BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

KAFİRUN  SURESİ TEFSİRİ 11 SINIFLAR İÇİN

KAFİRUN SURESİ TEFSİRİ 11 SINIFLAR İÇİN

Tarih 15/Şubat/2017, 01:35 Editör BİLGE BİLGE

KAFİRUN SURESİ TEFSİRİ 11 SINIFLAR İÇİN

KÂFİRÛN SURESİ (01-05)

“Euzü Billahi mineş şeytanir racim”     “BismillahirRahmanirRahıym”

           Konusu tevhid. Ana fikri bir cümle “imanda pazarlık yok.” İmanda pazarlık olmaz. Hatta tersi de geçerli pazarlık olan yerde iman olmaz. Eğer imanda pazarlık yapıyorsa biri, orada da iman olmaz. Onun için pazarlık olan yerde iman, imanda da pazarlık olmaz.

           Niye? İman pazarlıksız bir şey, Allah’a teslimiyet çünkü. Ya rabbi %95 teslim olsam olmaz mı? Olmaz, Müslüman adını alması için, teslimiyet adını alması için pazarlıksız teslim olması, kayıtsız şartsız teslim olması lazım. %99 bile olmaz. Çünkü teslimiyetin özüne aykırı, teslimiyetin yapısına, mantığına aykırı. Teslimiyette pazarlık istisna tutulamaz. Ya rabbi sana teslim oldum ama şu, şu, şu hariç. Hayır Ya rabbi sana teslim oldum ama siyasi işlerime karışma, Ya rabbi sana teslim oldum ama ticaretime karışma. Bu teslimiyet değildir ki. Kayıtsız şartsız teslim olmaktır İslam’ın adı.

       Kureyş Allah resulü ile pazarlık yapar. Kureyş kaynaklarımızın ifadesi ile ve ondan şöyle bir ricada bulunurlar.

            Gel yeğenine içimizde ki en güzel kızı alalım eğer istiyorsa. Onu, onunla everelim. Veya para toplayalım içimizde en zengin yeğenin olsun, onu paraya boğalım. Veya içimizden en sevdiğin veya en meşhur, en dalyan gibi, en fidan gibi falanımızın oğlu. Bu oğlumuzu sana verelim onun karşılığında Muhammed’i bize teslim et. Veya söyle ona başımıza lider olmak istiyorsa lider seçelim. Yani biraz sonra mecnun diyecekleri insana nasıl teklif ediyorlar, kendi içlerinde nasıl çelişkililer bakar mısınız.

           Amca bunları dinlemiş ve göndermiştir. Yeğenini çağırmış; Yeğenim Kureyş böyle böyle böyle diyor. Allah resulünün cevabı tarihe geçecek dillere destan bir dava adamı cevabıdır. Vallahi ay emmiy, Vallahi ya emmiy. Valahi ey amca lev vede us şemse fiy yemini vel kamera fiy şimali lem ma teraktü hazel emr. Eğer güneşi sağ elime ayı sol elime koysalar vallahi ben bu davamdan vazgeçmem. Ama benim için en dikkat çekici tarafı bu ifadenin en sonudur. lem ma teraktü hazel emr. Hatta ye’tiyallahu bi emri ta ki Allah’tan bir emir gelinceye kadar.

             Bu neyi gösteriyor, bu son cümle? Allah’tan bir emir gelirse vazgeçerim. Yani bu dava benim kişisel davam değil ki. Ben bunun kişisel bire kin meselesi, dava meselesi yapmadım ki. Allah görev kendirdi, kul olduğum için mecburum. Eğer Allah geri alsın, dönüp sormam bile niye aldın. Dolayısıyla siz elçiye konuşuyorsunuz, elçiye zeval olmaz ki. Elçiyi gönderene söyleyin bunu. Ben bir elçiyim, ben kendiliğimden gelmiş değilim ki, kendiliğimden çekileyim. Veya ben çekilince olsun. Mümkin mi bu?

         Sure, küfür dini ile İslam dini arasında hiçbir ilginin bulunmadığını ve herbirinin başlı başına ayrı bir düşünce olup uzlaşma imkanının da bulunmadığını açıklamaktadır. Başlangıçta bu surenin muhatabı Kureyşli kafirlerdir ve sure onların teklifleri üzerine nazil oldu. Ama surenin geçerliliği o günler ile sınırlı değildir. Kur’an’a geçen bu talimat müslümanlar için kıyamete kadar geçerlidir. Küfür dini ne şekilde olursa olsun, hem sözle hem de amelle ondan beraat etmek gerekir. Bu surede, küfür dininin ilkelerine riayet edilemeyeceği ve din konusunda hiç bir anlaşma olamayacağı kafirlere bildirilmiştir. (Mevdudi-Tefhimu-l Kur’an)]        

          V e bir başka kaynakta tarihi olay Vakıdi’nin ve İbn. İshak’ın eserlerinde Meğaziy ve Siyra da şöyle nakledilir. Hz. Peygamber Kâbe’nin etrafında tavaf ederken Esved Bin Abdülmuttalib, Velid bin Muğire, Ümeyye bin Halef ve As bin Vail gelirler ve şu teklifte bulunurlar; Gel sen bizim tanrılarımıza bir yıl ibadet et, biz de senin tanrına bir yıl ibadet edelim. Ona hayır deyince; O zaman gel sen bizim tanrılarımıza 1 ay ibadet et biz seninkine bir bütün yıl. Pazarlık yapa yapa bi1 günü 1 yıla çıkarırlar. Allah resulü üzgün bir biçimde onları reddederek eve döner ve işte o gece Kâfirun suresi nazil olur ve bu bir dönüm noktası olur.

           Kafirun suresinden sonra artık Mekke aristokratlarının Allah resulünden ümidi kesilmiş. Yani artık pazarlık paylarının olmadığını bu işe böyle bir çözüm bulamayacaklarını anlarlar ve ondan sonra top yekun saldırıya geçer ve düşman olurlar.    

BismillahirRahmanirRahıym       Rahman, Rahıym olan Allah adına. Özünde merhametli, işinde merhametli Allah adına.

1-) Kul yâ eyyühel kâfirun;De ki: “Ey hakikat bilgisini inkâr edenler Kul yâ eyyühel kâfirun de ki siz ey kafirler. De ki siz ey küfrü hayat tarzı edinenler. De ki siz ey inkarı ahlâk haline getirenler. Birincisi inşadır, çünkü emirdir. Bunun anlamı da şudur ben seni inşa ediyorum ey kul, Allah seni inşa ediyor, emir veriyor, bu emri tut.

           * İkincisi o emir kuludur niye ona gidip de böyle pazarlıklar yapıyorsunuz manasını zımnen verir. Öyle değil mi Kul; onlara diyor ki De ki; Benim adıma de. Sen kendiliğinden demiyorsun ki. Bu vahyi, bu dini sen kendiliğinden tebliğ etmiyorsun ki, gelmişler seninle pazarlık yapıyorlar. Yapacaklarsa benimle yapsınlar. Zımnen bu var. De ki de Kul de bu var. Varsa itirazınız bana gelin diyor yani.

         *   Üçüncüsü sözün asli sahibi o değil midir? Allah’tır Onun için Kur’an a siz onun sözü gibi bakmayın, Kur’an Allah’ın sözüdür. Allah’tan aldığını iletmektedir sadece bu. İşte kul böyle zımni vurgulara sahiptir. Bu surede bir kararlılık öğretisi de vardır, ben böyleyim kardeşim. Sen şimdi beni böyle anla, ister kabul et istersen reddet ama ben buyum. Siz durumunuzu pozisyonunuzu açık dille ortaya koyacaksınız. Böylece inançların karışmamasını temin edeceksiniz. Yani nerede ayrışıyoruz, nerede birleşiyoruz bunun net çizgilerle ortaya koymak lazım. Yani bu sure mert ve net olmayı öğretiyor.

           Hz. İbrahim’in tevhid manifestosu dediğimiz Şuârâ suresinde nefis bir açılımı vardır bu ayetlerin mutlaka hatırlanması gereklidir. 69. ayetten doğrudan bilgi 104. ayete kadar geliyor. Bir bölümü çok çarpıcı diyor ki rabbimiz;Vetlü aleyhim nebee İbrahiym. (Şuârâ/69) sen şimdi onlara İbrahim’in haberini aktar, ya da İbrahim’in haberini gündem yap. Artık merkezinizde İbrahim’in haberi olsun.

İz kale liebiyhi ve kavmihi ma ta’budun. (Şuârâ/70) hani İbrahim babasına ve demişti ki, si,z neye kulluk yapıyorsunuz? Cevap veriyor;

Kalu na’budu asnamen fenezallü leha akifiyn. (Şuârâ/71) biz putlara tapıyoruz, biz putlara boyun eğmeye devam edeceğiz. Hz. İbrahim diyor ki;

Kale hel yesme’uneküm iz ted’un. Şuârâ/72) siz onlara dua ettiğiniz, yalvardığınız zaman sizi duyuyorlar mı?

Ev yenfeuneküm ev yedurrun. (Şuârâ/73) ya da size yarar veya zararları dokunuyor mu bunların? Cevap veriyorlar;

Kalu bel vecedna abaena kezâlike yef’alun. (Şuârâ/74) hayır, hayır, ama biz atalarımızı böyle yapar bulduk. Diyor ki Hz. İbrahim;

Kale eferaeytüm ma küntüm ta’budun. (Şuârâ/75) hiç düşünüyor musunuz nelere tapındığınızı, hiç kafa yordunuz mu, neye tapıyorsunuz. Duymuyor, işitmiyor, yararı yok zararı yok. Atam öyle yaptı diye böyle yapılır mı?

Entüm ve abaükümül akdemun. (Şuârâ/76) hem siz, hem geçmiş atalarınız neye tapındığınızı hiç düşündünüz mü?

Elleziy halekaniy feHUve yehdiyn. (Şuârâ/78) O beni yaratan, bana doğru yolu gösterendir.

Velleziy HUve yut’ımüniy ve yeskıyn. (Şuârâ/79) beni doyuran, benim susuzluğumu giderendir.

Ve izâ merıdtu feHUve yeşfiyn. (Şuârâ/80) Hastalandığım zaman bana şifayı ihsan eden O’dur.

Velleziy yümiytüniy sümme yuhyiyn. Şuârâ/81) beni öldürecek sonra da diriltecek olan O’dur.

Velleziy at’meu en yağfire liy hatıy’etiy yevmeddiyn. (Şuârâ/82) mahşer günü hatamı bağışlamasını umduğum varlık ta O’dur.

2-) Lâ a’budu mâ ta’budûn;“Sizin tapındığınıza ben tapınmam!” Lâ a’budu mâ ta’budûn asla ama asla kul olacak değilim sizin kul olduğunuz şeylere. Bu ifade, kafirlerin ibadet ettiği ve halen de ibadet etmekte oldukları bütün mabudları şamildir. Onlar; melekler, cinler, nebîler, veliler, ölmüş insanların ruhları, güneş, ay, yıldız, hayvanlar, ağaçlar, nehirler, hayalî tanrılar ve tanrıçalar da olabilir. (Mevdudi-Tefhimu-l Kur’an)]

3-) Ve lâ entüm ‘âbidûne mâ a’bud;“Siz de benim ibadet ettiğime abidler (ibadet eden kullar) değilsiniz.” Ta’budu ve ‘abudu fiiller, bunlar fiil. ‘abidun ise fail, isim yani. Bu ikisini birbirinden ayırmak lazım tercüme yaparken.

Ve bu ayette gaybi bir ihbar da görüyoruz. Nedir bu? bu pazarlığı yapmak için gelen ekipten hiç biri ömürlerinin sonuna kadar iman etmiyorlar ve hepsi de müşrik olarak ölüyorlar. Bu çok ilginç. Demin saydığım isimlerin hepsi de müşrik olarak ölüyorlar. Devam ediyoruz;

4-) Ve lâ ene ‘abidün m⠑abedtüm;“Sizin tapındıklarınıza ben abid (ibadet eden kul) değilim.” Ve lâ ene ‘abidün m⠑abedtüm zaten ben asla kul olmadım sizin geçmişte kul olduklarınıza, asla kul olmadım. Hz. Peygamberin geçmişinde şirke bulaşmadığının da en güzel delili, belgesidir bu. Bu Hz. Peygamberin peygamber olmadan önceki hayatıyla alakalı duruşunu ortaya koyuyor.Hani deniyor ki Hz. Peygamber, peygamber olmadan önce kavminin dini üzere idi diyorlar. Bu bir anlamda din özgürlüğü deklarasyonudur da aynı zamanda. Yani yer yüzünde herkesi iman ettirmek zorunda değildir mü’minler. Çünkü Kur’an ı kerimde mesela Yusuf/103 ayetinde Ve ma ekserunNasi velev haraste Bi mu’miniyn. Yusuf/103) insanların çoğunluğu sen ne kadar üzerine düşsen de iman edecek değildir diyor. (Mehmet Okuyan)

5-) Ve lâ entüm ‘âbidûne mâ a’bud;“Siz de benim kulluk ettiğime abidler (kullar) değilsiniz.” Şirk neydi? Hak batıl şirketi. Müşrikler kimdi? Allah’a iman eden Allah dışındakilere de tanrılık yakıştıran. Yani Allah’ı inkar etmiyorlar, iman ediyorlar. Bu ayetlerden yola çıkarak ne diyebiliriz? Hiçbir şirkte Allah’a iman kabul edilmez. Yani şirk varsa onun içinde %90 nında Allah’a iman olsa %10 da da Allah’tan rol çalıp bir başkasına tanrılık yakıştırılsa o %90 da iman etmemiş sayılıyor.

6-) Leküm diynüküm ve liye diyn;“Sizin din (anlayışınız) size, benim din (anlayışım) banadır Hani Firavunun sihirbazları hz. Musa’nın elinde ki mucizeye şahit olduktan sonra oracıkta Musa işle hiç pazarlığa bile yanaşmadan, böyle bir teşebbüse dahi kalkmadan. Rabbi Musa ve Harun. (Şûara/48) Biz Musa ve Harun’un rabbine iman ettik demişlerdi. Firavun bunun üzerine olanca haşmet, dehşet ve korkunçluğuyla; amentüm lehu kable en azene leküm. (Şûara/49) şimdi siz benden izin almadan iman ettiniz ha? le ukattı’anne eydiyeküm ve ercüleküm min hılafin bu muhalefetinizden dolayı, bu kopmanızdan dolayı ellerinizi ve ayaklarınızı keseceğim ve leusallibenneküm ecme’ıyn ve topunuzu asacağım demişti de –ki dediğini de yaptı zaten- yapacağını da biliyorlardı. Bu tehdit üzerine Hz. Musa’nın gözlerine gözlerini dikip de şimdi ne olacak bile demediler.

              Evet, ne dediler? inna ila Rabbina münkalibun. (Şûara/50). Olsun zaten rabbimize dönecek değil miyiz erinde gecinde, ne olacak ha bir gün önce ha bir gün sonra. Evet, pazarlıksız imanın tarihi örneklerini de Kur’an işte böyle anlatıyor. Ve ahiru davahüm enil hamdülillahi rabbil alemiyn

 

Allah doğru söyledi. Çağrımız ve davamız Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd’adır.

 

Bu haber 716 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

KUR'AN-I KERİM DERSİ

KUR'AN-IN YAZILMASI VE KİTAPLAŞTIRILMASI 10 KURAN

KUR'AN-IN YAZILMASI VE KİTAPLAŞTIRILMASI 10 KURAN KUR'AN-IN YAZILMASI VE KİTAPLAŞTIRILMASI 10 KURAN

ADİYAT SURESİ 10 lara

ADİYAT SURESİ 10 lara ADİYAT SURESİ 10 lara

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

GALERİ

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 57
Haber 1118
Yorum 117
Haber Okuma 2269912
Editör 12


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi