BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

İLK UÇAK VE  OTOMOBİL ÜRETİMİMİZ

İLK UÇAK VE OTOMOBİL ÜRETİMİMİZ

Tarih 02/Mart/2017, 11:21 Editör BİLGE BİLGE

TÜRKİYE'NİN İLK UÇAK VE OTOMOBİL FABRİKASI



TÜRKİYE'NİN İLK ÜRETTİĞİ DÖRT OTOMOBİL

https://www.youtube.com/watch?v=lFEp5VUMfx4



TÜRKİYE'NİN İLK  UÇAK FABRİKASI "   ABD,BEDAVA  UÇAK VERİRKEN NURİ DEMİRAĞA ONCA PARA VERİP ALIRSAM BU MİLLET BENİ ASAR"DİYEREK UÇAK FABRİKAMIZA KİLİT VURDURANLAR!!


https://www.youtube.com/watch?v=AlN0Ux7SSDQ

ÇALIŞMAK  VE BAŞARMAK İLE  İLGİLİ AYET  VE HADİSLER
  
       1-”Her zaman Düşmanlarınızdan üstün savaş araç gereçleri hazırlayınız. (Enfal,8/60)
2-“Siz Allah ın emrettiklerini yaptığınız sürece üstünsünüz,eğer bunlardan vazgeçerseniz ezilir horlanırsınız”(HADİSİ  ŞERİF)

3-
- İki günü eşit olan zarardadır(Hadisi şerif)

4-

5-“Sonuca ulaşmak için çalışırken sabır göstermek,kurtuluşun/başarının anahtarıdır”(HAdisi şerif)

6- Rasulüllah (SAV)şöyle buyurdu:“Kim islamda/toplumda iyi bir çığır açarsa açtığı çığrın ecri vekendisinden sonra, onunla (o çığırla) amel edenlerin ecirleri, sevaplarından  hiçbir şey eksilmeden ona aittir. Kim de İslam da (müslümanlar içinde) kötü bir çığır açarsa, açtığı çığrın günahı ve kendisinden sonra onunla amel edenlerin günahları, günahlarından bir şey eksilmeden ona aittir.” (Riyâzu’s-Salihîn, 19,bab. 172. hadis, s. 158 (müslim’den)      


  7-        Hz. Peygamber bir başka hadis-i şerifte de "Allah, yaptığı işi güzel (sağlam, mükemmel) yapanı sever"(5) buyurmuştur.       

EN GÜZELİ ORTAYA KOYMA GAYRETİ

"Müslüman işi"nin ihsan seviyesine ulaşması, temelde inanç ve davranış olarak en güzeli ortaya koyma niyet ve gayretine bağlıdır. Bu da hiç bir işi baştan savma, oluruna, rast gele, kolayına kaçarak yapmak gibi tembel ve kolay bir tercih ile değil, her şeye hakkını verme, güzel yapma, en mükemmeli ortaya koyma disiplin ve sorumluluğuyla mümkündür. "Allah, yaptığı işi güzel yapanları sever." beyanı müslümandaki iş ve kalite disiplinini oluşturmak için yeterli teşvik ve tehdit unsurlarını birlikte taşımaktadır.

İslâm Standardı ya da İhsan Kalitesi
Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan
1988 - Aralik, Sayı: 034, Sayfa: 009

Şeddad b. Evs radıyallahu anh'ın rivayetine göre Rasûlullah sallellahü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

"Allah, her konuda ihsan'ı (herşeye güzel davranılmasını) emretmiştir. Binaenaleyh (meşru bir sebeple herhangi bir) canlıyı öldüreceğiniz zaman güzelce öldürün. Hayvan boğazlayacağınız zaman güzelce boğazlayın. Böyle bir işe girişecek olanınız bıçağını iyice bilesin ve keseceği hayvanı rahatlatsın."

İHSAN

Günlük işlerden ibadetlere kadar uzanan ve çeşitlenen iş ve davranışlarımızın tümünde aranan seviye ve kaliteyi dinimiz ihsan terimiyle ifadelendirmiştir. Bu tesbiti, büyük hadisçi Tirmizi (276/892)nin hasen-sahih diye kıymet hükmüne bağladığı hadisimizin ilk cümlesinde bulmaktayız: Allah her konuda ihsan'ı emretmiştir...

İyilik yapmak anlamı da olduğu için ihsan, çoğu kere infak ile eşanlamlı olarak değerlendirilmektedir. Oysa ihsan, maddî-manevî her çeşit iyilik için kullanıldığı halde infak, daha çok, tasadduk kelimesi gibi sadece maddî yardımlar için kullanılan bir terim durumundadır.

Öte yandan ihsan, iyiliği iyi yapmak, güzel yapmak, kaliteli ve seviyeli yapmak, günümüzün moda ifadesiyle söyleyecek olursak, standartlara uygun olarak yapmak anlamına gelmektedir. Yani müslüman infak da dahil her işinde ihsan seviye ve kalitesini yakalamak durumundadır. Nitekim şu iki ayet ihsan'ı bu çerçevede dikkatlerimize sunmaktadır:

"Allah, şüphesiz adaleti, ihsan'ı ve akrabaya ikramı emreder..."(2)

"Allah yolunda infakediniz. Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayınız. İyilik yapınız (iyiliği iyi yapınız.) Zira Allah ihsan sahiplerini sever."(3)

"Mutlak, kemaline masruftur" kaidesince, bu ayetlerdeki ihsan, her konuda aranacak ve yakalanmaya çalışılacak kalite'yi anlatmaktadır. Dinimizin her işte ve davranışta ihsan kalitesi'ni esas kabul ettiğini Kur'an da geçen ifade ve deyimlerden de çıkarmak mümkündür. İşte bir kaç örnek:

Rızk-ı hasen [Hud (11), 88; en-Nahl (16), 67, 75; el-Hacc (22), 58]

Ecr-i hasen [el-Kehf (18), 2; el-Feth (48), 16]

Karz-ı hasen [el-Bakara (2), 245;el-Maide (5), 12; el-Hadid (57), 11]

Va'd-i hasen [Taha (20), 86]Belâ-ı hasen [el-Enfal (8), 17]

Üsve-i hasene [el-Ahzab (33), 21;el-Mümtehine (60), 4, 6]

Şefaat-i hasene [en-Nisa (4), 85]

Meviza-ı hasene [en-Nahl (16), 125]

En güzel yolla mücadele [en-Nahl (16), 125; el-Ankebüt (29), 7]

Sözün en güzeline tabi olmak [ez-Zümer (39), 18] .

Geçmiş müslümanları güzelce izlemek [et-Tevbe (9), 100] .

Ahsenu's-seyyie [el-Mü'minun (23), 96]

Ahsenu't-tefsîr [el-Furkan (25), 33]

Ahsenu'l-hadîs [ez-Zümer (39), 23]

Ahsenu'l-kasas [Yusuf (12), 3]

Ahsen-i takvim [et-Tîn (95), 4]

Hüsnü'l-İslâm, hüsnu'l-bela, hüsnü's-senâ, hüsnu'l-huluk, hüsnu'l-kelâm, husnu'r-re'y ve hüsnu's-savt gibi (bk. Concordance, l, 467) hadislerde geçen ifadeler de hep aynı ihsan kalitesi'nin anlatımları olmaktadırlar.

Diğer taraftan yüce yaratıcı bizzat kendisi her şeyi pek güzel yarattığını [es-Secde (32), 7], insanı da en mükemmel yaratılışa sahip kıldığını [et-Tîn (95), 4], iyi iş yapanları, ya da yaptığını iyi yapanları sevdiğini [el-Bakara (2), 195; el-Maide (5), 93] bildirmiştir. "Allah muhsîndir, muhsinleri sever" (bk. İbn, Receb, Camiu'l-ulum ve'l-hikem, s.141) hadisi bu gerçeğin bir başka delilidir.

Sevgili Peygamberimiz Cebrail aleyhisselam'ın sorusu üzerine ihsan'ı "Allah'a, O'nu görüyormuşcasına ibadet etmek"(4) olarak tarif etmiştir. Bu kul-rabb ilişkilerinde kulluk standardı demektir. Siz buna ister ihlas, ister huşu deyiniz, anlatılan hep kullukta ihsankalitesidir.

Hz. Peygamber bir başka hadis-i şerifte de "Allah, yaptığı işi güzel (sağlam, mükemmel) yapanı sever"(5) buyurmuştur. Hadisimizdeki hayvan kesme işinde bile bir ihsan seviyesinin bulunduğu tesbitine ilave olarak, kefeni güzel yapmak gerektiği (bk. Nesaî, cenaiz 37), ölüye hiç bir faydası olmadığı halde dirilerin göz zevki için mezar toprağının bile iyice düzeltilmesi tavsi-yesi (bk. Münavî Feyzu'l-kadîr, II, 287) Peygamber efendimizin herşeyde güzellik (ihsan) aradığının en çarpıcı belgeleridir. O'nun temiz hayatı, ve uygulamaları "üsve-i hasene (en güzel hayat modeli)" olarak her şeydeki güzelliğin yegane göstergesidir.

Bütün bunlardan, "müslüman işinin en belirgin vasfının "ihsan" olması gerektiği anlaşılmaktadır. Çünkü ihsan İslâm standardıdır.

EN GÜZELİ ORTAYA KOYMA GAYRETİ

"Müslüman işi"nin ihsan seviyesine ulaşması, temelde inanç ve davranış olarak en güzeli ortaya koyma niyet ve gayretine bağlıdır. Bu da hiç bir işi baştan savma, oluruna, rast gele, kolayına kaçarak yapmak gibi tembel ve kolay bir tercih ile değil, her şeye hakkını verme, güzel yapma, en mükemmeli ortaya koyma disiplin ve sorumluluğuyla mümkündür. "Allah, yaptığı işi güzel yapanları sever." beyanı müslümandaki iş ve kalite disiplinini oluşturmak için yeterli teşvik ve tehdit unsurlarını birlikte taşımaktadır.

En güzeli ortaya koyma niyet ve gayreti, işi ehline verme, ehli olmadığı işi üstlenmeme, üstesinden gelemediği, güzelce yerine getiremediği işi, sırf bu sebeple, terk etme gibi tavır alışları da beraberinde getirir. O halde müslüman sürekli mükemmele ulaşma peşinde olan insan olarak hayattaki yerini almalı, bunu Allah katındaki sevimliliğinin değişmez ölçüsü bilmelidir. Zira bir ayette açıkça ifade buyrulduğu gibi "İhsan'ın karşılığı ihsandan başka bir şey değildir. "(6)

İNFAKTA İHSAN

Hayatın her alanında, müslümanın her işinde mutlaka bir ihsan kalitesinin mevcudiyetini, hatta"her şeyi kendine has özellikleri içinde en güzel  yapmak" şeklinde ifade edebileceğimiz ihsan'ın İslâm standardı olduğunu vurguladıktan sonra vakıf kurumunu da, infakta ihsan kalitesi açısından ve diğer işlerimizdeki ihsan'a örnek teşkil etmesi bakımından ele almamız uygun olacaktır.

Vakıf, Allah'a yakın olma gayesiyle taşınır veya taşınmaz mallarını, dînî, hayrî, ve içtimaî bir hizmete temelli olarak tahsis etmek ve bunun için gerekli hukukî ve fizîkî yapıyı oluşturmaktır. Bu tarif, özelde infaktaki ihsan'ın, genelde ise, ihsan seviye ve kalitesinin ana unsurlarını ihtiva etmektedir. Dikkatlerimizi yoğunlaştırabilmek bakımından bu unsurları maddeleştirelim:

Dinîlik, hasbîlik

Süreklilik, dönülmezlik, kurumlaşma

İhtiyaç ya da zamanlama

Yeterlik

Kalite

Dînîlik-hasbîlik: Bu, İslam'da her türlü hayr'ın temelindeki ana vasıftır. Peşin ya da dünyevî herhangi bir çıkar beklentisinden uzak olmak, yaptığını "Allah rızası için" yapmak demektir. Daha da açıkçası, kimseden bir şey beklemeden faydayı topluma yöneltmektir: "Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz... derler" [el-İnsan (76), 9] ayetinde örneklendirildiği gibi... Vakıf, işte bu ruhun oluşturduğu kurumdur.

Süreklilik, dönülmezlik, kurumlaşma: Hayr yapmak, infakta bulunmak kadar, hayr'a devamlılık sağlamak, onu uzun ömürlü kılmanın yollarını aramak da ihsan kalitesi açısından büyük önem arz etmektedir. Vakfın tarifindeki "temelli olarak tahsis etmek" kaydı, ondaki sürekliliği ve dönülmezliği tescil ettiği gibi bunun tabiî sonucu olarak infakın ihsan derecesine ulaşmasındakurumlaşma anlamının ve hedefinin de bulunduğunu gözler önüne sermektedir. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde "İnsan ölünce, üçü dışında bütün amelleri sona erer; sadaka-ı cariye, yararlanılan ilim, kendisine (hayr) dua eden çocuk."(7) buyurmuş, gerçek veya tüzel kişilik kazanmış amellerin, sahiplerine ölüm sonrasında da sevap kazandıracağını duyurmuştur. Bu, iyiliğin kurumlaştırılması tavsiyesidir. Sadaka-i cariye yani süreklilik kazandırılmış, kurumlaştırılmış iyilik en üst seviyede vakıf müessesesinde gerçekleşmiş olmaktadır.

İhtiyaç ya da zamanlama: Yapılacak hayr ve iyilikte, hayr yapma niyeti kadar, en acil ihtiyacı karşılama vasfı da işin "hayr" olmasında önemlidir. Bir başka ifade ile hangi sahada ihtiyaç olduğunun tesbiti, yapılacak hayr'ın hayrını arttıracak "zamanlama da isabet" faziletini de o hayra katacak yegane unsurdur. Hz. Peygamberin Medine'de müslümanların içecek su sıkıntısı çektikleri hicretin ilk yıllarında Hz. Osman'a "ecir ve sevabı kendisine ait olmak üzere Rûme kuyusunu müslümanlara vakfet.."(8) tavsiyesi, yapılacak hayr'da ihtiyaç tesbitinin önemini belirten ilk ve peygamberî bir uygulamadır. Ecdadımız da aynı şuur ile kurdukları vakıflarda öncelikle hangi alanda ihtiyaç bulunduğuna dikkat göstermişlerdir. Cami, medrese vakıflarından, iskele, değirmen ve yüznumara vakıflarına kadar uzanan vakıf çeşitleri bunun en güzel göstergesidir. Bu işin prensibi de şöyle tesbit edilmiştir: "Vakfın efdali, nasın kendüye eşedd-i ihtiyaç ile muhtaç olduğu bir şeyi vakfetmektir." (Ö. Hilmi, İthâfu'1-ahlâf, s. 15)

Tekrar edelim ki, hangi konuda ihtiyaç bulunduğunu tesbit etmek, hayr için en uygun zamanı tayin etmek demektir. Bu da infakın, zamanlama açısından ihsan niteliğini teşkil eder. Zira ihtiyaç bulunmayan bir konuda infakta bulunmak ya da vakıf kurmak, -yapılan işin sırf hayr olmasına rağmen- isabetsizlikten hatta lüks bir davranış olmaktan kurtulamaz. Bu da bir anlamda çevreye karşı duyarsızlık ve ümmete ait imkanları yerli yerine kullanamama, belki de israf demek olacaktır. Nitekim Peygamber Efendimiz, "ne tür bir iyilik yapması gerektiğini soranlara", o anda müslümanların en çok neye ihtiyaçları varsa o konuyu öğütlemiştir. Bu noktadaki Peygamberi hassasiyet asla unutulmamalıdır.

Yeterlik: Yapılan infakın, konuya ait ihtiyacı karşılayacak miktarda olması, bu amaçla kurulacak hayr müessesesinin de o çevredeki ihtiyaca cevap verebilecek kapasitede olması, ihsan'ın bir başka gereğidir. Atalarımız "verdin mi doyur..." derken bu noktaya dikkat çekmişlerdir. Kişinin ya da kuruluşun kendi öz kaynaklarına göre yapacağı iyiliğin elbette bir sınırı olacaktır. Ancak bu konuda sınırı, ihtiyaç sahibinin ihtiyacı tayin etmelidir. Yapılan iyiliğin doyurucu olması buna bağlıdır.

Kalite: İnfakta ve tasaddukta asıl kaliteyi tayin eden unsur, verenin bu işi seve seve ve sevdiklerinden vermesidir. Şu ayet gayet açık ve net olarak meseleye ışık tutmaktadır: "Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe erişemezsiniz..." [Al-i imran (3), 92]

Şuna da işaret edelim ki, sevilenlerden seve seve infak etmek, karşıdakini kırmadan, rencide etmeden belli bir nezaket ölçüşü ve davranışı içinde infak etmeyi de gerektirir. Hayr'ın ihsan derecesine ulaşması bakımından belki de en önemli nokta budur. Yapılan iyiliği başa kakmak, muhatabı sözlü olarak veya davranışlarla rencide etmek, yapılan hayr'da hayr bırakmaz. Bu sebeple vakıflar, birer kurum olarak, bu türlü ham ve nahoş harekete aslında imkan vermeyen bir niteliğe sahiptirler. Bu yönleriyle de infakta ihsan kalitesine ulaşmışlardır. Bu kurumlarda görev alıp hayra aracılık yapmakta olanların iyiliği de, herhalde yukarıdan beri saydığımız ihsan unsurlarına kişisel davranışlarıyla tam bir uyum sağlamak olacaktır.

SONUÇ

Ahmet b. Hanbel'in Kitabu'z-Zühd'de (s.16) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber; "Kul, işinde kusur etti (dikkatle davranmadı, gerekli itinayı göstermediğinde)'ğinde Allah onu üzüntü ve elemle cezalandırır" buyurmakta; işerde ihsan'ı aramamanın bedelinin kişisel planda bile oldukça yüksek olduğunu duyurmaktadır.

İnfakın ve ihsanın karşılığının mutlaka görüleceği muhtelif ayet-i kerimelerde bildirilmiştir. Bu konuda en küçük bir tereddüde yer yoktur: "...Doğrusu Allah iyilik yapanların ecrini zayi etmez. Allah yaptıklarının karşılığını en güzel şekilde kendilerine vermek üzere, az veya çok infak ettikleri her şey, yürüdükleri her yol, onlar için yazılır..." (et-Tevbe (9), 120-121)

Bu kesinlik içinde, Peygamberimizin şu duasıyla sözlerimizi bitirelim:

"Allahım, hayırlar işlemeyi, kötülükleri terketmeyi, fukarayı sevmeyi ve bana mağfiret ve rahmet buyurmanı senden dilerim. Bir topluluğa fitne murad ettiğin zaman, beni o fitneye düşürmeksizin (katına) al. Senden, seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve senin rızana beni yaklaştıran ameli sevmeyi (ve işlemeyi) dilerim." (9)

Dipnotlar : 1. Müslim, sayd 57; Ebû Dâvûd, edâhî 11; Tirmîzî, diyât 14; Nesaî, dahâyâ 22,26, 27; ibn Mâce, zebâih 3; Darimî, edâhî 10. 2. en-Nahl (16), 90. 3. el-Bakara (2), 195. 4. Müslim, zikr 37, 38; Ebu Dâvûd, edeb 60; Tirmizî, hudud 3; Kur'an 10; İbn Mâce, mukaddime 17; Ahmed b. Hanbel, II, 252, 296, 500, 514. 5. bk. Münavî, Feyzu'l-kadir, II, 286-287. 6. er-Rahman (55), 60. 7. Müslim, vasiyyet 14; Ebu Dâvûd, vesâyâ 14; Tirmizî, ahkam 36; Ahmet b. Hanbel, II, 372. 8.bk. Köksal, İslâm Tarihi (Medine Devri) l, 193-194. 9. Tirmizî, tefsiru sure (38), 2, 4; Muvatta, Kur'ân 90; Ahmed b. Hanbel, l, 368; IV, 66; V, 243, 378.

ÇALIŞANA ŞEFKAT

"Kimin eli altında (mümin) kardeşi olursa, ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin-Onları güçlerini aşan işlerle yükümlü tutmasın. Ağır işlerde yardımcı olsun." (Hadisi şerif)

KAPİTALİZM - SOSYALİZM

Kapitalizmin barbarca sömürüsüne tepki olarak doğan sosyalizm insanlığa ne getirdi? İşte bu konu ile ilgili bir haber başlığı:

"Vietnam'da çocuklar satışa çıkarıldı... Romanya'da 60 yaşından büyük hastalara ambulans gönderilmesi yasaklandı..."

Birini al, vur ötekine...

http://dergi.altinoluk.com/index.php?sayfa=yillar&MakaleNo=d034s009m1

                                                                                             

.....                 


Bu haber 277 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

VATAN SEVGİSİ

TÜRKLERE HİZMET EDEN ZENCİ MUSA KİMDİR?

TÜRKLERE HİZMET EDEN ZENCİ MUSA KİMDİR? TÜRKLERE HİZMET EDEN ZENCİ MUSA KİMDİR?

İNGİLİZ CASUSU LAWRANCE 'NİN TÜRKLERE YAPTIKLARI

İNGİLİZ CASUSU LAWRANCE 'NİN TÜRKLERE YAPTIKLARI TÜRK DÜŞMANI SİNSİ İNGİLİZ OYUNLARI-DİKKAT,ABD IRAK ZULMÜNÜ,İNGİLİZLER DE BU YAPTIKLARINI RAHATÇA ANLATABİLECEK KAD...

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

ATATÜRK VE DİN

GALERİ

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 63
Haber 1090
Yorum 115
Haber Okuma 2046067
Editör 12


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi