’an ‘ın görüşüdür.Bugün için bilimin gelişmesi ve verileri Kuran’ın,evrenin yasaları, işleyişi hakkında söylediklerini daha iyi anlamamızı sağlamıştır.Çünkü”Bir eseri tasarlayan düzenleyen varlık O eserin özelliklerini bilmez mi?” Eğer bir varlık bizim yaşadığımız bu evrenin özellikleri hakkında bilgi veriyorsa ve verdiği bu bilgiler akıl mantık,bilim açısından da doğru ise bu bilgileri bize veren varlıkta vardır ve bu eserin sahibi/düzenleyicisi/tasarlayıcısıdır.Dolayısıyla;kesin/net/doğru bilimsel veriler Kur’an ın 1400 yıl önce söylediklerini bu gün için doğrulamaktadırlar.Örneğin:Evrenin,güneşin,sivrisineğin özelliklerini bilen ve haber veren varlık bunlarında yaratanı,düzenleyenidir.

İnsan, aklı ile dinin bildirdiği gerçekleri görür ve vicdanını kullanarak gördüklerinden sonuçlar çıkarır. Örneğin akıl ve vicdan sahibi bir insan kendisine hiçbir bilgi verilmese bile evrendeki herhangi bir varlığın özelliklerini incelediğinde bunun üstün bir Akıl, İlim ve Güç sahibi tarafından yaratıldığını anlar. Veya dünyada yaşamın meydana gelebilmesi için gereken binlerce koşuldan sadece birkaçını görmesi bile, dünyanın insanların yaşayabilmeleri için özel olarak yaratılmış bir gezegen olduğunu anlaması için yeterlidir. Akıl ve vicdan sahibi bu insan, dünyanın tesadüfen oluştuğu gibi bir iddianın saçmalığını ise kolaylıkla anlar. Kısacası aklını ve vicdanını kullanarak düşünen her insan Allah'ın varlığının delillerini tüm açıklığı ile görebilir.Bu nedenle Allah, Kuran'da insanları,çevrelerindeki yaratılış delillerini düşünmeye ve incelemeye çağırır. Tüm evrende var olan sistemleri, canlı ve cansız varlıkları inceleyen, gördükleri üzerinde düşünen ve araştıran her insan Allah'ın üstün aklını, ilmini ve sonsuz gücünü tanımaya başlayacaktır. Allah'ın insanları, üzerinde düşünmeye çağırdığı konulardan bazıları ayetlerde şöyle bildirilmektedir:Bu konuda Kur’an dan örnek birkaç ayet sunalım:

“Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru."(Al-i İmran Suresi, 191)                                                                                                                                                                                                                                                  Üzerlerinizdeki göğü/uzayı neden araştırmıyorsunuz?Biz, onu nasıl düzenli/ölçülü/sistemli yarattık ve onu nasıl süsledik? Onun hiçbir bozukluğu yok. Yeri de (nasıl) döşeyip-yaydık? Onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda 'göz alıcı ve iç açıcı' her çiftten (nice bitkiler) bitirdik. (Bunlar,) 'İçten Allah'a yönelen' her kul için 'hikmetle(Bilimsel bilgi bilimsel gözle) bakan bir insan için Allah ın büyüklüğünü kavrama sebebidir. Ve gökten mübarek (bereket ve rahmet yüklü) su indirdik; böylece onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik. Ve birbiri üstüne dizilmiş tomurcuk yüklü yüksek hurma ağaçları da.” (Kaf Suresi, 6-10)..                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                    “Allah ı inkar edenler ,Evrenin,yaratılışının başında göklerle yerin bitişik olduğunu daha sonra Allah ın onları ayırdığını,her canlı varlığı sudan yarattığını araştırmıyorlar mı?(Enbiya30).            ““Yeryüzündeki her şeyi sizlerin faydalanması için yaratan,Sonra uzayı düzenleyen sonra Atmosferin katmanlarını 7 tabaka olarak düzenleyen O dur,O her şeyin bilgisini tam ve gerçek olarak bilir”(Bakara suresi29.ayet)// “Allah gökyüzünü(atmosferi)2 günde ve 7 katman olarak yarattı”(Fussilet12).                                                                                                                                          “Biz Evreni Çok ince hesaplarla,sonsuz bilgimizle ve gücümüzle yarattık,Sonra kesinlikle on u genişleten biziz”(Zariyat47)//Allah göğü/uzayı yarattı,atmosfere ve uzaya ölçü denge koydu(Rahman 7)//                                                                                                                                                                             “7 tabaka atmosferi tabaka tabaka yaratan Allah tır.Merhametli/şefkatli olan Allah ın yarattıklarında bozukluk/kaos/düzensizlik bulamazsın,Uzayı/atmosferi araştır,bir bozukluk/çatlak/düzensizlik/ölçüsüzlük bulabiliyor musun”(Mülk3)

“Biz atmosfer katmanlarını sizin için koruyucu bir tavan yaptık,Uzaydaki ve atmosferdeki Allah ın varlığının kanıtlarını neden araştırıp görmüyor ve inanmıyorsunuz.(Enbiya 32)                                                                                                                                                                                                   “Atmosferi ve gezegenleri görebileceğiniz herhangi bir fiziksel bağ olmaksızın yerlerinde tutan sonrada uzayı düzenleyen,güneşe ve aya yörüngeler belirleyerek düzenleyen Allah tır.(Rad2)     ”Güneşte kendisi için belirlenen yörüngesinde belli biz zaman döner.Bu çok güçlü her şeyi bilen Allah ın koyduğu düzendir”(yasin38)                                                                                                                                                                                                                        ”Geceyi,gündüzü,ayı,güneşi yaratan O dur.Bunların her biri kendileri için belirlenmiş bir yörüngede giderler”(Enbiya 33)                                                                                                                    “İçinde gezegenlerin,yıldızların....yörüngeleri bulunan uzaya yemin olsun.(Zariyat7,8)              “Gökyüzünden belli ölçüde su indirip onu yeryüzünde tutan(Bu düzeni Kur’an,devam ettiren,ipleri elinde tutan) Allah tır.Şüphe yok ki Allah’ın onu yok etmeye gücü yeter(Mü’minun suresi18)                                                                                                                                                                                   ”..Allah,Rüzgarları aşılayıcı olarak gönderen, gökyüzünden su indiren, onunla insanların su ihtiyacını karşılayandır.Yoksa insanlar bu suyu biriktiremezlerdi(hicr22)                                                                                                                                                                                                                         “..”Biz gökleri,uzaydakileri yeryüzünü,yerile atmosfer arasındakileri bir hesap,düzen ve sistemle derin bilgimizle yarattık                    “(hicr85)

“.”.Karanlığı bitirerek gündüzün gelmesini sağlayan (Bu sistemi kuran)Allah tır.O geceyi dinlenme zamanı,ayı ve güneşi de hesap yapmanız için yaratmıştır.İşte bu işler her şeyi bilen her şeye gücü yeten Allah ın eylemleridir/işleridir.(Enam96)                                                                                                                                                                                                                                                                            ”.”Şüphesiz Allah Evrendeki her şeyi bir ölçüye göre/dengeye/düzene göre yaratmıştır(Kamer49)                  .

”.” “İnsan bir baksın, hangi şeyden yaratıldı? (Tarık Suresi, 5)

”Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı? Göğe, nasıl yükseltildi? Dağlara; nasıl oturtulup-kuruldu? Yere; nasıl yayılıp-döşendi? (Gaşiye Suresi, 17-20)                                                                                                                                                                                                                                                                     Bu konuda Kur’an ı Kerim den birkaç örnek ayet aldığımız;örnek birkaç ayette de görüldüğü gibi Allah insanları, gökyüzü, yağmur, bitkiler, hayvanlar, doğum, coğrafi özellikler gibi konularda araştırma ve inceleme yapmaya çağırmaktadır. Tüm bu varlıkları incelemenin ve araştırmanın yolu ise başta da belirttiğimiz gibi bilimdir. Bilimsel araştırmalar sonucunda elde edilen bilgiler,insanlara yaratılışın sırlarını, Allah'ın sonsuz ilmini, aklını ve gücünü tanıtır. Ve tarih boyunca insanlığa büyük hizmetler veren bilim adamlarının önemli bir bölümünün Allah'a inanan dindar kimseler olmasının nedeni de budur; bilimin Allah'ın kudretini takdir edebilmenin bir yolu olmasından dolayı İslam bilgi edinmeye çok önem verir.Bu konuda Volta ire Şunları söylemiştir:                                                  “Yanlış bilgi dinsizleri meydana getirir,                                                                                                                                                                                                                                                            Gerçek doğru bilgi ise yaratıcının önünde dize getirir”               (Volta ire)

MANTIKSAL OLARAK ATEİZMİN İMKANSIZLIĞI

KAİNATTA ALLAH’IN VARLIĞINI İSPAT EDEN DELİLLER

         Çevremizdeki varlıkların nasıl meydana geldiği konusunda dört görüş  ortaya atılabilir:

1.       şık: Varlıkları sebepler yaratıyor

2.       şık: Herşey kendi kendine oluyor

3.       şık: Tabiat (Doğa) yaratıyor

4.       şık: Her şeye gücü yeten, sonsuz ilim ve kudret sahibi ALLAH yaratıyor

Varlıkların varolabilmesi bu dört şıktan başka bir yol yoktur.Öyle ise ilk üç görüşün yanlış ve imkansız olduğu ispat edilirse, geriye 4. şık olan Allah’ın yaratması doğru olarak kalacaktır.

1.Şık: Varlıkları sebepler yaratamaz: (Eczane Misali):
Mesela bir eczanede ilaç yapımında kullanılan çeşitli maddelerle dolu yüzlerce kavanoz bulunuyor. Biz bu ilaçları inceliyoruz.. İlaç yapımında kullanılan maddelerin her birinden hassas ölçülerle, mesela birinden 1 mg, diğerinden 2 mg, bir başkasından 0,5 mg alındığını gördük. Eğer birinden 0,1 mg eksik veya fazla alınsa, o şey ilaç olma özelliğini kaybedecek, zehir olacak.
 
Şimdi biz bu ilaçların nasıl meydana geldiğini düşünürken karşımıza iki yol çıkıyor:

a) Bir rüzgar esti. Kavanozları devirdi. İlaç için lazım olan maddeleri kavanozlardan hassas ölçülerde alarak bir araya getirdi ve o şifa verici ilacı yaptı.

b) Bir çok kavanozların her birinden hassas ölçülerle alınıp yapılan bu ilaçlar; çok hünerli, bilgili, tahsil görmüş, tecrübeli bir eczacıyı veya kimyageri göstermektedir.

Aynı şekilde kainat da bir eczane gibidir. Her şey ince ölçülerde yaratılmıştır.Mesela havanın %78’i azot, % 21’i Oksijendir.Yine dünyanın ekseninin yörüngesine açısı 23° 27’ dır ki, bundan mevsimler meydana geliyor. Bütün canlı türlerinin belli sayıda kromozomu vardır.Mesela insanın 46 kromozomu vardır. İnsanın kanında belli sayıda alyuvar ve akyuvar vardır. İşte bu hassas ölçüler de elbette ki sebepler tarafından tesadüfen olamaz. Nasıl bir ilacı yapan bir eczacı varsa, bu büyük kainat eczanesinde, her şeyi mükemmel bir ilaç gibi harika bir şekilde yaratan, sonsuz bilgili, sonsuz güçlü ve kuvvetli olan bu kainat eczanesinin sahibi olan “ALLAH” vardır.

2. şık: Hiçbir şey kendi kendine olamaz: Bir iğne ustasız olmaz. Bir harf katipsiz olamaz. Nasıl olur da bu mükemmel kainat sahipsiz olur.

3. şık: Tabiat (Doğa) yaratıcı olamaz:
         a) Varlıklarda, özellikle insan ve hayvan gibi hayat sahiplerinde,Onları böyle yapabilmek için sonsuz görmeyi, sonsuz bilmeyi, sonsuz işitmeyi,sonsuz hikmetle ve gayeyle yapmayı gerektiren bir sanat görüyoruz. Eğer bu sanat Allah’a verilmeyip; kör, sağır, düşüncesiz tabiata verilse; tabiatın her şeyinde sayısız makineleri ve matbaaları bulundurması veya her şeyi yaratacak ve idare edecek bir güç ve kuvvet yerleştirmesi gerekir ki bu da imkansızdır..

b) Elimize birbirine benzeyen,  ama birbirinden farklı yüz tohum alıyoruz. Bunları sırayla, nöbetleşe bir saksı toprağa ekiyoruz. Belli bir süre sonra bayıyoruz ki; her biri hem birbirinden ayırt ediliyor, hem de şekilce renkçe, koku ve tatça birbirinden farklı çiçek açıyor,yaprak açıyor, meyve veriyor. Eğer son derece düzenli şu işler Allah’a verilmezse; her bir parça toprakta binlerce son model fabrikaların ve makinelerin bulunması gerekir.

c) Yeryüzündeki her bir damla suda, cam parçasında ve diğer parlak şeylerde güneşin küçücük bir örneğini görüyoruz. Eğer bu şeylerde gördüğümüz güneşçikler gökyüzündeki güneşe verilmezse; o zaman her cam parçasında, her damla suda güneşin bütün özelliklerine sahip, ısı ve ışık veren, görünüşte küçük, ama aslında büyük güneşlerin bulunması gerekir. Bu örnekteki gibi, eğer bütün varlıklarda Yüce Allah’a  verilmezse; her bir varlıkta, bir ilah gibi sonsuz bir güç, kuvvet, ilim ve irade bulunması gerekir.

d) Vahşi bir adam, son derece eğitimli askeri bir kışlaya gider. Büyük bir ordunun beraber eğitimlerini, düzenli hareketlerini görür. Bir komutanın emriyle o askerlerin hareket ettiklerini anlayamadığından veya inkar ettiğinden; onların birbirlerine iple bağlı olduğunu hayal eder. O ipin ne kadar harika olduğunu düşünür.

Sonra bu vahşi adam, bir Cuma gününde  büyük bir camiye gider Kalabalık bir cemaatin, bir imamın sesiyle kalktığını, eğildiğini, secde ettiğini görür. Bunların bu düzenli hareketleri birbirlerine bağlı maddi iplerle yaptıklarını düşünür ve o ipin onları esir ettiğini kabul eder.

İşte bu örnekteki gibi, Allah’ın sayısız ordularının muhteşem bir kışlası olan şu aleme ve Rabbimizin çok düzenli bir mescidi olan dünyaya örnekteki vahşi adamı andıran biri giriyor. Allah’ın yeryüzüne koyduğu kanunları birer yaratıcı kabul ederek ona “Tabiat” ismini veriyor.

Oysa “tabiat” denilen şey, bir sanattır, sanatkar olamaz. Bir nakıştır, Nakkaş, yani o nakışı yapan olamaz. Bir hükümdür, hakim, hüküm koyan olamaz. Bir kanunlar bütünüdür, kanun koyucu olamaz. Yaratılmıştır, Yaratıcı olamaz.

Tabiatı yaratıcı kabul etmek, saatle saatçiyi karıştırmak demektir. Ya da resim ile ressamı karıştırmak gibidir. Evet, başta da söylediğimiz gibi, varlıkların var olabilmesi için dört şık var. Bu ilk üç şık imkansız olduğuna göre; geriye dördüncü şık olan “Varlıkları, her şeye gücü yeten Allah yaratmıştır” hükmü doğru olarak kalacaktır.O halde kainatı var eden “ALLAH” tır.

***Burada anlatılanlar ,yanlış mantıksal ifadeler belki içerebilir;dolayısıyla bu bilgiler kişilerin sınırlı bilgisidir..

 

Bu haber 4619 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

9.SINIFLAR DİN KÜLTÜRÜ NOTLARI

İYİ İNSAN YETİŞTİRMENİN EN ÖNEMLİ SAİKLERİ NELERDİR?9/Ü1

İYİ İNSAN YETİŞTİRMENİN EN ÖNEMLİ SAİKLERİ NELERDİR?9/Ü1 MOTİVASYONLARı NELERDİR?(İNSAN DOĞASI VE DİN)9/Ü1

DİNİN İNSAN HAYATINDA Kİ YERİ VE ÖNEMİ 9

DİNİN İNSAN HAYATINDA Kİ  YERİ  VE ÖNEMİ 9 DİN NEDEN İNSAN HAYATINDA ÖNEMLİDİR?

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

GALERİ

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 54
Haber 1251
Yorum 119
Haber Okuma 2784536
Editör 12


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi