BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ÖNEMİ Ü5 10

DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ÖNEMİ Ü5 10

Tarih 15/Mayıs/2011, 16:49 Editör BİLGE BİLGE

DÜŞÜNCELERE SAYGI

                 DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ VE İSLAM
   Ü5 10

l       SORULAR(HAZIRLIK-ARAŞTIRMA)DEĞERLENDİRME

S-1-Düşünce özgürlüğü nedir?                                                                                                                                               Dinimizde, insanın her aklına geleni ve arzu ettiği her şeyi yapması demek olan "mutlak hürriyet" yoktur.Doğru olmayan anlayışa göre, "Başkasına zarar vermeyen her şeyi yapabilmek" şeklinde tarif edilse de; bizim hürriyet telakkimiz, "insanın, ne kendisine ne de başkasına zarar vermemek şartıyla meşru dairede istediğini yapması" şeklindedir.

S-2-Kişinin kendisine ve malına zarar verme özgürlüğü,doğru düşünme ve karar verme gücünü kıracak ,fiziki ve ruhsal yapısına zarar verme ve zarar verecek şeyleri kullanma özgürlüğü olmalı mıdır?Neden?

     --Bir insan Arabasını yakabilir mi,kendi bedenine zarar verebilir mi?

s-3-Düşünce özgürlüğü nasıl gerçekleşir?

s-4-İnanma veya inanmama  özgürlüğü var mıdır? İnanmayan istediği gibi inanmayabilir mi,buna uygun davranabilir mi?İnanan da düşüncesine göre davranabilir mi?Özgüvenli,ruhsal ve psikolojik yönlerden sağlam karakterli bireylerin yetişmesi açısından düşünce özgürlüğünün önemi nedir?Yetişen gençlerin Düşünsel tercihlerini gerçekleştirme de ve bunlara uygun davranmaları konusunda engellemeler ve baskıların olmasının ne gibi sonuçları olabilir?

           Her iki kısım da düşüncesini serbestçe açıklayabilir mi?

S-5-İslam düşüncesi mi,Müslüman düşüncesi mi,İslam edebiyatı ,ordusu,müziği,bilimi mi,Müslüman bilimi mi?

s-6-Düşünce özgürlüğünün önünde engeller var mıdır,yok mudur varsa bunlar nelerdir?İnsanlar hangi gerekçelerle düşünce özgürlüğüne ve yeniliklere karşı çıkmaktadırlar?Aşağıdaki ayetle bunu değerlendiriniz?

   - Atalarımızdan büyüklerimizden böyle gördük “Onlara 'Allah'ın indirdiğine uyun' dendiğinde, onlar 'Biz atalarımızdan ne gördüysek ona uyarız' dediler. Peki, ya onların ataları birşey akıl edememiş veya doğru yolu bulamamışlarsa?”  (Bakara suresi 170)

S-7-“Gerçek fikirlerin çarpıştırılmasından doğar”ne demektir?

S-8-İyi –kötü nün kaynağı olması bakımından düşüncenin önemi ve iyi davranışların ortaya çıkmasında;kötülerin kötülüğe çevrilmemesinde Ahlak ve hukukun katkıları nelerdir?

S-9-Düşünce özgürlüğünü mü,bunun  kısıtlanmasını mı savunuyorsunuz.Bu konuda basından-Gazete kupürlerinden örnekler getiriniz.!Düşüncelerini ve düşünsel tercihlerini beğenmediğimiz insanlara nasıl davranmalıyız?

        a-Onları toplumdan dışlamalıyız

        b-Onları hapsetmeliyiz

        c-Onlara baskı ve şiddet uygulamalıyız

        d-Onları eğitim kurumlarına sokmayarak bulundukları hal üzere hatta ,zamanla gerilemelerine çalışmalıyız.

        e-Fikir ve düşünce özgürlüklerini ellerinden almalıyız.

        f-Onların kişiliklerinin ve özgüvenlerinin oluşmasında önemli olan bu seçimlerine imkan vermemeliyiz.

        g-Bizim gibi düşünmedikleri için onları idam etmeliyiz.

        H-Bizim gibi düşünme ve bizim beğendiğimiz düşünce eksenine gelinceye kadar baskı uygulamalıyız.

        I-Bu maddeler doğu değilse sizce ne yapmalıyız?

S-10-Kur an dan ve hadisler den düşünce özgürlüğüne ikişer örnek veriniz.

S-11-Düşündüğünü söylemenin sonuçları neler olabilir?O halde düşüncenin ifade edilmesi nasıl olmalıdır?

s-12- Bir öğretim kurumunda beyin jimnastiği yaptırmak ve öğrencilerini düşündürtmek isteyen bir öğretim üyesi“Babanızı nasıl yersiniz”şeklinde soru sormuştur.  “Öğretim kurumların da kanunlarla teminat altına alınmış fikir özgürlüğü vardır.” Kanun maddesine rağmen  bir ünv.öğretim üyesi herhangi bir davranış hakkında düşüncesini açıkladı ve tepkiler aldı.!O halde verilen bu iki öğretim görevlisine karşı hangi yöntemlerle tepki gösterilmelidir.?

       Baskı-Hapse atma-Dövme-işkence-işinden atma-düşüncesini fikirsel olarak çürütme-düşüncesini araştırma,inceleme…vs.

S-13-Fiil –davranış ve bilimsellikte neden insanların düşünce-tercihlerine bakılmamalıdır.İnsanların düşünce ve tercihlerine göre sanat ve fiillerini değerlendirmenin sonuçları neler olabilir?Düşüncede aşkınlık-özgünlük ne demektir?                                                                                                                                                           S-14-Müslüman olmayan ya da Müslüman düşüncesine,tercihlerine bağlı olmayanlar;Müslümanca düşünce benimsemek isteyenlerin düşüncelerine,tercihlerine;Müslüman düşüncesine sahip olanlar diğer görüşteki insanların düşüncelerine saygı gösterebiliyorlar mı?Düşüncesini beğenmediğiniz bir insanın gazetesini okuyabiliyor musunuz?

s-15-Güce sahip olanların muhalif düşüncelere karşı tavırları neler olabilmektedir?

--Bir dönemlerde bazı ülkelerde insanların düşünmelerini önlemek için ,romantik,nostaljik,kadın erkek arasındaki sevgi konulu  filmlere ve dizilere önem verilmiştir.Bu davranışın sebepleri neler olabilir?

S-16-Allah,  inanma ve inanmama özgürlüğü vermiştir,Bunun farklı düşüncelere sahip insanlar karşı davranışımıza verdiği fikirler nelerdir? -- Yüce Allah; insana vicdan ve akıl vermiş, bununla yetinmeyerek örnek ve önder olması için peygamber ve rehber olması için de kitaplar göndermiştir. Ancak insanı, peygamber ve kitaplarla gönderdiği dinî kabule ve ibadete zorlamamıştır. Çünkü insanı ölüm ve hayat (Mülk, 67/2), mal ve evlad (Enfâl, 8/28), hayır ve şer (Enbiyâ, 21/35), iyilik ve kötülük (A'râf, 7/168), doğruluk ve yalan (Ankebût, 29/3), Allah yolunda çalışıp çalışmama (Muhammed, 47/3) ve verilen nimetler (Bakara, 2/155) ile imtihana tabi tutmuştur. İmtihan halinde olanın inanıp inanmamakta, ibadet edip etmemekte hür olması gerekir. Nitekim yüce Allah; "(Ey Peygamberim!) De ki: Hak Rabb'inizden (gelmiş)tir. Öyle ise dileyen îmân etsin, dileyen de inkâr etsin" buyurmuştur (Kehf, 18/29).

Eğer Allah insanları îmâna ve ibadete zorlamış olsaydı, yeryüzünde îmân edip ibadet ve itaat etmeyen bir tek insan kalmazdı. "(Ey Peygamberim!) Eğer Rabb'in dileseydi, yer yüzündekilerin hepsi elbette îmân ederlerdi. O halde sen îmân etmeleri için insanları zorlayacak mısın?". (Hud, 11/99)

Peygamber insanları dine zorlamak için değil öğüt vermek, dinî tebliğ etmek ve dinî kuralları sözlü ve uygulamalı olarak açıklamak için görevlendirilmiştir: "(Ey Peygamberim!) Sen öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. İnsanların üzerinde bir zorba değilsin". (Ğaşiye, 88/21-22); "...Sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin. Sadece tehdidimden korkanlara öğüt ver." (Kâf, 50/45)

Zorlama, insandaki rıza ve iyi niyeti yok eder. Rıza ve iyi niyet olmayınca hiçbir amel ibadet sayılmaz. Dinen yapılması istenen şeylerin hepsi zorlamasız, iyi bir niyet ve rıza ile yapılmalıdır. Zorlama ile inanç mümkün değildir. Zorlama ile gösterilen îmân gerçek îmân değil, zorlama ile kılınan namaz, gerçek namaz değil, zorlama ile tutulan oruç, gerçek oruç değil, zorlama ile yapılan hac, gerçek hac değildir. Diğer görevler için de aynı şey söz konusudur.

İslâm'da tam bir inanç özgürlüğü vardır. Dileyen müslüman olur, dileyen müşrik, kâfir, Hristiyan, Yahudi ve Mecusi olarak yaşar. Peygamberimiz (a.s.)'in devrinde de böyle olmuştur. İslâm'daki "cihadın" amacı da insanları baskıdan korumak, baskıyı kabul etmeyen hak dini hâkim kılarak î'lâ-i kelimetullâh etmek (Allah'ın yüce kelimesini / tevhit inancını yüceltmek), hak dinî kendi isteği ile kabul etmek isteyenlere, dinin anlatılmasına ve yaşanmasına mani olanlara, zorlama yapanlara engel olmak ve doğru yolu insanlara anlatmaktır. Dolayısıyla İslâm'da savaş; intikam, öldürme ve din değiştirmeye zorlamak için yapılmaz.

Peygamberlerin tebliğ ettiği tevhit dini; beş şeyi (dini, malı, canı, aklı ve nesli) korumayı amaç edinmiştir. Bu beş şey, temel insan haklarıdır. Toplum düzeninin temelini teşkil eder. Dolayısıyla kamu düzeninin sağlanması ve temel insan haklarının korunması amacıyla bu beş ilkeyi ihlal ederek suç işleyenlere dünyada cezaî müeyyide konulmuştur. Ancak, bu suçlara dünyada ceza uygulanması "dinde zorlama vardır" anlamına gelmez. Çünkü bir suçun, cezayı mucip olabilmesi için kişinin hür iradesi ile bu suçu işlemesi gerekir. Hür iradenin olduğu yerde baskı ve zorlama olamaz. Baskı varsa kişi, o suçu zorlama ile yapmıştır. Bu takdirde o suçtan dolayı ceza uygulanmaz.

Kur'ân'da insanların Allah yolundan men edilmesi şiddetle kınanmaktadır: "Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay haline. Onlar dünya hayatını ahirete tercih ederler, (insanları) Allah yolundan alıkoyarlar ve onu eğriltmek isterler. İşte bunlar derin bir sapıklık içindedirler." (İbrahim, 14/2-3). Allah, insanların dinlerini yaşamalarına mani olanları fesatçılık/ bozgunculukla nitelemektedir (Nahl, 16/88). (İ.K.)

 

S-17-Tarihi süreçte düşüncelerinden dolayı baskı görenler var mıdır?

S-18-Düşünürlerin öldükten sonra değerlerinin bilinmesi konusunda ne dersiniz?

  S-19-Akılda ki düşünce yok edilebilir mi?

       Din ve Vicdan Özgürlüğü, insan haklarının önemli bir bölümünü teşkil etmektedir. Bu nedenle dinin, canın, aklın, neslin ve malın korunması bütün semâvî dinlerin olmazsa olmaz şartıdır.

Din ve Vicdan özgürlüğünün temel unsurları îmân etme, bağlı bulunduğu dinin esaslarına göre amel etme, onu öğrenme, öğretme, tebliğ etme emir ve yasaklarına riâyet etmek gibi hususlardır.

Vicdan ise iyiyi kötüden, hayrı şerden ayırmaya yardımcı olan ve insana iyilik yaptığı zaman huzur ve sevinç, kötülük işlediği zaman pişmanlık, elem ve ızdırap veren ahlâkî bir duygudur. (F.K.)

S-20-İrticacı ,gerici düşünce nedir,bu düşünce nin zararları var mıdır,yok mudur?Nelerdir?

 

S-21-Düşünce, nasıl yok edilmeye çalışılır?                                                                                                       Düşünceyi tehdit, insanlığı tehdittir... Düşünceyi yok etmenin yolları :canına kastetmek , Alay,baskı,boykot ve işkencedir. itibarsızlaştırma , Hapse atılma …

       Yüreğinden konuşan insanlar 'yürekli' insanlardır

l       Silahla insanları susturmak mümkündür ama vicdanlar asla susturulamaz.

Düşünenlerin ölümden sonra kıymetini bilme

S-22-”Sözün odun gibi doğru olsun fakat her doğruyu her yerde söylemeye hakkın yoktur”(Mehmet Akif Ersoy)Şair burada ne demek  istemiştir?

S-23-Konuyla ilgili bir soru da siz üretiniz.

S-24-Özgürlüğü elinden alınmış ancak ihtiyaçları karşılanan insanlar konusunda ne söylenebilir?

S-25-Düşünce ve ifade özgürlüğünün yasaklanması durumunda insanlar nasıl bir psikolojik yapı içinde olurlar?

S-26-Gelişmişlik ile düşünce özgürlüğü ilişkisi nedir?Düşünce özgürlüğü-düşünce birliğiyle gelime arasındaki ilişkiyi örneklerle anlatınız. /-Düşünce özgürlüğü,bilimsel ve sosyal değişim-gelişim ilişkisi nedir?

           Bir milletin gelişip ilerlemesi, o millet fertlerinin fikrî ve duygu sahasında terbiye görmelerine bağlıdır. Fertlerinde düşünce ve iç aydınlığı gelişmemiş milletlerin ilerlemesi de beklenemez. Milletlerin yükselmesinde, millet fertlerinin gâye ve hedef birliğine varmış olması şarttır. Birinin ak dediğine diğerinin kara dediği bir toplumda, kâh sağa, kâh sola toslamalar olsa da, kat'iyen yükselme ve gelişme kaydedilemez.Ortak bir terbiye(Eğitim) görmemiş nesiller, aldıkları farklı kültüre göre, hep ayrı ayrı kamplara ayrılmış ve birbirlerini düşman görmüşlerdir. Kendi içinde böyle didik didik olmuş bir toplumdan terakki/ilerleme beklemek, muhal(İmkansız) olmasa da, imkânsız denecek kadar zordur.

          Her terakki, önce bir hayal ve düşünce hâlinde belirir; sonra kitlelere kabul ettirilir; daha sonra da, el ele ve gönül gönüle kenetlenmiş fertlerin çabalarıyla gerçekleştirilir. Aksine düşünce plânında ilme/bilime onaylattırılmamış veya ifade edilememe talihsizliğine uğramış her terakki/gelişme hamlesi neticesiz kalmaya mahkumdur.

Bir şeyin daha temiz, daha parlak, daha düzenli ve daha iyisi, onun terakki etmiş olanıdır. Buna göre,sahip olunanları yeterli görmek yardımsızlığı gerektirir. Var olanları aşarak, daha düzenli, daha seviyeli eserler ortaya koymak ise terakkidir.

Ovayı-obayı çoraklaştırmak, bağı-bahçeyi çöplüğe çevirmek, bir alçalma ve düşüklük; çorakları ıslah, çöplükleri de bağ ve bahçe hâline getirmek bir terakkidir. İleri milletlerin memleketleri cennet, dağları bağ, mabetleri de âdeta muhteşem birer saraydır. Buna karşılık, geri kalmış memleketlerin şehirleri harabe, sokakları çöplük, ibadethaneleri de birer küflü dehlizdir.

Toplumların ilerleyip yükselmesinde okuyup yazmanın tesiri inkâr edilmeyecek kadar büyük olmakla beraber, millî kültürle nesiller belli bir istikamette terbiyeye tâbi tutulmadıkları için beklenen neticeyi elde etme mümkün olmamıştır ve olamayacaktır da... Her terakki hamlesi, hâlihazırı iyi değerlendirmeye ve geçmiş nesillerin tecrübelerinden istifade etmeye önem verildiği ölçüde sonuç olur. Aksine, her yeni nesil, öncekilerin tecrübelerinden istifade etmeyi düşünmüyor ve herkes kendine göre bir yol tutup gidiyorsa, o taktirde, böylesi çocuksu tutum ve davranışlarla hep didişip dursalar da, bir arpa boyu yol alamazlar.

S-27-İnsanlığın düşünce iklimine katkı yapmış olan bu Müslüman bilginler ve düşünceye katkıları nelerdir? Kindi ,Gazali,İbn-i Sina,

S-28-Görüşlerinden ve düşüncelerinden dolayı insanlar vatandaşlıktan çıkarılmalı mı?Sürgün edilmeli mi?.Esat efe

 

s-29-Ayetlerden düşünce özgürlüğüne ve düşünceye verilen öneme dair örnekler verelim.

S-30-Her iki taraftan da olan insanların düşüncelerini konuşabiliyor muyuz…Beyin yıkama mı diyoruz.

S-31-Karşı çıktığınız görüş sahipleriyle hiç konuşmayı ve Ötekileştirdiklerinizin fikirlerini düşünmeyi denediniz mi?Onların bir kitabını okudunuz mu?

 

S-32-Karşı çıktığınız İslam ,tarikat,Şeriat yada sosyalizm,komünizm hakkında bir kitap okudunuz mu?Yoksa aklınızı birilerine kiraya mı verdiniz.

S-33-Gerçek doğruları duymaya bireysel ve toplumsal olarak  hazır mısınız.Duyarsanız tepkiniz ne olur.

S-34 -Avrupa nın 1000 yıl süren karanlık çağ düşüncesine Müslüman düşünce aksiyonlarının etkiler nasıl olmuştur? İngiliz mahkemesi: Okul, dinin emrettiği kıyafete engel olamaz

S-35-Allah a kulluk düşünce özgürlüğüne nasıl katkı sağlar ?                                                                                        Kul oldum!.. Hür oldum!..

Hürriyeti "insanın Allah'tan gayri hiçbir şey ve hiçbir kimsenin boyunduruğu altına girmemesi, hiçbir şey karşısında baş eğmemesi" olarak anlarız.Hayatını, cismanî hazlarının arkasında sürüm sürüm sürünerek geçiren, nimetler karşısında şükredeceğine iyice küstahlaşan ve kazandıkça biraz daha hırsa kapılıp şımarıklaşan ama diğer taraftan da elindeki imkanları yitireceği korkusuyla tir tir titreyen bir zavallıyı -dünyaya hükümdâr bile olsa- hür kabul edemeyiz. Çünkü, bize göre gerçek hürriyet ancak, insanın dünyevî endişelerden, mal-menâl gibi gâilelerden kalben sıyrılıp, Hakk'a yönelmesi sayesinde gerçekleşebilir. Bundan dolayıdır ki, Allah Rasûlü (aleyhi ekmelü't-tehâyâ) gönlünü dünya metâına kaptıran ve sürekli onu düşünen kimseleri, "dinarın, dirhemin, kadife ve kumaşın kulları" olarak tavsif etmiş ve kınamıştır. Bir Hak dostu da, talebesine nasihat ederken, "Oğul, kölelik bağını çöz ve azat ol; daha ne kadar altın ve gümüşün esiri olarak kalacaksın?" demiştir.

    Yusuf mu yoksa kralın karısı mı köleydi?

 

           Ömrünü bir kısım dünyevî çıkarlar ve cismanî hazlar karşılığında başkalarına ipotek eden ve sürekli onlara bedel ödemek zorunda olan birisi hür kabul edilemez. Yaratıcı'ya yönelen, gerçek kıblesine dönen, sadece Hakk'a kul olmak suretiyle arzulara kulluk, kuvvete kulluk, şehvete kulluk, şöhrete kulluk gibi çeşit çeşit kulluklardan kurtulan böyle bir insan gerçek hürdür.

S-36-Önemli düşüncelere sahip olan Düşünürlerin anlaşılamaması  sonucunda   başlarına neler gelmiştir?

s-37-İbrahim peygamberin Varlıkları düşünmesi ve sonuca varması ndan verilmek istenen ana fikirler nelerdir?

s-38-Dünya da en çok Tv izleyen ülkeler sıralamasında Türkiye nin 4.sırada olması düşünce dünyamız hakkında nasıl bir fikir verebilir?,Kahvehane sayısı ile kütüphane sayısının eşit ya da yakın olmaması ile düşünme nin ilişkisi nedir?

S-39-Siyasi düşüncenizi açıkladığınızda sorunlarla karşılaşıyor musunuz.

s-40-“ "Rahman- Kur'ân'ı öğretti, insanı yarattı. Ona beyânı öğretti" (Rahman, 55/1-4).Ayetinden hangi mesajlar çıkarılabilir?

s-41-Toplumu düşünsel kamplara ayırmanın ve bölmenin zararları olabilir mi?(firavun onları kamplara ayırdı.) Bir ayette bu duruma şöyle dikkat çekilmiştir:
“Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde  büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım gruplara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.” (Kasas Suresi, 4)

 S-42 “Biz ise o ülkedeki güçsüzlere ihsanda bulunmak, onları dünyada örnek şahsiyetler yapmak ve ülkeye onları vâris kılmak, onlara dünya hâkimiyeti vermek; Firavun’u, Haman’ı ve onların ordularını ise korktuklarına uğratmak istiyorduk.”(KAsas 5)-

 

S-43-Sağdan soldan size uç fikirli ancak ufkunuzu açacak yazarlar tavsiye edilebilir mi,bunlara açık olmayı mı ;düşüncelerinden dolayı onlara kapalı olmayı tercih edersiniz neden?

S-44-Daha önceleri güvenilir insan olan peygamberimizden övgüyle bahseden toplum neden O na daha sonra karşı çıkmıştır?Düşünce özgürlüğü ile hicret arasında ki bağ nedir?

Bilal i Habeşi,ammar bin yasir,Hz peygambere yapılan işkenceler,Mekke den ayrılmasının temel sebebi nedir,Zeynep gazali,Prf dr.Seyyid kutup düşüncelerini açıkladıkları için neler le karşılaştılar.

S-45-“Din Hürleştirir ama İnsan Hürriyetten Kaçar”Ne demektir?

S-46 -Kur an ı kerim neden her düşünce konusunda sınırlama getirmemiş,bu konuda ki açıklamalarını sınırlı tutmuştur.?

S-47-İslam dininin düşünmeye ve İnsan haklarına verdiği önemi örnek olay ve analizlerle anlatınız?

  İnsanların bir dine inanmaya veya o dinin ibadetlerini uygulamaya zorlanması, İslam'ın özüne ve ruhuna aykırıdır. Bir Müslüman "... Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır..." (Nahl Suresi, 125) ayeti doğrultusunda din ahlakının güzelliklerini anlatır, ancak "Onların hidayete ermesi, senin üzerinde (bir yükümlülük) değildir. Ancak Allah, dilediğini hidayete erdirir." (Bakara Suresi, 272) ayetinin de bilincinde davranırlar. Asla zorlama yapmaz, insanlar üzerinde maddi ya da manevi baskı uygulamazlar.

    Tebliğlerine karşılık olumsuz bir cevap aldıklarında Müslümanların verdikleri cevap "Sizin dininiz size, benim dinim bana." (Kafirun Suresi, 6) şeklindedir.

 

      İslam’ın insanlığa vermiş olduğu üstün mesajlar, ona sağladığı geniş haklar ne yazık ki hala çağdaş insanlara verilmemiş durumdadır ve hala insanlar dinlerinden, ırklarından, düşünce ve inançlarından ötürü boğazlanmakta, kılık kıyafetleriyle uğraşılmakta her gün biraz daha baskılar artmakta, işkence ve izdiraplar dinmek bilmemektedir.

     İslam, Habeşli bir köleyi ordularının başına getirecek kadar ırk,renk,düşünce ayrımı yapmamıştır.

    Batıda Haklar:İngiltere'de başkaldıran İngiliz baronları-na haklar tanımak amacıyla Kral Yurtsuz John tarafından 1215'te çıkarılan ferman-dir. "Büyük Ferman" anlamında "Magma C(h)arta" adi verilmiştir. İnsan haklarının Avrupa'daki ilk sözleşmesi sayılan Magna Charta hürriyetin beşiği sayılan İngiltere’de 15 Haziran 1215'te istemeyerek te olsa Kral John tarafından mühürlenip imzalandıktan sonra ilan edil-mistir. Oysa ki bu tarih Hz. Muhammed'-in Medine'de Müslüman, Yahudi ve müşriklerle anlaşarak 47 (veya daha fazla) madde halinde imzaladıkları kardeşlik, yurttaşlık ve yardımlaşma mukavelesi olan Medine sözleşmesinden tam 593 yıl sonradır.

      Yeryüzünde insan hak ve vecibeleri konusunda ilk yazılı belge Hz. Muhammed'in başkanlığında 4 büyük grubu temsil eden yetkilerin 622'de imzaladıkları Medine Sözleşmesi’dir.

   DEĞERLENDİRME:   Bakıldığında batı kültüründe haklar --bilimin önündeki kilise engeli- baskıyla,kan dökülerek alınmıştır.Ayrıca batılıların “özgürleştirmek “kavramından ne anladıkları 17 Haçlı seferiyle biliniyordu ancak yüzyılımızda daha iyi anlaşılmaktadır...Müslüman tarihinde ise haklar baskıyla değil,bizzat Allah destekli devlet başkanı peygamber tarafından verilmiştir.Bu gün batı nın düşünce özgürlüğünü savunanlara yaptıklarını ,Onlara turuncu elbiseler giydirdiklerini görüyoruz…O halde batı kültürü düşüncesinin temelinde baskı,egoizm var iken  İslam kültürünün temelinde ise Özgürlük ve özgürleştiricilik vardır. 

İslam’ın insanlığa sağladığı bazı haklari söyle maddelendirebiliriz:

  1. Bütün insanlar doğuştan günahsızdır. Suç ve ceza mefhumları ergenlikten itibaren söz konusudur.
  2. insanlar Adem'in çocukları olup eşit haklara sahip olarak doğarlar.
  3. Her doğan canlı yasama ve özgürlük hakkına sahiptir.
  4. İnsanların canları, malları ve ırzları koruma altında olup kutsaldır.
  5. Adalet dünya hayatinin temelidir. Herkes adaletten pay alma hakkına sahiptir. (Nisa, 58)
  6. İnsanların meskenleri koruma altındadır. İzinsiz girmek yasaktır. (Nur, 27)
  7. Başkalarına zarar vermedikçe insanların neyle uğraştıklarıyla uğraşmak, casusluk yapmak yasaktır. (Hucurat, 12)
  8. Ferdi sorumluluk esastır. Kimse kimsenin yaptığından dolayı sorumlu tutulamaz. (En'am, 164)
  9. Herkes, istediği gibi düşünme ve düşündüğünü açıklama hakkına sahiptir. (Kur'an kendisine karsı çıkanlara her türlü yolu denemeleri için meydan okur)
  10. . İnsanlar, inanç özgürlüğüne sahiptirler. (Bakara, 256)
  11. . Hiç kimsenin malı haksiz yollarla gasp edilemez. (Nisa, 29)
  12. . Herkes kazanma hakkına sahiptir. Rantiyecilik yoktur.
  13. . Herkes siyaset yapma hakkına sahiptir. (Bakara, 279)
  14. . Zulmün, işkencenin ve haksizliğin her çeşidi yasaklanmıştır. Zulüm yasak olduğu gibi, zulme karsı çıkmamak ta yasaktır. (Bakara, 283)
  15. . Her insan eğitim ve öğretim özgürlüğüne sahiptir. Öğrendiklerini başkalarına öğretme hakkına da sahiptir.
  16. . Hakların korunması için şahitlik yapma ve isteme hakki vardır. (Isra, 23)
  17. . Ailede ana-babaya itaat esastır. (Ankebut, 8)
  18. . Devlet hizmetinde çalışan ya da özel islerde çalışanların devlet ya da işverenleri üzerinde günün koşullarında normla şartlarda geçinebilecekleri bir ücret alma hakları vardır.

S-48-Düşüncenizin düşünemeyeceği alanlar var mıdır,nelerdir?

    Islam'da Düsünce İslam, güveni ve acımayı simgelediği gibi bu adin ilk çağrıştırdığı anlamlardan biri de şüphesiz özgürlüktür. İslam Tevhid inancını getirmiştir. Tevhid inancı özgürlüğün sembollüdür. Kulu, kullar karsısında kul olmaktan kurtarıp, sadece en büyük kudret sahibi olan Allah'a kulluk etmeyi gerektirir.

 

İslami düşünceyi iki kısımda mütalaa edebiliriz. : biri İslam Dini'nin temel hükümleri üzerinde düşünmektir. Bunlar da iman, ibadet ve ahlaka yönelik hükümlerdir.

İnanç esasları, ibadet ve ahlak ilkeleri sabit olunca, müminler akıllarını sadece dünya islerinde kullanacak ve daha yoğun bir şekilde düşünce üreteceklerdir. Aklin dünyamızla ilgili islerde kullanılması böylece düşünce üretilmesi İslam’ın dünya hayatına verdiği önemi de vurgulamaktadır. İslam akli dünya islerinde kullanarak düşünme üretmenin kapısını bundan 15 asır önce açtı. Hz. Peygamber’in dünya islerinde ashabıyla istişare ettiği, Hz. Ömer'in bu konulardaki ictihadlari tarihin kaydettikleridir. Rey ekolü sahibi Ebu Hanife'nin bir rivayete göre 63000 olan içtihadı ve mezhebinin bir çok yerinde yayılmış olması akli ve düsünceyi aktüel hale getirmesindendir.

   Dini naslar dışında önceden hiçbir otoritenin hiçbir peşin fikrin kabullenilmemiş olmasıdır.

düşünce ya da kendi aklini kullanma konusunda Kur'an-i Kerim'de 300'e yakına yerde insanlar kendi akıllarıyla düşünmeye çağrılmaktadırlar. bazı ayetler özellikle babaları (atalari) körü körüne taklit etmekten sakındırmaktadır. (Bkz. Bakara 17; Maide 104; A'raf, 28; ...)

     Kur'an'da "72" yerde "Düşünme" kelimesiyle müminler düşünme egzersizine tabi kılınmaktadır. Kur'an'in "29" yerinde. "Tefekkür edesiniz, taakul edesiniz, tezekkür edesiniz" ifadeleri yer almaktadır. Yine "142 yerde. "Düşünmez misiniz?, düşünmüyorlar mi? düşünen bir kavim için" ifadeleri yer almaktadır.

    Düşünmek fazilettir. Düşünen kafalar cesaret sahibi olur. Düşünmeyen ve başkalarının kafasıyla düşünenler ürkek ve korkak olurlar. Eğer düşünmekten endişe edilecek olsaydı Kur'an insanları sık sık düşünmeye çağırmaz, hatta Kur'an'in "Allah sözü" inanmayanlara meydan okumazdı: "Eğer kulumuza indirdiğimiz (kitaptan) şüphede iseniz kur'an'in benzerinden bir sure getirin ve Allah'tan baska şahitlerinizi de çağırın. Eger iddianızda doğru iseniz. (Bakara. 23-24)

        Islam'da "düşünce suçu" diye bir mefhum yoktur. Böyle bir bahis de yoktur. Hz. Peygamber'in tertemiz esi Hz. Aise validemiz hakkında münafıklarca atılan iftira Kur'an ayeti ile reddedilmiş, Hz. Aise aklanmıştı. Islam tarihi'nde "ifk olayi" diye adlandırılan bu olayda Hz. Peygamber iftirayı atanlara herhangi bir ceza uygulamamıştır. Oysa ayet inmeden önce sahabenin ileri gelenleri olayla ilgili görüs belirtiyor, bazi düşüncelerini aktarıyorlardı.

 

  1. "Yoksa Kur'an'a uydurma mi diyorlar? De ki, uydurulmuş on sure getirin, eğer gücünüz yetiyorsa, davanızda dogru iseniz, Allah'tan başka gücünüzün yettiği kimseleri çağırın." (Hud, 13)
  2. Bu Kur'an Allah katından olup ondan başkası tarafından uydurulmuş değildir. Fakat kendinden öncekini (Incil'i) doğrulayıcı ve kitabi (Tevrat'i) da açıklayıcı olarak gönderilmiştir. Kur'an'da hiçbir şüphe yoktur. O alemlerin Rabbi tarafından (gönderilme)dir. "

"Yoksa Muhammed onu uydurdu mu diyorlar? De ki, onun benzeri bir sure getirin, eğer iddianızda doğru iseniz. Allah'tan başka gücünüzün yettiği kadar kimseleri çağırın." (Yunus 37-38)

bu ayetlerde muhaliflere tanınan düşünce özgürlüğünü, dünyada hiçbir düzen ya da siyasal rejim tanımamıştır. İslam bir inancın bir düşüncenin baskıyla değil, özgür bir ortamda akil ile ve düşünülerek benimsenmesini istediği gibi, kendisi hakkında şüpheye düşenleri yok etme mahkum etme yerine, serbest düşünce yolunu ardına kadar açma üslubunu benimsemiştir. Bu durum İslam’da düşünce özgürlüğünün zirvede oldugunu gösterir. Kur'an bütün peygamberlerin ümmetlerine düşünce özgürlüğü tanıdıklarını, geçmiş büyük peygamberlerin mucizeler gösterdiğini, insanlara baskı ile değil, ikna ederek kendi akıllarıyla inandırma anlayışını hakim kıldıklarını göstermektedir.

"İslerinde müminlere danış" (Al-i Imran, 159) ayeti dünya üzerinde en kati dikta rejimlerin hakim olduğu bir zamanda İslam’ın düşünceye teşvikini, düşünmeye teşvik edecek mekanizmaları nasıl harekete geçirdiğini çok açık bir biçimde ortaya koymaktadır.

S-49-Kanunlarla insanların düşünmelerinin önüne geçilmesi ya da düşüncelerinin sınırlandırılması ,belli konularda düşünme ve konuşmalarının yasaklanması nın sonuçları vereceği sonuçlar neler olabilir?Olumlu mu-olumsuz mu olur?

S-50-Her dönemde Gücü eline geçirenlerin kendi çıkarları ve özel gördükleri konular hakkında düşünmeyi yasaklamaları doğru mudur?Yasaklanan düşüncelerin yayılması nasıl olur?

S-51-Dindar ya da dinsiz bir insana karşı ön yargılı mısınız?Siz özgürlükçü müsünüz?Örneklerle anlatınız.

S-52-Ülkemizin doğusunda  batısında zaman zaman güvenlik güçlerimize karşı negatif eylemler görmekteyiz;güvenlik kuvvetlerimizin ise buna kanunlar çerçevesinde tepki gösterdiklerini görmekteyiz…Ancak bu insanların bu olaylar sonucunda tepkilerinin azalmadığını görmekteyiz!Sonuçta düşünce eğitimi-Öğretimi olmadan sadece güvenlik kuvvetleriyle toplumsal kargaşa giderilememektedir.O halde bu noktada düşüncelerin nasıl değiştirilmesi gerekir?

   “ DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN –TABUSUZ-YASAKSIZ-DÜŞÜNENLERİN BASKI GÖRMEYECEĞİ –GERÇEKLEŞECEĞİ BİR ÜLKE DE BULUŞMAYI DÜŞÜNÜYORMUSUNUZ?SİZ BU DÜŞÜNCE GRUBUNDAN MISINIZ-DİĞER DÜŞÜNCE GRUBUNDANMISINIZ?”

 

Bu haber 5574 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

10.SINIFLAR DİN DERS NOTLARI

İSLAM HUKUKUNDA(ŞERİATİNDE )SİGARA

İSLAM HUKUKUNDA(ŞERİATİNDE )SİGARA İSLAM FIKHINDASİGARA

KUR'AN NEDENARAPÇA GELDİ?

KUR'AN NEDENARAPÇA GELDİ? KUR AN NEDEN ARAPÇA İNDİRİLDİ?

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

ATATÜRK VE DİN

GALERİ

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 49
Haber 867
Yorum 120
Haber Okuma 1183428
Editör 5


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi