BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
İSLAM DA BİLGİNİN KAYNAKLARI 9 SINIF ÖZET

İSLAM DA BİLGİNİN KAYNAKLARI 9 SINIF ÖZET

Tarih 23/Şubat/2021, 23:12 Editör BİLGE BİLGE

9 SINIF 1.ÜNİTE ÖZETİ

9. SINIF 1. ÜNİTE ÖZETİ

BİLGİ VE İNANÇ

KONULAR
1. İslam’da Bilgi Kaynakları
2. İslam İnancında İmanın Mahiyeti
3. Kur’an’dan Mesajlar: İsrâ suresi 36. Ayet ve Mülk Suresi 23. Ayet

1. İSLAM’DA BİLGİ VE KAYNAKLARI
     İnsan merak eden ve merakını gidermeye çalışan bir varlıktır. Kendisini, çevresini ve kâinatta olup biteni anlamak ister. Bilgi, insanın varlıkları tanıma, anlama ve bilme çabası sonucunda ortaya çıkan
netice şeklinde tanımlanmıştır. Bilgi, bilenle bilinen arasında kurulan ilişkidir.
Bilginin kaynağı hakkında farklı yaklaşımlar vardır. Doğru ve genel geçer bilgiye ulaşılabileceğini
düşünenler yanında bunun mümkün olmadığını savunanlar da vardır.
Bilgi Kaynakları:
• akıl
• duyular
• deney
• gözlem
• sezgi


Bilginin Özellikleri:
• objektif
• ölçülebilir
• gözlemlenebilir
• mantıksal


BİLGİ TÜRLERİ


Gündelik   Bilgi

*Günlük yaşamı kolaylaştıran, yararlı ve sistemsiz  bilgilerdir.

*Sezgi ve deneyim Kısmen öznel   kısmen nesnel

*Dini Bilgi Yüce Allah’ın elçileri aracılığı ile bildirdiği inanç ve  ibadetleri, kuralları içeren bilgilerdir.


İnanç / İman Öznel

Teknik  Bilgi

Doğadaki nesneleri araç haline getiren, insanın hayatını
kolaylaştıran bilgilerdir.

Yetenek ve beceri Nesnel

Sanat   Bilgisi

Sezgiye, duyguya, coşkuya dayanan; sanatçı ve nesne
arasındaki ilgiden doğan bilgilerdir.  

Bilimsel Bilgi

İnsanı, toplumu ve evreni araştırma konusu yapan,
gözleme, deneye ve akla dayanan bilgilerdir.

Felsefi  Bilgi

İnsanın, evrenin niteliği ve yapısı hakkında gözlemlere
dayanarak düşünmesi sonucu elde edilen bilgilerdir.

Akıl yürütme Öznel

KADİM BİLGİ: Yüce Allah'ın zatı ile birlikte bulunan bilgidir. Tüm zamanları kapsar. O'nun bilgisinde
hiçbir eksiklik bulunmaz.
HÂDİS BİLGİ: İnsan başta olmak üzere yaratılmış varlıkların bilgisidir. Bu bilgi sınırlı ve sonludur.

  Hadis bilgiye göre,
      Bir şey  sonradan olmuşsa,Ondan önce var olan ve Onun sistemini bilen,bildiğini eyleme dökebilen,güçlü,bilgili,sanat sahibi bir gücün olması ve bu gücün ,varlığı,varolması yönünde yaratması ve tercihini bu yönde kullanması gerekir!
    Alllah'tan başka herşey hadistir(Sonradan olmuştur)Bir şey sonradan olmuşsa,ondan önce varolan ve onun varolmasını,yoklukta kalmasına tercih eden bir varlığın olması gerekir ki Biz bu zorunlu varlığa Allah,diyoruz.

    Kur’an-ı Kerim’de bilginin kaynağı olarak akıl, vahiy ve duyular yer alır. Dinî sorumluluğun
ilk şartı akıl sahibi olmaktır.
     
  Aklın işlevi; duyular yoluyla edinilen veriler arasında bağlantılar
kurup sonuçlar çıkarmak ve böylece sistematik bilgiye ulaşmaktır. Çevreyi algılamanın ve
ilk bilgileri edinmenin yolu duyularla mümkündür. İnsan, herhangi bir eksiklik ve kusuru
bulunmayan duyularla elde ettiği verileri aklıyla işleyip değerlendirerek bilgi üretir. Akıl
ürettiği bilgiyi kullanarak yeni ve anlamlı sonuçlar çıkarır.Yüce Allah, insanı doğruya yönlendirmek amacıyla vahiy göndermiştir. Kur’an ve sahihhadisler Müslümanlar için en güvenilir bilgi kaynaklarıdır.

AKIL:
• Düşünme
• Anlama
• Kavrama
• Sonuç çıkarma
• Yorumlama
• Ayırt etme
• İlişkilendirme

Akıl, sebep sonuç ilişkisi içerisinde mevcut verilerden  hareketle muhakeme eder. İnsan; aklı ile bilir, bilgiyi  kavrar, uygular, analiz eder, yeni bilgiler üretir ve değerlendirmeler yapar.

Selim akıl
  Aklın kendinden beklenen işlevleri görebilmesi için akl-ı selim olması gerekir. Selim akıl, insanın doğru karar vermesini sağlayan, herhangi bir olumsuzluktan veya ortamın kötülüğünden etkilenmeyen, yaratılışındaki temizliğini ve safiyetini koruyan akıldır. Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde geçen fıtrat kavramı ile ilişkisi vardır.Yüce Allah “...Ey akıl sahipleri!” , “... düşünmüyor musunuz?” , “... aklınızı kullanmıyor musunuz?” gibi   ayetlerde akla ve düşünmeye vurgu yapar. İnsanın Allah (c.c.) katında sorumluluğu akıllı ve iradeli  oluşuna bağlanmıştır. Akıl; vehim, hayal veya nefsî istekler gibi yanıltıcı etkilere açıktır.
     Akıl, yaratılışı, ölüm ötesini, dinin   inanç ve ibadet esaslarını tek başınakavrayamaz. Aklın öncelikli görevi, evrende ve Kur’an’da Allah’ın  ayetlerini anlamaya çalışarak insana  rehberlik etmesidir.
   Yunus Suresi 100.ayet"Allah) pisliği (huzursuzluğu, kokuşmuşluğu, azabı), akıllarını kullanmayanların üzerine yağdırır.*"Yani Allah evreni denge düzenlerle yaratmış bu denge düzenleri ,insanın araştırmasını öğrenmesini ve bireyi ve hayatı ve toplumunu devletini yüceltmesini ister!

Salim duyular

     İslam dinine göre bilgi edinme yollarından biri de herhangi bir etkenle kendisine ait
özelliğini kaybetmemiş bulunan işitme, görme, koku alma, tatma ve dokunma
duyularıdır. Aklın yanında duyu organları da insana verilen nimetlerdendir. Duyular
hem aklın değerlendireceği konularda hem de haberin insana iletilmesi bakımından
bilgiyi elde etme vasıtalarıdır. Kur’an-ı Kerim’de görmek, işitmek, tatmak gibi duyularla
ilgili birçok ifade vardır. “Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda
iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar(mekanizmalarını), gözler(sistemini) ve kalpler (aklınızı-kalbinizi  ve organlarınızı ve de belinizi düzenledi,vücudunuza donattı)verdi.”
ayetinde insanın bilmediklerini duyularıyla öğrenebileceğine işaret edilir.

Sadık Haber:
   İslam’a göre bilgi edinme yollarından biri de sadık (doğru) haberdir. Sadık haber, vahyi ve peygamberlerden gelen haberlerin tamamını kapsar. Sadık haberler, mütevatir haber ve peygamberlerden gelen haber olmak üzere iki kısımdır.

Mütevatir Haber:
Yalan üzere birleşmeleri aklen mümkün olmayan toplulukların aktara geldiği haberlere mütevatir haber denir.Bu haberler nesilden nesile kesintisiz nakledilen haberlerdir.
    Bir haberin mütevatir olmasının şartları:
1. Her dönemde yalan söylemek üzere bir araya gelmesi imkânsız çok sayıda insan tarafından nakledilmesi.
2. Nakledenlerin sayısında azalmanın olmaması.
3. Olayı veya haberi nakledenlerin görmüş veya duymuş olması. İslam dininde bu şartlara sahip olan  haberler, salim duyuların sağladığı bilgi gibi kesinlik taşır. Örneğin Allah’tan (c.c.) gelen vahiy yani  Kur’an-ı Kerim, mütevatir şekilde bizlere ulaşmıştır.

Vahiy
   İslam’a göre bilgi edinme yollarından biri de vahiydir. Sözlükte “hızlı bir şekilde ve gizlice söylemek,işaret etmek, ilham etmek” anlamındaki vahiy terim olarak “Allah’ın bir emri, bir hükmü veya bilgiyi  peygamberine gizli olarak bildirmesi” demektir. Vahiy insanın akıl ve duyularla bilemeyeceği alanlarda   bizi bilgilendirir,HER ZAMAN VE HER YERDE GEÇERLİ DOĞRULARI ÖĞRETİR. İnanç esasları, ibadetler, ahlak ilkeleri ve sosyal ilişkiler yanında yaratılış ve ahiret   hayatı,OKU narak-araştırılarak anlaşılacak evren ve bunlardan hareketle elde edilecek bilimsel bilgi ve teknoloji ve bireyin ve toplumun yükselmesi... hakkında da bilgiler verir. Onu teşvik eder.Evrenin yaratılışı ve varlıklar hakkında açıklamalar yapar. Akıl ve
duyularla elde edilen bilgiler hususunda insana rehberlik eder.
     Hz. Muhammed’den (s.a.v.) bize ulaşan haberler hem Kur’an-ı Kerim’i hem de sünneti içerir. Hz.
Peygamber kendisine gelen vahyi insanlara tebliğ etmiş ve sünnetiyle örnek olmuştur. Sünnet de bu  bakımdan Müslümanlar için bilgi kaynağıdır.
Ayet ve hadislerde “doğru bilgi” kavramının önemi
Doğru bilgi; içinde şüphe barındırmayan, gerçeğe tam olarak uyan ve kesin güven duyulan bilgidir.
İslam, hayatın her anında doğru bilginin yol gösterici olmasını ister. Yüce Allah bir ayette “Hakkında
kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp bunların hepsi ondan
sorumludur.”
(İsrâ suresi, 36. ayet.) buyurarak doğru bilgiye ulaşma konusunda insanlara yol gösterir.
     İslam, bilgi kaynağının güvenilir olmasına da özel önem vermiştir. Bir ayette;
  “Ey iman edenler! Eğer bir
fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük
edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.”
(Hucurât suresi, 6. ayet.) buyrularak haberlerin doğruluğunun araştırılması istenmektedir. Hz. Peygamber bu konuda “Her duyduğunu söylemesi kişiye  yalan olarak yeter!” (Ebû Dâvûd, Edeb, 80.) buyurarak doğru bilginin önemine vurgu yapmıştır.

İslam’da doğru bilginin (yakîn) aşamaları:
   İlme’l-yakîn: Bir şey hakkında habere dayalı olarak bize ulaşan kesin bilgidir.
   Ayne’l-yakîn: Bir şey hakkında duyularımızla bizzat elde ettiğimiz kesin bilgidir.
   Hakka’l-yakîn: Bir şeyi bizzat yaşayarak elde ettiğimiz kesin bilgidir.

  Faydalı Bilgi ve Bilgi Ahlakı
     BİLGİ AHLAKI,BİLGİDEN;SAVAŞ AHLAKI SAVAŞTAN,GÜÇ AHLAKI,KUVVETTEN ÖNCE GELİR!
   AHLAK,EDEP ÖĞRETMEDEN BİLGİ ÖĞRETİLEN İNSANLAR DÜNYANIN BAŞINA BELA OLABİLİR!
    Bilgi hem insanın kendisine hem de başkalarına yararlı olmalıdır. Müslümanlara gerekli bilgilerin
öğrenilmesini şart koşmuştur. Buna en genel anlamda ilmihal bilgisi denir.
İslam dininde her alanda olduğu gibi ilmin de bir ahlakı vardır. İslam âlimleri ilmin ahlakını onunla amel  etmek ve muhafaza ederek başkalarına aktarmak olduğunu belirtmişlerdir. Rabbimiz buyuruyor ki:
“Kitap’ı okuyup durduğunuz halde başkalarına iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı  kullanmıyor musunuz?” (Bakara suresi, 44. ayet.)
   ” Din GÖREVLİ,LERİ ve âlimleri onları, günah olan sözleri  söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya! İşledikleri (fiiller) ne kötüdür!” (Mâide suresi, 63. ayet)

     Peygamberimiz buyuruyor ki: “Ancak iki kişiye gıpta edilir. Bunlar; Allah’ın kendisine mal verdiği ve onu  hak yolunda harcayan kimse ile Allah’ın kendisine (ilim ve) hikmet verdiği ve ona göre karar verip, onu   başkalarına da öğreten kimsedir.” (Buhârî, Zekât, 5.)
    *-“Allah’ım, bana öğrettiklerinle beni faydalandır. Bana  fayda verecek ilmi bana öğret ve ilmimi artır...” (Tirmizî, Deavât, 128.)

         Bilginin Kullanımında Dikkat Edilmesi Gerekenler
        Bilgi ahlakı, kullanımı ve muhafazası en az bilgiyi elde etmek kadar önemlidir. Bilgi, kötü niyetli
insanların eline geçtiğinde felakete dönüşebilmektedir. Bilgi sahibi kendine, topluma, çevreye ve   Allah’a karşı sorumludur. Bilgiyle insanların hayrı için çalışmalı bilgi ve diğer bütün nimetlerin emanet   olduğu unutulmamalıdır.

    Rüya, İlham, Keşif, Sezgi gibi kişiye özgü durumlar doğru bilgi kaynağı olamazlar!
İslam’a göre bilginin kullanımı kul hakkı temelinde değerlendirilir. Bilginin dijital kullanımında da hiç
kimsenin zarar görmeyeceği tam aksine herkesin faydalanacağı hakkaniyet ölçülerine riayet edilmelidir.

             Aklı kullanarak sorun çözmek ve doğru bilgi üretmek
         Yüce Allah insanlara araştırmalarını, akıllarını kullanmalarını emretmektedir. Kur’an, akıl sahiplerini  muhatap aldığını “Bu Kur’an, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz  mübarek bir kitaptır.” (Sâd suresi, 29. ayet.) buyurarak bildirmiştir.
      Hz. Peygamber’in, Muaz b. Cebel’i (r.a.) Yemen’e vali olarak gönderirken aralarında geçen konuşma, sorunları çözmede ve doğru bilgi  üretmede aklı kullanmanın güzel bir örneğidir.

    2. İSLAM İNANCINDA İMANIN MAHİYETİ
         İnanç, sadece bir dine bağlılık değil bağlanmama şeklinde de ortaya çıkan kabullere denir. İslam dininde inanılması farz olan iman esaslarına, dinin temel kural ve hükümlerine İslam akaidi denir.
   Akaid aynı zamanda Kur’an-ı Kerim ve hadisler çerçevesinde İslam dininin iman esaslarını konu edinen ilmin adıdır.
  İman kelime olarak güven duygusu içinde tasdik etmek, tereddüt ve şüphe etmeden, gönül huzuruyla bağlanmak anlamına gelir.
    *-Dinî bir terim olarak iman; kişinin Allah’ın (c.c.) varlığını, birliğini, sıfatlarını,peygamberlerini, ahiret gününü ve bunlardan başka iman edilmesi gereken şeyleri kalp ile tasdik edip dil ile söylemesidir. İmanın zıddı inkârdır. İman eden kimseye mümin, inkâr eden kimseye de kâfir denir.
     *-İslam ise, Allah (c.c.) tarafından peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed’e (s.a.v) vahiy yolu ile  bildirilerek bütün insanlığa gönderilen son dindir. Bu dini kabul eden kimseye Müslüman denir.
Müşrik: Allah'ın varlığını inkâr etmeyen ancak onunla birlikte başka tanrılar kabul eden, Yüce Allah'a
ortak/eş koşan kişiye Müşrik denir.
      Münafık: Yüce Allah'ın birliğini, Hz. Peygamber'in peygamberliğini ve onun Allah'tan getirdiklerini
kabul ettiğini söyleyip Müslüman gibi yaşadığı halde kalpten inanmayan kişiye Münafık denir.

İman Tasdik İlişkisi
   İmanın esası kalp ile tasdik etmek yani onaylamaktır. Bir kimse diliyle iman ettiğini söylemesine
rağmen kalbiyle söylediğini onaylamazsa iman etmiş olmaz.
      İman – İkrar İlişkisi
     İkrar, kalp ile tasdik edilen imanın dil ile söylenmesi yani açıklanması ve ilan edilmesidir. Kalpteki
imanın dil ile söylenmesi o kimsenin başkaları tarafından mümin olarak bilinmesi için gereklidir.

    İmanın Taklitten Kurtarılarak Tahkike Ulaşması:
   *- Araştırmadan ve delillere dayanmadan çevrenin yönlendirmesiyle oluşan imana taklidî iman denir.
  *- Tahkikî iman ise delillere, bilgiye, araştırma ve kavramaya dayalı imana denir.KURANIN Kelime anlamı,OKU  ve OKUMAKTIR.Bu bağlam  da İSlam dininin hitap edeceği asırlar BİLGİ ASRI olacağından ,Dini anlatırken ,ikna edici ve Bilgiyi kullanıcı yöntem kullanılması teşvik edilmiştir.
  *-Taklidî iman geçerlidir. Ancak akli ve dinî delillerle kuvvetlendirilmesi gerekir, delillere dayanmadığı  için zayıftır. Taklidî imana sahip olan kişi küçük bir engel veya itirazla karşılaştığında şüpheye düşerek imanı sarsılabilir. Ayrıca insanı taassuba ve bağnazlığa sürükler.
*- Tahkikî imana ulaşan kimse ise evreni ve yaratılışı inceler, dinin hükümleri hakkında bilgi sahibi olur. Böylece Allah ve diğer varlıklarla ilişkisi sağlam temeller üzerinde şekillenir. Tahkikî imanda bilgiye dayalı zihinsel faaliyet, kalpten bağlılık ve tam bir teslimiyet söz konusudur.

İman – Akıl İlişkisi
  İslam,Vahiy dini olup,dinin emir ve yasaklarını,Bilimlerle ilgili ayetlerini,toplumla,hukukla,alışverişle,Nikahla,boşnmayla,cezalarla,Kıssalarla,Yani hayatımızın her anına rehberlik eden ayetlerı anlamak için Akıl ön şarttır.Dinin tek dayanaği,akıl dini değildir, yani kaynağı akıl değildir. Hüküm ve emirleri, esasları akla uygundur. Bazı felsefi akımlar derinlemesine düşünemeyen insanların imanını kaybetmesine sebep olmuştur.
   Bunların  başlıcaları: Maddeyi ilahlaştıran Materyalizm; materyalizmin doğaya uygulaması olan Evrim Teorisi;
Sebepleri ilahlaştıran Nedensellik; Fiziksel bazı kanunları ilahlaştıran Determinizm ve Mekanik
Felsefeleri Ve bu felsefeleri dayanak alarak hayata bir bakış tarzı sunan Pozitivizm

İman – Bilgi İlişkisi
  Mümin olmanın ilk ifadesi olan kelime-i şehadeti söylerken kişi bildiğine “tanıklık, şahitlik” eder. İman  etmenin temelinde bilgi vardır. Bunun yanında iman sadece bilgiyle oluşmaz ve olgunlaşmaz. İman  sadece bilmek olsaydı şeytanın da Allah’ı (c.c.) bildiği için mümin olması gerekirdi. İslam dini hakkında öğrenim gören ve kitap yazan birçok yabancı vardır fakat Müslüman ve mümin değillerdir.

İman – Amel İlişkisi
Amel: iradeye dayanan her türlü iş ve davranış demektir.
Salih amel: dinin farz kıldığı ibadetler başta olmak üzere bütün hayırlı işler.
İman ile amel arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Çünkü insan inandığı gibi yaşar. Davranışlar Allah’ın (c.c.) isteğine uygun olursa salih amel niteliği kazanır.
İman ve salih amel Kur’an’da çoğunlukla birlikte geçer. İmansız salih amel, salih amelsiz iman eleştirilir.
   İman kişinin kendisiyle, yaratanıyla, diğer insanlarla ve varlıklarla ilişkisine yön verir. İman bütün ibadetve eylemlerin itici(esin kaynağıdır) gücüdür. Rabbimiz buyuruyor ki: “İman edip salih ameller işleyenlere gelince, onlar
için altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.”
(Burûc suresi, 11. ayet.)
   Bilerek dinî vecibelerini ihmal eden kimse günahkâr olur.

3. KUR’AN’DAN MESAJLAR
“Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsrâ suresi, 36. ayet.)
• İnsanın bir haber ve bir olay hakkında kesin hüküm vermeden önce ciddi bir araştırma yapması Yüce Allah’ın emridir.
• Yüzeysel bilgilerle kuruntuya dayalı teorilerin peşine düşülmemelidir.
• Yalancı şahitlik, kesin doğruluk anlamı taşımayan beyanlar ve hakikate aykırı hükümler bireylerin
kul haklarının yenmesine sebep olur.
• Sosyal ilişkilerde zanla hareket etmek, gıybet, söz taşımak gibi olumsuz davranışlar meydana
getirir.
• İnsan kendisine verilen beş duyunun ve aklın gerektirdiği sorumlulukları bilmelidir. Gördüğü, işittiği
ne varsa hesap gününde hepsi karşısına gelecektir.
“De ki: O, sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz
(Mülk suresi, 23. ayet.)
• İnsanı yaratan, bilgiyi ve bilgi vasıtalarını veren Allah’tır.
• İnsanın en ayırıcı özelliği gözlem yapma ve düşünme yeteneğidir.
• Mülk suresi 23. ayette insanı yaratan ve sayısız nimet veren Yüce Allah’a karşı nankörlük
yapılmaması istenmektedir. En büyük nankörlük duyu organlarını yaratılış amacına uygun olarak
kullanmamak, Allah’ın ayetlerine gözlerini ve kulaklarını kapatmaktır. En güzel şükür ise nimeti
verene, o nimetin cinsinden bir amelle teşekkür etmektir.
• İnkârcı bir tutum sergileyenler hem yaratılıştaki ayetlere gözlerini kapamışlar hem de kendilerine
okunan ayetlere kulaklarını tıkamışlardır.

Bu haber 188 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

İSLAM DİNİNİN BİLGİ KAYNAKLARI

OSMANLIYI V E ÜMMETİ YIKAN İNGİLİZ AJANLARI

OSMANLIYI V E ÜMMETİ YIKAN İNGİLİZ AJANLARI İSTİHBARATI GÜÇLÜ OLAN ÜSTÜNDÜR

İYİ İNSANLIK MI İYİ MÜSLÜMANLIK MI?

İYİ İNSANLIK MI İYİ MÜSLÜMANLIK MI? BİR İNSAN İNANMASA İYİ OLSA CENNETE GİDER Mİ?

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

GALERİ

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 54
Haber 1234
Yorum 118
Haber Okuma 2690115
Editör 12


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi