BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
İSLAM VE ESTETİK 11

İSLAM VE ESTETİK 11

Tarih 20/Mart/2012, 18:18 Editör BİLGE BİLGE

İSLAMIN SANATA VERDİĞİ ÖNEM

din kültür/ESTETİK ve medeniyet s.118- 136                         sy-1

 

A-SANATIN TANIMI VE ÖNEMİ

     Sanat: "Bir duygunun, tasarının veya güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün beceridir.

      İster resim, heykel gibi görsel ister müzik, şiir gibi işitsel türden olsun kendisini sıradanlarından ayıran, dolayısıyla güzellik taşıyan ve insanların his dünyalarında olumlu yansımalara yol açan her şey san'at vasfını taşır. Ne var ki çoğu kere san'at sadece insan ürünü için kullanılmış, güzellik vasfı taşıyan tabiatın kendisi ya da tabiattaki olaylar hakkında kullanılmamıştır. Oysa tabiat ve tabiattaki olaylar için de san'at kelimesini kullanmak tanımlardaki ortak noktaya tamamen uygun düşmektedir.    .      Bu yazıda tarihî, itikâdî/inançsal, felsefi, hukukî, ahlakî vs. olmak üzere  boyutları bulunan sanatın itikâdî boyutuyla ilgili birkaç noktaya işaret edilecektir. Zira dinin temelini teşkil eden itikâdın/İnancın  san'at gibi hayatın çok önemli bir gerçeğinden ilişkisiz olduğunu düşünmek mümkün değildir. İstisnasız her insan doğal yapısı itibarıyla bediî(benzersiz), güzel, sanat'lı şeylere karşı ilgi duyar. Kendisi gerçekleştiremese bile başkalarınca yapılan san'at eserlerini araştırıp san'atkârını takdir eder.

           Bir san'at eseri olarak âlemle /evrenle san'atkârı arasındaki irtibat/bağ dikkate alındığında tabiattaki bütün güzelliklerin Yaratıcının özelliklerini açık bir surette yansıttığı görülür. Tabiattaki güzellik güzelleştiriciyi, renklilik renklendiriciyi, ahenklilik ,uyum sağlayıcıyı göstermektedir.  

B-SANATIN İTİKADİ(İNANÇSAL)BOYUTLARI

        1-      KUR’AN DA SANAT: Kur'an-ı Kerim'de Yaratıcının varlıkları san'atkârâne yarattığını ve süsleyip güzelleştirdiğini belirten ayetler kısaca üç grup altında verilebilir.

a)         Genel olarak bütün mahlukatın/yaratılmışların güzel yaratıldığını belirten ayetler. Şu ayet bunun örneklerinden birini oluşturur: "Yarattığı her şeyi güzel yaratan, insanı başlangıçta çamurdan halkeden/yaratan, sonra onun soyunu bayağı bir suyun özünden yapan, daha sonra da onu şekillendirip ruhundan ona üfleyen, size kulaklar, gözler, kalpler (duygular) veren Allahtır...”9 Bu ayette Allah'ın, yarattığı her şeyi güzel yarattığı, hilkatte/yaratılışta  çirkinliğin söz konusu olmadığı belirtilmiştir."10Başka bir ayette ilahî renklendirmeye işaret edilmiş ve âlemdeki bütün renkliliklerin esasen bundan kaynaklandığı belirtilmiştir."11

b)     --- Gökyüzünün süslendirildiğini belirten ayetler. Bu konuda 10'a yakın ayet vardır.12 Bir ayette Allah'ın bütün evrenin Rabbi/tasarımcısı/dizayn edicisi yani yaratıcı ve geliştiricisi olduğu bildirildikten sonra "Şüphesiz biz dünya semasını(gökyüzünü-uzayı) yıldızlarla süsledik"13 denilir. Başka bir ayette ise vurgulu bir biçimde "Andolsun gökte burçlar meydana getirdik, ve onları bakanlar için süsledik"14 denilerek göklerdeki ilahî süslemenin incelenmesine ve ancak inceleyip düşünenlerin bunu idrak edebileceğine işaret edilmektedir. Diğer bir ayette ise soru cümlesiyle "Onlar üstlerindeki göğü nasıl yaptığımıza ve nasıl süslediğimize bakmazlar/araştırmazlar  mı? Orada bir aksaklık yoktur"15 denilmektedir. Başka bir ayette ise yine göğün süslendirilmiş olmasına bakılması emredilmekte, orada bir eksiklik ve düzensizliğin bulunamayacağı çünkü Allah tarafından korunduğu belirtilmektedir: "Dünya semasını-gökyüzünü-uzayı ışıklarla biz donattık ve onu bozulmaktan koruduk".16

      c)- İnsana güzel suret/şekil verildiğini ifade eden ayetler. Bu hususta da birçok ayet bulunmaktadır. " Allah, gökleri ve yeri hakk ile (uyumlu, dengeli ve düzenli ölçüde ve plânda) yaratmıştır. Şüphesiz ki bunda inananlar için acık belge ve delil vardır.(Ankebut44) "17 buyurularak simalarımızdaki/yüzlerimizdeki güzelliğin Allah'ın güzel suret vermesinden(Cemal isminden) kaynaklandığı vurgulanmaktadır. Başka bir âyette ise şöyle denmektedir: "Sizin için yeri durak, göğü bina eden, size şekil verip de şeklinizi güzel yapan, sizi temiz şeylerle rızıklandıran Allah'tır. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir!"18 Tîn suresinde ise insanın sadece dış görünüş bakımından değil bütün yönüyle en güzel biçimde yaratıldığı19 belirtilmektedir.

         İster varlıklarda gözüken zinetlendirme/süslendirme, güzelleştirme, renklendirme ve san'atkârane yapılıştan ister ayetlerin verdiği mesajdan hareket edilsin evrendeki güzelliklerin, renklendirmelerin, san'at eserlerinin yüce Yaratıcının eseri olduğu açık bir biçimde belirtilmiş olmaktadır. Nitekim O'nu insanlara anlatmakla görevlendirilen Hz. Peygamber de "Allah güzeldir, güzelliği sever"20 ve "Allah'ım! Sen yaratılışımı güzel yaptın, ahlakımı da güzelleştir"21 ifadesiyle hem Allah'ın cemaline dikkat çekmiş hem yaratılıştaki güzelliğin ilahî olduğunu belirtmiş hem de Ondan ahlak güzelliği talep etmiştir.

       San'atın itikadî boyutuyla ilgili ikinci nokta, insanın san'at eseri karşısında takdir hissi duyması, estetik tepki diye anılan beğenisini ifade etmesi gerçeğine paralel olarak ilahî san'at karşısında da san'atkârı tesbih ve hamd etmesi hususudur. Normal olarak insan, hangi türe ait olursa olsun bir san'at eseri karşısında takdir ve beğeni duyar ve bunu bir biçimde yansıtmaya çalışır. Söz gelimi güzel bir konser dinleyen kişi alkış ve benzeri davranışlarla takdir ve beğenisini yansıtır. Aynı şekilde fevkalade bir tablo ile karşılaşan kişi duyduğu hayranlığı, türlü şekillerde dile getirir. Mavi bir atlas olan gökyüzünün altında yeşil bir halı gibi serilmiş yeryüzünde soluklanan insanın, kanatları renk cümbüşünü andıran tavus kuşundan ve güneşin batışıyla oluşan tablodan bin bir renk ve şekle bürünen çiçeklere kadar sayısız san'at harikası karşısında hayretini ifade etmesi, beğenisini dile getirmesi son derece doğaldır. İnsanın dünyaya gönderilmesinin gerekçesi olan ibadetin22 özünü teşkil eden tesbih ve hamd bunu ifade etmektedir.                                                                                                                                                                                                             ***Allah'ı bütün noksanlıklardan tenzih etmek demek olan tesbih23 ve Onu övmek, sena etmek manasına gelen hamd24 ilahî san'at karşısında hayret ve takdir hissinin dile getirilmesinden başka bir şey değildir.

c)             Fatiha suresinde geçtiği gibi. Söz konusu ayetin verdiği mesaj çerçevesinde kul duygularını geliştirmesi oranında bütün âlemleri yekpare bir tablo olarak düşünecek ve bu tabloda tenkide müsait bir eksikliğin bulunmadığını görecek, dahası bütün övgülerin ancak bu tabloyu oluşturana ait olduğunu teslim edecektir. Keza bir bebeğe baktığı zaman onun mükemmel yaratılışını dikkate alacak ve "maşallah" diyerek san'atkârı yüceltecektir. Hiç şüphe yok ki yapısında mevcut olduğu halde hislerini geliştirmeyen ve güzeli, mükemmeli görmeyen, göremeyen kimselerin estetik zevk duyması ve bunu dile getirmesi sözkonusu değildir.

d)            San'atın itikâdî boyutuyla ilgili işaret etmek istediğimiz üçüncü nokta ise san'ata katılmak ve güzelliği yaşamaktır. Zira insan yine tabiatı gereği güzeli, güzelliği teslim etmekle beraber ona ulaşmayı ve sahiplenmeyi de ister. Aslında san'atı ve san'atkârı tadir etmenin arkasında biraz da güzelliğe olan doyumsuz arzu ve tükenmez özlem vardır. Bu arzu ve özlemin son noktası güzellikle özdeşleşmektir.

e)            Her tutumunu çirkinlikten uzak ve güzelliğe yaraşır biçimde geçiren Hz. Peygamberin hayatı bu konudaki örneklerle doludur. Basit gibi görülen şu iki hadiseye bakalım. Bir gün cenaze defni sırasında mezarda kazım hatası sonucu hafif bir eğrilik gördü. Vakit geçirmeden bunun düzeltilmesini emretti. "Bunun ölüye herhangi bir zararı var mıdır?" diye sorulması üzerine, "gerçekte böyle şeyler ölüye ne zarar verir, ne de bir fayda sağlar, fakat bu düzeltme yaşayanların gözlerine/estetik zevklerine  hoş gelmesi içindir" dedi.25 Bir başka gün mescitte iken, saçı sakalı birbirine karışmış biri geldi. Resulullah, nezaketle ondan, üstüne başına çeki düzen vermesini istedi. O zat derhal bu emri yerine getirdi. Bunun üzerine şöyle dedi: "Bu, karma karışık saçlarla gelmekten daha güzel değil mi?"26

        Sonuç olarak denebilir ki insan, yaratılışının gereği her türlü san'at hareketine ilgi duymaktadır. San'atla san'atkâr arasındaki zorunlu ilişki san'ata san'atkârı adına bakmayı, başka bir ifadeyle eserdeki özelliklerin, güzelliklerin san'atkârın özellik ve yeteneklerini gösterdiğini kabul etmeyi gerektirmektedir. Diğer taraftan insan yine doğasına uygun olarak san'at karşısında duygulanmakta ve takdirini, farklı biçimlerde dile getirmektedir.

                Yeryüzündeki canlı cansız varlıklardan gökyüzünü şehrayin (donatılmış-ışıklandırılmış-  şenlenmiş şehir,)gibi donatan yıldızlara kadar bütün yaratılmışların muhteşem bir san'at şaheseri olduğunda şüphe yoktur. Bu durumda insanın bu san'at abidesi ya da abideleri karşısında san'atkârı tanıması ve san'attaki özelliklere, güzelliklere bakarak O'nun niteliklerini anlaması, hayret, takdir ve beğenisini tesbih ve hamd ile dile getirmesi, nihayet o güzellikleri hayatına taşıması ve bütün tutum ve davranışlarını bu güzelliklere paralel olarak geçirmeye çalışması gerekmektedir. Başta Hz. Peygamber olmak üzere bütün peygamberlerin ve salih insanların tutumu da budur.             

           Yaptığı her işi güzel ve estetik olan,en küçük hücrede sanatının en yüksek örneğini sergileyebilen Allah,denizlerden bitkilere,mikro alemden  makro aleme, her şeye estetik mührünü vurmuş olan ,Sanatkarların en iyisidir.Örneğin kışın yağan karların  her birini altıgen ,sekizgen  vb.. farklı şekillerde yeryüzüne indiren Allah, sanata veya sanatçıya en büyük değeri vermiştir.                                                                                                            -2-          . Kur’an-ı Kerim de sık sık Allah’ın varlıkları en güzel/sanatlı yarattığını vurgulamasının vereceği mesajlardan biri de “İnsanların da yaptıklarında güzel-estetik kayılar içinde olmaları gerektiğini vurgulamak içindir…      .

 

      'O, yeryüzünü sizin yaşamanız, yerleşmeniz için, tarıma elverişli ovalar, iskâna uygun araziler haline, işlevli hale getiren orada size yollar açan, gökten su indirendir' dedi. İşte biz, o su ile, türlü bitkilerden erkekli dişili çift çift yetiştirdik.(Taha53)  Gökte takım yıldızlar (ya da yörüngeler) yarattık ve onları gözetleyenler için çeşitli güzellikler ile donattık.(Hicr16)

  .    Kaynaklar: 9. es-Secde, 32/79.- el-Bakara, 11:2/138.- 13. es-Saffat, 37/47.14. el-Hicr, 15/17.15. Kâf, 50/6.16. Fussilet, 41/12.17. et-Teğâbün, 64/13.18. el-Mü’min, 40/64.19. et-Tîn, 95/4.22. ez-Zâriyât, 51/56.23. Cürcânî, et-Ta’rifât (İstanbul 1327), s.39.24. Cürcânî, a.g.e., s.64.25. Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi (trc. Salih Tuğ, İstanbul 1980), II, 804805.26. Muhammed Hamidullah, a.g.e., II, 805

      S- 2- Allah’a imanın sanata/sanatkarın düşüncesine yansımaları/katkıları nelerdir?                                                                                           .      İslam dini her zaman, her devirde geçerli, normal her insanın anlayabileceği, zorlanmadan uygulayabileceği çok sâde hükümler içeren bir sistemdir.

        a-İslam dini,Korkutmayı değil müjdelemeyi, zorlaştırmayı değil kolaylaştırmayı, nefreti değil sevgiyi, büyüklenmeyi değil tevazuyu tavsiye eder.Herkesi gücünün yettiği kadarından mesul tutar, insanlar arasında âdil bir paylaşımı öngörür.                                                                                    .    --Müslümanlar imanlarını ve imanlarının yaşama yansıması olan güzelliklerini sanatlarına,mimariye,edebiyata,müziğe,resme,   yansıtmışlar,sanatta,edebiyata,bilimde hep zamanlarının zirve eserlerini ortaya koymuşlar,sanatta söz sahibi olmuşlar hala geçerli sanat dalları ve eserleri ortaya çıkarmışlardır.

       b-Allah’a inanan bir müslüman sanatkar, eline aldığı malzemeyi ibadet ediyormuşçasına(İhsan s-102)aşk ve heyecanla işler.İnançlı sanatkar, kendi saniini(sanatkarını)düşünerek  onun “en güzel yaratıcı “olduğunu daha iyi anlar...O sanatkar:En güzel ve dengeli yaratandır;İnsana düşen de sanatkarını örnek almak ,sanatını ve eserlerini ,Evrenin sanatkarı gibi en güzel yapmaya çalışmaktır.Bunu başardığı oranda Allah’ın“Ahsenül halikın(En güzel-estetik yaratan) özelliğine yaklaşmış olacaktır.   ,Allah’în “CEMAL”sıfatını düşüncesinin eksenine koyarak eserler ortaya koyan sanatkarın  sanatından insanlara zarar yerine yarar gelir…İnançlı bir sanatkar”Görüyor-görülüyorum(İHSAN)çerçevesinde yaptıklarını,kaliteli,estetik,sağlam,yararlı ,güzel yapar…Sonrasında sanatkar, Her maddeyi yaratan ve ondan yararlanmak için akıl ve güç veren,işlediği şeyleri,işlenmeye uygun yaratan SANİİNE(sanatkarına) şükreder.

           Nasr suresinde değinildiği üzere,sanatkar,güzel bir eser ortaya çıkardığında    bunun sarhoşluğuyla vakit geçirmek yerine ileriki hedeflerine odaklanır ve “daha güzel eserler nasıl yapabilirim”düşüncesinde hep gelişme içerinde olur…Ayrıca ortaya çıkardığı eseri yaparken –“acaba bir yanlışım oldu mu,eksik ve hatalarım nelerdir”düşüncesinde olur.                                                                                                                

           c-Camilere baktığımızda  ,gördüğümüz Merdiven şeklinde ana kubbeye ulaşan mimari sitil:Çokluk(varlık) içindeki, tekliği( Allah’ın birliğini-Tevhidi) her şeyin ,bir şeyden geldiğini simgeler,böylece Tevhit(Allah’ın birliği), sanatla anlatılmaya  çalışılmış olur..

          d- Müslüman sanatkarlar somut  şekiller yerine soyut güzelliği yakalamaya çalışmışlar, bunu sembollere dökmüşlerdir.Müslümanların sanatlarında,sadelik,temizlik,ferahlatıcılık,çekicilik,kalıcılık,estetiklik,vardır:Bu amaçla camiler çok pencereli –aydınlık yapılmıştır.Böylece İmanın verdiği huzur sanata yansıtılmaya çalışılmıştır. .

            Müslüman sanatkarlar,daha çok iç güzelliğe önem vermişlerdir..Bu amaçla,eserlerin her parçasını özenle işlemişlerdir..

      

        e-Müslüman sanatkarları, aşkın eserler ortaya koymaları için,Kur’an ve peygamber motive etmiş ve bunun sonucunda “yapabildiğinin en güzelini yap”-“insanların en hayırlısı insanlara en çok faydalı olanıdır”-“öldükten sonra yararlı(kalıcı )eser bırakmak(sadaka-i cariye) gibi ilkelerin sonucunda 7.y.y dan 18 y.y. a kadar hep gelişme trendi gözlenmiştir. Burada görüldüğü gibi din,doğru anlaşıldığında-öğrenildiğinde bağlılarını tarihi süreçte her alanda zirvelerde gezdirmiştir.(Çölde bedevi şeklinde yaşayan eşkıyalar  ,evliyaya dönüştürülmüş,bu insanlar,sanatta,edebiyatta,gelişmenin motor gücünü oluşturmuşlardır.).İslamın bu ilkeleri sonucunda ,Müslümanların yaptıkları eserlerde ,sanatı insan için yapmışlar,bu eserlerde insanın yararı öne alınmış;bu amaçla,bahçeli,şehrin merkezine yakın,görkemli,komşusunun ışığını kesmeyecek,çatısından dökülenlerden komşusunu rahatsız etmeyecek şekilde ,gün ışığından olabildiğince yararlanılan ,cumbalı(ferah-balkonlu) evler yapılmıştır..

           f- İslam ın diğer insanların ve dinlerin görüşlerine karşı sergilediği üstün hoş görü sonucunda Gene Müslümanlar,diğer dinlerin eserlerine-ibadethanelerine  de saygı göstermiş,onları onarmışlardır;Hatta Peygamberimiz ,Hıristiyanların, Camide Hristiyanca  ibadet etmelerine izin vermiştir.Bu, İslamın engin hoşgörüsünü gösterir.Müslümanlar,fethettikleri  yerlerdeki eserleri yıkmamışlar,onarıma ihtiyacı olanları onarmışlardır…Fetih suresi 19.ayette:” Muhammed, Allah’ın ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, düzeni kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasûlüdür. Onunla beraber bulunanlar, müslümanlar, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere karşı güçlü, kararlı , başları dik, aralarında engin merhamet sahibidirler.Onlar, yüzlerindeki secde izlerinden tanınırlar.”

           g- İslam,İnsanı temel aldığından yapılacak eserlerin de Eşrefi mahlukatolan insanın yapısına uygun olması ,Onu ibadet ettiğinde aldığı zevk kadar mutlu etmesi ,somutlaşmış güzelliklerle  ibadet bağlamında ele alınmıştır..

    S-3-Allah sizi yeryüzünü güzelleştirmekle görevlendirdi”Ayetini yorumlayınız.

        İslam:ihya/yaşatma/güzelleştirme ,kültür,sanat,medeniyet,görgü,bilgi dinidir;Çünkü  İslam aydınlatıcı,Müslüman aydınlanmış yada aydınlatılmış insandır;Yani dindarlık, aydın-bilgili entelektüel,estetik zevki yüksek olan insanları inşa etmeyi amaç edinmiştir..Müslümanlığın daha güzel anlaşılması da bunu gerektirir.

        Müslümanlar,Kur’an Sünnet güneşiyle aydınlanmış,bu aydınlanmanın verdiği iç huzuru ve dış/toplumsal huzuru, bir ailenin üyeleri saydığı diğer insanlara götürmekle görevlendirilmiş(Halifelik görevi),bu güneşin girmesi gereken alanlar, bunların ilkeleri belirlenmiş,sonra bu alanlara teşvik ,ibadet düzleminde ele alınmıştır.

        “Allah sizi yeryüzünü güzelleştirmekle görevlendirdi”Ayeti gereği ,Bu aydınlık ve ışık her yere yayılmış bütün insanlığın bu güzelliğe ulaşması bu mutluluğu tatması amaçlanmıştır.İşte bu gibi sebeplerden dolayı Müslümanlar gittikleri bir çok yere çil çil güzellikler serpe serpe  gitmişler,asırlarında gül medeniyeti kurmuşlardır.İnsanlık gerçek adaleti ve insanlığı görmüştür…Bunun sonucunda,Dinin amacı ve özünde olan güzelliğe yerli halk meftun olmuş;Zorlanmaya gerek olmadan,iradeleriyle İslamı kabul etmişlerdir..Bunun örnekleri : Balkanlardaki eserler  ,toplumlar,Afrika da ki Osmanlı eserleri ve Müslümanlardır. Müslümanlar/Osmanlıların ,aynı kültürler arasında birbirini, ezen insanlara bile yardım etmişlerdir.Bunlar hep davranışlarının değer yargısını imandan almasından kaynaklanmıştır.

S-4-Kültürün sanat eserlerine yansıması nasıl olmaktadır?  Sanat eserleri toplumun ve o toplumun kültürünü/inancını nasıl sembolize eder?(Şeairi İslam) Her sanat dalında ve eserlerinde kendi felsefe ve kültürü bulunur:Müslüman Türk sanatı  Dinden ilham alarak, Fakirlere aşevi yapımayı,Hayvanlar için  bakım haneler kurmayı ,hayvanların kışın sığınacakları kuş evleri ve köşkleri ,Yaralı leylekleri tedavi etme vakıfları kurmayı amaçlamıştır.…Bu eserlerin arkasında İslam Kültürü vardır.

 Sanatın güzel olması gerektiği kadar kaynağının da doğru olması gerekir.Müslüman sanatçılar, asla başka insanları köle gibi çalıştırarak sanat eseri bırakmamışlardır.O kadar ki muhtaçların barınacakları yerleri yapmak için bizzat çalışmışlardır..İslam " Kötülük  kadar kötülüğe götüren yolları da yasaklamıştır !" Bundan dolayı Camilerde ve ibadet yerlerinde resim heykel bulundurulmasına  izin verilmemiştir.Çünkü İbadet yerleri Allah ile buluşma iç huzuru tatma yerleri olduğu için bu amacı bozacak her ihtimal dışarıda bırakılmıştır.

          Batı sanatlarının da arkasında kendi felsefeleri vardır,Darvin vardır, Karl Marks vardır… İnsanların ihtiyaçları, arzuları vardır.         -3-Mecusiler,ateşe,Bazı,insanlar Putlara taparken-Budist, Hindu sanatlarında kendi düşünceleri görülür.

       Hıristiyanlar kiliselerinde Hz Meryem ve kucağında Hz.İsa resimleri ve önlerinde ibadet eden insanlar bulunur.Ayrıca bazıları, yanlarında küçük  İsa heykelleri taşır.Buralarda,Tanrının oğlu bir çocuk ve bir kadın olan annesi bireysel ibadete konu edinilmiştir.

 

                İnsanların Yaşantısı onların, düşüncesine, sözüne, işine, sanatına, mesleğine, yapacağı her türlü seçime etki eder. İnancı, yaşantısı, değerleri farklı toplumların meydana getirdiği sanatları, edebiyatı, mimarî eserleri, kültür ve medeniyetleri de çok tabii olarak farklılıklar arz etmektedirler..         

        Her dinin kendine mahsus ahlâk, estetik, varlık anlayışı,felsefesi vardır. Dinlerde ki varlık felsefesine kısaca baktığımızda :Ya­hudilikte iki üçgenin iç içe geçmesiyle oluşan Hz. Süleyman mührü, Hıristiyanlıkta Haça gerilmiş İsa motifi, İslâmiyet'te ise Tevhid inancını çağrıştıran Hilâl,..vs  karşımıza çıkmaktadır. Dünyanın hangi coğrafyasına gidilirse gidilsin orada görülecek olan bir cami,duyulacak ezan, doğrudan Müslüman varlığını dolayısıyla da İslâmiyet'i çağrıştıracaktır. Aynı şekilde islâmi usule göre oruç tutan  bir insan, Toplumsal hayatta İslâm dininin varlığını hissettiren, dini yükümlülükleri hatırlatan bir konumda olmaktadır.İşte bunlara  şeair-i İslâmiye(Dini ve kavramlarını çağrıştırıcılar) denir.. Bu şeair,İkaz edici, hatırlatıcı ve öğretici niteliklere sahiptir. Ezan, kamet,namazın şartlarından biri olan ,setri avrete dikkat ederek namaz kılan bir bayan, Kur'ân okuma, hafızlık geleneği, cemaatle kılınan namazlar, özellikle hac, Cuma ve Bayram namazları,uyulan sünnetler… gibi ibadetlerin ve İslâm kültür ve medeniyetinin mahsulü olan minarelerin, ca­milerin, medreselerin, köprülerin,yazılan bilim eserlerinin,kütüphanelerin,çeşmelerim,yolların ve eğitim kurumlarının in­sanlara İslâm dininin hükümlerini ihtar/hatırlatıcı ve dolayısıyla "Tevhid" inancını insanoğluna ders verici bir niteliğe sahip olduğunu dile getirmektedir. (özler)

            Günde beş vakit okunan ezan yeryüzünde "Allah'ın birlik ve beraberliğini ve Hz. Peygamber'in peygamberliğini" ilân ettiği için  şeair-i Islâmdır.Bu şeair, İslâm alemi ile müslümanları kaynaştırır ve kültürel ilişkiler açıdan önem taşır.. Safa ve Merve tepelerinin,Kabe nin doğrudan Allah’ın alemeti olarak anlatılması;Tevhidi hatırlattığındandır.Ramazan ayında topluca oruç tutulması,milyonlarca insanın aynı ezanla orucunu açması gene Tevhidi ve İslamı,islamın birleştiriciliğini   hatırlatmaktadır. . .Bunun gibi şeairler(kültürün ürünü sanat eserleri ),İslâm" dininin varlığını(Müslüman Türk  kültürünü ) somut pratiklerle his­settirmektedir.

                      Bize miras kalan eserlere baktığımızda:Sâde, zarif, estetik, üstün bir medeniyetin, güçlü bir imanın yansımalarını görürüz;Ayrıca  şaheserlere baktığımız zaman meydana getiren sanatkârların yüksek ruh yapısını azim ve aşkına(İhlasına-samimiyetine)Tanıklık ederiz.

        **Müslüman sanatkarlar,İnançlarından beslendikleri ve güç teşvik aldıkları için; yaptıkları eserlerde korkutucu, ürkütücü,ahlak dışı bir manzara da göremezsiniz. Bilâkis cekici, huzur verici, rahatlatıcıdır.

            Halk şairlerinin hece vezniyle meydana getirdikleri, türküler, ağıtlar, deyişler bir toplumun acı, tatlı, neşeli, üzüntülü günlerini, asırlar boyunca yaşadıkları serüvenleri dillendirir ,divan edebiyatı şairleri, medeniyetin edebî coğrafyasını ilmek ilmek işlerler.

          Göklere yükselen o zarif minareler, kubbeler, bir ömür boyu ayetleri, hadisleri levhalaştıran, kitaplaştıran kubbeleri, mihrapları, duvarları çeşit çeşit motiflerle tezyin eden hattatlar.Tekbirleri, salat u selamları ruhun derinliklerinden seslendirilen:Na’tlar, kasideler, ilahilerle yüksek kişilikleriyle-ahlaklarıyla,gönlümüzün sultanlarını anlatan inancımızı,şiirleriyle, dini duyarlılığımıza değinen ve seslendiren Itrîler ,Hacı Arif efendiler ve benzerleri Müslüman sanatkarların O zamandaki temsilcileridir.

             Yüksek sanat eserleri, yüksek medeniyetler meydana getiren, güçlü, sağlam bir imana, yüksek bir seciye, azim, sabır, aşka ve muhabbete, yeteneğe, ince bir ruh yapısına,estetik zevkine sahip  ecdadımız, dünyayı madden ve manen kirleten pis şeylerden temizlemek amacıyla hareket etmişler sanat şaheserleri ,yüksek medeniyetler kurmuşlardır.

            Atalarımız:Tezhib, ,Minyatür Mimarlık, şehircilikte, giyim kuşam, hatta,süsleme  sanatlarında,müzikte/ musikide sanatın her dalında en yükseğe çıkmıştır.Onlardan kalan eserler , yapı ve mimarlık sanatında ulaşabileceği en yüksek sanatı(M.Sinanın O zaman şartlarında 400 eser)göstermiş ,Bunu  Kur’an  ve peygamberlerinin  emriyle hikmet(Bilgece) ortaya koymuşlar,Hikmeti yansıtmaya çalışmışlardır.

 

 

C-TARİHİ SÜREÇLERDE MÜSLÜMANLARDA SANATIN GELİŞİMİ

                 Müslümanlarda sanat,   güzelliğin bilimi" güzellik bilimi" olarak ele alınmıştır.

      İhsan :Allah'ı görür gibi inanmak ve kulluk etmek,gerçekliğin iç boyutuna ermektir.

      Ahlaki sanat,Bu sanat,Kur'anî edebten süzülmüş,edebiyatla,özerk akılla dile dökülmüş ve  sanatçının bireysel deneyimi ile taçlanmıştır.

              7.y.y dan 18 .y.y.a kadar , Müslümanlar (örneği az görülür  bir şekilde) toplu olarak sanatta-edebiyatta-bilimde-medeniyette çığırlar açmaya başladılar,Müslümanların yaşadığı yerlerde/bölgelerde toplu eğitim/kültür/bilgi/sanat/edebiyat seferberliği başlatıldı.Bu yenilenme o kadar hızlı oldu ki bu dinin öğretileri hem öğrenildi hem kısa zamanda meyvesini verdi.İnsanlar, bulundukları gerilikten,ilkellikten,hurafelerden,kısır döngüden kısacası cahiliye karanlığından  kısa zamanda kurtuldukları gibi bu mutluluğu tüm dünyaya ulaştırmak için dünyanın dört bir yanına dağıldılar. Sonunda Peygamberin öğrencilerinden çok azı doğduğu yerde vafat etti..

         Müslümanlar Kur an ve hadislerdeki teşvik edilen somut güzellikleri yakalamak ve buradan gerçek soyut güzelliğe ve güzele varma çabasında olmuşlar sanatı ibadet saymışlar,Halka hizmeti hakka hizmet telakki etmişlerdir.Bu bağlamda:Ağaç oymacılığı, taş oymacılığı, çini sanatı, yazı sanatı, hat sanatı,zirveyeye çıkmış,benzersiz,tablolar ,meşhur hattatların yazdığı el yazması Kur’an-ı Kerim’ler, kitaplar, levhalar, çini üzerine işlenmiş camiİ motifleri,türbe, medrese, saray ve konaklardaki çinilerde görülen çeşit çeşit, rengarenk çiçek, gül, lale ve benzeri motifler,Yapılan mimari eserlerde dinin iç huzurunu yansıtmak için sanki bahar cümbüşü dört mevsimde bu mekanlara taşınmıştır.Ayrıca, taş ve ağaç oymacılığı bizim medeniyetimizin simgelerinden olmuş,Selçuklular zamanında çok ileri bir seviyeye yükselmiş, benzersiz eserler cami, medrese, kervansaray yapılmış  sosyal hizmetler için yapılan eserlerin giriş kapıları çok yüksek ve görkemli yapılmıştır.Yapılan giriş kapıları, mihraplar:Taş oymacılığının bütün maharetleri kullanılarak, çiçek motifleri, ayet-i kerimelerle süslenmiştir..Sonuçta Müslümanlar, her sanat dalında kendilerine mahsus bir tarz geliştirmiş ve bu geliştirilen tarzın zirvede örneklerini vermişlerdir.

D-AYET VE HADİSLERDE SANATA TEŞVİK

                  İSLAMIN SANATA VERDİĞİ ÖNEM VE BUNUN SANATA KATKILARI

           Dinde,Gülün güzelliği Allah’ın Cemal sıfatının ondaki görünüşüdür."

           Dinde,"Bütün yeryüzü bir mescittir(İbadet edilecek yerdir.)." Yani bütün yeryüzünü güzelleştirmek için çalışmak,üretmek; ibadetin çeşitlerinden birine dahil olmaktadır. Dolayısıyla, dünyevî sanat aynı zamanda kutsaldır,derin fizikötesi hakikati sembolize eder. O,gözlerin gördüğünden çok daha fazlasını anlatır.Aşkın sanat,ölçülü geometrisi simetrisi, düzeni ve uyumu bir hakikati anlatmaktır ki, o bu evrene ait değildir. İslam sanatı,anlatılamazın anlatılmazlığını da ele almak için kullanmaktadır.. İslam sanatında bulunmayan şey insan değil;Bedene indirgenmiş insandır. O,salt bir et ve enerji yığını olarak değil, değer olarak alınmaktadır.İslam sanatı insan bedeninin insanın tek sembolü olduğunu reddederken(hat, kaligrafi) ve geometrisiyle insanın nihai sembolünü, aklını ifadelendirmektedir. .                                         

            İnsan, aklının gücüyle tabiata emrini kabul ettirir ve halifeliğini ortaya koyar. İslam sanatına göre düzen,hayatî önem taşır ve İnsan,sadece aklı dolayısıyla vahye yani Kur'an'a muhatap olmaktadır. Akıl ve vahiy İslam'da birbirinin karşıtı değildir. Akıl insanı kurtarır ve sanat insana aklını kurtarmakta yardımcı olur… Buna kalbî akıl da diyebiliriz.Kur anda, "Bunda kalp sahipleri için bir öğüt vardır"            

           İstenilen sanat, “Tabiri caizse,”dünya güneşte bırakılmış bir peynir gibi çürüyorken,insanı,Tevhid ilkesi ekseninde Bakiye yönelir... -4-

           Mimarî istisnasız her kültürde en yüksek dereceye mabetlerde ulaşmıştır. Bu, Hindistan ve Kampoçya'daki iki bin senelik tapınaklar,İslam dünyasında camileri,tarafta Chagall onbeş büyük tuvalinde İncil konularını işlemesi,Çinlilerde görkemli zarif mabethaneler şeklinde görülmüştür.

          Bu bağlamda,şiir,hakiki entelektüel bir bilginin açıklanmasının bir aracı sayılmıştır.Şair,Kâinatın olgun düzenindeki mutlak güzellik  çiçeklerini deren bir bülbül,bu çiçeklerle şakıyan bir kuş,Sanatçı soyut güzellik bahçesindeki çiçeklerin latif kokusunu alıp;bize sunan bir sentezci olarak kabul edilmiştir.

           Dünya bize kendi yokluğunu ama bir başkasının sonsuza dek kalacak ve”Yaratıcısının varlığını alçak gönüllülükle coşkuyla anlatan bir metindir." Görünenler bize görünmeyenleri bildirmek üzere var edilmiştir.Evren de ki her şey Allah'ın bir ayetidir(göstergesi,sanatının görüntüleridir). Bir ima, bir mecaz, bir ikondur.Fiziksel alemdeki varlıklar,Metafizik varlığın varlığına götüren İşaret levhalarıdır.Onun için,Allah'a işaret eden bir nesne, bir heykel, taş, resim ile O'na ulaşmamıza engel olan hatta O'nun yerini alan idolü (put) karıştırmamak gerekir.

 

          Biz insanı en güzel bir şekilde yarattık,”(Tin 4) “Sizi güzelce(Sanatsal-estetik-olması gerekenin en güzeli…)olarak şekillendirdi ve şekillerinizi güzel yaptı”(secde 9) (İnsan için böyle sistem kurdu,Onu ahenkli,sistemli , oranlı simetrik yaratarak,düşünme,sevme,seçme,…vs duygularla süsledi.

         “Sizin için kulaklar, gözler ve gönüller yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz?”(Secde 9) (Bu özelliklerinizi araştırdığınızda ne kadar güzel-uyumlu-hassas-dengeli-estetik-dizayn edildiğinizi,bunlar olmadığında neler olabileceğini düşünürseniz,bu ayeti daha iyi anlarsınız!Şaşılacak enteresan,hassas yaratılan bu özellikleri öğrendiğinizde nasıl mükemmel yaratıldığınızı vücudunuzun her köşesin,in nasıl ilmek ilmek işlendiğini ve bunun her gün,her saniye örnekleriyle yaratıldığını gördüğünüzde şaşıracaksınız ve bunların karşılığı olan gerçek teşekkürü ,Allah’a yapamayacağınızı anlayacaksınız)

           “Saçı sakalı olan temizleyip,tarasın”,  “Bahçelerinizi,yollarınızı,çevrenizi temiz ve güzel yapın(Kullanışlı-bakımlı-ferah)””     “Allah ,kuluna verdiklerini üzerinde görmeyi ister/sever ”  :O halde ses ve görüntü kirliliği,uygunsuzluk,dengesizlik,ölçüsüzlük, peygambersel  ahlaka uygun düşmez.”s-98.Bir müslümanın ,güzel kokular sürünmesi,güzel görünmesi ve görmesi,başkalarını rahatsız edecek yiyecekleri toplumda yememesi {Sarımsak-soğan gibi},evlerin, bahçelerin,yerlerin,yolların,temiz tutulması,yollara tükürülmemesi, yolların geniş,yeşillikli,sağlam yapılması,yoldaki engellerin kaldırılması,kaynakların kirletilmemesi,israf edilmemesi,”Kullandığımız her şeyden hesaba çekileceğimiz” ,”yiyeceklerin açıkta tutulmaması”… vs estetizmin Müslümanın hayatının her alanında olması gerektiğini vurgular... İçinde bu güzellikleri yaşayan Müslümanın,imanının dışa yansıması sonucunda içsel güzelliği fiziki alanda da ortaya çıkacaktır…

          Estetiğe verilen öneme bir başka örnek verirsek, peygamberimiz “Şehre girmeden önce “Orduyu şehrin dışında durdurup görüntülerini güzelleştirmelerini,saçlarını,elbiselerini düzeltmelerini istemiştir.İslam da güzellik O kadar önemsenmiştir ki Kıyamet gibi bir durumla karşılaşsan bile”Ağaç dik.”denilmiştir.

               “O Allah ki yaptığı her eseri,güzel(en estetik-dizayn etti)yaptı.”(Secde 7),                                                                                                                                                                        ”Süs eşyalarını bulduğunuz-diğer nimetleri-bilim kurallarını, yeraltına ve üstüne koyan (bunları depo eden ,yerlerine  koyan) Allah tır”(Nahl 14),

              ”Allah’ ın yarattığı süsleri ve süslenmeyi kim yasaklayabilir”((Araf 32),

               “Allah gökyüzünü bakanların estetik zevkinin tatmini ve görmeleri/Gözler  için süsledi”(Hicr 16),                                          ”İman estetik zevkin ve estetiğe varmanın kaynağıdır”(Hucurat 7),                                                                                                            ”İman insanın içini süsleyen bir güzellik öğesidir”(Hucurat 7),                                                                                                                                Allah sani(en iyi Sanatkar)dır” “İnsanlardaki bütün güzel isimlerin bütünü/küllisi onda bulunmaktadır ve ondan taşmıştır,(isra 110),”

        “Estetizmin ve estetik zevkin gerçek ve en üst zirvede Cennette olduğu ve orada tatmin edileceği,oradaki eserlerin akla hayale gelmeyecek derecede estetik yapıda olduğu,orada konuşulan sözlerin edebiyatın zirvesindeki sözler olacağı Kıur’an da  ifade edilir”(Vakıa 15-25.ayetler)

               İslam,Taşı toprağı şekillendiren,evini,mahallesini,sokağını,şehrini,düzenleyip süsleyen ,ibadethanesini güzelleştiren,kalıcılığı ve zamanı aşan güzellikleri bulmaya çalışan,giydiği elbiseden,üzerine oturduğu halıya ,süslendiği takıdan,okuduğu kitabın cildi ve yazısına kadar hep güzelliği arayan ve Ona aşık,bunların peşinde koşan insanı inşa etmek ister.Çünkü evreni ve insanı,aklının kapsamını bilen Allah,yarattığı akılların O’nun sanatına yaklaşmasını ve bu güzelliğin sahibini anlamasını ister…Din,Allah’ ın kendisini beklediğini bilen, bunları ibadet düşüncesiyle yapan,irfan boyutu yüksek,nitelikli insan ister.. Çünkü yaratılan her şey “Eşrefi mahlukat”olan insan için yaratılmış,dizayn edilmiş,onun hizmetine sunulmuştur.Allah bunları Onun hizmetine sunmasaydı, İnsan bunlardan nasıl yararlanacak,onları boyunduruğu altına alamayacaktı.Bu düşünceden dolayı sanatçının eserlerine düşmanca değil de insanca yaklaşması gerekir:Taşı işlerken,ağacı oyarken bunları verenin Allah olduğunu ve böyle kullanmasını istediğini düşünmelidir.

              “Güzel olan ve güzelliği seven, Yüce Allah, her tür övgüye lâyıktır”(Fatiha suresi 1) (Bütün güzelliklerin kaynağı Allah’tır ve güzellikler Ondan taşmıştır.O halde İnsan da bu güzelliğe yönelmeli ve Allah’ın bu  mesleğini güzel yapmalı,güzelliğe meftun olmalı ve güzellikler sunmalıdır.

“Biz gökyüzünü  evreni  süsledik(estetik sanatsal yapıda yarattık)”(16/15)  / 

Allah Ehsanul Halıkın dır(en güzel şekilde,estetik olarak/sanatlı şekilde yaratandır.”(Tin suresi)  "Allah,Cemal/sırf güzellik/Güzel" özelliğine sahiptir: Kâinattaki güzellik onun güzelliğinin bir yansıması olarak kabul edilir. "Esmâ-ül Hüsna" (güzel isimleri) güzelliğin farklı unsurlarının kaynağının da O, olduğuna delâlet eder.

          Allah,gerçektir ve Allah'ın dışındakiler O'nun gerçekliğine nispeten hayaldir. . Varlıkların hayalî oluşu, Allah'ın mutlak varlığı ve Gerçekliğine nispeten "hiçbir şey" oluşu boşluğun manevi anlamını belirtir. Vahdet-i vücud olarak anlatılan:“La mevcude illahu, La meşhude illahu, “Evrende gerçekte Allah tan ve fiillerinden başka bir şey yoktur”[İmam Gazali-Filozof]cümlesi de  bunu anlatır.Bunlardan (tevhid) ilkesi çıkar ve varlığa anlam kazandırır.

           Varlık vardır;çünkü güzel İsimler,binlerce birlik perdesinde her an cilvelenmektedir, Evren,hikmetin bin bir dille yansıdığı bir ibret perdesi tablosudur. “Ve in min şey'in illa yusebbihu”'Denizin yüzeyindeki kabarcıklar,her şey kendisine yüklenmiş görevi en güzel şekilde eksiksiz yapmaktadır#{Sadece İnsan  bu konuda özgürdür çünkü Ona seçme özgürlüğü verilmiştir}.. Varlık alanına giren her şey Allah'ın nurundan yani İsim'lerinden doğduğu ,her an görünmesiyle/tecellilerle tıpkı suyun yüzeyindeki yakamozlar gibi yanıp yanıp söndüğü ..şeklinde açıklanabilir.

      Düşünceyi ve düşünmeyi ibadet düzleminde ele Allan İslam,bunu kutsal kabul eder ve teşvik eder,düşünmek bilgiye-bilgi –şaşkınlığa ve güzelliğe-tasarıma/plan programa-bunlarda, İnsanı Allah’a ve güzelliklerine götürür,Bu durum da”akarsu, yatağını bulur”İnsandaki inanma kodları açığa çıkar,varlığın Sisleri ağır ağır dağılır,görünenin ötesinde görünmeyen bir âlemin varlığı fikrine ulaşılır.                                    -5-

          Estetikte, ölçü, denge ve uyum aranır. Kuran’ın bir çok ayetinde her şeyin bir ölçü ve nizama göre yaratıldığı belirtilir. Kâinat anlayana bir güzellik kitabıdır.” Rengarenk açan çiçekler ve onlardan çıkan güzel kokular, simetrik kanatlarıyla kelebekler, besteler yapan kuşlar bu kitabı açana çok şeyler anlatır...Geceyi yıldızlarla süsleyen Allah,gündüz olunca da denizi güneşin yansımalarıyla parıldatan bu düzeni kuran Allah tır.Bundan dolayı,İnsana estetiği,sanatsal olanı bulma görevi ve yeteneği verilmiş,Dinde bunu tavsiye ve teşvik etmiştir.

E-SANATIN ALLAH’A ULAŞTIRMASI

     Sanatla, Allah’a varan insanlarIn imanI estetik bir imandIr”CÜMLESİNİ ÖRNEKLERLE ANLATINIZ.

İslamda Sanat-Sanatta İslam konusunu ele almamız gerekir.Bundan dolayı sanatın İslam’da önemli bir yeri olup; İslam doğrudan doğruya   -5-estetikle alakalıdır diyebiliriz.

       Sanat İslam’ın bir parçası temel ögelerinden bir tanesidir,Hadiste Allah güzeldir ve güzeli sever.”buyrulur ve bu konu Allah’ın isimlerine(esma-ül Hüsna ) girecek kadar önemli kılınmış ve inanmanın temeli sayılmıştır.Çünkü:O, Musavvir’dir(Tasvir edici-şekil verici)./SANİ/Allah ın bu ismine ve özelliğine inanılmadan Müslüman olunmadığı gibi bunu reddetmek insan dinden çıkarır.Gene,”Allah, insanı güzel bir surette yaratmıştır.-Yokluktan varlığa çıkarmış,düzenlemiş ve geliştirmiştir.

           İnsan ve evren,Hikmetin bin bir dille yansıdığı bir ibret perdesini oluşturmuştur. O, En büyük sanatçı (Sani ismi)...Musavvir dir,En güzel şekil veren, tasvir  eden.dir...!O'nun  şekillendirdiği hangi canlı-cansız şey bir sanat eseri ve teknoloji harikası değil ki...!?

          Allah Cemil’dir(Güzel ve güzelliklerin kaynağıdır) Sanat da güzellikler bağlamında Cemil’dir.

          Güzelliği hissedebilen bir sanatçı Allah’ın Cemil sıfatını, musavvir sıfatını, bedi sıfatını ötekilerden çok daha iyi kavrar. “Benim Allah’ım güzeldir ve güzeli sever. “ ,  “Allah kulunun yaptığı işi güzel/estetik-sağlam yapmasını sever”                / “Müslümanların güzel yapmak için gayret ettiklerini, beğendiklerini Allah da sever/beğenir”gibi hadisler hep bunu anlatır.

           Sanatla Allah’a varan insanların imanı estetik bir imandır.” Bu,Kendisiyle barışık bir imandır. Baskıyla oluşan veya taklide yönelik bir iman değildir. “Sanatla, ilimle, aşkla elde edilen iman, gerçek bir imandır.” Bunlar: Aşk, ilim ve estetik temeline dayanır.

           Şiir yazan,fotoğraf çeken, Estetik zevki olan, bir iki günlüğüne yaratılmış kelebekteki özenilmişliği,rengi ve sanatı anlayan, Cennet,Figürüne” En iyi kareleri”yakalamaya çalışan insan daha çok yaklaşır, …Sonrasında  O’nun gücünü gören insan Allah’ın sanatını ve varlığını daha iyi bilir.Onun İçin “Allah’ ı en iyi bilginler bilir”ayeti buyrulmuştur.

        Estetikle bir alakası olmayan, bir gülü koklamayan, sevdiğine bir çiçek vermeyen, bir ağaç dikmeyen, tebessümle bakmasını bilmeyen,İyimser bakışı bilmeyen  bir insan,Allah’ı  Ne kadar iyi tanır? O bakımdan hakikate ulaşmak için sanat şarttır.

       insanın ulaşacağı en güzel/estetik her varlığın belki kıyas kabul etmeyecek oranda daha güzeli cennette vardır.Bundan dolayı insanda güzele yönelme,ilgi duyma anlayışı içine kodlanmış olup bu beyaz sayfaya beyaz mürekkeple yazılmış insanın sayfaya dokunmasıyla ortaya çıkarılacağı anlatılır.

        İnsan,güzel olana,haz aldığı şeylere yönelirken,sıkıntı veren kötü olan şeylerden de uzaklaşma eğilimindedir. Ayrıca evreni estetik/sanatsal hale getirme,imar etme/güzelleştirme görevi(Halifelik adıyla) sadece insana yüklenmiştir.

        Estetikte, ölçü, denge ve uyum aranır. Kuran’ın bir çok ayetinde her şeyin bir ölçü ve nizama göre yaratıldığı belirtilir. Kâinat anlayana bir güzellik kitabıdır. Rengarenk açan çiçekler ve onlardan çıkan güzel kokular, simetrik kanatlarıyla kelebekler, besteler yapan kuşlar bu kitabı açana çok şeyler anlatır...Geceyi yıldızlarla süsleyen Allah,gündüz olunca da denizi güneşin yansımalarıyla süslemiştir.Dolayısıyla,İnsana estetiği,sanatsal olanı bulma görevi ve yeteneği verilmiştir.Din bunu ibadet sayarak tavsiye ve teşvik etmiştir.

S-19-İnsanın sanatkarlığı ile Allah ın sanatkarlığını karşılaştırdığımızda hangi sonuçlara ulaşabiliriz?

                1-İnsanın sanatkarlığı,Allah ın sanatkarlığının içindeyken;tersi mümkün değildir.      

2-Allah benzeri olmaksızın ve örneksiz en estetik,en güzel varlığı yaratırken,insan en güzele zamanla/bir süreç içerisinde ulaşır.İnsan taklid ederek güzele ulaşır,Allah benzersiz yaratır.

3-İnsanda sanat eseri yapabilir,ama asla Allah ın sanat yapıtına yakınlaşamaz.Kainat sanatkâra ilham kaynağıdır. Ancak hiç bir sanatkârın eseri taklid ettiği asıl kadar mükemmel olamaz. İlham kaynağı olduğu hiç bir tavan, yıldızların donattığı gök kubbe kadar muhteşem değildir.İnsanlar,robot yapabilirler Ama asla bu robot Allah yapısı olan insana benzemez.Sadece  insan,Allah yapıtını taklit eder,Onun sanatında başarısı taklitteki başarısına bağlıdır. Bir sanat eserinden göze yansıyan güzellik insanı mutlu eder. Kabul etse de etmese de insanı en fazla mutlu eden şey Yüce Allah'ın kâinattaki eserleridir. O, "Ehsenü'l halikîn(en güzel-estetik-sanatsal yapan)"dır.

2-Allah’ın özenmeden yarattığı hiçbir şey yoktur Allah’ın yaptığı ve yarattığı hiçbir şey rastgele(1), ölçüsüz, biçimsiz, gayesiz(2) değildir. “Herşey bir programla yaratılmıştır.”(3) ve Allah, yarattığı her şeyi güzel yapmaya devam etmektedir.(4) Sanat ve estetik, Allah’ın fiillerinin ve tecellilerinin ana rengi, asıl karakteridir. Tesadüf, akılların tartmadığı, hayallerin ulaşamadığı bu muazzam programa giremez.(5) Allah’ın özenmeden yarattığı hiçbir şey yoktur. Ömrü birkaç günü, birkaç haftayı geçmeyen çiçeklerin renklerine, dokularına, zer afetlerine, inceliklerine ve zayıflıklarına bakınız. Siz birkaç günlük bir şeye bu özeni gösterir misiniz?  

ÜÇ GÜZELLİK

      a. İç dünyasının güzelliği,-ihlas

Her günah insanın kalbinde bir leke bıraktığı gibi genel olarak çirkinliklerin de sebebidir. Çirkinlikler çoğunlukla bir günahın sonucudur. Meselâ, bir şehrin estetiğini bozan, onu çirkinleştiren, çoğu kere rüşvet veya haksız menfeat sağlama gibi dinen günah sayılan davranışlardır.İnsan kirlenmiş iç dünyasıyla asıl güzelliği algılayamaz. Kâinattaki bir çok güzelliği boş ve anlamsız bulabilir.O halde güzelliği,güzel özelliğe sahip olanlar anlar.Yani güzel frekansları algılayabileceklerin ona uygun alıcıların olması gerekir. İç güzelin şaşırtıcı formları sanatçının fenomenlerin içyüzüne yaptığı dalışlarla ortaya çıkar. Söylenen aynıdır aslında fakat her Divan şairi bu aynın hem aynını hem de gayrını üretmek gibi çetin bir sınavla karşı karşıyadır. Evet... Güzellik gerçekliğin iç boyutudur dedik. Hüsn. Hüsn-ü beyan, hüsn-ü zan, hüsn-ü letafet, hüsn-ü mücerred.. Şartlara bağlı olmayan mutlak, mücerred güzellik. Vücud, hayat ve iman hüsn-ü mücerreddir.

 b.Dış görünümündeki güzellik,:
        Davranışların doğumu düşüncede başladığı için,düşüncesi temiz olanın dışı-davranışları da güzel olur:
İnsan, davranışlarının ayrıntılarına dikkat etmeye başlar.Bir sanat eserinin güzelliği nasıl detaylarda saklı ise insan davranışlarının güzelliği de detaylarda gizlidir. "zerre"(atom çekirdeği büyüklüğünde)kıl kadar davranışlarının bile kıyamet günü değerlendirileceğinin ve onun geleceği konusunda belirleyici “olacağının belirtilmesi sözü edilen ayrıntılara verilen önemi göstermektedir.

İslâm, insanın dış görünüşünün güzel olmasına büyük bir önem verir. Hz. Peygamber, insan içine çıkan” müminlerin,toplumda, güzelin yüzündeki,güzelliğine güzellik katan, bir ben gibi olmalarını ister.Peygamberimiz bir yolculuk(sefer) dönüşü,Müslümanlara, biraz sonra şehre ulaşacaklarını, insanların aralarına katılacaklarını, elbiselerini düzeltmelerini,develerin donanımlarını ve yüklerini düzeltmelerini, bir ben gibi güzel görüntü vermelerini söyler (Ebu Davud, Libas, 25/27).

“İslamda,Davranışlarda olduğu gibi görünümdeki (özellikle ihmalden doğan) çirkinlik şeytana yakıştırılır. Hz.Peygamber, saçı sakalı darma dağınık huzuruna giren birine, gidip kendine çeki düzen verdikten sonra gelmesini söyler. Adam gelince ona, şeytana yakışan önceki dağınık hâlinin mi yoksa düzgün hâlinin mi daha güzel olduğunu sorar “(Muvatta, Şa'r,2).Dolayısıyla bu ve bu gibi peygamber öğretileri bize,güzelliğe(sanata),aşık olmamızı,ona meftun olmamızı,güzelliğin estetik ve sanatın peşinde koşmamızı öğütler,bu konuda: evren ve vücudumuzun estetik harika yapısı  örnek verilerek bize örnek olunur.

 c.Yaptığı iş- ve ürünlerdeki güzellik  =KAL değil Hal ilmi.s-102                                       

    İnsan maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamak için arayış içinde olmuş “Hayat akıntıya kürek çekmektir;eğer bırakırsan Suyun götürdüğü yere  düşersin”Bunun için ÇALIŞMIŞ üretmiş,hayatı kolaylaştırmış,icatlar yapmış bilgiyi üretime dönüştürmüştür.İnsan işveren ve aynı zamanda işçi konumundadır.

   “ İnsan ancak kendi çalışmasının karşılığını elde edebilir.Onun çalışması, ilerde kesinlikle gözler önüne serilecektir.Sonra  -6-çalışmasının karşılığı kendisine eksiksiz olarak verilecektir.(Necm suresi 39-41) "

        Yani insanın sadece çalıştığı, kazandığı ve somut eylem olarak ortaya koyduğu kişisel birikimi ona verilir. Başkasının kazandığı O na yarar sağlamaz onun olmaz.Şu dünya hayatı insana verilmiş bir çalışma ve kazanma fırsatıdır. Ölünce bu fırsat elden gider ve "amel" defteri kapanır. Yalnız Peygamberimizin -salât ve selâm üzerine olsun- aşağıdaki hadisinde sözü edilen kimselerin "amel" defterleri ölümlerinden sonra da açık kalır:

"İnsan ölünce sevap defteri kapanır. Yalnız şu üç kimsenin sevapları öldükten sonra da artmaya devam eder:

1- Ana-babası için dua eden,İnsanlığa yararlı,dindar hayırlı bir evlat bırakan kimse,

2- Arkada kamuya yararlı bir eser bırakarak ölen kimse,

3- İnsanlara faydalı bir bilgi öğreterek ölen kimse."

        O halde İnsanların var güçleriyle ölümsüzleşmesi için eser ve çaba göstermeleri insanlığa değer katmaları gerektiği vurgulanmıştır.İmam-ı Şafii ile taraftarları bu ayete dayanarak ölülerin arkasından okunan Kur'an'ın sevabının onlara ulaşmayacağını ileri sürmüşlerdir. Çünkü başkaları tarafından okunan Kur'an o ölülerin kişisel ameli, öz kazanımı değildir. Bundan dolayı Peygamberimiz, ne açıkça ve ne de dolaylı olarak ümmetini ölüler arkasından Kur'an okumaya özendirmemiştir, bu yolda hiçbir yönlendirmesine, hiçbir uygulamasına rastlanmamıştır. Hiçbir sahabi de bu anlama gelecek bir söz söylememiştir. Yalnız ölünün arkasından yapılan duanın ve verilen sadakanın sevabı ona ulaşır. Bunun böyle olduğuna dair hem ilim adamları arasında görüş birliği (icma) hem de Peygamberimizin açıklaması vardır. (Kaynak: İbn-i Kesir Tefsiri)

      "Onun çalışması, ilerde kesinlikle gözler önüne serilecektir.”Yani emekler, çalışmalar, kazançlar asla yok olmayacak, havaya gitmeyecektir. Çalışıp çabalayanlar her iki dünya da da karşılığını alırlar.

      Kendisine önce çalışma fırsatı, davranış özürlüğü tanınıyor, arkasından işlerinden ve davranışlarından hesaba çekiliyor, ayrıca davranışlarına biçilecek ödüllerin ve cezaların "adil" olacağı yolunda güvence veriliyor

      peygamberimiz,çalışırken disiplini,,iş ahlakını,üretme konusundaki  kuralları belirlemiş. Alın teri dökülerek kazanılmasını emretmiş, “veren el alan elden üstündür”demiş,insanların çalışıp çabalayarak kimseye muhtaç olmaması istenmiş,”Gücün yettiğince kimseden yardım istemeyin” buyurmuş, “Birinin elinde ipiyle odun taşıması dilenmesinden daha hayırlıdır dilendiği kimse ya verir ya da vermez”, “Doğru güvenilir Tüccar Cennette peygamberlerle,şehitlerle sıdıklarla,salihlerle beraberdir.”buyurarak bu zorluğu başaranların sonunda ulaşacakları yere bakışlarını çevirmiştir.

         Bu gün, İnsan kendisine verilen emaneti kirletmiş,doğal dengeyi bozmuş,gerekli dikkati göz ününe almamış,işinde ve üretiminde ahlaka uymamış,sonunda olumsuzluklar yaşamıştır.yanlış kalitesiz üretimin bilinçsiz tüketimin zararlı atık ve gazların,sonuçları ortaya çıkmıştır.

      Doğru niyetle inançla ortaya konulan eserler ,düşünmek,çalışmak ibadet sayılmış,bu niyetle,ticaret yapan,atölyede imalat yapan,ürün pazarlayan,bilgi ve emeğiyle üreten sonra topluma ailesine kendisine yararlı olanlar  övülmüştür.

   İhsan(s-102)Allah ı görüyormuşçasına olgun imanla dikkatli duyarlı yaşama bilinci,doğru davranma, güzel iş yapma alışkanlığına denir.

        Dinde davranış güzelliğini yakalamak önemlidir:Çünkü;Yapılan güzellikler, yeni güzellikleri doğuracak,ihsan anlayışı insanlığı geliştirecek mutlu edecektir”

      **  Peygamber”Siz işinizi güzel düzgün yapınız,Çünkü Allah güzeldir güzeli sever” buyurmuştur;Bu düşüncedeki sanatkarın :Eline aldığı maddeyi işlerken ibadet ediyormuşçasına ruhunu ve akılını katması olayı ibadete çevirir.Bu sanatkar,eserin:Güzel,kullanışlı,estetik,ekonomik  eserler olmasına dikkat eder.

       97- İman etmiş olan hangi erkek ya da kadın, eğer iyi amel işlerse, ona dünyada mutlu bir hayat yaşatırız, böylelerini ahirette de yaptıkları iyiliklerin en güzel karşılığı ile ödüllendiririz.nahl 97)

İşte bu ayeti kerimeden şu genel ilkeler tespit edilmiş oluyor.

2- İyi işlerin sağlam bir temele dayanmaları kaçınılmazdır. Bu temel Allah'a imandır. "Mü'min olarak" Bu temel olmadan bina yapmak mümkün değildir. Bu bağ olmadan parçaların bütünü oluşturmaları beklenemez. Yoksa bütün çabalar fırtınalı bir günde şiddetli rüzgârın önündeki kül gibi darmadağın olacaklardır. İnanç sistemi bütün bağların kendisine dayandığı temel eksendir. Yoksa her şey bozulur gider. İyi işlere yön veren ve hedef belirleyen inanç sistemidir. Ancak bu inançla iyilik, sağlam bir temele dayanır. Kökleşir ve sağlamlaşır. İhtiraslara, arzu ve isteklere göre yön belirlemez, geçici hal almaz ve hemencecik sarsılmaz.

3- İman ile birlikte iyi işler yapmanın karşılığı,bu yeryüzünde güzel bir hayat yaşamaktır. Bu hayatın ille de bolluk, bereket ve mali servet ile olması şart değildir. Bu imkânlarla güzel bir hayat yaşanabileceği gibi, bunlar olmadan da güzel bir hayat yaşanabilir. Hayatta, yaşamı güzelleştiren malın dışında pek çok' şeyler de vardır ki, bunlar da güzel bir yaşam için yeterlidir. Allah'a bağlanmak, O'na güvenmek, O'nun koruması, muhafazası ve rızasına bütünüyle bağlanmak, güzel bir hayatın bazı şartları içinde yeralır. Aynı şekilde sağlık, huzur, hoşnutluk, bereket, aile yuvasının huzuru ve kalplerin sevgisi de bunlar arasında yeralır. Yapılan güzel işlere sevinmek bunun vicdanlardaki etkileri ve hayattaki etkileri de hayatı güzelleştiren etkenler arasındadır. Mal ise, bu güzel hayata etki eden unsurlardan sadece bir tanesidir. Kalp Allah katındaki daha önemli daha temiz ve daha kalıcı şeylere bağlandığında, bu dünya malının az bir miktarı onun için yeterli olacaktır.

4- Dünyada güzel bir hayat yaşamak, ahiretteki güzel hayatın azalmasına neden olmaz.

  D-Sözde güzellik:Dili kullanmak ve anlamlı cümle kurmayı Allah insanın içine kodlamış yani yaratılıştan insan güzel konuşmaya ve gelişmeye müsait olarak bu aleme gönderilmiştir..Müslüman:”Aykırı görüşlere sahip olsa da karşısındakini dinlemeli ve görüşlerine saygı göstermelidir”,”Bildiğimiz bir şeyi anlatsa dahi karşımızdakinin sözünü kesmemeli saygı göstermek için ,Aaa Öyle mi? Gibi sözlerle değer verdiğimizi göstermeliyiz.

       “Senin görüşlerine katılmıyorum ama görüşlerini yaymak için elimden geleni yapacağıma söz veriyorum “anlayışı içinde olamlıyız.

      Kültürümüze ve dilimize İslam dininden kaynaklanan güzellikler ilmek ilmek dokunmuş tur.Hacı Bektaşlar,Yunuslar,Mevlanalar İslam ın yetiştirdiği dünya ca ünlü söz ustaları olmuşlardır.

E-SORULAR

   S-1- Bu noktada önemli bir soru ortaya çıkmaktadır:Sanatta ve sanatkar da ahlak neden gerekli midir?                                                 S-2-Peki ahlak sanat ilişkisi nasıl gerçekleşiyor? Sanatta din olursa-olmazsa ne olur?Din ne der?

      Sanatta Ahlak olduğunda  her şey yerli yerine konulmaktadır. Aklın putlaştırılması ya da hiçleştirilmesinin dengesi sağlanmaktadır.İstek ve arzular ahlak bağlamında ele alındığında yararlı birer mutluluk aracına dönüşmektedir.Sanatın ilke ve amaçları,Müslüman sanatçının zihninde berrak ve net olmalı! Kâinattaki güzelliklerin Cemal ve Kemal sıfatlarından süzüldüğüne inanan Müslüman sanatçı, çirkinliği bir form olarak üretemez. Bazı yazarların, eserlerinin insanlık açısından zararlı sonuçlara sebep olması,gözardı edilemez.Sonuçta,Eser kadar yazar da Sorumludur.

        Evrensel doğru sanatı yakalamışsa insan,Bunun din adına çıkmışlığından ziyade Bu kaliteyi yakalamışlığı,O nu dini sanat halin getirir.

       Sanatta,Şeytan, Varlığın negatif kutbu olarak algılanır,İnsanlığı saptıran ve zulmettiren her sanat dalı şeytanın amacının gerçekleşmesidir,Nitekim şer bazen iyi şeyler adı altında sunulur insanlığa..

         Sanatçının iç yaşantısı besin kaynağıdır.Dolayısıyla Tevhid- İhsan ekseninde dinin ahlakını içselleştirmemiş bir sanatçı her zaman Sanatını kötüye kullanmaya açık olduğu gibi  Bunu engelleyen bir mekanizma da onda yoktur.

        Ahlak insanların kendi kendileriyle ve birbiriyle hatta nesnelerle ilişkilerini belirler.

        Bu ahlakilik bakışa yansımış;‘dünyanın pek çok yerinde kanlı ve kirli bir tabloya bakıp insanlar güzel diyemez olmuşlardır. tablo güzel olsa bile..." Sanat-ahlak birliğinin bozulması, Onulmaz yaralar açmıştır,insanlığın yüreğinde..

        İslam'da, İlahi Güzellik',hem sanat hem de tabiat üzerinde  etkendir..Bu,temelde kalp sanatı dır.Slogan;"Gerçek sanatçı ölümsüz olanın, -7-ebedî olanın peşindedir." Sözler'de, "Kur'an'ın gerçeklerinin şiirin hayallerine ihtiyacı yoktur.denmiş.

        Sanat acıları gidermede, insanın ruhunu acılardan kurtarmada bir merhamet kaynağı olabilir.Sanatın hayatı okuması, hayatın iç mantığını yansıtması gerekir. . İMAN Sinemasıyla gördüğünü,sonsuz öte dünyanın lezzetiyle sunmalıdır."

 

 S-3--Allah güzellikleri seviyorsa neden kötülüğü yaratmış ya da yapılmasına izin vermektedir?   

          1- Çirkin,iç boyutu itibariyle çirkin değildir.Bizzat Soyut güzelliktir.Çünkü Cemil olan Allah gereksiz şeylerle uğraşmaz.Bundan dolayı Yaratılan her şey ya bizzat ya da sonuçları itibariyle güzeldir..

          2-Kötü olmazsa güzellik bilinmezdi,O halde kötülük güzelliğin bir parçası,tamamlayıcısıdır. Her şeyin,Dış görünüşünün altında vurucu bir güzellik bize daima gülümser. Baharda fırtınalı yağmurlar yer yüzeyine çiçeklerle bir tebessüm şeklinde bize görünür;Şiddetli kış yaza içilecek su demektir..

          3-..Evrende Gördüğümüz çirkinlik de şer de hep İlahî Güzellik'in soyut güzelliğin kavranması bakımından bir araç olarak yaratılmıştır. İBRET gözüyle bakıldığında görünenin çirkin yüzüne değil belki Cemil(Güzel) olan Allah'ın yaratışındaki güzelliğe,o gizli yüze varabiliriz.Ve varlık bize gerçek anlamıyla görünür,gülümser.

          4-Varlık, Hakk'ın isim ve sıfatlarıyla belirmesinden başka nedir ki?

        5-Varlıkta 2 yön bulunur, Biri o şeyi zatına diğeri Yaratıcısı'na baktırır. Herşey kendine bakan yüzüyle ölü, yok ve fani/geçici/hakikatsizdir; Varlık Allah ın varlığı ve varetmesi sebebiyle vardır, diridir ve hakikidir.

        6-Düşünsel gerçekçiliğimizin kökleri Yaratıcı'da; meyveleri, dalları, yaprakları bizim katımızda, heybetli bir ağaç gibidir Bu anlamda biz bazen olanların gerçek yüzlerini anlayamayabiliriz ve bize güzel bir şey görünen yüzü itibariyle kötü gelebilir.Mesala:Üniversiteyi kazanamamak,güçlülerin zayıfları ezmesi,İnsanların sömürülmesi ve yer altı yerüstü kaynaklarının zorla-baskıyla-laf edebiyatı yaparak ellerinden alınması,istenmeyen bir şeydir,Ama bu insanların bu kötülükleri sebebiyle Cehennemde sonsuz kalacağı,Üniversiteyi kazanamayanların ,başarısızlıklarından ders alması(Daha güçlü kişiliğe kavuşması)nı sağlaması,kötülükleri yapan insanlara karşı,diğerlerinin tedbir alması …gibi iyi yönleri vardır.

       7-Allah iyiliği de kötülüğü de yaratmış,her ikisine de insana verdiği ömür içinde izin vermiş,iyiliği yapmasını istemiş ,kötülüğe rızası olmadığını belirtmiş ve bunlarla insanların sınandığını vurgulamıştır.Herkes yaptığına göre Cennete ya da Cehenneme gidecektir;Bunun Ortaya çıkması için Özgürce seçimin olması gerekirdi;Bundan dolayı herkes özgürdür ama Kader,”Bizim önünde sürüklendiğimiz rüzgar; biz yaprak değiliz.Çünkü Allah davranışlarımızı:Güzel ve kötüden yana belirleme gücünü ve yetkisini bize verdiğinden sorumlu tutmaktadır,Eğer böyle olmasaydı Allah bize haksızlık etmiş olurdu.Dolayısıyla İnsan iyiyi de kötüyü de kendisi seçer,Yani Cennete de Cehenneme de kendisi kendisini götürür.Sadece Allah ın bilgisi külli bilgi olduğu için bilir,Bilmesi bize müdahale ettiği anlamına gelmez.

     8-Güzellik çirkinliğin müdahalesiyle gelişir, açılır ve sümbüllenir. Küçük zararlar, şerler ve çirkinliklerin yaratılması çirkin değildir. Şerrin yaratılması değil işlenmesi şerdir,

    9-Demek ki çirkin güzelin düzeylerini göstermek üzere var kılınıyor ve Gerçeğin ortaya çıkmasında bir ölçü birimi ödevi görüyor?

  10-Çirkin güzele ölçü olmak üzere varedilmiştir.Ölüm var öyleyse hayat saçmadır diye inanıyor nihilist birisi. Öteki ölüm gerçek hayata doğuştur, diyor.Diğeri Ölüm bir merdiven kabül ediyor:Tırmanma veya yükselme,MUTLAK GERÇEĞE GİDEN YOL sayıyor.

     Şerler,güzelliğin doğuşuna zemin hazırlar.”Sizin şer zannettiklerinizde hayır;Hayır zannetiklerinizde şer olabilir”Hadisi bu gerçeği ifade eder

 

S-4-Günümüzde sanata ve sanatçıya yüklenen  anlam ve verilen değer?Sanatın ve eserlerinin krıtiği?

         1-  Dinin estetik ve güzellik anlayışını bilmeyenler Onu, heykel kırmak şeklinde anlamışlar bu yanlışa düşmüşlerdir.

         2- Zayıf olan, kendine güvenini yitiren, kendi değerlerinden habersiz ya da kendi değerlerinden yüz çevirmiş geri toplumlar,ilerlemiş toplumları taklit eder olmuşlardır..

         3-Yapılan eserlerde,Zevk, bir estetik, gelecek nesillere ulaştırabileceğimiz, işte bizde bunları biz yaptık, ecdadımızdan bize kalan mirası koruduk, daha da ileriye götürerek sizlere teslim ediyoruz, sizler de bizlerden aldığınız bu mirası daha da geliştirerek sizden sonraki nesillere bırakınız !sözünü gönül rahatlığıyla diyebilir miyiz?Sanat değerini taşıyan eserlerimiz nelerdir?

          4-İslam dünyasında bir estetik yozlaşma var mıdır?(Ahr  camiler -)Acaba İslamın üstün estetiği eserlerimize yansıtabiliyormuyuz?. Hem cennetten bahsedeceksiniz, cennetin bahçeden,huzur yerlerinden  ibaret olduğunu, söyleyeceksiniz, hem de camilerinizi bahçesiz yapacaksınız.Bodrum katlarındaki camiler, veyahut da altı hızar atölyesi, olan Camiler.. Bu İslam estetiğine, Allah’ın evi imajına hiç uygun mu?

        4-.Estetik,nota ,ses, müzik terbiyesi olmayan,özgüvenini yitirmiş,görgü ve kültürü olmayan insanların yarıştıkları bu müzik dalları ne kadar sanatsal?

         5-Huzur bulmak,dinlenmek için yaptığımız Evlerimiz,yaşadığımız sokaklar,mahalleler,şehirler,Çöplerin atıldığı,tükürüldüğü,aynı maksatla birkaç kez kazılarak yapılanların bozulduğu,suların biriktiği,balkonların çıktığı,yeşilliğin ve ağaçların olmadığı;Sokaklar /Yollar,İslamın güzellik-estetik anlayışıyla uyuşuyor mu?

        6-Hangi konuda biz büyük eserler meydana getirmişiz? Kaç eserimiz var bu şekilde? Hâlâ Sultan Ahmet’le övünüyoruz, Selimiye ile övünüyoruz. Aradan 500 yıllık bir zaman geçmiş. Bunlara yeni şeyler ekleyebilmiş miyiz?.

        7-Sanat amacıyla aileleri bozmaya çalışanlar sonra bunlara  bakıp eşini beğenmeyenlerin çıkması,Ailede huzursuzlukların başlaması ve bu bağlamda yapılanlara sanat denebilir mi?

        8-İslam, insanı insanlık sıfatından çıkarmayan , sanat dallarına izin vermiştir! Delileri tedavide kullanılması gibi yararlı kullanılan sanat İslam da hep teşvik edilmiş,Zararlı olduğunda ahlakla birlikte düşünülerek zararının giderilmesi düşünülmüştür.İnsanın değerini düşüren O nu hayvan konumuna indirgemeye çalışan ,sanat adına kirlilik üreten ,müzik adına gürültüye yer veren çalışamalara ne kadar estetik diyebiliriz.Düğünlerde çalınan,insanların kafasını şişiren yüksek sesli eserlere  sanat diyebilir miyiz?.

         9--Ufacık bir sarsıntıda yerle bir olan, zevksiz, çürük, iklim şartlarıyla asla bağdaşmayan şu beton yığınlarına ne kadar sanat eseri diyebiliriz? Peki sanat adına Avü teşhirlere sanat diyebilir miyiz?

         10-Ayağınızı kirleten, kalbinizi karartan, ruhunuzu bunaltan,çok yüzlülüğe, ahlâksızlığa, zulüm, katliam ve soykırımlara,Kadını yerden yere vuran eserlere, güçlünün zayıfı ezmesine sanat diyebilir miyiz?

          11- Bu gün neden Filozof Gazzalîler?Düşünür İbn-i Sinalar,Mimar Sinanlar var mı? Ulaşılması gereken Sevgiden bahseden Muhyiddin Arabîler? Dünyaya açılan kültür kapılarımız olan:Mevlânâlar,Yunus Emreler,Hacı Bekta ı Veliler?, Yüksek karekter örnekleri Abdülkadir i Geylanîler,?Yetiştirilebilmekte midir?

S-5--Sanatın amaçları  nelerdir?

         1-Bütün güzellikler ve davranışlar İslamın öz malı ve Onda daha bütünsel olarak vardır.İnsanların yaptıkları her güzel şey de bilmeseler bile dinin kapsamı ve teşviki içerisindedirler Bunu bilip bu amaçla yapılan davranışlarda Dinde İbadet sayılmış,Allah a varan ve O nu bulmaya yarayan İşaret levhaları kabül edilmiştir.Bu amaçla,İnsandaki güzellik anlayışını canlı tutmak için ibadetler emredilmiş böylece günde 5 kez insan bu güzellik merkeziyle iletişime geçmiş veya geçmesi istenmiş,Sonra bu güzelliği anlaması ve tün insanlığa ulaştırması  -istenmiştir.

           2-Sanat insanın ruhunu yüceltmeli  ve ona açılımlar getirmeli geliştirmelidir.İnsanın  Aşırılıklarını dengelemeli Gönderildiği en estetik yere ulaşma ve yaklaşmasına yardımcı olmalıdır. İslama göre:İnsan cennette en estetik ve en güzel yerde yaşıyordu,bilinen günahtan sonra,Hz.Adem ve Hz Havva dünya ya gönderildi,sonra insana güzeli arama duygusu verildi,Taki Cennetteki en güzel ,en estetik hayatına tekrar kavuşabilsin.Dolayısıyla insanın güzele ulaşma yönündeki her davranışı Dünyaya sadece yansıyan cennetteki güzelliklere ulaşma amacına yöneliktir,yapılan her güzel eser bir anlamda,Cennetteki güzelliklere yaklaşmaktır..İslam dini ve Allah insanı İbadet-Salih amel-takva-ihlas ekseninde teşvik ederek dünya da da Cennet gibi bir hayat yaşamasını tavsiye etmiştir.

           3-Sanat İnsanla Allah Arasında Bir Gizdir" ,"Hiçbir kuşun uçmadığı,hiçbir ayağın basmadığı yüksekliklerdedir..”.Ve sanat  topluma hizmet ve onu ileri götürmek için kullanılmalıdır. İslam'da sanat toplum için vardır;Böyleyken,Rabbim  sanatı nasıl  yasaklayabilir ki..

           4-Bizi nesneden Tanrı'ya-aşkınlığa götüren bir hareket olan çizginin dinamik düşüncesini de ihtiva edecek bir işaret teorisi üzerinde bir modern resim üretilebileceğine inanıyorum.....                                                                                                                              -8-

           5-Sanat ve  din, İnsanın sorularına cevap vermesi ve ulaşılmazı araması bağlamında kardeştirler.Konu birliği içerisindedirler.Örneğin:Aşkı-sevgiyi-Mutluluğu-Şiiri- Ruhu tarif edebilir misiniz? Peki Allah’ı (c.c.) tarif edebilir misiniz?Allah ı ve Aşkı tarif edemezsiniz ama onun eserini görürsünüz Sanatta burada ortaya çıkar İnsana varlığı anlamada yardım eder..

           6--Sanatın amacı,Güzel olana yaklaşmak,olumlu duygular uyandırma çabalarıdır,İnsanlarda pozitif duygular uyandırmak Dinin de arzusudur ;O halde Sanat dinin çocuğudur,dyebiliriz.

           7—Dinin amacı gerçeğe ulaştırmaktır;,Sanat,hakikate ulaşmanın bir yoludur. Sanatçıda filozof ta bilim adamı da,edebiyatçı da bu hikmete ulaşmak için çaba göstermektedir,İslam da Bu hakikate ulaşmak için insanı teşvik etmektedir .Din, peygamberler ve Kitaplar göndererek insana tıkandığı,yanıldığı  yerlerde yardımcı olmaya çalışmaktadır.Bunlar ,düşünebilen-hissedebilen-akledebilen, beynini fonksiyonel halde kullanabilen-sentezleyebilen-ürünler ortaya koyabilen,gerçeğin peşinde beyin akrobasisi yapabilen,şartlanmamış akıllar için geçerlidir.Düşünemeyen bir beyin için binlerce delil serseniz yine de fayda etmez,İnanmaz,hatta fikirlerle mücadele yerine kaba kuvvetle ve başka aşağılık yöntemlerle cevap verir.Örneğin,Onca Kanıta Rağmen  Ebu Cehil inandı mı,?Hayır.

        8- Sanat ,insanın estetik zevkini yükseltmelidir.

        9- Varlığımız mecazi bir anlama sahiptir,Peki  Nedir mecaz?Kur anda bir örnekte bu,Dalları gökte,Kökleri yerdeki ağaç şeklinde tasvir edilir. . Sanat bu aşkınlığı ve zamansallığı yakalamada,değişen de değişmeyeni bulmada insanın elinden tutmalıdır.

       10- Evrendeki gül yaprağı gibi iç içe geçmiş sanatı ve gerçek güzelliği bulmak:Her güzel ve iyinin Kaynağı Allah  olup bütün iyilikler ve güzellikler ondan gelir,Onun isimlerinden süzülür..Gerçek Güzellik ise, iyiliğin iç boyutudur,Evren,katmanlarındaki her mükemmellik isimlerin sergilenmesidir.GİZEM,derin ve tadına doyulmaz bir objedir...İnsandaki gizemin kaynağı da Allah tır.Şiir ve edebiyat gizemin dilidir.

       11-Her şeyde Allah a bakan bir yüz vardır:Çünkü bir araba yapan nasıl ona kendisini belli eden bir sembol en uygun yerine yerleştiriyorsa,Allah ta yarattığı her varlığa kendini belli edecek ima ve işaretler koymuştur;işte sanat ta bu işaretleri açığa çıkarmada yardımcı olmalıdır.O nun İsim'lerin titreşimini anlamamıza yardımcı olmalı ,Evrensel dili ve ritmi bize tanıtmalıdır.Bu anlamda, İnsan bir fanustur ve yüreğinde yanan inanç ışığıyla “Ve in min şey'in illa yüsebbihu bi hamdihi. “(her şey O'na dönük bir ima, bir nişan, bir işarettir) ayetini daha açık hale getirmelidir.

      12-Velilere göre sanat,varlığın gerçekliğini ,gerekliğini anlatmalıdır.Sonra:Ruhun ve evrenin tüm çizgilerini,tüm girinti ve çıkıntılarını uyumunu HİKMET pergeliyle çizilmişliğini,her şeyin arkasında güzellik kastını ve güzelliği anlatmalıdır.

       13-”Allah'ın bilinmek ve sevilmek arzusundadır”Buna ihtiyacı yoktur;Nasıl ki bilgi sahibi ya da ressamlar sanatlarının zirvesinde oldukları ya da güzel eserler yaptıkları zaman bunları gizlemek yerine sergileme ihtiyacı duyuyorsa ,Allah bu ihtiyacı duymadan Sanatının,hikmetinin bilinmesini gücünün anlaşılmasını ve Kendisine yönelinmesini ister.Kendisini tanıtmak ve sevdirmek merhamet ve nimet iradesinden süzülenleri göstermek,İnsana Acıdığından ve onu sevdiğinden yaptığı iyiliklerin ve şefkatinin bilinmesini ister.

        14-. Evrenin her katmanında her karesinde Cemal ve Kemal(Güzellik ve mükemmellik) sıfatlarını görmekteyiz.Güzellik ve aşk'ı doğuran bu sıfatlardır. Bunlar hem aşk hem de güzelliktir.Bu noktada,Cemil(Allah ın güzellik sıfatı) hem güzellik hem sevgi anlamını içerir.ve bizi o katmana taşır..Bütün güzelliklerin kaynağı, Alim, Hakim, Mukaddir ve Musavvir..dir.. Varlık katları birbiri içinde sarılı perdeler gül gibidir ve her perdede Zamansallığı aşmış,Esmaül hünsanın(Allah ın güzel isimlerinin yansıması)vardır.Sanat insanı bu gize ulaştırmalıdır.

          15-Sanat,Görünenin ardındaki gerçekliği bulmaya yardımcı olmalıdır:Bu gerçeğin İçyüzüne doğru süzülmekle,Varlığın yüreğine sızmakla,tüm bu imgeleri çöze çöze varlığın anlamını bulmakla,.sonra Gerçek imana ermekle,birbirine içkin olan gerçeklik ,iyilik ve güzelliğe ulaşabilmekle olur.Sonra bu,ahlak,sanat ve bilimin özdeşliği ile yapılmalıdır.

           16-Sanatçıyı ve insanı-ruhunu eğitmek:Sanatçıya ve herkese,Allah'ı görüyormuşçasına-görülüyormuşçasına sanat eseri sundurmaya çalışmak.Bu,Sanatı ibadetin bir parçası olarak gerçekleştirtmek.. Sonrasında,Evrendeki birlik uyumuna katılabilmesini sağlamak.

            17- Kudretini sanatkarlığını en küçük şeylerde gösteren Allah en mahir sanatkardır.Mesala:Gözle dahi zor görülen bir canlıya sindirim sistemi ve diğer azalar koyan varlık ne büyük sanatkardır.Balarısını varlığa küçük bir fihrist yapan, Kur anın bir sayfasına Sembollerle Evreni sığdıran,bir noktacıkta ,inciri şifreleyen,görkemli bir ağacın programını yükleyen ve insan aklını, kâinatın sayfalarında görülen tüm İsimleri,eserleri, alacak hücrelerle bezeyen,zengin bir kitaplığı yazdıran Yaratıcının büyüklüğünü kavratmak..

           18-.Sanat ile,O kayıp cennet'in dilini yeniden bulma arzusuna yaklaşmak,o deneyimi yeniden yaşamak .Çünkü cennet de bir imgedir, cennet de göksel bir çiçektir. Yeryüzü de bir çiçektir. Bahar da bir çiçektir.Uzay-gök te bir çiçektir; yıldızlar o çiçeğin yaldızlı nakışlarıdır. Güneş de bir çiçektir,ışığındaki yedi rengi, o çiçeğin nakışlı boyalarıdır.Evren/Alem güzel ve büyük bir insandır,insanın küçük bir âlem olduğu gibi.Sanat bu alemi çözmede yardımcı olmalıdır. Her bir varlık bütün veya tek tek,O sanatkar ve güzelliklerin kaynağı olan Allah ın isimlerinin göstergeleri olup Onun güzelliğine/Muhabbetine/mükemmelliğine/merhametine götüren bir işaret levhasıdır.

           19- Değişende değişmeyeni yakalamaya yardımcı olmak:Allah,kâinatın ve varlığın ruhudur,Evren  bu nur ile dopdoludur.Bu nurun sonu, sınırı yoktur,Sonsuz bir denizdir. Hayat, ilim, irade, kudret bu nurla varolur-devam eder.Canlıların görmesi, işitmesi, söylemesi, hareket ve davranışları bu nur  sayesindedir.Bu nur çekildiğinde varlıkta,Çürümeye yüz tutan,bozulacak ceset kalır,Sanat ise evrene canlılık veren bu sonsuz sınırsız Ruhun güzelliklerini anlatmadan başka nedir ki!Bu anlamda:Allah yerin ve göklerin Güzelliğidir.Ayetini rahatlıkla diyebiliriz!

        20-Varlıkta  Aslolan Gerçekliktir. O'nun yansıtılması için her şey bir ikon ödevi görür. Karagöz'ün minyatürün, ebrunun, çininin, klasik şiirimizin, kıssanın, Dini örneklerin,halk hikâyesinin özetle tüm estetik formların birincil özelliği budur.Müslümanlarda Sanat ise bunları anlatmak için kullanılmıştır.

          16- Sürekli varolan, sürekli yok olan, ölüp ölüp dirilen varlıkların yazıldığı bir sayfadır zaman. Sanat varlığın özüne inmeye,Varlığın yüreğindeki Birlik ritmine katılmamıza ,zamansallığı aşarak,hayatın fani yüzündeki  kalıcı ışığını bulabilmeye yardımcı olmalı O bizi,Evrendeki Uyumlu ve ritmik akışa kavuşturmalı, Yaratıcı'ya doğru veya evrensel güzelliğe ulaştırmalı...

Kaynaklar:Kur’an-Kerim(T.C.Diy.işl.bşk.Terc. ank.)Meb Din kül ve ahlak bil.Orta öğretim,İ.Öğrt. öğretmen klavuz kitabı (2010 ank), 1999 ve sonrası Meb. din kül kitapları T.C.diy.işl.bşk.yayınları:İslam ilmihali(II cilt),İslam ansiklopedisi(42Cilt),Meb orta öğretim Lise,ilköğretim din kül kitapları,Değişen 2005 Tarihli din kül ve ahl.bil Müfredatı,1739 sayılı Milli eğitim temel kanunu(Özellikle 10.madde),Anayasanın tecziyelendirme ve kamu hakları hukuku ile ilgili maddeleri,Meb Öğretmenin görev ve sorumluluklarına dair yönerge,genelgeler. Ayetler ışığında bilim (T.C.diy işl.bşk yay.Onk Dr.Haluk Nurbaki),Atatürk’ün oluşturulmasını emrettiği Hak Dini Kur’an dili adlı Tefsir kitabı (10Cilt),T.C.İlahiyat Fakülteleri dergileri.T.C.Meb İstanbul Valiliği “Değerler eğitimi genelgeleri”(oluşturulmak istenen hedef değerler)- www.diyanet.gov.tr,Dinimi öğreniyorum (T.C.diy.işl.bşk.yay.ank.) Diyanet Aylık Dergi

 

Bu haber 3539 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

İSLAM VE ESTETİK(s94-120)11/Ü7

BİLİME KATKI SAĞLAYAN MÜSLÜMAN BİLGİNLER

BİLİME KATKI SAĞLAYAN MÜSLÜMAN BİLGİNLER MÜSLÜMAN MUCİTLER VE BİLİME KATKILARI

MERHAMET MEDENİYETİNDE:KUŞ EVLERİ

MERHAMET MEDENİYETİNDE:KUŞ EVLERİ Tarihimizdeki İlginç Vakıflar

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

GALERİ

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 58
Haber 1146
Yorum 116
Haber Okuma 2430700
Editör 12


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi