BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
ALTINLARINI DÜŞÜREN FRANSIZ TÜCCAR

ALTINLARINI DÜŞÜREN FRANSIZ TÜCCAR

Tarih 22/Ocak/2021, 22:41 Editör BİLGE BİLGE

KARAKÖYDE ALTINLARINI DÜŞÜREN TÜCCAR VE OSMANLI İNSANI

1800’lü yılların başı... 

O tarihlerde İstanbul’un Karaköy semti dünyanın en önemli ticaret merkezlerinden biridir. 

Osmanlı Devleti’nin sadece İstanbul’a ve Anadolu’ya açılan ticari kapısı değil, aynı zamanda ithalat ve ihracatın da merkezidir. 

Karaköy o yıllarda yerli yabancı çok sayıda insanın kaynaştığı bir limandır…

O tarihlerde henüz trenle ulaşım olmadığından, İstanbul’a gelen yabancı tüccarların kullandığı en önemli ulaşım aracı gemilerdir.

Avrupa’dan gemilerle gelen yabancı tüccarlar ve seyyahlar Karaköy limanına ayak basarak İstanbul’a giriş yapıyorlar…

Haliyle o tarihlerde kâğıt para henüz kullanılmaya başlanmadığından (ilk kâğıt para 1840’ta tedavüle çıktı), tüm alışverişler altın ve gümüş paralarla yapılıyor.

Fransa’dan gelen bir gemiden inen ve Karaköy rıhtımına adımını atan bir Fransız tüccar, hem İstanbul’a ilk ayak basmanın şaşkınlığı, hem de kalabalığın itiş kakışıyla kemerinde taşıdığı altın kesesini yere düşürüyor.

Etrafa saçılan altınlar kalabalığın arasında ayaklar altında sağa sola yayılıp gidiyor. 

Fransız tüccar altınlardan bazılarının denize yuvarlandığını da görüyor. 

“Eyvah mahvoldum!” diyerek oracığa çömeliyor, saçını-başını yolmaya başlıyor.

İnsanlar altınlara üşüşüyor. Toplamaya başlıyorlar. Hatta bazı gençler üstlerini çıkarıp denize düşen altınların peşinden denize atlıyorlar.

“Biittim ben” diye düşünüyor, Fransız tüccar, “bir teki bile geri dönmez.”

İyice panikliyor, ağlamaya başlıyor. 

O sırada yanına gelen iyi giyimli biri, neden saçını-başını yolduğunu, neden hıçkıraraktan ağladığını soruyor.

Fransız kesik kesik cümlelerle derdini anlatınca, adam gülüyor:

“Merak etme” diyor, “burası İstanbul, burada tek kuruşun bile kaybolmaz!”

Tabii Fransız tüccar kulaklarına inanamıyor. 

Neden sonra denizdekiler çıkıyor, rıhtımdan altın toplayanlarla buluşup Fransız tüccarın önüne geliyorlar. Buldukları altınları üçer-beşer avucuna koyuyorlar.

Fransız, gözlerine inanamıyor. İnanamıyor ama her gelen avucuna altın koyuyor. Sırılsıklam ıslanmış gençlerden birinin uzattığı altını almak istemiyor:

“Sende kalsın” diyor.

Delikanlı ısrarla avucuna koyuyor altını: “Bize yardım sevabı kalsa yeter!”

Fransız tüccar altınları alıyor. Oracıkta sayıyor. Tek bir altının bile eksik olmadığını görünce, hâlâ yanında dikilip duran iyi giyimli adama soruyor:

“Ama bu nasıl olur?”

“Olur” diyor adam, “dedim yaburası İstanbul, biz Müslümanız, haram lokma yemeyiz!”



Bu haber 56 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

HİKAYELERDEN HAYATA

SURİYE'NİN FETHİNE GİDERKEN HZ ÖMER VE KÖLESİ

SURİYE'NİN  FETHİNE GİDERKEN HZ ÖMER VE KÖLESİ İSLAM DA HALİFE DE VATANDAŞ DA EŞİTTİR!

YOĞURTÇUNUN İHTİYACI VAR Kİ...

YOĞURTÇUNUN İHTİYACI VAR Kİ... FARKETTİRMEDEN YARDIM ETMEK!

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

GALERİ

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 54
Haber 1205
Yorum 118
Haber Okuma 2599268
Editör 12


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi