BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
DİNİN İNSAN HAYATINDA Kİ  YERİ  VE ÖNEMİ 9

DİNİN İNSAN HAYATINDA Kİ YERİ VE ÖNEMİ 9

Tarih 08/Eylül/2017, 09:24 Editör BİLGE BİLGE

DİN NEDEN İNSAN HAYATINDA ÖNEMLİDİR?

DİNİN İNSAN HAYATINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ Ü1

 S-1-Neden Dinimizi öğrenmeliyiz?Okulun, genel öğretimdeki amacına ulaşmasında Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi hangi katkılarda bulunmaktadır?
--- Dinin günlük hayatımızdaki etkileri nelerdir,Din olmasaydı toplumsal hayatta ne gibi değişiklikler olurdu.s13

      http://m.harunyahya.org/tr/books/628/Dinsizligin-Kabusu/chapter/7140/Dinsizligin-insan-uzerindeki-tahribatlari

       http://www.dailymotion.com/video/x1npmom

S-2 -Dinin insan doğasının ruhsal yönlerini karşılayan yönleri nelerdir? .(MEB ort ogr.Öğretim prg Ank s45.)

S-3 -İnsan dinden uzak kalabilir mi? .(
MEB ort ogr öğretim prg Ank s45.)

 S-4-İnanma ihtiyacının sebepleri nelerdir? .(MEB ort ogr öğretim prg Ank s45.)

 S-5- Dinin insan hayatında ve kendi hayatınızdaki yeri ve önemiyle ilgili örnekler veriniz ? .(MEB ort ogr öğretim prg Ank s45.) -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------"Din,             .      İnsanların hayatını değiştirdiği oranda din adını almaya layıktır; aksi halde o dinin yeri inançlar mezarlığıdır."(Mustafa m.)

 S-1-Bir öğretim yılında görülecek toplam din dersi kaç saattir? .
.   Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi, Orta öğretimde din dersleri haftada 1 ders saattir. Bir Öğretim yılında 36 hafta vardır.Bu da 1 güne tekabül etmektedir. Yani Bir lise öğrencisi yılda (365 günde) toplam 1 gün din bilgisi almaktadır.!
 HUKUKTA-ANAYASADA DİN ÖĞRETİMİ: Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin hukukî temelini de Anayasamızın 24.ve 42 Maddesi oluşturmaktadır. Ayrıca uluslararası birçok antlaşmalar da din öğretiminin yapılmasının bir zorunluluk olduğunu açıkça ifade etmektedirler. .

.      1739 Sayılı Milli Eğitim bakanlığı Temel kanununa göre: Türk Millî Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini,
        1. Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;
         2. Beden, zihin, ahlâk, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;
        3. İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak; Böylece, bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan millî birlik ve bütünlük içinde iktisadî, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı seçkin bir ortağı yapmaktır. O HALDE BU AMACIN HEPSİNİ EN İYİ GERÇEKLEŞTİRMEDE EN BÜYÜK YARDIMCI DİN KÜL.DERSİDİR.

S-2-“Din Üzerine Konuşmanın Adabı NEDİR?

    “Turkiye de herkes,Din,Tıp,Futbol,siyasette uzmandır” (Hülya Cebecik)

https://www.youtube.com/watch?v=6P-WidsZr3g

    -"Ey insan! Haddini bil! Ticaret ehli değilsen dükkan açma. Hal ehli değilsen ağzını açma. Büyüklerin olduğu mecliste ahkam kesme. Körler çarşısında ayna satma. Ehil olamıyorsan bari edepli ol.." (Hz. Mevlana)  
         Bilgili bilgisiz, sorumlu sorumsuz herkes din üzerine konuşuyor, kanaatlerini ifade ediyor, hatta tartışıyor.? Bunun faydalı yönleri olabileceği gibi hem dinin kendisi için hem insanlık için çeşitli sakıncaları da olabilir. Medeniyet tarihi büyük oranda dinden ibarettir. Din, tarih boyunca bütün insanlığın ve hayatın en önemli parçası olmuştur. Dinî konular üzerine yapılan konuşmalara ve tartışmalara gelince şu unutulmamalıdır ki, hayatın en basit bir meselesini dahi ele alırken, bir tek insan hakkında yahut bir tek insanın özel bir özelliği hakkında değerlendirme yaparken dahi dikkatli olmak gerekirken; tarih boyunca yüz milyonlarca insanın en mukaddes değerlerini oluşturan din hakkında konuşurken, tartışırken, yargıda bulunurken elbette çok daha dikkatli olmak gerekir. Bir konuda konuşmak için hem doğru bilgi sahibi olmak hem uygun bir dil ve üslûp kullanmak bir zorunluluktur. . İnsanın din üzerine konuşabilmesi için taşıması gereken asgari şartlar nelerdir? Bu, din üzerine konuşan kişinin o din ile ilişkisine bağlıdır.Eğer din üzerine konuşan kişi, o dine iman etmiyorsa, inkâr içinde ise, biz o kişiden iki şey isteriz. Bu bizim en tabii hakkımızdır. Doğru bilgi, saygılı dil ve üslûp.

     İslam’ın kadim(geçmiş) kaynaklarına dayanılarak bu cağa uygun yorumunu bilmeyen ya da bu yorumun yöntemlerini bilmeyenlerin din konusunda kesin fikir belirtmeleri yanlıştır. Bir bütün olarak din üzerinde konuşabilmek için doğru bilgi sahibi olmak mecburiyeti vardır. Dinin doğru bilgi kaynaklarına, Kur’an ve hadis bilgisine, on dört asırlık kültür mirası bilgisine sahip olmak yetmez;Aynı zamanda söz konusu bilgi kaynaklarından yararlanma yöntemine, usûl bilgisine,O zamandaki bilginin çağdaş hayatla ilişkisi konusunda yorum yeteneğine sahip olmak da gerekir. Din üzerine ihtisas yapmış, ilahiyatçı, araştırmacı yazarlarımızın konuşmaları bazen aydınlatıcı olmuyor, bilâkis kafaları karıştırıyor diye ;toplumdan bir eleştiri gelmektedir. Buna ne dersiniz?Her şeyden önce yüce dinimize göre hiç kimse dinde otorite değildir. Bilindiği gibi İslâm’da, ruhban sınıfı yoktur. Hiç kimse, Allah adına konuşma yetkisine sahip değildir.

     Fahreddin Râzi, din üzerine konuşanları üç sınıfa ayırır.
     A). Bilenler ve bildiğini bilenler, yani hem bilgi sahibi olup bildiklerinin farkında olanlar. Ona göre bunlar gerçek bilginlerdir. Onlara uymak gerekir.
     B). Bilmeyenler ve bilmediğini bilenler, bilmediğinin farkında olanlar. Bunlar aydınlanmak isteyenlerdir. Aydınlatmak gerekir.
    C). Bilmeyenler ve bilmediğini bilmeyenler:Bunlar cahil olup cehaletinin farkında olmayanlardır. Asıl kaçınılması gerekenler bu kategoride olanlardır.Bilhassa din-akıl, din-bilim, din-çağdaşlık, din-demokrasi, din-ahlâk ilişkileri konusunda bazı aydınlarımızın dünyada gelişen sosyal bilimlerle ilgili gelişmelerin de çok gerisinde kaldıklarını özellikle ifade etmek istiyorum. Kaynak:T.C.Diy.İşl.Bşk.2008 Mayıs Aylık dergi..

S-3-İslam Alimlerine göre Dinin tanımını yapınız ve vurgulanan önemli öğelerin önemini açıklayınız?
  
Tanım: Kuralları Allah tarafından belirlenen ,peygamberler aracılığıyla insanlara gönderilen,İnsanların istek ve iradeleriyle seçtikleri,onları Dünya ve Ahirette mutlu etmeyi amaçlayan ilahi kurallardır.

S-4-İnanmak ihtiyacı neden doğuştan dır? .
"(Fıtrat nedir?Bu hadiste neler anlatılmıştır?) FITRAT,İNSANIN FABRIKA AYARLARI dır.Allah'ın Evrene koyduğu sözlü kurallarla gönderdiği yazılı  kurallar uyumlu olduğundan ;bunları anlamakla görevli insan aklı da Allah'ın diniyle ,gönderdikleriyle uyumludur;Bundan dolayı,İslam,İnsanın farbrika ayarlarında zaten vardır,bu bilgileri hatırlatmak gerekir.Zira bir doğru diğer doğruya ters düşmez.!

              İsviçreli psikolog Pierre Bovet, "Din Duygusu ve Çocuk Psikolojisi" adlı eserinde, belli bir yaşa gelen bütün normal çocukların, sırf kendilerine mahsus tamamen "kendi malları" olan (yani fıtratlarında bulunan) sanki "tabii bir dinleri" vardır. Bu iptidai inançların teşekkülünde, cemiyet kadar, ferdin şuur, idrak ve hayal alemi de önemli rol oynar. Belki çocuk, toplumdan edindiği dini kavramların içeriğini, bizzat kendisi tayin eder. Ancak, zamanla cemiyet ile kendi arasındaki tezatları görür, yeni intibaklara gider. Şanlı Peygamberimiz (asv)'den öğrendiğimize göre: "Bütün çocuklar İslam fıtratı üzere doğarlar, daha sonra, onları, anaları, babaları (ve toplum) şu veya bu dine sokar.”buyurmuştur.
 ---İslamın kurallarıyla aklı selimin kuralları arasında çelişki olmaz.!Çelişki görünüyorsa:Ya akıl ya da bilgi de sorun vardır!Her insan İslam fıtratı(İslam ın emirlerine yatkın doğar)-İnsanlar doğrulara yatkın olarak doğar,ancak anne babasının ve çevrenin kültürü çocukların yetişmesinde önemli etkendir.İnsan zihninde ve kabullerinde varolan butun ıyılıklerın daha kapsamlısı dinde iyi iken;Onda bulunan ve kötü kabul edilenlerin daha kapsamlısı da dinde kötüdür.Bu bağlamda İnsan doğası din ile parelel dizayn edilmiş olup ;aklın ve insanın mühendisi olan Allah,insan/lık/lar bozuldukça peygamberler-kitaplarla onları RESETLEMİŞ ,Fabrika ayarlarına döndürmüştür…Onun için “VAHİY ÜST YAPI,FITRAT(İNSAN DOĞASI) ALT YAPIDIR”Sözü insan doğasıyla vahyin(dinin)parelel olduğunu vurgular.

     Amerikalı filozof William James Çocukların "fıtri dini" konusunda araştırmalar yapmış,şu sonuçlara ulaşmıştır:Örneğin hiçbir ders almamış olan sağır ve dilsiz bir çocuğun hatıralarını ve davranışlarını incelemiştir. Sonradan iyi bir eğitimden geçirilen bu çocuk, eğitim öncesi "fizik ötesi" düşünce ve duygularını şöylece özetlemiştir: "Babamla gezintiye çıktığımız oluyordu. Tabiat ve manzaralar bana çok tesir ediyordu. Konuşmayı ve yazmayı bilmiyor, fakat düşünüyordum. Kendi kendime soruyordum: "Acaba dünya nasıl var oldu?", "İnsan, hayata nasıl başladı?", "Bitkiler ve diğer canlılar nasıl meydana geldi?", "Dünya'yı, Ay'ı, Güneş'i var eden sebep ne?", "Bu eşya alemi nasıl doğdu?", "Bütün bu soruları kim aklıma getiriyor?", "İlk insan, ilk hayvan, ilk bitki, tohumsuz nasıl meydana geldiler?", "Nereden gelip nereye gidiyoruz?", "Kainatın başlangıcı nasıl olabilirdi?" Bilhassa, bu soruya cevap bulamazdım. Düşünür, düşünür vazgeçer, bir müddet sonra, yine aynı meseleye dönerdim"(bk. Pierre Bovet, Din Duygusu ve Çocuk Psikolojisi, s.71-72).

 S-5 -İnsan neden dinden uzak kalamaz?İnsanın doğasında inanma ihtiyacı var mıdır: Niçin inanıyoruz? (bk. s.140)
https://www.youtube.com/watch?v=JfH5OOyBwTg

     İnsanın diğer varlıklardan ayrılan manevî yönleri nelerdir ve Dinin insan doğasının ruhsal gereksinimlerini karşılayan yönleri nelerdir? ***DİN DEĞERLERİNİN KAPSAYICILIĞI?*** Fiziksel/ruhsal olarak dinden uzak kalmak mümkün değildir.Çünkü İnsan bilmeden yada kabul etmese de Allah’ın koyduğu kurallara uygun davranıyor ya da davranmak zorunda kalıyor.(-OKU!ması,,Doğru-dürüst olma-ölüm-zevkleri,evlenmesi,yemesi içmesi çalışması. vs) . Din, insan doğasının gereksinimlerini karşılayan öğelerden biridir.İslam dini insan doğasına paralel olarak ihtiyaçlarını ve mutlu olmasını merkeze alarak gelmiştir.

    -İnsan inanan bir varlıktır,eğer biz bu ihtiyacını doğru şekilde karşılamazsak yanlış kişiler ve yanlış bilgiler o boşluğu doldurur.Din,insanın inanma ihtiyacını karşılayarak Onu hep doğru ve güzele yönlendirir.Doğaları bozulmamış bütün insanlar ve çocuklar aynı zamanda müslümandırlar,Müslümanlığın bir emrini yapmaktadırlar.Yani Dünya da ne kadar güzel ve iyi davranış varsa bunlar aynı zamanda İslam’ın amacıdır . Dünya da iyi ve doğru olarak kabul gören her şey,her davranış,her değer yargısı İslam dininin ve Kur’an-ın öz malıdır.Bir Japon’un çalışkanlığı,iş ahlakı ve disiplini,Bir Almanın Temizliği,dürüstlüğü,bir Avrupalının Hak ve hukuka dikkat edişi,bir yamyamın adaleti,bir Afrikalının Sabrı,Bir Amerikalının Araştırma-Okuma-öğrenme aşkı,bir Türkün misafirperverliği,diğer gamlığı(Müslüman Türk askerinin Çanakkale savaşında düşman askerlerini tedavi etmesi..)gibi…Dünya da iyilik ,gelişme erdemli olma adına var olan bütün güzel davranışlar İslam da vardır,Din bunları gerçekleştirmek için gelmiştir.Dünya da ki bütün güzel şeyler İslam ın çocuğudur. “İnsani olan İslami olandır , İslami olan islami olandır” İsmet özel

S-6-İyi insan yetiştirme de NEDEN DİN-İLİM(BİLİM)BİRLİKTE ÖĞRETİLMELİDİR?DİN İLİM AYRIŞMASININ SAKINCALARI-SONUÇLARI NELER OLABİLİR? ***

   "İnsan vicdanını din ilimleri aydınlatırken(doyururken) Aklını fen ilimleri aydınlatır.İkisinin birlikte öğretilmesiyle eğitimin amaçladığı erdemli,ahlaklı,bilgili insan tipi ortaya çıkar.Din öğretimi ve eğitiminden vazgeçilerek Sadece Fen bilimlerinin öğretimine önem verilmesinden hile,kuruntu doğabilir;Fen bilimlerini öğrenmeksizin sadece din bilimlerinin öğretiminden ise taassup doğar.O halde eğitimin amacı olan bilgili,vatan ını seven,ahlaklı insanlar yetiştirmek için din ilimleriyle fen bilimleri birlikte öğretilmelidir. S-7-İnsan ne için yaratılmıştır?

 S-8-DİNİ DUYARLILIK İNTİHAR İLİŞKİSİ-İnsanlar neden doyumsuzluk yaşamaktadırlar?İntiharın sebepleri ve çareleri nelerdir? “
   "
EY İMAN EDENLER,KENDİ KENDİNİZİ TEHLİKEYE ATMNAYIN”(Bakara suresi 195.ayet)
"Allah aşkı derya deniz gibidir. Kendi meşrebince her insan ondan su alır. Fakat kimin ne kadar su alacağı kabının büyüklüğüne bağlıdır. Kiminin kabı fıçıdır, kiminin kova, kiminin kırbadır, kiminin matara..." (Elif Şafak)
----Manevî buhrana çare olan reçete nerededir?
   Sahip olduğumuz değerlerin kıymetini bilmeyip farkına varamadığımız için bu buhranlara ‘yabancılar’ın reçete yazmasını beklemişiz. Tespitlere göre dünyada her üç saniyede bir kişi intihar girişiminde bulunurken, her yıl yaklaşık 1 milyon kişi intihar sonucu ölüyor. Türkiye’de de durum iç açıcı değil: Son 30 yılda intihar edenlerin sayısı yüzde 440 artış göstermiş. Başta depresyon olmak üzere ruhsal hastalıkların, intihar riskinde 10 kat artışa neden olduğuna dikkat çeken Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı Doç. Dr. Doğan Yeşil Bursa, “Yalnızlık, düş kırıklığı, utanç, aşağılanma, başarısızlık, aile içi çatışmalar gibi zorlayıcı hayat olayları intihar riski ile ilişkili bulunmuştur” dedi.. . Türkiye’de yaşanan intihar sayısı ‘zengin ülkeler’ kadar değil, ama tedbir alınmazsa gidiş o istikamette. Bir yılda intihar neticesi ölenlerin sayısı, trafik kazalarında ölenlerin yarısı kadarmış. Ve gençlerin ölüm sebebi sıralamasında intihar 4. sırada yer alıyormuş. Bütün bunlar tehlikenin kapımıza dayandığını göstermiyor mu? Tabiî ki intihar gibi vak’aları tek bir sebeple izah etmek kolay değil. Bu noktada, ‘ruh sağlığı’nın önemine dikkat çekiliyor. Onu da temin eden sebeplerin başında sağlam inanç ve sağlam aile yapısı gelmiyor mu? İnsanlık, temelde ‘inançsızlık’ hastalığıyla hastalıklı. Bu hastalık yayıldıkça, intiharlar da artıyor. İnsanların ebedî hayatlarını tehlikeye atan ‘imansızlık’, dünyevî hayatları tehdit eden intihar tehdidinden daha tehlikeli değil mi? . Çok para,bol alkol,anne baba tarafından sevgisiz yetiştirilen çocuklar,can sıkıntısı,hayatın anlamsız gelmesi,ruhsal ve fiziksel sarsıntı,gerginlik,korku ,engel,ümitsizlik duygusu,aşağılık duygusu,kimyevi madde,doyumsuzluk.gibi etmenler intiharlara sebep olabilmektedirler.İnsanın mutlu olmak için tutunduğu şeylerin büyüsü bozulduğunda,İnsanın bu doyumsuzluğunu neler tatmin edebilmektedir….“O halde intiharı önlemenin en önemli yolu sağlam bir iman(inanç) ve dini hayattır. ..)İnanan insan hayatın zorluk ve sıkıntılarına karşı daha dayanıklı olur. Dini hayatın iki boyutu:İnanç ve Düzenli ibadettir.Bu iki unsur ne kadar kuvvetli ise,toplumla ve hayatla bütünleşme o kadar olumlu olur.İntihar oranı o kadar az olur(Stack adlı psikoloji uzmanı)dindar insanın strese karşı dayanıklılığı fazla olur ve intihara yönelimi azalır.Dindarlık oranının yüksek olduğu yerlerde intihar oranı çok azdır”(Stack adlı psikoloji uzmanı) Yapılan istatistikler sonucunda, Bazı Avrupa Ülkelerinde,her türlü ihtiyaçlar karşılanıyorken(İşsizlik sigortası,Ev,yazlık,araba vs.) neden İntihar oranları dünya ortalamasının üzerindedir(İsviçre…gibi)?Halkı Müslüman olan ülkelerde İntihar oranı 1/1000 iken ,Bazı Avrupa ülkelerinde intiharların 10/1000 olması Dinin Önemini bize anlatması açısından önemlidir. İntihar oranları bakımından Avrupa ve Müslümanlar!Peygamber efendimiz (s.a.v) “Kim ki kendini bir demir parçası ile öldürürse(intihar ederse) cehennemde o demir parçası elinde olup devamlı olarak karnına saplayıp duracaktır.Kim ki ,zehir içerek intihar ederse o kimse,cehennemde devamlı zehir içecektir.Kim ki,kendini yüksek bir yerden atıp intihar ederse,cehennemde hep yükseklerden aşağılara atılacaktır…”buyurmuştur.

       Hayatın "Anlamsızlığı" ve "İntihar.!" İnsanların pek çoğu için ölüm ürkütücü, hatta dayanılması çok zor bir korku sebebi olmasına rağmen, bazı durumlarda bazı kimselerin ölüme tereddütsüz atıldıkları ya da öldürülmeyi arzu ettikleri görülür. Kişinin kendi ölümüne karar vermesi; "intihar.!" İnsanlar neden intihar eder? Hangi sebeplerle kendi hayatlarına kendi elleriyle son vermek isterler? Bu sorulara verilecek görünür pek çok sebep olabilir. Ancak hemen hepsinin arkasında bir tek temel saik bulmak, hepsini bir sebebe indirgemek mümkün! O da, hayatın artık yaşamak için yeterince anlamlı görünmemesidir. Denebilir ki; “İnsanoğlu pek çok sıkıntıya dayanabilir, bir şey hariç; “anlamsızlık!” Kimse anlamsızlığa dayanacak kadar güçlü olamaz!” Her ne surette olursa olsun “anlamsızlık” çizgisine gelmiş birini hayatta kalmaya razı etmek kolay kolay mümkün olamaz. Ve işte o zaman “intihar” dediğimiz olgu ile karşı karşıya kalmamız kaçınılmaz olur.

S- 9-Bozgunculuk,anarşizm,düzeni bozma,huzursuzluk gibi kavramlarla neden İslam ,aynı yerde bulunamaz? Sadece güvenlik kuvvetlerinin önlemiyle kötülükler önlenebilir mi?                                
*  Toplumun ortak değeri olan din, dikkate alınmadan yapılması amaçlanan bir çok şeyde başarılı olunabilir mi? Kanun,hukuk,güvenlik kuvvetleri suç ortaya çıktıktan sonra müdahale edebilmektedirler.İslam ahlakı ve ihsan kavramı gereği din suçu ortaya çıkmadan engellemektedir.O halde din suçu düşünce aşamasında engelleyerek,kanunlara,hakimlere,güvenlik kuvvetlerine yardımcı olmakta;onların yüklerini hafifletmektedir.(Zamanın güneşi adlı düşünür.) Kelime olarak Anarşi : karışıklık, kargaşalık, düzensizlik demektir.. Anarşilik:karışıklık çıkarmak, insanları kanunsuzluğa itmeye çalışmak demektir.Anarşist: düzen tanımaz, yıkıcı, isyancı, bozguncu,demektir. Anarşide daima kaos ve kargaşa hakimdir...Belki insanların iç alemlerinde”İYİ "olma özellikleri vardır..Ancak kimin hangi durumda nasıl iyi davranacağını bilemeyiz;Bundan dolayı insanlar için kanun ve düzen olmalıdır.Dünyayı ve insanlığı güzel ahlak ve düzenli hayata ulaştırmayı hedefleyen bir din, elbette kural tanımazlığın ve düzen yıkıcılığın odağı olan anarşiliği, en tehlikeli ve zararlı faaliyet olarak ilan edecektir. Kur'an, terör ile birlikte her türlü fitne ve fesadı(Anarşistliği-huzur bozmayı,fısıltı haberleri) da yasaklayarak Toplumda kargaşa çıkarmayı En büyük günahlardan biri olan adam öldürmekten daha ağır suç saymıştır. Geçenlerde bir üniversitede kargaşa çıkaran anarşizmi savunan grup, hocalarını dinlemediği gibi;Ünv.binasına "DEVLET KALDIRILSIN,SİSTEM YIKILSIN,DÜZEN OLMASIN,POLİSLİK KALDIRILSIN” DİYE pankart astılar ve ardından sloganlar atarak üniversiteyi birbirine kattılar.-

    --Peki, Askerlerimizin görevlerinden ,polislerin işlerinden atılmasını ,devletin ve düzenin kaldırılmasını isteyen bu insanların dedikleri yapılırsa toplumda nasıl bir durum ortaya çıkar? Kur'an-ı Kerim,fitne çıkartan, yönetime geçtiği zaman fitne tohumları ekenlerin bozgunculuğun dehşetini, fitnenin korkunçluğunu açık bir biçimde ortaya koymuştur : “O yeryüzünde iş başına geçti mi, orada fesat çıkarmaya, ekini ve zürriyeti(nesli) kökünden kurutmaya koşar. Allah fesadı sevmez (Bakara Sûresi 2/205)(Ders ktb) Kur an, fitne/fesat çıkarmayı adam öldürmekten daha tehlikeli ve zararlı göstermektedir. Bir Ayet-i Kerimede Cenab-ı Hak :”Fitne, zulüm ve baskı adam öldürmekten daha korkunçtur .”(Bakara Sûresi, 217 ) buyurmaktadır. . Bir Müslüman'ın ruhunda düşmanlık,kin, vahşet ve fitne çıkarmak yoktur. En büyük düşmanıyla (İnsan olması ve yaratanlarının,dünyalarının bir olması yönünden)bir nevi kardeşliği vardır. Mümin, “Yaratılanı hoş gördük, Yaratandan ötürü” hakikatini vicdanının derinliğinde hisseder. Mümin, muhabbet fedaisidir, husumete(düşmanlığa)vakti yoktur. İslam Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v), rahmet ve şefkat peygamberidir. Kur'an-ı Kerimde Cenab-ı Hak (Resulüm!)” Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik” (Enbiya Sûresi,107 ) buyurmaktadır.Nitekim O, amcasını öldüren ve olmadık işkence ve kötülükleri yapanları affetmişti.Bunlar Hz Peygamberin Merhamet ve şefkat abidesi olduğunu gösterir.Zamanın güneşi adıyla bilinen düşünür:”Bir adam bin adamın 12 ayda yaptığını bir günde bozup yıkabilir ,yıkmak kolay yapmak zordur “der. Kur'an terörü lanetlemiş, anarşiyi, fitne ve kaos oluşturmayı en dehşetli ve tehlikeli bir olay olarak nitelemiştir. İslamiyet, her türlü terör, zulüm ve ihaneti yasaklar; anarşilik ve bozgunculuğun her türlüsüne şiddetle karşı çıkar. İslam dininin hukukunda Temel prensiplerden biride “Zarara zararla, zulme zulümle karşılık vermek yoktur.”(Hadisi şerif-Mecelle)(Örnek :Mekke nin fethinde Peygamberin amcası Hz Hamza’yı öldüren,Vahşi adlı kişiyi affetmesi gibi..)

S-10-Neden Din sadece vicdanlarda kalan bir olgu olamaz? .
     Dinin hayatımıza yansıması gerekir(Salih amel,dürüst olma,çalışma,üretken saygılı olma,işini iyi yapma vs.)İslamın vicdanla sınırlı olmadığını göstermektedir..Bilinmeyen,yaşanmayan uygulanmayan bir dinin önemi olmadığı gibi sonuçları da ortaya çıkmaz.. Dinin muhatabı akıl sahipleridir.Dolayısıyla cansızlar,bitkiler,hayvanlar,deliler,çocuk ve bunaklar din ile sorumlu değildir.”AKLI OLMAYANIN DİNİ YOKTUR”
    –“Kur’an,sanal olanı ayet diye sunmaz”
DİNİN İLGİ ALANI:
İnsanın bütün inanç,söz,fiil ve davranışlarıdır.Din insanın bütün faaliyetlerini konu edinir ve yol ve yöntem gösterir.Bazılarının sandığı gibi din;sadece insan ile Allah arasındaki ilişkileri düzenlemekten,sadece ibadet(namaz ,oruç,hacdan)den ibaret değildir.Bu konuda Mehmet Akif Ersoy:”Ya açar bakarız nazmı celilin yaprağına;Ya da üfler geçeriz ölünün toprağına ,inmemiştir hele Kur’an şunu hakkıyla bilin, Ne mezarlıkta okunmak nede fal bakmak için”demiştir. Din,insanın insanla,İnsanın Allah ile insanın ,canlılar ve çevre ile olan ilişkilerini düzenler.Bu sebeple son din İslamın yüce kitabı Kur’an; İnsanın; nasıl iman edip ibadet edeceğini bildirdiği gibi onun pratik hayatında yaşayabileceği: Neleri yiyeceği,yemesinde ölçüler,evlenmesinden ,boşanmasına,ticaret kurallarından boşanmasına,miras taksiminden, konuşmasına,sosyal hayatından,yürümesine,biyolojik kurallardan fiziksel kurallara,Annenin çocuğunu kaç sene emzireceğinden ,birisinin evine nasıl girileceğine,çocukların ana babalarının odalarına ne zaman nasıl gireceklerine,ruhsal ve fiziksel olarak sağlıklı bir hayat sürmesine,devlet görevlilerinin davranış ve işlerini güzel yapmalarına”…varıncaya kadar bütün söz ve temel davranışlarıyla ilgili temel kurallar belirlemiştir.Çünkü Evrenin sahibi ve insanın/lığın mühendisi olan varlık O’na bunca değer verip onu kendi haline bırakamaz..Yani din /İslam;İnançlar manzumesi olmadığı gibi gönüllere,zihinlere,evlere, ve camilere de mahkum değildir.Kaynak:Diyanet işl.bşk.yay. İnsan din ve peygamber syf 28 Yıl 2003 Ankara .



DİNİN İNSAN HAYATINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ

S-1-Milli Eğitimin,Anayasanın,kanunların amaçlarının gerçekleştirilmesine DİN bilgisinin katkısı nedir?
   1.Okulun,devletin,eğitimin,kanunların,hukukun amacı:Erdemli,bilgili,ahlaklı,büyüklerine saygılı ,küçüklerine sevgi gösteren,güvenilir,sözünde duran,vatanını milletini seven,vatanı ve kutsal değerleri ni her şeyden üstün tutan,Çalışkan,dürüst,cesur,kendine güvenen,girişimci,hayata iyimser bakabilen,başarıyı ve iyi şeyleri hedef edinmiş,tutumlu,üretken,araştırmacı,..vs. İnsanlar yetiştirmektir.Bu amaçta İslam dini ile Anayasa ve kanunlarımız(doğru akıl) amaç birliği içindedir..Yani İYİ/KALİTELİ insan yetiştirme hem dinimizin hem de kanunlarımızın amacıdır.O halde bu noktada iyi bir din öğretimi/Eğitimi aynı zamanda iyi bir vatandaşlık/kanun kural öğretimidir…(1739 MEB KANUNU10.madde) Mutlu birey ve mutlu toplum yetiştirmek için dini eğitim ve bilgi şarttır.Çünkü din ile kötülükler birbirine ters tir;Yani dinin olduğu yerde kötülükler olmayacağı/olmaması gerektiği gibi ,kötülüklerin olduğu yerde de din olmaz.Bu noktada din bir adım daha ileri giderek İnsanı dünya ve Ahiret mutluluğuna ulaştırmayı hedefler.O halde Iyi bir din eğitimi:iyi bir vatandaşlık eğitimi ve kanunların amaçlarını gerçekleştirmektir.İste bundan dolayı dinimizi öğrenmeliyiz. Dolayısıyla bu amaç hangi sistemle gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin bir anlamda dinin amacı gerçekleşmiş olur.”MÜKEMMEL OLAN İSLAMDIR,MÜSLÜMANLAR DEĞİL” Müslümanlar,ona uydukları süre boyunca getirilerinden yararlanırlar.Osmanoğullarının 400 cadırdan 22milyon km toprağa sahip olmalarında Osman Gazi'nin oğlu Orhan Gazi'ye vasiyeti: “Bizim Davamız Kuru Cihangirlik Kavgası Değildir.Bilakis Davamız İ'lay-ı Kelimetullah Davasıdır... ( Bizim mesleğimiz Allah yoludur ve maksadımız Allah’ın dînini yaymakdır. Yoksa, kuru kavga ve cihângirlik da'vâsı değildir. ) ”

 ***“ALLAH,KULUNUN YAPTIĞI İŞİ GÜZEL(SAĞLAM-KALİTELİ-ESTETİK)YAPMASINI SEVER”(HZ MUHAMMED as)Bütün kamu görevlileri ve bütün toplum bireyleri bu ilkeyi prensip edinirlerse o ülke süper güç olur)
 2-AKIL ÜSTÜ SORULARI CEVAPLANDIRMA:İnsanların cevaplayamayacakları metafizik soruların cevabını din bize vererek bu konuda insanı ruhsal olarak rahatlattığı gibi enerjisini daha verimli alanlara kanalize etmesini sağlar...Nitekim bu soruların cevapları kendiliğinden veya başka branş öğretmenlerince doyurucu olarak cevaplandırılamayacağından Din bilgisi dersinin okutulması zorunludur. Bu konuda bir düşünür şöyle cevap vermiştir:”Bir kişi bir bilim dalında uzman olsa Onun sözü ancak kendi uzman olduğu konuda geçer.Din konusunda sadece dini bilen ve yaşayanların sözleri geçerlidir.Örneğin fizik mühendisinin bir hastalığın teşhisinde küçük bir doktor kadar hükmü geçmez,Tıp konusunda uzmanlaşmış birisinin din konusunda bir cami imamı kadar sözü geçmez.. .

   İnsanin evrendeki konumu ve ne için yaratıldığı,İnsanın fizik ötesi ile ilgili merak ettiği sorular,İnsanin öldükten sonra başına neler gelecektir?Bizi kim yarattı?Neden Evrende her şey bir amaca kilitlenmiş olarak hareket etmektedir?Neden Evrende her şey bu kadar düzenli hareket etmektedir ?İnsan aklı her zaman doğruyu bulabilir mi?Bulsa da Ondan her zaman doğru davranışlar ortaya çıkar mı ? gibi soruların cevabını gerçek olarak sadece din verebilir. . Allahın vahyettikleri içinde aklın algılayamadığı hususlar da bulunmaktadır. Aklın algılama sınırları içindeki vahiyler aklın ilkeleriyle ters düşmez; Akıl ve vahiy birbirini tamamlar. Bununla birlikte Allah, vahyin anlaşılması ve yorumlanması için İnsana akıl nimetiyle birlikte seçme özgürlüğü vermiş bundan dolayı insanı yapıp ettiklerinden dolayı sorumlu tutmuştur.. Dolayısıyla akıl ve vahiy dinin iki önemli kaynağıdır.O halde Din,aklın kanat çırpıp uçamayacağı alanlardaki bilgi eksikliğimizi ve bu eksikliğin vereceği sıkıntıyı giderir…

3-ATATÜRK’ÜN DİN ÖĞRETİMİ- EĞİTİMİ KONUSUNDAKİ EMRİ:Din dersi görmek Bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Emrini yerine getirmektir bundan dolayı Din bilgisi dersi görmeliyiz..Atatürk:"Türk Milleti dindar olmalıdır,Daha dindar olmalıdır;Yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır gerçeğe nasıl inanıyorsam dinime de öyle inanıyorum ,Dinin öğretileceği en güzel yerler de mekteplerdir"diyerek Dinin okullarda okutulması gerektiğini vurgulamıştır. ***O halde din eğitimi ve öğretiminin yapılmasına karşı çıkmak Atatürk’ün bu konudaki tavsiyesine karşı çıkmaktır.. “Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur”(M.KEMAL ATATÜRK)

 4-DİNİN BİRLEŞTİRİCİLİĞİ:“BU TOPRAKLARDA İSLAM’A RAĞMEN, BİR BİRLEŞME,BAŞARI GERÇEKLEŞTİRİLEBİLİR Mİ? “
     Çanakkale savaşında bu topraklar için,Kürdün,Türk ün,Lazın,arabın,boşnağın aynı vatan ve değerler için ŞEHİT olmaları bunun en güzel kanıtıdır.–Din,Toplumda birlik ve beraberliği sağlar pekiştirir.Oruçta,Camide,bayramlarda olduğu gibi,..Dinin etkisiyle herkes aynı anda ve birlikte hareket eder.Din davetlere,cenazelere,camilere,düğünlere ve toplumun ortak faaliyetlerine katılmayı tavsiye eder;İnsanları kutsal değerler etrafında birleştirir.Herkes” Allahu ekber” emriyle birlikte oruç açar.Din, şehitlik emriyle herkesi Vatan savunmasına koşturur. Bu toprakların çimentosu dindir;Dolayısıyla siz dini göz ardı ederek, kafir bile olamazsınız. Değil Müslüman, ateist bile olamazsınız. Bir kişinin ateist olması için, inkar ettiği şeyi bilmesi lazım. Bir şeyi inkar etmek durup dururken olmaz. Bir şey olması lazım ki onu inkar etmesi lazım. Görüyorsunuz, mantık kendi içinde tutarsız. Bu topraklarda İslam devre dışı bırakılarak toplumsal birleşme de istenilen başarı yakalanabilir mi?İslam önemsenmeden toplum da gerçekleştirilmek istenilen bir değişim mümkün mü?İslam karşıtı bir fikir,grup,örgüt,düşünce başarılı olabilir mi?Bir kardeşlik yaşatılabilir mi?Birleşme-kaynaşma için:Türkler Kürtleri;Kürtler Türkleri kardeş bilmeli.!Birbirleri arasında kargaşa çıkarılmamasına ve kargaşa kaynaklarının kurutulmasına dikkat edilmelidir.Fitne fesad önlenmelidir. Bin yıldır olduğu gibi Geliniz bu ülkedeki lazıyla,Çerkeziyle,Kürdüyle,Türküyle hep beraber kardeşçe yaşayalım.Bu ülke hepimize yeter. … Bir insan İslam ı sevmese ,Müslüman olmasa da İslam ın yetiştirmek istediği :doğru,güvenilir,dürüst,çalışkan,araştırmacı,sorgulayıcı,vatanını seven,saygılı,askerine polisine silah çekmeyen insanlar yetiştirilmesine destek verir(Fıtrat).O halde böyle insanlar yetiştirilirse ,herkes mutlu olur ,toplum huzurlu ve güvenilir olarak daha dünya da CENNETİN ÖN PROVASINI YAŞAR.
5- “CUMHURİYETİN DAYANDIĞI İLKELER VE DİN:Din öğretimi Atatürk’ün deyimiyle Cumhuriyetin üzerine kurulduğu temel değerlerin öğretimidir.Atatürk”Cumhuriyet fazilettir”derken bu faziletleri içinde barındıran dinin erdemlerinin öğretilmesini kastetmiştir Çünkü Din ve Ahlak öğretimi ve erdemleri(Faziletli-güzel davranışları konu edinerek,faziletli,ahlaklı cesur,dürüst,saygılı …insanlar yetiştirmek amacındadır..)O halde Din eğitimi ve öğretimi Faziletin öğretimi yani Cumhuriyetin temel değerlerinin ve amacının öğretimidir…5-Din ,toplumda iyi güzel erdemli ,davranışların yaygınlaşmasını sağlar.Yardımlaşma,adaletli olma kul hakkı yememe,hoş görülü olma ,sevgi ve saygı besleme,affedici olmayı,Güzel ve temiz giyinme vs. yi öğütler.Hırsızlık ,tefecilik,adam öldürme,Rüşvet,haksız kazanç,dedikodu,gıybet,intikam,kin,yalan,nefret gibi duyguları yasaklar. İşçi,damat,komşu,ğretmen arayan anne babalar hep bunların ahlaklısını yani DİNİN YETİŞTİRMEK İSTEDİĞİ İNSAN TİPİNİ ARAR VE ARADIKLARI ÖZELLİKLERDE ONLARI SIRALARLAR. Medya dan dinin önemine ait bir örnek: Dindar insanlar mı olmalı, yoksa vahşi inançsız katiller mi? Samimi dindardan, içinde Allah aşkı olan insandan kimseye zarar gelmez, ak¬sine iyi bir toplumun oluşmasına vesile olur. Yozlaşan, yıkılan, dejenere olan bir gençlik yetişiyor.Gençleri dinden soğutarak, boşlukta bıra¬kıyoruz. Onlar da uyuşturucuya, sapkın düşüncelere(satanizm)ve sapıklığa dadanıyorlar.Dine şu veya bu adlarla karşı çıkan tellallarını ayak¬ta alkışlıyorum, iyi yapıyor¬sunuz. Dinden, imandan milleti soğutmaya devam e-din, bu katiller(Benzin istasyonundaki pompacıları öldürenler), sapıklar si¬zin eseriniz. Gazete manşetlerinde 2 katilin işledikleri cinayetleri okuyunca ürperdim, irkil¬dim. hiç sebepsiz, zevk için adam katline yeni şa¬hit olduk. 2 genç, tanımadıkları 7 kişiyi hun¬harca 60 .saat içinde tek tek öldürmüştü. 18 suçtan sabıkalı, 2 yaratık. "Zevk için öldürdüm" diyebilecek kadar zavallı ve alçak. (Mehmet Ali Ilıcak )tarih Bugün, 25.10.2006 6- İYİ VATANDAŞLIK-DİNSEL İHSAN:İslam dinin de varolan İhsan:Allah’ın her yerde insanı gördüğü/görüldüğü düşüncesi, İnsanı her yerde kuşatır ve kanunun polisin olmadığı yerde de onu kontrol ederek kötülüklerden uzaklaştırarak ;O nu iyi,doğru güzel davranışlara sevkeder… Erdemli,Ahlaklı,dürüst,kendine güvenen,”Allah beni görüyor” düşüncesiyle davranışlarını kontrol altında tutabilen(=İHSAN),toplumda huzur ve barışa taraf olan ,evrensel insanlık değerlerini kuşanmış,bilgili kültürlü,bilgisini insanların yararına kullanabilen,insan sevgisiyle dolu,bütün insanları bir ailenin üyeleri olarak gören,okulunda ve fiziki sosyal çevresinde kullandıklarının hesabını vereceği düşüncesiyle doğru kullanabilen insanlar yetiştirmek için Din dersi görüyoruz. Dinin yasakladığı şeyler yapılmadığında;toplumda güven huzur ortamı oluşur.Eğer dinin Emrettiği insanlık değerleri yapılırsa mutlu,huzurlu,güvenli bir toplum ortaya çıkar.Böyle bir toplumda yaşamak ta zevk haline gelir,bu toplumda güven,dayanışma kaynaşma vardır.Bu toplumda;Cinayet,kapkaç,taciz,yalan,iftira minimumdur.Bu anlatılanların ve anlatılamayanların özetini peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve selem şu şekilde özetlemiştir:”Müslüman ol kurtul”(ESLİM TESLİM)buyurmuştur.(İyi,eğitimli,İhsan sahibi,Müslüman olun,bilgili,bilgisini insanlık için kullanabilen,İslam’ın kurallarına uyan Müslüman olun,hem dünya hem Ahret te mutlu bir hayat yaşayın kurtulun)"demiştir…

  Burada anlatılanlar bir ütopya değil bizzat hayatın kendisi olup;Tarihte tecrübe ve yaşantılarla kanıtlanmış gerçeklerdir…Tarihte dini öğretileri önemseyerek yaşamış toplumlarda görülmüş,ahlaki ve insani olgunluklar bunun kanıtıdır…Toplumsal dayanışmanın ve kaynaşmanın çimentosu olan zekat,sadaka(Sadaka taşları,zekat verecek kimse bulamadığı için ağaç dallarına asılan külçe altınların birkaç ay orada kalması,zekat verecek kimsenin bulunamadığından,zekat ve sadakaların Hıristiyan ülkelere gönderilmiş olması,askıda ekmek,askıda yemek,veresiye defterlerinin meçhul insanlarca kapatılması,kuş sarayları yapımı,300 yılda sadece 20 tane boşanmanın olması…) İhsan:Hz Ömer bir gün çarşıda gezerken,bir evden bir ses duyar,”Kızım Süte biraz su karıştır da,biraz daha fazla para alalım” Kızı-“Anne Devlet başkanı halife Ömer’in sütlere su karıştırılmasını yasakladığını bilmiyor musun? Cevabına Annesi—Kızım,Ömer şimdi uyuyordur,nereden bilecek/görecek sen süte su karıştır!Şeklinde cevap verir…Kızın söylediği cümle ise çok enfestir ve bizlerin hayatımızı devam ettirirken rehberlik edecek cinstendir…Bu sözünden/İhsanından/Allah inancından ve O na uygun davranmasından dolayı bu kızı Hz Ömer oğluna gelin olarak almış ve bu hanım bir devlet başkanına(Ömer b.Abdil aziz,5.halife) anne olmuş ve o devlet başkanının zamanında devlet altın çağını yaşamıştır…
 --“Anne Ömer görmüyor uyuyor olabilir ama Allah ta mı görmüyor ,uyuyor”der…

 -Bu konu şöyle özetlenebilir:"Ey Gönül! Bir günahı işler iken, onun küçüklüğüne değil onu yasaklayanın büyüklüğüne dikkat kesil...!"
 -Bursa Hakimi olan Aziz Mahmud Hüdayi,(Hocasının)sevgisinin kazanır…Hocasının kendisini fazla sevdiğini fark eden diğer öğrencilerde kıskançlık ortaya çıkar,bunu fark eden hocası,öğrencilerine okkalı bir ders vermek ve Aziz Mahmut Hüdayi’yi neden sevdiğini göstermek için bir uygulama yapar: --“Evlatlarım hepiniz bir bıçak ve bir tavuk alınız ve kimsenin görmediği bir yerde kesiniz ve geliniz”der…Tavukları kimsenin görmediği yerlerde kesip gelenler hocasının huzurunda yerlerini almaya başlarlar sırasıyla…Sonra,Aziz Mahmut Hüdayi ise,elinde tavuk ve bıçak aldığı gibi geri gelmiş ve gülüşmeler olmuştur…Hocası-“Evladım herkes ne güzel tavukları söylediğim gibi kesmiş ve gelmiş ,sen neden kesemedin?”diye sormuş…Aziz Mahmut Hüdayi nin verdiği enfes cevap bizlere yaşam felsefesi öğretmektedir...
---“Hocam beni kimsenin görmediği bir yer bulamadığımdan tavuğu kesemedim” O halde,İslam, İnsanın Hayatının her anını “Allah beni görüyor düşüncesiyle hareket ederek hayatını ibadete çevirir(=İhsan).Böylece bu insan dünya ve ahrette hep güzellikler soluklar ve etrafına ondan güzel kokular yayılır.(Müslümanın tanımı ve Allah ın O insanın gören gözü,işiten kulağı,tutan eli,yürüyen ayağı olması sonucunda bu insandan ne gibi davranışların çıkacağını bize söyler) Günümüzden örnekler: “Taksici,İçinde 2800 dolar bulunan cüzdanı sahibine teslim etti?” ( 10 Eylül 2007 20:35 Milliyet) - .

 7- 8-İNANMA İHTİYACININ TATMİNİ:İnsanlığın var oluşundan beri bir varlığa inanma olgusu var olmuştur.Eğer insanlar doğru değer yargısı ve inançla donatılmazsa bunun yerini Töreler,satanizm,türbelere çabut bağlama,falcıya büyücüye gitme,gibi yanlış inançlar alacaktır;Çünkü İnsanın doğasında/genetiğinde/yapısında ”İNANMA İHTİYACI VARDIR VE İNANÇ ALANI BOŞLUK KABUL ETMEZ” Nitekim insanlar belli zamanlarda bu duygularını bastırdıklarını zannederek inanmadıklarını söyleseler dahi(Ateizm s17)bu duyguları daha sonra ortaya çıkmaktadır..”İnanmadığını söyleyen insanlar bile başları dara düştüğünde/sıkıntılarında/çaresizliklerinde/ölüm korkusunda/hastalık gibi durumlarında Allah’a yalvarıyorlar,en hazini de İnanmadıklarını söyledikleri varlığın koyduğunu söylediği ve öyle olan Evrende/Dünya ki evren yasalarına ve külli kaderine uygun yaşıyorlar…En zor geleni de İnanmadıklarını söyledikleri varlığın kollarına zorunlu olarak kendilerini teslim etmeleridir(Ölüm ile).”(Ateizm) O halde İnsanın doğasında,İnsanın ruhsal yapısında bulunan İnanma ihtiyacının doğru ve yeterli karşılanması için din bilgisi dersinin Öğrenilmesi gereklidir. Peygamber efendimiz s.a.v. bu konuda `”Her doğan çocuk İslam fıtratı üzerine(İslam dinindeki güzellikleri kabul etme eğilimiyle)doğar,sonradan bu temiz yapısından ayrıldığında veya başka eğitimlerle baska düşüncelerde yetişir.”

s13 Yani İslam dininin öğretirleriyle yeni doğmuş çocuğun zihinsel yapısı/doğası aynı
paralelliktedir,Sonradan edinilen eğitim ve yönlendirmeler,doğrulardan kopuş,negatif etkilenmeler,insanları tertemiz olan bu doğalarından uzaklaştırır ve insan dine inanmamaya başlar… Alman düşünür Ludwig Büchner, "manevî boşlukları doldurulmamış, beslenmemiş milletlerin, hangi maddi düzeyde olursa olsun, bir gün çökeceğini anlatıyor ve ispatlıyordu. Tarihten, zaferlerden, büyük adamlardan mahrum milletler, maddî imkânları geniş olsa da, ciddî bir sallantıya dayanamazlar, çöküp giderler.” diyordu. .

 9-ERDEMLERİN YERLEŞTİRİLMESİNDE DİN:.

           Din,Milli ve manevi değerlerini bilen,insanlık sevgisiyle dolu,düşünmeyi öğütleyen,bir sistemdir. Din insanı düşünmeye sevk eder. İnsan biyolojik bir yapıya sahiptir;beslenmesi, korunması, sağlık şartları, kültürel, toplumsal, tarihî çevresi de insan olmasının bir gereğidir. Aynı zamanda insan bir gelişim çizgisine, bir de sürekli değişime sahiptir; Korkuları, sevgileri, heyecanları, nefret ve istekleri, inançları, değer yargıları, tutumları vardır.Din bunlar ile ilgili ölçüyü/dengeyi belirleyerek ,İnsani yersiz kuruntulardan kurtarır,sevinçte ve üzüntüde dengeli olmasını öğütler.Din,ölüm korkusu,felaketler,deprem(Tedbirini aldığı halde bu afetlerde ölenler ,İslam inancında menfi olaylardan dolayı hükmi şehit sayılırlar) gibi durumlarda insana teselli verir,rahatlatır ..NEDEN Ölüm GÜZELDİR?Sorusunun cevabını en iyi din verir..

10- KURUNTULAR VE DİN:
Din insanı gereksiz ve yersiz kuruntulardan kurtarır..Titizlik Hastalığı,karanlıkta bir şey olmadığı halde insanın kuruntularının bir şeyler üretmesi,ruhsal takıntılar gibi.Kader inancı insanın gelecek korkusunu yenmesinde,işten atılma korkusunu yenmesinde yardımcı olur.

11-DİN ÖĞRETİMİN TERKEDİLMESİNİN SONUÇLARI:
   
Din öğretiminin, terk edilmesi hayatta büyük zararlara yol açmayacak önemsiz bir şey midir.(Ölümler-felaketler,başarısızlıklar.,kapkaçın artması,kötülüklerin zayıflardan başlaması,Cevre kirlenmesi) vs….(MEB Klvz Ktp.Ankara) Bunu M.Kemal Atatürk ”DİNSİZ MİLLETLERİN DEVAMINA İMKAN YOKTUR”Şeklinde ifade etmiştir…Çünkü Din toplumlardaki kötülükleri minimize ederek;Onları iyi ve doğru-yararlı şeylere kanalize eder.Eğer toplumda,Rüşvet,adam kayırma,adaletten ayrılma,zayıfı ezme,tefecilik,namusa saldırı, çetecilik,kumar,içki,uyuşturucu,israf,güvensizlik duyguları yayılırsa,O toplumun ayakta durması mümkün değildir ve Atamızın kastettiği de bu olsa gerektir.Çünkü M.Kemal Atatürk ‘ün yetiştiği kültür de Müslümanların yaşadığı ve bildiği kültürdür ve O kültür(Osmanlı) atamızı da yetiştirmiş ve Türk Milletine önder yapmıştır… Toplumda ki kötülükleri yapma da dini duyarlılığın azalmasının önemli etkisi vardır.O halde Dinsizlerin ve ateistlerin-din karşıtlarının da güvenli,huzurlu bir hayatta yaşamalarında dinin etkisi büyüktür.Çünkü dini duyarlılık azaldıkça,kötülüklerde artma olmaktadır.Dini duyarlılıktan dolayı dükkanların önlerindeki satılan şeylere insanlar dokunmamaktadırlar... O halde kültürümüzü etkileyen dinin toplumsal huzurumuzda ve güvenli bir hayatta yaşamamızda önemli etkisi vardır..DİNİN YAŞANMASININ SONUCUNDA,DİN KARŞITLARININ VE İNANÇSIZLARIN DA HAYATLARI HUZURA-GARANTİYE ALINMAKTADIR.. 12- -KAREKTER OLUŞTURMA DA DİN:Fizik,Müzik,matematik,insana makam kazandırır, Din ise, insana Kişilik ve karakter kazandırır.Bundan dolayı Peygamberimiz İslam da üstün erdemlerden birisinin de “haksızlık durumunda gerçeğin söylenmesi “olduğunu söylemiştir.”Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır”.Toplumda karakteri kötü insanların bilgi ve zenginlikleri pek önemsenmez. “Hayat, imkanlarla değil, kişilikle yaşanır. Mutluluğu getirecek olan da, imkanların çokluğu değil, kişiliğin kalitesidir.” --Sadece eğitim-bilgilendirme ideal insan yetiştirmede yetersiz kalmaktadır...İntihar eden mesleğinin zirvesinde olan bilim adamları,gene bilimsel açıdan mesleğinin zirvesinde bulunanların yanlışlara düşebilmesi;bize bilimin ve bilim adamının hak din tarafından desteklenmesi gerektiğini vurgular.. ***Bizler evlatlarımızın anne baba hakkını gözeten dindar-ahlaklı mühendis,dindar-ahlaklı doktor vs. olmaları için çabalamıyorsak;sonuçta bu çabamıza uygun yetişmeyen çocukların yapacakları davranışlardan rahatsızlık duymamalıyız..Çunku Hz Peygamber “Ne ekersen Onu biçersin”buyurmuştur.

      –İnsan doğarken 1 ile doğar,sonradan kazandığı her erdem bu “1”in arkasına “0” koymaktır…Bu sıfırlar:Yardımsever olma,çalışkan olma,bilgili olma,saygılı olma,sanatçı olma,düşünme…vs şeklinde devam eder,ancak bu sıfırların başındaki “1”i kaldırdığınızda diğer “0”lar anlamlarını yitirirler.İşte bu BİR(1) ,DİNDİR…Diğer bilimler insana makam kazandırırken ,DİN,Ona karakter kazandırır,karakter ve ahlak olmadığında diğerlerinin de anlamı kalmaz…Kim,ahlaksız ve karaktersiz doktoru,avukatı,hakimi sever?

13-HURAFE VE SAPMIŞLIĞA KARŞI DİN:En bilgilisinden en cahiline kadar herkeste hurafelerin(Kahve falı,iki bayram arası evliliğin kötü görülmesi,büyücü ve falcılara gitmek,Mum yakmak,dilek ağacı,13 sayısı,at nalı,nazar boncuğu,gece tırnak kesme,ruh-cin çağırma,gece sakız çiğnememe,ayna kırılması…) belirtisi görülebilmektedir.Bu hurafeleri,kanun yasaklayamamaktadır.İşte insanların sağlıklı ve doğru bilgiye ulaşmalarında,hurafelerden uzaklaşmalarında dinin etkisi göz ardı edilemez.

14-TOPLUMA-KAMUYA HİZMET(ALLAH RIZASI İÇİN İŞ YAPMA)Din,Allah rızası için iş yapma ile, Allah adına iş yapma,İnsanlardan karşılık beklemeden Sadece Allah rızası için insanlara ve topluma yararlı olma konusunda insanı motive eder.Şehitlik,Çeşme yaptırma,esirleri özgürlüğe kavuşturma,yol ,köprü ,misafirhane han hamam ,okul,yurt,yapma gibi…Bundan dolayı İnsana ve topluma dini değer eğitimi şarttır çünkü Topluma hizmet etme din dilinde Allah a hizmet etme anlamına gelmektedir.
15 .İNSANIN ŞARTLARININ DEĞİŞMESİNDE DEĞER YARGILARINI KORUMA:İslam,İnsanın değişirken,gelişirken ve öğrenirken,zenginleşirken insanlık değerlerini korumasını sağlar;Çünkü Müslüman her zaman,her yerde ve her makam da Allah ın kendisini gördüğünü ve yaptıklarının hesabını soracağını bilir(İHSAN) O na göre davranır.(Bu şekilde İslami eğitim almış kişiler sahip oldukları Zenginliği ve teknolojiyi İnsanlığın zararına değil de her zaman insanlığın yararına kullanırlar.Tarihte hüküm sürmüş ve dünya hakimiyeti sağlamış devletlere ve yaptıklarına bir göz attığımızda bu anlatılanlar daha iyi anlaşılacaktır..,(İstanbul’un fethi ,Mekke’nin Fethinde güç sahiplerini inançları nasıl dengeli ve adaletli davranmaya itmiştir,tarihen sabittir.) .

 -- Padişahın veziri ve bir yamalı elbiseleri hikayesi:”Padişahın çok sevdiği veziri her gün gün ortası bir odaya girer çıkarmış.Başarısını kıskanan diğer vezirler,devlet malını sakladığını padişaha söylerlermiş.Buna çoğu kez inanmayan padişah bir gün Vezirinin girdiği odasına bakınca,bir takım eski yamalı elbise ve eski ayakkabılar görür.Bu nedir?diye sorduğunda “Padişahım!Ben buradan geldim.Geldiğim yeri unutarak sayarın zenginlik ve ihtişamına dalmamak için her gün bu oadaya girip bakıyorum”demiştir.Burada olduğu gibi Din,insanı ve düşüncesini dengede tutar. . -- Örnek:Dindar insan zengin olduğunda da dini(doğru-istikamet) değerlerinden ayrılmaz ve yeni hayatını dini değerleri ölçeğinde yanlışlara kaymadan sürdürür,gene ailesine ve çocuklarına bağlı bir hayat sürdürür. Örneğin,ABD nin keşfi ve sonrasında dünya nın hali,Sanayi devrimi ve sömürgeler,Sömürge topraklarında ki insan hakları ihlalleri ile Dünya ya adalet,yardım,iyilik götüren Müslüman Türk Devletlerinin güçlü olduğu zamandaki tarihi süreç karşılaştırıldığında bu anlatılanlar daha iyi kavranacaktır.

*** İman,dinin başlangıcı, iyilik amacıdır.Din iki temele dayanır:Allah’ı bir tutmak ve hayra ulaşmaktır..İstanbul'un fethi sırasında Fatih'in gemileri karadan yürütmek zorunda kalmasının temel gerekçesinin, aslında bugüne kadar yazılıp çizilen tüm konulardan farklı olduğunu biliyor muydunuz? İki dakika vaktiniz varsa cevabı hazır... Osmanlı’daki adalet, insan hakları ve medeniyet konusuna vurgu yaparken çok çarpıcı bir örnek verdi ve o güne kadar duymadığım tarihi bir anekdotun altını çizdi.

   Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethi sırasında gemileri karadan yürütmek zorunda kalmasının temel nedeninin, Haliç’e çekilen zincir nedeniyle gemilerini buraya sokamamaktan ve başta Cenevizliler olmak üzere Avrupa’dan gelen yardımların Haliç’e girmesini engelleyememekten değil, tarihin o güne kadar gördüğü en büyük topları imal ederek surları onlarla döven Fatih’e, kullanılan toplar nedeniyle dönemin şeyhülislamın yaptığı bir itirazdan kaynaklandığını söyledi. Sayın Kaplan’ın anlattığına göre, Şeyhülislam’ın itiraz nedeni, bu muazzam topların ateşlenmesi sırasında kimi topların surları aşarak, kale içindeki Bizans halkına zarar verme ihtimaliymiş. Şeyhul islam bunun şeriatte sakıncalı olduğunu ve savaşta bile olunsa sivil halka zarar verilmesinin İslam’a aykırı olduğunu beyan edince, Fatih alternatif planlar yapmak ve savaşın daha kısa sürede bitirilmesini sağlayacak strateji geliştirmek zorunda kalmış. Müslüman Türklerde ki bu kontrolcü sebebiyle Kazıklı voyvodalar,Giyotinler ve diğer işkence aletleri,sel ,deprem gibi durumlarda dükkanların yağmalanması olaylarına rastlanılmamıştır.

16.ÇEVRE DUYARLILIĞI VE DİN ,Çevrenin bize Tertemiz olarak Allah’ın bir emaneti olduğunu kirletmeden ve en az zararla kullanmamız gerektiğini yaptığımız ve attığımız/kirlettiğimiz her şeyden sorumlu olacağımızı ve bunun cezasını dünya ve ahirette çekeceğimizi söyleyerek temiz bir çevre de yaşamamıza katkı sağlar.Ayette “Allah göğü ve evreni düzenledi ve her noktasına kuyumcu terazisinden daha hassas dengeler koydu,Sakın dengeyi bozmayın”( Rahman suresi 7,8.ayetler.) ve ”O, gün size verilen her nimetten ve her şeyden hesaba çekileceksiniz”(Tekasür8) `ayeti ile insanı tutum ve davranışlarında dikkatli olmaya hesap verebilir olmaya çağırır.Bu da İnsanı çevre konusunda daha dikkatli olmaya sevk eden önemli etken olmaktadır.İşte bundan dolayı Dini bilgilenme ve eğitim şart olmaktadır.Çünkü Sadece Emniyet güçleriyle çevre kirlenmesi önlenememektedir.
17 .ADALETİN SAĞLANMASI VE DİN:Din adaleti ve adaletli olmayı emreder,Adalet:Her zaman ve her yerde doğru olan ne ise O nu yapmak,her şey gerektiği yerine koymaktır.”Kesinlikle Allah adaleti, iyiliği ,akrabaya yardım etmeyi emreder,çirkin işleri fenalık ve azgınlığı yasaklar. O düşünüp tutmanız ve uygulamanız için size öğüt veriyor.”(Nahl90)Ktps14..Kültürümüzde adalet denince “Devlet işlerinde devletin mumunu,özel işinde kendi mumunu yakan,Hz Ömer akla gelmektedir.” Bunu günümüze nasıl aktarabiliriz?

18 -ANNE BABAYA SAYGI VE DİN:Din toplumsal bütünleşmeyi ve kaynaşmayı,dayanışmayı emreder.”Allah a ibadet edin ve O na hiç bir şeyi ortak koşmayın,Ana babaya ,akrabaya,yeminlere,yoksullara,yolda kalmışlara yakin komsuya,uzak komsuya,yolcuya ,emriniz altında çalışanlara iyi davranın.Allah kendini beğenen ve daima övünüp duranları sevmez.”Nisa suresi36 ktp s14
19.İMANIN TOPLUMA YANSIMASI:İslam ‘ın güzellikleri uyulduğunda ortaya çıkar:Adı Müslüman olduğu yada dini bildiği halde ;Bu insanlardan her zaman İslam dinine uygun davranışlar çıkmayabilir. İyinin ne olduğunu bilen insanın da her zaman iyiyi yapmadığı, inancın bireyleri teşvik edici yönünün olduğu bilinmektedir.İnsanlara yalnızca güzel sözler söylemek, konferanslar vermek, öğütlerde, tavsiyelerde bulunmak, örnek insan ve örnek durumlar anlatmak yetmemektedir.Önemli olan insanların bu değerleri özümsemesi ve Davranışlarına yansıtabilmesi ve böyle bir eğitim almalarıdır...Dolayısıyla Müslümanlığın güzelliği, Dini bilgilerini hayatında uyguladığında ,ortaya çıkar.(Ramazanlarda yapılan yardımlar,doğruluk, dürüstlük, insan sevgisi, çalışma, yardımseverlik, cana ve mala saygı gibi değerler.
    Örnek,bir mühendis abimiz, “Üsküdar da aracıyla manevra yaparken,sahibi yanında olmayan bir araca hafifçe çarptığında aracın sileceğine –Aracınıza ben çarptım sizi bulamadım zararınızı karşılamaya hazırım ,telefonum bu notta yazılıdır” notunu iliştirdiğini anlatmıştı.(İhsan-salih amel) Mağdur insan ise,”Sizin gibiler kaldı mı?Sizinle tanışmak isterim”şeklinde mukabele etmiş! . Eğer İnsanlar dinlerini gerektiği şekilde öğrenememişler ise onlardan ortaya çıkan davranışların sebebinin de öğrenemedikleri/bilemedikleri din olması mümkün değildir. Ayrıca bu şekilde ki görüntülerden hareketle ,

     Dini ve İslamı yargılamak yanlıştır..İşte bu noktada hiç kimse=Peygamber/Kuran/İslam değildir.Bizim öğretmenimiz bu insanlar değil,peygamberdir.Eğer Din konusunda Onları Rehber/Öğretmen edinmiyorsak ve sorumluluktan kaçmıyorsak;doğrusunu öğrenip öğretme cesaretini göstermeliyiz!!! Örnek:Peygamberimizin torunları Hasan ve Hüseyin in yanlış abdest alan kişiye doğru abdest almayı öğretmeleri örneğinde olduğu gibi…Bir adamın yanlış abdest aldığını gören Hz Hasan İle Hüseyin,---”Amca bize bir bakar mısın Hasan mı yoksa ben mi yanlış abdest alıyorum!demişler ve sonunda adam—“Ben yanlış abdest alıyormuşum”diyerek hatasını anlamış ve hata nazikçe düzeltilmiştir.

20 DAVRANIŞ MERKEZİNİ KORUMA Din ,Doğru değer yargılarını korur.Davranışların merkezi,olan düşüncelerimizi yanlışa kaymaktan korur...Çünkü davranışlar zihinde tasarlandıktan sonra eyleme dönüşür.Dolayısıyla eğer kaynak temiz olursa musluklardan temiz sular akar. "Yusuf baştan aşağı iffet olduktan sonra... Züleyha baştan aşağı afet olsa ne yazar..." (N.F.Kısakürek) Din Doğru düşünmeyi ve istikamet üzere kalmayı sağlar… . Eğer çağın yapısı bozulmuş, gayri ahlâkî kavramlarla düşünülmeye başlanmışsa, o vakit yanlışlar insanlara doğru gelmeye başlar.Din bu noktada insanların doğru düşüncede kalmasını sağlar.”Yanlışın doğru kabul edildiği yerde doğru standarttan sapma dır”anlayışına İslam hep karşı çıkar.Bundan dolayı yanlışın yanlış olarak kalması,zihinlerde doğru kabul edilmemesi,kural kanun veya normal bir şey haline gelmemesi için”Kötülüğü önce elinle önle,buna gücün yetmezse dilinle önle buna da gücün yetmezse içinden tepki göster işte bu da imanın en zayıfıdır”denilerek yanlışın yanlış olduğu bilincini canlı tutmak için en son kötülüğe içinden tepki göster demektedir.Bir doktor bir Polis bir Öğretmen veya İhale ile iş yapan bir Müteahhit bu kaymalar konusunda hep dikkatli olur. .

    İslam İnancında “Bir insanın iyi bir şeyi düşünmesi sevap iken ,düşündüğü kötülükten vazgeçmesi de sevaptır..” -Niyetler ne kadar kötüyse akıllı olmanın sonucu o kadar kötü olur!Davranışların temeli niyetler ise o halde,düşünce ve niyetleri nasıl düzelteceğiz,nasıl hep doğru ve güzel kalmasını sağlayacağız;Kötülüğe kaymasını önleyeceğiz?Bu sadece Üniversite ile mi olacak?

21 -GÜVENLİ TOPLUM DİN:Din,Din bilginleri,Din öğreticileri Güvenlik kuvvetlerinin destekçileri ve yardımcılarıdırlar.Çünkü,Din kimsenin görmediği yerde insanı kontrol eder kötülük yapmasını önler,herkesin başına tek tek polis dikmek ve kötülükleri önlemek mümkün olmadığından insanlara güzel bir dini eğitim/Öğretim verilmeli sonra suç işleyenlere gerekli kanuni ceza verilmelidir..Bu anlamda Din eğitimcileriyle ile Kanun,polis ,hakimlerin,güvenlik kuvvetlerinin amaçları aynı olup Din öğreticileri bu güçlerin yardımcılarıdırlar;Çünkü,İslam dini ve öğreticileri ile güvenlik kuvvetleri :Toplumda huzuru,güveni sağlamaya çalışırlar .İşte bundan dolayı din bilginleri/öğreticileri,hakim ve emniyet güçlerinin yardımcılarıdır.Ama bir farkla ki,Din suçu ortaya çıkmadan daha düşünce aşamasında ;Polisler ise suç ortaya çıktıktan sonra müdahale ederler.Nitekim Suç oranlarında Dindar ve dinine bağlı insanların suç ve cinayetlerde çok arkalarda olduklarını istatistiklerden öğrenmekteyiz.. . Bugün Manavından kasabına,pastanesinden,hastanesine kadar toplumda varolan negatif başkalaşım insanımızın ve toplumunuzun aleyhine sonuçlanmaktadır”Ne yazık ki bu negatif sonuçlardan toplumun her kesimi payını almaktadır.Neredeyse bu tür yanlışlıklar olağan hale gelmiştir.Her gün görsel ve yazılı basında bunun kıvrak zeka örneklerini görmekteyiz.Medya dan Örnek:Bazı otellere sağlık ekipleriyle yaptığımız baskınlarda müşterilere dana diye yedirilen etler domuz eti çıktı diyor M.Ali Önel.(Objektif programı)12.Eylül.2007 18:00:01 Y.ŞAFAK (MEB Öğrt din kül rehber ktp s28) .

    İslam inancında Dünya/şehirler/İnsanlar, bir ailenin bireyleridir. Eğer İman o büyük aile fertlerine hükmetmezse, güzel ahlâkın esasları olan ihlâs, samimiyet, fazilet,diğer gamlık, fedakârlık, Allah rızası, sevap kazanma yerine düşmanlık, menfaat, sahtekârlık,kendini düşünen, yapmacıklık, riya, rüşvet, aldatmak gibi haller meydan alır. Görünür âsâyiş ve insaniyet altında anarşistlik ve vahşet manaları ortaya çıkabilir.; o şehir hayatı zehirlenir. Çocuklar haylazlığa, gençler sarhoşluğa, güçlüler zulme, ihtiyarlar ağlamaya başlarlar.(Anne babalara ne gibi kötülükler yapıldığını basından okumaktayız..) Dini terbiyesi olmazsa, Müslümanların idare edilmesi için sıkıyönetim veya her istediklerini rüşvet vererek yaptıran insanlar türeyebilir ve bunlar kanunlarla durdurulamayabilir sonrasında ezilen haksızlığa uğrayan insanlar ortaya çıkabilir…. Biz Müslümanlar, hem idareye, hem âsâyişe(Güvenliğe), hem vatan ve milletin mutluluğuna çalışıyoruz. Karşımızdakiler dinsiz anarşist ve millet-vatan düşmanlarıdırlar..( şu haklar, 517)

22. KÜLTÜRE KATKI DİN:SANATA KATKI DİN:Din,Edebiyatımızda, musikimizde/Müziğimizde, sanatımızda ve konuşma biçimimizde,belirgin etki etmiştir: Kültürümüzde ve edebiyatımıza vs..dinle ilgili motifler, sembolik ifadeler, çok yönlü izler vardır. Dini öğrenip bilmek, bütün bunları anlamak için gereklidir.Din bilgisi,okullardaki Türk Dili ve Edebiyatı, Tarih, Sosyoloji vb. derslerin işlenmesinde de yardımcıdır ve gereklidir. Tarih dersinde bir olayın yorumlanmasında,Türk Dili ve Edebiyatı dersinde bir fıkranın,bir şiirin anlaşılmasında,bir naat ın okunmasında dini kaynağa daima başvurulacaktır. Kültürün en önemli öğelerinden olan ve kültürümüzü bu kadar derinden etkilemiş olan İslâm dininin öğretimi yapılmazsa o zaman kültürümüzü anlamak zorlaşacaktır.Fatih Sultan Mehmet ile Rum Mimarın hakim önündeki davalaşmaları ve Fatih sultan Mehmet in haksız bulunmasını anlamak için ,İslam ın adalete verdiği önemin bilinmesi gerekir..**MEVLANA,YUNUS EMRE,HACI BEKTAŞ-İ VELİLERİ yetiştiren Kültür Dinin önemini gösterir.

 23..DİNİN ULUSLAR ARASI İLİŞKİLERE ETKİSİ:Diğer toplumları anlayabilmek, onlarla anlaşabilmek, iyi ilişkiler kurabilmek, bu ilişkileri geliştirebilmek için, onların inançlarını, davranışlarını, kültürlerindeki farklılığın sebeplerini ve davranışlarına yön veren değerlerini yakından tanımayı gerektirir. Çünkü, diğer toplumların dinî ve ahlâkî yaşayışları hakkında bilgi sahibi olmak, onlarla kolay-sağlıklı ilişki kurmayı sağlar.Bu bilginin öğretileceği kaynak ise Din bilgisi dersidir..

DİĞER DİN MENSUPLARIYLA İLETİŞİM: Arkadaşlık ve komşuluk ilişkilerinde bile davranışlarımıza yön veren inanışlarımızı karşılıklı tanımak ve onları hesaba katmak durumundayız. Bu bakımdan sadece kendi inandığımız dini değil, çevremizdeki dinleri, dinî anlayış ve yaşayış şekillerini de tanımak ve göz önünde bulundurmak durumundayız. (Diğer din mensuplarıyla ilişkimizde onlarla sağlıklı iletişim içinde olabilmek ; hata yapmamak için dinlerini öğrenmemiz gerekir.Bu da doğru din bilgisiyle sağlanır.) Örnek:bir yöneticimiz İsrail’e bazı antlaşmalar yapmak için gitmişti.Cuma günü antlaşmalar yetişmeyince Cumartesi devam edileceği düşüncesiyle kalan işler cumartesine bırakılmıştı.Ancak o gün akşama kadar bekleyen üst düzey yöneticimizin yanına hiçbir yetkili gelmeyince ,konu araştırıldı ve Yahudilerin Cumartesi günlerinin kutsal olduğu ve bu günde ocak yanmadığı,trenlerin vs çalışmadığı öğrenildi…İşte din kültürü öğrenildiğinde bu durumlara düşülmez.

 24 .DÜŞÜNMEYE-ARAŞTIRMAYA KATKISI:Kur ‘an Ayetlerinin 1000 e yakın kısmı eleştiriyi ve düşünmeyi emrederken bu yöndeki eylemleri de sevabı yüksek getirili davranış içine alır.Bundan dolayı Din bilgisi dersi,öğrencilerin eleştirel düşünme becerisine de katkıda bulunarak öğrencilerin ufuklarının açılmasına katkıda bulunmaktadır.Bu konuda peygamberimiz”Bir saat evreni varlığı veya bir sorunun çözümünü düşünmek BİR YILLIK nafile ibadetten daha hayırlıdır”buyurmuştur. (MEB,klavuz ktp) Bazı ön yargılıların dediği gibi:”Allah ‘a iman ,insanın sorgulamasını ve deney gözlem yapmasını engellemek yerine yaptıklarını ibadetleştirir..

25 İNSANDAKİ POTANSİYELLERİ MAKSİMUMA ÇIKARMA:in İnsanın potansiyellerini maksimum düzeyde kullanmasını sağlar…İnsandaki gücü maksimuma çıkarır.Çanakkale savaşında mevzisine bomba düşmüş ve arkadaşları ölmüş bir insanın kaldırılması mümkün olmayan 250 kg lık topu kaldırması ve savaşın seyrini değiştirmesi,Kurtuluş savaşında doğu cephesinde Nene hatunlar,kara Fatmaların savaşlarda ki kahramanlıkları bizlere bunu ispat eder…(Din İnsanın Turbo düğmesidir)Bitmiş tükenmiş bütün her şeylerine el konulmuş bir toplum normal şartlarda yenilgiyi kabul eder ve teslim olurdu;Ancak” iman bitmedikçe imkan bitmez”anlayışı ve şehitlik motivasyonu bu milleti hep motive etmiş tarihinde hep lider,öncü,büyük güç yapmıştır.Bundan dolayı tarihte Türk milleti esir edilememiştir..Din adeta motor gibidir,kim ve hangi millet bu motoru aracına takarsa hep dünya da büyük güç olmuştur:Selçuklular,Abbasiler,Osmanlılar…vs çünkü dinde ihsan kavramı ve insanları ileri götürecek,kalkındıracak kavramlar vardır ve bunlar islamın temelidir;Düşününüz bir kere ,Namaz kılmak için Astronomi bilmek gerekiyor,Oruç tutmak için ayın hareketlerini bilmek gerekiyor,Kurban kesmek ve avlanmak için zooloji bilmek gerekiyorsa varın gerisini siz düşünün… İslâm dininin, kültürümüz, dilimiz, sanatımız, örf ve âdetlerimiz üzerindeki etkisi azımsanmaz.İslam daha hoşgörülü ve anlayışlı davranışlarda bulunan insanların yetiştirilmesini amaçlar.

26 .DİNİN DOĞRUYA SEVKETMEDE ETKİSİ:Kur’an kıssaları ve öğretileri,yer yer örnek ve önceki yaşamlardan hikayeler anlatarak insanlığı eğitir ve sıkıntılar karşısında ona yol gösterir dayanma gücü verir,İnsanların kişiliklerinin oluşmasında yol gösterir.

   KUR’AN KISSALARI Adeta insnalığın her dönemde yaşayacağı örnek davranışları ve bu durumlarda nasıl davranacağımızı örneklendiren yaşanmış olayları içerir;Adeta,kıssadaki öznenin yerine günümüzde yaşayanın kendisini koymasını istemektedir..Eyüp peygamber sabır örneği,Lokman peygamber bilge insan,Kardeş kıskançlığından ve yakışıklı olmasından dolayı cinsel saldırıya uğramış/sıkıntı çekmiş sevgi ve merhamet örneği Yusuf peygamber,İnsandaki Aklın önemine vurgu yapıldığı kıssanın öznesi olan ve mantıksal çıkarımlarla Allah ı arayan insan Hz İbrahim.(İlköğrt din ktp s83-96)

DİNİN İYİLERİN ARTMASINA KATKISI:Din,İyi insanları daha iyi,Kötü insanları da daha az kötü yapmayı amaçlar. Doç. Dr. Arndt Büssing, İnsanoğlu, fark etmese bile, hem fizyolojik hem de psikolojik yönden sürekli değişir ve yenilenir. İnsanın yaratılış amacı, yaratılış gayesine uygun olarak kendini sürekli geliştirmek ve olgunlaştırmaktır. Din, insan için bu amaca ulaşmada bir kılavuz niteliği taşımaktadır.

27-RUHSAL HASTALIKLARDAN KORUMA:RUHSAL DEFORMASYONLARDAN KORUMA,Psikolojik araştırmalar, dindar insanların psikolojik yönden çok daha sağlıklı olduklarını gösteren verilerle doludur.. Freud un, dinin modernleşme ile birlikte yok olacağı şeklindeki tahmini ise, tamamen boşa çıkmış durumdadır.Kur an da”İnsan a bir zarar geldiğinde yatarken,ayaktayken,otururken o zararın giderilmesi için dua eder”(yunus suresi 12.ayet) ktp s13…İnsanı sadece din/İslam gerçek anlamda mutlu edebilir ve mutluluk reçetesi sunabilir:Çünkü,O nun bozulmamış yapısına ve insanlığının gereklerine uygun kodları taşıyan dinsel ilkelerdir.…Örnek:İnsanın en çok istediği ve amaçladığı ne ise Ona ulaştığında belli bir zaman sonra bunun büyüsünün bozulduğunu fark edecektir..Başka doyumlara yönelecektir ve sonrasında çölde serap peşinde koşan insan gibi kaf dağının arkasındaki güzeli arayacaktır…

    O halde İnsana gerçek doyum ve haz veren Din ve dinsel değerler/yaşantılardır.. Din İnsanların aciz kaldıkları zamanlarda onları teselli ederek Psikolojik ve ruhsal çatışmaları en aza indirerek insanın fiziksel ve ruhsal yapısını korur ve ruh sağlığı yerinde bireyler oluşturur.Ölüm,sel ,deprem gibi durumlarda insanı pozitif yöne kan alize eder.İnsanın selde ve depremde ölenlerin şehit hükmünde olduğunu yaptığını daha sağlam yapması gerektiğini ve çevreye karşı daha duyarlı olması gerektiğini “Bizim şer gibi gördüklerimizde hayır;Hayır gibi gördüklerimizde şer olacağını”vurgulayarak daha sağlam toplum ve işler üretmemiz gerektiğini hatırlatır. . –Örnek KÖLN Witten-Herdec-ke Üniversitesinden Tıp doktoru ve Doçent Arndt Büssing çoğu Müslümanın ağır bir hastalığa yakalanma durumunda, hayatın anlamını hatırlarken, Almanların çoğu¬nunun bu durumda ağır has¬talığın hayatlarında kopukluğa sebep olan rahatsız edici bü¬yük bir talihsizlik olduğu dü¬şüncesine kapıldığını söyledi. Witten-Herdecke bilim adamlarının soru kataloguyla yaptıkları araştırmada, iyi bir ruhsal ve psikolojik-iç duru¬mun, pozitif bakış açısının stresi önlemede ve vücut sağ¬lığında olumlu etkileri oldu¬ğunu gözlemlemiştir. ‘Baban sana şimdi Cennetten bakıyor’ “Şehit kurmay yarbay Fiktat Şamdancı’nın 22 aylık oğlu Muhsin, dedesinin kucağında tabutun yanına geldi. Babasının fotoğrafını okşayan Tahsin’e, annesi Emine Şamdancı ‘Oğlum, baban Cennete gitti, sana oradan bakıyor’ deyince herkes gözyaşına boğuldu.” (Sabah, 13.8.2008) “İstanbul Güngören’deki bombalı saldırıda vefat eden 12 yaşındaki Şeyma Özkan, İstanbul’da dedesinin yattığı mezarlıkta defnedildi. Şeyma’nın, olaydan bir saat öncesine kadar anneannesinin evinde birlikte oynadıkları kuzeni, 8 yaşındaki Merve Özkan’ı, ailesi ‘Şeyma Cennete gitti, artık orada oynayacak’ diyerek teselli etmeye çalışıyor.” ( Asya, 30.7.2008) Bazen bir baba, bazen bir anne, bazen bir kardeş, bazen bir kuzen... çocuklarımızın kaybettiği.Şüphesiz, bu hâdiseler karşısında fazlasıyla üzülen nazik ruhlar, teselliye muhtaç.Ve o teselli de, ‘Cennet’ten başka bir şeyle olmuyor.“Babam ve oğlum” filmini, çoğunuz izlemişsinizdir. Babasını kaybeden minik yavru, teselli edilmeye çalışılıyor;“Baban Süpermen oldu, uçtu. Şimdi yukarıdan bizi izliyor” deniliyor; ama onun “Ben babamın yukarılarda değil, burada yanımda olmasını istiyorum” tarzındaki masumca feryatları karşısında başlar öne eğiliyordu. Anlayacağınız, Müslüman bir memlekette filmin senaryosundan “Cennet tesellisi” esirgeniyordu ne yazık ki. Halbuki fıtrat, “Cennet! Cennet!” diye haykırmıyor muydu?

       İşte bunun yakın örneği, Güngören’deki patlamada ölen çocuğun, kuzeninin; ve Şehirdeki mayın tuzağında şehit düşen yarbayın, oğlunun; ailelerince Cennet’le teselli edilmeye çalışılıyor olması. Başka bir şey ilâç olamıyor nazik ruhlarına.Evet, çare, ölümden kaçmak değil; bilâkis onu anlamak. Ölümü anlamak ise, Cennet fikrini de beraberinde getiriyor. Çocukları gerçek anlamda teselli etmek, ancak bununla mümkün. Yoksa 17 Ağustos depreminden sonra olduğu gibi, çocukları birtakım eğlencelerle oyalamaya çalışmak, “duygu iptaliyle geçici bir çözümden öteye geçmiyor; yarın öbür gün ölüm hadiseleriyle karşı karşıya kaldıklarında, ruhları aynı ‘dehşet Sahneleri’yle yine sarsılıyor.Halbuki, çocukların hayal dünyalarına inerek, anlayacakları dilden, onlara ölümün bir yokluk olmadığı, daha güzel bir âleme ‘geçiş kapısı’ olduğu anlatılsa, kalıcı ve gerçekçi bir çözüm olmaz mı?“Çocuklar, yalnız Cennet fikriyle, onlara dehşetli ve ağlatıcı görünen ölümlere ve vefatlara karşı dayanabilirler. Ve gayet zayıf ve nâzik vücutlarında bir manevi kuvvet bulabilirler. Ve her şeyden çabuk ağlayan gayet mukavemetsiz mizâc-ı ruhlarında, o Cennet ile bir ümit bulup, mesrurâne yaşayabilirler. Meselâ, Cennet fikriyle der: ‘Benim küçük kardeşim veya arkadaşım öldü; Cennetin bir kuşu oldu, Cennette gezer, bizden daha güzel yaşar.’ Yoksa, her vakit etrafında kendi gibi çocukların ve büyüklerin ölümleri, o zayıf güçsüzlerin endişeli nazarlarına çarpması, dayanma kuvvetlerini yıkarak , gözleriyle beraber ruh, kalb, akıl gibi bütün inceliklerini dahi öyle ağlattıracak; ya mahvolup veya divâne bir bedbaht hayvan olacaktı.” (özler, 10. Söz, Mukaddime, s. 92) Ne dersiniz? Eşini şehit veren acılı annenin, ‘fıtratının sesini’ dinleyerek oğluna: “Baban sana şimdi Cennetten bakıyor” demesi, ne kadar da hakikatli bir teselli, değil mi?

28-KANUNLARIN DEĞİNMEDİĞİ NOKTALARI KANUN YARARINA KONU EDİNME: Toplumdaki çekişme,dedikodu,yalan,iftira,çekememezlik,kötü düşünce,yorum,yalan haber,kin,nefret,gibi manevi hastalıkları kim nasıl tedavi edebilir?Kanun kural varken neden hala insanlar yalan haber yapabilmektedirler!!!Eşcinselliği yasaklayan ve insanları bunlardan koruyan biri kanun var mı? Kanunlarda komşuna borç ver ya da yemek ikram et,cenazesine katıl…vs emirler yoktur ;Ancak dinin kapsayıcılığı bu konuları da konu edinir ve toplum yararına insanları harekete geçirir…

 29-KÖTÜMSER BAKIŞI ENGELLEME:Din İnsanın bakışlarını korur ve iyiye çevirir.Böylece O na sağlam bir irade kazandırır Aileyi yıkan zararlı ve yanlış yollara girmesini engeller"Hakkın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine,teslim ol,bırak hayat sana rağmen değil,seninle beraber aksın.Hayatım değişir,alt üst olur diye endişelenme!Nerden biliyorsun hayatının altının üstünden iyi olmadığını..."Şems-i Tebrizi... - İnsanın tutkularını aşağılık duygu ve davranışlarını kim nasıl eğitecek? "Bir aşk var mıdır ki iki sevgilisi olsun? Öyle birisine aşık ol ki o aşkla bütün tutsaklıktan kurtulasın . Aşk ,ruhunun nurudur,sevgi sabah şarabımdır benim; aşk öyle bir ümittir ki bütün ümitler onda toplanır."Hz Mevlana Din, insanı ,içgüdülerinin esiri olmaktan koruduğu gibi kişiyi şahsiyetli sağlam karakterli birey yapar,İçki içme ,kumar oynama,uyuşturucu kullanma-“Bir kereden bir şey olmaz iç!Günahın benim olsun”,çok yeme ve kilo alma probleminde insana ilkeler koyarak iradesini güçlendirerek aklına yardım eder.Bu gibi teklifler karşısında,Dindar insan kararlı seçimini ortaya koyar. Dinlerin amacı kötülüklerden kaçınan erdemli ideal üstün özellikleri taşıyan insanlar yetiştirmektir.

30 -TOPLUMU VE BİREYLERİ DÜZENE KOYMAYA KATKISI:Toplumu ve bireyleri düzene koymada-kontrol etmede,kötülükleri önlemede dinin önemini anlatınız?
         1-Allah a inanan ve İslam dinini bilen bunu davranışlarına yansıtan 50.000 kişiyi kontrol etmek; İnançsız ve hiçbir değere önem vermeyen ,ölçüsüz 5.000 kişiyi kontrol etmekten daha kolaydır..Bazı eylemlerde ortaya çıkan yakıp yıkmalar/kırmalar,Devletin güvenlik güçlerine haksızca saldıranların ve malum terör örgütlerinin yaptıkları,vs. düşünüldüğünde bu düşünce daha iyi anlaşılır...Burada “Din afyondur”(Kominizm)düşüncesinden ayrı olarak ele alınmalıdır.Çünkü din,insanları kontrol etmek için değil,düzene koymak ve toplum olmanın gereklerini konu edinir…Değiştirilmiş dinler ya da orta çağ Avrupasın da din(hristiyanlık) bu amaç için kullanılıyor olmuş olabilir;Ancak İslam böyle değildir…
     Örnek:Hz Ömer “Ey halk ben yanılırsam beni nasıl düzeltirsiniz ?diye sorduğunda halk ,kılıçlarımızla “diye cevap verebilmiştir. Uhud savaşı:Peygamber şehirde kalıp savunma yapalım talebinde bulunmasına rağmen istişare sonucu düşmanı şehir dışında karşılamak fikri ağır basınca peygamber bu fikre uymuştur..
         Hz Ömer ,insanlara hitap ederek “Evliliği kolaylaştırınız,insanlar evlenmede zorlanıyor,mehirleri makul seviyeye çekiniz”şeklinde insanlara hitap edince ,Yaşlı bir kadın ayağa kalkıp “Ya Ömer!Kur an da Allah,kadınlara evlenirken kantarlarla tartılan altınlar verseniz de onlardan hiçbir şeyi geri almayınız”buyuruyorken sen nasıl böyle dersin!”deyince Hz Ömer hatasını anlamış ve bir yaşlı kadın Ömer’i yendi demiştir… İslam da en sevap davranışlardan biriside yanlış yapan yöneticiye doğruyu bildirmektir.. HANİ DİN AFYONDU!İnsanları uyutmak için ve sapkın fikirlere düşürmek için “din afyondur”diyen fikirler in bizzat kendileri afyon görevi görmektedirler.. . İslam İnsanların :Kapkaççı ,tinerci,hortumcu,isyankar,hırsız,terörist,satanist, olmaması için vardır.Bu amaçlarda olan insanların okuttukları fakir fukara çocukları,terörden kurtardıkları ülkenin çocukları, az değildir.Dinimiz ”Vatan sevgisi imandandır? “diyerek vatanı bayrağı ve devleti kutsallaştırmıştır.Ayrıca Dinimiz,vatanı dini bayrağı uğrunda ölecek insanları yetiştirmekle vatanı için en değerli varlığı alternatifsiz canını verecek insanlar yetiştirir.

31- ÖZKÜLTÜRÜ KORUMAYA KATKISI:Din toplumların öz kültürlerini ve varlıklarını korur;Onları Asimile olarak başka kültürler içinde yok olmaktan korur..Örneğin Macarların ve Avarların Türk oldukları bilindiği halde;Türklük özelliklerini kaybettikleri görülmektedir.Ancak Biz Türklerin Türk kültür ve geleneklerine sahip olduğumuz görülmektedir…Acaba Türkler İslam dinine girmeselerdi bu gün Türklükten bahsedebilir miydik!!!!

32 VATAN SEVGİSİ DİN:Şehitlik gazilik ,vatan sevgisi imandandır,askerliği kutsal yer ve peygamber ocağı olarak topluma kabul ettiren etken nedir?Bu inanç olmazsa bu insanları nasıl vatana hizmete çağırabiliriz!şu an 4000 asker kaçağı vardır...Bu manada Dİn,vatan sevgisiyle eşdeğerdir.Bu manada vatanı ayakta tutmak için dinin emrettiği şehitlik kavramına ve dine bu anlamda karşı çıkmak vatan hainliğidir..Çünkü vatan uğruna ölen olmayınca vatan elden gidebilir...

33- BİLİM-TEKNOLOJİ , DİN:Cahiliye dönemindeki İnsanların peygamber öğretilerinden etkilenmeleri ,İstanbul un fethi sonrasında Avrupa da Rönesans ve reform hareketlerinin oluşması vs hep dinin ilme verdiği önemin sonucudur..”Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?(Zümer9) Dinini önemseyen toplumlarda “Allah işini iyi yapar” hadisi TEKNOLOJİnin gelişmesine sebep olur. Edebiyat,tarih,müzik,felsefe ,matematik vs gibi bilimlerin anlaşılmasında dinin önemini kimse yadsıyamaz…Fuzulî İbrahim suresi

25.ayet-Su kasidesi,naat ,gazel ,divan edebiyatı vs yi anlamak için din bilmek gerekir.

34- DİNİN TURİZME-MİMARİYE KATKISI: O halde dinin Turizme,kültüre-mimarinin gelişmesine katkısı nelerdir?İnsanlık tarihine baktığımızda en görkemli binalar ibadethaneler olmuştur,bu da bize Dinin Mimarinin gelişmesine olan katkısını gösterir.Dini yada dinsel motivasyonlarla yapılan mimari,kültürel ve sanatsal eserlerin görülmesi,dinsel ziyaretleşmeler sebebiyle her yıl milyarlarca insanın şehir,ülkeler arası seyahate çıktığı açıktır. Edirne'de 'inanç turizmi' bereketi: "Edirne'de, ramazan ayı dolayısıyla düzenlenen turlarla çeşitli illerden gelen yerli turistler, tarihi camileri gezerek kent turizmine katkıda bulunuyorlar. Selimiye Camii her zamanki gibi ziyaretçilerin en çok ilgisini çeken mekan. "18 Eylül 2007 12:11 haber com .

35-SOSYALLEŞMEYE DİNİN KATKISI: Din insanları sosyalleştirme de etkendir:Bilindiği üzere ülkemiz ve toplumunuzun çoğunluğu Müslüman insanlardan oluşmaktadır.Yeni yetişen bir bireyin topluma katılması ve uyumlu olabilmesi için O toplumun kültürünü,bilgi birikimini,gelenek göreneklerini,örf ve adetlerini bilmesi gerekir.Bizim toplumumuzun kültürü ve davranışları ya dinden direkt doğmuştur ya da dini bir düşünceden özet olarak ifade edilmiştir.Mesela:”Yalan söylemek günahtır”Ayeti toplumda ,”Yalancının mumu yatsıya kadar yanar “şeklinde ifade edilmiştir.

     Günlük konuşma dilinde ki”Allah’a ısmarladık,selamlaşma,inşallah,gibi terimler dinin topluma yansıması olup bunları bilen bireyler topluma daha rahat uyum sağlayabilmektedir. Başka Örnek verecek olursak,Selamlaşmak,cenaze namazları ve bu namazlarda yapılması gereken ritüeller(Amin demek,ölü evine komşuların yemek götürmesi,baş sağlığı dilemek,Ölen insan için mevlit ,Kur an okutmak,İnsanlara yemek ikram etmek,)Bayramlaşmak,Hasta ziyareti,Zekat,fitre,çeşme yaptırılması,sadaka-i cariye,Cuma namazlarına gitmek dinin topluma yansıması olup bunları bilemeyen bireylerin topluma uyum sağlamada zorlanacakları bir gerçektir.…Dolayısıyla yetişen bireyin topluma uyum sağlayıp ,mutlu,uyumlu birey ve insan olabilmesi için bu toplumun kültürünün önemli öğelerinden biri olan İslam dinini bilmesi gereklidir. .

S-11-İslam ın irtica yı,taassubu yok etmeye katkısı nedir?
    Onlara; «Allah'ın indirdiğine uyun!» dense; «Hayır biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız» derler. Şeytan babalarınızı alevli ateşin azabına çağırmış olsa da mı?(Lokman21) "Şeytan" önce insana "ALLAH' ı unutturur...Sonra çağdaş çöplükte ne bulursa yutturur... "(Hz.Mevlana)

   ---İrtica Nedir?İrtica kelimesinin sözlük anlamı gericiliktir. İrticai faaliyetlerde bulunanlar, toplumun sahip olduğu çağdaş değerleri reddedip akla ve bilime aykırı eylemlerde bulunarak başka düzeni geri getirmeye çalışırlar. Her türlü gelişim, değişim ve yeniliğe karşı tavırlı olmak irticanın en önemli özelliğidir. Peygamberimiz”Hikmet(bilgi-teknoloji yeni/yararlı olan şeyler) Müslümanın kaybolmuş cüzdanıdır,bulduğu yerde almalıdır”buyurmuştur.

    İrtica Orta çağ karanlığın a geri dönmektir…oysa Orta çağ karanlığını yaşayanlar asla Müslümanlar olmadıkları gibi orta çağ karanlığını kaldıranlar, İslam dininin mensupları olan Müslümanlardır.Kur an ın ilk ayetinin “OKU” olması,1000 tane ayetinde düşünmeyi,araştırmayı öğütlemesi,Okumayı/Bilimi İbadet sayması,İnsanı iman düzleminde görgülü-kültürlü-zamanın,hayatın gereklerini kuşanmış insanlığa çıkarmak için emirlerinin olması,yukarıda saydıklarımızın dinden kaynaklanması,İnsanı Evreni ve insanın kendisini araştırmaya yönlendirmesi,İslam İle İrtica nın farklı şeyler olduğunu göstermektedir.O halde İrtica nın can düşmanı İslam öğretileridir,İslam ın kurallarına uymaktır…Atatürk bu konuda “Bizim dinimiz en makul dindir”demektedir.
      Necip Fazıl Kısakürek in deyimiyle:”Çağın dışında kalmayayım da içinde mi boğulayım”-“Biz çağı dehlemek için dışındayız” Rabbimiz ALLAH (c.c.) şöyle buyurmaktadır. "Ne zaman onlara: ALLAH ın indirdiklerine uyun' denilse onlar: 'Hayır biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız' derler. Ya atalarınız aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?.."(Bakara 170) ARAŞTIRMA: KONU SORULARI Dinsizliğin sonuçları nelerdir?
1- DİNİN GÖNDERİLME SEBEPLERİ nelerdir?

2-- DİN AHLAKI İNSANA VE TOPLUMA NELER KAZANDIRIR?
Dinsizliğin toplumdaki görüntüleri nelerdir?
 3- DİNSİZLİĞİN İNSAN ÜZERİNDEKİ TAHRİBATLARI:
        http://www.dinsizliginkabusu.com/

      P
sikolojik-sosyolojik-ekonomik-çevresel sonuçları neler olabilir? *Kuran Ahlakına Uymanın Toplumlara Getirdiği Maddi Ve Manevi Faydalar -Din Ahlakı, Devleti İçte ve Dışta Güçlendirir -Toplum içinde din ahlakı yaşandığı takdirde devlet yönetimi rahatlar.- Din Ahlakı Ruhen ve Bedenen Sağlıklı Toplumlara Vesile Olur-

 Din Ahlakının Toplum Üzerindeki Olumlu Etkileri- Ahlaksızlığın yaygınlaşması, tüm toplumu içine alan bir çürümeye neden olur. *Dinsizliğin Toplumlara Getirdiği Belalar Din Ahlakını Yaşamayan Toplumları Ağ Gibi Saran Belalar Dinsizlik Devletin Bütünlüğünü Tehdit Eder-Din ahlakının yaşanmadığı bir toplumda; Dinsiz Bir Toplum kötü İdeolojilerle Kandırılmaya Mahkumdur -Dinsizlik, Toplumda Psikolojik Sorunları Yaygınlaştırır Dinsiz Bir Toplumda Sevgisizlik ve Ahlaki Dejenerasyon Hakim Olur -“Onların gözleri var görmez,kulakları var işitmez” ne demektir?

Bu haber 4262 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

9.SINIFLAR DİN KÜLTÜRÜ NOTLARI

SELAM KAVRAMI VE ÖNEMİ

SELAM KAVRAMI VE ÖNEMİ İSLAM KELİMESİ VE SELAM

HZ MUHAMMED AS.DEN ÖĞÜTLER 9 SINIFLAR

HZ MUHAMMED AS.DEN ÖĞÜTLER 9 SINIFLAR 9.SINIFLAR HZ MUHAMMED S.A.V DEN ÖĞÜTLER

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

ATATÜRK VE DİN

GALERİ

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 63
Haber 1063
Yorum 115
Haber Okuma 1927097
Editör 12


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi