BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
İSLAM DİNİNİN BİLGİ KAYNAKLARI

İSLAM DİNİNİN BİLGİ KAYNAKLARI

Tarih 31/Aralık/2014, 07:26 Editör BİLGE BİLGE

İSLAM DİNİNİN BİLGİ KAYNAKLARI

İSLAMIN TEMEL BİLGİ KAYNAKLARI VE İSLAM METODOLOJİSİNİN DAYANAKLARI 11 INIF MEZHEPLER ÜNİTESİ KAZANIMLAR :Öğrenci, Kur’an’ı anlamak için çaba gösterir.Kur andan yararlanması öğretilir. MATERYALLER : Kur’an meali, Safahat, asetat ve tepegöz. Kur’an’ı, sağlıklı anlama ve yorumlama konusunda kazandıkları becerilerini ölçünüz. S-1-İslam dininin temel bilgi kaynaklarını yazınız;her birini tanımlayarak kısımlarını örnekleriyle yazınız? KUR’AN-SÜNNET-İCMA-KIYAS A-KU’AN: Kelime olarak,Okuma,okuma parçası,gönderilmiş bilgi manzumesi,indirilmiş bilgi demektir. TANIMI:Hz.Muhammet(s.a.v.) e indirilen,kitaplarda yazılı olan,Peygamberimizden bize Tevatür yoluyla iletilen,okunması ile sevap kazanılan,insanlığın benzerini getirmekten aciz olduğu,İnsanlarla ilgili her şeyin genel ve öz bilgi olarak içinde yer aldığı ilahi sözdür.(Tevatür:Yalan söylemesi mümkün olmayan topluluğun ilettiği bilgi ye denir.) Kur-an İnsanlığı fert ve toplum olarak refah ve saadete ulaştıran her türlü inanç , amel ve ahlak esaslarını ve her türlü sosyal nizamı ihtiva eden ( içeren) İlahi bir kaynaktır. Kur-an’ı Kerim İlahi bir tecelli olarak kıyamete kadar , Cenab-ı ALLAH tarafından (bozulmaktan,değiştirilmekten) muhafaza edilecek korunacaktır.Ayette: “Muhakkak ki Kur-an ı biz indirdik ve O’nu mutlaka biz muhafaza edeceğiz.(Hicr:9)” buyurmuştur. . Kur’an-ı Kerim 114 sure 6600 ayetten oluşmaktadır. Miladi 610 yılında nazil olmaya başlamış 23 senede parça parça ayetler vahy edilerek Kur’an tamamlanmıştır.İlk nazil olan ayet Alak Suresinin ilk 5 ayeti,son nazil olan ayet se bakara suresinin 281. ayetidir.İlk nazil olan sure Fatiha ve son nazil olan sure ise Nas suresi dir.Peygamberimizin Medineye Hicretinden önce nazil olan ve İman ve İnanç esaslarına taalluk eden (alakalı olan)ayetlere Mekki , Hicretten sonra nazil olan, amel,ahlak sosyal hayat , Devlet nizamına ve hukuka taalluk eden ayet ve surelere ise Medeni denmiştir. Kur’an-ı Kerim meseleleri gayet özlü bir biçimde açıklar. Bu özlü ifadeler den hüküm çıkarmak bir uzmanlık işidir. Bunu ancak uzmanlar(müctehidler) yapabilir.Ancak Kur’an-ı Kerim’i okuyan herkes ,bilgisine,ufkuna ,aklına göre anlayabilir. B-SÜNNET: Lugatta: İyi veya kötü her hangi bir “yol” manasına geldiği gibi “hal” ve “adet” manasına da gelir. Istılah ta ise Peygamber efendimizin (Kur’an-ı Kerim’den başka olarak) Söylediği sözler,yaptığı işler ve suküt ile karşıladığı işlerdir. Hz. Peygamberin, söz, fiil, takrir (Bir olay karşısında susarak onaylama)lerine Sünnet denir.Kur’ân’da,”Namaz kılınız”, “Abdest alınız” “Hac ediniz”denmişken Bunların nasıl yapılacağını belirtmemiştir.Bunları peygamberimiz bizlere uygulamalı göstermiştir. Çocukların,camide oyun oynamasını gören peygamber buna müdahale etmeyerek bu durumun camide olacağını göstermiştir.buna takriri sünnet denir Sünnetin Kısımları: 1-Kavli (sözlü) sünnet: Peygamberimizin söylediği “Hadis-i Şerif” denilen sözlerdir. 2-Fiili Sünnet: Peygamber efendimizin yaptığı fiil,hareket ve davranışlarıdır. 3-Takriri Sünnet. Peygamberimizin huzurunda söylenen sözleri veya yapılan işleri sukutla karşılamak sureti ile onları takrir(kabul) etmesidir. (red ve inkar etmeyerek) sukutla karşıladıkları şeylerin Takriri Sünnetten sayılabilmesi için o şeylerin (mesela puta tapmak gibi ) aslında kötü olduğu için kabul olunmayan şeyler cinsinden olmaması şarttır. . Peygamber efendimizin sünneti İslam-i Hükümlerde Kur’an dan sonra ikinci kaynak kabul edildiğinden Sahabeler,Peygamber efendimizin sözlerini büyük bir itina ile takip edip ezberlemişler ve daha sonra gelenlere nakletmişler(aktarmışlar) dır. Hadisler,Peygamber efendimizin emri üzerine (vahiy nazil olduğu yıllarda) yazılmamış Sahabiler tarafından ezberlenmiştir. Daha sonraki yıllarda Emevi Halifelerinden Ömer Bin Abdülaziz zamanında Büyük bir alimler heyeti kurularak İtikat ve Ameli konularda binlerce hadis düzenlenmiştir.Bilahare hadis ve usul-i Hadis ilimleri geliştirilmiştir. Hadisin Çeşitleri: . 1- Mütevatir Hadisler:Hz. Peygamber (s.a.v) devrinden itibaren yalan üzerine birleşebilmelerini aklın kabul edemeyeceği kadar büyük bir topluluk tarafından rivayet edilen hadislerdir. Bunlardan asla şüphe yoktur. Örnek olarak : Kabe nin Medine de değil de Mekke de olduğunu (hepsinin yalan söyleyebileceğini aklın kabul edemeyeceği kadar) kalabalık ve güvenilir bir topluluk bize anlatıyor. Biz onların sözlerine dayanarak Kabe nin Mekke de olduğunu kabul ederiz ve bunda asla şüphe duymayız. İşte Mütevatir hadiste böyle kesindir 2- Meşhur Hadisler:Hz. Peygamber (s.a.v) devrinde tevatür derecesine varmayan (yani 1 ,2,3,5 kişi tarafından nakledilen , fakat bir nesil sonra rivayet edenlerin sayısı tevatür derecesine varan hadislerdir.Meşhur hadislerin Hz. Peygamber tarafından söylenip yapıldığı çok kuvvetli olmakla beraber Mütevatir Hadis kadar kesin değildir 3- Ahad Hadisler: Üç asırda da tevatür derecesine varmayan kişiler tarafından nakledilen hadislerdir. Ahad hadis Mütevatir ve Meşhur olmayan hadislerdir. Meşhur ve Mütevatir in derece olarak altındadır. Rivayet zinciri sağlam olur, metni de Kur’an ve akla aykırı olmazsa şer’i delildir. Peygamber efendimizin Sünneti de Kur’an-ı Kerim gibi ilahi vahye dayanır. Çünkü Kur’an’da onun için Şöyle deniyor: “ O, nefsinin arzusuna göre konuşmaz. O’nun sözleri kendisine vahiy olunan sözlerden başkası değildir”(Necm : 3-4) “ Peygamberin size getirdiklerini alın-yapın ve yapmanızı men ettiklerinede son verin”(Haşır:7) “Her kim Peygambere itaat ederse Allah a itaat etmiş olur”(Nisa :81) Peygamber efendimiz de: “Allah u Teala bana Kur’an-ı ve Hikmetten de iki mislini verdi” buyurmuştur. Peygamber efendimiz de, kendisinden görüldüğü gibi ibadet edilmesini,Sünnetin aynen alınıp tatbik edilmesini emrediyor.Bunun içindir ki Peygamberimizin Sünneti Kur’an-ı Kerim den sonra İslam dininin en büyük kaynağı ve şer-i hükümlerin ikinci ilahi dayanağı kabul edilmiştir. . Peygamber efendimizin Sünneti Kur’an-ı Kerim i tasdik,bildirdiklerini de te’kid eder. Onu tefsir ederek anlaşılması zor olan kısımlarını açıklar. … C-İCMA:Peygamber(s.a.v.) nin vefatından sonra müslümanların karşılaştıkları sorunları,bu alanda uzmanlaşmış(müctehidlerin) kişilerin ortak görüşleri ile çözmelerine denir.İslam dininin güncel meselelerini islama uygulama yöntemidir,bir meselenin çözümü konusunda Kur’an K.de ve Sünnette bir açıklama yoksa;bunun çözüme kavuşturulması o dönemde yaşayan bütün islam bilginlerinin ortak fikir birliğiyledir,buna icma denir . Bu sebeple ittifaklarına da “İcma-ı Ümmet” denmiştir. . Çağın gelişmesi ve toplumun değişmesiyle ortaya çıkan problemlere çözüm getirmek her dönemde yaşayan islam bilginlerinin başlıca görevlerindendir. İcma ,çözüm üretme platformudur.Müslümanların yeniliklere adaptasyonu bu platformca ,akıl-mantık –din çerçevesinde değerlendirilmesi,akılların ortak ürününün sağlıklı sonuçlara ulaşması yöntemidir. İcma,Doğru bilgiye ulaşırken en az hatayla ve en az yanılma payıyla ulaşmaktır. Örneğin:Müslüman vatanın bireysel ve toplumsal sorunlarından nasıl kurtulacağı ve neler yapılacağı ,bunların uygulamaya konulması ,teknikleri vs gibi durumlar hep icma ile belirlenir ve tavizsiz uygulanır. Örneğin Kalkınmak için neler yapılmalı? Sorusunun cevabı icma ile bulunur. . Peygamber zamanında olmayan ,günümüzde olan: Organ nakli/Kredi kartı kullanımı/post makinası gibi durumların dinsel yorumunu açıklamak için ;Bu konularda Uzmanların görüşlerine başvurulur doğru sonuç elde edilmeye çalışılır ve bu sonuçlar, hızlıca uygulanır.Bu metoda İCTİHAT,bu işi yapanlara müctehid denir. . İcma dini bir nass veya manasına yani mutlaka şer’i bir esasa istinad ettiğinden (dayandığından) bütün nevileri(kısımları) kıyastan daha kuvvetlidir. İcma,nass gibi,dini bir hükmü ispat eden kat’i (kesin) bir delildir.Bu husus, “Ümmetim hata üzerinde ittifak etmez” “Müslümanların iyi gördüğü şey Allah indinde de iyidir.”gibi hadislerle sabittir. İttifak edilen icma’lar ise kesin bir hüccet olup gelecek asırlarda yeniden ictihad konusu olmaz. İcma,yalnız “ibadet ve muamelat” gibi Fıkhi mes’elelerde geçerlidir.İtikadi,ameli veya dini olmayan mevzularda yapılan ittifaklar icma sayılamaz D- KIYAS: İslam dininde Şer’i hükümlerin ilk ve esas kaynağı;Resulullah Efendimize ayet,ayet inzal buyurulan Kitabullah’dır. Peygamberimiz zamanında Şer’i(Dini) hükümler, Kur’an-ı Kerimden alınırdı. Kitabullah’ın bir tefsiri mahiyetinde olduğundan vahiy ve ilhama dayanan Sünnet-i Resulullah’da,Edile-i,Şer’i hükümlerin ikinci kaynağı oldu. Peygamberimiz Aleyhisselam’ın Ahirete irtihalinden sonra,vahiy de sona ermiştir.Gerçi Kitap ve Sünnet’de her şeyin esası vardır.Fakat bu ilahi hükümler,umumi kaideler (genel kurallar) ve esaslar olduğundan,zamanın teceddüd(değişen,yenilenen) eden cüz’i hadiselerin hepsine de açık olarak delalet etmiyor,karşılaşılan yeni hadiseler hakkında,Kitap ve Sünnet’te sarih bir nass bazen bulunmuyordu.Bu sebeple,bu gibi yeni hadise ve muameleler hakkında ictihad yoluyla hükümlere ihtiyaç duyuldu. Bu ancak,mevcut naslardan faydalanılarak,hükmü bilinmeyen cüz’i hadiseleri,hükmü bilinenlere kıyaslamak suretiyle,yani bir nevi ictihad ile olabilirdi. Kıyas, Lugat olarak: Bir şeyi başka bir şeyle ölçmek karşılaştırmak anlamındadır. Istılah olarak: Kur’an ve Hadis de hükmü belirtilmemiş bir meseleyi Sebep ortaklığından dolayı hakkında hüküm gelmiş olan başka bir mesele ile karşılaştırmak.(onun hükmünü de buna vermek demektir).Bilinenden bilinmeyene varma demektir./ Tanımı:Kuran ‘da ve Sünnette hükmü(Açıklaması)bulunan durumlara, aralarındaki benzerlikten dolayı,Kur’an ve sünnette açıklaması olmayan nesneleri ve durumları benzetmektir. . Örnek:Kur’an da şarap içmenin yasak olduğu belirtilir,ama bira,içki,esrar,eroinin,bonzainin haramlığına değinilmez!O halde bunların İslam a göre durumlarını nasıl açıklayacağız?Şarap, sarhoş edici maddedir,esrar,eroin,içki de sarhoş edici maddedir.Sarhoş edici olmak hepsinin benzer ve ortak yönüdür.A=B ,B=C ise A=B dir.Dolayısıyla sarhoş edici özelliğinden dolayı esrar,eroin de kullanmak dince yasaktır sonucuna varılır.Buna içtihat yoluyla varılmış olur.İnsanlar bugün,mahkemelerde ,tercihlerinde vs hep İCTİHAT yapmaktadırlar.Bu konuda peygamberimiz,”Bir sorunun çözümü için gayret gösteren(düşünen,çaba gösteren,öğrenmeye çalışan vs…)doğru sonuca ulaşırsa İKİ ,yanlış sonuca ulaşırsa BİR sevap alır”buyurmuştur.Örnek:Ameliyata giren doktorun yaptığı,matematik sorusunu çözmek veya zor bir işi seçmek gibi… Kur’an ve Hadiste bulunmayan yeni bir olay Kur’an ve Hadiste ki benzerleri ile karşılaştırılır.Eğer iki hükmün nedeni aynı ise Kur’an ve Hadis teki olayın hükmü bu yeni olaya da verilir.Mesela: Şarap Kur’an –ı Kerim de haram kılınmıştır. Fakat Kur’an çağından sonra rakı,votka,konyak,gibi yeni içkiler yapılmıştır ki bunların isimleri Kur’an da haramdır diye geçmez. Kur’an ve Hadisi gözden geçirdiğimiz zaman Şarabın sarhoşluk verdiği için haram olduğunu anlarız. Bu yeni içkiler de aynen şarap gibi hatta deha fazla sarhoşluk vermektedir. Şarabın haram kılınmasında ki sebep bunlarda fazlasıyla vardır. O halde bunlarda şarap gibi haramdır. İşte bu hüküm kıyas yoluyla verilmektedir.Kıyası ancak Müctehidler yapabilir. S-2-Kur ‘an-ın Edebiyat bakımından mucize oluşu? Kur’ân’ı ve O’nun taşıdığı İlâhî Mesaj’ı yeryüzünden silmek için 14 asırdır mücadele verenler, hiç bir zaman bu meydan okuyuşa karşı koyamamış, Kur’ân’ın bu noktadaki meydan okumasına karşı Kur an uydurmaya kalkışan,birkaç kişi ise, ancak rezil ve alay konusu olmuştur.Kur an da Allah,:“Kim, bunun insan sözü olduğunu iddia ediyorsa benzeri bir sure yazsın bunu yapamazsa 10 ayet yazsın “ diyordu.İslam düşmanları bunu yapmaya çalışmak yerine; Bu inanca sahip olanlara savaş açmışlar ve kılıçla cevap vermişlerdir…DİN KARŞITLARI:Önce alay ,hakaret,konuşamaz hale getirme ve işkence taktiklerini uygulamışlardır.Sonunda ise peygamber hicret etmek zorunda bırakılmıştır.Fikri,bilgiyi bilgi ile bastırmak yerine hep şiddete ve üstteki yöntemlere başvurmuşlar ve bu durumda torunları da aynı yolu izlemiştir. Dil, üslûp, belâgat(az sözle çok mânâ ifâde etme özelliğine sahip olması) ve içerik zenginliği itibariyle dost ve düşmanlarının ittifakıyla tartışmasız en mükemmel ve kusursuz olduğu gibi,indiğinden günümüze kadar gelişi itibariyle de metni herhangi bir bozukluğa ve değişikliğe uğramamış, en son ilâhî bir kitaptır. O’nun başlangıçta bizzat Hz. Peygamber’in (s.a.s.) emriyle yazıya geçirilmesi, Sahabe tarafından tamamı veya bir kısmı itibariyle ezberlenmesi, günde beş defa namaz başta olmak üzere her vesile ile okunmasıyla , perçinlenmiştir.. S-3a-Kur’an-ı Peygamber yazmış olabilir mi?Kur’an Peygambere gökten inmiş mi,ya da biz öyle mi sanıyoruz? İlmi gerçekler(Bilimsel gerçekler):Kuran İnsanlığa gerekli olan ilmi gerçekleri ve tabiat kanunlarını ,henüz ulaştığımız ve ileride ulaşacağımız bilimsel bilgileri ve konuları içeren ayetleri barındırır. Kuranın ilmi gerçeklerden bahsetmesinin sebebi,Kuranın bilim kitabı olması için değil;İnsanın merakını, Harika dizayn edilmiş Evrene çekmek,düşündürmek,İnsanın bulduğu gerçekleri düşünmesiyle bunları yaratanın yüceliğini kavraması ve O’nu büyük tanıması Sonra O’na İbadet etmesidir. ***Burada şu soru akla gelebilir-O halde Din bilim ilişkisi nedir?Dinin bilime engel /karşı olduğu düşüncesinin kaynağı nedir? Bu düşünce Orta çağ avrupasında kilisenin bilime ve bilim adamlarına yaklaşımından doğmuş olup;İslam ile alakası olmadığı gibi,İslam dinine göre Allah ,Evreni yaratan ve onun Kurallarını,tabiat kanunlarını,sistemlerini yerleştiren dir.DİN,BİLİMDİR;BİLİM,DİNDİR .(HER İKİSİ DE ALLAH’IN ESERİDİR.)Şimdi evreni yaratan ve kurallarını koyan Allah ve dini, bilimle çelişir denebilir mi?O halde” din bilim çelişir” iddiası nereden doğmuştur??Bu İnsanların bilimsel bilgi edinirken önlerinin kesilmesi veya dinin bilime engel olduğu fikrinden doğmuş kuruntudur.Avrupa ve orta çağ hristiyanlık için söylenmesi gereken şeylerin CAHİLCE İslama genellenmesi ve bunun tüm dinleri içine alacak şekilde ifade edilmesi gerçeklere aykırıdır.Bunlar gerçeklere aykırı olduğundan İslam ve Kur ‘an ın ilk emri”OKU”dur.İnsan ne kadar okuyup,araştırırsa Allah ı ve sistemini çözerse O kadar çok sevap alacağından;Şu denebilir: İslam, bilgi medeniyeti kurmaya çalışmıştır…Bilimi yaratan ve kurallarını koyanın sonra da bunu ibadet sayarak teşvik edenin dininin bilime engel/karşı olduğunu söylemek olsa olsa ön yargı veya cahilliktir.. Kur’ân’ın bilimsel üstünlüğü, daha sonraki dönemlerde, yeni bilim dallarının doğmasına zemin hazırladı.Sonra bilim dallarının ulaştığı her dalı, İnsanı, Kur’ân’ın doğruluğuna götürdü,Onu birçok bilim dallarına tasdik ettirdi.Çünkü,KUR’ AN GENELDE HER ŞEYDEN ANA İLKELER OLARAK BAHSEDİYORDU.ALLAH SÜT VERMİŞ,YOĞURT YAPMAYI AKIL VERDİKLERİNE BIRAKMIŞTIR. Kur’ân’ın, varlık âlemini bütün ayrıntılarıyla kuşatan ders ve tasvirleri vardı. O herşey hakkında söz söylüyor, ELE ALMADIK VARLIK VE KONU BIRAKMIYORDU:Güneş, Ay, Dünya, gezegenler, yıldızlar, uzay, dağlar, denizler, yanardağlar, kıt’alar, fay hatları, embriyo, zigot, örümcek, sivrisinek, karınca, arı, bal, süt, yörüngeler, gölgeler, yağmur, bulut, rüzgâr, şimşek, yeraltı suları, akarsular, deltalar, parmak izi, cinsiyet, bitkilerin erkek ve dişiliği, eşyanın çift yaratılışı, konuşma, insanın yaratılış aşamaları, kâinatın yaratılış aşamaları... (Hz. Süleyman’ın, cin ve hayvanlardan meydana gelen ordusu, kuşların dilinden anlaması, hüdhüd ile konuşması, Belkıs’ın tahtının bir anda getirilmesi. Hz. Musa’nın bastonunun yılan olması, Hz. Hızır’ın elinde pişmiş balığın canlanması, Hz. İsa’nın beşikte konuşması, çamurdan yaptığı şekle üfürünce kuş olup uçması, Hz. Yunus’un kırk gün balığın karnında ölmeden kalması, Eshab-ı kehf’in 300 yıl ölmeden uyumaları, hayvanların konuşması, Peygamber efendimizin bir anda Cennete, Cehenneme ve daha başka yerlere gidip gelmesi, mübarek parmakları arasından bir orduya yetecek temiz su akması, Hz. Ömer, Medine’den seslenince İran’daki ordu komutanının duyması, Hz. Habib-i Acemi’nin deniz üzerinde yürümesi, Hz.İsa nın –Allah ın izniyle Ölüleri diriltmesi gibi olaylar Mucize olup;Mucize insan gelişmişliğinin en üst yapısı olduğundan ;İnsanlığa ,HAYDİ BU AMACA /UFKA YAKLAŞ,İNSAN PEYGAMBER BUNLARI YAPTI;SENDE BU BİLGİ VE GÜCE YAKLAŞABİLİR BUNLARIN YAKINLARINA ULAŞABİLİRSİN,Denilmek istenmiştir.”.AYETLERİN SONUNDA BUNLARI AKLINI KULLANANLAR ANLAR” denilmesi tesadüf değilidir. Yani,bunları,araştırma ve çalışmayla bulabilirsin;hem araştırmaz,hem anlamaz hem de bunlara İnanmayıp masal, efsane diyenler ise kâfir olur. KUR’AN ne kadar,üstün,yüce değerlerden bahsediyorsa;ona inananlar o kadar anlamazlık ediyor,onu okumuyor!!!Yörüngelerden,embriyodan,toplumun düzeninden bahseden ayetler,ne yazıkki sadece cenazelerde okunuyor!!!! Konumuza başka örnek verecek olursak,On dört asır önce, değil, sadece iki asır önce yazılıp da bu konulardan bir iki tanesine temas eden bir kitapta, bugünkü bilgilerimizle ters düşen pek çok şeyle karşılaşırız.Ümmî bir zatın getirdiği kitap, bunlar gibi yüzlerce konuya temas ettiği halde, anlattığı gerçeklerde, doğru bilgiye ve selim akla ters düşecek birşey bulunmuyor.Meğer Kur’ân bu konuları bize anlatırken, yüzyıllar sonrasının dilini ve kavramlarını kullanarak bizimle konuşuyormuş! AMA BİZ O SEVİYEDE MİYİZ?YA DA ONU ANLIYORMUYUZ?DİRİLERE GELENİ SADECE ÖLÜLERE OKUDUĞUMUZ İÇİN ;O DA BİZİ DİRİLTMİYOR;ÖNCEKİLERE YAPTIĞINI BİZE YAPMIYOR!!!Yeryüzünün ustası olmak için gökyüzünün öğrencisi olmak gerekiyor.KUR’AN-IN BİZİ VE TOPLUMU İNŞA ETMESİNE İZİN VERİRSEK ;TOPLUM DÜZELİR,üstün ,güçlü toplum oluruz. İndiği toplum nasıl Kur’ân için plânlanmış bir toplum ise, bu dünya da Kur’ân için planlanmış ve hazırlanmış bir dünyadır. Bir defa, varlık âlemi, her şeyiyle, Kur’ân’ın anlatımında kendisini bulmakta, gerçekleştirdiği inkılâplar, tek başına onun doğruluğuna kanıt olarak sayılabilir. İçki, kumar, ırk ayrımı, fuhuş, cinayet, zulüm gibi, insanlığa yaraşmayan ne varsa, toplumda ne kadar kökleşmiş olursa olsun, yirmi üç senelik bir süreç içinde, üstelik düşman bir çevre içinde bunları kaldırabilmek, dünya tarihinde sadece Kur’ân’ın ve onu getiren Peygamberin başardığı bir iştir. Kur’an-ı doğru anlayan :ilk Müslümanlar kısa sürede ilim de,ahlakta,insanlık değerlerinde ,büyük güç oluşturmada ,kaliteli toplum olmada ilerlemiş ve dünya kültür ve bilim mirasına en güzel hediyeleri vermişlerdir.(İbn-i SİNA TIP,CABİR Bin hayyam MATEMATİK,FARABİ,felsefe ,müzik, diğer bilginler ,astronomi fizik vs alanlarda hep bilim de önde olmuşlardır.zira dini yaşamak için bilim şarttı.-Namaz kılmak ,oruç tutmak ,kurbn kesmek için bilimin şart olduğu gibi )Kur’ân’ın terbiyesi altında yetişen insanların ilim, irfan, sanat, medeniyet, ahlâk ve fazilet namına ortaya koyduğu davranışlar ve eserler, insanlık tarihini aydınlatmıştır.Bu Sevgi ve şefkat medeniyetinden/Kaynağından,bırakın insanları hayvanlar dahi kana kana içmişlerdir. . Kur’ân’sız bir dünya düşünmek, bu eserlerin hep birden insanlık tarihinden çekilip gittiğini farz etmek demek olur ki, o zaman geride kaba kuvvetin hüküm sürdüğü; kılıçtan, servetten ve şehvetten başka pek az şeyin değer taşıdığı bir dünya kalırdı.Bu gün insanlığın karşılaştığı akla hayale gelmeyen kötülükler…bunu daha iyi anlatmaktadır. İnsanlar,Kur’ân’ın insanlık âlemi üzerindeki etkisini incelerken üstünlüklerini takdir edecek yapıda idiler;bundan dolayı “SIRADAN İNSANLAR ONUN MÂNÂSINI ANLAR, YÜKSEK SEVİYEDEKİLER DE ÖZELLİKLERİNİ TAKDİR EDER” denmiştir.”Allah’ ı en iyi bilginler bilir ve tanır”( FÂTIR – 28)Ayeti bunu anlatır.İnsanlar,Kur ‘an ı, işittikleri anda o kelâma vuruluyorlardı.Değerini bilmeyen bir topluma inmiş olsaydı, herhalde bu tesirini gösteremezdi. Yağmur hayat getirir; ama yağdığı toprak, toprak olursa! Alaşılarak okunan Kur’an,su içer gibi okunur; usandırmaz.. Kur an, insanın yaratılışıyla o kadar uyum içindedir ki, Hasta olsun, sağlıklı olsun, anlamını bilsin veya bilmesin, herkes onu dinlediği zaman anlar ki, o bir beşer/insan sözü değildir. Hükümdarlar, kölelerle birlikte onun önünde diz çöker, dersini dinler. İlim arayan ondan alır. Adalet isteyen ona yönelir. Mutluluk arayan onda bulur. Ahlâkını güzelleştirmek isteyen, dersini ondan alır. Saf bir zihinle ona yönelen herkes bilir ki, Eğer biz bu dünya üzerinde tesadüfen bulunmuyorsak, buraya gelişimizin ve buradan gidişimizin bir nedeni ve amacı vardır O da Kur anın hedef aldığı,hayattır Kur anın Konularında, tıpkı hayatın kendisinde olduğu gibi, pek çok şey bir aradadır. Her kes,kendisine yarayan bir şeyleri orada bulur, eli boş dönmez. Ayetlerin inmesine sebep olan olaylar(Nüzul sebepleri) ise, vesile işlevini gören olaylardır Adeta:”Gökten inenin yerde karşılanma merasiminden ibarettir,” Evreni ve sistemini ince ayar ve hassas dengelerle dizayn eden Yüce güç,İnsanın dikkatini bunlara çekmek isteyerek,İnsanların gerçek/sarsılmaz İmana varmalarını istemektedir;Hem bilimi Allah tan ayrı düşünmek şöyle dursun; Bilim yasaları bizi Onları tasarlayana götürmez mi ki bundan dolayı Kur ‘an da 1000 e yakın ayet, bizi bilime ve aklı kullanmaya ,düşünmeye ibadet ekseninde teşvik etmekedir.”Bilim adamının(alimin) Bir saat düşünmesi;Bilgisiz birisinin 70 yıllık nafile ibadetinden daha hayırlıdır”-“Bilginlerin uykusu Cahillerin ibadetlerinden hayırlıdır” gibi ayet ve hadisleri bunları en güzel ortaya koyan anektotlardır.Bu konudaki Kur ‘an-ın açıklamaları ve Teşviki,İnsanı bu zengin içeriğe ve mucize kaynağına yöneltir.Ancak; Müslüman toplumların bilime karşı son asırlardaki soğuk tavırları (okumak isteyenlerin okullara alınmamaları,atılmaları veya bilimden fazla daha başka şeylere değer vermeleri)burada da kendisini göstermektedir.Ancak Kur’an- ın, dikkatlerimizi kâinata çevirdiğini ve bizi, doğayı incelemeye çağırdığını unutmamalıyız. ***KUR AN IN BİLİMSEL MUCİZELERİNE BİRKAÇ ÖRNEK***:PEYGAMBERİN KURANI YAZMADIĞINA ÖRNEKLER? “Allah gezegenleri yarattı ve her biri bir yörüngede yüzüp gidiyor. (Enbiya Suresi, 33) “Güneş de, kendisi için (tespit edilmiş) olan bir karar yerine(yörünge ve sona) doğru akıp gitmektedir. Bu üstün ve güçlü olan, bilenin takdiridir. (Yasin Suresi, 38) *** Tüm bu gök cisimleri çok ince hesaplarla saptanmış yörüngelere sahiptir. Ve milyonlarca yıldır her biri kendi yörüngesinde diğerleriyle kusursuz bir uyum ve düzen içinde akıp gitmektedir. “Özen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış' göğe andolsun. (Zariyat Suresi,7. Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık; onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviriyorlar. (Enbiya Suresi, 32) atmosfer, canlılığın devamı için son derece hayati işlevleri yerine getirir. Dünya ya doğru yaklaşan irili ufaklı pek çok göktaşını eriterek yok eder ve bunların yeryüzüne düşerek canlılara büyük zararlar vermesini engeller, zararlı olan ışınları da filtre eder. ilginç olan yanı, atmosferin sadece zararsız orandaki ışınları, yani görünür ışıkları, kızıl ötesi ışınlar ve radyo dalgalarını geçirmesidir. Çünkü bunlar yaşam için gerekli ışınlardır gene,uzayın ortalama eksi 270 derecelik dondurucu soğuğundan İnsanları korur.” Dönüşlü olan göğe andolsun (Tarık Suresi, 11) ATMOSFER YA AKILLI,YA DA KENDİSİNE YÜKLENEN GÖREVİ YAPIYOR!O,GÖRÜNMEZ ELİ GÖRMEK GEREK!! “ Böylece onları iki gün içinde yedi gök olarak tamamladı ve her bir katmana işlevini kodladı.”... (Fussilet Suresi, 11-12) “Dünya da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı... (Lokman Suresi, 10); “onun parmak uçlarını dahi derleyip-(yeniden) düzene koymaya güç yetirenleriz. (Kıyamet Suresi, 3-4) “Ve aşılayıcılar olarak rüzgarları gönderdik, böylece gökten su indirdik de sizleri suladık. (Hicr Suresi, 22) “iki denizi salıverdi. İkisi arasında bir engel (berzah) vardır; birbirlerinin sınırını geçmezler. (Rahman Suresi, 19-20) Akdeniz’in suyu, Cebelitarık Boğazı’nda Atlas Okyanusu ile karşılaşır. Ama bu karşılaşma sonucu kendi sıcaklık, tuzluluk ve yoğunluk özellikleri değişmez. Çünkü iki deniz arasında da bir sınır vardır. S-3b-Kur’an-ı Kerim,Günümüze nasıl gelmiştir?Anlatınız? Gönderildiğinde aynen birinci elden yazıya geçirilmiş tek kutsal kitap Kur’an ı Kerim dir.Dolayısıyla insanların bu kitaba müdahale etme imkanları kalmamıştır. Kur’an, peygamberine indirildiği günkü gibi günümüze gelmiştir. Daha sonra Hz Ebu bekir zamanında ,birleşik olmayan Kur’an sayfaları bir araya getirilip bir cilt kitap olmuş;Hz Osman zamanında bu asıldan kopyalanarak dünyanın dört bir tarafına gönderilmiş olup ;bu gün bu Kur’an lardan dünya da DÖRT adet var ve hepsi bir birinin aynısıdır İncil:İncil ve diğer bazı Kutsal kitaplar indirildiği zaman yazıya geçirilmemiş,ağızdan ağıza yüzyıllarca nakledilmiştir.İncil en erken Hz.İsa nın dünya dan ayrılışından yüz yıl sonra yazılmıştır,daha sonra M.S.325 yılında Roma İmp.nun Hıristiyanlığa izin vermesiyle yüzlerce İncil yazılmıştır. 1-Ümmî(Okuma-yazması olmayan) bir peygamber olan Resûlullah (s.a.s.),a Kur an indiğinde anında ezberlemeye, gece gündüz ibadetlerde ve her vesile ile yavaş yavaş,okuyor, ashabına da okuyup okutuyor ve öğretiyordu, Ramazan ayında da, 2-Sahabiler,Kur’ân’ı ezberleme, öğrenme ve anlama konusunda adeta birbirleriyle yarışıyor, ezberledikleri miktarı birbirlerine aktarıyorlardı. Evlerinde çocuklarına ve eşlerine de öğretiyorlardı. Evlenirken bile Kur an ı mihir sayarlardı. Resûlullah uzak yerlerde oturanlara da onlara Kur’ân okutacak, Kur’ân öğretecek kimseleri mutlaka gönderiyordu. 3-Yazı yazmayı bilenlerin, yazı malzemelerinin az olduğu bir zamanda, Kur’ân’ın ezberlenmiş olması sonra yazıya geçirilmesi ve kitap halinde toplanmasına Sahabiler çok önem vermiş ve bunu başarmışlardır. 4-Kur an ı yazıya geçirmek için,Peygamberimiz Vahiy sekreterlerini görevlendirmişti.Yazdırdıktan sonra da muhtemel yazı ve okuyuş hatasını düzeltmek maksadıyla vahiy sekreterlerine,yazdırdığı âyetleri okutturuyordu. .. 5-Hz. Ebû Bekir (r.a.) döneminde, Hz. Ömer’in (r.a.) teklifiyle ayrı parçalar hâlinde ve Sahabilerin hafızalarında bulunan ayetleri Kitap haline(Mushaf) getirilmiştir.Bu toplamada,Hz. Zeyd’in (r.a.) sekreterlerin başkanı seçilmiş ve herkes elindeki Kur an sayfalarını 4 şahitle birlikte Hz.E.Bekir e getirmiş ezberlerindekilerle kontrol edildikten sonra alınmıştır.Bu titizliği Dini bozmak için öğrenen Hrst.Oryantalistler bile taktir etmişlerdir.. Sir William Muir,:“İnkâr edilemez bir gerçektir ki, dünyada bu derece aslına uygun ve dikkatle korunmuş bir metin olarak 14 asırdır kalabilen Kur’ân’dan başka bir kitap yoktur” (Mehran, 1:31). Yine Muir, “…Her asırda ve her devirde bütün İslâm mezhepleri için tek bir Kur’ân’dan başka bir Kur’ân olmamıştır.” (Draz,) 6-Müslümanların yeni ülkeler fethetmesi sonucunda Farklı okuyuşlar belirdi, buradan anlaşmazlıklar çıkmaya başladı;Bunun Üzerine Hz.Osman Döneminde Zeyd bin Sâbit (r.a.) başkanlığında Kur anlar çoğaltıldı ve Suriye-İran-Azerbaycan gibi yerlere gönderildi.Bu Kur anlar bu gün :Topkapı sarayın da/Taşkent te[{Hz Osman ın Şehit edilirken Okuduğu Kur an} /Londra da/ Amerika’da Kolombiya Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunmaktadır. 7-Peygamberimizden Kur an öğrenirken bazı Vahiy sekreterleri Kur anlara anlamadıkları yerlerine açıklayıcı dipnotlar düşüyorlardı.”Salatel asr”(Orta namazını kılınız) :Kelimesine-“İkindi namazını”şeklinde açıklayıcı notlar düşenler olmuştu.Daha sonra Bunların Kur an dan mış gibi zannedileceği veya karışacağı korkusuyla Hz.Osman-”Elinde böyle Kur an bulunanların yakmalarını” emretti.Ve elde açıklamasız dipnotsuz hepsi aynı olan bir tek Kur an Kaldı. Bu iş bütün halkın önünde ve herkesin desteği ve yardımıyla oldu.Bu konuda Bütün İslam mezhepleri ve uzman müslümanlar İcma(Görüş birliği) etmişlerdir.Çağdaş Şii müfessirlerden Tabatabaî de” 20 ciltlik tefsiri el-Mizan’ın” önsözünde, farklı bir inancın küfür olduğunu açıkça ifade eder. S-4- Kur an ı Kerim Bir kerede toptan indirilmek yerine Neden 23 seneye yayılarak indirilmiştir.? a-Olaylara paralel açıklamalar yapılması için “İfk hadisesi gibi.. b-Ezberlenmesi ve anlaşılması uygulanması kolay olsun diye c-Kaybolma ihtimalini kaldırmak için…..vs. S-5-Kur’an-ın Medeniyete ilme katkıları? Kur’ân’ın indiği yirmi üç sene boyunca O dönem, bir Kur’ân medeniyetinin doğuşuna beşiklik etti. Onu izleyen dönemler ise Kur’ân ilimlerinin doğuşuna ve gelişmesine tanık oldu. Peygamberimizden Kur’ân’ı ders alan önde gelen Sahâbîler, bu ilmi bir sonraki nesillere aktarmak için işe koyuldu. Mekke, Medine, Bağdat, Basra derken, Müslümanların ulaşabildiği her yer birer okula dönüştü. . **Kur‘an-ın indiği toplum ve Onları ulaştırdığı seviye hakkında bilgi veriniz? Kur an,ortaçağın Kureyş toplumunu şirk, zulüm, haksızlık, ahlâksızlık,düşük davranışlar ve sefaletin bunaltan ortamından çekerek, onları hakiki insanlık medeniyetinin kurucuları, üstatları ve önderleri konumuna çıkardığı gibi, tüm insan toplumlarını da bir şekilde hak-hukuk, huzur ve iç huzuru, barış ve güven gibi…vb. insan fıtratıyla/doğasıyla örtüşen, insanlığın her zaman muhtaç olduğu ve insan hayatının tamamını kuşatan, bu hayatı yalnızca dünyevî boyutuyla kuşatmakla kalmayıp, onun sonsuz âhiret boyutunu da içine alan paha biçilmez sosyal, ahlakî ve imanî değerlerle tanıştırmıştır.Bu ilkeler ve aydınlanmış/insanlığa adanmış ruhlar ,içlerindeki bu aydınlığı tüm insanlara ulaştırmak için kıtalar ,okyanuslar aşmışlardır.Orta çağ karanlığında bunalmış Avrupa ,bu aydınlık süvarilerinden aldıkları bilgileri yaymışlar ve sonuçta rönasans reform olmuştur.O halde O masum yetim in insanlığa ve dolayısıyla yaydığı dinin tüm insanlığa katkısı büyük olmuştur.. Kur’ân, her türlü haksızlığın, maddî ve manevî kaosun, barbarlığın, insanı insanlığından utandıracak kötülüklerin işlendiği bir çizgide, cahiliye sıfatı ile özdeşleşmiş karanlık bir zaman diliminde insanlık semasında sihirli bir güneş gibi parlayıp,insanlığı saran tüm karanlıkları aydınlatan,hâkim olan olumsuz iklimi, talihsiz atmosferi dağıtan, ilâhî bir ruhtur,ışıktır. S-6-Gönderilen önceki kutsal kitaplar ve Kur’an ilişkisi? Kur an,varlık,insan,gerçekleriyle tamamen uyuşan, daha doğrusu, bu gerçeklerin dili olan, son derecedeki mucizeliğine rağmen bütün âlemleri kuşatan derinlikte zengin bir içerik ile Allah katından insan algısına inen, geçmiş semavî kitapların asırlara göre değişmeyen özünü, toplumlara göre eskimeyen ruhunu da barındıran (Şuara/26: 196; A’lâ/87: 18-19) en son ilâhî prensip, kural ve değerler topluluğudur..Artık daha kapsamlısı ve yeni şartlara uygun kutsal kitap gönderilmeyecektir.Hem Kur’an önceki dinlerin kutsal kitaplarına inanmayı islamın temel şartı sayar,onların ilk indirildiği zamanki haline inanmayan kişinin islamla bağı kopar.O halde İslam önceki dinleri kapsar ve onların ilk hallerine inanmayı emreder.Bundan dolayı İslama inanmak önceki dinlere de inanmaktır.Çünkü bütün peygamberler aynı buyrukları getirmişler ,hepsinin bilgi kaynağı ve vermek istediği mesaj aynıdır. S-7-Allah diğer kitapları neden korumamıştır? Kur’ân’ın dışında gönderilen semavî kitapların ebediyyen geçerli kalmak üzere değil de, belli zamanlarda geçerli olmak üzere gönderilmiş kitaplar olmasındandır . S-9-Kuranı Kerimin Değiştirildiğini iddia edenlerin görüşleri?Tutarsızlıklarını anlatınız! Not:Okuma yazma bilmeyen birisinin,uzayı incelemesi ve yörüngelerden bahsetmesi bunu kitabına alması,İstanbul ve Cebeli Tarık boğazını incelemesi ,sıcak soğuk su akıntılarını incelemesi ,biyolojiye örnek olarak Bebeğin anne rahminde oluşum aşamalarını incelemesi …vs sonra da bunu asırlar sonrasının bilimiyle parelel bilgiler halinde kitabına koyması ne kadar mümkün ise;Kur an ın değiştirildiği-Muhammed in uydurduğu bilgisi de o kadar mümkündür… 1-Cemel ve sıffin savaşlarında, mızrakların uçlarına takılan Kur an sahifelerin rüzgarla kaybolmuş olduğu iddiasıdır..Aslında bu sorunun cevabı aynı cümlede cevabını barındırmaktadır;Çünkü demek ki herkeste o kadar çok Kuran varmış ki herkes mızraklarının ucuna takacak kadar Kuran bulmuş idi.Zaten O dönemde Kur an Çoğaltılmış ve dünyanın değişik ülke ve şehirlerine gönderilmiş idi.(Hicr: 15/9). 2-Kur’an-ın değiştirildiğini iddia eden diğer bir görüşte,Kur’an bir oda da bulunurken ,kapının açık olmasından yararlanan bir keçi girip Kur’an ı yemiş,iddiasını savunmaktadırlar.. 3-… İbni Sebeciler, “Halifelik Ali’nin hakkı idi diğer 3 halife bunu gaspetti O da buna karşılık Kendisinde bulunan gerçek Kur’an-ı sakladı”-“Kur’anı ilk üç halife değiştirdi.”iddiası.Tarihi gerçeklere terstir. .- Kur’anı biz indirdik, elbette yine onu biz koruyacağız.) [Hicr 9], (Kulumuza [Resule] [Allah’tan geldiğinden] bir şüpheniz varsa, iddianızda doğru iseniz, Allah’tan gayri şahitlerinizi [bilginlerinizi] de yardıma çağırıp, haydi onun benzeri bir sure meydana getirin! Bunu yapamazsınız, asla yapamıyacaksınız da.) [Bekara 23, 24] (14 asır geçtiği halde, birçok din düşmanı, hâşâ Allah’ı yalancı çıkarmak için uğraşmışsa da bunu yapamadılar.] (Eğer Kur’an, Allah’tan başkasından gelmiş olsaydı, içinde pek çok tutarsızlık [paradoks] çelişki] bulunurdu. Bunu düşünemiyor musunuz?) [Nisa 82]*** İnsana ,Allah’ın sözüne benzer sözler söyleme özelliği verilmemiş;Anlama özelliği verilmiş.“ Eğer Muhammed değiştirseydi, şah damarını koparır, helak ederdik, hiçbiriniz de buna engel olamazdınız.) [Hakka 44-47] ---Kurallarda ,güçlüler,halkı içki ,kumardan korur ,denilirken bizzat kumarı o güç sahipleri oynatıyorsa burada çelişki vardır.. İçinde bütün dünyada bugüne kadar yapılmış medeni kanunlara örnek teşkil edecek ilmi ve kuralların temellerinin, eski tarihe ait birçok bilinmeyen bilgilerin, insanlara verilebilecek en büyük ahlâk esasları, nasihatler, dünya ve ahiret hakkında, o zamana kadar hiçbir kimsenin bilmediği, bilemediği, tasavvur bile edemediği hususlar vardır. Bunlar kimsenin söyleyemeyeceği bir ifade ile beyan edilmiştir. Müşrikler, mucize isteyince de buyuruldu ki: 4-Resulünün özellikle ümmi, [okuma yazma bilmeyen] birisi olması “Ey Resulüm, bu Kur’an sana indirilmeden önce] Sen bir kitaptan okumuş ve elinle onu yazmış değildin. Eğer öyle olsaydı müşrikler [Kur’anı başkasından öğrenmiş veya önceki semavi kitaplardan almış] derlerdi.) [Ankebut 48] 5-Kur an ı değiştirme bozma girişimleri her defasında püskürtülmüştür. İslam alimleri, “Sebecilerin bir sandık içinde tefsirleri geldi. Basılmasına izin verilmedi İslamiyet’e uymayan bir yeri mi var?) dediler Evet, (Hz. Ali’nin kâfir ve zalim olduğunu yazıyorsunuz) dedim. Hiddetten gözleri döndü. Kızma, az dinle dedim:Kitabın başında yazılmış ki: (Talha, Ali’ye sordu ki, Osman Kur’andan 70 âyeti, Ömer de, 80 âyeti çıkardı deniyor. Bu söz doğru mu? Ali evet doğrudur, dedi. Talha yine sordu ki: Değişmemiş olan Mushaf sende imiş, öyle mi? Ali, evet bendedir. Hem de, bu Kur’anın iki katı bende var, dedi. Sende bulunan Kur’anı Müslümanlara göstermeyecek misin? dedi. Eğer Ebu Bekir yerine, beni halife yapsalardı verirdim. Bana biat etmedikleri için, vermem ve vasiyet edip, kıyamete kadar evladımın elinde gizli kalacak, buyurdu.) Tefsirinizde böyle yazıyor. Bu yazınız ile, Hz. Ali’ye kâfir demiş oluyorsunuz, dedim.Sebeci, şaşırıp kaldı, bir cevap veremedi. Daha sonra “Ben ne Şii, ne de Sünniyim, ben maso ” dedi. 6- Kur'an-ı kerimin sonuna sahabilerin eklediği dip not açıklamalar Kur’an dı,daha sonra bu Kur’an yakıldı Dolayısıyla gerçek Kur an yok oldu.İddiası Kuran düzeni ile ilgili Kavramlar: Müfessir? Müfessirin şartları? TEFSİR:Kur’an’ın,Zamanın akıl-bilgi –kültür birikimi çerçevesinde Açıklanmasına/yorumlanmasına denir;Bu işi yapana tefsir, yazarlarına ise Müfessir denir. Kur’an-ı karşılıklı okumaya mukabele denir. MEAL: Kur’an’ın başka bir dile anlam olarak çevrilmesine meal denir. Bu, Kur’an yerine geçmez. “Türkçe Kur’an” denemez. • Kur’an-ı Kerim’in tamamını ezberleyenlere Hafız denir. Kur’an’ı baştan sona okuyup bitirmeye Hatim denir. S-10-“Ey Muhammed biz bu Kur an ı Her şeyi açıklayıcı olarak sana indirdik”(Nahl 89) Bu ayette verilmek istenenleri tefsir kitaplarından araştırınız.ktp s 69 Kuran-Tevsiri/Kuran_Tefsiri.htm S-11-Allah kutsal kitapları neden diğer varlıklara değil de İnsanlara göndermiştir?Kitap ve bilgi göndermek ile Sorumluluk alanı arasında ne gibi bağ vardır? S69 Allah’ ın vahyine muhatap olacak ve anlayacak,O nun içindekileri anlayıp eyleme dökebilecek tek varlık akılla donatılmış ve farklılaştırılmış insandır.Allah’ın bunca büyük Evrende ,yukarıdan gözle görülmeyecek kadar küçük olan insanı seçip muhatap alması İnsana verilen önemi vurgular.Hayvanlarda İnsanlar gibi duyabilir,görebilir,yer içer ama İnsan duyduğu ve gördüğü şeyi düşünme,yorumlama,değerlendirme ve sonuçlar çıkarma özelliğine sahiptir.Bu özelliği sebebiyle Allah insana değer vermiş ve peygamberler kutsal kitaplar göndermiştir.s69 İnsan hem yaratılışı hem de diğer varlıklara üstünlüğü sebebiyle özeldir.Evrenin uğruna yaratıldığı ve Evrendeki Allah’ın göz bebeğidir. Nasıl ki,Sizin yıllarca değer verip önemseyerek yaptığınız bir makineyi sokakta öylesine çürümeye,yok olmaya bırakmayacağınız gibi,Allah da Bunca değer verdiği İnsanı ,amaçsız,başıboş peygambersiz ve kitapsız bırakmaz.(Tin4 ,lokman 20) . . “ İnsanoğlu, başıboş bırakılacağını mı sanıyor? O fışkıran meniden oluşmuş bir sperma değil miydi?38- Sonra embriyoya dönüştü, sonra Allah onu yaratıp biçimlendirdi.(Kıyamet 36 38) . İnsanlar Rahimlerden tesadüflerle dışarı çıkmadıkları gibi,toprağa da bir tesadüf sonucu girmezler.Bu iki aşamanın arası sadece oyun ve eğlenceye ayrılacak kadar uzun değildir.Bu Evren ve içindekilerle insana uygun yaratılması,İnsanın da ondan yararlanabilecek özelliklerle donatılmış olması,Bu evrende bir amacın olduğunu gösterir.Görünenin ardında görünmeyen bir varlığı gösterir.O halde bu hayat bir ödül ve cezalandırma süreciyle noktalanacak bir sınavdır...Bütün bu ayrıntıları bilen ön tasarımcı Allah bunları bir amaç için yapmıştır.İnsan indirildiği Cennete sürekli yükselen bir tempoyla tekrar çıkmaya çalışmak la görevlidir. . Amacı insanın sağına-soluna dikkatli bakarak kendi varlığını tüm evrene ve evren bütününü planlayan yüce iradeye bağlayan bağların, irtibat kanallarının, hedeflerin, amaçların, gerekçelerin ve sebeplerin farkına varmasını sağlamaktır. . Şu "insan" denen varlık nedir? Neden yaratıldı? Başta nasıl bir şeydi? Sonra nasıl oluştu? Dünyaya gözünü açıncaya kadar ki büyük yolculuğunu nasıl geçirdi? Bu küçücük sperm tek bir hücreden ana rahminde kendine özgü konumdaki bir embriyoya dönüşmedi mi? Rahmin çeperlerine asılarak yaşayan ve besinini sağlayan bir embriyo aşamasına geçmedi mi? Bu hareketi ona kim ilham etti? Ona bu gücü kim verdi? Onu bu yöne kim yöneltti? Daha sonra kim onu dengeli yapılı, uyumlu organlı, ilk başta yumurtalı bir tek hücreden ibaretken milyarlarca hücreden oluşmuş organizmalı aşamaya geçirdi? insan yavrusunun tek hücre aşamasından biçimlenmiş "cenin" aşamasına varıncaya kadar aldığı mesafe ve yolculuğunun cenin aşamasında geçirdiği değişmeler doğumundan ölümüne kadar yaşadığı olayların tümünden ve aştığı mesafelerin toplamından daha uzun ve daha geniş çaplıdır. bu uzun yolculukta kim ona rehberlik etti? Çünkü o küçücük ve güçsüz bir yaratıktır. Ne aklı ne kavrama yeteneği ve ne de deneyimi vardı. O tek hücreden son aşamada erkek ile dişiyi kim türetti? Hangi irade bu hücreye dişi olmasını empoze ederken, şu hücreye erkek olmasını empoze etti? Yoksa biri bu işe el attı da ana rahminin karanlıkları içinde bu hücreleri bu yolda tercih yapmaya mı iletti? Bunları düşünürken plânlayıcı, fakat fark edilmez bir elin varlığını kabul etmek kaçınılmaz olur. İşte bu fark edilmez el, ana rahmine atılmış meni damlacığına uzun yolculuğunda rehberlik etmiş ve sonunda onu belirttiğimiz aşamaya erdirmiştir; yani "Sonra ondan erkek ve dişi çiftler türetmiştir: '"Bunları yapan Allah, ölüleri diriltemez mi?" O yeniden dirilişi gerçekleştirecek güce sahiptir. Kendini ister-istemez kabul ettiren bu gerçek karşısında insanın yapabileceği tek şey titreyip aklını başına toplamaktır.(Kur an da akletme lise2 ktp s 69 dipnot 3) Ey insanlar, size Rabbinizden bir öğüt, kalplerdeki hastalıklara bir şifa, inananlara yol gösterici ve rahmet gelmiştir.(Yunus57) ktp69 Bu Kitap'ta size, "Rabbinizden" öğütler gelmiştir. Yani o Kitap uydurulmuş bir şey değildir. Orada yeralan şeyler, herhangi bir insanın görüşleri değildir. Size bu Kitap öğüt olarak geldi, kalplerinizi diriltmek için... Gönüllerinizi dolduran saçma şeylerden temizlesin... Kalplerinize egemen olan kuşkudan kurtarsın. Onları hasta eden pisliklerden, şaşkınlığa düşüren krizlerden uzaklaştırsın. Bu öğüt geldi ki, kalplerinize iman ile beraber, şifa, afiyet, kesin inanç, güven ve huzur versin. Bu öğüt, imandan nasibini almış olan insanlar için hedefe ulaştırıcı yolun kılavuzudur. Sapıklık ve azaptan kurtaran bir rahmettir:“Yerde kımıldayan bütün hayvan türleri ve kanatları ile uçan bütün kuş çeşitleri sizler gibi birer canlılar topluluğudurlar. Biz hiçbir şeyi o kitabın dışında bırakmadık. Sonra bunlar, Rabblerinin huzurunda biraraya getirirler.”(Enam38)ktp70 . Kur an sadece inanç,ahlak değil hayatın her alanıyla ilgili bilgiler verir.ktp s 70 İnsanlar şu evrende yalnız değildirler ki, varlıklarının tesadüfi olduğu, hayatlarının başıboş olduğu söz konusu olabilsin. İnsanların çevresinde hepsi de belirli bir düzene bağlı olarak yaşayan başka birçok canlılar vardır. Bu düzen ortada bir amacın, bir ön-tasarının ve bir hikmetin olduğunu kanıtlar. Bunun yanısıra yaratıcının birliğini ve bütün yaratıkları etkisi altında tutan ön tasarlayıcılığın, çekip çevirici iradenin birliğini de yansıtır. . Yerdeki kanatlı kanatsız,yüzen yürüyen,sürünen bütün canlılar kendileri için taktir edilmiş bir düzene göre yaşarlar.İnsanlar da böyledir.Bu canlıların sayısı,rızıkları ve doğum ölümleri asla unutulmaz,karıştırılmaz.Bu canlı türleri,sayıları ve evrendeki işlevleri o kadar çoktur ki anlatmaya yer ve imkan yoktur. S-13-Kur an ı anlayarak okumanın önemini anlatınız? S69 S-14- “İnmemiştir hele Kur an bunu hakkıyla bilin! Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için”M.Akif bu şiirde vurgulanmak istenen gerçekler nelerdir? S69 s6 S-17-Kur an ın temel Amaçları nelerdir?

Bu haber 822 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLARI(s59-73)Ü4

MEZHEP NEDİR?NEDEN MEZHEPLER DOĞMUŞTUR?

MEZHEP NEDİR?NEDEN MEZHEPLER  DOĞMUŞTUR? MEZHEP NEDİR?NEDEN MEZHEPLER DOĞMUŞTUR?

İslam Düşüncesinde Yorumlar (Mezhepler)

İslam Düşüncesinde Yorumlar (Mezhepler) Din Kültürü 11. Sınıf 4. Ünite: İslam Düşüncesinde Yorumlar (Mezhepler)

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

ATATÜRK VE DİN

GALERİ

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 63
Haber 1057
Yorum 115
Haber Okuma 1914897
Editör 12


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi