BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
TEKVİR SURESİ (01-29)  11 lere     (Hz.Muhammedîn geldiği  ortam)

TEKVİR SURESİ (01-29) 11 lere (Hz.Muhammedîn geldiği ortam)

Tarih 27/Şubat/2017, 17:59 Editör BİLGE BİLGE

TEKVİR SURESİ (01-29) 11 lere (Hz.Muhammedîn geldiği ortam)

TEKVİR SURESİ (01-29)  11 lere     (Hz.Muhammedîn geldiği  ortam)

“Euzü Billahi mineş şeytanir racim”                               “BismillahirRahmanirRahıym”

           Cinnet ve delilik suçlaması yöneltiliyor Allah Resulüne. Mecnun olduğu suçlaması ki dönemin tabiatına uygun olduğu görülüyor. Dar’ül erkam dönemi yaklaşık. Yani davetin henüz gizli olduğu dönem. Surenin konusu son saat. Bir önceki sure gibi ve hesap günü. Enbiya/4. ayetinde ki kozmik dürülüşü andırır bir dürülüştür bu surede anlatılan.

             Hani; Yevme natvis Semae ketayyis sicilli lilkütüb. (Enbiya/104) ayetinde öyle bulunuyordu ya o gün biz uzayı. -Es sema tekil gelince uzaya delalet eder- bir kitabın, -o günkü kitaplar rulo halinde idi- rulonun katlarını dürer gibi sarar düreriz. kema bede’na evvele halkın nu’ıydüh tıpkı başlangıçta nasıl başlamışsak, onu bir daha yeniden yaratırız. İşte burada ki o dürülüş anlatılacak, bundan bir sonraki sure de açılış, infitar; açılış anlatılacak.

1-) İzeşŞemsü küvviret;     “Güneş dürüldüğünde (Akıl karşılaştığı gerçeklik ile kaplanıp gücünü yitirdiğinde),”

            İzeşŞemsü küvviret güneşin defteri dürüldüğü zaman. Güneşin de defteri dürülecek. Yani ömrü milyarlarca yıl olan güneşin bile bir ölümü var ey insan oğlu, güneşin ömrü karşısında senin ömrünün esamesi bile okunmaz. Peki ya bu Allah’a karşı tekebbürün ve gururun ne. Kendini ne zannediyorsun sen ey insanoğlu. Zımnen fakir bu ayetleri böyle okuyor. Evet, haddini bil, kendine gel. Alıştığımız farkında olmadığımız  bu işleyişin baş aktörü güneş,ekosistemden çekilip alınacak ,sonrasını sen düşün!

         İbni. Abbas güneş içine çökecek, yutan veya yutulan bir karanlık halini alacak diye tefsir ediyor bu ayeti. Burada küvvirat; sarığın sarılması gibi.. İnfitar yeniden yaratılış, rücu ettikten sonra, dürüldükten sonra tabir caizse rulonun geri açılması. Burada ise rulo haline getirilmesi. Tekviyr zaten budur, yuvarlak, kürevi cisimler için kullanılır küvvirat, tekviyr kelimesi. Top gibi cisimlere küre diyoruz. Küre de oradan gelir zaten. Yer yüzünün yusyuvarlak olduğunun başka delilini aramaya gerek yok bu ibare yeter de artar bile.

2-) Ve izennücûmünkederet;   “Yıldızlar karardığında (Düşünme işlevi durup – fikirler ışık tutmaz olduğunda),”                                                 Ve izennücûmünkederet ve yine yıldızlar döküldüğü zaman, döküleceği zaman. Neden? Failine bakmayın, faili o kadar belli ki onu anmaya gerek yok. Ne olduğuna bakın da ibret alın manasına gelir.

3-) Ve izelcibâlu süyyiret;”Dağlar yürütüldüğünde (organlar çalışmaz olduğunda),”

4-) Ve izel’ışaru ‘uttılet;   “Işar (en gözde develer; zenginlik ve statü nesneleri) başıboş bırakılıp terk edildiğinde (dünya değerlerinden geçildiğinde),” Ve izel’ışaru ‘uttılet doğumu yakın hamile, gebe develer, Eşar bu manaya geliyor, öşur, aşera. 10 aylık hamile develer terk edildiği zaman, unutulduğu zaman. Bir bedevi ve cahiliye Arabının gözünde şu dünya da en değerli şey nedir diye sorsanız, 10 aylık hamile devedir dermiş. Çünkü 10 aylık hamile deve, iki deve. Üstelik anne dişi yine doğuracak. Doğuracağının dişi olma ihtimali de var. Yani bir görünüyor ama iki. Bir cahiliye insanı için dünyada ki en değerli varlık 10 aylık hamile bir deve. Onun için yani en değerli varlığını dahi unutacak, gözü görmeyecek.

5-) Ve izelvuhûşu huşiret;”Vahşiler haşrolunduğunda (hayvani duygular toplanıp güçlerini kaybettiklerinde),” Ve izelvuhûşu huşiret vahşi hayvanlar birbirine sokulduğunda. Biz bunu şöyle de anlayabiliriz. Av ve avcı birbirine sığındığında. Adeta aslanla geyik birbirine sığınacak. Kurtla kuzu birbirine sığınacak. Yılanla fare birbirine sokulacak. Yani av ve avcı birbirine sokulacak günün dehşetinden, azametinden, korkunçluğundan. O günün dehşetini izah için ifade ediliyor bunlar.

6-) Ve izelbiharu sücciret;    “Denizler kaynadığında (şartlanma yollu edinilmiş bilgiler açığa çıkan gerçekler karşısında tutuşup kaynadığında),” Ve izelbiharu sücciret denizler fokur fokur kaynadığında. Yani tabii ki burada aslında denizlerin tükenişi, kaynayarak tükenişi, bitişi dile getiriliyor.

7-) Ve izennüfûsu züvvicet;    “Nefsler tezvic edildiğinde (bilinçler ölümün bu tadılışıyla birlikte yeni ruh bedenleriyle eşleştirildiğinde), “Ve izennüfûsu züvvicet, eşleştirildiğinde. Vakıa suresinde ki ayetler gibi. Tüm canlılar üçe ayrılacak diyor. Varlığı, hatta; Ve küntüm ezvâcen selâseh. (Vâkı’a/7) insanlar üçe ayrılacak. Feashabül meymeneti mâ ashabül meymeneh. (Vâkı’a/8) sağ ehli Ve ashabül meş’emeti mâ ashabül meş’emeh. (Vâkı’a/9) iyiler, kötüler. Ves sabikunes sabikun. (Vâkı’a/10) bir de iyilerin liderleri, rehberler. İyiler de tek sınıf değil. Kendi arasında iyiler; yürüyenler, koşanlar, belki de sürünenler. Onun için sürünenle Allah yolunda koşanlar aynı olur mu? İşte onun da aynı olmayacağını zımnen söyleyen bir ifade.

8- ) Ve izelmev’ûdetu süilet;”Diri diri toprağa gömülen (kız çocuklara) sorulduğunda Ve izelmev’ûdetu süilet öldürülen kız çocuğu sorduğunda,o kız çocuğu sorduğunda.

9-) Bieyyi zenbin kutilet;”“Hangi suçundan dolayı öldürüldü?” diye.” Bieyyi zenbin kutilet hangi suçundan dolayı öldürüldüğünü sorduğunda. Evet, beni hangi suçumdan dolayı öldürdünüz dediğinde. Nedir bu? Bu bir vahşet aslında kız çocuğu doğduğu zaman haydi dayına gidiyorsun diye evden çıkarılır, en güzel elbiseleri giydirilir, önceden kazılmış bir çukurun başına getirilir ve çukurun içinde kendisini bekleyen bir hediye olduğu kandırmacasıyla onun başına yaklaştırılır ve onun başında bakarken arkasından itilip üzerine toprak atılırdı. İşte el vu’d veya el ve’d bu cinayet.

          Bu birkaç sebepten yapılırdı. Bir yokluk ve yoksulluk, açlık korkusuyla. İki kız çocuklarının ilerde kötü yola düşme korkusuyla. Düşünün ahlak adına cinayet işlemek. Bunu Naciye Bin Sa’sa isimli bir zat 360 çocuğu kurtardığı rivayet edilir. Bir rivayette 400 çocuğu. Böyle öldürülmek üzere olan 400 kız çocuğunu kurtaran bir zat. Böyle yiğitler de çıkmıştı o dönemde. Tamam bir tarafta vahşeti uygulayanlar vardı ama, öbür tarafta yine cahiliye insanı içinden böyle yiğitler de çıkıyordu. Hatta bir kezinde Allah Resulüne bu ayetlerin okunması üzerine gelen bir zat, 8 kızını bu yolla katlettiğini, 8 kızını cinayete kurban götürdüğünü itiraf edecekti. Böyle bir vahşet.

            Aslında burada söylediği şu; Bu günün insanı aman aman ne vahşet, ne fena, ne korkunç falan diye kendini teselli etmesin. Günümüzün cinayetleri çok daha sofistike işleniyor ama. Günümüzde daha az cinayet işlenmiyor. Hayır hayır, böbreği için, dalağı için, ciğeri için kesilen orada burada çöp bidonlarına atılan, kaçırılan dünyanın çocuklarını kastetmiyorum. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde yaşayan sözüm ona gelişmiş beylerinin eksik organlarına bir organ deposu olmak için kesilip biçilen yavrulardan söz etmiyorum.

             Asıl söz ettiğim bu günün kürtaj hadisesi. Bugün anne karnında annenin hissettiği her şeyi hissedecek kadar diri, canlı bir beden olan milyonlarca yavruyu göz kırpmadan, hem de en vahşi ce yani orada parçalamıyor yine canlı canlı, diri diri. Şimdi o kız üzerinde deneyelim. Doğunca diri diri parçalamak, çok ay ne çirkin, ay ne vahşi oluyor da anne karnında diri diri bir kesici aletle parçalamak ay ne cici, ay ne gelişmiş, ay ne modern mi oluyor. Böyle mi bakacağız.Hayır. Bu bir iki yüzlülüktür. Modern cahiliyenin cinnetidir bu. Onun için Modern cahiliyenin kadiym cahiliye ye söyleyecek sözü ve yüzü yoktur aslında.

            Ve tabii bu cinayeti ve cinneti İslam kökünden kazımıştır. Bırakınız onu Allah resulü 3 kız çocuğunu güzelce yetiştirip terbiye edene cenneti müjdelemiştir. İşte oradan işte buraya. Gelinen nokta bakınız. Bırakınız böyle bir cinayet toplumundan Allah resulü öz kızına daha 7 – 8 yaşındayken Fatıma sına babasının annesi adını koyacaktır. Ümmü Ebiyhe. Oradan buraya. Böyle bir cinayet toplumun içinde Allah resulünün yaptığı ahlak inkılabının yüceliğine bakın ki öz çocuklarını diri diri gömen bir toplum; Kızı Allah resulüne geldiğinde yerinden kalkıp kızını yerine oturtan bir baba ahlakı ortaya çıkacaktır.

Evet, Nereden nereye. Diplerin dibinden şahikaların tepesine zirvelere. İşte bu Allah resulünün insanlığa yaptığı katkıyı biz nasıl görmezden geliriz. Bir vicdan sahibi nasıl görmezden gelir.

10-) Ve izessuhufu nuşiret;”Kaydedilmiş sayfaları açıldığında                                                                                                                                         

    11-) Ve izesSemâ’u küşitat;”Semâ sökülüp giderildiğinde (bilinç muhakemesini yitirdiğinde),”

Ve izesSemâ’u küşitat Evet, bir deri gibi gök, ya da uzay soyulduğunda. Bambaşka bir şeyden söz ediliyor burada. Uzayın dürülüş sürecinin tamamlanışından söz ediliyor. Sema, uzay bir deri gibi soyulacak diyor. Nasıldır bilmiyoruz.                                                                                        12-) Ve izelcahıymu su’ğğiret;    “Cehennem tutuşturulduğunda, “(pişmanlık yangını alevlendiğinde), (Not: Yaptığımız yorum, âyetlerin kişinin kıyametini sembolize etmesi yönündendir.

Ve izelcahıymu su’ğğiret cehennem, gözleri yuvalarından fırlatan, cahıym bu. Cehennem ateşi kışkırtıldığında. Buradan cehennemin bilinen kozmoloji dışında bir yer olduğu çıkarılabilir.                                                                                                                                                                                 

13-) Ve izelcennetü üzlifet;    “Cennet yaklaştırıldığında                                                                                                                                      Ve izelcennetü üzlifet ve cennetin görüntüsü yakın plan sunulduğunda. Üzlifet; yakın plan görüntü sunulduğunda.

Bu da yine cennette yerler ve göklerin dışında bir özge ve özel bir mekan olduğuna delalet etse gerektir.

14-) ‘Alimet nefsün ma ahdaret;”Her nefs (bilinç) hazırladığı şeyi bilmiştir (biyolojik bedenli yaşamında yaptıklarının getirisini algılamıştır).”

15-) Felâ uksimu Bilhunnesi;” Kişi neler getirdiğini öğrenmiş olacaktır. “(Güneş’in ışığından gündüz görünmeyen yıldızlar),”                Felâ uksimu Bilhunnesi yook..! bundan öte söz yok. İşte ben yemin ediyorum gizlenenlere, işte Allah yemin ediyor gizlenenlere. Daha öte söz olur mu, ötesi yok, yemin eden Allah.Gizlenenler:İki anlama gelebilir,                                                                                              1 – Zamanın ve mekanın geri sarılış sürecinin sonunda. Yıldızlar, galaksiler, alemin tamamı bir çekirdekte gizlenmiş. İşte buradaki gizleme bu. Yani Bilhunnes.                                                                                                                                                                                                              2 – Gönüllerde vahyin harekete geçirdiği gizli güç. Bu iki şeye delalet edebilir. Allahu alem..!

16-) Elcevarilkünnesi; Şimdi yemin ederim o sinenlere. O akıp akıp yuvasına gidenlere,                                                                Elcevarilkünnesi yuvalarına giren yıldız ve gezegenlere yemin ediyorum. Yani yıldızlar cariye gibi döndüğü için el cevaril denmiş17-) Velleyli iz⠑as’ase;

17-Geri döndüğünde geceye, Kararmaya yüz tuttuğunda geceye andolsun,                                                                                                      Velleyli iz⠑as’ase zaman ve mekansız yokluğun kalıcı karanlığına yemin ediyorum. Zamansız, mekansız yokluğun kalıcı karanlığına yemin ediyorum. Şöyle de diyebilir miyiz? Yokluk gecesinin sonuna yemin ediyorum. Yani her şey dürülmüş, artık alem bir çekirdeğin içinde yok olacak, görünmeyecek noktaya kadar inmiş, noktanın altına inmiş adeta. Başlangıcına geri dönmüş.

18. Ağarmaya başladığında sabaha andolsun ki,

                Vessubhı izâ teneffes ve henüz soluk almaya başlayan zamana yemin ediyorum.Sabah ile birlikte eyleme geçen bitkiler ve hayvanlara yemin ediyorum!Milyarlarca bitki ,hayvan işe kouyulurken  sen niye bu evrensel koroya katılmıyorsun ey insan;Zira günün en bereketlisaatlerini neden değerlendirmiyorsun ,denilmek  istenir.Yani sabahı  değerlendir s en  de gününü doldur  ve  üstün ol! Ahiret olarak  düşünürsek,Alem geri çekilmiş, geldiği yere dönmüş, artık yeni bir sabah, yeni bir varlık sabahı olacak. İşte ona yemin ediyorum.

19. O (Kur’an), şüphesiz değerli,bir elçinin (Cebrail’in) getirdiği sözdür.                                                                                                             İnnehû lekavlu Rasûlin keriym hiç şüphe yok ki bu mübarek bir elçinin sözüdür, Sadece elçinin sözü değil, keriym; türünün en iyisi olan bir elçinin sözü.Ne demek Allah’ın kelamıydı hani; Kur’an öyle diyordu hani, elçinin sözü mü? Elçinin sözü elçiye ait değildir, bunu bilmeyecek ne var. Elçi sözün elçisidir, sözün sahibi Allah’tır, elçi o söze elçilik yapmıştır, burada da söylenen odur.                 20-) Ziy kuvvetin ‘ınde ziyl’arşi mekiyn; O elçi güçlü, Arş’ın sahibi (Allah’ın) katında çok itibarlıdır.                                                                              Ziy kuvvetin ‘ınde ziyl’arşi mekiyn “arşın sahibi katından ona hem güç, hem de makam bahşedilmiştir.”

21-) Muta’ın semme emiyn;O orada sayılan, güvenilen (bir elçi) dir.                                                                                                                            Muta’ın semme emiyn kendisine itaat edilir, üstelik güvenilir bir elçidir o. Hz. Cibrilden bahsediliyor, vahiy meleğinden.

22-) Ve ma sahıbuküm Bimecnun;Arkadaşınız (Muhammed) de mecnun değildir.                                                                                         Ve ma sahıbuküm Bimecnun ve yeni pasajda Allah resulüne yeniden döndü sure. Arkadaşınız cinlenmiş/sıyırmış,kafayı yemiş değildir.Her yüzyılda  dine imana uyanlara bu tarz isim takarlar:”Fazla derine dalma kafayı yersin”  ,”kıl beşi kurtar başı”  “Biz de Müslümanız”    Ancak  dinin  zevki ve hazzı  uçakla yükselmeye benzer,yukarı çıkıldıkça varlık gözünde küçülür.İnsanların yıldızları küçük görmeleri,yıldızların kusuru veya küçüklüğünden  değil,bakanın gözünün kusurundan ve ya  görememesinden kaynaklanır.”Dalın ucuna gitmekten çekinme,meyva  oradadır”denilmiştir.Mevlana,Yunus  emre  gibi…

23-) Ve lekad reahu Bil’ufukılmubiyn;”Andolsun ki Onu apaçık ufuk olarak müşahede etti                                                                         Ve lekad reahu Bil’ufukılmubiyn onu apaçık bir ufukta görmüştü. Apaçık, berrak bir ufukta görmüştü. Vahyin geliş sıklığının henüz bilinmediği başlangıçta doğal bir vahiy molasını kesildi zanneden Allah resulüne bir teselli bu.

24-) Ve ma huve ‘alelğaybi Bidaniyn;”O, gaybın bilgilerini (sizden) esirgemez                                                                                 Ve ma huve ‘alelğaybi Bidaniyn evet, o gaybı kıskanan biri değil ki. Allah resulü gaybı eline geçirmişte hiç kimseye vermemek için onu kıskanıyor değil ki. Veya şöyle de anlaya bilir miyiz, çevirebilir miyiz. Gaybi bilgi üzerinde tekel kuran biri değil ki. Evet.        25-) Ve ma huve Bikavli şeytanin raciym;” O lânetlenmiş şeytanın sözü de değildir                                                                                                 Ve ma huve Bikavli şeytanin raciym yine o kovulmuş, taşlanmış şeytanın sözü de değil. Çünkü o şeytana dost değil ki şeytan da ona dost olsun. Es şatanu aslında çok cazip bir yılana da verilen isim. Öyle cazip bir yılan ki, hem zehirli, hem cazip. Gören gözünü alamıyor ondan. Ama üzerine gittikçe de zehirleme tehlikesi artıyor. Tam iblise benziyor, ne güzel de bir benzetme ve köken oldu bu.

26-) Feeyne tezhebun;”O hâlde (Kurân’ı bırakıp) nereye gidiyorsunuz                                                                                                                           Feeyne tezhebun nereye gidiyorsunuz Feeyne tezhebun ey insanlık nereye gidiyorsunuz?

27-) İn huve illâ zikrun lil’alemiyn;” Hal böyle iken nereye gidiyorsunuz?) O, herkes için, bir öğüttür,!”

28-) Limen şâe minküm en yestekıym; “Sizden doğru yolda gitmek isteyenler için de                                                                                 Sizden bilfiil gerçek üzere yaşamayı dileyenler için! Limen şâe minküm en yestekıym sonuçta içinizden doğru yolda yürüyenler, yürümeyi isteyenler için bir öğüttür. Doğru yolda yürümeyi dileyenler için bir öğüttür. Yani yine öğüt alacak olan sizsiniz. Allah öğüt veriyor da, bu öğüdü kafanıza sokmuyor, siz ona yüreğinizi açacaksınız. Eğer isterseniz, alırsanız Allah’ın verdiğini, Allah’ın uzattığı vahyi tutarsanız, Allah’ın kudret elini tutmuş olacaksınız.

29-) Ve ma teşâune illâ en yeşâAllâhu Rabbül’alemiyn;”Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz                                                   .          Şunu iyi bilin ki alemlerin rabbi olan Allah eğer sizin dilemenizi dilememiş olsaydı siz asla dileyemezdiniz.. Bir önceki ayette ne diyordu? Limen şâe minküm en yestekıym içinizden dosdoğru yolda yürümeyi isteyenler için bir öğüttür diyordu, yürümeyi dileyenler için. Demek ki dileyebiliyormuşuz. Peki son ayet ne diyor? Allah dilemeden siz dileyemezsiniz Mİ?demektir. Hayır. Allah sizin dilemenizi dilediği için siz dileyebiliyorsunuz şeklindedir.. İradeyi veren Allah’tır. Eğer Allah dilemenizi istemeseydi irade vermezdi. İrade vermiş dileyesiniz diye. Onun için sapıklığınızın sonucunu, kusurunu Allah’a çıkaramazsınız.

          Ne diyordu müşrikler? ..lev şaAllâhu ma eşrekna.. (En’am/148) eğer Allah isteseydi, dileseydi biz şirk koşmazdık. Allah’a iftira etmeyin diyor. Hiçbir sapığın sapıklığını Allah dilememiştir. Allah irade vermiştir ki siz doğruyu seçesiniz. Ve doğruyu da göstermiştir.    Rabbim O’nun verdiği iradeyle hakikate ihanet edenlerden etmesin O’nun verdiği iradeye sadık kalıp o iradenin hakkını verenlerden kılsın.                                                                                              “Ve ahiru davahüm enil hamdülillahi rabbil alemiyn”

                          “Çağrımız ve davamız Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd’adır.”

Bu haber 196 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

KUR'AN-I KERİM DERSİ

KUR'AN-IN YAZILMASI VE KİTAPLAŞTIRILMASI 10 KURAN

KUR'AN-IN YAZILMASI VE KİTAPLAŞTIRILMASI 10 KURAN KUR'AN-IN YAZILMASI VE KİTAPLAŞTIRILMASI 10 KURAN

ADİYAT SURESİ 10 lara

ADİYAT SURESİ 10 lara ADİYAT SURESİ 10 lara

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

ATATÜRK VE DİN

GALERİ

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 63
Haber 1057
Yorum 115
Haber Okuma 1914865
Editör 12


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi