BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

PEYGAMBER İNANCI( İSLAM DİNİNE GÖRE)

PEYGAMBER İNANCI( İSLAM DİNİNE GÖRE)

Tarih 24/Kasım/2012, 11:13 Editör BİLGE BİLGE

HZ MUHAMMED DENİZCİ MİYDİ?

PEYGAMBER İNANCI 10/Ü2

 

      “Herkes bir peygamberdir, kimisi iyiliğe çağıran ,kimi kötülüğe,kimi Allah a ,Cennete kimi ,Cehenneme çağıran bir peygamberdir.”      -1-

 

**İyilik:Nemrud'un ateşine odun taşıyanlara karşılık, İbrahim'e su taşıyanlara ''Selâm'' olsun

    ..İnsan iki halde yakalanır Allah a:Allah tan kaçarken ya da Allah a koşarken.

**Gerçek sevgi sevdiğinde yok olmak değil, sevdiğinde hayat bulmaktır.Seven sevdiğine itaat eder.

S-1-Neden peygamberlere ihtiyaç vardır?

      Din “nasıl?” sorusunu akla havale eder

       A- Rûh ve bedenimize takılan harika duyu, duygu, âlet ve cihazlarla harika güzellikleri seyredip, tefekkür için şu âleme gönderildiğimiz anlaşılıyor. Dolayısıyla, “Dünya ve içindeki varlıklara hangi göz ile bakılacak, nasıl tefekkür edilecek? Faydalı ve zararlı maddeler; tehlikeli, yasak bölgeler nasıl bilinecek?” gibi hususları, insanlığın nûrânî kılavuzları olan resul, nebî, yâni elçiler ve din haber verir.

       B- Anlaşılmaz bir kitap hocasız, bir okul muallimsiz, bir ev reissiz, bir topluluk başkansız olmaz. Özellikle, mevcudât/Varlık, yâni atomdan galaksilere kadar uzanan canlı-cansız varlıklar silsilesi, sayısız kitap içinde kitap, hattâ “varlıklar” adedince kütüphanelerdir. Elbette, bu denli esrar/sırlar/gizemler ve güzelliklerle bezenmiş, muammâ/Gizem yüklü bir kitabı bize okuyacak, anlatacak bir muâllim/öğretmen lâzımdır. O da peygamberdir…

       C- “Kendilerine peygamber gönderilmemiş kimseler, hayrı şerri bilmediklerine göre, azap olacakları da söylenemez. (Konu öğretilmeden sınav yapılmaz=Bu,Sünnetullah’a(Allah‘ın evren yasalarına )aykırıdır.)      , Kendilerine peygamber gönderilmemiş kimseler, hayrı şerri bilmediklerine göre, azab olacakları da söylenemez. Din araştırmacısı Adil Bey diyor ki: "Amerika'da doktoramı yaptığım sırada, yer yer Amerika yerlileri ve zencilerle görüştüğüm oluyordu. Bu kabileler arasında bazen öyle dînî prensiplerle karşı karşıya kaldım ki, bu prensipler aynen bizdeki Allah inancına uyuyordu. Meselâ: "Allah'ın eşi ortağı yoktur. Çünkü iki ilâh olsa idare karışır..." diyorlardı ki, bu, hemen hemen "Eğer yerde, gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de, yer de gök de) bozulup gitmişti." (Enbiya-22) ayetinin mânâsını ifâde ediyordu. Eğer bu hakikati zencilere bir peygamber fısıldamasaydı, bunu kendi kendilerine bilmeleri mümkün değildi. Yine bu zenciler "Allah doğmaz, doğurmaz. " diyorlardı ki; bu da ancak aydınlanmış bir zihnin ifâdesi olabilirdi. Çünkü doğmak, doğurmak insana ait bir özelliktir  ve ihtiyaçtan ileri gelir. Gene aynı düşünceden,Buda nın da bir peygamberden esinlendiğini/O nun kalıntılarından felsefesini oluşturduğunu düşünebiliriz…

 

    D- “O, içlerinden, ümmîler, Mekkeli bilinen kabileler arasında kendilerine Allah’ın âyetlerini, Kur’ân’ı okuyan, onları pislikten arındıran, vicdanlarını temizleyen, onlara okuma yazmayı, kitaba, Kur’ân’a vukufu, ilmi, hikmeti, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisini, sünnetini öğreten, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere bir Rasul seçerek görevlendirendir. Onlar önceden, tamamen başlarına buyruk bir hayat, koyu bir cehalet, dalâlet ve bozuk düzen içindeydiler..”(Cuma2)

       E-  Karıncayı emirsiz/Lidersiz, arıyı yasubsuz/Kraliçesiz, ördek ve sâir hayvan çeşitlerini rehbersiz bırakmayan Allah, elbette insanı başıboş, rehbersiz, öndersiz, muallimsiz, nebîsiz, peygambersiz bırakmaz. Allah’ın varlık ve birliğini bize tanıtacak, bildirecek, isim ve sıfatlarının tecellilerini okutup tarif edecek bir tarifçiye, bir rehbere ihtiyaç vardır. Rabbimizi bize târif eden yol göstericilerden biri; peygamberler ve onların da en büyüğü ve en sonuncusu olan Hz. Muhammed’dir (asm).

       Din, “Nasıl?”dan ziyade, “Kim?” ve “Niçin?” sorularının cevabı ile yaratılışın sebebi üzerinde durur.Ve akıl ve vicdânın altından kalkamadığı problemlerin formüllerini açıklar. “Nasıl?” sorusuna dikkat çeker ve cevabını akıl, istidad(potansiyeller) ve kabiliyetlere havâle eder.

       F- İnsan, akıl ve vicdân sahibidir. Şu halde, “Peygamberlere, dine ne ihtiyaç var?” denemez. Zîrâ, akıl,her konuda doğruyu bulsa da –ki bulamaz-bulsa da önemli bir motive edici olmadan yap-a-maz!

    G-İnsan yaratılırken akıl,bilinç,seçme imkanı ile yaratılmıştır.Bu imkan sayesinde kendisi,çevresi ve diğer varlıklar hakkında bilgi sahibi olabilir.Ancak bütün bunlar sınırlı ve kendi gücü oranındadır.Gücünü aşan veya dış çevrenin olumsuz etkisiyle oluşan hususlarda gerçeğe ulaşamadığı durumlarda ,elinden tutulması gerekmektedir,yolunun aydınlatılması gerekmektedir.İşte yarattığı İnsanın bu yönünü en iyi bilen Allah lütuf ve rahmetinden dolayı insanlara peygamberler göndermiştir.

      -İnsanlar, kendi Akıllarıyla Allah’ın varlığını ve birliğini anlayabilirlerse de,Allah’ın sıfatlarını bilemezler,Allah’a nasıl ibadet edileceğini ,Ahiretle ilgili bilgileri kavrayamazlar. Dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşmak,ahlakça yükselmek için peygamberlerin söylediklerinin yapılması gerekmektedir.

      -Eğer peygamberler gönderilmemiş olsaydı; insanlar gerçek iyi,güzel,faydalı ve  zararlıyı/gerçek doğruyu ayırt etmede zorlanırlardı.duyguların, geleneklerin(töre:Berdel,başlık parası,gibi) arzularının baskısı altında kalırlardı,isabetli karar veremezlerdi,İşte bundan dolayı Allah rahmetinden ve merhametinden dolayı insanlara peygamber göndermiştir.Mesela:zenginde,fakirde suç işlemişse aynı cezayı görmeli...

      -İnsanların belli işlerde sorumlu olması,bundan dolayı sevap ve ceza görmesi için bilgilendirilmiş olması gerekir.”Bilmiyorduk “,Peygamber gönderilmedi gibi mazeretleri kaldırmak için Allah insanlara peygamberler göndermiştir.

  ----Peygamberlerin çoğu bir sanatla,ticaretle ziraat ve çeşitli mesleklerle uğraşmışlardır

ve bunları insanlara öğretmişlerdir.Böylece Kültür ve medeniyete katkıda bulunmuşlardır.

     -Eğer Allah, İnsandan değilde melekten Peygamber gönderseydi-“Allahım,Melekler çok güçlü biz onların yaptıklarını yapamayız !”diye itirazda bulunurduk.Allah İslam dininin kurallarına uymanın ve yapmanın kolay olduğunu göstermek/ispat etmek için,bizlere örnek olması için peygamberler göndermiştir.Çünkü Allah,Kuranı Kerimde“abdest alın”/”Namaz kılın”buyurmaktadır.Ama nasıl namaz kılacağımızı/nasıl abdest alacağımızı bize göstermemiştir?O halde bunları nasıl yapacağız?,İşte bu konuda peygamberler imdadımıza yetişmektedir.Bizlere bu emirleri hayatlarıyla ve yaparak öğretmekte/göstermektedir..                                                                                              

S-2-Peygamber ile nebi ne demektir,Aralarındaki farkı belirtiniz?

    Peygamberlik:”Allah’ın insanları bilgilendirmek ve buyruklarını iletmek üzere seçtiği bir grup insana vahiyler indirip elçilik görevi vermesi”dir. Allah’ın elçi olarak seçip görevlendirdiği insana da peygamber,nebî veya resul denilir. Fârâbî ve İbn Sînâ gibi Müslüman filozoflara göre ise nübüvvet “öğretme ve öğrenme vasıtalarına başvurmadan bilgi algılama gücüne sahip olmak” diye tanımlanır. uygarlığın inşa edilmesinde peygamberlerin (Din bilginlerinin) öncülük görevi yaptığına dikkat çeker .(Kaynak:William H. Mc Neill, s. 22-60)..Muhammed İkbal’e göre, Kur’an, peygamber tam anlamıyla dinamik olan bir âlem ve Allah anlayışını savunmaktaydı. Bu bilgin müslüman olarak felsefenin, dinin “beslemesi” olduğuna inanmıştır. Çünkü filozofların aradığı hakikat, peygamberlerin insanları  çağırdıkları hakikatin aynısıdır.[69]                                                                                                          

S-3-Peygamberlere İman ne demektir?(İnanç değerleri açısından..)//İnanç sisteminde/zincirinde peygamber inancının önemini anlatınız?   Peygamberlerin Allah’tan getirdiği bütün Bilgilerin gerçek ve doğru olduğuna inanmaktır.İnanç sisteminden birini kabul etmemek hepsini kabul etmemek anlamına gelir,bundan dolayı,din olgusuna karşı çıkanların  temel hedefi inanç sisteminin en tepesinde bulunan Allah inancını kaldırmaktır;çünkü Allah’a inanmayan bir insan diğerlerine de inanmamış olacaktır…Bundan dolayı inanç sistemi bir bütündür bölünme kabul etmez.!İslam da dinin bir kısmına inanmak bir kısmını kabul etmemek yoktur…

S-4- PEYGAMBERİMİZ NEDEN YALANCI OLAMAZ;KUR’AN NEDEN DEĞİŞMİŞ OLAMAZ?                   -2-

        1-Peygamberimizin,Okuma-yazma bilmediği,öğrenim görmediği halde dinî ve dünyevî açıdan tutarlı bilgiler içeren ve benzeri insanlarca yazılamayan Kur’an gibi derin içerikli ve erişilmez edebî-sosyolojik-bilimsel-psikolojik- üstünlüğe sahip bir metin getirmesine mucize dışında makul bir açıklama getirmek imkânsızdır. Son peygamber oluşu böyle bir kalıcı mucizeyi gerekli kılmıştır;Çünkü kıyamete dek bütün insanlara gönderilen son peygamberin her çağda yaşayanlara hitap eden bir mucizesi olmalıydı. Bu da akla hitap eden ve bilgiye dayanan türden başka bir mucize olamazdı (Kaynaklar:El-Bakara 2/23-24; el-Ankebût 29/47; el-Ahzâb 33/39-40).Mürselat 20-Mülk 19,Rahman 20.ayetleri)-Muhammed in çölde sakladığı teleskop bilgilerini hatırlayınız!

         * HZ. MUHAMMED (ASM) DENİZCİ MİYDİ?
      BİR TELEVİZYON programcısı olan Gary Miller, bir yazısında şunları söylüyor: “Kur’an’ı incelediklerinde, gayr-i müslimleri en çok şaşırtan şey, onu beklediklerinden çok daha farklı bulmalarıdır. Onların bekledikleri şey, 14 asır önce, Arap çöllerinde yazılmış eski bir kitaptır. Onun için sadece çölden, çöl şartlarından, çölde yaşayan insanların, toplumların ahvalinden bahsetmesini beklerler. Evet gerçi Kur’an çölden bahsetmekte, çöl tasvirlerini de ihtiva etmektedir. Ama aynı zamanda başka şeylerden de mesela denizden ve denizdeki fırtınaya yakalanmaktan da söz etmektedir.”
Birkaç yıl önce Toronto’da (Kanada) iken, bana anlatılan bir olayda, bir denizcinin başından geçenlerden söz edilmişti. Müslüman bir arkadaşı ona Kur’an’ın meâlini vermişti. İslâmiyet’ten hiçbir haberi olmayan denizci, ilgisini çektiği için Kur’an’ı okumuş ve sonra Müslüman arkadaşına, “Hz. Muhammed denizci miydi?” diye sormuştu. Çünkü Kur’an’ın deniz fırtınasını tasvir edişindeki canlılık ve gerçeklikten çok etkilenmişti. Arkadaşının ‘Hayır. Aksine çölde yaşıyordu.’ demesi üzerine Müslüman olmuştu. Çünkü kendisi de deniz fırtınalarına yakalanmış ve o haleti bizzat yaşamıştı. Onun için de Kur’an’ı getiren Hz. Muhammed’in de mutlaka öyle bir fırtına yaşamış olmasını zannediyordu. ‘Dalga dalga üstüne.. ve onların üstünde bulutlar’ (Nur Suresi, 40. û‚yet) şeklinde yapılan tasviri, deniz fırtınasını görmeden, onu sadece hayal eden bir insan tarafından yazılamaz, diye düşünüyordu.

••• Burada araya girerek diyorum ki: û‚yetin başından meseleyi ele alacak olursak, “Yahut (onların işleri) engin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz) ki, üstünü bir dalga örtüyor, onun üstünden bir dalga, onun üstünden de bir bulut. Birbiri üstüne yığılmış karanlıklar. (Bunların içinde bulunan kimse) elini çıkarsa neredeyse onu dahi göremez.” Aslında bu ifadeler ancak deniz bilimcilerin fark edebilecekleri incelikleri taşımaktadır. Çünkü birkaç yüz metrelik derinliklere inince güneş ışığının bile ulaşmadığı karanlık noktalar tasvir ediliyor ve insanın parmağını dahi göremeyeceği noktaları haber veriyor.
          

           2-Kimse kendi yazdığı eserde en mahrem konuları ele almaz,açığını vermez.İfk hadisesi:peygamberin eşine iftira atılması ve böyle durumlarda bizlere nasıl davranacağımızı göstermek için Kur’an da anılması gibi.*** Kuran'da kendisini ikaz eden ayetler bulunması.

           3-Okuma yazma bilmeyen birine Kur’an-ın gönderilmesi, bu düşünceyi zaten yok eder. Okuma yazma bilmeyen birisinin bilimde,sanatta,edebiyatta,sosyal alanda,felsefede,psikolojide  en son noktalarda bilgi vermesi mümkün değildir.O halde Peygamber, yalancı olamayacağı gibi O’na gönderilen Kur ‘an da doğrudur ve O’nun eseri değildir.!  Hâla Kur'an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı.”(Nisa82)

          4-O’nun söylediklerinde yalan yanlış yoktur. Eğer öyle olsa bile akla,mantığa,bilime aykırı  yanlış kötü bir şey yoktur.!O halde bir şey sırf iyilikleri kapsıyor ve içeriyorsa mantık bu şeyi kabul etmeyi gerektirir.İslam da akla mantığa ,araştırmaya aykırı bir şey yoktur.!

        5-TEVRAT VE İNCİLİN İŞARETLERİ,Peygamberimiz,Tevratta Ahyed,İncil de Ahmed ,Kur an da Muhammed olarak geçer.   

         6- 7- 8-Dost ve DÜŞMANLARININ tasdiki ile emin (Doğru sözlü ve güvenilir) olması..Peygamberlik geldikten sonra düşmanları olan Mekke müşrikleri O'na yalancı demeyip cinnet geçirmiş diye itham etmişlerdi.Bu da O’nun düşmanlarının dahi onun doğruluğunu destekler niteliktedir.                  

  .        9-Kur’an'ın Hz Muhammed tarafından uydurulduğunu iddia etmek:Siz Öyle bir kitap yazacaksınız ki 7. asırda da 20. ve sonraki  asırlarda bilimlerin söyleyeceklerini  söylemiş olsun.!”Allah sizin için daha bilmediğiniz nice binekler yarattı”  (Nahl8) ayetinde olduğu gibi bu ancak zamanın ve mekanın üstünde ,değişende değişmeyen bir varlığın ifadesi olabilir.Kur an bu konuda “Eğer bu Kur an ın doğruluğundan şüphede iseniz benzeri bir sure oluşturunuz”diyerek yüzyıllardır karşı tarafa doğruluk  iddiasını ileri sürmektedir.

             -Gene 7.y.y da gezegenlerin döndüğünü söylemek,embriyoloji ayetler,”Aynı yatakta aktıkları halde karışmayan sular”(rahman19):Cebeli Tarık,İstanbul boğazı,dönenceler de ki karışmayan sular,

             - Geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratan O'dur. Her biri bir yörüngede yüzüp giderler.(21 Enbiya Suresi 33)7.asırda Peygamberimizin uzayı inceleyip gezegenlerin yörüngelerinde döndüğünü söylemesi ,O’nun oraları inceleyip Kur’an’a yazması anlamına gelemez..Bunlar …vs Hem Kur’an ın  hem peygamberlerin kesinlikle doğruluğunu gösterir..

          10-O kadar engeller ve sıkıntılar karşısında kendinden emin ve tereddütsüz olarak davasını savunması:O’na sunulan onca teklifler karşısında davasından dönmemesi O’nun doğruluğunun kanıtıdır.                                                                                                                                               .                . 11-KAVİMLERİN KISA SÜREDE ISLAHI : Vahşi ve adetlerine mutaassıb/körü körüne bağlı, inatçı muhtelif kavimleri çok kısa bir sürede adet ve vahşi ahlaklarından temizleyip dünyanın birçok yerine muallim olacak düzeye ve olgunluğa getirmesi gene O’nun peygamberliğinin doğruluğunu gösterir.(İslam dan önce Cahiliye dönemi denilen bu dönemi en koyu şekilde yaşayan ,kızını diri diri toprağa gömen,acıktığında devenin et kesen ,eşkıya insanları kısa sürede evliya yapmıştır…İslamın bu dönüştürücülüğü, bu günde dahi sürmektedir:Aldığı maaşı kumara ve içkiye yatıran kişiler  daha sonra Allah ve peygamber yoluna gittiklerinde  insanların bu kötü adetlerinden vazgeçtikleri günümüzde bir çok örnekle gösterilebilir.)

         SOSYAL YAPI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ:  Sigara gibi küçük bir adeti küçük bir kavimden büyük bir hakim çok büyük gayretlerle ancak daimi kaldırabilir. Halbuki bu zat büyük ve çok adetleri inatçı mutaassıb büyük kavimlerden zahiri küçük bir kuvvetle küçük bir gayretle az bir zamanda kaldırıp yerine yüksek seciyeleri/ahlakları dem/kan ve     damarlara karışmış derecede sabit olarak koyuyor. Şu an yüzlerce profesör ve fikir adamı Arap Yarımadası yada benzeri bir yere gidip yüz sene çalışsınlar acaba o zatın bir senede yaptığının yüzde birisini yapabilirler mi?

            12-"Bir elime Ayı bir elime Güneşi koysanız ben bu davadan vazgeçmem" şeklinde cevap vermesi. Küçük bir adam küçük bir özelliği, küçük bir grup içinde, küçük bir meselede tartışmalı bir davada çekinmeden korkmadan küçük fakat iddialı yalanı düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede üzülmeden ve telaş göstermeden söyleyemez. Bu da O’nun doğruluğunu gösterir.                                                                                                                                                 -3-

            13-Kur'an ayetlerinin onun sözlerine benzememesi:Kur’an- ın 15 asır önce değindiği konuları bir insanın bilmesi ya da evrende kısa bir sürede gözlem yapıp Kur ‘an a alması mümkün değildir.  Örnek:

            Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler.(yasin /38,39,40) ... Biz o suları salıverdik Ama aralarında birbirlerine karışmalarını önleyen bir engel vardır.(Rahman 20) O halde bilimin “B”sinin olmadığı bir asırda bir insan olarak Peygamberin bunları araştırması ve Kur’an-ı kendisinin yazması mümkün gözükmemektedir.

             14-Eşraftan birinin kızının hırsızlık suçundan cezalandırılmaması isteği üzerine "Kızım Fatıma da hırsızlık yapsa o cezayı verirdim" diyecek kadar adalet yanlısı olması..Nitekim kanun yapıcılar hep kendi çıkarlarını gözetmektedirler,ancak O,o kadar davasına bağlıydı ki adalet yolunda kendisini ve biricik kızını dahi gözü görmeyebiliyordu.

            15-Ayetlerin birçok zaman belli bir sıkıntı devresi yaşandıktan sonra inmesi (halbuki kendi sözü olsa idi sıkıntıyı çekmeden direkt ayeti söylerdi işi çözerdi. Misal; Hz Aişe'ye iftira atılması hadisesinde ayet inene kadar çok büyük sıkıntı çekildi.

            16-Kendisine saraylar yaptırabilecek makamdayken hasır üzerinde yatması:Hz Ömer ya resulellah İran ve Bizans hükümdarları kuş tüyü yataklarda yatıyorlar size de böyle yataklar hazırlayalım”demesi üzerine :Bir sürü toprağın yöneticisi ve 100 bin insanın komutanı “Ya Ömer istemez misin dünya onların Ahiret bizim olsun”demiştir.Bunu örnek alan Suriye,İran fatihi Hz Ömer de ,devlete yük olmamak için yamalı elbise giyer,yamasını kendisi dikerdi..

             17 -Evine üç gün üst üste buğday ekmeği girmemesi, hatta bazen açlıktan karnına taş bağlaması onun kendini düşünen bir insan değil gerçekten peygamber olduğunu gösterir.(Nitekim bırakın toplumda peygamber olarak kabul edilmenin verdiği büyük hakimiyeti, devlet reisliği hakimiyetini eline geçirenlerin bile nasıl yaşadıkları ortadadır.)

           18-Mekke’de O’nu öldürmeye gelenlerin üçte ikisinin onda emaneti olması O’nun ve getirdiği Kur’an ın doğruluğunu gösterir.       19- Evlendiği hanımların çoğunun yaşlı olması (Halbuki otorite elindeyken istediği gençlerle evlenebilirdi.  ;"Ey Fatıma, peygamber kızıyım diye güvenme kıyamet günü ben bile seni kurtaramam.”demesi de O’nun çıkar eksenli değil de hak eksenli bir inancın mensubu olduğunu gösterir.

        20-21- 22-Ondört asırdır Tüm İslam alemine dal budak salmış bütün İslami ilimlerin kaynağı olan Kuran'ı getiren ümmî (okuma yazma bilmeyen) bir insan ise ,bunların onun kendinden olduğu iddia edilebilir mi? Kur'an bazen 0'nun görüşlerinin hatalı olduğunu bildirir, bazen meyletmediği bir şeye izin verirdi. (Eğer O [Peygamber] bize atfen, [Kur’ana] bazı sözler katsaydı, biz onu kuvvetle yakalayıp şah damarını koparır, helak ederdik, hiçbiriniz de buna engel olamazdınız.) [Hakka 44-47]

          24- Kur'an ,benzerinin getirilemeyeceği konusunda şiddetle ve ısrarla meydan okumaktadır.(isra 88)(Tur 34)(Hud 13).Kur’an a insan sözü diyenler,O nun benzeri bir sure yapsınlar!

          25-Edebiyatın zirvede olduğu dönemde ,okuma yazması olmayan birisinin edebiyatçılara taş çıkartacak kadar üstün bir eser ortaya çıkarması da Kur an ın ve O’nun gelmesine aracılık yapan peygamberin doğruluğunu gösterir..

         26-Kendisine olan güveni bazı söz ve davranışlarından o kadar belli olur ki ancak Allah'a olan dayanması ile açıklanabilir..Söylediklerinde illaki bir yerde birbirini tutmayan cümleler olabilirdi.Ancak Kur an da ve hadislerde birbirini tutmayan ,çelişen bir cümle yoktur..

          28-Bir çok inançsızın onun hakkında söyledikleri.Kendine kutsallık vermedi. Bir beşer olduğunu her zaman hatırlattı; "De ki ben de sizin gibi bir beşerim, ancak bana vahyolunuyor." (Kehf 110) Peygamberlikten önce uzun zaman toplumda bulunduğu halde nesir, nazım, şairlik, hatiplik gibi bir meşguliyeti görülmediği halde Kur'an gibi o zaman müşrik şairlerini dahi teslime ya da itirafa sevkeden bir sözü tebliğ etmiş olması.
         
"De ki Allah dileseydi ben O'nu size okumazdım.(Ve benim lisanımla)onu size bildirmezdi. Zira bundan önce ben sizin içinizde bir ömür durdum hiç düşünmüyor musunuz?" (Yunus 16)

           29-Hz. peygamber hiç okuması olmadığı ve kimseden bir şey öğrenmediği halde geçmiş milletlerden yanlışsız haber vermiştir. O'nu yalanlamaya hırslı olan Yahudi bilginlerinin geçmiş milletlerle ilgili suallerine eksiksiz cevap vermiştir..

            30-  31--İmam gazali inanmak istemeyen birine,”Desen ki arkandan aslan geliyor ,buna inanmak yerine bize bakıp önce sen aslanın geldiğini ispat et !”demenin ne kadar ahmakça olduğunu vurgulamıştır.Yani Onu sorgulamak yerine otur da getirdiklerini sorgula ,zamanını boşa harcama!demiştir.

          32-Mantık,bir inanıştan sonra  gelen gerekleri yapmaya yarayan şeydir.Mantık sultana tabi olursa hep doğru istikamete kalır.Sultan emreder vezir yapar.Ama vezirin emretmesinde kapsayıcılık olamadığından sorunlar çıkabilir.                    -3-

       S- 5-Yalan cı peygamberler var mı?     

              Peygamber olup ta yalancı olanlar değil;Yalancı olupta peygamber olmayanlar vardır...Üstün ahlak örnek kişilik,ispatlı sevgi kaynağı olma,gaybi konularda verilen doğru bilgiler,bilime motive etmek,İnsanlığı,hayvanlar ın yaşamı gibi birbirine tuzak kuran ,kimin kime ne zaman nasıl kötülük yapılacağının bilinmediği böyle vahşi yaşamdan onları örnek insan haline getirecek kim olabilir?Bu insanın aydınlanmış olması üstün ahlakla ve insanlara vereceği konularda doyurucu bilgi verebileceği bir insan olmalı!

      S- 6- İnsanlara önder olma ,yol gösterme,Onlara örnek olacak ,üstün ahlaka ulaştıracak insanlar da hangi özellikler olmalı? Peygamber sevgisi ve seviyesi nasıl olmalıdır?Peygamberi ilahlaştırarak diğer dinlerin düştüğü hataya düşmemek,Peygamberi peygamber kadar sevmek.O nun için O‘nun kulu ve peygamberi demek gerekir..Nitekim Peygamberler insanlığın kemal noktasındadırlar.

     S-7-Bütün peygamberlerin ortak mesajlarındaki ana ilkeler nelerdir?     

           “Allah, yarattığı her canlıya yaşamasını sağlayacak (programı yüklemiş)yolu göstermiş ve insanları da aydınlatıcı bir kandile benzettiği (el-Ahzâb 33/46) peygamberleri vasıtasıyla bilgilendirerek eğitmiş ve yollarını aydınlatmıştır.Bu tebligâtta “Allah’tan başka gerçek bir tanrı yoktur, sadece ona ibadet edin ve ondan başkasına tapmayın, ilâhî kitaplara, peygamberlere, meleklere ve âhirete iman edin, namaz kılın, zekat verin, oruç tutun, iyilik yapın, kötülük yapmayın, güzel söz söyleyin, ebeveyne iyi davranın, adam öldürmeyin, hırsızlık yapmayın, yalan konuşmayın, aldatmayın, yoksul ve yetimlere yardım edin, içki içmeyin, kumar oynamayın, temizlenin ve temiz elbise giyinin, zina yapmayın” gibi temel inanç, ibadet ve davranış ilkeleri yer almıştır.

          Özetle bir Müslüman’ın başka bir dine girip Hıristiyan, Yahudi, özellikle ….. st  vs olması da mümkün değildir. “Çünkü bir İsevî/Hıristiyan, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâmı daha çok sever. Bir Mûsevî, Müslüman olsa, Mûsâ Aleyhisselâmı daha çok sever. Fakat bir Müslüman, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın zincirinden çıksa, dinini bıraksa, daha hiçbir dine girmez, isyankar olur; ruhunda erdemlere yer bırakmaz.. Vicdanı iflas eder,sosyal hayata zehir etkisi yapar.”                                                                                                                                               

       S-8-Peygamberlerin mucizeleri nelerdir?İnanmayanlar ne ile karşılaşmıştır?                          

          *** Peygamberin evlilikleri de sınamadır ,çünkü Allah zaman zaman O’ nun evliliği konusunu araştırmayan ve ön yargılı insanları bu gibi konularla dener.

    S-9-“Bu ne biçim peygamber ki yemek yiyor,aramızda geziyor”ayetiyle verilmek istenen mesajlar nelerdir?  .      (Kehf 18/110)

S-10-Bütün peygamberlere iman  etmek ile müslüman olmak arasında nasıl bir bağ vardır?İslam dininin bu konuya yaklaşımını kısaca özetleyiniz?

            Bütün peygamberleri gönderen Allah olup;Hepsinin getirdiği bilgiler temelde aynıdır.Zamanın ve yerin değişmesine,insanların ilerlemesine ,gelişmesine paralel  olarak Allah yeni dinler göndermiştir.Bir sonraki din öncekini tamamlamakta,daha gelişmiş hali olmaktadır.Bir önceki din sonra gelecek peygamberi ve dini haber vermiştir.Dolayısıyla bütün peygamberlerin Allah tan getirdiği bilgilere,ve O peygamberlere inanmak gerekir.Dolayısıyla bu peygamberlere inanmak =islam dinine inanmaktır.Bundan dolayı bir peygamberi kabul etmemek kişiyi dinden çıkarır.O halde diğer peygamber gönderilmiş din sahipleri de Hz.Muhammed’e ve İslam dinine inanmalıdır;Yani İslam’a inanmak Yahudiliğin ve Hıristiyanlığın asıllarına inanmaktır.                         -4-

S-11-Neden meleklerden değil de insanlardan peygamber seçilmiştir?                                                    

Peygamber seçimini Allah kendisi yapar ve bu seçimde mal,mülk,zenginlik,Rütbe,makam,şöhret etkili değildir.İnsanın çalışması veya gayretiyle peygamber olunmaz.Allah peygamberlik yükünü taşıyacak insanları bilir ve dilediğini seçer.Mekke müşrikleri ,yetim,fakir bir insana peygamberlik verilince,”Allah başka adam bulamadı mı da?Ebu Talibin yetimini seçti”//”Peygamberliğin, bu kasabanın zenginlerinden birisine gelmesi gerekmiyor muydu”Diyerek peygamberimize hakaret etmişlerdir.

  İnsanların algısında:Güzel sesli ise yakışıklı ve zengin,Zengin ise diğer özelliklerinin de yerinde olması düşüncesi vardır…Çok kez sesinin güzelliğinden dolayı tahmin ettiğim özellikleri karşımdakinde bulamadığım olmuştur..Yani insan bir özelliğin güzel olmasının diğer özelliğinin de güzel olmasını gerektirdiğini sanıyor…

***S-12-Peygamberlerin  Toplumları eğitmedeki rolünü yazınız?

     "Züleyha,bir gün sudan bir sebeple evdeki bütün hizmetkarları uzaklaştırdı,sudan bir sebeple Yusuf'u  çağırdı..Züleyha efendi değil mi ve Yusuf da bir köle değil mi idi? Emre amade,Züleyha'nın yanına geldi,başı önünde gözleri yerde,ALLAH(c.c) şahitti..

     Züleyha ne kadar ateşse Yusuf o kadar ......iffetti…Yusuf Hayır demenin Özgürlüğünü yaşarken ,kralın karısı tutkularının esiri olmuştu…Peki kim köle, kim hür idi!

          Peygamberler sadece dini anlatmamışlar,İnsanları eğitip onları kötülüklerden uzaklaştırmışlardır.Toplumda varolan kötülüklerle ilk kez onlar yüzleşmiş ve bunlara ilk kez onlar karşı koymuşlardır.Bunları yaparken, işkence çekmişler,iftiraya uğramışlar,başlarına deve işkembesi atılmış,yoluna dikenler atılmış,Hanımına zina iftirası atılmış(İfk olayı),Taşlanmış ayakları kanatılmış,toplumda psikolojik baskıya uğratılmış,aç bırakılmıştır.Nitekim peygamberimize ve arkadaşlarıyla,Alay etme –aç bırakma-yemek vermeme boykotu uygulanmıştır.Örnek olarak:Msülümanlar O kadar ciddi boyutta aç bırakılmışlar ki:Bir gece peygamberimizin arkadaşlarından birisi,ihtiyacını giderirken  ihtiyacını giderdiği yerde sert bir ses duyuyor ve bunun deri parçası olduğunu görüyor daha sonra bu deri parçası yıkanıyor ve br kaç gün bunun suyu içilerek ayakta kalınabiliyor!            İŞTE PEYGAMBER ZAMANININ DİN KARŞITLARI !.

           Toplumların ilk öğretmenleri peygamberledir.onun için öğretmenlik peygamberlik mesleğidir.Bu konuda Peygamberimiz”,”Ben Öğretmen olarak gönderildim” , ”Sabır ilk toslama anında gösterilendir”

        ***      Peygamberlerin, medeniyetin gelişmesinde önderlik etmeleri.

      İnsanlığa büyük hizmet eden gemi Hz. Nuh peygamberin, saat Hz. Yusuf’un, uçak Hz. Süleyman’ın (Hz. Süleyman’ın rüzgâra binip gitmesi, insanlara havanın kaldırma kuvvetini öğretmiştir) Yine televizyon Hz. Süleyman’ın, (Hz. Süleyman’ın Belkıs’ın tahtını görüntü ve gerçek olarak göz açıp kapayıncaya kadar yanındaki bir kimseye getirtmesi, televizyonun çok ilerisinde eşyanın nakline /ışınlama ya dair insanlığın aklına yeni fikirlerin gelmesine sebep olmaktadır.) ve demirin eritilerek sanayide kullanılması da, Hz. Davud’un eliyle insanlığa hediye edilen yüksek nimetlerdendir. Çünkü hükümler de  bildirildiği gibi, insan kâinatta var olan şeyleri taklit etmekte, bir örneğe muhtaçtır. Kuşu görür. Ama kuş gibi uçmayı Hz. Süleyman’dan öğrenir ve tatbik eder. İşte uçakların bugün insanlığın işlerini ne kadar kolaylaştırdığı, demirin medeniyetin gelişmesinde ne kadar büyük katkıları olduğu, gemilerin yolcu ve yük taşımada ne kadar büyük kolaylık sağladığı, bu sayede insanların daha refah içinde  ve daha rahat bir hayat geçirdikleri bir realitedir. Ama bütün bunlar şükür isterken, insanların nankörlük etmesi de, nübüvvetle bağlarını koparmış olmalarından kaynaklanmaktadır.

           Peygamberler,bozulmuş/vahşileşmiş insanları dünyaya örnek insanlar haline getirmişlerdir.Zenginlerin tefecilikle toplumu sömürmesini,toplumdaki kölelik sistemini kaldırmaya çalışmış,İnsanlara bizzat öğretmenlik yaparak kendinden sonraki öğretmenleri yetiştirmiştir.(Asha bı suffe  üniversitesinde olduğu gibi....) Kur’ân-ı Kerim’de Rabbimiz, peygamber mucizelerinden bahsederek insanları ibret almaya ve gelişmeye teşvik etmektedir. Bir düşünürün dediği gibi:

   “Haydi, çalış bu mu'cizelerin örnekleri ortaya koy/göster. Süleyman Aleyhisselâm gibi iki aylık yolu bir günde-saatte git. İsa Aleyhisselâm gibi en dehşetli hastalığın tedavisine çalış. Hazret-i Musa’nın asası gibi taştan ab-ı hayatı (hayat suyunu/sondalama vs ) çıkar, insanları susuzluktan kurtar. İbrahim Aleyhisselâm gibi ateş seni yakmayacak maddeleri bul, giy. Bazı enbiyalar gibi doğu ve batıda en uzak sesleri, şekilleri işit gör. Davud Aleyhisselâm gibi demiri hamur gibi yumuşat, insanlığın bütün sanatını ortaya çıkarmak icin demiri balmumu gibi yap. Yusuf Aleyhisselâm ve Nuh Aleyhisselâm’ın birer mu'cizesi olan saat ve gemiden nasıl çok istifade ettiğiniz gibi istifade ediniz, taklitlerini yapınız.” Asha-bı kehf insanların uzun yıllar yaşayabileceklerini göstermesi bakımından bizlere ufuk açıcıdır…     

       

-       Peygamber mu’cizeleri:“Aklı aciz bırakan Peygamber mu’cizeleri, teklif(sorumluluk) sırrına uygun düşer mi? Yani mu’cizeyi gören insanlar inanmak zorunda kalmazlar mı? Kur’ân-ı Kerim Hazret-i Muhammed’in (asm) bir mu’cizesine yer vermiş mi?” Önce bu iki kavramı tanıyalım: Mu’cize, bir peygamberin, kendi hakkâniyetini ve doğruluğunu ispat etmek için Allah’ın izniyle gösterdiği olağandışı, fevkalâde, benzerini insanların yapmaktan âciz kaldıkları hâdisedir. İmtihan ve teklif/sorumlu tutulma sırrı ise, insanların kendi hür irâdeleriyle îman etmelerini gerektirir; îmanda zorlama ve zor kullanmayı aslâ kabul etmez.

         Bütün peygamberler mu’cize göstermişlerdir; ama aslâ  zorlamaya başvurmamışlardır.. Mu’cizenin, kâinât yaratıcısı tarafından peygamberin dâvâsına bir tasdikten ibâret olduğunu beyan eden üstat  Hazretleri, peygamberlik dâvâsını ispat etmek ve inkar edenleri  iknâ etmek için buna ihtiyaç olduğunu, bunun zorlama için verilmediğini ve bu amaçla da kullanılmadığını kaydeder. Bu sırdan dolayıdır ki, mu’cizeleri sadece peygambere muhatap olanlar görmüşler; onun dışında diğer insanlara bizzat gösterilmemiştir. Meselâ, ayın ikiye bölünmesi mu’cizesi yeryüzü halkının tamamı tarafından görülebilecek bir mâhiyette iken, sadece Peygamber Efendimiz’e (asm) muhatap olanlar görebilmişler; diğerleri muhtelif sebepler perdesi altında görmekten uzak tutulmuşlardır. Çünkü bütün yeryüzü halkına göstermek icbâr mânâsı taşıyabileceğinden, teklif sırrına uygun düşmezdi. Oysa îman sadece teklif sırrı ile akla kapı açmayı, ama ihtiyârı elden almamayı gerektirmektedir.

            Kur’ân-ı Kerim’de ayın ikiye bölünmesi mucizesi yer almıştır. Kur’ân, “Ay ikiye bölündü” buyurarak, Peygamber Efendimiz’in (asm) bir gece müşriklere kendisinin Allah’ın elçisi olduğunu ispat için mübarek parmağıyla ayı ikiye bölmesini haber veriyor. Keza yine Peygamber Efendimiz’in (asm) bir gece vakti Mescid-i Haram’dan(Kabe) Mescid-i Aksa’ya bir anda gittiği haberi Kur’ân’da yer almıştır.

          Peygamberler insanlar içinden seçilerek Allah elçiliği vazifesiyle görevlendirilmişler; ara sıra mu’cize göstermekle berâber, ekseriyetle normal insanlar gibi yaşamışlardır. Genelde münkirlerin isteğine nazaran Cenâb-ı Hakk’ın takdir buyurduğu mu’cizeleri dışında, hiçbir olağan üstü hayatları ve yaşantıları olmamıştır. Normal insanlar gibi, hattâ daha da ağır şartlarda aç kalmışlar, susuz kalmışlar, yorulmuşlar, çile çekmişler, hastalanmışlar ve ızdırap içinde yaşamışlardır. Bütün bu olumsuz hallerde en mükemmel şekilde insanlığa numûne olmuşlar; sabrı, sebatı, îmanı, teslimi, tevekkülü ve Allah’a güvenmeyi hem öğretmişler, hem de bilfiil yaşayarak göstermişlerdir.

          Peygamberler tarihine bir göz attığımızda, mu’cizelerin zorlama  yönünün değil, bilakis iknâ edici yönünün tamâmen ön plâna çıktığını görmekte gecikmeyiz. Ne Hazret-i Salih Peygamberin (as) devesi, ne Hazret-i İbrâhim’in (as) ateşi, ne Hazret-i Mûsâ’nın (as) değneği, ne Hazret-i Îsâ’nın (as) hastalara şifâ vermesi ve ölüleri diriltmesi; ne de Hazret-i Peygamber Efendimiz’in (asm) şakk-ı kameri/ayı ikiye bölmesi, elinden su akıtması, Mescid-i Aksâ yolculuğu ve sâir mu’cizeleri... Hiçbirisi icbâra/zorlamaya  vesîle teşkîl etmemiştir. Bütün mu’cizelerde gördüğümüz ortak tepki şu olmuştur: Bir kısım insanlar hidâyetle şereflenirken; yine çoğunluk ya sihir veya büyü demişler; ya da peygamberin mecnun(Ruh hastası) ve deli olduğu  fikrine  kapılmışlardır. Ebû Bekir gibi elmas ruhlu adamlarsa ancak bu teklif/sorumlu tutulma  sırrı kriterinin korunmasıyla ortaya çıkmışlardır.

        Aslında insanoğlunun olağan ve sıradan zannettiği tabiat olaylarının her birisi de Allah’ın birliği, büyüklüğü, azameti, izzeti, cemâli...ve sâir sıfatlarını tanımak için yeterli mu’cize örnekleriyle doludur; en azından hiçbirisi sıradan değildir, hiçbirisi âdiyâttan/adi şeyler  değildir. Fakat gelin görün ki, kevnî/kozmolojik  mu’cizeler bazılarının imanlarını artırırken, bazılarının da inkârlarını kalınlaştırıyor. Yani yine icbar/zorlama yapılmama sırrı muhafaza ediliyor; yine teklif sırrı korunuyor. Îmanda nasibi olanlarsa küçük bir emâreyi ve işâreti bile hidâyeti için vesîle kabul edebiliyor.            BAZI PEYGAMBERLERİN MESLEKLERİ:

HZ. ADEM (AS):
İlk ziraat mühendisi ve çiftçi idi.

HZ. ŞİD (AS): Hallac, kazzaz, nessac = dokumacıların, örücülerin ve mensucat sanayiinin ilk kurucusu idi.

HZ. İDRİS (AS): İğneyi ilk icad eden, ona delik açan, iplik geçiren olduğundan, terzilerin- konfeksiyoncuların- örücülerin piri sayılır.

HZ. NUH (AS): Marangozların, gemicilerin, denizcilerin ve barbarosların piri idi.

HZ. HUD (AS):
Tüccar idi. Bütün tüccarların piri sayılır.

HZ. SALİH (AS): Sürülerle develer yetiştirirdi. Sütlerini hem içer, hem de satıp dünyalığını temin ederdi. Salih peygamberin devesi meşhurdur.

HZ. İBRAHİM (AS): Kabeyi yeniden inşa edişiyle, Hz Süleyman (as)'a ve Mimar Sinan'a önderlik etmiştir.

HZ. LUD (AS): Tarihçi idi. Seyyahların, Evliya çelebilerin piridir.

HZ. İSMAİL (AS): Kara ve deniz avcılığı ile geçimini sağlardı. Avcıların piri sayılır. Yetmiş dil bilirdi. Tercümanların da piridir.

HZ. İSHAK (AS): Çoban idi.

HZ. YAKUB (AS):
Çoban idi.

HZ. YUSUF (AS): Saati ilk icat eden, toprak mahsulleri ofisini ilk defa kuran, bolluk zamanında depolamayı, kıtlık zamanında halka dağıtmayı düşünen bir peygamberdir.

HZ. EYYÜB (AS): Ziraatcı idi.

HZ. ŞUAYB (AS): Ziraatcı idi.

HZ. MUSA (AS): Çobanlık yapmış ve Hz Şuayb (as)'a hizmetçilik etmiştir.

Bir büyüğe hizmet etmekte peygamber mesleklerinden biridir.

HZ. HARUN (AS): Vezir idi.

HZ. DAVUD (AS): Demiri işleyen, zırh yapan ve düzenli ordular kuran, Calut'un ordularını mağlup eden bir kumandandır.

HZ. SÜLEYMAN (AS): Emir, hükümdar idi. Sazlardan zenbil yapardı. Bakır madenini ilk defa işleyen O'dur.

HZ. ZÜLKİFL (AS): Ekmek pişirirdi, fırıncıların piri idi.

HZ. İLYAS (AS): Dokumacı ve iplikçilerin piri idi.

HZ. YUNUS (AS): Balık avlayıp geçinirdi, balıkçıların piri idi.

HZ. ÜZEYR (AS ): Bahçıvan idi. Meyve ağaçlarını ilk defa aşılayan fidan yetiştiren, budama işlerini insanlara öğretendir. Bağ ve bahçe işleriyle uğraşanların piridir.

HZ. LOKMAN (AS): Doktorluk ve eczacılık mesleğinin piridir.

HZ. ZEKERİYYA (AS): Marangoz idi Müsned, 2/405)

HZ. İSA (AS): Avcı idi. Av aleti ile geçimini temin ederdi. Avcıların piri idi. Aynı zamanda doktorların piridir..

HZ. MUHAMMED (SAV): Küçük yaşlarda çobanlık yapmış, daha sonra ticaretle uğraşmış ve cihadla meşgul olmuştur.                                     
                                                               -5-         

S-13-Kadınlardan peygamber gönderilmiş midir?

a-Kadının psikolojik yapısı icabı,O, bir şefkat ve merhamet kahramanıdır.Oysa Peygamberlik sıkıntı ve işkencelere sabır gerektirmektedir.Dolayısıyla erkek peygamberlere yapılan,işkence,baskı,şiddet,kötülüklere kadının dayanması zor olacaktır.

b-Kadının nazik bedeni peygamberimize yapılan işkencelere baskılara dayanamazdı..Kadından peygamber gönderilmeyişi,O nun II.sınıf vatandaş olduğu anlamına gelmeyip;aksine Allah ın O na olan lutüf ve ikramıdır.

c-Kadınlarda bulunan bazı özel durumlar  sebebiyle,bu günlerde insanlara örnek olamama …vs sebepleri kadınlara bu zor görevin yüklenmesiniönlemiştir.

d-Kadının peygamber olduğu toplumda,O‘nun getirdiği dine içten değil de onun çekiciliğinden,güzelliğinden  dolayı girenler olabilirdi!!                                                                                                                                                                                                                                    .       Hz.Meryem ve Hz. Asiye'nin peygamberliği meselesi ise, kuvvetli değildir. Neticede de şu hükme varırlar. Kadınlardan peygamber geldiğine dâir kat'î bir hüküm yoktur. Esâs itibariyle kadından bir peygamberin gelip-gelmeyişi de bir eksiklik değildir. Ancak Allah,Hz Meryem e ,Hz Musa nın annesine vahiy göndermiştir.

 

S-14-Hz.Muhammet(s.a.v)rüyada görülür mü?

S-15-Peygamber dışındaki İnsanlarda olağan üstü-Keramet-mucize halleri görülebilir mi?

 

S-16-Kutuplarda yaşayan/,Peygamber gönderilmemiş toplumların/ peygamberlere inanmaları gerekir mi?Neden Hz.Muhammet hak peygamberdir?Bunun kanıtları nelerdir.

S-17-Peygamberlere İman ne demektir?(İnanç değerleri açısından..)//İnanç sisteminde/zincirinde peygamber inancının önemini anlatınız? İman ve kapsamı ne demektir?İman edildiğinde ya da inanılmadığında ne kazanır ya da kaybederler!

        Buhran ve bunalımdaki insanlığı bu durumdan kurtarıp erdemli,üstün ahlakla donanmış insanları kim hangi özellikleriyle karşılayacak!Bu insanın hangi özelliklere sahip olması gerekir!

      . İman bir intisaptır  O bağ kesilse varlık karanlığa düşer. Yaratıcıdan kopuk bir kâinat tasavvuru prometeci trajediye düşer.Her şey ve herkes birbirine düşman vaziyeti takınıyor. Yardımlaşma yerini çatışma ve birbirini acımasızca yok etmeye bırakıyor. Kandinsky'nin de dediği gibi “Dinsizlik kâbusunun çöreklendiği ruhlar inançsızlık tohumlarıyla doluydu. “Buadrillard “hepimiz ekranız, diyor. Bizzat ekranız. oyun bir ekrandan ötekine gönderiliveren bir oyuna dönüşmüş durumda.”

Peygamberlerin Allah tan getirdiği bütün Bilgilerin gerçek ve doğru olduğuna inanmaktır.

 

S-18-Bütün peygamberlere iman  etmek ile müslüman olmak arasında nasıl bir bağ vardır?İslam dininin bu konuya yaklaşımını kısaca özetleyiniz?

            Bütün peygamberleri gönderen Allah olup;Hepsinin getirdiği bilgiler temelde aynıdır.Zamanın ve yerin değişmesine,insanların ilerlemesine ,gelişmesine paralel  olarak Allah yeni dinler göndermiştir.Bir sonraki din öncekini tamamlamakta,daha gelişmiş hali olmaktadır.Bir önceki din sonra gelecek peygamberi ve dini haber vermiştir.Dolayısıyla bütün peygamberlerin Allah tan getirdiği bilgilere,ve O peygamberlere inanmak gerekir.Dolayısıyla bu peygamberlere inanmak =islam dinine inanmaktır.Bundan dolayı bir peygamberi kabul etmemek kişiyi dinden çıkarır.O halde diğer peygamber gönderilmiş din sahipleri de Hz.Muhammet e ve İslam dinine inanmalıdır..

Kaynaklar:Kur’an-Kerim(T.C.Diy.işl.bşk.Terc. ank.)Meb Din kül ve ahlak bil.Orta öğretim,İ.Öğrt. öğretmen klavuz kitabı (2010 ank), 1999 ve sonrası Meb. din kül kitapları T.C.diy.işl.bşk.yayınları:İslam ilmihali(II cilt),İslam ansiklopedisi(42Cilt),Meb orta öğretim Lise,ilköğretim din kül kitapları,Değişen 2005 Tarihli din kül ve ahl.bil Müfredatı,1739 sayılı Milli eğitim temel kanunu(Özellikle 10.madde),Anayasanın tecziyelendirme ve kamu hakları hukuku ile ilgili maddeleri,Meb Öğretmenin görev ve sorumluluklarına dair yönerge,genelgeler. Ayetler ışığında bilim (T.C.diy işl.bşk yay.Onk Dr.Haluk Nurbaki),Atatürk’ün oluşturulmasını emrettiği Hak Dini Kur’an dili adlı Tefsir kitabı (10Cilt),T.C.İlahiyat Fakülteleri dergileri.T.C.Meb İstanbul Valiliği “Değerler eğitimi genelgeleri”(oluşturulmak istenen hedef değerler)- www.diyanet.gov.tr,Dinimi öğreniyorum (T.C.diy.işl.bşk.yay.ank.)

 

Bu haber 1004 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

10.SINIFLAR DİN DERS NOTLARI

İSLAM HUKUKUNDA(ŞERİATİNDE )SİGARA

İSLAM HUKUKUNDA(ŞERİATİNDE )SİGARA İSLAM FIKHINDASİGARA

KUR'AN NEDENARAPÇA GELDİ?

KUR'AN NEDENARAPÇA GELDİ? KUR AN NEDEN ARAPÇA İNDİRİLDİ?

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

ATATÜRK VE DİN

GALERİ

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 51
Haber 871
Yorum 120
Haber Okuma 1212537
Editör 5


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi