BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

MİMARİ VE İSLAM

Tarih 05/Nisan/2012, 00:13 Editör BİLGE BİLGE

Müslümanlarda mimari

MİMARİ s-127  sınıf 11

A-İSLAM VE MİMARİ KAVRAMLARI

           İslam mimarisi mi Müslüman mimarisi mi?İslam mimarisi yerine Müslüman mimarisi demek daha doğru olur.  İslam evresel ve aşkın olup onun öğretileri,ilkeleri zaman ve mekanla sınırlı olamaz. 

         Tanım: Mi'mârî kelimesi "uzun ömürlü olmak, Ömrünü uzatmak; (bir ev) meskûn ve ba­yındır olmak, (evi) meskûn ve bayındır ha­le getirmek" anlamlarındaki amr (umr-ömür) masdarından türetilmiştir. Aynı kökten gelen ma'mûr, imâre ve umrân da Arap­ça'da genellikle harâb kelimesinin karşıtı olarak kullanılmakta ve bayındır olma ya da bayındır kılmayı ifade etmektedir.                                                                                                                                                                 .       Mimari, medenî ya­hut şehirli bir toplumun pratik ihtiyaçla­rını karşılamanın yanı sıra kendini ifade etmek üzere gerçekleştirdiği yapım tek­niği ve sanatıdır. MİNARE:"ışık veya ateş çıkan / görünen yer" anlamındaki Arapça menâreden gel­mektedir. Za­manla dinî mimarinin en önemli unsurla­rından biri haline gelen minare klasik Os­manlı döneminde (XVI-XVII. yüzyıllar) en olgun seviyesine ulaşmıştır. Yapıldıkları dönemin mimari özelliklerini yansıtma­ları bakımından ayrı bir önem taşıyan şe­refeler minare üzerinde birkaç adet ola­bilmektedir. Osmanlı geleneğinde birden fazla minare ve şerefe sadece hanedan mensupları tarafından yaptırılan selâtin camilerine mahsustu.    Minber: camilerde hatibin hutbe okurken daha iyi görülmek ve sesini daha iyi duyurmak üzere çıktığı basamaklı mimari unsuru, bazan da kür­sü, koltuk, taht vb.ni ifade eder. Anadolu Selçuklularından kalan ve tama­mı ahşap olan minberlerin en eskisi Kon­ya Alâeddin Camii minberidir. Mescit de "secde edilen yer" demektir. Bursa, Edirne, İstanbul gibi imparatorluk merkezi olmuş şehirlerde padişahlar tarafından yaptırılmış büyük ölçekli camilere de "selâtin camileri" (sultanlar/padişahlar tarafından yaptırılan camiler) denmiştir.

       Minare, kubbe ya da konut formları, insanların hangi kültür çevresinde yaşa­dığını anlatırken mimari dokuya yaklaş­tıkça belirginleşen kemer formları, taç kapılar ve diğer unsurlar, hangi kültür çev­resi ya da dönemin üslûbuna yaklaşıldı­ğını açıkça farkettiren göstergelerdir. Bir gözlemci yahut seyyah sadece bu form­ların karakterine bakarak Herat, Kurtuba veya İstanbul'da olduğunu rahatlıkla anlayabilir.

       İlginç olan şudur ki belli bazı ibadetler ka­dar dinî yapıların yönünü de belirleyen Kabe, gelişmekte olan mimari için örnek alınan bir yapı formu olmamıştır. Bütün mezheplerde inananlar namaz sırasında yüzlerini Kabe'ye çevirdikleri halde Kabe'­nin kübik formu cami ve mescidler için bir yapı modeli olarak tekrarlanmamıştır. Kur'an,Kabe'nin mimari yapısı ve hadis­ler ibadet mekânının şekli ve planı konu­sunda zorlayıcı ilkeler getirmemiştir. İran ve Orta Asya'da ise daha cesur kubbe de­nemeleri yapılmışsa da kubbe asıl öne­mini Osmanlı mimarisiyle kazanmıştır.

       Hat sanatı, mûsiki ve kitap sanatlarına göre mimari alanında­ki gelişme malzeme, işçi, usta ve şantiye konuları dolayısıyla devletin ekonomik bü­yümesiyle doğrudan bağlantılı biçimde gelişmiştir. Çin sınırlarından Atlas Okya­nusu kıyılarına kadar genişleyen Müslüman yurdu Özellikle kozmopolit bir mimar kadro­suna iş alanları açmıştır. Selçuklu, Mem­luk ve Eyyûbî yapılarının masrafları daha çok sultan, devlet adamları, varlıklı tüc­carlar ve şehir ileri gelenleri tarafından karşılanmaktaydı.Camiler daima Müslüman  şehrinin odak yapıları olarak yönetim binaları, hatta saraylardan bile daha önemli konumda olmuştur. Müslüman­ların günde beş vakit ibadet İçin geldiği, erken dönemlerde her türlü toplantının yapıldığı, tartışma, seçim, yargılama ve eğitim işlerinin bu mekânda yürütüldü­ğü bilinmektedir.

   MİMARİ YAPILARIN  BRANŞLAŞMASI :  Zaman içinde ibadet haricindeki işlevlerin cami dışına taşın­ması gerektiği İçin medrese, şifâhâne gibi yapı tiplerinin kendilerine özgü plan şemalarına göre inşa edilmesi gündeme gelmiştir. büyük hanedan ve devletler kimlik göstergelerini mimari üslûba dönüştürmüşlerdir:Tac Mahalden Konya Mevlânâ Türbesi'ne kadar.bu anlayış görülmeye başlanmıştır.Şehzade Camii'nin İsfahan Cuma Camii'nden farklı oluşu, sadece bölgesel teknolojilerin de­ğil bir üslûp ve kimlik konusunun da öne çıkarıldığını göstermektedir.

      Kubbe-mekân bağlantısı ve bu un­surun alt yapıyla uyumu Büyük Selçuklu dönemi ustaları tarafından ele alınmış, Osmanlı mimarisinde ulaşabileceği en üst noktalara varmıştır. Klasik devir Osmanlı mimarisinde kubbe teknolojisinin ulaştığı estetik düzey Edirne Selimiye Camii ile öl­çü büyüklüğünün de zirvesine ulaşır.

 

B-DİNLERİN/İSLAM’IN,MİMARİNİN GELİŞMESİNE  KATKILARI

    *   İslami müesseseler aslında lüzum ve ihtiyaç  duyulduğu için doğmuştur çünkü İhtiyaç  keşfin anasıdır.İslam dini bağlılarını 7.yüzyıldan 17.yüzyıla kadar hep motive etmiş bu motivasyonun sonucunda edebiyatta,sanatta,estetikte,teknolojide,bilimde,erdemler de hep  pozitif yönde gelişmeler olmuş hep yükselen  trend oluşturulmuştur…Peygamber eşkiyaları evliya yapmış ve bu evliya öğretmenler,dünya ya bilgi-sanat ihraç etmeye başlamışlar sonra  Abbasilerden Selcuklular’a onlardan Osmanlılara kadar hep gelişme trendi gösterilmiştir.,Daha sonra bu motivasyonun etkisi reddedilmiş ve gerileme başlamıştır..

    *Hz.Ebubekir dünyada ilk hakiki demokrat devlet olan İslam Cumhuriyetinin ilk Halifesi oldu ve onu, idaresi altında süratle gelişen İslam Cumhuriyeti içine bütün İran ve İlk Roma İmparatorluğunun büyük bir kısmını birleştiren Büyük Ömer takip etti. Çok geçmeden Atlantik'ten Pasifik sahillerine kadar uzayan sahalarda Müslümanların değişik makamlarda okudukları <<Allah-u Ekber» avazeleri duyuldu. Böylece yüzlerce,farklı kültür ve medeniyet sahibi milletler İslam nüfuzu altına  girdiler. Bir çok memleketlere ekilen İslamiyet tohumu en harika meyvesini verdi.

  * Genel olarak dinî tatbikat mimari sana­tının uygulandığı yapıların inşa edilmesini zorunlu kılmıyorsa da bütün büyük din­ler kendi amaçlarına göre tasarlanmış mimari yapılara sahiptir ve bu yapıların her biri o dine ait Allah anlayışlarını, ibadet şekillerini ve cemaat yapılanma­larını yansıtan karakteristik özellikler ta­şır. Meselâ bazı mâbedler için "Allah’ın evi" (beytullah) ya da "toplanma yeri" (cami) ta­birlerinin kullanılır olmuştur.

 * İslâm inancının mimari tasarıma yön verecek siyasal iradeye dönüşmesiyle bir­likte İnanca dayalı anlayış farkı, hem böl­gelerin eski mimarisinden hem de çağ­daşı olan diğer kültürlerden ayrılmaya başlamasıyla sonuçlanmıştır.

     *İslamiyet sadece' münferit bir şahsın değil fakat kainatın dinidir.Sosyalizmin kabul edebileceği tek dindir. Sadece

o harbi/savaşı durdurabilir. Sadece o dünyayı büyük bir aile yapabilir..

       Müslümanların kendi medeniyet tec­rübesi içinde ortaya koydukları mimari geleneği "İslâm mimarisi" ya da "İslâmî mimari" olarak isimlendirilir. Bu terimle kastedilen, müslüman mimari geleneği­nin kendine özgü yönleriyle İslâm dininin ruhunda bulunan değerleri, herkes kendi dönemi ve kültürü içerisin de belirli biçim ve semboller halinde yansıttığı ya da bu değerler doğrultusunda yön ve kimlik ka­zandırdığıdır. .                                                                   .     Müslüman kültürünün yaşadığı bölgelerde­ki mimari, daha eski kültürlerden gelen İnşa teknolojileriyle İslâmî akaidin/inancın o gün için gerektirdiği ihtiyaçların kavşak nok­tasında ortaya çıkmıştır.

     *Halka hizmet hakka hizmet sayıldığından dinin bu motivasyonu sebebiyle sağlam,kalıcı ve yararlı eserler verilmeye başlanmıştır..(Sadaka-i cariye)

     *Müslüman mimarisi dini ideallerin ilhamının  neticesidir, İslamiyet disiplinli ve basittir.   İslam hayatının esası  bu  vazife üzerine kurulmuştur.Bu iş için mürşit kuvvet(motivasyon),Allah aşkından doğan gayretten gelir. Bu sebeple, Müslüman için  cennet, bir estetik idealdir.Zira Kur’an da bol bol Cennet ve behçe,güzellik tasvirleri yapılarak İnsanlar “GüZELLEŞTİRME”konusunda teşvik edilmiş; 0lupt, altında sular akan harikulade güzel bölümleri içeren  bir bahçe tasvirleri bu teşviki devamlı kılmak için yapılmıştır.. İslamiyet, san'atı ve dolayısıyla mimarisi beynelmileldir(evrenseldir.). bu bağlamda öğrenme maksadıyla yapılan çalışmalar insanlığın' selameti/kurtuluşunun için en ehemmiyetlisi/önemlisi olabilmiştir.. Müslüman mimarinin   mütecanis/uyumlu ve benzer olduğu ve kendine has karakteristik özelliklere sahip bulunduğu söylenebilir.Ayette :”Allah sizi yeryüzünü güzelleştirmekle görevlendirdi”buyurmuştur.

       Tezyinatta, arap alfabesi İspanyadan Hindistan’a  kadar uzayan sahada kullanıldı ve en meşhur hattatlar yetiştirdi.

       Mimarinin gelişmesinin temelinde ki etkene baktığımızda en büyük mimari eserler din motivasyonuyla yapılmıştır,felsefe nin gelişmesinde dinin ortaya attığı tartışma konuları ve akla bırakılmış bilinçli alanların etkileri küçümsenemez..

         Avrupa  medeniyetinin. İslamiyete ne borçlu' olduğu dünyaca az 'bilinir. , Eğer ben Peygamberin  «Gerçekten, Allah güzeldir ve güzelliği sever» sözünü tekrar edersem Müslümanların neden mimariye sanata önem verdikleri daha iyi anlaşılır.    Avrupa da müslüman sanatının en büyük mütehassısı Prof. Sarre «Orta Zamanlarda Avrupanın' bütün kıymetli  ve lüks şeylerin Şark  dünyasından aldığını ve bütün san'atkarane faaliyetlerin, yüksek ilim ve her türlü konforun,' uzun zamandan beri vatanı olan şarktan gelen ipekli kumaş  ve  halıların batının süsü olduğu ve Rönesans devrinde İtalyan resim sanatının renk inkişafında mühim tesiri olduğunu hatırlayamaması , şark İslam sanatının bu kadar, az tanınması hayret vericidir.» diyerek bunu tam manasiyle ifade etmiştir.

         İslamiyet her bireyi içine alan bir din olduğundan onun sözde ibadethanesi  olan cami, müslüman hayatının merkezini teşkil eder. Müslümanların yaptığı  ilk bina, içinde Peygamberin de namaz kıldırmış olduğu, 623'de inşa edilen Medinedeki mesçittir. Bu mesçit aynı zamanda İslam cemaatinin toplantı yeri idi; Yabancıların  kabul ve misafir edildikleri bir ev olarak da kullanıldı. Peygamberin hususi ikametgahı da bu binaya bağlıydı ve halen de kendisi orada Hz.Ebubekir ve Ömer ile birlikte metfun bulunmaktadır.

-Kutsiliklerinden dolayı iyi korunmuş olan camiler ve türbeler Müslüman mimari anıtlarının  en çok ömürlü olanlarıdır.

 -Müslümanlar dünyanın gördüğü en müsamahakar insanlardır. Onlar her zaman faydalı buldukları herhangi bir şeyi kabul etmeğe hazırdırlar. Yabancılardan bir şey - öğrenmeyi küçümsemezlerdi. Peygamberleri demiştir ki: “Akıl sadık olanın yol gösteren devesidir, nerede bulursan onu yakala»

 

   S-1-Osmanlı yapıtlarında,Camii+Okul(medrese)+Hamam genellikle yanyana yapılırdı.Yapıların bu şekilde birlikte yapılması ,düşüncelerimize hangi düşünceleri çağrıştırır?

            Bu üç öğe,İbadeti,temizliği,medeniyeti-bilimi-okumayı simgesel olarak temsil etmektedir.Dolayısıyla bu öğeler de Müslüman Türklerin bunlara ne kadar önem verdiğini ve bunların Müslüman Türklerde iç içe olduğunu gösterir.

S-2-Dinin emirlerinin ve ibadet anlayışının mimarinin gelişmesinde ve yapılmasında etkisi nasıl olmuştur?

       

 

 

    İslamın temizliğe verdiği önem ve abdest alma ihtiyacı,hamamların,su kemerlerinin,su yollarının yapımını sağlamıştır.Ayrıca “Çeşme-Köprü-Yol“İnsanlığa yararlı her şey sadaka i cariye bağlamında değerlendirildiğinden  bu amaçta,halk,devlet başkanları adeta yarışmışlardır.Su içirmenin ve suyu ulaştırmanın sevap oluşu,sebil ve çeşmelerin çoğalmasına sebep olmuş,Namazın cemaatle kılınması cami yapımının sevap olması ile ilgili tavsiye ve teşvikler,camilerin sağlam ve kalıcı,rahatlatıcı ,görkemli yapılmasına ve sanatın ibadethanelerle zirvelere taşınmasına sebep olmuştur.

       Müslüman Türkler,İslamın okumaya-eğitim ve öğretime verdiği önemi en iyi yakalamak için ;Medreseler,sahn-ı semanlar-Beytü-l hikmeler,Fakir öğrencilerin okutulmasını,hayvanların ,yaşlı,kimsesizlerin ihtiyaçlarını karşılamak için vakıflar kurmuşlar ve buna uygun binalar yapmışlardır.Öyleki;Bu vakıflar:Yaralı leylekleri koruma vakfından ,evlenecek  fakir yetim kızların çeyizlerini tamamlama vakfına,kitap yazdırma vakıflarından ,yaşlı ve geçinemeyenlere yardım vakıflarına(Aşevi-Camilerdeki sebiller),Göç edemeyen hayvanlara barınak yiyecek sağlama vakfına,kadar çeşitlilik göstermiş,İmanın Mimariye elden geldiğince yansıtılmasına çalışılmıştır.

      Türklerin Islama girişi Onların Önceki kültürlerini yok etmemiş bilakis daha da geliştirmelerine kendilerine özgü mimariye sahip olmalarına sebep olmuştur.Yapılan Çeşmeler ve kümbetlerin Çadır şeklinde yapılması,İnce silindirik minareler Türklerin Mimariye kazandırdığı formlardandır.

        İslamın sevgi ve merhamet temelli medeniyeti her yere ve her canlıya yayılmış;Bu merhametten her varlık kana kana içmiştir.Öyle ki:Ticaret yapanların ücretsiz konakladığı ,mallarını devletin sigortaladığı,bineklerinin ihtiyaçlarına kadar karşılandığı kervansaraylar yapılmış,hastahaneler,konaklar,hanlar,yapılmış ve İnancın mimariye yansıtılmasıyla O zamanın Teknolojisi kullanılarak sağlam,estetik günümüze gelen,Ziyaretçileri çeken Eserler verilmiş ,bizi diğer toplumlardan ayıran Türk kalmamıza sebep Kültürümüz oluşturulmuştur.

 S-3-İslam dininin hoşgörü,merhamet,şefkatinin mimariye yansıması nasıl olmuştur?/ İnancın mimariye yansıması nasıl olmuştur?Bu konuda bilgi veriniz?

       Dünyayı ve bulunulan yerleri,fikir üretilen okul haline getirmeyi amaçlayan İslam dininin bu özelliğinden mimari yapı da payını almıştır.İslamın engin hoşgörüsü,sevgisi,merhameti,şefkati,Mimaride de görülmüş,Yapılan binalarda kuş barınakları,kuş köşkleri,aşevleri,yolcular için ücretsiz konaklama merkezleri,vakıflar,hanlar,hamamlar yapılmış,gene bu engin merhametin ve şefkatin sonucu olarak Müslüman ülkelere gelen tüccarların malları yanmaya,çalınmaya karşı devlet tarafından sigortalanmıştır.Bu engin merhametten İnsanlar alabildiğine yararlanırken hayvanlar unutulmamıştır.Dönemlerinde,çok ileri bir şekilde bir medeniyet ortaya koyan müslümanlar  dünyada eşine ilk defa yada az rastlanır bir uygulamayla bu merhameti en üst seviyeye çıkarmışlardır.Bu alanda “Guraba-i Laklakayn”(Yaralı leylekleri tedavi etme vakfı)nı kurmuşlar,Bu merhamet ve sevgiden hayvanları dahi yararlandırmışlardır.Dünya da dışarıdaki insanlar için çeşme ve barınak yapan az sayıda medeniyet vardır.Bunun yansıması olarak çeşmeler,havuzlar,yapılmıştır.

S-4-.İslamın Mimariyi ve eserlerini tavsiye etmesinin sonunda neler ortaya konulmuştur?

     “Hayırlı iş yapma-Sadaka i Cariye”anlayışıyla sosyal ve iyilik amaçlı eserler ortaya konmuş,ihtiyaçlar giderilmeye çalışılmış,savurganlıktan kaçınılmış,”yapabileceğinin en iyisini yap”anlayışı yakalanmaya çalışılmıştır.Bu eserlerin İşlevsel-estetik,işe yarar, olmasına dikkat edilmiştir.

     Kur an da ki”Hastaların,kimsesizlerin,yolda kalmışların,yaşlıların,”korunmasıyla ilgili ayetler gereği çok sayıda hastane,imarethane ,aşevi,darul aceze(Yaşlılar yurdu),yetimhaneler,kurulmuş bunları finanse etmek için vakıflar kurulmuştur.(Kapalı çarşı,zeytin bahçeleri gibi)

        Dinin entelektüel boyutta önemsendiği dönemlerde,en alt kademedekinden en üstteki kademedeki adamına varıncaya kadar bilgi yüklü insanlar ortaya çıkmış bunlar yardım ve hayırda yarışmış,Allah ın sevgisini kazanmayı amaç edinmişlerdir.Ama bu gün, bu vakıfların tapusunu üzerlerine geçiren ve vakıf arazilerini işgal eden üzerine ev yapan,O gariplerin haklarına el uzatan ahlak ve vicdan kaçkını insanlar türemiş bunların sayısı 100 bin e dayanmıştır.;Bu dine önem verildiğinde ve uzaklaşıldığında nelerin olduğunu bu bozulmanın her yerde ve alanda gelişerek zararlı şekilde devam ettiğini göstermesi ve fikir vermesi bakımından önemlidir)

S-5-İslamın bu lezzetli pınarları diğer insanlara nasıl ulaştırılmıştır?

         Müslümanlar aldıkları aydınlık ışığını sadece kendilerine değil tüm insanlığa ulaştırma amacı gütmüşler  ve herkesi “Aynı ailenin bir üyesi kabul etmişler,Her insanın Allah ın kulu ve değerli olduğu “anlayışıyla Bu meşaleyi tüm insanlara ulaştırmışlardır.Bu amaçla,Gittikleri her yere içlerindeki mutluluğun ve güzelliğin yansıması olan güzel kokulu gülleri serpmişler bu güllerden asırlar boyu insanların güzel kokular almasını sağlamışlar,mimaride adeta gül medeniyeti kurmuşlardır:Anadolu dan,balkanlara,Afrika dan ,orta doğuya kadar gittikleri her yere Sanat eserlerimizin,uyum,estetik,seçkin örneklerini götürmüşlerdir.

         İmanlı mimarlar,bir hayata sığması mümkün olmayacak eserleri inancın tazyikiyle hem en güzel hem de en çok eser olarak vermişlerdir.Mimar sinanın yetiştirdiği mimarlar ve 400 e yakın eserinin bir ömre sığdırılması ancak bu imanın tazyikiyle olabilir.

         Ayrıca Mimari eserler yapılırken yaşananlar,İranlıların yardım için gönderdiği altınların harçlara karıştırılması,Eli kesilen mimarın Fatihi dava etmesi,İnsanların gözlerindeki eğiriliğin düzeltilmesi için Minarenin iple çekilmesi,bir minareye 3 farklı çıkışın olması,Lamba islerinden Mürekkep damıtılması,Eserlerde hep Müslüman Türk ün mührünün vurulması(Hilal ay=alem) Gölge sistemiyle saatin hesaplanması,Kurtuluş savaşının Camilerden başlatılması,mimari eserlerin farklı boyutlarını anlatır.

   *Camilerin içerdiği manevi ve uhrevi atmosfer ve bunun inananlar üzerindeki müsbet etkisi, İslam'ın simgesi olan bu yapıların esas değinilmesi gereken cepheleridir. Cami dışındaki hiçbir mekân ve mabette, camilerdeki aydınlık ve ortam ferahlığı yoktur. Camiler, müdavimlerine huzur ve rahatlık veren, ruhsal dinginlik sağlayan yapılardır. İnsana, Yaratan'ın huzurunda olduğunu hatırlatan bir tesire sahiptir. Kapıdan giren herkes içerde eşittir. Hiç kimsenin, dışarıdaki statüsü ne olursa olsun bir ayrıcalığı yoktur. Samimi bir mü'min, bu mekânda, dünya telaşından, iş güç stresinden bir süre için de olsa tamamiyle soyutlanabilir; kuvve-i maneviyesini tazeleyebilir. Ruhsal ve bedensel olarak dinlenmiş, maişet mücadelesi için moral depolamış olarak oradan ayrılır. Bir gayrimüslim bile camide bir kasvet, bir sıkıntı duymaz. O da ferahlık hisseder. Şilili ünlü şair Pablo Neruda, diplomat olarak ülkesini temsil ettiği Güneydoğu Asya'da (1970'li yıllar) bir yaz günü dışarıda sıcaktan bunalıp yakınındaki bir camiye girmiş. "Cami" diyor, "mavi bir havuza girmişim gibi vücuduma bir rahatlık, ruhuma da huzur verdi."                                                                                                                                                    *    Bunca önemli işlevi yerine getiren camileri; sıradan bir taş, tuğla, mermer, çini, ahşap vb. malzemelerin ölçülü ve planlı bütünlüğünden oluşan maddi yapılar olarak algılamak çok yanlıştır. Yahya Kemal de başlangıçta bu yanlışa düştüğünü sonradan itiraf etmiştir. Bu itiraf "Süleymaniye'de Bayram Sabahı" başlıklı ünlü şiirinde yer almıştır: Ulu mâbed! Seni ancak bu sabah anlıyorum;

Ben de bir varisin olmakla bugün mağrurum;                                                                                                                        Bir zaman hendeseden âbide zannettimdi;                                                                                                                 Kubben altında bu cumhura bakarken şimdi, Senelerden beri görüp özlediğim                                                                         Cedlerin mağfiret iklimine girmiş gibiyim. “                                                                                                                              .      Tamamı epeyi uzun olan bu şiirin kilit mısraı "Bir zaman hendeseden âbide zannettimdi"dir.Büyük şaire göre, Süleymaniye sadece maddi bir yapı değil, her yanına atalarımızın ruhu, dinimizin maneviyatı sinmiş çok farklı bir yapıdır. Gerçek bir mü'min gibi konsantre olunduğu zaman, bu ulu mabedin maddi ihtişamı kadar manevi ve ruhi etkisi de hissedilmektedir.

   C-MÜSLÜMAN SANATININ ÖZELLİKLERİ NELERDİR?(TARİHTE)

Müslüman sanatının  karakterlendirdiği diğer bir özellik ,sivri kemerdir.

S-1-Müslüman Türkler,Ulaştıkları yerlerde Anadolu dan daha fazla mimari eser bırakmışlardır;Onları buna sevkeden sebepler nelerdir?

        Bu gün  balkan ülkelerinden Viyana ya,Anadolu dan Arabistan’a,Oradan Afrika ya kadar ki topraklarda Türk izini/ damgasını bulmak bize bir özgüven vermektedir;Geçmişte böyle ardınca çiçekler serpen ataların torunları olarak gene dünyayı gül-barış medeniyetine çevirebiliriz,gene Dünyanın süper gücü,sözü dinlenilen ve önemsenen ülkesi olabiliriz çünkü bu Müslüman Türk milletinin yapısında ve kodlarında vardır.Yeter ki bu onurun gerektirdiği disiplini içimizde ve dışımızda yakalayalım,kendimize güvenelim,aşağılık kompleksimizi atalım,O zaman gene Dünya ya barış huzur gelecek,kötülükler-zulüm minimize olacak,ülkemize ve vatanımıza yönelik eylemler daha düşünce aşamasında bitecektir;Yeter ki Yüceltici değerlere sarılalım,inanalım.

        Müslümanın içindeki huzur,güzellik adeta gittiği yerlere çiçekler serpmesi şeklinde somutlaşmış ve bunu da ibadet bağlamında,Dini emretmiştir.il olarak bu durum,Peygamberimiz(S.a.v.) de  ortaya çıkmış;Onun bağlılarında devam ederek gelişmiştir.Çünkü O,Medine ye daha gelmeden yolda,Kuba da mescit(Sosyal alan)yapmış ve bunda bilfiil çalışmıştır.Sonra,Hicretten sonra Mescidi nebi yi yaptırmıştır.

        Bu mescit in hemen yanında Eğitim öğretim kurumu açmış kendisi de  bilgisiz kaba-bedevi insanların eğitiminde günün2/3 ünü ayırmıştır.Yani din Mimariyi,eğitime bilime katkı yapmak için aracı olarak kullanmıştır.

       Umumiyetle müslüman camisine, camiin büyük veya küçük oluşuna göre bir kütüphane, mektep, fakülte veya bir üniversite , 'talebeler ve seyyahlar için bir imaret, muhtaçlar için bir aşhane, hamam ve yıkanma odaları bazen bir hastahane  ilave edilmiştir. Bazen müessisin/kurucunun mezarı da onun bir parçasını teşkil ederdi.Şüphesiz cami en mühim bir toplantı yeriydi ,Mahalli şura orada toplandığı gibi milletvekili seçimlerinde  oy atılacak yerler de orada bulunuyordu.

     -İslamın teşvikiyle ortaya çıkan mimari ,bilinen hiçbir şeyin taklidi değildir; fikir, plan ve kompozisyon bakımından  orijinal dir.İki örnek verirsek,Taç mahal ile Kurtuba Camiini örnek alabiliriz.Biri Doğu'da, biri Batı'da. Birbirlerinden ne kadar farklı!. Fakat her ikisinde İslami ruh hakimdir ve onları birleşik bir kültürün mahsulü yapıyor.

S-2-Osmanlı yapıtlarında yapıların,iç/dış mimarilerinin  genel özelliklerini yazınız?

            a-Komşu yapının ışığını  ve manzarasını kesmeyecek şekilde bina yapılmasına özen gösterilirdi.

            b-Komşu evin kapısından çıkanları rahatsız etmemek için ,kapılar karşılıklı olmamasına dikkat edilirdi.

            c-Komşunun evini yağmur suyu ile rahatsız etmemek önemli dış özellik idi.

            d-Binalarda,camiilerde kuş evleri ve kuş köşkleri yapılması ,peygamberin ve dinin mimariye farklı boyuttaki yansımalarından idi.

            e-Binaların en üst katında cumbalı teraslar,manzara seyretmek dinlenmek için yapılırdı.

f-Tuvaletler kıbleye bakmayacak şekilde yapılırdı.(Kıble yönüne paralel yapılırdı)

            g-Evler cumbalı ve çıkıntılı yapılırdı,evler ferah  aydınlık olurdu,bu da evdeki insanların psikolojik genişliğini/rahatlığını ve ruhsal yapılarındaki aydınlığı yansıtırdı.

            I-Yaşlılar için evlerde köşkler yapılmış,bu köşklerden yaşlılar dışarıyı seyreder,çocukları sever,çay içermiş.Bundan dolayı,yaşlanan insanlar “bir an önce kurtulunulacak” insanlar olarak görülmezdi,hayatında en çok sevgiye muhtaç oldukları zamanda,saygı sevgi ve özel iltifat /ilgi görürlermiş.

            i-Evdeki pencere adedi,ev sahibinin maddi imkanıyla doğrudan ilgili imiş.

            f-Evdeki baş oda süsleme ve sanat eserleri yönünden zengin olup misafirler burada ağırlanırmış.bu odada kalem işi süslemeler yer alırmış

            g-Camiilerde ve evlerde havuz yapımı önem kazanmış.Bursa Ulu Camiinde olduğu gibi..

 

D-KÜLTÜRÜN SEMBOLÜ OLMASI YÖNÜNDEN MİMARİ

     S-1-İslam kültürünün simgesi olması yönünden mimariyi değerlendiriniz?   

          Bir kente girişte bizi önce O şehrin  mimarisi karşılar.Bu mimari Burada yaşayan insanların ,kültürü,yaşayışı,sanatsal zevkleri,dini,medeniyet seviyesi,gelişmişliği hakkında bilgi verir.Bundan dolayı Osmanlılar gittikleri yerlere Medeniyet götürmüşler,Adeta oralara Müslüman Türklerin sanat,medeniyet ve kültürel olarak mühürlerini vurmuşlardır.Bu yapılar,buraların Müslüman Türklere ait olduğunu/yaşadığını gösteren birer tapulardır.Bu gün Camiilerimiz ve bir çok  tarihi zarif eserlerimiz,Adata Türkiye’nin Müslüman Türklere ait olduğunu her zaman gökyüzüne haykırmaktadır.

    *Camiler, Müslüman Türklerin Anadolu coğrafyasındaki silinmez, kazınmaz mühürleri, bu topraklara sahipliklerinin inkâr edilemez belgeleridir. Lozan müzakereleri sırasında, Yunan delegasyonu ısrarla Edirne'nin Yunanistan'a ait olduğunu iddia ediyormuş. Onlara cevabı Türklerden önce İngilizler vermiş: "Kabul edelim ki Edirne Yunanistan'a ait. Fakat şu dört yüz yıllık Selimiye camiinin varlığını nasıl izah ederiz?"

S-2-Mimar sınan ın ustalık eserim dediği,Edirne Selimiye Camisinin Tarihçesini ve mimari özelliklerini anlatınız?(Slayt)

 S-3-Atalarımızın yaptığı mimari eserlerin bu günkü durumları hakkında bilgi veriniz?Yada o eserlere ne kadar önem veriyoruz/nasıl koruyoruz?

            Bir dönemler,dünyaya örnek ve eşsiz bir medeniyet kuran Osmanlı medeniyetinin eşsiz arşivindeki eserler,Yunanistan’a hurda kağıt olarak satılmış,daha sonra bu eserlerin kıymeti anlaşılınca  halen süren mahkeme süreçleri başlatılmıştır.Ayrıca Dünya da bir eşi olmayan Kutsal emanetlere ,ne kadar önem verilmekte,?Bodrumlarda küflenmekten ne kadarı kurtulabilmekte?Yada bazı kütüphanelerdeki el yazması eşsiz kitapların bazı sayfaları/yada tamamı yerlerinde bulunamamakta?Bazı tarihi eserler de kuş barınakları olmuş,bazıları sarhoşların mekanı olmuş,

S-4-Neden Türk ve Müslümanlar özgün /kendilerine özgü bir mimari yapılar/Camii şekilleri ortaya koyamıyorlar?

S-5-Bir müslüman mimarın temel ilkesi neler olmalıdır?

            Dini inanç+Bilgi+Güç(ihsan-ihlas)+Sabır+Dua

S-6-Hindistan’da yaptırılan,Taç Mahal i kim yaptırmıştır?Neden?

S-7-Tarihsel Mimari yapıların önemini anlatınız?Bu yapıların yararı nelerdir?

S-8-Mimari alan ile ilgili düşündüğümüzde,İhsan nedir?

            İhsan:Kişinin yaptığı her işinde/her yapıtında/her davranışında ,Kendisinin Allah tarafından görüldüğü ;Kişinin de Allah ı gördüğü bilincinde olmasıdır. İşte bu durumda İşler olması gerektiği gibi yapılacak,eksik malzeme kullanılmayacak,yapıtlar çürük yapılmayacaktır.Bu düşünce Dinin mimariye genel yansımasıdır.İslam dini mimariye genel olarak yaklaşır detaylara girmez.Geri kalanları  insan aklına bırakır.Bundan dolayı Müslümanların yaptıkları yapıtlar hep zamanlarının en ileri mimari yapıları olmuş yüzyıllarca ayakta kalmışlardır.Yüzyıllardır tarihe şahitlik eden camiilerimiz gibi.

Bu haber 2105 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

İSLAM VE ESTETİK(s94-120)11/Ü7

İSLAM VE ESTETİK 11

İSLAM VE ESTETİK 11 İSLAMIN SANATA VERDİĞİ ÖNEM

ALLAH NEDEN HASTALIK VERİR?NEDEN ACI ÇEKTİRİR?

ALLAH NEDEN HASTALIK VERİR?NEDEN ACI ÇEKTİRİR? ALLAH Neden Hastalık Verir? Neden Acı Çektirir?

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

ATATÜRK VE DİN

GALERİ

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 49
Haber 865
Yorum 114
Haber Okuma 1047127
Editör 5


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi