BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SOSYOLOJİK-PSİKOLOJİK VE BİREYSEL AÇIDAN ZEKAT IN ÖNEMİ Ü/2 ibadet L2

SOSYOLOJİK-PSİKOLOJİK VE BİREYSEL AÇIDAN ZEKAT IN ÖNEMİ Ü/2 ibadet L2

Tarih 18/Aralık/2010, 13:41 Editör BİLGE BİLGE

ZEKAT IN SOSYAL VE DİNSEL YARARLARI

SOSYOLOJİK-PSİKOLOJİK VE BİREYSEL AÇIDAN ZEKAT IN ÖNEMİ Ü/2 ibadet L2

S-1-Zekat ın tanımını yapınız?

       Artma,çoğalma,temizlenme,bereketlenme anlamlarına gelir.Tanım:Dinimizce zengin sayılan kimselerin ,bir kısım mallarından belirli oranlarda alıp ,belirli sınıflardaki insanlara  verdiği maddi değeri olan şeylerdir.

S-2-İnsan Psikolojik yapısındaki mal sevgisi?

         Her şeye sahip olma hırsı taşıyan bir takım insanlar bir gün ölecekleri gerçeğini unutabilmekte ve sonrasında yanlışlara düşebilmektedirler.Halbuki malın gerçek sahibi Allah tır.Her şey O’na aittir.Mal,insana Allah ın Emaneti olarak verilmiştir.Bundan dolayı İnsanın malında dilediği gibi tasarruf yetkisi(İsraf,kırıp dökme..) hem dinimizde hem de kanunlarımızda,İnsana verilmemiştir.Hırs sahibini mahrum bırakır.Evrenin düzeninde İlahi yasalar işlemektedir,buna göre kim çalışır çabalarsa,Allah zenginliği ve malı ona verir.Ancak hırs sahibi kazanmanın evrendeki yasalarına uymaz,yükselmek ve çok kazanmak için dünya daki kazanma sırasına uymaz ve birden hepsine sahip olmak ister,yükselme merdivenlerini birden çıkmak ister,ancak çıkamaz ,düşer ve amacına ulaşamaz.

        Malın şükrü malı verene teşekkür etmekle olur.Teşekkür,dil ve kalp ile olmakla beraber teşekkürü davranış haline getirmekle de olur.Teşekkür etmek nasıl olur?Mesela bir mal sahibinden emanet bir şey alan birisi,aldığı emaneti kırıp dökmez,saçıp savurmaz,mal sahibinin istediği doğrultuda kullanır,mal sahibinin talimatlarına uyarsa;O mala teşekkür etmiş olur.Dolayısıyla Asıl mal sahibi olan Allah,(O maldan maksimum yarar elde etmek ve zararlarından korunmak için)emanet olarak verdiği mal ile bazı emir ve talimatlar göndermiş;israfa haram demiş.Çalışmayı tavsiye etmiştir.Sadakayı teşvik etmiş,başkaların kendi nefsine tercih etmeyi övmüştür.  O halde malın şükrü ,malı sahibinin istediği doğrultuda harcamak ve israf etmemekle olur.Malda iktisat etmek,fakirlere cömertçe vermek Allah a şükretmektir.

S-3-Zekat ve sadaka vermenin adabı nelerdir?

 .        1-Zekat ve sadakayı verirken fakirlerin onur ve şereflerini incitmeden vermelidir."En güzel yardım farkettirmeden yapılandır"(Hz.Muhammed s.a.v)

          2-Verirken başa kakarak ve minnet altında bırakarak,övünerek değil;Merhametle,şefkatle,sevgiyle vermek ve verdikten sonra da nefsimize paye çıkarmamak neredeyse verdiğimizi unutmak(sadece Allah rızasını kazanmak için vermek).Kendimizi,Acaba yardım ederken bir hatam oldu mu?Daha iyi nasıl yardım edebilirdim ?Şeklinde sorgulamak.

           3-Malımızın zekatını Allah rızası için hesaplayıp eksiksizce fakir ve muhtaçlara vermek.Zekatımızı verirken,Verdiğimiz kimselere,bunun zekat olduğunu söylememiz gerekmez.

           4-Malımızı hayırsız yerlerde harcamaktan çekinmek

           5-Tutumlu ve cömert olmak

           6-Cimri ve müsrif olmamak

           7-Şöyle dua etmek:”Allah ım beni zekat verebilmek için zengin yap ve bu düşüncemde sabit kıl”şeklinde dua etmek.Zekat yakın kardeşten,akrabaya sonra diğer insanlara şeklinde verilmelidir.

           8-“Verdiğinde ihtiyaçsız bırak” diyen Peygamberimizin tavsiyesine uymaya çalışmak..

S-4-Zekat ile  nefis terbiyesi nasıl sağlanır?

        A- Malının bir kısmını başkasına zekat ile verene, Allah bolluk,bereket rahmet ve sevap gibi maddi ve manevi  değerlerle yüklü olarak  dünya da ve ahirette karşılık verir.Her ne kadar zekat verenin kasasından bir miktar eksilir Şeytan ise bunu vesvese ve insana fısıldadığı kuruntularla engellemek ister.Kur an ayetinde “Şeytan  sizi fakir düşmekle korkutur da cimriliğe ve kötülüğe teşvik eder.Allah ise kendi hazinesinden size affedilme bolluk ve bereket vaat eder,Allah ın ikramı/hazinesi geniştir.O her şeyi gerçek haliyle bilir.(Bkara268)

        B-İnsan,doğası gereği mala ve servete düşkündür;Öyle ki bazen malı canından önce gelebilmektedir.Ufak tefek maddi kayıplar dan sonra büyük üzüntü yaşayanları görürüz.Bu gibi durumlar depresyona sebep oalrak insanın ruh sağlığını bozar.

         C-Allah insanı bazen malının eksilmesi,malının zarar görmesi ,telef olması,iflas etmesi gibi durumlarla dener.Bu durum Kur’an da “Yemin olsun ki ,Biz sizi birtakım korkularla ,açlıklarla,mal,can,mahsul eksilmesiyle sınavdan geçireceğiz,Bu durumda doğru davranış içine girerek sabredenleri müjdele”(Bkara155)Öyleyse,mal,mahsul eksikliği,malımıza gelen zararlar,kişinin kişinin sabrını ölçen ,Allah a olan güvenini tazeleyen br sınavdır.

         D-Kişinin İman derecesini ölçen sıkı ölçeklerden birisi de mal bağımlılığıdır.Buna “Biriktirme hastalığı”denir.Zekat vermekle insan bu hastalığı yenmiş olur.Böylece zekat ve sadaka kişiyi mal ve servet düşkünü olmaktan kurtarır.”Canın yongası “denecek kadar önem verdiği malını,Allah için verebilme aşkınlığına ulaştırıyor.Bunu yapan insan,”Malın Allah ın rızasını kazanmak için bir araç olduğunu “anlar.

          E-Dünya daki,kavga ve kötülüklerin önemli bir kısmı mal edinme kavgasından kaynaklanmaktadır.Zekat vermeyi başarabilen insanlar,Mal için kavga etmeyecek olgunluğa ve mal için kötülük yapmayacak erdeme ulaşmaktadırlar.

         F-Zekat verebilen İnsan anlar ki,”Mal bana Allah ın emanetidir,çünkü mal gerçekte kendisinin olsaydı ölümüyle birlikte götürebilecekti ve malı üzerinde her hangi bir emir dinlemeyecekti.Anlar ki mal sahibi malı için emretme hakkına sahiptir.Malının zekatını gerçek şekilde hesaplayıp verdiğinde ,mala sadece bir araç olarak bakabilmekte,geçici dünya malı yerine ebedi Ahiret malına talip olmaktadır.

         G-Zenginlik bir sınav olarak değerlendirilmeli,Malı verenin ve O nun  gerçek sahibinin Allah olduğu düşünülmeli.”Ben kazandım,benim malım”gafletine düşülmemeli.Nice Karunların ve servet sahiplerinin gelip geçtiği,hiçbirisinin malını yanında götüremediği gibi malından veremediği zekatların sorumluluğu ya da bu malı kazanırken başkasından kazandığı haksız kazançların günahı kaldığını unutmamalıdır.Allah mal vermekle aslında Fani malımızın baki olması için “zekat”gibi cömert  formül sunduğunu unutmamalıyız. 

       H-İnsan zekat verince,bunu alarak bir ihtiyacını gideren ve sevinen/gülümseyen insanı görünce mutlu olmaktadır.Bundan dolayı “gülümse ki yüzler gülsün”denilmiştir.Böylece toplumda ezilenlere ve düşenlere yardım ruhu gelişir.

S-5-Zekatın amacı nedir?                                                                                                                                              .    a-Zekatın amacı,kişinin malını ve kazancını kendisi ve toplum yararına kontrol altına almak b-Kişi ile birlikte toplumun gelişip yükselmesini sağlamak c-Toplum fertleri arasında eşit mal dağılımını sağlamak, d-Toplumun muhtaçlarını kollayıp gözetmek,e-insanlar arası yardımlaşma dayanışma ve dolayısıyla birlik ve birliktelik ruhunu güçlendirmek,güçlü toplum oluşturmaktır.f-İnsanın mal düşkünlüğünü frenleyip,başkasının ihtiyaçlarına da yardımcı olunması gerektiğini vurgulamak,Müslüman kardeşliğini güçlendirmektir.Kazancı,girmesi muhtemel haram katkılardan ve kul hakkından temizlemektir.

S-6-Zekatın hikmetleri nelerdir?(Zekatın görünen ve görünmeyen yararları)/Zekat,İnsana neler kazandırır?

       1-İslam sosyal hayatın dengelerini  zekatla korumaktadır.Toplumda gizli yada açık ,akşam sofrasında bir lokma ekmeğe muhtaç bulunanlar,parası olmadığı için doktora gidemeyip hastalıklardan inleyenler bulunabileceği gibi;Meşru iş yaparken borç batağına saplanıp çıkmaza girenler de bulunabilir.Hatta okumak isteyen ancak maddi durumu müsait olmayan öğrenciler bulunabilir.Hatta toplumdaki,kötülük,düşmanlık,cahillikle mücadele ederken yeterli maddi birikime sahip olmayanlar a zekat verilebilir.

       2-Zekat kişiye cömertliği öğretir,sevdirir ve benimsetir.Zekat veren kişi nefsindeki cimrilik damarını atar.

       3-Zekat vermekle malın eksildiğine değil,arttığına şahit olunur.Peygamber efendimiz (Sallallahü aleyhi ve selem:Allah ın selamı peygamberimizin üzerine olsun)”Sadaka hiçbir malı eksiltmez”buyurmuştur.

      4-Zekat veren kişi başkasını mutlu etmenin mutluluğunu yaşar.

      5-Zekat veren kişi,Allah ın rızasını kazanır,Allah ın rızası yüksek sevap ve bereket getirir.Peygamberimiz Sallallahü aleyhi ve sellem”Az sadaka çok belayı defeder”buyurmuş olup;Bu durum,toplumumuzda kaza beladan kurtulanlar için,” Verilmiş sadakan varmış”şeklinde ifadelendirilmiştir.

       6-Zekat veren kişi,zekat verdiği muhtaç ve yoksulların duasını alır.Peygamberimiz”Bir kişinin başkası için yaptığı dualar kabul olunur”buyurmuştur.Bu dualar hem dünya hem Ahiret kazancı olarak döner.

       7-Zekat,toplum fertleri arasında yardımseverlik ve iyilik yapma duygularını teşvik eder,kardeşlik ve sevgi bağlarını güçlendirir.Böylece toplum,birbirini çekemeyen,birbirine kötülük etmek için fırsatlar kollayan,zayıfı ve kimsesizi ezen fertlerden değil;Birbirine dua eden,birbirinin iyiliğini isteyen ,birbirine yardım eden huzurlu güvenli  fertler haline gelir.

        8-Zekat,Toplumun ihtiyaçlarını karşılar,İnsanlar arasındaki sosyal farklılığı kaldırır,ekonomik farklılıkları giderir,fakirliği yok eder.Peygamberimiz”İnsanlara yardım etki yardım göresin”buyurmuştur.

         9-Zekat,tembelliği ortadan kaldırır.Zekatla güçlenen fakirler,iş yapabilecek bir imkana kavuşmuş olur,tüketicilikten üreticiliğe geçerek topluma katkı sağlarlar.Onlarda başkalarını zincirleme üretici yaparlar.

         10-Zekat,kalpleri kin,nefret,haset(çekememezlik)gibi kötü duygulardan arındırır.Toplumda yardımlaşma,merhamet,iyilikseverlik,saygı,sevgi ve şefkat duygularını güçlendirir.Zekat ile,zenginlerden fakirlere merhamet,Fakirlerden zenginlere dua akışı sağlanır.Zekat hem hakka hem halka karşı güvence unsurudur.Peygamberimiz”Mallarınızı zekatla koruyunuz,hastalarınızı zekatla tedavi ediniz,belalara karşı dualarla hazırlıklı olunuz”, “Zekat toplumda zenginle fakir arasında köprüdür”buyurmuştur.

         11-Zekat malı kul hakkından ve haramlardan temizler ve arındırır,İnsanı,İnşeAllah Cennete ehil hale getirir.

         12-Zekat kişiyi aşırı cimrilik ve aşırı mal biriktirme gibi ruhsal hastalıklardan kurtarır.İnsanı,Malın kölesi değil;Efendisi yapar.Böylece kazancını insanlarla paylaşır-İnşeAllah-Cehennemden kurtulur,Cennete gider.

S-7-Kimler zekat verebilir?

          Bir kişinin yaşaması için gerekli olan asıl ihtiyaçlarından fazla 85 gr altına sahip olan insanlara dinimizde zengin olarak bakılır ve bu durumda olanların zekat vermeleri istenir ancak zekat verilecek malın üzerinden bir yıl geçmesi gerekir.Ev,araba,kitap,giysi,ev eşyası,fabrika da ki makinelerden zekat alınmaz.Ancak makinelerin ve maaşların,kira gelirlerinin zekatı vardır.Doktorlar,terziler veya diğer gelir sahipleri,karlarının 2.5/100 ünü ya da 1/40 ını zekat olarak verebilirler..

S-8-Zekatı Emreden Kur an ayetleri ?

“Namazı kılınız, zekâtı veriniz ve Peygambere itaat ediniz ki, Allah'ın rahmetinden pay alabilesiniz.”(Nur suresi56)  “Akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Allah'ın rızasını isteyen-ler için bu daha hayırlıdır. Ïşte onlar kurtuluşa erenlerdir. İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah'ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekât böyle değildir. İşte zekât veren o kimseler, sevaplarını ve mallarını kat kat arttıranlardır.”(Rum suresi 38-39)                                                                                                       “ Onlar ki inandılar, iyi işler yaptılar, namazı kıldılar ve zekatı verdiler. Rabbleri katında mükafatları kendilerine mutlaka verilecektir. Onlar için artık korku sözkonusu değildir, onlar hiç üzülmeyeceklerdir”(Bakara suresi277)

S-9-Zekat kimlere verilir?

“Sadakalar (zekât gelirleri) sadece yoksullara, düşkünlere, zekât toplamakla görevli memurlara, kalpleri islâma ısındırılmak istenenlere, sözleşmeli kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalışanlara ve yarı yolda kalanlara verilir. Bu paylaştırma sırası Allah tarafından belirlenmiştir. Allah her şeyi bilir ve her yaptığı yerindedir”.(Tövbe suresi60)

Ağaca Asılan Zekat Parası


Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir Müslüman günlerce dolaşıp yıllık zekatını verebileceği fakir birini arayıp bulamadı.Bunun üzerine zekatının tutarı olan parayı bir keseye koyarak Cağaloğlu'ndaki bir ağaca asıp, üzerine de:

- Müslüman kardeşim, bütün aramalarıma rağmen memleketimizde zekatımı verecek kimse bulamadım. Eğer muhtaç isen hiç tereddüt etmeden bunu al, diye yazdı.

Bu kesenin üç ay kadar o ağaçta asılı kaldığı rivayet edilir...

EBEDİLEŞME ARZUSU""EBEDİLEŞME ARZUSU"

                                                                 ve

                                               İki Farklı Kazanç Felsefesi

 

            Batı ve doğu arasında kazanç felsefesi farkı: Biri vererek, öteki alarak kazanacağını düşünür.

            Kazanmak, kazanarak güçlenmek! İnsanların kazanarak güçlenme arzusunun iki şekilde ve birbirine zıt olarak tezahür ettiğini görüyoruz. Biri; çalışıp biriktirerek bu dünyada mal mülk sahibi olarak hakimiyet kurma ve ebedileşme duygusunu kuvvetlendirme. İkincisi; çalışıp alıp dağıtarak, vererek kazanma. Birinin "biriktirerek" kazanacağı anlayışı karşısında, ötekinin "vererek" dağıtarak kazanacağı inancı, hayat ve ölüm konusundaki algılama farkına bağlı olarak ortaya çıkıyor. İnsanoğlunun iki önemli duygusu; üstün olma ve ebedileşme arzusu. Var olan ve varlığının farkına varan insan, varlığını devam ettirmek üzere güçlenmek ister.   Bunun için de, çoğu kişi, çoğu zaman önlenemez bir dürtüyle çalışır, alır, biriktirir. Ve aldıkça, artırdıkça, biriktirdikçe kazandığını düşünür. Sahip olduğu ölçüde kendini yenilmez, erişilmez, güçlü hisseder. Ölüm yokmuş gibi! "O ki, mal toplamış ve onu saymış durmuştur. (O) malın kendisini ebedi kılacağını zanneder." (Hümeze Suresi, ayet 2-3)

            Bu bazen o hale gelir ki, kazanmak bir iptila haline gelir; uyuşturucu alışkanlığı gibi olur. Kişi kazandıkça kazanmak, biriktirdikçe biriktirmek ister. Hatta bir önceki gün, bir önceki ay, bir önceki yıla göre aynı kalan kazanç bile yetmez olur. Uyuşturucu maddenin giderek artan dozu gibi. Kazanamaz olunca ya da az kazanınca büyük sıkıntı ve huzursuzluk duyar. Kendinden verdiğini, sağlığından kaybettiğini bilse bile kendini durduramaz. B- "Vererek Kazanmak"; Yardımlaşma Oraya yapılacak transfer ise fakirler, muhtaçlar ve Allah'ın dilediği yerler vasıtasıyla, yani "infak"la olur. Bu inanışa göre gerçek kazanç, "dağıtarak" yani "alarak" değil, başkalarına yani, ihtiyaç sahiplerine “vererek” sağlanır. Oraya yapılacak transfer ise fakirler, muhtaçlar ve Allah'ın dilediği yerler vasıtasıyla, yani "infak"la olur. Bu inanışa göre gerçek kazanç, "dağıtarak" yani "alarak" değil, başkalarına yani, ihtiyaç sahiplerine “vererek” sağlanır. Sahip Olduklarını Kaybetme Korkusu: Bin bir zahmetle biriktirilenlerin daha henüz bu dünyada iken kaybedilme korkusu, sahip olduklarının hepsini bırakıp bu dünyadan göçüp gitmek mecburiyeti, ölüm gerçeği.. bütün bunlar insan için kolay kabul edilecek ve kulak arkası edilebilecek cinsten gerçekler gibi görünmüyor.

            Kazanılan her şey burada kalırken, hiçbir şey götüremeden gitmenin dayanılmazlığı! Biriktirirken zahmet, muhafaza ederken endişe ve korku, bırakıp giderken mahzun olma, ayrılınca da yakıcı bir hasretin kaçınılmazlığı; bu fani hayatın dramı! Bütün bunların önüne geçecek tek çare ne olabilir? İnsanoğlunun huzur içinde yaşaması ve bu hayattan göçüp giderken gözünün arkada kalmaması ne ile mümkündür? İki Taraflı “Ölümsüzlük Duygusu” Ebediyen var olamama, yani “yok olma” düşüncesinin ne kadar korkunç olduğunu İspanyol filozof Miguel de Unammuno;        

            “Yok olmaktansa ebediyen cehennemde yanmaya razı olduğunu, çünkü hiçbir şeyin kendisine ‘hiçlik’ kadar korkunç görünmediğini ifade etmiştir.”(  ) Miguel de Unammuno, Yaşamanın Trajik Duygusu, çev.Osman Derinsu, İst. 1986, s.20 I. Bu dünyada ebedileşmeye İnsandaki ebedileşme duygusunun bu dünyadaki yansıması, kendinden sonra, kendinden

geriye kalacağını ve ismini yaşatacağını bildiği bir şeylerin kalması. Bu hemen hemen herkeste; çocuklar ve torunları ile nesillerinin devam etmesi tarzında iken, bazılarında bir “hayrat”, bir vakıf, bir kitap bırakmaktan, bir büyük ibadethaneye, hayırlara vesile olacak eserler, bazen de bir imparatorluğa kadar varan şekillerde olabilir.

            Bu duygunun müspet bir yönlendirmesi de, kutsal kitapların “sadaka-i cariye” olarak tavsiye ettiği olaydır. Hayırlı bir evlat, ilimi eserler ve insanların istifadesine sunulan hayratlar gibi!

 

II. Ölümden sonra ebedileşmeÖlümden sonra ebedileşme arzusu ise, kişinin öldükten sonra bir şekilde var olmaya

devam etme inancıyla karşılanır. Bazıları bu ihtiyacı kutsal kitapların “ahret” ve cennet, cehennem inanışıyla karşılanırken, bir kısmı bunu başka bir varlıkta yeniden doğma “reenkarnasyon” düşüncesiyle karşılar.

 

            III. Eserleri ile ebedileşme arzusu

 

            İnsanlar çalışmaları, ilmi, sanatı ve eserleri ile kendileri öldükten sonra da ayakta kalacak ve nesilden nesile aktarılacak işler yapmak isterler. İnsanlığın yararına yapılmış eserler bırakmak kişiye, hayatını boşa geçirmemiş olma duygusu yaşatması bakımından da önemlidir..

 

S-3-Zekat ve Faiz karşılaştırılması?

        Zenginlerle fakriler arasında uyum lu bir denge olursa,toplumda barış huzur, topluca yaşanmaya başlar.Eğer bu denge kurulmazsa, toplum hayatı huzursuzluk  ve kargaşadan kendini alamaz..Toplumları kargaşaya sürükleyen anlayış,”Ben tok olayım başkası açlıktan ölse bana ne?” anlayışıdır..Toplumları çöküşe sürükleyen kötü ahlakın kaynağı ise,sen çalış ben yiyeyim”felsefesidir…Faiz,zenginler sınıfını fakirlere karşı zulme,merhametsizliğe,ahlaksızlığa,itmiştir…Çünkü zenginler,fakirlere ihtiyaç duydukları desteği faiz karşılığında veriyorlar..Oysa bu fırsatçılıktır,merhametsizliktir,insafsızlıktır,zulümdür,haksızlıktır.”Kimdir o ki, Allah'a karşılıksız (güzel) borç verir de Allah da bu borcu ona kat kat fazlası ile öder. Kısıtlayan da bol bol veren de Allah'tır. Döndürüleceğiniz yer O'nun katıdır.(Bakara245)

     Borç verilen paraya faiz bindirmek fakirin belini büküyor.. bu fakiri rahatlatmak bir yana eziyetten başka bir şey getirmiyor..sıkıntısını çözmüyor,bilakis katlıyor,fakir faizle hiçbir zaman düze çıkmıyor..Bu durumda zengine karşı haset,kin,kıskançlık,çekememezlik ,sürtüşme,  hissi ön plana çıkıyor ve bu duygular toplum huzurunu,barışını  bozuyor…toplumda/Avrupa da emekle sermaye çatışması bu yüzden başladı ve bu dünyanın huzurunu kaçıran olumsuz akımlar la sonuçlandı…İnsanlık faizden vazgeçmedikçe insanlığın topluca mutlu olması mümkün değildir                                                                                                                      …Faize karşı Kur an ın çözümü olan zekat zenginlerle fakirleri barıştıran en etkin barış ve şefkat köprüsüdür..Zekat toplumun üst sınıflarının alt sınıflarına uzattığı şefkat elinden başka bir şey değildir.Kur an zekatı farz kılmakla bu huzursuzluğu kökünden söküp atmaktadır..Öyleki zekat ile elinden tutulan fakir zengine kin göstermek yerine saygı duymakta,kıskançlık ve haset duymak yerine dua etmekte ,sürtüşme ve çekememezlik göstermek yerine saygı(hürmet) ve itaatlekarşılık vermektedir.Fakir zekatını aldığı zaman zengine dua etmektedir.Bu dua ile toplumun barışı temel dinamiği ni almış olur.”ben tok olayım ;başkası açlıktan ölse bana ne?” anlayışına karşı zekatı farz kılan “sen çalış ben yiyeyim” felsefesine karşı faizi haram kılan Kur an böylece belirgin bir azınlığı değil,toplumun tamamını barış  ve huzura gark etmiş olur..Öyleyse Masumun ahını almak yerine,duasını almak,Allah ın verdiği mal  ile zenginin  elinde bulunmaktadır..Bu bulunmaz  fırsatı kaçırmamalı ,mal elimizdeyken  zekatını hiç erinmeyerek ,hiç sakınmayarak,hiç çok görmeyerek,hiç yüksünmeyerek,hiç çok görmeyerek ,hiç ağır görmeyerek  vermeli, ve bolca sevgi ve şefkati tatmaya ve bolca dua  almaya devam etmeliyiz..

Zekat ın amacı:

..İnsanın malını  ve kazancını kontrol altına almak ,fert ile toplumun gelişip yükselmesini  sağlamak,toplum üyeleri arasında mal dağılımını adaletli yapmak,toplumun muhtaçların ı koruyup kollamak,İnsanlar arası yardımlaşma ve dayanışmayı  güçlendirmek,mal düşkünlüğünü frenleyerek başkalarının ihtiyaçlarına yardımcı olmak ,cimrilik hastalığını tedavi etmek böylece Müslüman kardeşliğini güçlendirmek,kazancı kul hakkında temizlemektir.

Zekatın ,asli ihtiyaçlarının harici 85 gr altın ı olan veya bu kadar ticaret malı olan/parası olan  Müslümanların bir yıl dolunca 1/40 oranında vermekle yükümlü oldukları  sadak türü mali ibadettir.Ev ,araba,üretim makineleri ne,silah,kitap, zekat düşmez..

Zekat vergi?

Zekat ve sadaka toplumu miskinleştirir mi?

Zekat toplumlarda bulunması kaçınılmaz olan zengin ve fakir tabakası arasında bir köprüdür. Zekatın farz olarak verilmesi ise fakirin zekatı minnetsiz almasına sebep olur. Böylece fakirde zengine karşı oluşabilecek kızgınlığı gideren bir mekanizma işlevi görür. En gelişmiş ülkelerde bile çöpten ekmek toplayan ya dilenen insanlar bulun En gelişmiş ülkelerde bile çöpten ekmek toplayan ya dilenen insanlar bulunur.

ur. En gelişmiş ülkelerde bile çöpten ekmek toplayan ya dilenen insanlar bulunur.

 

 

Bu haber 2882 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

İBADETİN TANIMI ÇEŞİTLERİ VE ÖNEMİ

GÜNLÜK HAYATTA KULLANILAN DİNİ KAVRAMLAR

GÜNLÜK HAYATTA KULLANILAN DİNİ KAVRAMLAR GÜNLÜK HAYATTA KULLANILAN DİNİ KAVRAMLAR

BİR PİRİNÇ TANESİ NE ANLAMLAR TAŞIYOR?

BİR PİRİNÇ TANESİ NE ANLAMLAR TAŞIYOR? BİR PİRİNÇ TANESİ VE İSRAF

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

GALERİ

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 57
Haber 1098
Yorum 115
Haber Okuma 2117011
Editör 12


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi