BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
HALİFE İLE VATANDAŞINI AYNI MAHKEME DE YARGILAYAN  İSLAMDIR

HALİFE İLE VATANDAŞINI AYNI MAHKEME DE YARGILAYAN İSLAMDIR

Tarih 29/Mart/2017, 19:28 Editör BİLGE BİLGE

HZ.ALİ İLE YAHUDİ ,FATİH SULTAN MEHMET İLE RUM MİMAR İPSİLANTİ NİN MAHKEMELEŞMELERİ

Adalet Mülkün Temelidir

Fatih Sultan Mehmed’le Rum mimar İpsilanti Efendi’nin duruşması !!

Fatih Sultan Mehmed’le Rum mimar İpsilanti Efendi’nin duruşması !!! Fatih Sultan Mehmed, adını taşıyan camiin inşaatında kullanılacak
mermer sütunları kestiren Rum mimarlardan İpsilanti Efendi'ye kızıp
elini kestirir Bunun üzerine İpsilanti Efendi, ilk İstanbul Kadısı Sarı
Hızır Çelebi'ye başvurur. Haksızlığa uğradığını belirtip, hakkının
Padişah'tan alınmasını ister.Kadı, Padişah'ı çağırtır. Padişah
girdiğinde İpsilanti Efendi dâvâcı makamında ayakta durmaktadır.
Padişah "maznun" minderine bağdaş kurmak üzereyken, Kadı Efendi
kükrer:"Begüm, hasmınla mürafaai şer' olunacaksın, (beyim, davacı ile
hukuk önünde yüzleşeceksin) ayağa kalk!"Padişah kalkar. Kendisini
savunması istenince hata ettiğini belirtir. Kadı Efendi "Kısasa kısas"
hükmünü verir: Hüküm gereğince Padişahın da eli
kesilecektir.Dinleyenler dehşetten ve hayretten dona kalmışlardır.
Padişah boyun bükmüş, hükme rıza göstermiştir. Durum o kadar
alışılmışın dışındadır ki, İpsilanti Efendi'nin eli, ayağı titremeye
başlamıştır. Aklı başına gelir gibi olunca kendisini Padişahın
ayaklarına atar."Dâvâmdan vazgeçtim. İslâm adâletinin büyüklüğü
karşısında küçüldüm. Böyle bir cihangirin elini kestirip kıyamete kadar
lânetlenmeyi göze alamam."Fatih'in eli kesilmekten kurtulur. Ama
tazminat ödemeye mahkûm olur. Kestirdiği elin diyetini şahsî gelirinden
öder. Ayrıca bir de ev verir.Mahkeme sona erip herkes çıktıktan sonra,
Padişah, Kadıya döner:"Bak a Hızır Çelebi, bu padişahtır deyu iltimas
eyleseydin, şer'i şerife mugayır hüküm verseydin şu kılıçla başını
koparırdım."Kadı Hızır Çelebi minderini kaldırır, minderin altında
duran demir topuzu Padişaha gösterir:"Siz de padişahlığınıza mağruren
hükmü tanımasaydınız billahi bu topuzla başınızı ezerdim." (Bu vukuat
"Evliya Çelebi Seyahatnâmesi"nin Millet Kütüphanesindeki Emiri
koleksiyonunda bulunan yazma nüshanın birinci cildinin 36. sayfasında
detaylı biçimde, ayrıca Abdurrahman Adil'in "Hâdisat-ı Hukukiyye"
isimli eserinin 1923'te yayınlanan 12. cüzünün 185-186. sayfalarında
özet olarak mevcuttur)İkinci örnek yine Fatih'den: Macar milli
kahramanı Jan Hunyad'ın (Hunyadi-Janos), Sırbistan'ı işgal edip bütün
Ortodoks kiliselerini yıkacağını söylemesi üzerine büyük bir korkuya
kapılan Sırplı yöneticiler Fatih Sultan Mehmed'e bir heyet gönderdiler.
Heyet, Fatih'e şu teklifte bulundu:"Hunyad bizi ve inancımızı yok etmek
istiyor, lütfen ülkemizi siz feth edin, bizi Hunyad'ın zulmünden
kurtarın."Fatih "Tamam" dedi. Ancak heyetin içinde az da olsa bir
endişe kalmıştı. Heyet Başkanı bunu Padişah'a açtı: "Gerçi
adaletinizden ve müsamahanızdan eminiz, ancak kiliselerimizi
yıkmayacağınızı ağzınızdan duyarsak, daha mutlu döneceğiz."Fatih Sultan
Mehmed, şu mealde cümlelerle Sırp önderleri rahatlattı:"İnşallah
Sırbistan'a hakim olduğumuzda, camiler yaptıracağız, ancak
kiliselerinize dokunmayacağız. Siz nerede bir cami görürseniz yanına
kilise yaptırabilirsiniz. Hatta duvarını bitiştirebilirsiniz de...
Bizim dinimiz işte böyle bir dindir." (İ. Hami Danişmend, Tarihi
Hakikatler, c. 1, s.501-502, İstanbul 1979, Tercüman Yayınları)




HZ ALİ İLE YAHUDİ'NİN MAHKEMELEŞMELERİ

Bir yerde adalet var mıdır, öteki haklar da var demektir. Yoksa bile, var olan adalet sayesinde öteki haklar da gelebilir. 


Bir yerde adalet yok mudur, öteki haklar da yok demektir. Olsa bile adaletsizlik yüzünden öteki haklar da yok olmaya mahkûm demektir. 

Bundan dolayı hadis kitaplarında adaletin mülkün temeli olduğu yolundaki şu orijinal ifadeyi takdir ve tefekkürle okumaktayız. 


Et-tacdaki ifade aynen şöyle: 

– El adlü esasül-mülk! Adalet mülkün temelidir! 


Gariptir ki çağımızın ilim ve fikir adamları bunda fikir birliği içinde oldukları halde, bu adaleti İslâmın temin ve tesis ettiğinde müttefik değiller, hatta itiraz bile etmektedirler. 


Onlardan bazılarına göre İslâm evrensel bir adalet getirmemiş; çağımızın aradığı, insanları adalet karşısında eşit gören bir sistemi öngörmemiştir. Dolayısıyla günümüzün ihtiyacını karşılamaktan uzaktır İslâm. 


Halbuki daha İslâmın ilk günlerinde yaşananlar, onların iddialarını teyit değil tekzip etmektedir. Bütün siyer ve İslâm tarihinde geçen şu evrensel adalet örneği bize kesin bilgi vermektedir. Hem de sıradan bir Yahudi ile Müslümanların 4. halifesi Hazreti Ali arasında eşit şekilde cereyan eden bir adalet örneğidir bu. 


Olay şöyle cereyan eder: 

Hazreti Ali Efendimiz, Sıffîne giderken yolda devesi üzerindeki heybede bulunan zırhını düşürür. Arkasından gelen bir Yahudi ise zırhı bulup alır; ama kimseciklere söylemez. Aradan zaman geçer Hz. Ali, zırhı Yahudinin elinde Kûfede görünce hemen tanır ve sahip çıkarak ister: 

– Bu zırh benimdir. Nerede buldun ise bulup almışsın, zırhımı geri ver, der. 


Yahudi inkâr eder: 

– Zırh benim elimdedir, öyle ise benimdir. 


Halife Hazreti Ali başkanlık nüfuzunu kullanarak zırhı alabilirdi, ama o zorla almaz da teklifini şöyle yapar: 

– Ben zırh benimdir diyorum, sen ise değil diye diretiyorsun, bunun çaresi adalete gitmektir. Buyurun birlikte gidelim mahkemeye. 


Ve Müslümanların halifesi Hazreti Ali, sıradan bir Yahudi ile yan yana mahkemeye çıkar; adalet önünde eşit şekilde ifade verir. 


Davayı meşhur hukukçu Kadı Şüreyh görmektedir. Sorar: 

– Ya Ali, bu zırhın senin olduğuna şahidin var mıdır? 


– Var efendim, oğlum Hasanla hizmetkârım Kanber şahidimdir. 


Kadı Şüreyh hiç beklemeden cevap verir: 

– Oğlunla hizmetçin senin yakınlarındırlar, senin hakkında şahitlikleri geçerli değildir. Başka şahidin var mı? 


– Yok efendim. 

– Öyle ise zırhın sana ait olduğunu ispat edemediğinden, davayı kaybetmiş oluyorsun. Zırh kimin elinde ise sahibi odur. 

Hayret ki hayret! Müslümanların halifesi Müslümanların mahkemesinde Yahudi aleyhine açtığı davayı kaybediyor; Yahudi kazanırken halife adalete boyun eğerek, itiraza yönelmiyor, rıza gösteriyor. 

Manzarayı ibret ve hayretle seyreden Yahudi nihayet insafa geliyor ve gerçeği itiraf ederek şunları anlatıyor: 

– Ey müminlerin emiri, bu zırh gerçekten de sizindir. Ben sizin arkanızdan giderken yolda rastladım. Sizin düşürdüğünüz kesin. Gördüğüm bu adalet karşısında daha fazla direnmiyor, ben de Müslüman oluyorum. Adaletin böylesi ile sadece Arabistanı değil bütün dünyayı idare etmek mümkündür. 


Evet, İslam Dini adalet önünde daha ilk günlerden itibaren insanları eşit tutmuş; hatta sıradan Yahudi ile halifeyi yan yana eşit haklarla muhakeme ederek halifenin kaybetmesine bile hüküm çıkartmıştır. Demek bugünkü dünyanın hedefinde İslâmın ta o günlerde tesis ettiği evrensel adalet anlayışı vardır. Varabilirse ona varacak, o örnekleri yeniden tatbik ve icra edecektir. Evrensel hukuk da bu anlayışı aramaktadır bugün.

Bu haber 111 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER

FLÖRT VE İNANÇ

FLÖRT VE İNANÇ FLÖRT VE İNANÇ

PAPAZI DÖVDÜRMEYECEKTİK !!

PAPAZI DÖVDÜRMEYECEKTİK !! PAPAZI DÖVDÜRMEYECEKTİK !!

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

ATATÜRK VE DİN

GALERİ

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 63
Haber 1057
Yorum 115
Haber Okuma 1914907
Editör 12


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi