BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
ALLAH’IN VARLIĞININ, BİRLİĞİNİN DELİLLERİ (KANITLARI)

ALLAH’IN VARLIĞININ, BİRLİĞİNİN DELİLLERİ (KANITLARI)

Tarih 08/Kasım/2020, 23:34 Editör BİLGE BİLGE

ALLAH’IN VARLIĞININ, BİRLİĞİNİN DELİLLERİ (KANITLARI)

ALLAH’IN VARLIĞININ, BİRLİĞİNİN DELİLLERİ (KANITLARI)

 

(Osmanlı Medreselerinde Okutulan İsagoci Mantık Kitabındaki önerme ve öncüllere göre yani Aristo Kıyasındaki gibi üç cümleyle…)

KONUNUN VİDEOSU: https://www.dailymotion.com/video/x1lvn90

Liselerde eskiden bunlar paragraf halinde olurdu da öğrenci ezberleyemezdi. Onun için aşağıdaki gibi mantıki önermeler şeklinde yaptıydım. Aslında ilahiyatta Prof. Dr. Mehmet Aydın’ın Din Felsefesi Kitabında önermeler halinde biraz uzun oradan orta öğrenim öğrencisinin anlayabileceği şekilde kısalttık. Aslında liselerde lise-1’den itibaren tüm bölümlerde mantık dersi olmalı ve mantıktaki akıl yürütme, önerme kurma ilkelerine göre bir inancın sağlama alınması esastır.

A-  ALLAH’IN VARLIĞI

Yüce Allah’ımızın (C.C/Celle Celâlüh/Şânı/ünü en yüce oldu) varlığını birliğini ispat eden birçok delil vardır. Bunları, Temel İslam Bilimleri’nden Kelam-Akâid-İtikat/İnançbilim kitaplarında bulabiliriz. Biz en meşhurlarını aşağıda zikredelim.

 

1-      Nizam (Düzen-Ahenk) Delili:

·         Evrende (kâinatta) mükemmel bir düzen vardır.

·         Her düzenin bir düzenleyicisi vardır.

·         O halde evrenin de bir düzenleyicisi olmak zorundadır. O da kesinlikle Yüce Allah’tır.

(Ya da uzuncası; O da kesinlikle Kutsal Kitap ve Peygamberlerin haber verdiği, aklın olması gerektiğini düşündüğü varlığı zarûrî/kaçınılmaz olan ALLAH’tır.)

2-      İmkân (Olabilirlik) Delili:

·         Evren olabilirdi de olmayabilirdi de…[1]

·         Ama neticede olmuştur. Her olanın bir olduranı vardır.

·         Evrenin de bir olduranı olmak zorundadır. O da Yüce Allah’tır.

3-      Hudûs Delili (Sonradan Meydana Gelme Kanıtı)

·         Evrendeki her şey sonradan meydana gelmiştir.[2]

·         Her sonradan meydana gelenin bir meydana getiricisi vardır.

·         O halde evreninde bir meydana getiricisi olmalıdır. O da Yüce Allah’tır.

4-      İlk Muharrik (Hareket Ettirici-Devinimci) Delili- Hareket Delili:

·         Evren hareket etmektedir.

·         Her hareket edenin bir hareket ettiricisi olmalıdır,

·         O halde Evrenin de bir hareket ettiricisi olmak zorundadır. O da Yüce Allah’tır.

5-      İlk Sebep Delili:

·         Evrende her şey, bir sebebe dayanır.

·         Evrenin de bir sebebi olmalıdır. Hiçbir şey kendi kendine olmaz.

·         O halde evrenin de bir sebebi olmak zorundadır. O da Yüce Allah’tır.

(Ya da uzuncası; O halde evrenin sebebi, sebeplerin yaratıcısı olan Allah’tır. O doğmamış doğurulmamıştır-İhlas Suresi 3.âyet. Sebeplerin Yaratıcısı/Haliku’l-Esbâb veya Müsebbibu’l-Esbâb/Sebeplerin Sebeplendiricisi)

 

v  Evrende her şey sebebini kendi dışında taşır. Sadece Allah’ın sebebi yoktur veya O’nun sebebi kendi içindedir, sebebi kendisidir. Kıyam binefsihî sıfatı zâtî sıfatlardan bunu anlatır.

 

v  O’ndan öncesi bir kimse ve zaman yoktur. O, kıdem sıfatına sahiptir. Yani her şeyden öncedir.

Zihnin Haşa… Allah’tan öncesini düşünmesi insanın Allah’ı kendi zaman birimiyle, sınırlı aklıyla düşünmesinden, sınırlandırmak istemesinden kaynaklanır. Oysa Allah (C.C) sonsuz ve sınırsızdır. Sınırlı olan insan sonsuz olan Allah’ı tam anlayamaz.

   

 “Allah’tan önce” diye bir kavram, mantıksızlık ve bilimdışılıktır (Zincirleme Kıyasla);

·      Çünkü öncelik-sonralık zamanla ilgilidir,

·      Zaman, harekete bağlıdır; hareket yaratılmaya muhtaçtır, (hareket ve zaman, maddenin ilk yaratılışıyla başlamıştır)

·      O halde Allah’tan önce zaman-mekân ve kimse yoktur. (Aslında kuvvetli kıyas burada tamamlanıyor)

·      Bu ikisinden önce sadece Allah vardır.

·      O, bu ikisinden hem önce hem de sonra sonsuzdur.

·      Haşa, “-O’ndan önce kim, ne vardı?” diye bir soru, zaman ve mekân olmadığı için saçmadır. Düşünülmesi hakikate, mantığa aykırıdır, varsayımdır, faraziyedir. Aynı Yanardağdaki lavlardan mağmaya giren kuşun düşünülmesi gibidir. Faraza Mağmaya giren kuş hem et hem kemik olarak yanar kül olur, artık kaybolur, onun gibidir.

 

B-   ALLAH’IN BİRLİĞİ / TEVHİD

 

“Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka Tanrılar bulunsaydı, yer ve gök (bunların nizamı; düzeni) kesinlikle bozulup gitmişti…” (Enbiya, 21/22).

 

“De ki; sizin ilâhınız (tanrınız) tek bir İlah’tır. O’ndan başka ilah yoktur. O, Rahmandır, Rahîmdir.” (Bakara, 2/163)

 

“ De ki O Allah birdir (1) Sâmeddir (hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı yoktur, her şey ve kimse ona muhtaçtır.) (2) Doğmamış ve doğurulmamıştır (3) Ve hiçbir şey O’na denk değildir.(4) (İhlas, 112/1-4)” vb. âyetleri Kur’ân’dan Allâh’ın birliğine ait aklî ve naklî delilleri içerir. Şöyle ki:

 

Ø Nasıl ki bir saati aynı anda iki üç ve daha fazla usta tamir edemezse, bir ülkeyi iki- üç ve daha fazla devlet başkanı aynı anda yönetemezse işler karışırsa, aynen öyle de birden fazla Tanrılar olamaz. Sonuç olarak o halde O birdir, tektir; benzeri yoktur. Buna ‘akâid ve kelâm ilminde Burhân-ı Temânu’(ğ) delili denir. Bakınız! Google… ve Kelam Kitapları…

 

Ø Lâ ilâhe illallah: “O’ndan başka İlâh (Tanrı) yoktur” Dolayısıyla “O, birdir” cümlesi, kelime-i tevhiddir, duâ ve zikirlerde bol bol söylenir. Buna inanan kimse, Peygamberimizin bilgisine ulaşmamışsa kesinlikle cennete girer. Peygamberimizin bilgisine ulaşmışsa O’na da inanması gerekir. Yoksa imanı/inancı kabul olmaz. Tabi dinin diğer farz amellerini geçici süre yapmasa da yapılması gerektiğine kalben inanması gerekir.

 

C-   ALLAH’IN RU’YETİ/GÖRÜLMESİ

 

“O, gözleri görür, gözler Onu göremez” (En’am, 103)

 

“O gün birtakım yüzler Rab’lerine bakıcıdırlar.” (Kıyamet, 22-23)

 

-Âyetlerine göre birincisi dünyada Allah dünya gözüyle görülmez ama kalp gözüyle 6. hisle kalpte hissedilir.  Bir hadis-i kutsîde Yüce Allah “Ben evrene sığmadım kulumun kalbine sığdım” buyurmuştur. Ayette “Biz ona şah damarından yakınız” mealinde Allah’ın insana yakın olduğu belirtilmiştir.

-Allah (C.C) bir nûrdur, bir ruhtur. Madde, O’nun fotonsal açılımı olan enerji değildir. O ikisini de yaratan olarak mahiyetini (neliğini) bilemediğimiz varlığı kaçınılmaz, zarurî olun bir varlıktır; Yani O, “vacibu’l-vucûd/Varlığı zarûrî” dir. Çünkü varlığı mümkün (olması olmaması birbirine eşit % 50/% 50 olan) evren, olabilirdi de olmayabilirdi de… Ama oldu. Birisi, bu iki tercihten birini tercih eden/müreccih olmalıdır. Hiçbir şey kendi kendine olmaz. O halde bu Olan evren, varlığı zarurî bir varlığa dayanmalıdır ki O varlığa; varlığı mutlak, %100 kesin varlık denir. O halde O varlık da Allah’tır.

· Nasıl ki sırayı yapan ustayı, sıra göremezse ama usta sırayı görürse; aynen öyle de insanı yaratan Allah insanı görür ama insan yaratıcısını göremez.

           Fakat ikinci âyete göre bu evren dönüşüp ahiret evreni kurulunca, cennette Allah bize görülecektir. Çünkü o âlem sonsuz âlemdir. Sonsuz âlemde sonsuzlaşan insan Rabbini görür. Burası sonlu sınırlı olduğu ve imtihan içinde olduğumuz için dünya gözüyle onu göremiyoruz ama akıl, ruh, kalp, sır, hafa-ahfâ (iç benlik) gözüyle görmek isteyen onu görür; yani anlar, hisseder. O görülseydi; herkes inanırdı. Böylece imtihan kalkıp zıtlıklar kalkar; inananla inanmayanın çalışmasının değeri kalmazdı. “Her şey zıddıyla anlaşılır” kuralına ve “Allâh, Camiğu’z-Zıddeyn/zıtları bir sıfır sonsuz/mutlak noktasında toplayıp ordan çıkaran’dır” gerçeğine göre sıfırtan bir, birden iki, ikiden üç ve çoklar çıkar. Sıfatlar (zıtlar)  ile kendisi arasında olumlu-olumsuz; olumlular da kendi arasında gerekçe sayısına göre olumlu-daha olumlu-en olumlu (veya iyi-daha iyi-en iyi); olumsuzlar da kendisi arasında gerekçe sayısına göre olumsuz-daha olumsuz-en olumsuz (ya da kötü-daha kötü-en kötü) gibi derecelendirmelere uğrar. İmân bakımından da insanlar; mü’min (inanan=iyi), kâfir (inkâr eden, inanmayan=kötü), münafık [dıştan inanıp, içten inanmayan=en kötü=kaypak/oynak=sabit değeri olmayan=ikiyüzlü=sarkaç gibi iki şey (iman ve küfür) arasında gidip gelip bocalayan][3] şeklinde kuramsal inanç ve pratik ahlak/kişisel gelişim ve ibadet-amel/iş-eylem-davranış bakımından sıralanırlar. Müminde imanın kuvvetine göre zayıf imanlı, kuvvetli imanlı, en kuvvetli imanlı diye ayrılabilir. İnanılacak şeylerin sayısı/kemiyeti/niceliği/kaçlığı bakımında iman artmaz eksilmez ama imanın kalitesi, sıfatı/niteliği açısından iman artar eksilir[4]. Bunun İçin Rabbimiz Kur’ân’da “Ey İman edenler! İman ediniz!/Ey İnananlar! İnanınız!” buyurur

D-     ALLAH’IN VARLIĞINI İSPAT EDEN BAŞKACA DELİLLER

1-      Matematik Delili: 1,0 örneği;

-          Evrende her şey bir başka sebebe dayandığı için tek başına 1 değerinde olmayıp sıfır değere sahiptir.

-          Dolayısıyla bütün bu sıfırlar BİR’e dayanmalıdır ki varlığı mümkün olsun.

-          O BİR de Yüce Allah’tır.

1 000 000 sayısındaki “1” olmazsa; bütün sıfırların hiçbir değeri yoktur.

 

2-      Fizik Delilleriyle Benzetme:

Sebeplerin önce sonsuza götürülerek o, ondan geldi; o, ondan geldi diyerek belirsizliğe vermek mantıksızlıktır. Buna İslam mantığında “tesebbübü’l-esbâb, tedevvürü’l-esbâb bâtıldır” denir. Yani sebeplerin önce sonsuza doğru birbirine dayanması; sebebin sebebi yaratması mümkün değil muhaldir. Aksi halde bu bizi ve hakikatleri, belirsizliğe götürür. Normalde belirsizlik olunca akıl almaz, durur; saçmalık ortaya çıkar; bilim yapılamaz. Bilim bir ölçmedir. Evrende bir ölçü vardır. Tesâdüf ve kaosa yer yoktur.

 

a-      Lokomotif - Tren Örneği:

         Nasıl ki bir trenin en arka vagonunu, bir öndeki; onu da bir öndeki, diğerini de bir öndeki çekiyorsa; en öndeki bizzat (zatıyla, kendisi) hareketliyse, “O halde en öndekini (lokomotifi) kim çekiyor?” diye sormak saçmalıksa (işi belirsizliğe vermekse); aynı şekilde, bizzat yani zatıyla mutlak, sonsuz kendine yetebilen, her şeyi hareket ettirebilen, sonsuz güçlü bir varlık olmalıdır. O’da Yüce Allah’tır.

b-     Birbirine Bitişik 2 Ayaklı Sandalye Örneği:

      Tedevvür ve teselsülün saçma olduğu yani, sebepleri önce - sonsuza kadar ve sonra + sonsuza doğru götürüp işi belirsizliğe verip Allah’ı inkâr etmenin mantıksızlık, akılsızlık olduğunu anlatmanın bir somut örneği de ard arda birinin arka iki ayağı kırık sandalye örneğidir.

      Nasıl ki arkadan iki ayağı kırık bir sandalye yine arka iki ayağı kırık bir sandalyeye sırasıyla dayanmış olsun, hatta bunların sayısı 2, 3 , 4, …., n∞ olsun ayakta durmaz/yıkılır. Ta ki hepsi, 4 ayaklı bir sandalyeye dayanırsa yıkılmazlar. Aynen onun gibi evrendeki tek tek her şey, eksiktir. Varlığını bir başka varlık ve sebebe borçludur. Başlangıçta ve işin devamında her şey varlığını Allah’a borçludur, O’na dayanır. O dört dörtlük sonsuz tam bir varlıktır. Yukardaki sıfırlı 1 milyon (1 000 000) sayısının 1’i gibidir.

c-    İnsan Aklı Allah’ın Bilgisini (İlmini)’nin Sınırlılığı: İnsan aklı Allah’ı, tam olarak anlayamaz çünkü insan aklı ve gözü doğrusal bir bakış açısı ve düşünüş özelliğine sahiptir.  

 

                       -∞                 -1        0        +1                           +∞









 

Yukarıdaki şekilde; önce 0 noktası (başlangıç noktası): Sonra insanın ilmi, Göz bakış açısı >>>ve akıl Bilgisi gelir. En son da zaman (dikey tek yönlü) bir algısı vardır. Her şeyi helozonik ve dairesel ve kürevî şekilde muhât bir şekilde 360x360 derece dört ana dört ferği yönden kuşatacak şekilde pek düşünemez, bilemez, kavrayamaz.

Oysa Allah’ın bilgisi her şeyi kuşatır. O Muhit’tir. O aşkındır (mütağâl), O her şeyden önce ve sonradır. Dairede nasıl ki başlangıç ve son bitişmişse Allah’ta da O’nun ilminde de başlangıç ve son aynı anda, andan önce bilinir ve görülür.

d-   2 Boyutlu, 3 Boyutlu Örneği: 2 boyutlu (en-boy) kalemi kağıda tuttuğumuzda yatay olarak kalem kalın bir çizgi bir çizgi; dikey olarak bir daire       , sivri ucu itibariyle bir . nokta olur. Dolayısıyla 2 boyutlu kâğıt 3 boyutlu kalemi tam olarak algılayamaz, göremez. Dolayısıyla 3, 4 boyutlu insan da boyutsuz olan Rabbini tam olarak göremez, algılayamaz. Bunun için Allah “لَا تُدْرِكُهُ الْأَبْصَارُ وَهُوَ يُدْرِكُ الْأَبْصَارَ ۖ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ /Lâ tüdrikühü’l-ebsâru ve hüve yüdrikü’l- ebsâr ve hüve’l-latîfu’l-habîr” buyurmuş; Yani “Gözler onu- görüp- idrâk edemez. O ise bütün gözleri idrâk eder. Ve eşyanın iç yüzünü pekiyi bilen (latîf) , her şeyden haberdardır (habîr)’dir.” (Enam, 6/103).

Dr. M. Abdülmecit Karaaslan

  İzmit ve Bartın 2007-2020

                                                                                                        Temel İslam Bilimleri ve Fıkıh Mütehassısı

                                                                                                         (05059332870-akaraaslan@bartin.edu.tr)



[1] Kuantum fiziğine göre maddenin bu şekilde düzenlenme veya düzenlenmeme ihtimali fifty-fifty %50, %50 şeklinde eşit ihtimale dayanır. Yok olmayıp var olduğuna göre bir tercih eden/müreccih vardır. “Tercih bila-müreccih câiz değildir” Yani tercih, tercih eden olmaksızın düşünülemez.

[2] Evrende her şeyin sonradan meydana geldiğini ve dönüşüp öncekine göre bugünküne benzemeyen bir hale geleceğini (mecâzî anlamda yok olacağını; yok derken bugünkü özelliğini yitireceğini) ispatlayan termodinamik entropi ve big-bang kanunlarını fizik biliminin gerçekleri haber verir.

[3] اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ يُخَادِعُونَ اللّٰهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْۚ وَاِذَا قَامُٓوا اِلَى الصَّلٰوةِ قَامُوا كُسَالٰىۙ يُرَٓاؤُ۫نَ النَّاسَ وَلَا يَذْكُرُونَ اللّٰهَ اِلَّا قَل۪يلًاۘ

مُذَبْذَب۪ينَ بَيْنَ ذٰلِكَۗ لَٓا اِلٰى هٰٓؤُ۬لَٓاءِ وَلَٓا اِلٰى هٰٓؤُ۬لَٓاءِۜ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَلَنْ تَجِدَ لَهُ سَب۪يلًا “Nisa, 4/142,143): Doğrusu münafıklar Allah'ı aldatmağa çalışırlar, oysa O, onlara aldatmanın ne olduğunu gösterecektir. Onlar namaza tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ne onlarla, ne de bunlarla olur, ikisi arasında bocalayarak Allah'ı pek az anarlar. Allah'ın saptırdığı kimseye yol bulamayacaksın.”

[4] Bu konuda iki hadis var birbiriyle çelişik gibi görünen hadis kitaplarında biri “iman artmaz eksilmez” diye diğeri “iman artar eksilir” diye ikisinin de senedi sahih Muhtelifu’l ve Mu’telifu’l-Hadis âlimleri bu iki hadisi yukardaki cümledeki gibi te’lif etmişlerdir/birbiriyle uyuşturmuşlardır. (İbn Kuteybe, Telifu Mu’telifu’l-Hadis).

Bu haber 25 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

İNANÇ ESASLARI

Katolik rahibeydi İslam'ın kusurlarını bulmak için Kur'an'ı açınca olan oldu

Katolik rahibeydi İslam'ın kusurlarını bulmak için Kur'an'ı açınca olan oldu Katolik rahibeydi İslam'ın kusurlarını bulmak için Kur'an'ı açınca olan oldu

ATEİSTLERİN CEVAPLAYAMADIĞI SORULAR!

ATEİSTLERİN CEVAPLAYAMADIĞI SORULAR! EVRİM VE ATEİZMİN AÇMAZLARI

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

GALERİ

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 54
Haber 1153
Yorum 117
Haber Okuma 2552575
Editör 12


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi