BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

İSLAM DA NOTER,İŞLEMLERİ YAZILI-BELGELİ HALE GETİRME

İSLAM DA NOTER,İŞLEMLERİ YAZILI-BELGELİ HALE GETİRME

Tarih 09/Ekim/2020, 00:08 Editör BİLGE BİLGE

ADALETİN GERÇEKLEŞMESİNDE ŞAHİTLİK MESELESİ

   BORÇLANMADA ,ALIŞVERİŞLERDE,MİRAS HUKUKUNDA ,TİCARETTE YAZILI BELGE EDİNMEK!

BAKARA SURESİ 282.AYET

            Ey iman edenler! Belirlenmiş bir zamana kadar bir borç ilişkisi kurduğunuzda bunu yazın. Aranızdan bir kâtip bunu adaletle yazsın. Kâtip Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın. Artık o yazsın, borçlu da yazdırsın; rabbi olan Allah’tan korksun ve borçtan hiçbir şeyi eksik bırakmasın. Eğer borçlu akılca zayıf veya eksik yahut kendisi yazdıramaz durumda olursa velisi adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahidi de tanık tutun. Şahitler iki erkek olmazlarsa, rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkekle -biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için- iki de kadın olsunlar. Çağrıldıklarında şahitler gelmezlik etmesinler. Borç küçük olsun büyük olsun vadesini belirterek onu yazmaktan üşenmeyin. Böyle yapmanız Allah katında daha adaletli, şahitlik için daha destekleyici ve şüpheye düşmemeniz için daha uygundur. Borç ilişkisinin, aranızda alıp vererek bitirdiğiniz peşin ticaret olması müstesnadır; onu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alış veriş yaptığınızda şahit tutun. Kâtip de şahit de zarar görmesin. Eğer bunu yapar da zarar verirseniz şüphesiz bu sizin yoldan çıkmanız demektir. Allah’tan korkun, Allah size öğretiyor, Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir.  “...

               “.. erkeklerinizden iki şâhidin tanık olmalarını sağlayın. Eğer iki erkek şâhit olmazsa, razı olduğunuz şâhitlerden bir erkek ve -biri doğrudan saptığında diğer şâhit ona hatırlatsın diye- iki de kadın şâhit olsun...” (Bakara: 282).

       Yakın zamanlara kadar birçok Batı ülkesinde kadına eksiksiz bir hukukî şahsiyet ve ehliyet tanınmazken asırlarca önce İslâm ona tam bir hukukî şahsiyet ve ehliyet tanımış, onları erkeklerin vesâyetinden kurtarmıştır. Kadın her nevi akdi yapar, mülk sahibi olur, mülkünde dilediği gibi tasarrufta bulunur; ne babası, ne kocası ne de bir başkası ona müdahalede bulunabilir. İslâm kadınla erkeğin insanlık, fazilet, Allah’a makbul kul olma bakımlarından eşit olduklarını açıklıkla vurgulamış, yaratılıştan gelen ve birbirini tamamlayan farklı kabiliyet ve özelliklerini göz önüne alarak toplum hayatında iş bölümünü öngörmüş, bu iş bölümünde öncelikler belirlemekle beraber ihtiyaç (zaruret) bulunduğunda rollerin değişmesine kapıyı açık tutmuştur. 

          Gerekçe, insanlık değeri, üstünlük veya aşağılıkla ilgili olmayıp, tamamen “unutma, şaşırma, yanılma” ile ilgilidir ve hakkın, adâletin yerini bulması amacına yöneliktir. İ

          Yazı ve imzanın yaygın olmadığı bir dönemde başvurulan usul de budur. Kadının dikkat, ilgi, etkileşim konularındaki farklı psikolojisi, hem konuşulan ve görülen hususların zaptı hem de zamanı geldiğinde hakkın ispatı için ifade edilmesi bakımından ihtiyatı gerektirebilir. Yazı ve imzalı şâhitlik yaygın ve geçerli hale gelince (meselâ bir borçlanma, alım-satım, kira akdi yazılı hale getirilip kadın da bunu okuduktan sonra şâhit olarak altını imzalayınca) şâhitlik konusu olayda yanılma, unutma, onu ifade ederken şaşırma ihtimalleri ortadan kalkar ve âyet, bu mânâdaki şâhitliği kapsamaz.      

ŞAHİTLİK MESELESİ:

1-Yalnızca kadınların bilgi sahibi olabilecekleri durumlarda sadece onların şâhitlikleri makbuldür.

2-Malî konularda şahit ya iki erkek ya da bir erkek, iki kadın olacaktır. Daha azı iddianın ispatı için yeterli değildir. Tek erkeğin yeterli olmaması, onun akıl ve dürüstlük bakımlarından eksik olduğu gerekçesine değil, hakkın ve alacağın zayi olmaması için daha ihtiyatlı ve tedbirli olma hikmetine bağlıdır. Bir kadın yerine iki kadının şart koşulması da tek kadının akıl ve dürüstlüğünün yeterliği konusundaki şüpheden veya hükümden değil, onların özel durumları, konumları, psikolojileri, ev dışındaki hayatla ilgileri bakımından unutma veya şaşırma ihtimallerinin daha fazla olmasındandır; yani yine hakkın zayi olmamasına yönelik bir tedbirden ibarettir. Kadın bu bakımdan da ikinci sınıf ve dereceden bir insan olarak algılanmadığı içindir ki, “erkek bulunmadığı takdirde” denilmemiş, erkek bulunsa bile kadınların tanıklığı kabul edilmiştir. Âyetin ifadesine dikkat edildiğinde anlaşılacağı üzere iki kadının şahitliğinde tanıklık eden yine bir kadındır; yani nisabı (şahitlik için gerekli sayı) doldurma bakımından bir kadın, bir erkek gibidir. Diğer kadının işi, hemcinsinin unutması veya yanılması halinde ona hatırlatmaktan, hatırlamasına yardımcı olmaktan ibarettir. 

3-Bazı hallerde şahit ve kâtipler akdin taraflarınca rahatsız edilmekte, kendilerine zarar verilmektedir. Bu sebeple olmalıdır ki dilimizde “İşin yoksa şahit ol, paran çoksa kefil ol” şeklinde bir öğüt ifadesi yaygınlık kazanmıştır. Şahitlerin gereksiz yere meşgul edilmeleri dahi bir zarar vermedir. Ailesiyle,çocuklarıyla vs tehdit edilen kaç kadın buna göğüs gerer,duygularına uymadan doğruyu söyler.

4-Ticaret,savaş  gibi konular genelde erkeklerin hakim oldukları ve uzmanlaştıkları,bildikleri işlerdir.Bu konularda erkeklerin şahitliği,kadınların durumlarıyla ilgili konularda ,kadınların şahitliği daha öndedir.Ticaret işlerinde ,borçlanma,alış verişlerde genelde erkekler haşir neşir oldukları için ve kadınlar genelde bu alanlarda sahada olmadıkları için erkeklerin şahitlikleri öncelenmiş ancak kadın hakim karşısında doğru söylüyor,duygularına kapılmadan tarafsız ve zorlukları ve başına gelenleri kabullenmiş olarak doğru şahitlik ediyorsa,diğer kadın şahide gerek kalmaz;bir erkek ile kadın şahit burada eşittir.Eğer kadın hakim karşısında duygularına ,hislerine kapılır ,cinayet ,borçlanma gibi insanlar arasında kavga,cinayetlere sebep olan ciddi bir meselelerdedoğruyu söylemez ise bu durumda suç,suçsuzların üzerine kalır.katil veya suçlu dışarda gezerken,masumun hayatı,düzeni ailesi ,işleri bozulur.

5- Kuran-ı Kerim Yüce Allah’ın vahyidir. Rabbimizin Peygamberine gönderdiği kitabında kadını aşağılaması, horlaması düşünülemez. Yaratanın hem yaratıp hem de horlamaya ihtiyacı yoktur. Böyle bir şey düşünmek, Yüce Allah’a iftira olur.
Hz. Peygamber (s.a.v.) gibi nazik, sözü ölçülü, kırılgan, sevecen ve son sözü ‘Kadınların hakkını çiğnemeyin’ olan bir insanın kadını horlaması düşünülebilir mi? İslam âleminin milyonlarca eğitimli, bilgili, kültürlü hanımefendileri nasıl bir Kuran’a ve Peygamber’e tabi olduklarını iyi biliyorlar.

Bakara suresinin 282. ayeti Kuran-ı Kerim’deki en uzun ayettir. Bu ayet vadeli borçlanma ve mali haklardan bahseden bir ayettir. Ayette borçlanma yapıldığında şahitler edinilmesi, evrakların imzalanması, zaman ve miktarının yazılması istenmiştir. Bilindiği gibi mali konular münazaalı ve problemli konulardır. Ödenme noktasında problem çıktığında, şahitler mahkemeye celp edilir. Bu nedenle de Kuran’ı Kerim’in indiği dönemdeki yolculuk, mahkeme, icbar gibi hususlar göz önünde tutulduğunda şartların zorunluluğundan ötürü Kuran bu mevzuyu erkekler üzerinden yürütmeyi uygun bulduğu anlaşılıyor.
Bundan dolayı da bu türden sözleşmelerde iki erkek şahit bulundurulması istenmiştir. Erkeklerin hele o dönemde ticaretle ilgili ve problemli konuları değişik meclis ve zeminlerde tartışarak çözüme bağladıkları bu konuda kadınlardan daha tecrübeli oldukları göz önünde bulundurularak ayetle bu mesele şöyle konuşlandırılmıştır: “Borçlanma ile ilgili bu sözleşmede iki erkek olmazsa, bir erkek ile biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için iki kadın şahit olsun” (Bakara, 282). Ayet açık. Aranan şey: Şahitliğin doğru olarak yerine getirilmesidir. O dönemde kadınlar fazlaca uzmanı olmadıkları hususta, şahitlikte birbirlerine destek olsunlar, detayları kaçırmasınlar diye Kuran bu nedenle iki kadın arıyor. Peki buradan nasıl olur da kadının erkeğin yarısı olduğunu çıkarabiliyorlar. Kuran’ın böyle bir derdi olsaydı bunu bir çırpıda söylerdi.
Önemli olan bir nokta da şudur: Bu hüküm ‘sözleşme şahitliği’ ile ilgili kısmındaki hükümdür.
Yine Kuran-ı Kerim’de yer alan diğer şahitliklerle ilgili ayetlerde böyle bir sınırlama yoktur. Erkek ve kadın şahitliği ayrımı yapılmamıştır. Nisa 15, Maide 106, Talak 2, Nur 6-9. ayetlerinde yer alan şahitlik konularında şahitlikte erkek-kadın ayrımı yapılmamış, genel ifade kullanılmıştır. Bilindiği gibi, genel ifadelerde erkek ve kadın ortaktırlar. Özellikle Nur suresinde belirtilen (8-9. ayet) karı-koca arasındaki anlaşmazlıkta kadın ve erkeğin her birinin dört defa yemin etmelerinin yeterli bulunması çok çarpıcıdır. Ve bu iftiralara en güzel cevaptır. Çünkü bu yanlış mantığa göre, karısına zina iddiasında bulunan erkeğin 4, bunu reddeden kadının da 8 defa yemin etmesi gerekiyordu. Onlara göre kadın erkeğin yarısı ya! Ama ayet karı ve kocanın dörder kez yeminini yeterli görüyor.
“Görgü şahitliğinde” de kadın ve erkek arasında hiçbir fark olmadığı gibi bilakis bazı konularda kadının şahitliği erkeğin şahitliğine tercih edilmiştir. Bazen onlarca erkeğe karşı bir kadının şahitliğine itibar edilmiştir. Kadınlar arasındaki davalar, çocuklar arasındaki kavga ve yaralanmalarda, süt olaylarında, gebelik gibi olaylarda erkeğin değil kadınların şahitliğine itibar edilir.
Demek ki şahitlik mevzusu erkek ile kadından kimin yarım, kimin tüm olduğu kavgasının yapılacağı bir arena değil, adaletin tecelli edeceği bir zemindir. Bu nedenle de borçlanma ile ilgili özel bir hükmü ele alıp, bağlarından, şartlarından koparıp İslam’da kadın erkeğin yarısı gibidir diyebilmek insafsızlıktır. Allah’ın kitabına haksızlıktır.
2- “Mirasta kadın erkeğin yarısını alır. Öyleyse kadın erkeğin yarısı gibidir.”
Bu genelleme de yanlıştır. Kuran-ı Kerim’in erkek ile kadına yüklediği özel pozisyonu bilememekten kaynaklanmaktadır. Elbette bugün kimin mirasını nasıl paylaşacağı kişilerin özgürlüğü ve kanunlarla tespit edilmiştir. Bizim üzerinde durduğumuz nokta bu hükmün istismar konusu edilmesidir. Buradan Kuran’ın yanlış takdim edilmesidir. Mirasla ilgili bu hususu da kısaca belirtelim:
İslam’dan önceki dönemde askerlik çağına gelen erkek çocukları miras alırlardı. Küçük kardeşleri, kız kardeşleri, anneleri miras alamazlardı. Ergenlik yaşında erkek çocuk yoksa ölenin erkek kardeşleri, yeğenleri mirası alırlardı. Uhud harbinden sonra Kuran-ı Kerim kadınları mirasa dahil etti. Anne, kız, kız kardeş, hala, teyze, büyükanne, kız torun gibi akrabaları da mirasa ortak etti. (Prof. Dr. Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi, 1/170-171)
İslam fıkhında evlilikte ve öncesinde ailenin bütün sorumluluğu, mali ve ekonomik bütün külfeti erkeğe ve babaya aittir. Evlenmeden önce baba, evlendikten sonra koca bütün giderleri karşılamak zorundadır. Kadının (kız çocuk veya eş) hiçbir mali sorumluluğu yoktur. Kuran’ı Kerim erkek ile kadınların payını değerlendirirken bu prensipten hareket etmiştir.
Evlilik aşamasında erkek kadına mehir vermekle yükümlüdür. Bu mehir miktarını kadın belirler ve bu çok üst limitte parasal bir değer de olabilir. Erkek, karısının, çocuklarının masrafını karşılayacak, yuvayı kuracak, evini geçindirecek, kirasını verecek, mehir verecek, kısaca mali külfeti yüklenecektir. Erkek babasından kendisine kalan mirası aileyle paylaşacaktır. Kadın ise babasından kendisine kalan mirası sadece kendi özel harcamalarına ayıracaktır.
Bu nedenle de İslam fıkhı özel sorumluluk alanını belirleyip erkeğe daha çok miras ayırmıştır. Ancak bazı hallerde mirasın çoğunu kadın alabilmektedir.
Babanın ölümünden önce, mağdur olacağına inandığı kızına dilediği kadar para verebileceğini de belirtelim. Daha önce de belirttiğim gibi, bu yazı bu iki ayetle ilgili bir tahlildir. Yoksa kimin nasıl şahit tutacağı veya mirasını nasıl paylaşacağı ile ilgili bir değerlendirme değildir.

 https://islamansiklopedisi.org.tr/bey--fikih

https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Bakara-suresi/289/282-ayet-tefsiri

https://sorularlaislamiyet.com/kaynak/alis-veris


Bu haber 16 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

SORULANLARA CEVAPLAR

TESETTÜR ÖZLÜ SÖZLER

TESETTÜR ÖZLÜ SÖZLER ALLAH NEDEN TESETTÜRÜ EMREDİYOR?

EŞCİNSELLİĞİN SEBEPLERİ TEDAVİSİ

EŞCİNSELLİĞİN SEBEPLERİ TEDAVİSİ Eşcinsellik, gen/hormon ve İslam

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

GALERİ

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 54
Haber 1147
Yorum 116
Haber Okuma 2532914
Editör 12


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi