BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

CİHAT/MÜCAHİT NEDİR?

CİHAT/MÜCAHİT NEDİR?

Tarih 24/Nisan/2018, 09:50 Editör BİLGE BİLGE

CİHAT VE MÜCAHİT NE DEMEKTİR?

CİHAD NEDİR? MÜCAHİD KİMDİR?

Bir sahabî, Peygamberimizin huzuruna gelerek, “Hem sevap hem de şöhret kazanmak için savaşan bir adam hakkında ne dersiniz? Böyle birisinin kazancı nedir?” diye sordu. Allah’ın Resûlü, “Hiçbir şey kazanamaz.” cevabını verdi. Ancak adam, sorusunu ısrarla üç defa tekrarladı. Bunun üzerine Peygamberimiz, “Hiç şüphe yok ki Allah, sadece kendi rızasını kazanma niyetiyle yapılan samimi amelleri kabul eder.” (Nesâî) buyurdu.

  • Cihad Nedir?

Aziz Müminler! Cihâd, Allah yolunda harcanan emeğin, Hak uğrunda verilen mücadelenin adıdır. Cihâd, müminin, bütün varlığını seferber ederek Yüce Rabbinin rızasını kazanma çabasıdır. Cihâd, mukaddesatı korumak için beden, dil, fikir ve gönülle kararlılık göstermektir.

Haksız bir saldırı, yok etme, sömürme ya da zulmetme mücadelesi değildir cihâd. Aksine Müslüman’ın, vatanında şerefi, kimliği ve özgürlüğüyle var olma; imanını, bayrağını, istiklâlini ve haysiyetini muhafaza etme azmidir. Cihâd, zulme ve zalime karşı, bir milletin hukukunu savunma gayretidir. Hakkı tutup kaldırma, yeryüzünde barış, huzur, adalet ve iyiliği yayma gayesidir.

Kıymetli Müslümanlar! Yüce Rabbimiz, Kur’ân-ı Kerim’de Allah’a ve Resûlüne iman eden kimselerin mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihâd ettiklerini anlatmaktadır.(Saff, 61/11.) Peygamberimiz de “Ellerinizle, dillerinizle ve mallarınızla cihâd ediniz!”(Nesâî, Cihâd, 48.) buyurmaktadır. Bu âyet ve hadis göstermektedir ki; cihâd, sadece canı feda etmekle değil, kimi zaman elle, kimi zaman dille, kimi zaman da malla hakka hizmet etmekle olur.

  • Mücahid Kimdir?

“Mücâhid, nefsiyle cihâd eden kişidir.(Tirmizî, Fezâilü’l-cihâd, 2.) hadis-i şerifi gereği hepimizin cihâdı öncelikle kendi nefsimizde başlar. Nefsin kötülüğe, hataya ve isyana teşvik eden vesvesesi ile mücadele etmek de cihâddır. Allah’ın dinini en doğru kaynaktan öğrenip en güzel şekilde yaşamak da cihâddır. Bizi fıtratımızdan uzaklaştıracak, uçurumlara sürükleyecek arzu ve isteklere karşı durmak da cihâddır. Ve mümin, eğer kendi nefsi ile olan cihâdında başarılı olabilirse, o zaman İslâm düşmanlarına karşı cihâdında da zafer elde edebilir.

Kıymetli Kardeşlerim! İslam’ın hayat veren ilkelerini yeryüzünde yaymak, haksızlıkların sona ermesini sağlamak için yapılan cihâd, kimi zaman kalemle kimi zaman da kelâmla olur. Mümin, an gelir eliyle, gün olur malıyla Allah yolunda, kelime-i Hak için çalışır, çabalar. Doğruyu anlatmak, iyiye davet etmek, güzelliklere vesile olmak için gecesini gündüzüne katar. İnancı, varlığı, vatanı, bekası ve hürriyeti için silahlı mücadeleye girmesi ise, cihâdın en üst seviyesidir. Daha dün Doğusuyla Batısıyla, Kuzeyiyle Güneyiyle bu aziz vatanı korumak uğruna verdiğimiz mücadele, cihadın en canlı şahididir. Allah’ın yardımıyla muzaffer çıktığımız Çanakkale, varoluş destanının, iman, cesaret ve azmin adıdır.

Aziz Müminler! Cihâd, eline silahı alıp körü körüne masum canlara kıymak değildir. Son yıllarda insaf ve vicdanını yitirmiş cinayet şebekelerinin yaptığı ve Müslümanlara mal edilmeye çalışılan intihar saldırılarının, vahşet ve şiddetin İslâm’ın cihâd anlayışı ile yakından uzaktan alakası yoktur. Çünkü İslam’da cihad öldürmenin değil, yaşatmanın; yok etmenin değil, diriltme çabasının adıdır. Cihâd, ancak insanı yaratılış amacından saptıran her türlü kötülüğü ortadan kaldırmak için yapılır. Kime karşı ve hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın, masum insanlara yönelik saldırılar, İslâm’ın cihâda yüklediği yüce ruh ve ideallerle asla bağdaşmaz. Bunlar, insanlığa karşı hunharca işlenmiş büyük cinayet girişimleridir.

Kıymetli Kardeşlerim! Bugün de millet olarak canımızla ve malımızla bir beka mücadelesi veriyoruz. Mehmetçiğimiz, inancımız, bayrağımız, vatan toprağımız uğrunda hiç çekinmeden varlığımızı feda edebileceğimizi bütün dünyaya bir kere daha gösteriyor. Ömrünün baharında şehadet şerbetini yudumlayan her bir vatan evladı, adeta bizlere Rabbimizin şu müjdesini haykırıyor: “Allah yolunda öldürülenlere sakın ‘ölü’ demeyin. Onlar diridirler. Ancak siz bunu idrak edemezsiniz.”(Bakara, 2/154.)

Aziz Müminler! Bu varlık mücadelesinde hepimize sorumluluk düşüyor. Bu sorumluluğun bir gereği olarak geliniz bu mübarek Cuma vaktinde hep birlikte Allah Teâlâ’ya gönülden şöyle niyaz edelim:

Allah’ım! İstiklal ve istikbalimiz, birlik ve beraberliğimiz uğrunda mücadele eden kahraman ordumuzu muzaffer eyle! Huzurumuz ve değerlerimiz uğrunda canlarını feda eden aziz şehitlerimize rahmet, gazilerimize şifalar ihsan eyle! Fitne, fesat ve bozgunculuk peşinde koşanlara, milletimize ve ümmet-i Muhammed’e hile ve tuzak kuranlara karşı bize feraset, basiret, kuvvet ve dirayet lütfeyle! Bizleri cihâdın gerçek anlamını kavrayan, senin yolunda mücahede ve mücadeleden kaçmayan samimi müminler eyle!

Rabbimiz! Sana inandık, sana güvendik, sana tevekkül ettik. Bizleri sensiz, sahipsiz, inayetsiz bırakma! Amin.

Kaynak: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

CİHADIN MANASI VE ÇEŞİTLERİ

Cihâd, sıkıntı, zahmet, güç; çaba ve gayret sarfetmek, bir işi başarmak için elden gelen bütün imkânları kullanmak mânâlarındaki “cehd” kökünden gelir. Bir kişi ya da toplumun, yüksek bir gâyeye ulaşabilmek için maddî ve manevî bütün gücünü iyi niyetle Allah yolunda kullanması demektir.

Kişinin nefsini tezkiye ve terbiye ile uğraşması, Allah’ın emirlerini ihlâsla yerine getirmesi ve haramlarından kaçınması, Müslüman kardeşine nasihatte bulunması, Müslüman olmayan birine İslâm’ı delilleriyle anlatıp iknâ etmesi hep cihaddır.[1] Müslümanın dinini, namusunu, canını, vatanını, malını mülkünü korumak, İslâm’ı tebliğ etmek ve buna mâni olan engelleri ortadan kaldırmak için mücadele ve muharebe etmesi de cihaddır.[2]

CİHAD NASIL YAPILIR?

Bu durumda cihâd; kalp, dil, el, mal, can, kültür, ekonomi, silâh gibi her türlü vâsıta ile yapılabilir. Dolayısıyla cihâdı savaştan ibaret görmek, hakikati ifade etmediği gibi cihâdın Kur’ân ve Sünnet’te verilen mânâ ve muhtevâsı bakımından da eksik ve yanlıştır.

İlginçtir ki İslâm’da, hristiyan geleneğinde olduğu gibi “kutsal savaş” diye bir kullanım yoktur. İslâm’a göre savaş hiçbir zaman kutsal olmamıştır; ya meşrûdur ya da değildir. Zira savaş istenen bir şey değildir. Rasûlullah (s.a.v):

“Düşmanla karşılaşmayı arzu etmeyiniz; Allah’tan âfiyet dileyiniz! Fakat düşmanla karşılaşınca da sabrediniz (cepheden kaçmayınız)!” buyurur. (Buhârî, Cihâd, 112; Müslim, Cihâd, 20)

EN BÜYÜK CİHAD

İslâm, en büyük cihâdı; kişinin kendisini mânen geliştirmek, nefsinin lüzumsuz ve zararlı arzularını dizginleyerek rûhânî hayatını ulvîleştirmek için sarfettiği gayret olarak görmüştür. Nitekim Allah Rasûlü (s.a.v), zorlu bir seferden dönen gâzîlere:

“–En hayırlı bir şekilde geldiniz. Şim­di kü­çük ci­hâd­dan en bü­yük ci­hâ­da döndünüz!” bu­yurmuştu. Onlar:

“–En büyük cihâd nedir?” diye sordular. Rasûlullah (s.a.v):

“–Kulun, he­vâ­sı ile mü­câ­he­desidir” cevabını verdi. (Beyhakî, ez-Zühdü’l-kebîr, s. 198/374; Sü­yû­tî, Câ­mi, II, 73/6107)

Cihâdın mânâlarından biri de düşmanla savaşmaktır. Tarih boyunca hiç savaşmadan veya hiç sulh yapmadan varlığını sürdürebilmiş bir devlet yoktur. Farklı maksat ve hedeflerle yapılmış olsa da neticede savaş ve barış bir insanlık gerçeğidir. İslâm, eşyanın tabiatında mevcut olan çatışma ve savaşı hiç yokmuş gibi saymaktansa onunla alâkalı kanunlar koyarak tahribatını asgarîye indirir.

Bununla birlikte, bizzat kendi isminde “selâm” ve “silm” yani “barış” ve “huzûr” mânâsı bulunan İslâm’ın tek hedefinin umumî ve topyekûn barış olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Zira insanlık, ancak barış içinde huzur ve saâdete nâil olabilir. Yine barış içinde birbiriyle tanışarak kardeşlik duygusunu tadabilir.

İslâm’da tek başına küfür, savaş ve ölüm sebebi olarak görülmemiştir. Zira ölüm gelinceye kadar her insana iman ve tevbe kapısı açıktır. Bir insan sırf kâfir olduğu için öldürüldüğünde onun Müslüman olma imkânı elinden alınmış olur. İslâm âlimlerinde hâkim olan kanaate göre savaşın sebebi, inanmayanların Müslümanlara karşı saldırısı, zulüm ve taşkınlık etmeleri, İslâm’ın tebliğine mânî olmaları ve güce başvurmalarıdır. Bunun için de savaşa iştirak etmeyen kesimlere dokunulmamış, sırf İslâm’ı benimsemediği için bir insanın öldürülmesi câiz görülmemiştir.[3]

Diğer taraftan İslâm, insanların baskı yoluyla dine girmesini kabul etmez. Hatta zor ve baskı ile gerçekleşen imanı ve küfrü geçersiz sayar. Böyle olunca İslâm’ın kılıçla yayıldığı söylenemez. Bunun tarihî misallerinden biri Moğollardır. Onlar, hicrî 656 senesinde Abbâsîleri yıkmış, Müslüman dünyayı harap ederek tarihin en büyük vahşetini işlemişlerdi. Fakat bir müddet sonra büyük bir kitle hâlinde kendiliklerinden Müslüman oldular. Bunu, kılıç zoruyla İslâm’a girmek şeklinde anlamanın imkânı yoktur.[4]

Yine, asırlar boyunca İslâm hâkimiyetinde kalan bölgelerde diğer din mensuplarının bugüne kadar dinlerini ve varlıklarını korumuş olmaları da çarpıcı bir hakîkattir. Buna karşılık başta İspanya (Endülüs) ve Bosna örneği olmak üzere gayr-i müslimler kendi bölgelerinde Müslüman nüfusun varlığına tahammül edememişlerdir.

İSLAM’DA CİHAD

Bu itibarla İslâm’da cihadı, Müslümanların mal ve can emniyetini sağlayan, İslâm’a ve İslâm ülkesine yönelik saldırıları önleyen, Müslümanların hukûkunu koruyan ve neticede İslâm’ın akıl ve gönüllere nüfûzuna dolaylı olarak yardımcı olan bir vâsıta olarak tavsif etmek daha doğru olur.

İslâm hiçbir zaman zorla yayılmamıştır. Rahmet ve şefkat kahramanı olan Rasûlullah (s.a.v), Mekke’yi fethettiğinde eline imkân geçmişken hepsini kılıçtan geçirebileceği insanlara, “İnanırsanız sizi affederim” demek gibi bir baskı ve fırsatçılığı hiç düşünmemiştir. Hatta birçok ileri gelen müşriğe uzun mühletler vermiş, onlara “müellefe-i kulûb” statüsünde zekâttan büyük paylar ayırmıştır.

[1] Tirmizî, Cihad, 2; Nesâî, Hac, 4; Ahmed, III, 456.

[2] Bkz. Nisâ, 95; Enfâl, 72; Tevbe, 20, 41, 44, 81, 88; Buhârî, Mezâlim, 33; Müslim, Îmân, 226; Ebû Dâvûd, Sünnet, 29.

[3] Prof. Dr. M. S. R. el-Bûtî, el-Cihâd fi’l-İslâm, Beyrut 1997, s. 94 vd.; Muhammed Ebû Zehra, İslâm’da Savaş Kavramı, trc. Cemal Karaağaçlı, İstanbul 1985, s. 40-41.

[4] M. Hüseyin Fadlallah, İslâm ve Kuvvetin Mantığı, trc. Vahdettin İnce, İstanbul 1997, s. 216.

Kaynak: Dr. Murat Kaya, Ebedi Yol Haritası İslam, Erkam Yayınları

CİHAD NEDİR, NASIL YAPILIR?

http://www.islamveihsan.com/cihadin-manasi-ve-cesitleri.html

Bu haber 91 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

İSLAM&BARIŞ

Türkü Türke vurduranlar, Türkü Kürd kardeşine vurdurmayı başaramaz mı

Türkü Türke vurduranlar, Türkü Kürd kardeşine vurdurmayı başaramaz mı BÜYÜK DEVLET OLMAK İÇİN

MÜSLÜMANIN HAYATI BU KADAR UCUZ MUDUR?

MÜSLÜMANIN HAYATI BU KADAR UCUZ MUDUR? "GÜÇ,İYİLİERİN ELİNDE OLMAYINCA DÜNYAYA BELA OLUR"

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

ATATÜRK VE DİN

GALERİ

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 63
Haber 1090
Yorum 115
Haber Okuma 2045837
Editör 12


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi