BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ANNE BABA HAKKI (syf93)

ANNE BABA HAKKI (syf93)

Tarih 09/Mart/2012, 08:47 Editör BİLGE BİLGE

DEGERLER VE AILE İSLAM DİNİNE GÖRE ANNE BABA HAKKI

 

İSLAM DİNİNE GÖRE ANNE BABA HAKKI (ünite DEGERLER VE AILE)9/79                                                                                    -        .      Tanım,Değer:Bir sosyal grup veya toplumun kendi varlık,birlik,isleyiş, ve devamını sağlamak ve sürdürmek için üyelerinin çoğunluğu tarafından doğru ve gerekli oldukları kabul edilen ortak düşünce,amaç,temel ahlaki ilke yada inançlardır. (MEB rehberlik ktb s41 ANKARA)

  S-1-Hayatta çıkan din sorularının cevabını doğru verebilmek ?         

***Bazı anne babalar,"oğlum-kızım din önemli değil karın doyurmuyor,sınavda da fazla çıkmıyor ,önemseme !"diyorlar.çocuklarını doktor,öğretmen,hakim,mühendis vs olarak yetiştimek istiyorlar ancak ,sınavda çıkmayan din ,hayatlarında çok önemli bir noktada karşılarına çıkıyor:lakin bu sınava hazırlanmamasının karşılığını hayatta direkt olarak alıyor....Yaşlılar yurduna bırakılan anne babalar,ahlaksız,güvenilmez nesil;din sınavının sorularının önemsenmemesinin dünya da ki cevapları olmaktadır.Örnekler:”KAÇ SENEDİR GÖREMİYORUM -ONCA EMEKLERLE BÜYÜTTÜM ,Yüzünü Unuttum,Yaşlılar yurduna bırakıldığı için bu sınavın karşılığını en acı şekilde alanlar ve yalnızlığın ıztırabına dayanamayarak intihar edenler,evladımdan bir şey istemiyorum sadece yanıma gelse yeter …”,diyenler daha hayatlarında dini önemsememelerinin sonuçlarını görüyorlar...

    ..+ -Anneler çocuklarını önce karınlarında sonra kucaklarında en son da yüreklerinde taşırlar.+

  S-2-Anne babayı mutlu etmekle ilgili özdeyiş ve ayet-hadis yazınız!

    -   “Baba, çocuğuna kendisinden râzı olduğunu gösteren bir bakışla baktığında, evlât bir köleyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” Câmiü's-Sağîr, c: 1, no: 494                                                                                                                                                                       -"Sevdiklerinizi İncitmeyin. Çünkü Onları Bir gün; İncitmek İçin Bile bulamayabilirsiniz"                                                   -“Annesinin, babasının kalbini kazanmışlara müjdeler olsun ki, Allah onların ömürlerini bereketlendirecektir. “Hz. Peygamberimiz (asm)                                                                                                                                                                                                                         “Fedakarlık ...ve Karşılıksız Sevgiyi Tarif Et Deseler Bana Herhalde Sadece ''Annem'' Derim...

 

S-3-"Biz insana, annesine babasına iyi davranmasını emrettik. Zira annesi onu nice zahmetlerle karnında taşımıştır. Sütten kesilmesi de iki yıl kadar sürer. İnsana buyurduk ki: "Hem Bana, hem de annene babana şükret, unutma ki sonunda Bana döneceksiniz."(Lokman 14) Ayetinden çıkarılacak mesajlar nelerdir?

 

  ***S-4-Nahl 78-Enam 46-Lokman 14(Burada geçen zorluk konusunda annenizden bilgi alınız -İsra 23,24 Ayetlerinde verilmek istenen mesajlar nelerdir?Oluşturulması istenen davranışlar nelerdir?

 

       Kültürel değerlerin büyük ölçüde yitirildiği günümüz toplumlarında yaşlılar, ailede bir fazlalık gibi algılanmaya başlanmıştır. Bu anlayış son zamanlarda Türk aile yapısı için de söz konusudur ve yaşlıları son derece olumsuz olarak etkilemektedir

       İnsan hayatının dünyadaki kısmının sona doğru yaklaştığının göstergesidir yaşlılık. Bu yönüyle yaşlılık

her insanın yaşam sürecinin son ve kaçınılmaz bir dönemidir.Bu dönemde insanın bedenen kuvvetten düşmesi, eski güç-kuvvet ve güzelliğini kaybetmesi, bazı hastalıkların yavaş yavaş kapıyı çalması, görürken görmez olmak, yürürken yürüyemez olmak, akli melekelerini yeterince kullanamamak gibi fiziksel ve zihinsel anlamda bir gerilemenin yaşanması insanı tedirgin eder, dahası mutsuz eder. Çünkü insan sahip olduğu değerleri kaybetmek istemez.Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim insanın doğumla başlayan hayat serüveninde fiziki yapısındaki iniş çıkışı ve yaşlılık döneminde karşılaşacağı güçsüzlük halini şöyle ortaya koyar: “Sizi güçsüz yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından kuvvet veren ve sonra kuvvetin ardından güçsüzlük ve ihtiyarlık veren Allah’tır. O dilediğini yapar." (Rum, 54) Bir başka ayette ise yaşlılığın insan ömrünün en zor dönemi olduğu vurgusu yer almaktadır: “Sizi Allah yarattı; sonra sizi vefat ettirecektir. Daha önce bilgili iken hiçbir  şeyi bilmez hale gelsin diye sizden bazı kimseler ömrün en güç çağına kadar yaşatılacaktır." (Nahl, 70)İnsanın bu dönemde fiziksel anlamda yaşadığı sıkıntılar ister istemez onun psikolojisine de olumsuz olarak yansımaktadır. Ara sıra kendi kendine konuşma, unutkanlık, geçmişe odaklanma, şimdiki nesli beğenmeme ve eleştirme, anlattıklarını yineleme gibi davranışlarıyla çevresindeki insanlarla, hat-ta en yakın akrabalarıyla bile iletişimde problemler yaşar hale gelir. kendisinin bulunduğu yerde bir fazlalık gibi görüldüğü zehabına iyiden iyiye kendini kaptırır. Oysa ömürlerinin büyük bir kısmını ailesine, toplumuna ve ülkesine hizmetle geçirmiş bu insanların,yaşlandıkları ve bakıma muhtaç oldukları dönemde ömürlerinin sonuna kadar insan onuruna yakışır bir şekilde ilgiyle, sevgiyle kuşatılmaları ve bütün ihtiyaçlarının yüksünmeden karşılanması en doğal haklarıdır Kültürel değerlerin büyük ölçüde yitirildiği günümüz toplumlarında yaşlılar, ailede bir fazlalık gibi algılanmaya başlanmıştır.

          Hz. Mevlana: “Gençlerin aynada göremediklerini,yaşlılar bir tuğla parçasında okurlar" der. Yaşlılar yılların birikimi ve deneyimine sahiptir. Bu, ücretle satın alınabilecek bir şey değildir. Bir toplum için bu deneyim ve birikimin heba edilmesi düşünülemez.Asırlarca Türk aile yapısı içinde yaşlılar sözü dinlenilen, tecrübelerinden istifade edilen, geçmişi geleceğe bağlayan, gelenek, görenek ve kültürü genç nesillere aktaran saygın birer büyük olarak baş tacı edilmişler, ailenin bereketi sayılmışlardır. Aile ile ilgili önemli kararlar hep onlarla istişare edilerek alınmıştır. Pek çoğumuz küçükken ninelerimizin söylediği ninnileri hâlâ hatırlarız. Dedelerimizin bizi şefkatle bağrına bastığını, yürümeye başladığımızda ise bizi parka, bahçeye oyun oynamaya veya camiye götürdüğünü hiç unutmayız. Bu durum onların aile ve toplumla bağlarını güçlendirmiş, ayrıca yaşlanma döneminde genel olarak yaşlılarda meydana gelen kendini yalnız hissetme kaygısına da engel olmuştur.Sonbahar mevsiminde ağaçların yapraklarını dökmesi gibi yaşlılar bu dönemde yaşadıkları hastalık,sıkıntı, elem ve kederlerle günahlarından arınırlar.Müslüman yaşlı bir insan artık ömrün son demlerini  yaşadığının bilinci içinde daha çok ibadete ve duaya yönelir, hayır hasenat yapmaya çalışır, kimsenin kötülüğünü istemez, herkese iyi muamele etmeye çalışır. Ağırbaşlı ve olgun kişiliği ile toplum içinde saygın bir yer edinir. Hz. Peygamber (s.a.s.) de bir sahabinin “hangi insan daha hayırlıdır?" sorusuna “ömrü uzun, ameli güzel olan" şeklinde cevaplandırmış, “hangi insan daha kötüdür?" sorusuna da “ömrü uzun, ameli kötü olandır." (Tirmizî, Zühd, 22)cevabını vererek yaşlılık döneminde güzel amallere yönelmenin önemini vurgulamıştır Anadolumuz da güzel hasletlere sahip dedeler nineler - sayıları azalsa da- halen mevcuttur

Yaşlılık dönemi onlar için ayrı bir güzellik taşımaktadır. Bunu yüzlerindeki nurdan ve tebessümden anlarsınız

 

        Bu dönemin en büyük handikabı yalnızlık hissidir. Ayet-i kerimede “Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur."

(Ra’d, 28)buyrularak bu gerçeğe dikkat çekilmektedir Bu dönemde yaşlılara daha bir özenle yaklaşılmalı, sevgi ve saygıda kusur edilmemeli, maddive manevi ihtiyaçları karşılanmalıdır. Sevgili Peygamberim iz’in biz Müslümanlara tavsiyesi de budur: “Küçüklerimize merhamet, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir." (Tirmizi, Birr, 15)Nitekim Mekke’nin fethedildiği gün Hz. Ebu Bekir yaşlı ve âmâ olan babasının elinden tutmuş Allah Rasulü’nün huzuruna getirmişti. Hz. Peygamber (s.a.s.): “Neden yaşlı adamı evinde bırakmadın?Ben ona gelirdim." buyurmuştur.

        Hz. Ömer’den şöyle bir olay rivayet edilir: “Medine’nin kenar mahallelerinden birinde bir yaşlı kadın vardı.Her sabah onun ihtiyaçlarını görmek üzere yanına giderdim fakat her gittiğimde birisinin benden evvel gelerek yaşlı kadının ihtiyacını karşıladığına şahit olurdum. Merak ettim ve bir gün erkenden gelerek oraya gizlendim. Bir de ne göreyim, sabahın erken vaktinde gelip yaşlı kadının ihtiyacını gören Hz. Ebu Bekir idi."

        Her şeyi maddileştiren ve artık hayata sadece maddi bir pencereden bakma gibi bir yanılgı içinde olan günümüz insanı daha fazla mutlu olayım derken kendi dünyevi ve uhrevi mutluluğuna zarar verir ha le gelmiştir. Mutluluk bireyselleşmekte, bencilleşmekte değil; sevmekte, paylaşmakta, bütünleşmekte ve kaynaşmaktadır. Yaşlıların evden, aileden toplumdan dışlanması, bu güç dönemlerinde kalplerinde derin yaralar açmakta ve hayatın zorluklarına karşı onları savunmasız bırakmaktadır. Bu nedenledir ki, başta ailesi ve yakın akrabaları olmak üzere yaşlıların bütün toplum tarafından sahiplenilmesi, kucaklanması hem onları hem de toplumu mutlu edecektir

 

      -BENİM ANNEM KÖTÜ HUYLU?

Bir arkadaşı Hz. Muhammed'e (asm) annesini şikâyet eder."Huyu ve ahlakı kötü" der. O (asm) cevap verir."Ama seni dokuz ay karnında taşırken kötü huylu değildi." Arkadaşı tatmin olmamıştır.

"Ey Allah’ın Elçisi! Gerçekten kötü huylu."

"Ama seni iki sene emzirirken kötü huylu değildi." Adam yine de ısrar eder. O (asm) da devam eder:

"Senin yüzünden uykusuz kalırken kötü huylu değildi." Arkadaşı dayanamaz."Ama ben de karşılığını ödedim."“Ne yaptın?”“Sırtımda taşıyarak hac yaptırdım.” Hz. Muhammed (asv)'in dudaklarında acı bir tebessüm belirir.                                                                                                                  “Bir tek doğum sancısının bile karşılığını ödemiş olmadın.”

http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=106770

İslamiyet, fakiri bulunmayan bir milleti hedefler.

      http://www.facebook.com/SEMSveMEVLANA

     "Ey geçim derdine düşmüş  insan! Bil ki, senin evindeki bereket direği ve rahmet vesilesi ve musibet kovucu,evindeki küçümsediğin o ihtiyar veya kör akrabandır. Sakın deme, “Kazancım azdır, idare edemiyorum.” Çünkü onların yüzünden gelen bereket olmasaydı, elbette senin...geçim kaynakların daha daha dar olacaktı.. Bu hakikate benden inan. Bunun çok kesin delillerini biliyorum; seni de inandırabilirim. Fakat uzun gitmemek için kısa kesiyorum; şu sözüme kanaat et.Yemin ederim, şu hakikat gayet kesindir.. Hattâ nefis ve şeytanım dahi buna karşı teslim olmuşlar. Nefsimin inadını kıran ve şeytanımı susturan bir hakikat, sana kanaat vermeli.

        

  http://www.facebook.com/SEMSveMEVLANA?ref=ts&v=wall

***********************************************

    S-1-Anne baba hakkının önemini anlatınız?

     "O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz. (Mü'minun Suresi, 78)Allah, sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme (duyularını) ve gönüller verdi. (Nahl Suresi, 78)

     “De ki: "Düşündünüz mü hiç; eğer Allah sizin işitmenizi ve görmenizi alıverir ve kalplerinizi mühürlerse, onları size Allah'tan başka getirebilecek ilah kimdir?"... (En'am Suresi, 46)

     "Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır. Onun (sütten) ayrılması, iki yıl içindedir. "Hem Bana, hem anne ve babana şükret, dönüş yalnız Banadır." (Lokman Suresi, 14)

("En Taze Besin-Anne sütü)" İle İgili Gerçekler-Anne Sütü ve Zeka-Anne Sütü Kansere İlaç mı?-Bu Eşşiz Nimet Yüce Allah'ın Bir Lütfudur... )

      Yüce peygamberimiz (s.a.s.)”cennet anaların ayakları altındadır”derken onun kutsiyetini en güzel şekilde dile getirmiştir.Bu hadis,aynı zamanda toplumun mimarlarının anne baba olduğunu dünya da cennet teki gibi bir toplumu oluşturmanın onların ellerinden geçtiğini vurgulamak istenmiştir.

Acaba,Annenin bastığı toprağı göze sürme diye çekmeden cennete gitmek mümkün olur mu?Bir kişi   Allah resulüne  :”Önce kime itaat/ iyilik edeyim/saygı göstereyim ,diye sorunca , Hz. peygamber (s.a.s.)üç kere annene ,4. de sonra babana itaat/iyilik  et .”diye cevap vermiştir.

           Dualı veya beddualı kalktığı zaman geriye boş inmeyen ellerden biride anne babanın elleridir.Anne babasının hayır duasını alamadığı için;Mutlu olamayan yığın yığın talihsizler vardır;keşke farkına varıp kendilerini onlara affettirebilselerdi!

           Hayatlarının sonunda onlara huzur ve saadeti çok görmek,onları kırmak,üzmek ,kanatlarının altına alıp şefkat ve merhametle bakmamak,Sevgiye ihtiyaç duyduklarında Onları dar-ül acezelere(yaslılar yurduna=huzurevlerine)  göndermek ve inceden ince ,çok nazik gönüllerini alamamak nankörlük olsa gerektir.Bu konunun önemine binaen peygamberimiz(s.a.v.) “Allah ın rızası babanın rızasındadır”buyurmuştur.

                Anne baba evde bereket ve huzur kaynağıdır.Evladın ve evin üzerine gelecek olumsuzluklara karşı paratoner gibidirler.

           Bir insan için alternatifi olmayan tek varlık anne babadır.Bundan dolayı Anne babayı:”Elimizde taşıdığımız `inci tanesi`gibi görmeli her an elimizden düşürüp kırılacakmışçasına onların üzerine  titremeliyiz.                                              

.      Bir çok insanin”–Ah ! Keşke anne babam hayatta olsaydı,Ben onlara neler yapardım,” gibi serzenişte bulunduklarını,bir fırsatı kaçırdıklarını duymaktayız..Halbuki,onlar hayatta iken,iş-güç,meşguliyet kaprislerden dolayı onlara vakit ayıramamışlardı.!İşte bu şekilde ah!çekmeden önce varolan,bizimle olan anne babanın kıymetini bilmeliyiz.Allah bu imkanı önümüze koymuştur!Anne babamızın,bir gün bizimle olmayacakları günü düşünerek;Onlara karşı davranışlarımızda daha dikkatli olmalıyız.                                       Bu konuda efendimiz a.s şöyle buyurmuştur.      Herhangi bir genç, yaşından dolayı bir ihtiyara hürmet ederse, Hazret-i Allah da, yaşlılığında ona hizmet edecek kimseler halk eder.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 1, 391)“Beli bükülmüş ihtiyarlar, süt emen bebekler ve otlayan hayvanlar olmasa idi, başınıza büyük azap gelecek ve sel gibi belâlar akacaktı.” (Keşfü’l-Hafâ 2, 212)                                                                  .       Gene Peygamber efendimiz(sallallahü aleyhi vesellem)"Bir baba evladına sevgi dolu gözlerle bakarsa Allah O nu affeder"Dinleyenler,Ya resulellah anne babamız bize her gün çok kere sevgi dolu bakışlarla baksa(Davranışlarımızı O na göre yapsak ve bize O duyguyla baksa)gene aynı sevap varmı ?diye sorunca Evet her bakışında sevap vardır"buyurmuştur.

           Hiçbir evladı, Anne baba gibi kimse sevemez,kimse düşünmez,Bundan dolayı,Allah Kur’an ı Kerim in bir çok yerinde onları önemsememiz gerektiği konusunda bizlere bilgi vermekte,bizleri uyarmaktadır.Dinimizin bu tavsiyesi Kültürümüze, “Ana gibi yar,Bağdat gibi diyar olmaz “olarak yansımıştır..

 

“Ana başa taç imiş,

her derde ilaç imiş,

bir evlat pir olsada,

Ana ya  muhtaç imiş.”

 

S-2-Aile üyeleri içinde, birleştirici,bağlayıcı ve toplumların mimari kimdir neden?

S-3-Kuran ı Kerim de, en fazla Anneye önem verilmesinin istenmesindeki hikmet nedir?

S-4-Anne babanın bütün sözlerinin dinlenilmesi ve her isteklerine itaat edilmesi gerekir mi?Hangi durumlarda Anne babanın sözü dinlenilmez

S-5-Sağlam,huzurlu bir toplum oluşturmada Anne babayı hoşnut etmenin önemi nedir,Anne babayı hoşnut etmekle, Allah’ı hoşnut etmek arasında nasıl bir bağ vardır?

S-6-Peygamberimiz zamanında gerçekleşen, annesi affetmediği için ölüm sıkıntısı çeken gencin, hikayesini anlatınız?Bu olaydan hangi mesajlar çıkarılabilir

S-7-Peygamberimizin anlattığı “Üç mağara arkadaşının başından geçenler nelerdir?”Anne baba konusunda anlatılanları özetleyiniz?Bura da Peygamberimizin vermek istediği temel mesajlar nelerdir?

S-8-Hz Musa kıssasında anlatıldığına göre “Allah’ın en çok sevdiği insan kimdir?”Anlatınız??

S-9-“Sen de 25 yıl önce bu saatlerde bizi rahatsız etmiştin”hikayesini anlatınız?

          SEN DE BİZİ BÖYLE BİR GECEDE RAHATSIZ ETMİŞTİN!

     Yıllar sonra çocuk evlenmiş, çoluk çocuk sahibi olmuş. Bir gün, gecenin bir yarısı saat 03:30 civarları telefonu çalmış. Telefondaki ses,annesinin sesiymiş. -"Ne var anne, ne istiyorsun bu saatte, neden beni rahatsız ediyorsun? Sabah arasan olmaz mıydı gibilerinden, annesini azarlayıcı sözler sarfetmiş.

Annesi biraz buruk, biraz ağlamaklı bir ses tonuyla; Bundan 25 yıl önce de bir gece yarısı 03:30'da sen beni rahatsız etmiştin.                                                                                                                                                      “DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN OĞLUM “demiş..

S-10-Anne babanın evladına görevlerini yapmaması durumunda evlada düşen sorumluluk

nedir?                                                                                                                                                                                .       İsmi mahfuz bir okuyucumuz: “Babam ile 20 yıldan beri birbirimizle görüşmüyoruz. Kendisi başka bir kadınla evli ve o kadından bir çocuğu var. Benimle ve kardeşimle arası açık. Kendisi bizi aramadığı gibi biz de kendisini arayıp, sormuyoruz. Deniliyor ki; ‘Ana-baba ne kadar kötü olursa olsun, evlâtlar tarafından sorulmalı, bakılmalı ve rızası alınmalıdır.’ Yarın mahşerde ben ve kardeşim babamın bedduâsı veya dâvâsıyla karşı karşıya gelir miyiz? Babalık hakkını bizden (bu durumda) talep edebilir mi? Ne yapmamız, nasıl bir mücadele içinde olmamız lâzım? Ve bu durumun dinen hükmü nedir?”                                                           ..   Evlât olarak-–Allah için—dünyada en nâzik olacağımız insanların birincisi annemiz, ikincisi babamızdır. Onlar bize hangi tür haksızlık yapmış olurlarsa olsunlar; bizi ne tür bir muâmeleye tâbi tutmuş olurlarsa olsunlar; onlar tarafından en horlanan, en hakîr görülen, en sevilmeyen, en çok dışlanan ne kadar biz olursak olalım; onlara saygıda kusur etmeyeceğiz.
Şu hadisleri dikkatle inceleyelim:
* Enes (ra) bildirmiştir: Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Anne ve babasını râzı eden Allah’ı râzı etmiştir. Anne ve babasını kızdıran Allah’ı kızdırmıştır.”  1
      Hazret-i Âişe (ra) bildirmiştir. Allah Resûlü (asm) buyurdu ki: “Cennete girdim. Orada bir güzel okuma sesi işittim. ‘Bu okuyan kim?’ diye sordum. ‘Hârise bin Nu’man’ dediler. (Hârise bin Nu’man annesine ve babasına iyilikleri dolayısıyla bu makama ulaşmıştır.) İşte anne-babaya yapılan iyilik böyledir. İşte anne-babaya yapılan iyilik böyledir. Kişiyi böyle yükseltir.” 3
   * Ebû Hüreyre (ra) anlatmıştır: Bir adam: “Yâ Resûlallah! Benim hısımlarım var. Ben onlara yaklaşıyorum, onlar benden uzaklaşıyorlar, benimle alakâlarını kesiyorlar. Ben onlara iyilik yapıyorum, onlar bana kötülük yapıyorlar. Ben onlara yumuşak davranıyorum, onlar bana kaba ve saygısız davranıyorlar” dedi.
Allah Resûlü (asm) buyurdu ki:
“Eğer dediğin gibiyse, sanki sen onlara sıcak kül yedirmişsin, öyle mi? Sen bu hal üzere devam ettikçe, onlara karşı Allah’ın rahmeti seninle berâber olur.” 4 
* Abdullah bin Amr (ra) bildirmiştir: Allah Resûlü (asm) buyurdu ki: “İyiliklerine karşılık akrabalarına iyilik yapmak ve ziyârette bulunmak kâmil bir yakınlık sayılmaz. Asıl kâmil yakınlık, kendisiyle yakınlık bağları koparılmak istendiği vakit, yakınlığını koparmamak ve onu devam ettirmektir.” 5
       Müslüman düşünür diyor ki: “Vâlideynin hukukları ne kadar ehemmiyetli ve ukûkları ne derece çirkin!” Yani evlâdın anne ve babaya ceza verir tarzda davranışları çok çirkin düşüyor ve ne kadar haklı sebeplerle yapılsa da bu çirkinliği din-i mübin kabul etmiyor. Nitekim yine Müslüman düşünüre  göre, “vâlideyn ve veled ortasında fıtraten sebeb-i münâkaşa yok.” 6 Yani anne ve baba bazı hatalara girse de, evlâdlarını her zaman ciddî severler!
Bu durumda tek çare, evlâdın hiçbir şekilde ilişkilerini koparmamasıdır! Eğer uzaktaysa, telefonlaşmak; her türlü haberleşme araçlarıyla görüşmeye, aramaya, hâl ve hatırını sormaya, bir ihtiyacı varsa elimizden geldiğince ilgilenmeye ve yardımcı olmaya devam etmektir. Sırf Allah için, yalnız ve yalnız Allah için.
Valideyn olumlu cevap vermez ise bile, zâten evlât Allah için hareket etmiyor mu? O halde, bundan evlâdın üzülüp gücenmesine gerek yok; ancak valideyni için yine duâ eder. Yine aramaya ve sormaya devam eder. Onun kendisine olumlu cevap vermesini beklemez. Hatâmız varsa helâlleşmeye bakar.
Yukarıda zikredilen mükâfâtlar ucuz değildir elbet!

http://www.sentezhaber.com/anne-ve-baba-hakki-makale,6627.html

  S-11-Vatanımızın düşmanları neden Önce Aileyi yıkmak istemektedirler;Bunun için neler yapmaktadırlar?

S-12-Peygamberimiz ,neden üç özelliği taşıyan insanları uyarmıştır?Peygamberimizin uyardığı üç grup insan ve özelliklerinin anlatıldığı, Hadisini /sözlerini yazınız?

     “Üç kişiyi ikaz ediyorum,bunlar 1-Anne babası hayattayken ;Onların sevgisini kazanamayarak Cennete gitme fırsatını kaçıranlar 2-Benim adım anıldığında Salavat getirmeyen cimriler  3-Ramazan ayı gibi bir ayı boş geçirip bu fırsatı değerlendirmeyip affedilmeyenler

         1-Peygamberimizin değindiği gibi,Anne baba nın sevgi ve hoşnutluğunu kazanarak cennete gitme fırsatını değerlendirmemiz gerekir.Onlar sana karşı görevlerini yapmamış olabilirler bu onların sorumluluğu iken;sana,ne güzel bir fırsat; anne babanın rızasının kazanarak cennete gitme fırsatını iyi değerlendirmendir.Anne babalık hakki Evladı dünya ya getirmekle elde edilmiş olur.

 

       S-13-Anne babanın evlada karşı görevlerini yapmamış olması durumunda Evlada düşen görev?

        Allah,Evlada :Anne babanın sana olan görevleri niye yapılmadı?şeklinde soru sormayacak.—Sen anne babana karşı görevlerini neden yapmadın,diye soracak.Dolayısıyla biz,bize sorulacak sorulardan sorumlu olacağız.Bunun gereği ahlaki tutumu sergilemeliyiz.

                Anne baba, evladı dünya ya getirmekle bu haklara sahip olur.Dolayısıyla ,evlat anne babaya iyilik yapmak durumundadır.                                                                                                                                            

  S-14-Her namazımızda günde 40 kere okuduğumuz Rabbanağfirli duasının Türkçe sini yazınız?

                “Ey Allahım kıyamet ve mahşer günü beni ,annemi babamı ve bütün müslümanları bağışla”

 

S-15a-Anne babamızın başka dinden olması durumunda gene aynı ilgiyi göstermemiz gerekir mi?

                s-15 b İslam ın etkin önemsendiği toplumlarla,önemsenmediği toplumları anne babaya verilen değer konusunda Üç örneklekarşılaştırınız.

S-16-Kur’an ı Kerim’deki, anne babamıza nasıl davranmamız gerektiğini anlatan ayeti yazınız?

                Rabbin sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı  kesin bir şekilde emretti.Onlardan biri yada her ikisi  senin yanında yaşlanırlarsa(Sen hayattayken bakımına muhtaç iseler),sakın kendilerine“üf bile “deme;Onları azarlama;İkisine de güzel söz(Gönüllerini okşayıcı-onları içten kuşatıcı,içlerinin yağını eritici sözler) söyle.Onlara sevgi ve acıma dolu bakışlarla)acıyarak merhametle,üzerlerine tevazu kanatlarını(Kanatlı hayvanlar gibi) üzerlerine ger ve şöyle dua et :“Allah ım !Onlar küçükken beni nasıl bakıp büyütüp yetiştirdilerse,şimdide sen onları bağışla,onlara merhamet et!”Diyerek dua et.”(İsra suresi 23/24.ayetler)

S-17-Yukarıdaki ayetlerde anlatılmak istenenleri sıralayarak,verilmek istenen mesajları bulunuz?

                Allah bizden 1.olarak kendisine kulluk(İçine Allah rızası düşüncesi katılarak yapılan her güzel şeye Kulluk-İbadet- denir.Örnek:Anne babaya hizmet,Bilim öğrenme,Güzel giyinme,ibadet etme,Ailesini geçindirmek için çalışma,Ev işlerinde eşe yardım etme vs.. )                                                                                              .     -     Burada “Kulluk”kelimesinden sonra Anlatılanların “kulluk” ile nasıl bir bağlantısı vardır?Sorusuna,Bir davranışın dinsel değerinin olabilmesi için,O davranışı yapanların Öncelikle Allah’a inanmaları şarttır.Aksi halde yapılan davranışlar ne kadar güzel ve değerli de olsa;Bu davranışın ahrete yönelik bir değer kazanması mümkün değildir.(Lise2 Din kül ktp s31-42) etmemizi,sonra Varlık sebebimiz olan Anne babamıza iyi davranmamızı istemektedir.Tıbbi olarak yaşlılığa "ikinci çocukluk dönemi" de denmektedir. Çünkü vücutta meydana gelen bozulmalar, tıpkı bir çocuk gibi bakıma ve korunmaya muhtaç bırakır insanı. Nitekim bu yaşlarda, fiziksel ve ruhsal açıdan çocukluk dönemine ait bariz özellikler ortaya çıkmaktadır. Yaşlı bir insan, gençken fiziksel olarak rahatlıkla güç yetirebildiği pek çok işi yapamaz. Veya gençken çok güçlü bir hafızaya sahip olsa bile, yaşlandığında hafızasında doğal bir gerileme oluşur.

          Tıbbi olarak yaşlılığa "ikinci çocukluk dönemi" de denmektedir. Çünkü vücutta meydana gelen bozulmalar, tıpkı bir çocuk gibi bakıma ve korunmaya muhtaç bırakır insanı. Nitekim bu yaşlarda, fiziksel ve ruhsal açıdan çocukluk dönemine ait bariz özellikler ortaya çıkmaktadır. Yaşlı bir insan, gençken fiziksel olarak rahatlıkla güç yetirebildiği pek çok işi yapamaz. Veya gençken çok güçlü bir hafızaya sahip olsa bile, yaşlandığında hafızasında doğal bir gerileme oluşur.Allah burada nasıl iyi davranmamızın detayına inmediğinden,bu iyilik adına akla gelen yada gelmeyen her seyi kapsar diyebiliriz.                                                                                                                                                       Kesin bir şekilde emretti derken:Bu olayın kaçarı göçeri yoktur,Sakın bu konuda gevşek davranmayın onlara kesinlikle iyi davranın;aksi halde Allah ı incitirsiniz denilmektedir.../Onlar yaşlanırken biri dünyadan ayrılabilir yada her ikisi ayni zamanda yaşlanabilir,işte bu durumda evlad,hayatta kalana ,ayrılanın yokluğunu hissettirmemeye çalışacaktır.Hayat arkadaşını kaybetmiş bu insanin acısına tuz biber ekmemelidir/ Onlara üf bile deme:”Üf” ifadesi özenle seçilmiş bir ifadedir;Çünkü:Anne babaya hakaret,şiddet uygulamak,onları dövmek vs. hep “üf” ifadesinden daha kötüdür.Anne babaya kızmanın en alt seviyesi olan üf’ü bile aklınızdan geçirmeyin demektir./Onlara üf dememek gerektiği gibi Onları  azarlamamak da gerekir.Bu konuda ,yemek yerken sofraya döktüğü için ayrı odada yemek yeme zorunluluğunda bırakılan anne babanın hikayesini hatırlayınız…/sonra,onlara yaşlandıklarında,güzel içten kuşatıcı,hoşlarına gidecek,sıcak/samimi,içlerinin yağını eritecek güzel sözler söylememiz;Bu,Allah tarafından bizlere emredilmektedir./Sonra onlara alçak gönüllülük,acıma hislerimizle sahip çıkmalıyız;Adeta ,yavrularının üzerlerine kanat açan canlılar gibi(Penguen-tavuk-leylek),bizde anne babamıza kol kanat germeliyiz.

           Kanatlarını ger” ifadesi ile Yumurtadan civcivin çıkması sonucunda nasıl yumurta sadece kabuk kalıyorsa biz de gençleşirken anne babamızın bütün gençliğini,enerjilerini bitiriyoruz,onlar yaşlanınca adeta yumurtanın kabuğu gibi oluyorlar.Dolayısıyla,bizde anne babamızın en güzel yıllarını,enerjileri alıyoruz,onlar ise yumurta kabuğu gibi enerjileri bitmiş hale geliyorlar..İşte burada Allah görevi bize yüklüyor.Burada ,Kol kanat geren hayvanlar yavrularına nasıl bakıyorlarsa ,sende anne babana öyle kol kanat ger ve bak denilmek  istenmektedir../     En son ,bize,bizim küçüklüğümüz hatırlatılarak ve onların bize küçükken yaptıkları hatırlatılarak ilgilenme sırasının bize geldiğine değinilmektedir.Son olarak onlar için dua ederek yukarıdaki ayetin oluşturmak istediği bilinci hep canlı tutmamız istenmektedir..

İslam dışı kültürde karşılaşılan en büyük hayal kırıklığı çocukların büyümesiyle yaşanır. Allah'ın emrettiği ahlak doğrultusunda eğitilmeyen bir çocuk, doğal olarak yetiştiği toplumunun iyi yada bozuk ahlakını benimser. Bu kötü ahlakın neticesinde ise ancak anne babasına karşı isyankar, vefasız bir insan ortaya çıkabilir. Anne-baba çocuklarını bir nevi gelecek garantisi olarak görmüş, onun ileride, yaşlılık dönemlerinde kendilerinin en büyük destekçisi olacağını sanmışlardır. Oysa isyankar bir ahlakla yetişen kişi, çoğu kez bu inceliklerden tamamen yoksundur. Kendi isteklerini gerçekleştirmeye, çıkarlarını korumaya çalışacak, anne ve babasının kendisi ile ilgili planlarını da ancak bu çıkarlarına uyarsa yerine getirecektir. Hatta anne-babanın kendilerini bir huzurevinde terk edilmiş olarak bulmaları da az rastlanan bir sonuç değildir.

Oysa Kuran ahlakıyla yetiştirilmiş bir çocuğun davranışları bambaşkadır. Çünkü Kuran'da anne babanın emeğinden, onlara karşı gösterilmesi gereken saygıdan bahsedilir ve yaşlılık zamanında onları incitmemek emredilir:

 

 

"Rabbin, O'ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle-davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: "Öf" bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle. Onlara acıyarak alçakgönüllülük kanadını ger ve de ki: "Rabbim, onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse Sen de onları esirge." (İsra Suresi, 23-24)

 

          İlk başta çocuklar, doğumlarından itibaren ailelerinin büyük bir vaktini alır ve çok büyük zorluklarla yetişirler. Bu zorluğu anne, daha hamilelik döneminden itibaren hissetmeye başlar. Çünkü herşeyini bedeni içinde taşıdığı bebeğe göre ayarlamak zorundadır. Yiyeceğine, içeceğine ve hareketlerine titizlik göstermesi gerekmekte, özellikle hamileliğin son aylarında, artık doğru dürüst hareket edemez bir hale gelmektedir. Kaldı ki çocuk doğduktan sonra da, insan için başlı başına bir meşgale olur. Anne, sanki ayağından bir yere bağlanmış gibi, bebekten ayrı hareket edemez hale gelir. Çocuğun bir an önce büyümesi beklenirken, bu süre zarfında kendi yaşamındaki yılların ne kadar hızlı geçtiğinin farkına bile varamaz. Allah rızası için sabredildiğinde büyük bir ibadet hükmüne geçecek olan bu zorluklar, cahiliye kültürüne sahip bir insan için amaçsız bir sıkıntı haline dönüşebilir...

 

S-18-Anne babayla zaman zaman fikir çatışmasına girilmesi durumunda ne yapılmalıdır?

          Hiçbir Anne baba ömürlerini uğruna harcadıkları yavrularının kötülüğünü istemez,dolayisyla bu fikir çatışması durumunda bizim göremediklerimizi anne babamız gördüğünden;Göremediğimizi görür bilirler.

 

S-19-İslam dinine göre büyük günahlardan bir kısmını yazınız?

                Allah a şirk koşmak/Anne babaya isyan etmek /yalancı şahitlik yapmak,İnsan öldürmek,zina yapmak,…

S-20-İslam dinine göre çocukların anne babalarına karşı görevleri nelerdir?

                1-Yaşlandıklarında/bize muhtaç olduklarında ihtiyaçlarını gidermeye çalışmak

                2-Onlara yaşlandıklarında huzurlu bir ortam sağlamaya çalışmak,sık sık hal ve hatırlarını,isteklerini sormak

                3-İhtiyaçlarını, istetmeden vermek

                4-Anne babadan aşırı fedakarlık beklememek.

                5-Çocuğun anne babası hakkında şikayetçi olmaması

                6-Onların kusurlarını kapatmak,,itibarlarını korumak,iyiliklerinden bahsetmek.

                7-Uyarmamız gereken yerlerde ,kırmadan,nazikçe,peygamberimiz gibi medenice uyarmak..

                8-Hayatta ve öldükten sonra haklarında hayırlı dua etmek..

                9-Günah ve haram kötü olmayan isteklerini yerine getirmek..Hayır ve ibadetlerinde yardımcı olmak..

                10-Vasiyetlerini yerine getirmek,Arkalarından onlar adına hayır hasenat yapmak,hatıralarını yaşatmak için sevdikleriyle ve dostlarıyla ilişkiyi devam ettirmek.Onlar öldükten sonra dinin ve örfümüzün güzel gördüklerini yapmak...                                                                                          

 

İslam dışı kültürde karşılaşılan en büyük hayal kırıklığı çocukların büyümesiyle yaşanır. Allah'ın emrettiği ahlak doğrultusunda eğitilmeyen bir çocuk, doğal olarak yetiştiği toplumunun iyi yada bozuk ahlakını benimser. Bu kötü ahlakın neticesinde ise ancak anne babasına karşı isyankar, vefasız bir insan ortaya çıkabilir. Anne-baba çocuklarını bir nevi gelecek garantisi olarak görmüş, onun ileride, yaşlılık dönemlerinde kendilerinin en büyük destekçisi olacağını sanmışlardır. Oysa isyankar bir ahlakla yetişen kişi, çoğu kez bu inceliklerden tamamen yoksundur. Kendi isteklerini gerçekleştirmeye, çıkarlarını korumaya çalışacak, anne ve babasının kendisi ile ilgili planlarını da ancak bu çıkarlarına uyarsa yerine getirecektir. Hatta anne-babanın kendilerini bir huzurevinde terk edilmiş olarak bulmaları da az rastlanan bir sonuç değildir.

Oysa Kuran ahlakıyla yetiştirilmiş bir çocuğun davranışları bambaşkadır. Çünkü Kuran'da anne babanın emeğinden, onlara karşı gösterilmesi gereken saygıdan bahsedilir ve yaşlılık zamanında onları incitmemek emredilir...

ANNEMİN YALNIZCA BİR GÖZÜ VARDI


Annemin yalnızca bir gözü vardıOndan nefret ederdim… Çünkü bu durum beni utandırıyordu

Ailemizi geçindirmek için okulda aşçılık yapardı

İlkokulda iken bir gün annem bana merhaba demeye gelmişti

Yerin dibine geçmiştim Bunu bana nasıl yapabilirdi?

Onu görmezden geldim Ona nefretle baktım ve oradan kaçtım

Ertesi gün sınıfta bir arkadaşım dedi ki, “Eeee, senin annenin yalnızca bir gözü var!”

Yerin dibine girmek istedim Ve de annemin ortadan kaybolmasını istedim

Bu yüzden o gün onunla karşılaşınca dedim ki, “Beni gülünç duruma düşüreceğine ölsen daha iyi?!!!”

Annem karşılık vermedi

Dediklerim hakkında bir saniye bile durup düşünmedim çünkü çok kızmıştım

Onun duyguları beni ilgilendirmiyordu

Onu evde istemiyordum

Çok çalıştım ve Singapur’a okumaya gittim

Sonra evlendim Kendi evimi aldım Çocuklarım oldu ve hayatımdan memnundum

Bir gün annem beni ziyarete gelmişti Kaç yıldır beni görmemiş ve torunlarını tanımamıştı

Kapıya gelince çocuklarım ona güldüler

Ona “Evime gelip çocuklarımı nasıl korkutabilirsin!

HEMEN BURADAN GİT!” diye bağırdım

Buna annemin sessizce “Kusura bakmayın Yanlış adrese geldim galiba” dedi ve gözden kayboldu

Bir gün mezunlar toplantısı için okuldan bir mektup aldım

Karıma “iş seyahatine gidiyorum” diye bahane uydurdum

Mezunlar toplantısından sonra sırf meraktan eski eve gittim!!!

Komşularım, annemin öldüğünü söylediler

Hiç üzülmemiştim

Bana verilsin diye annemin bıraktığı bir mektup verdiler

“En sevgili oğlum, her zaman seni düşünüyorum…

Singapur’a gelip çocuklarını korkuttuğum için üzgünüm

Mezunlar gününe geleceksin diye çok sevinmiştim

Ama seni görmek için yataktan kalkabilir miyim bilemiyorum

Sen büyürken sürekli bir utanç kaynağı olduğum için üzgünüm

Biliyor musun… sen çok küçükken bir kaza geçirmiştin ve gözünü kaybetmiştin

Anne olarak senin tek bir gözle büyümene dayanamazdım

Bu yüzden sana kendi gözümü verdim…

O gözle benim yerime görüyor diye seninle o kadar gurur duyuyordum ki

Bütün sevgimle…
Annen…

                                    Çocukları Tarafından Sokağa Atılan Baba Çaresiz, çocuklarına kendisine bakması şartıyla evin tapusunu ve 31 bin TL para veren Mehmet Reşat Yağız çocukları tarafından dışarıya atıldı. Yağız, evinin odunluğunda çaresiz bir hayat sürdürmekte, Baba Mehmet Reşat Yağız her ne olursa olsun evlatlarının kötülüğünü istemediğini ve hiçbir babanın da evladının kötü olmasını istemediğini belirtti. 24/06/2009 van tv haber

 

Organ bağışında anneler daha fedakâr

          İSTANBUL Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Taşçı, Türkiye’de canlı donörden organ naklinin yaygın olduğunu, canlıdan organ bağışında annelerin ilk sırada geldiğini söyledi.

     Prof. Dr. Taşçı, organ naklinin, beyin ölümünün ardından organların bağışlanması ya da canlı donörden alınarak yapıldığını hatırlattı. Türkiye’de böbrek, karaciğer, kalp, kornea, pankreas, ince bağırsak ve akciğer nakillerinin gerçekleştirilebildiğini ifade eden Prof. Dr. Taşçı, Türkiye’de 50 bine yakın diyalize giren kronik böbrek hastası bulunduğunu, ancak yılda bin 500 böbrek nakli yapılabildiğini ve nakillerin yüzde 80’inin de canlıdan yani hastanın kan bağı olan akrabalarından ya da yakınlarından alınan organla gerçekleştirildiğini anlattı. Taşçı, ‘’Canlıdan alınan böbrek nakillerinde en çok organ bağışlayanlar anneler oluyor. Anneleri kız kardeşler ve babalar izliyor. Bazen eşler de eğer uyumluysa birbirlerine organlarını verebiliyorlar’’ dedi.

    Bebeğine karaciğerini verdi

      Doğumundan itibaren karaciğerindeki bir enzim eksikliğine bağlı sitrülin denilen maddenin kanda ve beyinde birikmesi sonucu sık sık komaya giren bebek, annesinden alınan karaciğer dokusunun nakliyle sağlığına kavuştu. Bu tür bir nakilin Türkiye’de ilk, dünyada ise 3. kez yapıldığı bildirildi. Çocuğunun doğumundan itibaren çok hassas olduğunu ve doyasıya kucaklayıp sevemediğini belirten anne Şaziye Çetin, “İnşallah bundan sonra doya doya kucaklayıp seveceğim’’ diye konuştu..

Eşi ve 5 çocuğunun huzurevine bıraktığı Cemile nine canına kıydı.
Eşi ve 5 çocuğu bulunan Cemile Yanarateş'i (75), ailesi "Hastaneye götürüyoruz" diye kandırıp huzurevine yerleştirildi. Bunalıma giren kadın 15 gün sonra huzurevinin 5. katından atlayarak intihar etti.

Bahadır ÖKTEM/ TRABZON (AHT)

 

S-8-Anne babanın görevini yapmaması,evladın görevini yapmamasını gerektirir mi?

Anne babasını küçükken herhangi bir sebeple bulamayan/onlardan ayrılanların,Anne babalarını bulmak için gösterdikleri çaba ,bulduklarında ki sevinç düşünüldüğünde ,Anne babalarının kendilerine karşı görevlerini yapmadığını söyleyenlere bir şeyler düşündürmesi gerekir.

      Müslüm Gürses’in prostat kanseri nedeniyle tedavi gören ve yanlış bulduğu bir takım şeylerden dolayı için yıllardır görüşmediği 75 yaşındaki babası Mehmet Akbaş vefat etti.     Gürses, 30 yıldır hiç görüşmediği, ancak maddi desteğini hiç kesmediği babasının vefatını Almanya turnesi sırasında öğrendi. Gürses konser programlarını iptal ederek İstanbul’a döndü ve Urfa’ya gitti. Akbaş ailesi defin işlemleri için Gürses’in Urfa’ya gitmesini bekledi. Dört gündür Urfa’da bulunan ve çok üzgün olduğu belirtilen Gürses, taziyeleri kabul ediyor.    

 

YAŞLILARA DAHA SAYGILI DAVRANMAK

       Toplumdaki yozlaşmanın bedelini her kesimden, her yaştan insanlar ödese de en ağır bedelini her halde beli bükülmüş yaşlılarımız ödüyor. Dinî değerlerin aşınması sonucunda zuhur eden sıkıntı ve huzursuzlukların faturasını da en çok yaşlılarımız çekiyor. Menşe-i ahzan, mahzen-i elem(üzüntü-dert kaynağı) olan ihtiyarlığın ağır yükünü çekmekte zorlanan ihtiyarlarımızın takatsız kalan kalbine ve ruhuna gençlerin ilgisizliği de eklenince bu ağır yük artık çekilmez oluyor. İlgisizlikten öteye gençlerimizin özel sıkıntı ve problemleri de mecalsiz yaşlı anne-babanın sırtına yüklenince gerisini siz düşünün. Ömürlerinin artık kışını yaşayan; hastalıklara düçar olan, şefkat ve merhamete muhtaç durumdaki bu pir-i fanilerin yardımına kimler koşacak, dertlerine kimler çare bulacak?

       Yaşlı anne ve babaların dert ve üzüntülerini paylaşan, onlara şefkat kanatlarını geren, hayırlı evlât olma liyakatini kazanan evlâtları tebrik ve tenzih ettikten sonra, bilerek veya bilmeyerek yaşlı anne-babayı rencide eden gençlerimizden bizzat şahit olduğum veya işittiğim örneklerden bir kaçını nazarlarınıza sunmak istiyorum.

     Babasıyla kavgalı olan yaşını başını bulmuş, hem de iyi sayılacak bir gence; “Nihayetinde o senin babandır... Bazı yanlışları olsa da onu kırmamalısın” gibi iyi niyetli telkinlerime; “Ne babası... Öyle baba mı olur? Asıl ben ona babalık yaptım” dediğini işittim.

Yine bu defa annesiyle kavgalı olan bir başka gence annenin evlât üzerinde haklarından bahisle, eğer bir anne evlâdından razı olmasa o evlâdın ahirette işi zordur nasihatlarına karşılık; “Asıl ben annemden razı olmasam ahirette onun kurtuluşu zor...” diyerek kesip atıyordu.

Bir başka genç: “Anne-babam da bana karşı vazifelerini yerine getirmediler... Benim üzerimde bir hakları yok ki onlara hizmet edeyim...” dediğini duymuştum.

        Bu meyanda hiçbir haklı tarafı bulunmayan bahanelerle aylarca, senelerce ebeveynleriyle alâkasını kesen nice insanları biliyorum. Yaptıkları bu yanlışlara kılıf hazırlamak da işin daha da acıklı tarafı. “Efendim, çocuğuna gerekli sevgi şefkati göstermeyen, evlâdının istek ve arzularını yerine getirmeyen annesine hak yoktur” gibi hiçbir dayanağı bulunmayan, uydurma gerekçelerle yaptıkları hata ve kusurları savunmak da bu işin bir başka acı tarafı. Anne-babaya hürmeti Kur’ân emir ve tavsiye ediyor. Hele de hiçbir ön şarta bağlı olmaksızın, anne-babanın gayr-ı meşrû isteklerinin dışındaki bütün istek ve arzuları yerine getirmek evlât üzerine farz-ı ayndır. Bunları yerine getirmemek büyük günahların en büyüklerindendir.

      Şu âyet-i kerime ve hadis-i şeriflere bakalım isterseniz: “Rabbin şunu da emretti: Ondan başkasına ibadet etmeyin, ana ve babaya da iyilikte bulunun. Onlardan bir veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, onlara sakın “öf” bile deme; onları azarlama, onlara güzel söz söyle”. “Onlara merhamet ve tevazu kanadını ger ve de ki “Ey Rabbim nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, sen de onlara öylece merhamet buyur” (İsra: 23-24)

     “Rabbin rızası, babanın rızasındadır; Rabbin gazabı, babanın gazabındadır” ve “Allah’a itaat etmek, anne ve babaya itaat etmektir. Anne ve babaya isyan eden Allah’a isyan etmiş olur.” (Hadis-i Şerif)

Evet âyet-i Kerimeler, Hadis-i Şerifler böyle diyor.

         Elbette anne-babaların da bazı hataları, kusurları olabilir. Evlâtlarına karşı vazifelerini eksiksiz yerine getiremeyebilirler. Fakat bu sebepler evlâdın anne-babaya karşı itaatsizliğini, isyanını haklı kılmaz.

  İSLAM AHLAKININ AZALMASININ GETİRİLERİ

BİR KISSA BİN HİSSE

Adam yorgun argın eve döndüğünde beş yaşındaki oğlunu kapının önünde kendisini beklerken buldu.

Çocuk babasına, saatte ne kadar para kazandığını sordu.

Zaten yorgun gelen adam, oğluna "Bu senin işin değil" diyerek karşılık verdi.

Çocuk dayattı: "Babacığım lütfen bilmek istiyorum" dedi.


Adam, "Bu kadar çok bilmek istiyorsan söyleyeyim" dedi, "saatte 20 dolar kazanıyorum."

Bunun üzerine çocuk, babasından bir istekte bulundu: "Peki Babacığım, bana 10 dolar borç verir misin" dedi.

Adam, daha çok sinirlendi: "Benim senin saçma oyuncaklarına ya da benzeri şeylerine ayıracak param yok" dedi. "Hadi derhal odana git ve kapını kapat."

Çocuk sessizce odasına çıkıp, kapısını kapattıktan sonra,

Adam sinirli sinirli düşünmeye başladı: "Bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder" dedi kendi kedine.

Aradan bir saat geçmiş, adam biraz daha sakinleşmişti.

Çocuğuna, parayı neden istediğini bile sormadığı geldi aklına. Yukarıya, çocuğun odasına çıktı ve yatağında uzanan Çocuğuna, uyuyup uyumadığı sordu. "Hayır uyumuyorum" diye yanıtladı çocuk.


Adam, çocuğundan özür diledi: "Sana az önce sert davrandığım için üzgünüm ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim, yorgundum" dedi. Ve elindeki parayı uzattı: "Al bakalım istediğin 10 doları."

Çocuk sevinçle haykırdı: "Teşekkürler Babacığım" dedi ve yastığının altında sakladığı buruşuk paraları çıkardı, elindeki parayla birleştirdi, tümünü tane tane saymaya başladı.

Oğlunun yastık altından para çıkarıp saydığını gören adam, yine sinirlendi: "Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun" diye bağırdı, "benim senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak zamanım yok."                                                                            Çocuk, babasının bağırmasına aldırmadı bile: "Fakat yeterince param yoktu ki... Ancak simdi tamamlayabildim" dedi ve elindeki paraların tümünü babasına uzattı. "İşte sana 20 dolar, Babacığım" dedi, "Şimdi bir saatini alabilir miyim"                                                                                                               

 

Oğlu, para için tabancayla vurarak öldürdü

           Kocaeli'nin Kandıra ilçesinde bir kadın, oğlu tarafından tabancayla vurularak öldürüldü.
Edinilen bilgiye göre, eşi bir süre önce ölen Emine Ç. (52), bir yıl önce tanıştığı Mustafa Çelik (65) ile dini nikahla evlendi. Kandıra'nın Bilallı Sinanlı köyünde yaşayan Emine Ç., para yüzünden sürekli tartıştığı oğlu Adnan Ç. (34) ile yine münakaşa etti. Adnan Ç., tartışmanın büyümesi üzerine belindeki silahı annesinin başına dayayarak ateşledi. Ağır yaralanan Emine Ç., eşi Mustafa Çelik ve oğlu Kerim Çelik (26) tarafından Kandıra Devlet Hastanesi'ne kaldırılmak istendi. Kerim Çelik'in kullandığı kamyonet, aşırı hız yüzünden köy çıkışında elektrik direğine çarptı. Kaza nedeniyle hastaneye yetiştirilemeyen Emine Ç. hayatını kaybederken, Mustafa Çelik ve oğlu Kerim Çelik yaralı olarak Kocaeli Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Emine Ç.; Gölcük'e bağlı Şirköy'de toprağa verilirken, jandarma olay sonrası kayıplara karışan Adnan Ç.'yi arıyor.          GÖKHAN AYAR /IHA   16-5-2007 haber x

         Bir gün bahçede geziniyordum. Elma ağacının bir dalı, öyle meyve vermiş ki; dal, meyvelerin ağırlığından eğilmiş. O sırada hafif bir rüzgâr çıktı. Dal sallanırken, anladım ki kırılacak. Elbette ki, ağacın, meyvenin aklı şuuru yok. Rezzak-ı Kerim olan Allah "Meyveni ver!" diye emretmiş, o da meyve ile dolmuş. Bu manzara karşısında çok duygulandım. Çünkü bu dal, meyvelerine kurban olacaktı.
       Bahçıvan, elma yüklü dalın altına bir payanda koydu. Hey ya Rabbi, şu hale bak! Kuru bir dal, meyve yüklü dala destek oldu. İkisi de kıymetlendi. İkisi de ayakta durma şansına sahip oldu. İnanıyorum ki; o payanda, meyve yüklü dalla övündü ve sevindi. Her ikisinin birden dayanağı arttı.

Sadece elmanın dalı mı böyle? Allah bir kanun koyar, o kanunu insanda, hayvanda, ağaçta, çiçekte uygular. Bu sebeple, canlılar arasında benzerlikler çoktur. Her meyve yüklü dal, beni duygulandırır. Onu hayran hayran seyrederim.

İnsan da aciz bir varlıktır. Çeşitli şeylerden destek almak zorundadır ki, dayanağı artsın. Cebinde para olanın durumu farklıdır, yeri yurdu olanın durumu farklıdır. Herkesin mutlaka bir dayanağı vardır, bir dayanağa ihtiyacı vardır.                                                                                                                                                  .             HASTANEYE GİDİYORUZ DEDİLER

        PSİKOLOJİSİ BOZULDU

       Ailesinin kendisini huzurevine terk etmesi üzerine psikolojisi bozulan ve sürekli ağlayan, kimseyle konuşmayan yaşlı kadına bir süre psikolojik destek verildi. 75 yaşındaki kadın dün akşam huzurevindeki odasında ailesinin kendisini terk etmesini hazmedemeyerek, kaldığı 5. kattaki odanın penceresinden aşağı bıraktı.

         DURAN KALBİ ÇALIŞTI AMA

     Yaşlı kadına ilk müdahaleyi huzurevi doktoru Ahmet Emre Demirtaş yaptı. Doktor, Cemile ninenin duran kalbini çalıştırmayı başardı. Cemile Yanarateş,
olay yerine çağrılan ambulansla Ahi Evren Kalp Damar Hastanesi'ne kaldırıldı. Yanarateş, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. İntihar ederek hayatını kaybeden Yanarateş'in cenazesi, kendisini yurda bırakan eşi Necmettin Yanarateş ve iki çocuğu tarafından alındı.

          Hastanede yatarken çok ibretli manzaralarla karşılaştım.

        Doktor geldi, hepimizi muayene ediyor. Yaşlı bir kadın, "Rica ederim doktor bey, beni tedavi etmeyin." diye yalvarmaya başladı. Hepimiz dikkat kesildik. Kadın devam etti: "Mümkünse beni öldürünüz." Doktor bunun sebebini sordu. Dedi ki: "Doktor bey, ben iyileştiğimde nereye gideceğim? Benim kimsem yok, beni huzur evine bırakacaklar. Onun için ben ölmek istiyorum. Mezardan daha huzurlu bir ev bilmiyorum."

        O kadının birdenbire çöktüğünü, solduğunu gördüm. Kati kanaatim var ki; onun bir yakını gelseydi, "Sen benim akrabamsın, benim evimde yaşayacaksın." deseydi o kadın iyileşirdi.

       Alvarlı Hacı Mehmet Efendi'yi Erzurum'da evinde ziyaret ettim. Rahlenin üzerinde bir yastık vardı, başını o yastığa koyarak dinlenirdi. Ziyarete giderken içimden şöyle düşündüm. Bu, meşayıhtan mübarek bir insan. İnşallah bana bir şeyler anlatır da dinlerim. Huzuruna varınca buyurdu ki: "Samanlıkta saman dolu. İki öküz kapıdan içeriye başını uzatmış, saman yiyorlar. Üçüncü öküz de dışarıda bekliyor. O saman yiyen öküzler, biz epeyce karnımızı doyurduk, biraz geri çekilelim de şu dışarıdaki öküz de azıcık yesin, demezler. Çünkü onlar hayvandır."

      Sosyalizmin yaygın olduğu 1940'lı yıllarda, Mehmet Efendi'nin bu misali beni bir hayli sarsmıştı. İslamiyet'in olduğu yerde sosyalizme gerek yoktur. Müslümanların birbirine yardımcı olması, dinin bir gereğidir. İnsanların birbirine yardım etmesi kadar yardım edenleri pişman etmemek de önemli bir esastır.

    Çok etkilendiğim bir Arap hikâyesi şöyledir:

      Arap'ın biri kum rengi atına biner, çölde koştururmuş. At, renginden dolayı çölde fark edilmediği için sahibi uçuyor zannedilirmiş. İnsanlar onu seyretmeye çıkarmış. Oradaki zenginlerden biri, ata sahip olmayı kafasına koymuş ve bir tuzak kurmuş.

     Çölde başına elbisesini çekip oturmuş. Bedevi, çölde at sürerken oturan yalnız adamı görmüş ve yardım etmek niyetiyle atının terkisine almış. İkisi beraber giderken, arkadaki hain, atın sahibini aşağıya itmiş. Yere düşen adam, arkasından şu ibretli cümleyle seslenmiş: "Git, amma sakın bunu insanlara anlatma. Zira çölde kalanlara kimse yardım etmez artık!" Böyle kötülükler belki birkaç defa olur ama bu olayları duyan binlerce kişi yardım etmekten kaçınır.

     İslamiyet'te malın muhafazası farz olduğu gibi malın bir kısmıyla hayır yapmak da farzdır. Bu da bir bakıma malı korumaktır.

     Rahmetli Mahir İz Hocamız derdi ki: "Maddi durumu yerinde olanlar, aldığı her eşyanın kırkta birini sadaka vermeli. Mesela bir milyara koltuk takımı alan kimsenin yirmi beş milyon sadaka vermesi lazım..." Yine derdi ki: "Çarşıdan, pazardan bir torba veya bir sepet yiyecek aldınız. Bunu elinizde taşımayın. Bir hamala verin. O da birkaç kuruş kazansın."

    Sahabelerden Mekke'den Medine'ye gelenlere muhacir, muhacirlerle bütün varlıklarını paylaşan Medineli Müslümanlara da ensar denmiştir. Ensar öyle fedakârane gayret etmiştir ki; kısa zaman içinde muhacirlerden fakir bir tek kişi kalmamıştır. Sahip oldukları bütün varlıklarını bölüşmüşlerdir. Böylece, sahabenin çektiği sıkıntılar azalmış, İslam güçlenmiştir.   Zaman                                              

                               Yalnızlık yaşlandırıyor

Yaşlılık bilimi uzmanları, yalnızlığın asosyal olmanın dışında da bireylere bazı olumsuzluklar yüklediğini ortaya koydu. Yalnızlığın yaşlılığı erkene aldığını belirten Dünya Yaşlanma Konseyi Başkanı Kemal Aydın, araştırmalara göre özellikle erkeklerin bu konuda son derece zayıf olduğunu, kadınların ise yalnızlıkla daha barışık yaşayabildiklerini söyledi. Aydın “Amacımız konseyimizin çatısı altında tüm dünya yaşlılarının yaşam kalitesini yükseltmek” dedi. Dünyayla birlikte Türkiye’de de ortalama yaşam süresinin uzadığını ifade Aydın ‘’Bu nedenle, yaşlılarımız için acil eylem planı bir an önce hazırlanmalı. ÇünküTürkiyebu konuda geç bile kaldı” diye konuştu.


AA  24.07.2010 12:22:10

Evlattan annesine dayak

Antalya'nın Alanya ilçesine bağlı Konaklı beldesinde 18 yaşındaki bir genç kendisine para vermeyen annesini fena dövdü.

07 Mart 2007 21:55

Yazı boyutunu büyütmek için            


Antalya'nın Alanya ilçesine bağlı Konaklı beldesinde 18 yaşındaki bir gencin kendisine para vermeyen annesini odunla dövdüğü iddia edildi.

Kale mahallesinde yaşayan Ümmühani Tanrıkulu (40), ilk evliliğinden olan oğlu S.U'nun kendisini dövdüğü iddiasıyla yaralı olarak jandarmaya başvurdu.

Başında darbeler bulunan ve jandarma ekiplerince Konaklı Tıp Merkezine kaldırılan Tanrıkulu'nun başına, 92 dikiş atıldı.

Tedavisinin ardından taburcu edilen Tanrıkulu, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak oğlu S.U. hakkında şikayetçi oldu.

Tankırukulu'nun ifadesinde oğlu S.U'nun evine gelerek para istediğini, parası olmadığını ifade edince sobanın yanında bulunan odunla dövdüğünü söyledi.

Tanrıkulu, başına aldığı darbeler sonucu kanlar içinde yere yığıldığını buna rağmen oğlunun yanında getirdiği birçok boş senede zorla imza attırdığını ileri sürdü.

Savcılık olayla ilgili soruşturma başlatırken, annesini darp ettiği iddia edilen S.U'nun arandığı bildirildi.

http://www.kure.tv/User/VideoWatch.aspx?ID=55965


AA
. Haber 7 com

 

OĞLU ANNESİNE KAN KUSTURUYOR

                                                      23 Temmuz 2010 Cuma 14:35

         Adana'da, yedi yıl önce eşini kaybetti. altı yıl önce de felç olan anne, 19 yaşındaki eroin bağımlısı oğlu için gözyaşı döktü.Seyhan Belediyesi'nde çöpçü olarak yıllarca çalıştıktan sonra emekli olan ve 52 yaşında kalp krizi geçirip hayatını kaybeden Veli Aktaş'ın eşi Elif Aktaş da eşinin ölmesine dayanamayarak 1 yıl sonra felç oldu. Sağ tarafı felç olan ve güçlükle yürüyen acılı anne şimdi oğlunun uyuşturucu bağımlısı olmasından dolayı zor günler geçiriyor..                                                                 ARKADAŞLARI ALIŞTIRMIŞ-TEDAVİ İÇİN YATIRDI 2 BİN TL BORÇ ÇIKTI!

KYNK:http://www.internethaber.com/tek-oglu-annesine-kan-kusturuyor-274744h.htm

**********************************************************************

 http://www.4shared.com/file/182390328/32cbfaf9/Kar_taneleri.html
http://www.4shared.com/file/182391915/d27c3734/_2__Kar_taneleri.html
http://www.4shared.com/file/182395189/8b7906b9/kaynana_gelin__zehir.html
http://www.4shared.com/file/182400284/d04566a6/Ogluma_KizimaMektup.html

 


http://www.nartube.com/355bbebc0443a9c0daabb09570911764e56e8b70:axDGO9zp0rE.html

http://www.dailymotion.com/video/x963xw_ana-baba-hakky2_people

 

http://www.4shared.com/file/181948784/6bcc2321/sper_annem.html

 

http://www.dailymotion.com/video/xa533f_sami-yusuf-ya-ommi_music

http://www.dailymotion.com/video/x6edpt_sami-yusuf-my-ummaheng-sub_music

 

http://www.dailymotion.com/video/x1folx_anne-baba-hakky1

 

http://www.dailymotion.com/video/xbr79g_babasy-oyluna-soruyor-bu-nedir-mutl_people

 

http://www.dailymotion.com/video/xaz8b_minik-dualar-grubu-anne-baba-duasi_music

 

http://www.dailymotion.com/video/x78x5g_anneme-dua_music

 

http://www.4shared.com/file/182390328/32cbfaf9/Kar_taneleri.html
http://www.4shared.com/file/182391915/d27c3734/_2__Kar_taneleri.html
http://www.4shared.com/file/182395189/8b7906b9/kaynana_gelin__zehir.html
http://www.4shared.com/file/182400284/d04566a6/Ogluma_KizimaMektup.html

 

http://www.4shared.com/file/182420155/6a6ac544/_2__tanri_denilir_mi.html http://www.4shared.com/file/182427742/744f25ad/mustafa_orhan_ezan67.html http://www.4shared.com/file/182428937/19997ab9/aNNE_SAM_YUSUF_Anne.html

 

 

 

Bu haber 10347 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

9.SINIFLAR DİN KÜLTÜRÜ NOTLARI

HZ MUHAMMED AS.DEN ÖĞÜTLER 9 SINIFLAR

HZ MUHAMMED AS.DEN ÖĞÜTLER 9 SINIFLAR 9.SINIFLAR HZ MUHAMMED S.A.V DEN ÖĞÜTLER

DİNİN İNSAN İÇİN ÖNEMİ

DİNİN İNSAN İÇİN ÖNEMİ DİN NEDEN İNSAN HAYATINDA ÖNEMLİDİR?

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

ATATÜRK VE DİN

GALERİ

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 49
Haber 867
Yorum 120
Haber Okuma 1151725
Editör 5


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi