BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

MÜZİK-MUSiKİ iSLAM (DENEME)

MÜZİK-MUSiKİ iSLAM (DENEME)

Tarih 16/Ocak/2011, 20:54 Editör BİLGE BİLGE

İSlam da müzik 11/syf 109

 
Seslerin Estetiği: Müzik ,MÜZİK VE DEĞERLENDİRİLMESİ -      l 3 ü 7  s 109

 

S-1-Müzik Nedir?

     Ses sanatı olan müzik de edebiyatın bir par­çası sayılır. Güzel şiirlerin bestelenmesi ve ölçülü olarak okunmasına müzik diyoruz./Duygu ve düşüncelerin belli bir sistem,uyum, ve ritim içerisinde seslerle ifade edilmesidir.

 S-2-Müzık güzellık/sanat ılıskıs-ıi?

             Şiirin bestelenmiş hali olan müzik insan ruhunun dışa yansıması ,anlamlandırması ve yorumla­masının sonucudur. Kaba ve anlayışsız ruh­lardan ince sanat olan şiir ve müzik çıkmaz. Sanat ve güzellik, güzel ruhların ve güzel duyguların ifadesi olarak dış dünyaya yansır. Her ne kadar güzellik güzel kabiliyetlerin eseri ise de eğitimle gelişir ve kemalini bulur. Eğitim yok olanı ortaya çıkarmaz; ancak var olanı geliştirir ve kemâle erdirir. Bu açıdan eğitim­cilerin görevi kabiliyetleri keşfetmek ve geliş­tirmek olmalıdır.

           Peygamberimiz (asm) "Allah güzeldir; güzeli /güzelliği sever" buyurmuştur;öyle ise güzel olan her şeyi, güzeller güzeli olan Allah namına sevip sahip çıkmak gerekir. Tüm güzellikleri ,Allah'ın Ce­mâl(Güzel) isminin tecellîsi şeklinde iman ile görebil­mek ne güzel bir mazhariyet, ne mükemmel bir imandır

 S-3-İnsanın fıtratı/doğası/yapısı ile müzik ses ilişkisi?

          İnsan, içerisine doğduğu alemi, kendisine verilen duyularla algılar. Tabiatına yerleştirilmiş olan algılama araçlarından birisi de işitme duyusudur Doğan çocuğun ağlaması, gök gürültüsü, suların ses çıkararak akması, kuşların ve insanların sesleri,hep bu fizik alemin ses boyutunu gösteren örneklerdir. İnsan, yeme, içme, dokunma ve koklama gibi davranışlarında seçme duyarlılığı gösterdiği gibi, işitmede de gösterir.Bazı sesleri duymaktan mutlu olabileceği gibi, bazı sesleri de duymak istemez. Karga sesi ile bülbül sesine, araç gürültüsü ile su sesine karşı aynı duyguları taşımaz.

      İnsan, musikiden ve etrafında duyduğu güzel, ahenkli seslerden haz duyar. Hatta musikiden sadece insanlar değil, hayvanlar dahi haz ve lezzet duyar. Musikiden ve ahenkli güzel seslerden hoşlanmayan, manevi bir haz ve lezzet duymayan insan,Allah ca,Kodlanmış zevki körelmiş ve selim yaratılışı bozulmuş bir kimse demektir.

         Bedevi bir insan, çöllerde notalı/nağmeli ve ahenkli sözlerle müziksel şeyler söylerken, deve, sahibinin bu ahenkli sözlerine ayak uydurarak tempolu şekilde yürümeye başlarmış. Hatta devenin bu ahenkli yürüyüşünden "Aruz vezni"nin doğduğu söylenir.

S-4-İslam ın güzelliğe,müziğe bir sanat olarak verdiği önem?

        1-  İnsanda estetik his ve estetik eser vücuda getirme yeteneği vardır. İnsan dünyada varolalıdan beri kulağa hoş gelen ölçülü ve ahenkli seslere ilgi duymuş, kendi kendine bir şeyler mırıldanmıştır.

          2- İnsana inanma Din duygusunu veren Yüce Yaratıcı ona güzel, ölçülü ve ahenkli seslerden ve nağmelerden tat alma yeteneğini, hatta güzel besteler ve hoş nağmeler vücuda getirme (ibdâ'-icâd) kabiliyetini de vermiştir.

         3-Güzel bir sesle kurallarına uyularak okunan Kur'an'dan veya sabahın şafağını takip eden alaca karanlıkta okunan ezandan haz duymamak mümkün mü?

         4-Müzikle vs… Eğlenme, insani yapıdan (fıtrat) kaynaklanan bir istek ve ihtiyaçtır.

         5- *** İnsan doğasının gereği olan hiçbir istek ve ihtiyaç dinde cevapsız bırakılmamıştır. Fakat bu isteklerin tatmini başıboş ve sınırsız da değildir.

       6- Günlük hayatın çeşitli problemleri karşısında yorulan, bunalan ve sıkılan insanın meşruiyet sınırını aşmamak şartıyla eğlenmesi, dinlenmesi, ferahlaması caizdir.

        7-İnsanın bu mutsuzluk halinin kaynağı ;Mutlu olduğu Cennet ten çıkarılmasıdır;Dolayısıyla İnsanın mutlu olmak için yaptığı her güzel davranış bu mutluluğa ulaşma yolundaki gayretlerdir.Gerçek mutluluk ve dünya da gölgelerini tattığımız mutluluğumuzun en mükemmeli Cennetedir.Kur an da”Adem (A.s.)yasağı deldiği için artık inin Dünya ya ;Ora da  ve zorluklar içinde yaşayacak ve orada ölecek oradan diriltileceksiniz”Buyrulur.

        8-  Davudî bir sesle okunan Kur'ân,bülbül sesi, yağmur ve suların sesleri, deniz dalgalarının nağmeleri ve kâinatta Allah'ın varlığını, birliğini mırıldanan kozmik/Evrendeki senfoni müziğin sadece bir eğlence aracı olmadığını,insan ruhunun ve vicdanının derinliklerinden zihin ve düşünce dünyasına kadar uzanan bir iletişim yolu olduğunu göstermektedir.

          9-Yüce Yaratıcı'nın bir lütfu olarak her canlı, hayatını ve neslini sürdürmek için çevresinin farkında olacak ve cevap üretecek şekilde programlanmıştır.Ses pek çok canlı tarafından kullanılan önemli bir iletişim vasıtasıdır. Bunun için gelen sesleri algılayan işleyen ve değerlendiren bir işitme sistemi birçok canlıya verilmiş bir nimettir.”Size gözler,kulaklar,akıllar,gönüller veren Yaratıcı bunları bilmez mi?”Bunları yaratan Allah bunların nelerden hoşlandığını,nelerin bunlara zarar vereceğini,nelerin yarar sağlayacağını bilmez mi?

         10-Kâinatta,canlı veya cansız sistemlerin çıkardığı sesler, bir ritim,tempo ve ahengi çağrıştırıyorsa veya kişi tarafından bu sesler böyle algılanıyorsa,buna kâinatın veya tabiatın muziği denir. Eğer kişi tabiattaki bu seslerdeki motifi, ritmi ve ahengi algılayamıyorsa,bu onun için gürültü olarak değerlendirilebilir.Rüzgârın cisimlere vurarak çıkardığı sesler, su sesleri, kuş sesleri vb sesler inanan bir insan için Yaratıcı'yı akla getirirken,inanmayan biri için insanı dinlendiren ve onu tabiatla bütünleştiren tabiî bir hâdise olarak değerlendirilebilir.”Her şey Allah ı zikreder”Buradaki Allah ı anma:Evrendeki her şeyin kendilerine yüklenmiş görevi yapması ve bu amaçta sonuna kadar çaba göstermesidir.Ölümü pahasına,üremek için timsahlı nehirleri aşan bizonların zikridir/Müziğidir bu.

        11-"Çocuk doğduğunda kulağına okunan ezan ile kaamet bir müzik olduğu gibi kültürümüzde insan öldükten sonra salâ ve mevlidin okunması da bir müziktir. Mevlevilikte aletli olarak icra edilen musikiye çok önem verilmektedir.Semazenler her dönüşte bir defa Allah (c.c.) diyerek İsm-i Celal zikri yapar.Bu açıdan bakıldığında aslında her sema dönüşünde hafi/gizli bir şekilde zikir yapılmaktadır.

          12- Peygamber (s.a.s.)'in hadislerinde  mûziksel terimler yer almıştır.”Sema-Gına… gibi...

           13-İnsani yapıda var olan hiçbir isteği karşılıksız bırakmayan İslam, insanların bu tür isteklerini karşılamalarını hoş görmüş ve insan Peygamber olan Resulullah'ta bu tür faaliyetlere katılmış ve bu konuda onlara örnek olmuştur.

           14-Çölde yolculuk yapan kervancıların veya hayvanlarını otlatan çobanların atmosferden etkilenerek duygularını şiir ve nağmelerle ifade etmeleri gayet tabiidir. Bu nedenle, çölde bir adamın şarkı söylediğini duyan Hz. Ömer, "şarkı, yolcunun azıklarındandır"1 buyurmuştur.

          15-Kur'an-ı Kerim'de de "unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin/Eşeklerin sesidir" buyurularak2 gerçekte güzel ses övülmüştür.           

           16-Bu gün yaşantısındaki stresli insan tipi,fabrikada işçilerin iş üretim miktarını artırabilmek için ve hatta hayvanların süt ve yumurta gibi üretimlerini artırabilmek için,bazı marketlerde alışverişi arttırabilmek için seçilecek uygun müzik türleri olumlu etkiler oluşturabilir.

           17-İslam'ın güzel olan şeylere yaklaşımı aslında Hz. Peygamberin "Allah güzeldir ve güzelliği sever"3 ifadesinde yerini bulmaktadır.

         18-Hz. Peygamber, eşi ve bazı arkadaşları toplumdaki bu tür faaliyetlerin içinde dinleyici ve seyirci olarak yer alırken Kur'an-ı Kerim, diğer bazı konularda olduğu gibi musiki ve bu sanatı icra eden sanatçılar için doğrudan herhangi bir yasaklama getirmemiştir.Ancak bir kısım şartlarla sınırlamıştır.

            19- Hz. Peygamber “güzel sesin Kur'an'ın güzelliğini artıracağını belirterek6 onun güzel ses ve notalarla okunmasını istemiş,"Cenab-ı Hakk'ın güzel sesiyle uygun ses ve notalar yaparak açıkça Kur'an okuyan bir peygambere kulak verdiği kadar hiçbir şeye kulak vermediğini"7 , “her şeyin bir süsü olduğunu, Kur'an'ın süsünün ise güzel ses olduğunu8” haber vermiştir.

              20-Hz. Peygamber'in ezan okumak üzere Hz. Bilal el-Habeşi'yi seçmesinin en önemli sebebi, sesinin güzel olmasıdır.O nun döneminde,Müziğin Hayvanlar üzerindeki etkisi(Hıda) kullanılmış deyim haline bile gelmiştir;Yani deve çobanlarının develeri sevk etmek için kullandıkları müzik türü vardır. Hz. Peygamberin peygamber olarak görevlendirilmesinden sonra da deve çobanlarının veya yolculuklarda develeri sevk ve idare eden kişilerin hıda yaptıkları bilinmektedir.          

               22- Hz. Peygamber bir Kurban Bayramı günü,Hz. Aişe'nin yanına girdiğinde,def çalınıyormuş. Daha sonra Hz. Ebu Bekir gelmiş ve "Bu ne hal? Allah Resulünün yanında şeytan nağmeleri mi?" diye kızınca yattığı yerden üstündeki örtüyü kenara koyarak doğrulan Hz. Peygamber: "Onları rahatsız etme! Her milletin bir bayramı vardır;Bu gün de bizim bayramımızdır."17 buyurmuşlardır.

          23- Peygamberimiz iki yetim kızı büyütmüş ve düğünlerinde eşine, "Ya Aişe! Eğlence yok mu? Ensar, eğlenceyi sever"18 buyurmuşlardır.

              24-Peygamberimizin arkadaşlarından il müslümanlardanAbdullah b. Zübeyr'in ud çalan hizmetçisi olduğu,24 Hassan b. Sabit'in ise şarkı söyleyip rakseden "Sirin" adında bir hizmetçisinin olduğu kaynaklarda yer almaktadır.

              25- "Bir bayram günüydü. Siyahiler, mescidde kılınç-kalkan oyunu oynuyorlardı.Peygamberimiz eşine, "Seyretmek ister misin?" buyurdular. Eşi:"Tabii!" demiş..Eşi şöyle devam eder: Kalktı, beni yanına aldı, yanağım yanağının üstünde olduğu halde durduk. "Ey Erfideoğulları göreyim sizi (oynayın)!" dedi. Ben usanınca (ya kadar böyle devam ettik. Usandığımı farkedince):

           "Yeter mi?" buyurdular. Ben: "Evet!" dedim. Şeklinde rivayetler vardır.

             26-Tabi bahse konu müzik,seviyesizliğe/Onursuzluğa,günah ve harama teşvik eden, dolayısı ile dinin yasakladığı şeyler değildi. Hz. Peygamber sadece söylenen sözdeki yanlışlıklara müdahale etmiştir.

             27-Ahenkli okunan bilumum Kur'an ve mevlid sesleri, ilahiler, kaside ve kahramanlık marşları gibi nice sesler vardır,ki İslam bunları zaten teşvik eder.

             28-  Davud Aleyhisselam'ın çok güzel sesi vardı. Allah'ı tespih ederek dinleyen kalpleri aşka getirirdi. Zebur'u çok güzel ve seri okurdu. Sadece insanlar değil, hayvanlar da dinlemeye gelirlerdi.Bundan dolayı Kültürümüzde güzel ses"Davudi ses"olarak deyimleşmiştir..“Ona hikmet ve güzel konuşma yeteneği vermiştik"(Sebe suresi 10.ayet) "Doğrusu, biz akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, toplu halde kuşları onun emri altına vermiştik" (Sad; 18); "Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber tesbih edin, dedik. Ona demiri yumuşattık" (Sebe; 10), Dağların, tesbihat yaptıkları ve bunun mümkün olup olamayacağı sorusuna, filezof,Bediü aman, “evet.der ve şöyle açıklar.Dağlardaki yankılar Onların Allah ı anmalarıdır.Veya Dağa karşı durup "Elhamdulillah" denildiğinde aynı şekilde karşılık alındığı bilinmektedir. Dağlardaki bu akis olayı da Allah'ın dağlara vermiş. Olduğu zikretme özelliğidir.Dolayısıyla,Allah ın yarattığı dağları ve taşları konuşturması, kuşların kendine özgü bir tarzda tesbih etmeleri akıldan uzak değildir. Et ve kemikten oluşan insanın konuşması mümkün olduğu gibi dağın ve taşın konuşturulması da mümkündür. Nitekim, günümüzde sadece canlılar konuşmamakta aynı zamanda cansızlar da konuşturulmaktadır. Televizyon ve radyo gibi.       

           

 

 

 

29-Bu gün için güzel ses dinlettirilen bitki ve hayvanlardaki farklı gelişimler Onların da canlı ve seslerden etkilendiklerini bize gösterir.

           30- Hayat ile müziğin yoldaş olduğu muhakkak.Hayâtın bulunduğu, hareketin olduğu her yerde müzik vardır. "hareket" mefhûmunu mikro âlemde ele aldığımızda, çekirdek etrâfında dönen nötron ve protonlar, makro âlemde alırsak bir merkezî çekim ile belli yörüngede dönen dev yıldızlar, yıldız sistemleri ve galaksiler akla geliyor. Mikro ve makro âlemdeki tüm bu hareketler, desibel olarak bizim duyma yeteneğimiz dâhilinde olmasa da çok düşük veya çok yüksek değerlerde titreşimler yayıyorlar.

           31- Müzik notalarını ,müzik aletlerini,sesleri,havayı,gırtlağı,bunları algılayacak-anlamlandıracak kulakları…Yaratan ve bunları farklılaştıran,En büyük sanatkar,ve benzersiz bestekar,eşiz müzisyen değil midir?”Size kulaklar akıllar,güzel sesi anlamlandıracak gönüller veren O dur;Bunları bilmediğiniz için şükredemiyorsunuz”Ayeti ne kadar doğru !

            32- Davud Aleyhisselam'ın belki de en büyük mucizesi demiri,hamur gibi yumuşatıp, istediği şekli vermesidir. demirin işlenmeye başlaması, büyük bir ilerlemenin temelini teşkil etmiştir.Bedi manın adlı düşünüre göre,Peygamberlerin görevleri:I-Peygamberliklerini halka kabül ettirerek sosyal hayatta düzenlemeler yapmak İnsanları medenileştirmek ve modernleştirmek,Çevrelerindekilerin farkına vardırmaktır.II.:İnsanlığı maddi şeylerde geliştirecek şeyleri yaparak onlara ufuk açmak ve gelişmelerini/modernleşmelerini sağlamak,böylece onların benzerlerini ve daha gelişmişlerini yapmalarını sağlamak ve teşvik etmektir.der(İşar -İ'caz, s. 256).Adeta:Bu Mucizeler bize örnekler olup;Çalışmalarınız ve ilmi çabalarınızla bunların benzerlerini yapmamız istenir.İnsanlığın bu günkü medeniyetlerinin/ilerlemelerinin temelini,dinlerden alınan işaretler, mucizelerden hasıl olan ilhamlar teşkil eder. İlk saat ve gemi mucize eliyle insanlığa hediye edildiği gibi, gelişmenin belkemiğini teşkil eden; "Bütün san'atların ekseni olan demirin yumuşatılıp kullanılması” da “Ve demiri de onun için yumuşattık, (Sebe'; 10)” ayetiyle açıklanmış

           33-Müzik İslamın kurumsallaşmasından önce kurumsallaştırılmış ve bunun ilk örnekleri İslam yayılmadan görülmüştür.Nitekim Peygamberimiz Medine ye hicret ederken,Halk, O nu,Notalara dökülmüş  Müzik eseriyle Karşılamıştır.İslâm tarihinde koro halinde söylenen ilk ilâhi Peygamberin karşılandığı ilahidir.            “Dolunay(Peygamber)doğdu üzerimize

                         Veda tepelerinin arkasından,

                         Allah a teşekkür etmemiz gerekir,

                         Böyle değerli bir elçiyi bize gönderdiği için”

 

          34-Peygamberimizin doğumunu yâd etmek, ona salât ve selâm getirmek maksadıyla çeşitli dillerde okunan mevlitler vardır. Türkiye de meşhur,Süleyman Çelebi merhumun 1409 yılında yazdığı Vesiletü’n-Necât isimli mevlid kitabıdır.

  35-Mevlidin okunması yararlı, güzel bir adettir.Sosyal dayanışma ve kaynaşmayı sohbeti sağlar.Dini ve değerlerini hatırlatır.

         36- Efendimiz, güzel sesli olması sebebiyle "Erihnâ Yâ Bilâl"5 (Yâ Bilâl, bizi ferahlandır.) demesini hatırlatmak isterim. Buradan hareketle mûsıkînin, insanın rûhuna hitap eden bir güzel sanat olduğunu diyebiliriz.

             37-Müslümanlar,ölümlülüğe ayarlı bir hayat,yaşamışlar Müzik notalarını ve müziği kullanmış geliştirmişler O nu cisimleştirmekle değerinin kaybolacağını düşünen bilginler bundan dolayı bunları yazıya dökme konusunda titiz davranmamışlardır. Müslümanlarda notanın gelişmemesinin ikinci nedeni de özgünlüktür. Müzik eserinin notaya dökülmesi, eserin nesneleşmesini sağlayacağından esnekliğini kaybetmesine, bir anlamda özgürlüğünü yitirmesine neden olacaktır. Bundan dolayı icra edilen parçalar notaya dökülmemiştir. Böylece, yorum ekolleri varlığını sürdürmüş ve eserler üzerine yorum yapabilme imkanı korunmuştur.

        38- Peygamberimiz,Zaman zaman Güzel sesli Hafızları getirir,onlara Kur’an okuturdu.(Atatürk de hafızlara zaman zaman Çankaya köşkünde Kur’an okutmuş,ve bundan eşiz zevk ve lezzet duymuştur.

39-İnsana çağrı, en güzel insan sesiyle yapılır;Düstûrundan yola çıkıp da bu sesin terbiye edilmemiş, kulağı tırmalayan bir hâlde olmasını düşünmek, biraz geliştirilmeye  ihtiyâcı olan bir kafa yapısının ürünü olabilir. Namaza çağrıyı böyle bir anlayışla yapmak, mûsıkî estetiğini görmezden gelerek ezan okumak, 'ezan okumak değil, ezanın canına okumak'tır.

         40-“İnsan,bir yönüyle konuşan hayvandır”.Çünkü;görme, işitme, koklama ve tadımlama ve dokunma gibi hisleri onlarla diğer canlılar arasında ortaktır. Diğer hayvanlar da görür, işitir, koku ve tat alır, dokunma duyusuna sahiptirler. Hatta insandan çok daha iyi gören, işiten, koku alan hayvanlar vardır. Mesela köpekte, insandakinin çok ilerisinde bir koku alma duyusu gelişmiştir. Hayvanlardaki içgüdü de hakeza. İşte insan onlardan farklı olarak  bedi'î/estetik zevk duyma özelliği ile yaratılmıştır.Estetik yapma,ondan haz alma duygusu ile hayvandan farklılaşır.Kur an da bu” Allah insanı en güzel şekilde (ahsen-i takvim) üzere yaratmıştır. (Tin suresi, 95/4)şeklinde anlatılır.

 41-Yeryüzünü türlü türlü canlılar, bitkiler ve yeryüzü şekilleriyle süsleyen Allah Teala gökyüzünü de ayla, güneşle, yıldızlarla, samanyoluyla, galaksilerle, yıldız adalarıyla süslemiştir. Gökkuşağı rengarenk şekliyle bu süsü gözler önüne sermektedir. Bunun gibi Hâlık-ı Teala dünyamızı türlü türlü seslerle de süslemiştir; ötüşen kuşların sesleri, hayvanların sesleri, bitkilerin sesleri, su sesi, yağmur sesi, rüzgâr sesi ve nihayet insan sesi... Musiki de zaten süslü sesten başka bir şey değildir.

        42- Estetik kulağa sahip olanlar,tabiattaki güzel seslerden,kuş ve bülbül seslerinden hoşlanmışlar, kendilerine göre bazı şeyler mırıldanarak bir tür müzik yapmışlar, böylece kulak zevklerini tatmin etmişlerdir.

          43-"Allah kitabını öğreniniz ve onu terbiyeli güzel seslerinizle okuyunuz." (Dârimî, Salat, 171; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 146) "Kur'an'ı seslerinizle süsleyiniz." (Buhari, Tevhid.) "Teganni/terennüm etmeyen bizden değildir." (İbn Mace, İkamet, 17) Ebu Musa El-Eş'arî'nin Kur'an okumasını dinlemiş ve: "Ey Ebâ Musa! Sana, Davud gibi hoş sada/mizmar verilmiştir." diyerek onu takdir etmişti. (Buhari, Fazailu'l-Kur'an, 31; Müslim, Salatu'l-müsafirin, 236) Hz. Peygamber, İbn Mesud'a Kur'an okutmuş, büyük bir manevi hazla O'nun tilavetini dinlemiş ve: "Başkasının okuduğu Kur'an'ı dinlemek hoşuma gider." buyurmuşlardı. (Müslim, Salatu'l-müsafirin, 247)

        44- Teganni/terennüm ve nağme ile Kur'an okumak veya okunan Kur'an'ı dinlemek insanın dini duygularını harekete geçirir, heyecanlandırır, maneviyatını güçlendirir, gönül dünyasını zenginleştirir.Münacaat, tevhid, na't, mevlid ve ilahiler, nağmeli ve ahenkli bir sesle okunması

S-5-Müslümanların Müzik ilmine katkıları ve buldukları/uyguladıkları yenilikleri?

        1-Türkiye de meşhur,Süleyman Çelebi nin, 1409 yılında yazdığı Vesiletü’n-Necât isimli mevlid kitabıdır.

         2-Türk-İslam bilgini ve filozofu Farabi yazmış olduğu “Kitab ül Musiki” adlı eserinde müziği teorik açıdan açıklamış, müzik aletleri hakkında bilgi vermiştir.

      3- Musiki özellikle saray ve tekkelerde, mehterhane çevresinde gelişmesini sürdürmüştür. Bu gelişmelerin merkezini ağırlıklı olarak mevlevihane ve enderun oluşturmuştur. Mevlevi ve diğer tarikat mensupları arasında büyük bestekarlar yetişmiş tasavvuf ekolü mensupları(sufiler) müzikle uğraşmış, kullanmış ve savunmuşlardır. Sufiler, akli ve ruhsal hastalıkların müzik ile tedavi edildiğinden bahsetmişlerdir.

         4-Çağlayanlar,fıskiyeler yapılmış,Cenneti hatırlatan bahçelerde su sesi,kuş sesi ile insanlar dinlendirilmiş ve hayvanat bahçeleri oluşturulmuştur..

           5-Tarihte sevinçlerimiz,hüzünlerimiz,sevgi ve kahramanlıklarımız müzikle dile getirilmiş,türkü,şarkı,marşlar değişik çalgı aletleriyle söylenmiştir.XV.y.yılda Dede efendi,Itri,Hafız post,III.Selim,Hacı Arif bey,Müziğimizin gelişmesine katkıda bulunmuş,dini kültür almış çoğu da Kur an hafızı olan İnsanlar müzik ilmine hizmet etmişlerdir.

        6- Müzikterapide, ülkelerin milli otantik müziklerinin etkili olduğu, hastalığın çeşidine göre değişik makam ve enstrümanların fayda sağladığı dikkati çekmektedir.

         7--Ezanlar çeşitli makamlarda okunarak nota ve makamlar geliştirilmiştir.

          8-Müslüman Türk kültüründen müzik bilimi o kadar etkilenilmiştir ki,Söylenilen ninniler bile bir nota ve makamda okunmakla        beraber bebeğe bir şeyler öğretme amacına  yönelik olmuştur.

        9--Müzik Tıp bilimine uygulanmış böylece;Müzik ve su sesiyle deliler hastalar tedavi edilmiştir.

        10-İslamın teşvik ettiği ve desteklediği bu ilim dalının pozitif etkileri Dinin sembollerine de yansımıştır.Günde 5 vakit okunan ezanın her biri  farklı nota ve makamlarda okunmuştur.Dede efendiler,Itriler,Ünlü bestekarlar yetişmiştir.

       11-İslam kültür yapısında güzel ve eğitimli-terbiyeli ses teşvik edilmiş Adeta ,Davut (a.s.)nin ve ritminin yakalanması istenmiştir.

        12-- Farabi Türk müziği makamlarının zamana göre psikolojik etkilerini de şu şekilde göstermiştir:

Farabi adlı islam bilgini “Kanun “adlı müzik aletini keşfetmiştir.Türk Müziği makamlarının insan ruhuna/psikolojisine olan etkilerini Farabi şöyle sınıflandırmıştır:

1. Rast makamı: İnsana sefa(neşe-huzur) verir.

2. Rehavi makamı: İnsana beka(sonsuzluk fikri) verir.

3. Kuçek makamı: İnsana hüzün ve elem verir.

4. Büzürk makamı: İnsana havf(korku) verir.

5. Isfahan makamı: İnsana hareket kabiliyeti, güven hissi verir.

6. Neva makamı: İnsana lezzet ve ferahlık verir.                        

           7. Uşşak makamı: İnsana gülme hissi verir.

           8. Zirgüle makamı: İnsana uyku verir.

           9. Saba makamı:İnsana cesaret,kuvvet verir.

           10. Buselik makamı: İnsana kuvvet verir.

           11. Hüseyni makamı: İnsana sükunet, rahatlık verir.

                  12. Hicaz makamı:İnsana tevazu(alçakgönüllülük) verir.

       13-Osmanlılar savaşlarda orduyu coşturmak için müziği kullanmışlardır.Hatta bazen,ordunun yenileceği düşünüldüğünde ya da  yenilirken,zafer marşı çalınarak ordunun psikolojisi/morali düzeltilmiş zafer kazanılmıştır.

          14-Ayrıca,Camiilerde havuzlar yaptırılarak,İbadet edenlerin Psikolojik rahatlamaları su sesi ile sağlanmıştır.

          15-Kös, davul, nakkare, kudüm, zurna, nefir, nısfiye, zil, zilli maşa vb kullanılmıştır.12 

16--İslam alimleri,Ağaçların rüzgarla birlikte çıkardıkları sesleri,suyun şakımasındaki notalı sesleri O varlıkların Allah ı zikri olarak algıladıklarını söylemişlerdir. 

17-***-Osmanlı sarayında II. Murat, II. Beyazıt, IV. Murat, II. Mustafa, III. Ah-met, III. Selim, II. Mahmut gibi bir çok değerli musiki şinastlar yetişmiştir.Yine bu dönemde:Itri, İsmail Dede Efendi, Hafız Post, Recep Efendi, Zekai Dede, Emin Dede, Nayi Osman Dede, Ebubekir Ağa, Kantemiroğlu gibi meşhur üstatlar yetişmiştir. Özellikle müzik, duyguları yoğunlaştıran bir özelliğe sahip olduğundan, pek çok medeniyetlerde dini duyguların güçlenmesinde, hastalıkların tedavisinde oldukça yaygın bir yöntem olarak kullanılmıştır.

18-Türk-İslam alimleri ve hekimleri Zekeriya Er-Razi (854-932), Farabi (870-950) ve İbn Sina (980-1037) müzikle tedavinin bilhassa müziğin psişik hastalıkların tedavisinde ilmi/bilimsel esaslarını kurmuşlardır.

Her ses, müzik değil ama müzik de sesten başka bir şey değildir. O, her an "Kün"(Ol)ü tekrarlar ve biz yaşamaya devam ederiz. Ses, hayâtın başlangıcını ifada eder. İnsanın kişisel ve sosyal hayâtının vazgeçilemeyecek bir parçası olan din, medeniyetin insana sunduğu imkânlara ve Allâh'ın verdiği kabiliyetlere elbette bir disiplin getirecektir. Bu disiplin kendini, edebiyatta, mimârîde, ticârette, giyim kuşamda, eğitimde ve tabii ki güzel sanatlarda gösterecektir. Var olan imkânlar ve kabiliyetler, bu disiplin süzgecinden geçirilecek ve çağın şartlarına göre yorumlanarak, yine çağın ihtiyaçlarına karşılık, sorularına da cevap bulunacaktır.

      19- Tarihi rivayetlere göre ney i bizzat Cemşid’in icat ettiği ileri sürülmüştür.

                                           ”Dinle neyden kim hikayet etmede ,

                              Ayrılıklardan şikayet etmede”                                       (Mevlana).

        20- Kur an da Kıyametin kopuşunun üflemeli bir  alet ile olacağına değinilmiştir.

        21-İslâm estetiğini sosyal hayâtın vazgeçilmez bir parçası yapan medeniyetimiz, -şimdilerde örneğine pek de rastlanmasa da- her vaktin ezanını farklı ve insan rûhunun günün o vaktine uygun makâmıyla okunmasını tesis etmiştir. Ezanı vaktine göre, Sabâ, Rast, Uşşâk, Hicaz gibi makamlarla okumak, Bayram Tekbîri'ni Segâh makâmının, insan rûhunun derinliklerindeki yüce ve mânevî devreleri faaliyete geçiren nezâketiyle getirmek gerekir.

          22-Bir anı” Ebrû hocam, muhterem Hikmet Barutcugil ile derslerimiz sırasında, her ders değişik makamlarda eserler dinlerdik. Belli bir süre sonra, acemice de olsa yaptığımız ebrûlarda, az da olsa bilen için âşikâr bâzı farklılıklar gözlemlenebiliyordu. Dinlediğimiz mûsıkî eserlerinin makamları, ebrû yaparken renk seçimlerimize etki yapmış ve belli makamlarda ağırlıklı olarak belli renkler kullanılmıştı.”

            23- Mûsıkînin bu nâzik ve cemâl özelliğine sâhip tesirlerinin yanında, askerî mûsıkînin dünyâdaki ilk örneği olan Mehter'de de gördüğümüz gibi, mûsıkînin celâl özelliğine sâhip etkileri de vardır.

            24-Fâtih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethi sırasında, Bizans halkını moralman zayıflatmak ve şehri mümkün olduğu kadar az kan dökerek fethetmek amacıyla, surların kara tarafına deve derisinden yapılmış yüzlerce, dev boyutlarda kös koydurmuş ve bunları gece-gündüz vurdurmuştur. Böylece halk, Osmanlı ordusunun gücünü, engellenmesi en zor duyu olan duyma hissi ile her an çevrelerinde hissetmişlerdir.1

S-6-YASAK OLAN ve olmayan MüZİğin özellikleri?: 

           1-İslamda,yasaklanmayan şeyler helaldir”.  Müziği tedavi amaçlı kullanan insanların torunları olarak bizlerin ilkesel olarak müziksel faaliyetlere karşı çıkmamız mümkün değildir.

         2- Müziğin, insanları Allah yolundan alıkoymaması, din ve dince mukaddes kabul edilen şeyleri alay konusu etmemesi, dini sorumluluk ve görevleri ihmal edecek seviyede olmaması, dini değerlere aykırı konularda propaganda özelliği taşımaması, söz veya icrâsında yalana, iftiraya, zinaya teşvik gibi din tarafından yasaklanan hususların yer almaması, ibadet yerine kullanılmaması, Kur'ân okuma ve dinleme kültürünün önüne geçmemesi,insanları nefsânî/Şehevi arzularına esir edecek bir içerikte olmaması, insanları faydasız şeylerle meşgul etmemesi, maddi ya da manevi herhangi bir zarar unsuru taşımaması gibi,özellikler taşıyan müzik dinde hoş karşılanmamıştır..

      3-Tıbbi ve dini olarak bazı sesler insan fizik ve ruhuna yararlı, bazı sesler zararlı ise bu ayrım nasıl yapılmalıdır?" İnsan:Biyolojisi/fiziği ve ruhu, ikincisi ise inançlarıdır. Her iki alan da özde aynı olmakla beraber, insanın muhatap olduğu hayatın iki boyutudur.Fıtri/doğal yapısına göre insan, hayatını devam ettirebilmek için ihtiyaçlarının aklıyla belirler. Mesela, bir şeyler yiyip içen insan, yediği şeyin kendi vücudu için faydalı mı yoksa zararlı mı olduğunu aklını kullanarak bulabilir. Eğer zehirli yiyecekler yerse zehirlenir; fıtri/doğal yapısına muhalefet etmiş olur. Sesler de böyledir; insan kendi varlığına zarar verecek seslerden kaçınmalıdır. Yani, kendisini ruhsal bunalıma itecek, dengeli düşünmekten alıkoyacak, hayatına son vermeye itecek,Onurunu ve şerefini kirletmeye itecek sesleri dinlemekten bir fayda elde edemeyeceğini görmelidir. Bunun yanında erdemsel/ulvi duygularını okşayacak, gündelik çalışmalarında verimliliğini artıracak, ümit ve şevk verecek sesleri dinlemenin kendisi için yararlı olduğunu bilmelidir.Bu noktada,İnsan için gönderilen din de sağduyulu akıl da aynı şeyleri söyler.

          4-İnsanı ruhen ve bedenen rahatsız eden sesleri dinlemek caiz olmadığı gibi, rahatlatan, dinlendiren,yüce ulvi duygular kazandıran, kulluğunu hatırlatan seslerin dinlenmesini meşru kabul eder.

           5-Müzik konusunda;Ulemadan bazıları çalgılara göre, bazıları da sesin etkisine göre hüküm vermişlerdir. Bu konuda,İlahiyatçı Prf.dr.Süleyman Uludağ :”Müziğin haram olduğunu gösteren hiçbir ayet/hadis yoktur”der.

           6-Müzikte güzel sanatların ve estetik zevkin gelişmesine etken ise ve din “GÜZEL” kavramında bunları tavsiye ediyorken ;Müziğin yasaklandığı dönemlerde güzel sanatların gelişmesi beklenebilir mi?

           7- Müzik,doğal bir ihtiyaç olup, müziğin haram olduğuna hükmedenlerin insan doğası/yapısı ile dini bilgileri beraber ele almadıkları görülmektedir.

           8-Hased etme! hırs gösterme!düşmanlığa sebep olma!inat etme! Aşırı ve zararlı psikolojik sıkıntılara vardıracak kadar mal sevgisine neden olması!" gibi fıtratı/İnsan doğasını dikkate almayan yasakların doğru olmadığını söyler,Uludağ.

           9-Müzikle insanlara nasihat,yararlı hatırlatmalar,gelişim,modernleşme,gelişme,görgü nezaket,Dini değer ve güzellikler öğretilir veya…amaçlanırsa;Bu Müzik Zaten Allah ın emri olan ve insanlığa tesir eden müzik olur.” (Mektuba, s. 38)Bu yorumda,insan fıtratını dikkate alarak analiz yapılmıştır.Bu analize göre, sesleri ikiye ayırarak insana yararlı seslerle, zararlı sesleri ortaya çıkar. Meşru sesler;yüce hüzünleri", "Rabbani aşkları" veren, insana yaratılış gerçeğini hatırlatan seslerdir.

          9- Haram sesler; insanı hayattan soğutan, kendini sorgulamaktan uzaklaştıran, mutluluktan, düşünmekten alıkoyan, "yetimane hüzünler" veren ve "nefsani şehevatı tahrik eden isyan,küfür,bulunan,cinsel tahrik,müstehcenlik ..vs bulunan kötülüklere yol açan " seslerdir.

         10-Cahiliyye döneminde "kayne" ve "muğanniye" denilen şarkıcılar vardır.Bunlar genellikle fuhu yapılan, alkol alınan ve kumar oynanan mekânlarda şarkı söyleyen kişilerdir. İslam, bunların yapılmasını har  kılıp yasa   ca bu tür mekânlar kap    ıştır.      

S-7-Müziğin insanın psikolojik yapısına etkileri nelerdir?

       1-Kur'an-ı Kerim'de Hz. Davud (as) kıssası anlatılırken "güzel sesi ve etkisine" vurgu yapılır. Davut A.s., öylesine güzel bir ses ve hoş bir eda sahibi idi ki, bütün mevcudat onun tespihatına/Allah ı anışına katılıyordu.

       2- Günümüz hekimlerinin de insan biyolojisi ile sesler arasındaki ilişkiyi kabul ettiklerini biliyoruz. Müzikal seslerin ve melodilerin fizyolojik/psikolojik etkilerini çeşitli ruhsal bozukluklara göre ayarlamak suretiyle uygulanan tedavi şekline denilen "müzik terapi", bugün bilimsel olarak uygulanabilmektedir. Müzikterapi, tarihin her döneminde kullanılagelmiştir. İslam tarihinde de müzikterapinin somut örneklerini bulmak mümkündür.

    3-Osmanlı döneminde, Edirne'de kurulan Darüşşifa'da(Hast.) ruh hastalarının müzikle tedavi edildiklerini biliyoruz. II. Bayezit'in 1488'de Mimar Hayreddin'e inşa ettirdiği bu Darüşşifa'yı ziyaret eden Evliya Çelebi, ruh hastalarının nasıl tedavi edildiklerini şöyle anlatır: "Müziğin insan ruhu üzerindeki olumlu etkisi konusunda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olan Darüşşifa'nın hekimbaşısı, hastalarına önce çeşitli müzik makamları dinletiyor, kalp atışlarının hızlanıp ya da yavaşladığına bakıyor,yararlandıkları uygun melodiyi belirliyor, şikayetleri ve benzer hastalıkları bir araya getiriyor, Darüşşifa'nın müzik ekibine haftanın belirli günlerinde konserler tertipletiyordu." Ayrıca Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde hangi müzik makamının insanda ne tür etkileri olduğuna örnekler de verilmektedir: Zihni açma, hafıza ve hatıraları güçlendirmede "isfehan"; aşırı hareketli, heyecanlı hastaları sakinleştirmede "rehavi", sıkıntılı, karamsar, durgun ve neşesiz hastalarda "kuçi" makamının fayda sağladığı belirtilmektedir.

        4- II. Mahmut döneminde mehter takımı kaldırılarak yerine bando takımı kurulmuş,II. Abdülhamid'in Batı müziğine sempatiyle bakması Osmanlılarda batı müziği sürecini hızlandırmıştır.

        5-Müziğin evrensel karakterinin olduğu, bir insanın Doğuda yaşayıp Batı müziğine ya da Batıda yaşayıp Sufi müziğine ilgi duyması olağan bir durumdur.Ancak bazı dönemlerde ve yerlerde müzik, zorla benimsetilmeye çalışılan kültürün taşıyıcısı olarak algılanmaya başlandı.

        6-Tekkelerde müzik ve aletleri kullanılmaya başlandı.Bazı Yıllarda Tü müziği,radyolarda yasaklanmıştır.Bazı dönemlerde bazı müzik çeşitleri insanlara zorla benimsetilmeye çalışılmış.Yurtdışındaki bu davranışlar insanlara ters etki bırakmıştır.Çünkü herkes aynı müzikten hoşlanmıyor ve farklı yaratılmışlardı..

            7-Bugün yapılan araştırmalarda müzikle ilgilenen çocukların diğerlerine göre daha başarılı oldukları gözlenmektedir. Müzik, sadece bir eğlence aracı olmadığı gibi, insanın ruh ve vicdanından, zihin ve düşüncesine kadar bütün boyutlarını etkileyen bir fonksiyona sahiptir.

           8-Müzik, öğrencilerin özgüvenlerinin gelişmesine, kendilerini ifade etme yeteneklerinin artmasına, estetik ve yapıcı düşünme kapasitelerinin gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Ayrıca müzik, çeşitli problemler yaşayan çocukların bu problemlerden kurtulmasına imkan sağlamaktadır.

             9-Allah ın İlk emri , ilk ses idi; sonsuzluğa dek duyulacak her çeşit müziğin ilk tınlamasıydı. Kaynağı elbette Yaratan olan bu ilk tınlama, aynı zamanda kâinattaki ilk hareketlenme, ilk canlanma idi.

10- Kadınların kolay ve sağlıklı doğum yapmasından, öğrenme zorluğu çeken zihinsel özürlü hastaların bu zorluğu aşmalarına yardımcı olmaya kadar sayısız alanda kullanılmaktadır.2            

          

 S-6-İslam dininde Müzik yoktur diyenlerin görüşleri?

         1- Dinde mûziğe/musıkîye yer olmadığını iddia etmek, verildiği zamânı ve veren kişiyi bağlayan fetvâları referans göstererek, mûsıkîye 'günah' demeye kadar ileri gitmek, İslâmî estetiğe ve İslâm'ın insana bakışına ters düşmektedir. Çünkü bu, İslâm'ın direği olan namazın çağrısını, yâni insan sesiyle okunan ezanı bilmeden reddetmektir.

             2-Bazen,Türk mûsıkîsinin bu özelliği yokmuş gibi davranılıp, Osmanlı zamanında Darüşşifâ'larda mûsıkînin akıl hastalarını tedâvide kullanılması kabûl edilmediği için, Türk tıbbı ile birlikte Türk mûsıkîsinin de çeşitli alanlarda gelişmesine k t vurulmaya çalışılmaktadır. Türk müziği,Batı müziği ile birlikte dünyâ üzerindeki en önemli iki müzik sisteminden biridir.

           3-Mûsıkîmizi ilkel sayıp, bunun sebebini de İslâm dinîne bağlamanın ilmî hiçbir dayanağı olamaz.

       4- Batı müziği, başlarda Hıristiyanlığın etkisiyle, teslis inancının bir tezâhürü olarak "Çok Sesli" bir yapıda, öncelikle kilise müziği olarak gelişme imkânı bulmuştur. Dünya kültürüne Batı medeniyetinin hediye ettiği,Batı muziği. İslâm inancında ise Tevhidsel, mûsıkî  ortaya konmuş ve Türk mûsıkîsi "Tek Sesli" bir yapıda inkişaf etmiştir.

           5-Kur'ân okumanın başlı başına bir sanat olarak ele alınmasıyla, 'iç mûsıkî' ortaya çıkmış ve müzikâl ses ve sözlerle örülen Kur'ân'ın ses mîmârisinin eşi bulunmayan mûcizesi tezâhür etmiştir.

      6- Mevlana,ney'in o esrarlı sesini, kâinâtın sırrını anlatan nağmeler olarak açıklaması da, İslâmiyet ile mûsıkînin ne kadar örtüştüğünün en bâriz delilidir.

           7- Müziğin red veya kabûl edilmesinde önemli olanın, bir (sözlü) mûsıkî eserlerinin, kimin tarafından icrâ edildiği değil, bu eserin güftesinde anlatılanların ne olduğu ve insanda hangi duygulara hitap ettiğidir. İnsanda -dinî veya din dışı- ulvî, ahlakî, mânevî, medenî duyguları muhatap alan bir mûsıkî eserinin İslâm öğretisine ters düşen hiçbir tarafı olamaz. Müzik, güzel sanatların en hassas, en nâzik ama bir o kadar da en güçlüsüdür. Yerinde kullanıldığında, bir orduya topsuz, tüfeksiz zafer kazandıran gücünün yanında, insanı kendi iç dünyâsında, iç muhasebesini en sağlıklı bir şekilde yapmasını sağlayacak ve insana güçlü bir ruh dengesi sunabilen duruluğa sâhiptir.             

          8- Kur an da,"O, yerde ne varsa hepsini sizin için yaratmıştır.” (Bakara, 2/29)-Kulağı yaratan ve özelliklerini bilen hiç onun duyması gerekenleri ölçüsüz/hikmetsiz/Sepepsiz yasaklar mı? "Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz, çünkü Allah gereksiz harcayanları sevmez" (A'raf, 7/31) buyuruyor.Bu ölçü beş duyu organından her biri için geçerlidir. Hak Teala'nın nimetlerinden ölçülü bir şekilde faydalanmak gerekir. Ölçü kaçırılırsa haz eleme dönüşür. Haddinden fazla et yiyen kimsenin rahatsızlanması gibi. "Bir şey haddini aşarsa zıddına dönüşür" kuralı da bilinmelidir..

        "Eşyada asıl olan ibahedir"."Aklın hilafına dinin emirleri muhaldir." (Dini hükümler akla aykırı olacak şekilde gelmez,ancak aklın üstünde olanlarda vardır.), "Aklen caiz olmayan bir şey (Dinen)şe 'an da caiz değildir." külli kaidelerini burada hatırlamakta fayda vardır.

       9-  Musiki Hz. Adem'den beri dini hayatla içiçedir. Bununla ilgili olmak üzere birkaç hadisi buraya alıyoruz:

         10-Hz. Peygamber buyuruyor: "Şüphesiz ki Allah güzeldir, güzelliği/güzeli sever." Bu hadis bütün güzel şeylerin, bu arada özü itibariyle güzel olan musikinin caizliğini, İslam'ın insanları buna özendirdiğini gösterir.

    S-7-Müzik haramdır diyenlerin görüşleri nelerdir?

           1- Yasak diyenler, Hanefî fıkıh kitabı Hidaye'de "Sana öğüt: Kur'an geldikten sonra artık zalimler topluluğuyla oturma" (En'am, 6/68) ayetini delil göstermektedirler.Sonra:Her çeşit çalgı haramdır,derler.Ancak bu ayet İslamı diline dolayan düşmanları/Dalga geçenler hakkında inmiştir..Bu ayeti böyle yorumlamanın aklı ve naklı dayanğı yoktur. Raks ve müzik haram ise,Mescid-i Nebi'de peygamberimiz, oyun oynayan ve rakseden Habeşlileri seyretmesini nasıl açıklayacağız?Peygamber haram olan şeyi yapar mı?Dolayısıyla;Naslara(Ayetlere) aykırı içtihatların hiçbir dini önemi ve değeri yoktur."mevrid-i nasda içtihada mesağ yoktur" (Nas olan konuda içtihat etmek caiz değildir.)

        2-İslam toplumları, özellikle dindar halk kesimleri her zaman raks ve müziğin günah ve haram, dolayısıyla şeytan işi olduğu inancıyla yetişmişler ve yaşamışlardır. Bütün nesiller her zaman ve her bölgede bu ağır hükümlerin baskısı, yetenekleri ezici ve hevesleri söndürücü etkisi altında kalmışlardır. Bunun için de şarkı, türkü söylemek, def ve kaval gibi nefesli ve vurmalı çalgı aletlerini kullanmak hoş görülmemiş,dindar ve takva sahibi Müslümanların bu şeytan işinden kendilerini uzak tutmaları sanki dinmiş gibi anlaşılmış,sonrasında Dindarlar arasında sanatta edebiyatta,müzikte;önceleri başlayan  güzel sanatların gelişmesi durmuştur.Hatta bilgin Birgivî “Amma kulaklarını sakınalar sâz dinlemekten. Saz deyu lehv ve Lu'b aletine denur ki, onlardan ârâz zuhur eder, nefsin ve şeytanın telezzüz ettiği ârâzlardan olur.”demiş ama kendi kültür ve dönemine kendi bakışından yorum getirmiştir.İnsan yapısı ile Nasları bir arada değerlendirebilmiş midir?

           3- Raks ve folklor gibi hususlar bazı hocalar tarafından çok olumsuz bir şekilde ele alınmış, bunlar ve benzeri sanatlar her çeşit şerrin ve günahın kaynağı sayılmış, musiki şeytan veya onun baştan çıkardığı adi ve gâfil insanların işi olarak görülmüştür. Bu konuda bilgi söyleyebilmek için,Kaynakların dikkatle, itina ile ama eleştirel bir şekilde kullanılması şarttır. hadislerin ışığı ve bu gibi konularda kaynaklarımızdaki bilgileri tenkit ve muhakeme süzgecinden geçirmeyenler hem yanılır, hem de başkalarını yanıltırlar.

          4-Müsıkı, Kur'an tilavetinde; ezan ve ilahi okumada, tekbir ve salavat getirmede, mevlît ve benzeri dini metinlerin okunmasında kendini gösterir. tabiî, insan yapısına uygun,dengeli ve ölçülü şekli, dini geleneklere uygun tarzı insana güzel duygular yaşatır, dini hayatın canlı ve etkili bir şekilde devam etmesine katkı sağlar, insanı dine ve dince önemli olan hususlara ısındırarak Allah'a yaklaştırır. Bu sebeple İslamî hayat tarzında bunun meşru sayılarak önem verilmesi ve geliştirilmesi gerekir. Lâ-dini/profan müziğe gelince bunun ibadet ve sevap boyutu yoksa da insanî ve fıtrî boyutu vardır. Gerek bireylerin, gerekse toplumların dinlenmeye ve eğlenmeye ihtiyaçları vardır. Müzik dinlemenin ve eğlenmenin en etkin araçlarından biridir. Bayramlarda, düğünlerde ve bazı özel günlerde dinlenen bireyler ve toplumlar hem diğer dünya işlerini daha hevesli ve daha güçlü olarak görürler, hem de ibadetlerini daha şevk ve huşu ile ifa ederler.

        5-Musiki ve benzeri güzel sanatlar ayrıca insanın estetik zevkini de tatmin eder. fıtrî, beşerî ve insanî boyut da budur. İçki ve fuhuş alemlerinde çalınması adet olan meyhane müziği ve benzeri müzik türleri caiz mi?

        6- Müzik, insan ve çalgı seslerinin kulağa hoş gelecek, insanı duygulandıracak şekilde ahenkli/armonik ve ölçülü olarak düzenlenmesidir. o milletin dini musikisini de din dışı musikiden ayrı düşünmek mümkün olamaz. Dini ve tasavvufî besteler yapan ünlü Osmanlı bestekarlarının,hafız olmaları aynı zamanda şarkı formunda eserlerinin de olması bunu gösterir. Şu halde milletlerin dini musikileri lâ-dini dindışı müziğin de hoşgörüyle karşılanması, korunması ve geliştirilmesi gerekir.

.       7-Dünyevi müzik ideal müziğin bir gölgesidir. Zaman güneşi adlı bilge, “Sesleri biri yüce, diğeri kötü duygular uyandıran olmak üzere ikiye ayırıp ilkine helal, ikincisine haramder.

         8-Bir gün Farabi, Sultan Seyfüddevle'nin bulunduğu meclise girdi. Mecliste pek çok faziletli ve şöhretli kişi bulunuyordu. Sultan Farabiye, "Müzik dinlemek caiz midir?" diye sordu ve "evet" cevabını aldı. Sonra her çeşit müzik ve çalgı aleti getirildi. Sâzını ele alıp çalan herkesin kusurunu gösterip kulağını çeken Farabi, en sonunda kuşağından bir harita çıkardı. Birkaç çubuk getirip onları belli bir tarzda birleştirdi, birbirine çattı. Bir çeşit lu'b eyledi/oyun oynadı ki, oradakiler ellerinde olmaksızın güldüler. Sonra bu çubukları başka bir tarzda birleştirdi, bunları çalınca oradakilerin hepsi ağladılar. Farabi çubukların bu tarzını değiştirdi. Yeni bir tarzda birleştirip hareket haline geçirince oradakilerin üzerine bir uyku çöktü, hatta kapıda nöbet bekleyen bekçiler de uyuyakaldılar. Farabi'de oradan çıkıp gitti. Rivayete göre kanun denilen musiki aleti onun icadıdır." (Taşköprüzade, Mevzuatü'l-ulum, I, 343)

S-8-Müslümanlar arasında gelişen müzik kaça ayrılır ve nelerdir?

       Dinin temel öğelerini direkt konu edinen müzik eserlerine ilahi,denir.Müziğimiz:Cami ve Tekke müziği olarak 2 ye ayrılır.Cami Müziği:Ezan,Tekbir,Tesbih,mevlit,,salatü selamlar,..Tekke Muziği ise:İlahi,naat,nefes,,mersiye,

     Sonuç Olarak Söylemek Gerekirse:

1- İslam, fıtrat/insan doğasının dinidir ve selim (İnsan doğasına/yapısına uygun dindir.) fıtrata muhalif olmayan hiçbir şeye karşı çıkmaz. Bu nedenle yaratılışın derinliklerinde yatan hisleri harekete geçiren ve sahibini ruhen gizemli alemlere götüren ahenkli, ölçülü güzel seslere yani musikiye haram demenin imkanı yoktur. Zaten bu anlamda böyle bir hüküm, İslami kaynaklarda mevcut değildir.

2- Musiki; bilumum ahenkli ve ölçülü sesleri ifade eden bir kelimedir. Bu itibarla; musiki-müzik dar bir anlayışla değerlendirilmemelidir.

3- Fıkıh kaynaklarında şartları belirlenen, doğrudan haram işlemeye ya da vesile olmaya sevk eden şeyler dışında kalan beste, güfte ve icra, şahsın vicdanına yaptığı tesire göre hüküm alır. Yani, İlahi ve müsbet hisler uyandırıyorsa helaldir. Menfi duyguları kamçılıyorsa haramdır.

4- Kur'ân-ı Kerim'de bir ses sanatı olarak "müzik" kavramını dolaylı ilkesel ifade eden kavramlar vardır. müziğin muhtevası, icrası ve sonuçlarını ilgilendiren ve bu hususlarda temel ölçü sayılabilecek şekilde ilkeler konulmuştur.   

       5-    Resulullah'ın (s.a.s.) müziği Kur'ân-ı Kerim'de belirtilen ölçüler ışığında değerlendirdiği, dini açıdan sakıncalı gördüğü müzik icralarını yasakladığı, dini açıdan herhangi bir sakınca görmediği müzik icralarına ise izin verdiği hatta bizzat kendisinin de bu gibi müzikleri dinleyip, Ashabını teşvik ettiği ifade edilmektedir.

             6-Aslında kaynaklar dikkatli incelendiği zaman müziği haram, mekruh ya da mübah sayan alimlerin hemen bütününün konuyu yaşadıkları toplumların sosyo-kültürel yapısına göre değerlendirdikleri anlaşılmaktadır. Kanaatimizce doğru olan da budur. Lokman, 31/19. Sebe', 34/10.

 

Bu haber 1691 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

İSLAM VE ESTETİK(s94-120)11/Ü7

MİMARİ VE İSLAM

MİMARİ VE İSLAM Müslümanlarda mimari

İSLAM VE ESTETİK 11

İSLAM VE ESTETİK 11 İSLAMIN SANATA VERDİĞİ ÖNEM

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

ATATÜRK VE DİN

GALERİ

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 49
Haber 867
Yorum 120
Haber Okuma 1128944
Editör 5


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi