BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

HZ.MUHAMMED'(s.a.v.)NİN ÖRNEK AHLAKİ KİŞİLİĞİ

HZ.MUHAMMED'(s.a.v.)NİN ÖRNEK AHLAKİ KİŞİLİĞİ

Tarih 23/Haziran/2011, 21:29 Editör BİLGE BİLGE

PEYGAMBERİMİZİN ÖRNEK DAVRANIŞLARI

 
                                 HZ PEYGAMBER EFENDİMİZ VE BİZ
                                                                              
 
"Avuç içinde kor tutmak ne kadar zorsa ahir zamanda da ıslami yaşamak o kadar zordur
 
                            MUHAMMED MUSTAFA S.A.U
 
 
 
 
 

PEYGAMBER EFENDİMİZ HZ MUHAMMET(S.A.V.)NİN ÖRNEK AHLAK KİŞİLİĞİ

 

         Not: Anlatılmak İstenenler Peygamberimizin örnek alacağımız davranışlarıdır..O'nun hayatı,toplumun her kesiminden,her tabakasından insanların kendi hayatlarına uyarlayacağı -Şöyle bir olayla karşılaştım nasıl davranayım?-diyeceği davranış kodlarıyla doludur....Ordu komutanı olarak,anne baba olarak,hakim-savcı olarak,Devlet başkanı olarak,Annesini babasını,çocuğunu kaybetmiş  biri olarak,zengin olarak,öğretmen olarak,kız babası olarak,yönetici olarak,eş-koca olarak,komşu olarak,insanlığın babası olarak,ticaretci olarak,okul yöneticisi olarak....Şu buhranlı dünya da,ondan bizim ve insanlığın alacağı davranış kodları vardır...Ayrıca Kur an da doğru ve iyi insan olmanın kodlarının Onun hayatını örnek almaktan geçtiği anlatılır....

 

  Tüm zamanın en göze batan kişiliği kimdir?

  Ya en ulu lideri?

HZ. MUHAMMED’İN KİMLİK BELGESİ

   ADI :

   DOĞUM YERİ :

   DOĞUM TARİHİ :

AİLE BİLGİLERİ

   ANNE ADI :

   BABA ADI :

   DEDE ADI :

   AMCA ADI :

   SÜTANNE ADI :

SÜTKARDEŞ ADI :

  En büyük öğretmeni?

  İnsanların iyiliği için en fazlasını yapan kişi?

  Kim yaşanabilecek en kutsal yaşamı yaşadı?

 

http://www.dailymotion.com/video/x9himf_7-turkce-olimpiyaty-yarky-yaryymasy_music

 

"O, Allah'ın birinci ve en büyük kuludur. O'nun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir; fakat sonuca kadar O, ölümsüzdür." (Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri, Atatürk ve Din Eğitimi, A. Gürtaş, s. 26)

 

  http://www.islamivideolar.org/kategori:6_gizlenen-gercekler.html

  

http://www.dailymotion.com/video/xcdraq_mevlid-kandili-programı-murat-gögeb_music

 

http://www.dailymotion.com/video/xcdqe8_mevlid-kandili-programı-ertuğrul-er_music

 

http://www.dailymotion.com/video/xcdx74_6-müjgan-gönül-kadin-ana-mevlit-kan_news

 

 http://www.dailymotion.com/video/xcdxnp_11-m-demirci-m-kemiksiz-can-muhamme_news

 

http://www.dailymotion.com/video/xcdwyn_4-o-geliyor-ahmet-yenilmez-bir-gece_news

 

http://www.dailymotion.com/video/xcdws8_2-mehmet-kemiksiz-bu-gece-mevlit-ka_news

 

http://www.dailymotion.com/video/xcdxel_8-mehmet-kemiksiz-alemlere-rahmet-m_news

Kürtçe MEVLİt:

 http://www.dailymotion.com/video/xcdv9g_mevlid-kandili-programı-grup-tillo_music

 

 

  

"Bütün dünyanın Müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler." (Urduca Yayınlarda Atatürk, A.Ü. Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Yayını, 1979, s. 70-71)

"Büyük bir inkılap yapan Hazreti Muhammed (sav)'e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir." (Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, sayı 100, s.)

S-1a-Kutlu doğum nedir ve ülkemizde ne zaman kutlanır,Önemi nedir?  

        Kutlu doğum peygamberlik sancağının rehberliğinde yolculuğa çıkmanın adıdır. Ona bağlılığın, ümmet olma yolunda “Biz de varız ya Resûlallah” demenin diğer bir adıdır. “Seni amellerimizle unutmuş gibi görünsek de; ümmet olarak kalben, ruhen tekrar hatırlayıp sünnetine ittibâ etmeyi(uymayı) hedefliyoruz” diyerek biat yenilemektir Kutlu Doğum. Onun bir eş, bir baba, bir dede, bir kuzen, bir kul olduğunu hatırlamanın, onu hayatın içinden bir insan, ama rahmet peygamberi olarak tekrar tekrar anlamanın, anlatmanın vesilesidir kutlu doğum. 14 -26 NİSAN HER YIL KUTLU DOĞUM HAFTASI OLARAK KUTLANIR.

***Peygamber Efendimiz (asm) “bugün” karşınızda olsaydı, kendisine neler söylemek isterdiniz?

       'Sen olmasaydın'la başlayan cümleler söyleyemezdim her halde. Çünkü o olmasaydı bizim hiçbir şey olmayacağımız gerçeğin ta kendisidir. Efendimize (asm) şunları söylerdim sanırım: “Sen varsın, hep aramızdasın,Sen yaşayan Kur’ân’sın, sünnetinle varsın, ama biz bu gerçeği idrak edemedik ya Resûlallah. Sen bizi sıkı sıkı uyardığın halde, imanımızla, ibadetlerimizle her şeyimizle dünyevîleştik. Seni sevdik, ama ‘sevginiz yok’ dedirtecek kadar eksiklerimizle. Senin ümmetin olduğumuzu hep haykırdık, ama bunu ispat edecek amellerimiz olmaksızın. Senin sünnetine tâbi olduğumuzu söyledik, senin yasakladığın hayat biçimini sünnet edinerek. Ne olur affet bizi! Ey resuller resulü bize himmet et, ashabına lutfettiğin gibi. Bir gencin kalbine elini koyup “Allah’ım bu genci günahlardan, haramlardan koru” diyerek dua etmen gibi, bizim için de dua et. Bu ümmetin de kalbine ellerinle dokun. Bir anlık sohbetinle şereflenip, her şeyini sana adayan sahabelerin gibi, bu ümmetini de bir anlık olsun himmetinle irşad buyur. Ancak o zaman hayatın gerçeğini idrak eder malımızla, canımızla, Allah’a kul, sana lâyık bir ümmet olma yolunda bir adım atarız…

"İnsanları Allah'a davet eden, salih amel işleyen ve: "Ben müslümanlardanım" (=ben kayıtsız şartsız Allah'a teslim oldum) diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?"(Fusssilet suresi 33)

        * "Denilse ki Muhammed As nin birliğini destekiyor musun?Onlardan mısın?“Derim ki:Bununla iftihar ederek!O peygamberin En küçük ferdiyim. Ve o birlikten olmayan/O na inanmayan dinsizlerden başka kimdir? Bana gösteriniz." (DHÖ, s. 19)

* "Ben bu Muhammed as nin grubundanım.. Ve bu birliğin göstergelerine yapışmak isyetenlerdenizm.Bu düşüncelerimle de Ayrılık değil,Toplumu,insanlığı bir araya getiren ve herkesin kabul ettiği ortak değerler etrafında birleştirmek istiyorum." (Age, s. 29)                                                                                                                                                                                                    

     S-1b-Kur’an-ı Kerim de Peygamber Efendimizin önemi?

      “Onlara elçileri açık deliller getirirlerdi. Fakat onlar, “Bir insan mı bize yol gösterecek?” deyip inkâr ettiler ve yüz çevirdiler.” (64. Teğâbun suresi, 6)

         De ki: “Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine), yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.” (17. İsra suresi, 90-95)..?

          “De ki: Siz gerçekten Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır.” (3.Al-i İmran suresi, 31)

          "O halde (Resûlüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin." (Gaşiye21.)

       Yemin olsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir. (Tevbe 128.) 

. (Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. (Enbiya 107)

                                                                                                                                                                                                                            

.S-2-Cahiliye döneminde Araplar,“EL EMİN”dedikleri Peygamberimize,peygamberliğinden sonra neden karşı çıkmışlardır?

     Efendim, Vahiy; sadece iyi insan inşa etmeyi hedeflemez. Vahiy "aktif iyi"yi inşa eder. "Aktif iyi" ile "pasif iyi" arasındaki fark şudur: Pasif iyi, iyiliği taşımayan, iyiliği yaymayan, iyi etmeyendir. İyiliğin öznesi değil, nesnesidir. Allah Resulüne vahiy gelmezden evvel de iyi bir kimseydi o, Kur'an'ın şahitliğiyle muhteşem bir ahlak üzereydi.                                                                                                                                 .            Peki, vahiy gelmeden önce onu baş üstünde taşıyanlar, vahiy geldikten sonra neden onu ayakaltına almak istedi? Neden onu "el-emin" diye çağıranlar, vahiyden sonra varlığına düşman oldular? Ne değişmişti? Onların iyiye itirazı yoktu, itirazları "aktif iyi"yeydi. Daha ilk inen üçüncü suresinde, "ey yatan iyi, kalk ve uyar" dedi Kuran. Yani hem sen kalk, hem de iyiliği kaldır... Zımnen: “Ey pasif iyi, aktif iyi ol dedi” Kur'an...

 

ÖRÜMCEK RESULALLAH(SAV)'E BAKAN GÖZLERDEYDİ

   S-3-Kur’an-ı Kerim de Bu kadar övülen peygamberimize olan saygımızı nasıl ifade etmeliyiz?

 

 1-“Allah ve O'nun melekleri Peygambere hep salâvat getirirler.Ey mü'minler, siz de O'na salâvat (ve dua) ediniz ve samimiyetle selam veriniz." (el-Ahzab, 33/56). Bu   âyeti   kerime göre ,Peygamberimize salâvat ve selamla­rımızla saygımızı sunmak farzdır.Bu Her Müs­lüman  için yerine getirilmesi   gerekli  bir   görevdir.

     2-“Kim bana selatu selam ederse Allah O nun bir kısım günahını siler onun kadar sevap yazar.”buyurmuştur.                                                                                                           

Salavat getirenin sevabını almasına sebep olurken Peygamberin şanını arttırması, O'nun işlerini bereketli kılması, is mini yüceltmesi, O'na ahiret müka­fatlarını vermesi ve getirilen salâ­tı kabul etmesi anlamına gelir.

      -“Allah benim için iki melek vazi­felendirdi. Bir müminin yanında anıldığımda bana salavat getirirse bu iki melek (ona), 'Allah seni bağış­lasın* diye dua ederler. Allah'ın (diğer) melekleri bu iki meleğin duasını pekiştirerek "amîn" derler, Allah bu duayı kabul eder"

       Her Müslüman’ın salavat getirmesi ihmal edilmez bir görevi, unutulmaz bir vefa borcudur. salavatın terki ise şefaatten mahrumiyete sebeptir.                                      .İyilik gördüğü kimselere iyilik etme minnettarlığı duyan, hatta bir kahvenin kırk yıl hatırını sayan insanlar, ebedi hayatını kurtarmaya vesile olan Resulüllah’a da (s.a.v) elbette minnettarlık duyacak, adını duyunca büyük bir hürmet ve sevgiyle salavat getirecek, böylece gösterdiği bu bağlılıkla da şefaatine nail olacaktır.
             Efendimizin (sas) Cennet’teki makamının yükselmesine sebep olan salavatı okuyan insana melekler, “
Allah da senin makamını yükseltsin!” diye dua etmekte, öteki melekler de bu duaya amin demekteler.

       ****  Her müslümanın en azından Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed” ile “Sallallahü aleyhi vesellem”-“Aleyhisselam” salavatlarınıdemesi gerekir.

         Diğer Peygamberlere Aleyhisselam(Allah ın selamı diğer peygamberlerin üzerine olsun) ile salavat getirlir.Sahabilere Radıyallahü anhü(Allah Onlardan razı olsun) denir.Allah ın adı anılınca Celle Celalühü denir.

 

Salavat getirmenin fayda ve sevaplarını  Şu şekilde sıralayabiliriz:

       1- Hataları örter, günahların bağışlanmasına vesile olur. 

          2- Amelleri arındırır. 

        3- Makam ve dereceleri yükseltir.

       4- Söyleyen kimse için istiğfardır(Allah tan Bağışlanma dilemektir).

       5-Salavat getirene,Uhud dağı kadar veya ölçülerin en büyüğüyle sevap verilir..

6- Efendimizin şefaatini ve şahitliğini ve Allah’ın rıza ve rahmetini kazanmaya sebep olur.

7- Sırat Köprüsünden geçmede ce Mahşer günü Kevser havzundan  içmemize yardımcı olur.

       8- Eli dar olanlar için sadaka yerine geçer.

       9-Toplantıları süsler,Sevap kazanmalarına vesile olur

      10-Söyleyenin,Allah katında İtibarı artar.

       11- Allah ve Allah Resulüne yakınlaşmayı sağlar.

12- Kalpleri nifak(Münafıklık özelliğinden) ve kirden arındır. 

       13-Peygamberimize sevgi ve Muhabbeti arttırır.

       14- Sahibi hakkında gıybet edilmesini önler.        

         15- Allah Resulünün rüyada görülmesine vesile olur.

 

                   “Zaman o gül gibi gül görmemiş zaman olalı  

                   Gülün güzelliği dillerde dâstân olalı             Y.Kemal

 

 

 

S-4-PEYGAMBERİMİZİN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ/MÜSLÜMANLARIN ÖRNEK ALMASI GEREKEN ÖZELLİKLERİ

   

      ***BİR MÜSLÜMANDA BULUNMASI GEREKEN ÖZELLİKLER NELERDİR?HER MADDEYE BİRER ÖRNEK VERİNİZ?Not:Lutfen Peygamberimiz,Ahlaklıyıydı,imanlıydı…Gibi muğlak ifadeler kullanmayınız!Peygamberi,Gelene geçene Sırıtan,kişiliksiz..Vs Bir insan olarak anlamayınız…

 

     ***   "O'nun şahsiyeti, insan hayatını her yönüyle ve her sahada aydınlatır. Davranışları insanlar için mükemmel bir örnektir. O, hayatı boyunca, her insan gibi insani duygularla, arzularla, acılarıyla, zorluklarıyla pek çok durumla karşılaşmıştır. Fakat O'nun ahlakı hep kusursuzdu. O,tam bir fazilet ve adalet sahibi, insani hata ve zaaflardan/kusurlardan uzak bir insandı.

        *** O'nun hayatının hangi meslek ve işte olursa olsun, kadın-erkek her çağdaki insanın, kişisel hayatlarında olduğu gibi toplumsal hayatlarında da mutluluk ve selamete(Huzura-barışa-güzel yaşama-ruhsal dalgalanmalardan-içsel depremlerden kurtulmak) ulaşabilmek için uyması gerekli mükemmel bir örnek olduğu görülecektir."                                                                                                                                                            

 

            1-O’nun İslam da ki yeri ve önemi:Peygamberimizin yaşayış özellikleri müslümanlar için çok önemli yaşam ve davranış kodlarını taşımaktadır.Çünkü Onun Ahlakı, Allah ın gözetiminde oluştuuğu için ve bunun sonucunda oluşan şahsiyeti,Müslüman bir insanın, örnek alması gereken “en güzel örnektir.Rol modeldir.”.Çünkü,Kur’an ı Kerimde Peygamberimizin ahlakı övülmüştür.Müslümanlar için peygamberimizin yaşayış şeklinde(davranışlarında) en güzel örnekler vardırbuyrulmuştur.(Ahzap suresi 21)

          2a-Müjdeci oluşu:Peygamberimiz ,”Yüce Allah’ın,namaz kılınan eve  hayır,rahmet ve bereket vereceği” sözünü müjdelemiştir.”Müjdeleyiniz,sevdiriniz,nefret ettirmeyiniz”demiştir.

      2b-Halktan birisi oluşu:

Şayet israfçı azınlığa özeniyor, onların israf dolu haram helal ayırmayan hayatını örnek alıyorsanız ömür boyu şikâyetçi olursunuz hayatınızdan. Çünkü israfçı azınlığın üst sınırı yoktur. Hangi israflı hayata ulaşsanız, onun da ötesinde bir başka israflı hayatı göreceksiniz. Böylece başkalarının israflı hayatına imrene imrene tüketeceksiniz ömrünüzü.. Kaldı ki, israfçıların tekerlemesi:
        "Ver Allah'ım ver, kulun haram helal demez yer!" şeklinde gelişir.Siz böyle diyemezsiniz de. Siz ancak:"Ver Allah'ım ver, kulun sadece helal yer!" diyebilirsiniz.. Efendimizin ifadesiyle:Size sevadı azama tabi olmak yakışır. Halk çoğunluğunun yaşadığı iktisatlı, israfsız hayat..Bir gün mescidin avlusunda bir sepet turfanda hurma ikram edilir: Buyur ya Resulallah taze hurma! derler. 'Komşularımız da şu anda böyle taze hurma yemeye başlardılar mı?' diye sorar.Hayır, derler, çok az kimse turfanda hurma yiyebilmektedir. Büyük çoğunluk henüz turfanda hurmaya sahip değildir. Bahçemizdeki turfanda hurmayı tadasınız diye önce getirdik. O sırada yolda oynayan çocukları işaret ederek buyurur ki: Götürün bu çoğunluğun yemediği turfanda hurmayı şu çocuklar yesin. Ben der, çoğunluğun yemediğini yemem, giymediğini de giymem, onların üstünde yaşayan biri olmak da istemem. Ne zaman konu komşu herkes turfanda hurma yemeye başlar, işte o zaman benim de komşularımızla birlikte taze hurmadan yemeye gönlüm razı olur. 'Sevad-ı azama uymak gerekir' diyerek mütevazı yaşayan çoğunluğa uymayı tercih eder.
      Bütün bu bilgilerden sonra baştaki sorumuzu bir daha sorabilir miyiz?
Özellikle bayramlarda hayatınızı kime göre düzenliyorsunuz? İsrafçı azınlığa göre mi, iktisatçı çoğunluğa göre mi?. Aile olarak kararı siz verecek, tercihi siz yapacaksınız. Bizden sadece düşündürmesi..     

           3-Affediciliği: İnsanlara ,sevgi ve merhametle,şefkatle davranmayı severdi.Taif denilen yere ,İnsanları doğrulara çağırmak(Kızlarınızı canlı canlı toprağa gömmeyin-tefecilik yapmayınız-kardeşler olunuz)için gittiğinde ayak takımı tarafından taşlanmış eli yüzü kan içinde kalmıştı.Allah Cebrail a.s. yi gönderip Allah ın sana selamı var ,İstersen bunları yok edeyim “dediğinde O,bu teklife kenara çekilerek “Allah ım benim onları neye çağırdığımı bilmiyorlar,Onların  neslinden sana inanan insanlar türet”diye dua etmiştir.

           Amcası Hz Hamza yı öldüren Vahşi adlı kölenin Müslüman olmak istediğini ve kendisini affedebileceğini sorması üzerine”O nu affetmesi,O nun ne yüce Ahlaka ve Ahlakının kaynağının yüceliğine işaret eder..

            Hz. Peygamber hiçbir zaman kişisel düşmanlık gütmemiş, aksine defalarca kendisini öldürmeye kalkışanları bile affetmiştir.Muzaffer olarak ordusunun başında Mekke'ye girdiğinde, şurada burada öldürülmeyi bekleyenler onun af çağrısıyla sarsılmışlar, bu muhteşem davranış/ahlak karşısında İslam dinini benimsemişlerdir.

            Müslümanların şefkatli,hoşgörülü olmalarını emrederdi.Kendisine yapılmadık işkence bırakmayanları ,Evinden şehrinden sürgün edenleri,öldürmeye gelenleri dahi affetmişti(Hind,,Ebu süfyan gibi..)                     

 Mevzu, Uhud Savaşı. Bedir'in intikamını almak içinyaklaşık 500 kilometrelik yolu kat eden gözü dönmüş kâfirler, Medine'ye 6kilometrelik mesafede bulunan Uhud Dağı önlerinde Müslümanlarla savaşıyor. Çetinbir mücadele oluyor. Savaşta 70'e yakın Müslüman şehit olurken, Efendimiz deyaralanıyor. Dişlerinden birisi, yanağına isabet eden bir ok vesilesi ilekırılıyor. Üstü başı kan revan içinde kalıyor ve etrafındaki beş-on insanlaUhud'un eteklerinden, Uhud'un içine doğru yol alıyor. Sözü burada Hocaefendi'yebırakalım: "... canım çıksın, mübarek kanları yere akıyor; eliyle kanlarınısiliyor; bu çirkin, bu şe'ni tecavüz Gayretullah'a dokunur da Allah ümmetimikahreder diye ellerini Yüceler Yücesi'ne kaldırıyor ve Cibril enfas havasıyla:Allah'ım! Başımı yaran, dişimi kıran, kanımı akıtan kavmimi hidayet eyle; çünküonlar beni bilmiyorlar. Bilselerdi yapmazlardı!"

 Hemen her Müslüman'ın bildiği bu ciğersuz hadiseye Hocaefendi'nin getirdiği yoruma dikkatlerinizi çekerim. Niye dua ediyor Efendiler Efendisi? Gayretullah'a dokunmasın diye.Hafifçe kaldırdığı ses tonu ile şiirin kafiyesini koydu:"Allah imhal eder ama ihmal etmez ve bir de yakaladı mı iflahetmez."İşte Allah'ın cezalandırmak için yakalaması,perçeminden tutması, yeter artık, dur demesi ibrenin Gayretullah'a dokunduğunun göstergesidir. Asırlık zulümlerin, baskıların, hiçe saymaların, yokfarz etmelerin cezasını toptan verir ve öyle bir sille akşeder ki nereden geldiğini kimse anlayamaz.

          4-“Cömertliği Yanına gelenlere mutlaka bir şeyler tattırırdı.”Size misafir geldiğinde bir şeyler ikram edin”-“Elinizden geldiğince/Gücünüz yettiği oranda İnsanlara bir şeyler ikram edin”derdi.

 

-“İnsan ihsanın(iyiliğin)kölesidir”buyumuştur.

     5-Yanlışlara karşı tutumu:.Kimseyi incitmez,kusurları isim vermeden eleştirirdi. Kusurları yüze vurmazdı.Bir kişi hakkında aksi bilinmedikçe hep iyi şeyler düşünürdü.”Bugün bu kural anayasamızaBeraeti zimmet asıldır”(Suçu ispatlanıncaya kadar herkes suçsuzdur)şeklinde yansımıştır. “Kötülüğü gördüğü halde söylemeyen günahında(suçunda)ortaktır”demiştir. “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır”

            6-Eğitimde aşama aşama ilerlemeyi tavsiyesi:“Karşısına çıkan 2 problemden kolay olanını tercih ederdi.”Önce akrabalarını İslama çağırmıştır…

         7-Peygamber Efendimizde Çocuk sevgisi:

Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim!
Sevgimizde Muhammed sevilsin

Oyle sevelimki birbirimizi
...Hz. Hatice göklerden bize seslensin
Ve desin ki

"Bak ya Muhammed bak su evli sevgili çiftlere onlar bizde... bizde onlardayiz.

Bak Askimiz birkez daha yasaniyor yer yüzünde..
Allah Askimizi öyLe cok seviyorki binlerce insana yasatiyor...

 

-----------------------------------------------------------------

O,ÇOCUKLARIN DA BİRİCİK PEYGAMBERİYDİ:Yetim ve öksüz çocuklara karşı özel bir sevgi ve şefkat beslediği, “O, bir gün çocuklarını ve torunlarını severken ,bunu gören birisinin O’nu yadırgaması üzerine?Ey Peygamber “Siz çocukları öper ve severmisiniz!!Benim 10 çocuğum var birisini öpmedim”demesi üzerine  Peygamberimiz:”Allah senin kalbinden merhameti aldıysa(Sen bu yolu seçtiysen)ben ne yapayım!Merhamet etmeyene merhamet olunmaz”(Yani O çocuklarda ileride sana merhamet etmez) buyurmuştur…Peygamberin içinde yaşadığı toplum,Kız çocuğu sahibi olmayı ayıp sayan,utanılası bir durum olarak gören,kız çocuklarını diri diri toprağa gömen, bir toplum idi…

          “O  nun camiye kucağında torunu ile geldiği, namaz kılarken çocuğun sırtına binmesi üzerine, secdeyi uzatarak çocuğu hoşnut etmeyi tercih ettiği biliniyor. O çocuklarla şakalaşır, onlara zevkli dakikalar geçirtirdi.. Hz. Muhammed(a) yolculuktan döndüğünde bir alay çocuk onu karşılamaya çıkardı.

      -  ÇOCUKLARA HAKLAR:Çocukların ve kadınların savaşta öldürülmesini, savaşa gönderilmelerinin yanısıra emeklerinin sömürülmesini yasakladı. Hz. Peygamber kız çocuklarına karşı olumsuz tutumları değiştirdi, kız çocuk sahibi olmanın utanç değil bereket kaynağı olduğunu belirtti.

 

             Cahiliye döneminden bir anektot:Bir gün bir adam:"Ey Allah'ın elçisi! Biz câhiliye döneminde putlara tapan ve çocukları öldüren bir millet idik.. Konuşacak çağa gelmişti; kendisini çağırdığımda sesini duyunca sevinirdim. Bir gün onu yanıma çağırdım ve ardımsıra götürdüm. Sonunda bir kuyunun başına geldik. Kızımın hiçbir şeyden haberi yoktu. Elinden tuttum ve kuyuya attım. Ondan duyduğum son söz 'Babacığım, babacığım!' diye kuyuda yankılanan çığlıktı" demesi üzerine Hz. Peygamber'in sakalları ıslanıncaya kadar ağladığı nakledilir. Bir defa daha anlatılması istenilen bu olay sonunda peygamber gene ağlamıştır…İşte İslamın ve dinin amacı budur:Yani Dünyanın her yerinde ezilen,haksızlığa uğrayanları kurtarmak,onları da Allah ın Nimetlerinden eşit yararlandırmak ve insanca yaşamalarına katkıda bulunmaktır…Osman Gazi nin Oğluna dediği gibi:”Oğul bizim kavgamız kuru bir kavga değildir;Dünya da Allah ın adaletini ve aydınlığını insanlara ulaştırmaktır”

           Muhammed(a.s) çocuk haklarını düzenleyerek haklarını güvenceye aldı. Anne ve babaların çocuklarına eşit davranmalarını emrederek pedagojinin temelini attı. Çocukların eşit muamele görmelerinin onlar bir hak olduğunu bildirdi. Bir sahabi O'nun bu özelliğinden bahsederken "Çocuklara daha müşfik/şefkatli davranan kimse görmedim" diyordu.  (Bu konuda Yusuf Peygamber ile kardeşlerinin psikolojik yapıları ve sonuçlarının anlatıldığı Kur an kıssasının okunması yerinde olacaktır. 

        "Çocuklarla çocuklaşabilen", bunu başarabilen ve diğer insanlara da tavsiye eden müstesna bir şahsiyettir. İşte bu özellikleriyle o, her yönüyle incelenmesi gereken güzelliklerle dolu hayatında, çocuklar için müstesna bir yer ayırmış bir baba, bir dede ve çağındaki tüm çocukların sevgisini kazanmış bir çocuk eğitimcisidir.

        Peygamberin şehir dışından dönüşünde,Onları karşılamaya gelenler içinde kızlı-erkekli, en güzel elbiselerini giyinmiş, ellerindeki tefleri(Çalgı aleti) büyük bir coşkuyla çalarak, bir mutluluk şarkısı olan    "Taleal Bedru Aleyna"yı okuyan Medineli çocuklar da vardı. İşte tam bu sırada, Hz. Peygamber, çocuklara değer verdiğini, onları önemsediğini en açık bir biçimde ortaya koymak ve bunu insanlara da bildirmek için, yanlarına kadar gelerek şöyle sordu:      "Beni seviyor musunuz?" Çocuklar hep bir ağızdan: -"Evet çok seviyoruz Ya Rasûlellah!.." cevabını verdiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber de onlara,"Yemin ederim ki ben de sizi seviyorum" müjdesini verdi.

          Artık çocuklar mutluydu; çünkü onlara değer veren, onları önemseyen ve seven; sevilmelerini ve görüp-gözetilmelerini isteyen bir "peygamberleri" vardı. Hz. Peygamber bir hadisinde, "Eğer süt emen çocuklar, beli bükük yaşlılar, otlayan hayvanlar olmasaydı, üzerinize azab sel gibi inerdi." (Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, X, 227),

        Kız çocuklarına verilen değer Hz. Peygamber, Kur'ân-ı Kerim'deki âyetler doğrultusunda, gönderildiği toplumda cari olan kız-erkek ayırımını kesinlikle yasaklayarak, bu konuda insanlar arasında oluşmuş "erkek çocuğu üstün tutma" geleneğini ortadan kaldırmaya gayret etmişti. Kısa sürede, cahiliye düşüncesinin devamı olarak gelen "kız çocuğu küçük görme" ya da "onları kumlara gömme" davranışı, artık yerini, kız olsun erkek olsun, evladı, "Allah'ın bir bağışı ve armağanı olarak görme" (Hakim, el-Müstedrek, II, 284) anlayışına terk etmişti.

           Hz. Peygamber şöyle buyuruyordu: "Kimin üç (veya iki veya bir) kızı (veya kızkardeşi) olur da onlara iyi muamelede bulunur, oğlan çocuklarını bunlara tercih etmez ve eğitimlerini en güzel şekilde yerine getirirse, Allah onları kendisi için cehenneme karşı bir perde kılar ve onu cennetine koyar. " (İbn Mace, "Edeb" 3; Tirmizî, "Birr" 13; Ebû Davud, "Edeb" 130).

        Hz. Âişe anlatıyor: "Yanıma bir kadın geldi. Beraberinde iki kız çocuğu vardı. Bir şeyler istedi. Ne var ki, yanımda bir tane hurmadan başka da bir şey yoktu. Onu kendisine verdim. Kadın da ikiye bölerek kızlarına paylaştırdı, kendisine ise bir şey kalmadı. Çıkıp gittiler. Daha sonra Rasûlullah içeri girdi. Durumu ona anlatınca şöyle buyurdu: 'Kim bu şekilde kızlarıyla sınanır da onlara iyi davranırsa, o kızlar, onun için ateşe karşı perde olur”dedi                                              

    Hz. Peygamber, bir başka hadisinde, "Ailesini, çocuklarını korumak zorunda kalan ve bu sebeple öldürülen insanların şehit olduğunu" (Buharî, "Mezalim" 32; Müslim, "İman" 226; Tirmizî, "Diyat", 22; Ebû Davud, "Sünnet" 29; İbn Mace, "Hudud" 21; Nesaî, "Tahrim" 22–24). sar." (Buharî, "Zekat" 10).

        Çocuklara karşı gösterilen sevgi ve ilgi: Çocuklara karşı gösterilen sevgi için çocuk psikolojisi uzmanları "büyüme vitamini" nitelemesinde bulunmaktadırlar. çocuğun sosyalleşmesi açısından da, gördüğü ya da göremediği sevginin büyük bir rolü vardır.                                                                                                                                                .      Kucaklamak: İnsanların birbirinden etkileşimi konusunda son zamanlarda yapılan araştırmalar, fiziksel temasın, son derece etkileyici olduğunu ortaya koymuştur. Hz. Enes anlatıyor: "Ailesine karşı Hz. Peygamber'den daha şefkatli hiç kimseyi görmedim. Oğlu İbrahim'in, Medine'nin kenar mahallelerinden birinde oturan bir sütannesi vardı. Bu sütannenin kocası demircilik yapmaktaydı. Her gün çocuğu görmek için oraya giden Hz. Peygamber, varınca duman dolu eve girer, çocuğunu kucaklayarak bağrına basar, koklar ve öperdi." (Buharî, "Edeb" 18; Müslim, "Fedail" 63).

     Birçok sahabenin rivayetine konu olduğu üzere, Hz. Peygamber, torunları Hasan ve Hüseyin'i, bazen yanlarına bizzat giderek, bazen de yanına çağırtarak kucaklar ve bağrına basarak öperdi.(Buharî, "Fedailu's-Sahabe" 22; Tirmizî, "Birr" 11; İbn Mace, "Edeb" 3).

           Peygamberimizin bir arkadaşı Haris anlatıyor: "Babam beni, Abbas da oğlu Fadl'ı, Hz. Peygamber'in yanına gönderdi. Huzuruna girdiğimiz zaman bizi sağına ve soluna oturttu ve sonra öylesine sıkıca kucakladı ki, ondan daha kuvvetlisini görmemiştik." (İbn Hacer, el-Metalibu'l-Âliyye, II, 441).

         Çocuklar için dua:, Hz. Peygamber'in, "Mal ve evladının çok, ömrünün uzun ve kendisine verilenlerin hayırlı ve mübarek olması için Allah'a dua ettiği." (Buharî, "Deavat" 47; Müslim, "Fedailu's-Sahabe", 141–144)  Hz. Enes, yüz yılı aşkın bir süre yaşamış ve bu duanın bereketiyle pek çok nimete mazhar olmuştur. Babanın evladı için duasının, kabul edilen dualardan olduğunu ifade ederek bunu etrafına da tavsiye buyuran Hz. Peygamber, Hz. Âişe'nin (ra) belirttiği üzere, kendisine getirilen çocuklara çeşitli vesilelerle hayır dualarda bulunmuştur. Şimdi bunun örneklerini sunmak istiyoruz.

    Üsame b. Zeyd anlatıyor: "Hz. Peygamber bir dizine beni, bir dizine de torunu Hasan'ı oturtur ve ikimizi birden bağrına basarak 'Ey Rabbim! Bunlara rahmetinle muamele eyle. Çünkü ben de bunlara karşı merhametliyim' derdi."(Buharî, "Edep" 21).

       Şakalaşmak: Hayal dünyası çok zengin olan çocuklar için şakalaşmanın oldukça önem arz ettiği bilinmektedir. Konuyla ilgili rivayetlerde, onun, gerek kendi torunları Hasan ve Hüseyin'e gerekse diğer çocuklara, ölçülü ve anlamlı, aynı zamanda hikmetli ve ibretli şakalar yaptığı müşahede edilmektedir.

.       Mahmud b. Rebi' isimli sahabe, “Kendisi beş yaşlarında iken Hz. Peygamber'in, bir kovadan su alarak yüzüne serptiğini ve bunu diğer çocuklara da yaptığını anlatmaktadır. (Buharî, "İlim" 18).

.       Omzuna Bindirmek: Fiziksel temas cümlesinden sayılan omuza almak, sırtına bindirmek davranışına da Hz. Peygamber'de sık sık rastlamaktayız. Özellikle kızı Hz.Fatma'yı her ziyaret edişinde kendisini karşılamaya gelen Hasan ve Hüseyin'i derhal omzuna alarak sevmeye başlardı (Alâuddin Ali el-Müttakî, Kenzu'l-Ummâl, XVI, 274.) Bir defasında da kız torunu Ümame sırtında olduğu halde namaz kıldırmıştı.

       Kızı Fatıma yanına geldiğinde ayağa kalkarak karşılardı ve yer gösterirdi. “ Konumuzu ilgilendiren bir başka olay ise şöyledir: Bir sabah namazında birinci rekatte altmış âyet okuduğu halde, ikinci rekatte bir çocuk ağlaması işiterek en kısa sûrelerden biriyle namazı tamamlayan Hz. Peygamber'e bunun sebebi sorulunca şu anlamlı açıklamada bulunmuştur: "Bir çocuk ağlaması duydum ve annesine eziyet vermeyeyim diye hemen namazı kısa tuttum." (Nesaî, Kıble 35).

       Çocukların hamisi:“Sokakta babası ve annesi öldüğü için ağlayan bir çocuğu gördüğünde:”İstemezmisin Aişe Annen,Muhammed baban olsun”diyerek bakımını üstlenmiştir.

           ***O,adeta çocuk gelişimcisiydi!!!

                 Sadece cebinde 10 Dirhemi vardı,4 dirhemiyle girdiği dükkandan bir gömlek almıştı,çıkışta bu gömleğe çok ihtiyacı olduğunu söyleyene vermişti.Tekrar aynı dükkandan bir tane daha almış ve 2 dirhemi kalmıştı.Yolda giderken,ağlayan bir kız çocuğu görmüştü.-Kızım neden ağlıyorsun?sorusuna ,Efendim ben bir köleyim,efendimin bana verdiği 2 dirhem un parasını kaybettim ,dedi…Peygamber kalan iki dirhemi de Kızın eline verdi ancak küçük kız hala ağlıyor ve evine gitmiyordu!Kızım hadi kaybettiğin paranı aldın ,git unu al ve evine git demişti…Kız,efendim ben geç kaldım,şimdi gidersem efendim bana kızar,dedi…Rahmet peygamberine küçük kızı evine teslim etmek düşmüştü…Kapı çalındı,-selam verildi,girebilir miyiz?soruları tekrarlandı…ancak Allah resulü kapıya gelmesine rağmen ve üç kere kapı çalınmasına rağmen kapı açılmıyordu.En sonunda kapı açıldı…Tüm aile kapıdaydı…Neden bu kadar bekletildiğini Peygamberimiz sorduğunda,Efendim sizin selamınızın evimize daha çok verilmesini istedik de ondan geç açtık,denildi…Küçük kızın korktuğu ve geç kaldığı için O nu peygamber getirdi açıklamsından sonra,Ev sahibi,Efendimizi kapımıza getiren ve evimize selam verdiren bu kızı biz azad ettik,dedi.Bunun Üzerine efendimiz ,Ne bereketli 10 dirhem miş,Allah ım sana şükürler olsun,dedi…

            8 –Yemek adabı -Peygamberimiz toplulukla yemek yemeyi sever;yemekten önce ve sonra ellerini yıkardı.Yemeğe “Bismillahirrahmanirrahim” ile başlar,sağ eli ile yer,tabağının önünden yerdi. Yemeğin sonunda “Elhamdülillah:Allah ım verdiğin nimetlerin için sana teşekkür ederim”derdi.

 

            9-Giyimin de peygamber: Temizliğe ve sadeliğe önem verir, pejmürdelikten (dağınık/düzensiz/rast gele giyinmekten-uyumsuz)hoşlanmazdı. “Müslümanlar toplumda giyim ve kuşamlarıyla “Bir güzelin yüzündeki güzelliğine,güzellik katan bir ben gibi olmalıdırlar”derdi.                                

Bir defasında Seferden döndüklerinde şehre gece gelinmişti;”İnsanların evlere gitme isteğine,durun üstünüzü başınızı düzeltin,saçlarınızı tarayın sonra evlerinize gidin” demiştir. 

                “Öyle giyinin ki toplumda siyah üzerinde beyaz gibi olunuz!”buyurmuştur..."Sen bir ayakkabı(Giyilecek şeyler)aldığında iyisini al" -"Allah kuluna verdiklerini üzerinde görmeyi sever"buyurmuştur...

          

           10-Halkının dertlerini kendisine dert edinen şefkatli baba yönetici idi:    .   Fakirlerin,kimsesizlerin,yetimlerin,hastaların,gariplerin,çocukların,ilgiye sevgiye muhtaç olduklarını bilir,insanlara merhametle davranırdı.İnsanlara makamlarına göre değer vermezdi,”İnsanların akıl ve anlayış seviyelerine göre onlarla konuşun “derdi.

          11-Aile hayatı:Aile hayatı son derece düzenli olup,eşine saygı gösterir,Onun haklarına dikkat ederdi.Gece ibadet etmek(Teheccüd namazı) için kalktığında ,eşinden izin alma inceliğini gösterirdi.Aile bireyleriyle şakalaşmayı sever,aile içinde zaman zaman oluşan tatsızlıkları anlayışla karşılar,ikazlarını incitmeden,kırmadan ,medenice yapardı.Bir defasında camide oyun(Tiyatro)yapanları görünce,eşinin başını omzuna koydurmuş ve O bıkıncaya kadar izlemesini beklemiştir.”

           “Eşler sevgi ve muhabbetle birbirlerinin ellerini kenetlerlerse,günahları parmaklarının arasından dökülür giderHz. Aişe, Peygamberimizle (s.a.v) yeni evlenmişti.Eşinin kendisini sevip sevmedigini merak etmekteydi ya da kendisini ne kadar ve nasıl sevdiğini. Hz. Aişe bu düşüncesini Peygamber Efendimizle konuşmadan edemedi. “Ey Allah’ın Resulü, beni seviyor musun?” “Evet, Ya Aişe tabi seviyorum!” Aişe dahasını da merak ediyordu, acaba nasıl seviyordu? Hemen sordu: “Beni nasıl seviyorsun?” Peygamberimiz sevgi şeklini tanımladı eşine; “Kördüğüm gibi.” bu cevap Hz. Aişe’yi cok sevindirdi, çünkü kördüğüm açılamazdı. Açılmayan, bitmeyen sırlı bir sevgi demekti. Alacağı cevap onu çok mutlu ettigi için Hz. Aişe sık sık sorardı: “Ey Allah’in Resulü, kördüğüm ne alemde?” Peygamberimiz, Hz. Aişe’yi memnun eden cevabı verirdi her defasında: “ilk günkü gibi…”  

                                                                                                                                                                                12-Mütevaziliği:Kibirlenmekten(Büyüklenmekten-insanları küçümsemekten) nefret eder,kibirle imanın aynı gönülde olmayacağını söylerdi.Düşmanlarının karşısında ezilip büzülmezdi.

          Karşısında titreyen birisine”Arkadaşım korkma!Ben Kral değilim!Mekke de kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum”diyerek mütevaziliğin zirvesini ve en güzel örneğini ortaya koymuştur.

            Peygamber Efendimiz'in beni en çok etkileyen yanı mütevazılığıdır. Kendi hayatında sade bir yaşamı olması. İnsanlarda haset uyandırmayacak, insanlara üstünlük görüntüsü verecek şeylerden uzak bir hayat yaşaması ve önermesi. Mesela giyiminde buna çok dikkat etmesi, giyimiyle oldukça sade olması.

       13-Paylaşımcılığı-İyi ve kötü gün dostu oluşu::Hastaları,kimsesizleri,dostlarını,komşularını ziyaret eder;Onların acı ve tatlı günlerini paylaşırdı.”Hastaları ziyaret ediniz ve dua isteyiniz Çünkü Hastaların duası makbuldür.” ,”Müslümanın ayağına diken batsa günahlarına kefaret olur”derdi.”Hastalıkların ve afetlerin menfi ibadet olduğunu söylemiştir.”

            14-Ayrım yapmaksızın insanlara değer verişi:Peygamber efendimiz,Allah tan aldığı eğitimle üstün ahlaki özellikler ortaya koymuştur:Bir gün bir Yahudi Cenazesi geçerken Ayağa kalktığını gören Sahabiler,Ya Resulellah O ,bir yahudi cenazesidir,dediklerinde;"Ama İnsandır"demiştir. 

             15-Riya ve Dalkavukluktan nefret ederdi.Dalkavukluğu ülke için büyük sorun sayardı.Bu konuda.”Dalkavukların.(İnsanları gerekli gereksiz övmek/öven kişi) yüzlerine toprak saçınız “buyurmuştur.buyurmuştur.

      

           16-Dürüstlük ve doğruluk:Ömrü boyunca her durumda,her yerde dürüst olmuş,asla yalan söylememişti.Bundan dolayı “El emin.güvenilir kişi” unvanını almıştı ve O bunu pratize etmişti.Örnek olarak:”O nu öldürmeye gelenlerin ¼ ünün O nda Emaneti olduğuna dikkat edilirse Müslümanlarda bulunması gereken bu özelliğin aşamasının anlaşılması açısından önemlidir.

         17-Peygamberimiz utangaçtı.”Utanmadıktan sonra her şeyi yap” derdi.(Yani arsız-hayasız olmayı yasaklamıştır)

          18-Gerçekçiliği-istişareye önem verişi:Kıyamet koptuktan sonra,İnsanların büyük günahlarının affedilmesi için Allah a yalvaracağı nı ifade etmiştir.Şefeat yetkisi(Makam-ı Mahmut) sahibi olmak ,O insanların kesinlikle affedileceği inancını taşımamakla birlikte buna güvenerek de günah işlenmez;Çünkü Fatıma(r.a.)ya “Kızım baban peygamber diye güvenme ben bile kendimi kurtaramam”demiştir.

     Efendimiz as.İnsanlara ve fikirlerine değer verir,yer yer ülke meselelerini onlarla istişare ederdi!Sonucuna göre davranırdı[Bu günkü MEclisler gibi](Hendek savaşı-Uhut savaşı,Hudeybiye den eşinin sözü ile ordu yu döndermesi...)"İstişare eden pişman olmaz"buyurmuştur.(İstişare:yapılacak işlerde uzman görüşü almak,Sorunu en az hata ile bir çok akılla çözmeye çalışmak)

                                                                                                                                                                                   19-Başarılı komutan idi:Kendisini öldürmeye gelenleri,Mekke yi Fethettiğinde “Hepiniz Hürsünüz”diyerek yüksek bir şefkat örneği göstermiş olup Mekke nin fethedilmesinde en az insan ölmesi için planlar yapmış ve tarihte birkaç kişinin ölümüyle fethedilen şehir Mekke,Komutan Peygamberimiz olmuştur.

            “Bir saat vatan için nöbet bir takım nafile ibadetlerden daha hayırlıdır”buyurmuştur…

 

            20-Sorumluluk sahibi,İşbölümüne önem vermesi,Toplum yararına bir iş yapıldığında O da gücüne göre yardım ederdi.Bir gün bir koyun pişirilmesi gerekti herkes bir görev aldı,Peygamberimiz” bende odun toplayayım”diyerek işlere ortak oldu.

             21-Eşine değer verme ve iltifat:Peygamberimiz,Ev işlerinde eşine yardım eder,Evi süpürür,dikiş diker,Süt sağar,Elbisesini yamar,Hizmetçisi ile birlikte yemek yer,hizmetçisi yorulunca ona yardım eder,”Çalıştırdıklarınıza yediklerinizden yedirin,giydirdiklerinizden giydirin derdi”Pazardan eve öteberi alıdır.”Erkeklerin en hayırlısı eşine en iyi davrananıdır,ben sizin en hayırlınızım”demiştir.”Eşine avans verir ,Onunla yarış yapardı.”...

            22-Sert karakterli değildi:Zenginle fakirle,büyükle,küçükle karşılaştığında selam verir,tokalaşırdı.Kötü olmayan davetlere giderdi.Çatık kaşlı,sert,kaba bir insan değildi.Cömert idi.Ayette”Eğer sen katı kalbli kaba olursan etrafından insanlar dağılır gider”buyrulur.(Fussilet suresi34)

           Zaman zaman Hz Ali Ve sahabilerle şakalaşırdı…”Bir defasında,Sofrada yediği hurma çekirdeklerini sezdirmeden Hz Ali’(R.A.)nın önüne koymuş sonra Ali,Ne kadar çok yemişsin deyince ,Hz Ali,Ya Resulellah siz de Hurmaları Çekirdeksiz yemişsiniz”demiştir.

        Gene yer yer latife yapardı ama esprisi de doğru olurdu!!"Bir defasında yaşlı bir hanım--Ben Cennete gidecek miyim?diye sorduğunda -Hayır !Cevabına üzüldüğünü görünce,Yaşlı olarak değil;genç olarak gideceksin"demişti...

 

            23- İyi bir eğitimci ve öğretmendi.Öğrettiklerinin öğrenilip öğrenilmediğini kontrol ederdi.Konuşurken tane tane konuşur,Önemli cümleleri tekrarlardı.

Gereksiz konuşmaz,önemli cümleleri tekrarlardı.Tane tane konuşurdu.Öyle ki O nu dinleyenler Onun dediği her kelimeyi anlarlardı..Bir hocamızın dediği gibi:”Üniversite hocasının hocalığı,dersini hizmetliye anlatabilmesinde gizlidir”O bunu yapmıştı.

         Hz. Peygamber, gençlerin geleceklerini sağlam temeller üzerinde inşa etmeleri için anne babaları eğitime önem vermeye teşvik etmiş, gençlerin enerjilerini lüzumsuz ve zararlı işlere değil kişiliklerini ve yeteneklerini geliştirmeleri yönünde teşvik etmiştir.

       24-Adalet konusundaki titizliği:İnsanlık gerçek adaleti onda gördü.Hak/hukuk çiğnendiğinde öfkelenirdi. Bir hırsızlık vakasında ceza verirken, "Bunu yapan kızım Fatıma da olsa aynı şekilde cezalandırırım" diyecek kadar adaletin temel ilkelerine karşı son derece hassastı.

         Kendisine bir dava gelmişti ve davada anlatılanlara göre karar vermişti...Ancak haksız olan şahsın ağzının laf yapmasıyla üstün çıktığı anlaşılınca O,"Siz bana karar verici olarak gelip neyi anlatırsanız ben ona göre hüküm veririm"demiş ve eklemişti"Eğer ağzı laf yaparak(Güçlü Avukat tutarak veya parayla yalancı şahitler tutarak vs.)bir kişi haksız olduğu halde haklı çıkarsa ;Cehennemde O nun karnına ateş doldurulacaktır"demiştir.

        *** Adalet deyince efsaneleşmiş Hz.Ömer Adaleti ondan öğrenmişti...(Şam ı teslim alış)

               21-Konuşma da dengeliydi:Tartışmaz,(Edebiyat yaparak haksız olduğu halde haklı çıkmaya çalışmak)gereksiz konuşmadan çekinir,Aşırı abartıdan kaçınırdı.O konuştuğunda herkes susar;O sustuğunda,İnsanlar konuşurdu.Kimsenin sözünü kesmezdi.Öyle ki herkes En çok kendisini sevdiğini sanırdı..    “Kim Allah a ve peygamberine inanıyorsa ya hayır(İyi güzel yararlı şeyler)konuşsun ya da sussun “buyurmuştur.

              25-Halktan birisi oluşu:Yanına gelen herkesle eşit ilgilenir,bir yere gittiğinde,toplumda boş bulduğu yere otururdu.Bir şey isteyenlere,varsa verir yoksa güzel sözlerle uğurlardı.Yaşlılara saygı,küçüğüne sevgi gösterirdi.Huzurunda titreyen birine ”Arkadaşım Korkma ben kral değilim,Mekke de kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum”diyerek alçakgönüllülük göstermiştir..

              O bir Kral gibi yaşamadı: O, insanlara eşref-i mahlukat(Evrenin uğruna yaratıldığı varlık) olarak bakan yüce kalpli bir Resul'dü .İnsanlığa sevgi ve rahmet elçisi olarak gönderilen son peygamber Hz. Muhammed(S.A.V.), gündelik yaşamında sıradan insanlar gibiydi.

               Eli her şeye uzanabilecek iken sade bir yaşamı tercih etti. Fakirlere, dul ve yetimlere yardım etti. Zayıflara karşı nazik ve müşfik, yabancılara ve yolculara ise içten ve sıcak davranırdı. Çok eza çekmesine rağmen, sadece insanların değil hayvanların dahi acı çekmeleri karşısında büyük üzüntü duyardı. Dostlarına sevgiyle; düşmanlarına affedici ve merhamet ile muamele ederdi. İşinde iyi ve doğru; dostunu olduğu gibi düşmanını da yargılarken hükmünde adil idi

            

             26-Hayatını İslam eksenli geçirmiştir,hayatının her alanında İslamı uygulamıştır,bunun en güzel örneğini vermiştir.Eğitimde Peygamber/Müslüman/Çalışma hayatında Müslüman/Kamu görevinde Müslüman olmanın en güzel örneğini ortaya koymuştur…Yani O nu örnek alan her iş ve meslek sahibi kendisine örnekler bulabilir…O, sadece bir Peygamber değildi. Aynı zamanda aile reisi, eş, akraba, dost, yoldaş, komşu, tüccar, devlet adamı, diplomat, hayvan sever, hakim ve öğretmendi. Hz. Muhammed(a) öte yandan gerektiğinde bir komutandı. O halde Herkes Kendisine O nun hayatından örnekler çıkarabilir

            .Her İşe besmele ile başlardı.”Besmele ile başlanmayan işin hayrı ve bereketi,arkası kesiktir” derdi.  Hayatının her alanını İslam eksenli ve ahretin varoluşu bilinciyle geçirmiştir.”Beni Hud suresi nde ki 111.ayet yaşlandırdı demiştir.”Emredildiğin gibi Dosdoğru ol!”Ayeti O nun her yerde en karakteristik özelliğiydi

              27-Karşılaştığı kişilere selam verirdi.”Allah katında insanların en değerlisi karşılaştıklarında ilk kez selam da harekete geçendir”derdi.(Birisine Selam verdiğimizde:Karşımızdakine ,Allah sana barış huzur,mutluluk ,güven dolu bir hayat versin;İşinde gücünde evinde derslerinde başarılar dilerim,Anne babana bol kazançlar,görünür görünmez kaza beladan Allah seni korusun demiş oluruz)

               28-Kendisini ilgilendirmeyen işlerden uzak oluşu.”Kişinin malayaniniyi(gereksiz,kendisini ilgilendirmeyen şeyleri) terk etmesi Müslümanlığını güzelleştirir..”buyurmuştur.

                                                                                                                                                                                  29-Ziyaret adabı:Başka evlere ve odalara girme adabı:“Evine/Başka evlere selam vererek(iyi dilekler ve izin alarak) girerdi, dışarıdan geldiğini belli etmek için kapıyı çalardı.”(Bu gün bunu zile basma –Geleceğimizi haber verme-Anne babamızın-kardeşlerimizin odasına girerken dikkat etme,telefon çaldırma adabı olarak algılayabilirz!!!)-Başkalarının evine gittiğinde,Kur an daki ayet gereği,evin kapısını aralıklarla en fazla 3 kere çalardı,içeriyi görmeyecek şekilde dururdu.”Müsait değiliz,sizi içeri alamayacağız,sonra gelir misiniz”denildiğinde geri dönerdi.”Başka evlere ve anne babanızın odalarına izin almadan girmeyiniz”ayetine uyardı..(Bu gün bunu Zile basma adabı-Telefonu çaldırma adabı,başka insanların evine vs gitme adabı olarak algılayabiliriz.)

               30-İcatlar yapanları ve buluşlar yapanları tebrik eder iltifata boğardı.Nitekim bir defasında “Medine de olmayan bir aydınlatıcıyı ilk kez Medine ye getirerek İnsanların Evlerini ve camisini aydınlatmakta kullanan kişiye herkes Peygamber buna kızacak derken Peygamberimiz”Sen bizi aydınlattın Allah ta senin kabrini aydınlatsın (İstemesi ile)En değerli varlığım olan bir kızım olsaydı sana verirdim”demiştir.

                 “Hikmet(Yeni ve yararlı olan her şey)Müslümanın kaybolmuş cüzdanıdır;bulduğu yerde almalıdır”buyurmuştur..

                31-Yemekte Ölçü:Yemekten önce ve sonra ellerini yıkar,besmele ile başlar,tabağının önünden yer ve Karnı açıkmadan yemezdi.”Karnınız iyice acıkmadan yemeğe oturmayın;tam doymadan da kalkın” ,”Midenin 1/3 ü su,1/3 ü hava,1/3 ü yemek içindir”derdi.”İnsanları ayakta tutacak birkaç lokma o na yeter” –“Hiç kimse midesinden daha zararlı bir kap doldurmamıştır”(Bu konu da daha geniş açıklama için bu sitenin sağlık bölümüne bakınız)

               32-.Müslümanların güçlü vatana sahip,bilgili ve üstün olmalarını istemiş olup bunu Dünya da adaleti sağlama da İnsanlara yararlı olmada kullanmalarını istemiştir..”Allah,güçlü  müslümanı daha çok sever”buyurarak bu gücü,toplum yararına kullanmayı emreti.

               33-Ölmüşlerin arkasından tutum:Ölmüş kişileri hep hayr ile yad ederdi.”Ölülerin arkasından kötü konuşmayınız”demiştir

                                                                                                                                                                                 .  34-Irkçılık yapanları sevmezdi.”Irkçılık/kafatasçılık yapan bizden değildir”derdi.Herkesin Aynı ailenin çocukları olduğunu vurgulamıştır. Irkçılığı ayaklar altına aldı : Rum Suresi 22. "Göklerin ve yerin yaratılması ile dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması Allah ın varlığının kanıtlarındandır. Şüphesiz bunda, bilenler için gerçekten araştırıldığında öğreneceğiz bilgiler vardır" denilmesi, İslam'ın insanları 'ayırıcı- bölücü' değil mümkün olduğunca 'birleştirici-kaynaştırıcı' rolünü gösteriyor. Allah'ın emirlerini tutup yasaklarından kaçınmak ,O ndan korkup çekinmek,Emirlerini tutmak  demek olan takva derecesi ile üstünlük müstesna" dedi

              35- Temizliğe çok önem verirdi.”İmanın yarısı temizliktir”derdi.Müslümanlara zor gelmeyeceğini bilseydim,her gün her abdestten önce dişlerini temizlemelerini emrederdim” .( Peygamberimiz zamanının en çağdaş aleti ne ise onu kullanmıştır;Dolayısıyla Dişleri temizlemek için O zaman en çağdaş alet misvak idi,bu gün ise daha farklı şeyler varolup yarın şimdiden bilemeyeceğimiz aletler çıkabilir)

              36a-Namazlarını Cemaatle kılardı.”Cemaatle kılınan namazın tek kılınandan daha üstün ve sevap olduğunu”söylemiştir.

              36b-Hediyeleşme ve sanata/sanatçıya değer:İnsanlara hediye verir,hediyeleri kabul ederdi.”Hediyeleşiniz ki aranızdaki sevgi artsın”derdi…”Bir defasında bir giysisini çok beğenen birisine O nu hediye etmiştir.”

                Asha-bı arasında,güzel şiirler söyleyen ve güzel/hikmetli konuşanlara iltifat ederdi..Öyle ki sanata ve sanatçıya verdiği değerden dolayı torununa ,onlardan birinin ismini vermiştir...Ayrıca güzel şiir okuyan bir şaire,sevdiği/güzel hırkasını çıkartıp hediye etmiştir...

                 37-Asla kaba bir söz söylememiştir.İnsanlara tebessüm ederdi.”İnsanlara iyilik yapamıyorsan tebessüm et”derdi.(Bu Cümle Öyle böyle ,sağda solda sırıtan bir insan olarak algılanmasın)

               38- Emeğe değer verirdi:”İşçinin alnının teri kurumadan ücretini ödeyin”  “İşçi tuttuğunuzda ücretini konuşun” derdi.Esnaflara dürüst olmalarını tavsiye ederdi.”Dürüst tüccarla Cennette beraberiz”derdi.Bir defasında ,Ürünün altının kötü olduğunu elini altına sokarak anladığı ürün sahibine”Bizi aldatan bizden değildir”ikazını yapmıştır.

             39-Evleneceklere yardım ederdi,tebrik ederdi.”Dört Özellik peygamberlerin özelliklerindendi 1-Güzel koku sürünmek 2-Utangaç olmak 3-Evlenmek 4-dişleri temizlemek “demiştir.

                40-Vefalıydı:İyilikleri asla unutmazdı(Üvey annesi geldiğin de”Anneciğim gelmiş”der altına hırkasını sererdi.) 

               41-Din de Denge/Taassuba karşıydı:İbadetlerin az da olsa devamlı olanını tavsiye ederdi.”İbadetlerin en hayırlısı azda olsa devamlı olanıdır”Aşırılığa ve din adına aşırılığa kaçmayı yasaklamıştır.Peygamber efendimizin Ölüm-Kabir-Ahiret ve diriliş/Cennet/Cehennem ile ilgili bilgilerini dinleyen üç sahabi Şöyle karar almışlardı:1.si:Ben hiç evlenmeyeceğim ve kadından uzak duracağım ,diğeri ben devamlı oruç tutacağım ve ibadet edeceğim ,3.sü Ben de oruç ve ibdaet edeceğim et yemeyeceğim demişti.Bunu duyan peygamberimiz"Ben bir peygamber olarak yer içerim,evlenirim,oruç da tutarım,orucumu da açarım,Benim sünnetimi terkeden benden değildir,Senin üzerinde nefsinin ve hak sahiplerinin hakkı vardır,Her hak sahibine hakkını ver"demişti.Bununla Efendimiz,İslamda abartının ve dengesizliğin,Taassubun,Dünya dan el etek çekmenin  yeri olmadığını vurgulamıştır...demiştir. Çünkü İslam denge ve dengelilerin dinidir.O zaten dengesizliği ve körü körüne inanmayı kaldırmak için gelmiştir...

                                                                                                                                                                                42-Okumaya, İlim öğrenmeye,Okutmaya,bilime gerçek değerini verdi.”Beşikten mezara kadar öğreniniz”, “Bilgi(Hikmet:Yeni ve yararlı olan her şey) Müslüman ın kaybolmuş cüzdanıdır bulduğu yerde almalıdır” .” Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu”

         Tarihte ilk kez ve farklı bir uygulama yaparak Okumaya-Öğrenmeye ne kadar önem verdiğini gösterdi;Esirlerin öldürüldüğü kaba muameleye maruz bırakıldığı  herkesçe bilinirken O farklı uygulamasıyla Öğrenmeye ve öğretmeye verdiği Önemi göstermiştir.Kimsesizleri okutup,bursunu,yiyeceğini karşılamış bu amaçla”Asha-bı Suffe(İslam tarihinde işlevsel olarak kurulan ilk Üniversite)yi kurmuştur.Buradan mezun olanlar ise Ordu komutanı,vali gibi makamlara getirilmişlerdir.

 

           43-Güvenilir oluşu:"Ne canlı ve unutulmaz bir levhadır: Peygamber Efendimiz, Mekke'de tehlike anlarında çalınan çanı çalmış, halk toplanınca da; 'Ben size desem ki, şu tepenin ardında düşman var. Bana inanır mısınız?' Halk, 'evet, inanırız' deyince, 'öyleyse diyorum ki, Allah'a inanın ve buyruklarına yasaklarına uyun. Aksi halde sizin için tepenin ardındaki düşmandan daha büyük tehlike var!' demiştir.

          44-Uyuma da Peygamber:Yatmadan önce avuçlarını birleştirir,Felak ve Nas surelerini okurdu.Sonra vücudunu mesh ederdi. Necip Fazıl'ın ifadesiyle "Çöle inen nur" idi.

         45-Toplumda sınıflaşmaya ve kastlara karşı oluşu: Enbiya sûresi 107. âyet Rahmet Peygamberi olarak nitelenen Hz. Muhammed(a), sınıf, ırk, soy, cins, servet ve tüm statü farklarına dayanan imtiyazları ortadan kaldırdı, “Bütün insanların bir tarağın dişleri gibi eşit “olduklarını tekrarlardı hep. O na göre,Üstünlük sadece takvada idi

        46-Fakirlerin dul ve yetimlerin Koruyucusu,kollayıcısı,yardımcısıydı.”Dünya da Dul ve yetimlere yardım eden kişiyle ben şu iki parmağım gibi biriz”demiş olup;”Yetim malı yiyenlerin Cehennemde karınlarına ateş doldurulacağını”belirten ayeti vurguladı

                                                                                                                                                                                     47-Hayvanlara değer:Her konuda bizlere örnek   olacak Allah destekli mükemmel ahlaka sahip olduğu gibi bu konuda da en zirve ve üst örneklik sergilemiştir. Bu konuda bir çok örnek verilebilirken bir iki örnek vererek yetinmek istiyoruz.Müslüman olmadan önce baskınlar yapanlar,kızlarını diri diri toprağa gömecek kadar vahşi insanlar O’nun eğitiminden geçtikten sonra adeta yürüyen melekler halini almışlardı…Mesala:Ebu Hureyre(=Kedicik babası) adını bizzat kendisinin verdiği bir arkadaşı”Bir gün cübbesinin kenarına yatan kediyi rahatsız etmemek için cübbesini keserek kalkmıştır”…

              “Kediyi eve hapsederek açlıktan ölmesine sebep olan kadının Cehenneme gideceğini,ayakkabısıyla köpeğe su veren kadının ise günahlarının bağışlanacağını”söylemesi,”Her canlıya(Ciğer sahibine)iyiliğin sadaka vermek” gibi olduğunu vurgulayan hadisler çoktur…Bu konu daha sonraki asırlarda Müslümanlar arasında yaygınlaşmış ve “Camii ve mimari yapılarda Kuş sarayları,kuş köşkleri,Guraba-i laklakayn(Yaralı leylekleri tedavi etme vakfı)kurulmuştur.

            Sahabiler,”Biz İslam dan sonra Konakladığımızda hayvanlarımızın karnını doyurmadan kendimiz yemeğimizi yemezdik”demiştir.İşte Peygamber Öğretisi-Öğrencileri İşte vahşi insanların geldiği düzey!!!!  Not:İslamın bu iddiası her asırda ve y.y. da geçerlidir.Yeter ki yeterli,akademik,bilimsel ve gerçek İslam öğretilebilsin!!!O zaman İslam ın ne kadar yüce bir armağan olduğu anlaşılacaktır…

            48-Yöneticilikte başarı: Hz. Muhammed(a), dağınık, vahşi Arap kabilelerini birleştirmiş,20 yıl geçmeden,kızlarını diri diri toprağa gömen,yağmacılık yapan …insanları eğitmiş,onlardan bir ordu kurmuş olup,Zamanın süper güçleri olan görkemli İran ve Roma imparatorlarını ortadan kaldıran bir kahraman ve eğitimciydi.Ayrıca insanları bir alışkanlığından vazgeçirmek zor iken O,Alkoliklere,alkol ü bıraktırmıştır..

         50-İnsanların İlahlaştırılmasına/Abartılmasına Karşıydı:O,kendisinin övülmesine karşı,"Sadece Allah'ın resulü” deyiniz,sizden önceki toplumların peygamberlerini ilahlaştırdıkları gibi beni ilahlaştırmayın" diyerek uyarılarda bulundu…Çünkü insanlar çok sevdiklerininin heykellerini yaparak zaman içinde bunlara aşırı sevgi göstermişler ve Allah konumuna çıkarmışlar ve müşrik olmuşlardır ki En büyük tehlike bir insanı Allah kadar sevmek ve Allah a gösterilecek saygıyı O insana göstermekti...

           51-Toplumun gelişmesine katkı: Yoksullara ve düşkünlere el uzatan Hz. Muhammed(a.s) peygamber olmadan önce bile, aldatılan insanların sığınağı ve koruyucusu olmuş olup  bu amaçla “Hılfül fudul”(Erdemliler grubu) sivil toplum derneğine  üye olmuş aktif görev yapmıştır.

         

         52-Hak hukuk alanında ki çalışmaları:Medine de insan haklarını düzenledi.Bu çalışmalara  Medine'deki gayr-i Müslimleri(Diğer din mensuplarını da)  de kattı.Bu,, Hılf'ul Füdul(Erdemliler İttifakı yahut Medine Sözleşmesi) olarak bilinir bu,İslam Tarihinde ilk anayasacılık,hukuksal düzenleme olarak kabul edilir.

            Veda Hutbesinde değindiği İnsan hakları(Allah tan aldığı bilgilerin yansıması)bu günkü insan haklarına kaynaklık etmiştir.Bu günkü İnsan hakları bildirgeleri ve çalışmaları O nun ilk insan hakları bildirgesinin izdüşümüdür…

             O,Kadınlara seçme ve seçilme hakkını 7.y.y da vermiştir.Kendisi ve sonraki halifeler devlet başkanı seçilirken kadınların biatlarına(oylarına) başvurmuştur…Hz Aişe Ordu komutanı olarak bizzat savaşı yönetmiştir…

                                                                                                                                                         53- Sınıflar ve milletler arasındaki husumeti ve çatışmaları kaldırıp, yerine huzur ve barışı inşa etmeyi, servetin ve refahın sadece bir zümre içinde dolaşımını engelleyerek topluma sosyal adaleti yerleştirmeyi amaçlayan bu yaklaşım, günümüzde dahi evrensel bir ütopya. Hz. Peygamber'in dilinden ,"Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir"şeklinde oldu.

 

          54-İnsanların en zarifi idi:Fakirlere, dul ve yetimlere yardım elini uzattı. Hayvanların dahi acı çekmesinden büyük üzüntü duyardı. Yüzünden tebessüm eksik olmazdı. Bir sahabenin ifadesiyle, ondan daha nazik bir insan yoktu.Müslümanların gözünde de yabancı araştırmacıların da vardığı sonuçlara göre Hz. Muhammed(a), "Yaşayan bir Kuran'dı".”O,İslamın ete kemiğe bürünmüş hali idi”-“Yürüyen İslam idi.”

          55-Dolayısıyla onun yaşamı İslam'ın anlaşılmasında son derece önemlidir.. Bu husus Kur'an-ı Kerim'in Ahzab Suresi  21.Ayetinde "Andolsun, sizin için, Allahı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resulü'nde güzel bir örnek vardır" şeklinde belirtilir.

 

          56- Yabancı bir yazar olan Mahatma Gandi: “İslam'ı kılıçla yaymadı,hayat tarzıyla,alçakgönüllülüğüyle, yiğitliğiyle, korkusuzluğuyla Tanrı'ya ve dinine olan mutlak bağlılığıyla yaydı ve başarılı oldu.O nu  her engeli aştıran ve muzaffer kılan tebliğ ettiği gerçeklerdi; yoksa kılıç bir hiçti."diyerek İslamın kılıçla değil sevgi ve Muhabbetle yayıldığın ı vurgulamıştır.    

          57-Barıştan yana olması:Yapılan savaşların çoğu İnsanları bulundukları bataklıktan kurtarmak için çaba gösterilirken savaştan başka tercihin bırakılmaması sebebiyle ve savunma amaçlı yapılmıştır…Hiçbir zaman saldıran taraf olmamıştır…Hatta Mekke lileri savaştan vazgeçirmek için Medine ‘nin bir yıllık gelirini vermeyi onlara teklif edecek kadar barış canlısı bir peygamber idi…

          İnsanlık tarihinde ,Anayasacılık alanında ki ilk çalışmalardan olan Hudeybiye ant.nın haksız kararlarını dahi Hz.Ömer ve Diğer Önderlerin tepkisine rağmen kabul edişi O’nun barışa verdiği Önemi göstermektedir…İstese idi,iki parmağını oynatmakla yüz kılıçları kaldırtıp düşmanının başına indirtebilirdi...Ancak o sevgi ve Cehennemden kurtarma dünya da ,insanların mutlu-adaletl-huzur  içinde yaşamaları için gelmişti..

          Gene O ,insanları korkutmamak için kılıcı ,kabzasında ve sapı alacak şahsa dönük olarak veriyordu.. .İşte bu peygamber barış sevgi peygamberidir.İnsanları korkutmamak için bir şey verirken dikkat eden bir kişinin ne yüce bir ahlaka sahip olduğu ve örnek alınması gerektiği ortadadır..

         58-Kullanılan hiçbir kötü lafı ağzına almadı. “Müslüman kötü ve kaba söz söyleyen değildir”  “Müslüman,Elinden ve dilinden diğer insanların Bu Müslüman dan bana zarar gelmez  diyeceği insandır.”demiştir.

            59-Ayrıcalıklı bir yere oturmuyordu. Bu yüzden Medine'ye gelen yabancı heyetler mescit de oturan Hz. Peygamberin kim olduğunu ayırt edemiyorlardı. O yabancı heyetleri, misafirleri bizzat ağırlar ve onlara hizmet ederdi. O, sahabilerine, “Allah'ın kaba saba ve terbiyesiz davrananları sevmediğini, aksine nazik ve terbiyeli insanların namaz kılan ve oruç tutan biri gibi sevap kazandığını” söylüyordu. Hz. Peygamber, “Kendi yapmadığını başkasına emretmezdi.”

             60-AŞIRILIK YERİNE denge: O, ibadette, harcamalarda, yeme-içmede, insanların davranışlarında aşırılığı değil DENGEyi tavsiye ediyordu. İsraf ve cimrilik kötüydü, ruhi ve dünyevi hayatın her ikisini birden aynı kapta toplayan bir sentez meydana getirmenin yollarını göstermiştir.,Çünkü,İslam,Ölülere ve sadece ahrete yönelik bir din değildi.Bu Konu vatan Şairi,Mehmet Akif Ersoy un dilinde Şöyle Dile getirilmiştir..

  

             Ya açar bakarız Nazm-I Celil’in yaprağına,
                  Yü üfler geçeriz   bir   ölünün   toprağına
                                           ***
                 İnmemiştir hele Kuran,   bunu hakkıyla bilin;
                 Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için.
                                           ***
                 Ölüler dini değil,      sen  de bilirsin   ki bu din
                 Diri doğmuş, duracak dipdiri, durdukça zemin!”

                                                      

      65-KADINLARA DEĞER, O, Cahiliye devrinde ezilen kadına, insani şahsiyetini iade etti. Kadınlar, toplumsal hayatın içinde yer alarak ağırlıklarını hissettirmeye başladılar. Hz. Muhammed(a), evlilikleri sözleşmeye bağladı. Sevgi, şefkat ve adalet birlikteliğin sütunları olmalıydı. Hz. Peygamber'in, "Aranızdan en iyileriniz, eşlerine karşı en iyi tutum ve davranış içinde olanlarınızdır" sözü uyulması gereken bir sözdü.Kadınların ruhu varmı yok mu diye tartışılırken  “O,Cennet Annelerin ayakları altındadır”dedi.

          İslam tarihinde Kadınlara seçme ve seçilme hakkını vermiş olup;Devlet başkanı seçildiğinde kadınların oylarını ve fikirlerini almıştır.[(Hz Aişe Ordu Komutanı olarak bizzat savaşı ve askerleri yönetmiş,cahiliye döneminde bir şey sayılmayan kadınlar,İslam dan sonra Hz Ömer ve yönetimini medya yoluyla -açıkça ve cesurca eleştirir olmuşşlardır...[(=Oy)Alınması]]

           O,Kadınlara seçme ve seçilme hakkını 7.y.y da vermiştir.Kendisi ve sonraki halifeler devlet başkanı seçilirken kadınların biatlarına(oylarına) başvurmuştur…Hz Aişe Ordu komutanı olarak bizzat savaşı yönetmiştir…

         Ayrıca Devlet işi ve ordu yönetiminde de eşinden fikir almıştır...Orduyu Eşinin verdiği fikir üzere Medine ye geri getirmiştir...

 

      65- Hapşırdığında “Elhamdülillah:(Allah ım verdiklerin ,beni tekrar hayata döndürdüğün için teşekkür ederim) “der elini ağzına tutardı.”Hapşıranın yanındaki kişi ise:Yerhamükellah derdi(Allah sana uzun,hayırlı,kazasız belasız sonu cennetle biten bir hayat nasip etsin)der…

        Mutlu olmak için maddiyatta sizden aşağıdakilere,erdem ve ahlakta sizden üstünlere bakınız” derdi.

   66- CESARETİ: İnsanlarla savaş yerine hep barışı teklif ettiğini yukarıda görmüştük...Fikir sahibi olmayanların Şiddete/savaşa başvurmaları sonucu karşılık vermek zorunda kalmıştır...Huneyn savaşında "10 bin kişilik Ordu giderken içlerinden bazıları enaniyete kapıldılar ve artık kimse bizi yenemez"diyerek Allah faktörünü ve daha önceden (kızlarını diri diri gömen vs)ne olduklarını unuttular...Huneyn savaşında Peygamberimizin komuta ettiği ordu dağılmaya başladı ve "enaniyet"dersini almıştı..Daha Sonra peygamber efendimiz,Askerler kaçarken atını düşman üzerine sürüyordu ve Kaçmayın ben Allah ın peygamberiyim,kaçtığınız ölüm sizi gene bulacak "diyerek bozulmuş orduyu cesaretlendirdi,topladı ve savaş kazanıldı..  Bir gece Medine dışından bir ses duyulmuştu,herkes bu sesin geldiği yöne bakarken O ,sırtında silahıyla o yönden geliyordu..

 

67-O nun aydınlık iklimine zamanımızdan bir kesit: ABD li Sonradan Müslüman olmuş Zenci MALCOM X den bir hatıra

 

 “Beyazlarla aynı tabaktan yiyorduk .”

         Kur'an'da adı geçen tüm peygamberlerin diyarı olan kutsal beldede bütün renklere ve bütün ırklara mensup insanlar arasında görülen sarsılmaz gerçek kardeşlik ruhunun bir eşine daha rastlamadım. Her renkten insanın bana gösterdiği cana yakınlık karşısında büyülenmiştim, dilim tutulmuştu sanki.Kardeşlik anlayışına bağlı kalarak, aynı ibadetleri yapmakla bütünleşiyorduk, oysa Amerika'da gördüklerimize bakıp 'beyazlarla' 'ötekiler' arasında hiçbir zaman kardeşlik diye birşeyin var olamayacağına inanırdık. Sarışın mavi gözlü beyazlar beyazı olan Müslüman kardeşlerimle aynı tabaklardan yemekteyiz, aynı bardaklardan içmekteyiz, aynı halılarda yatmaktayız.                             .                                              MALCOLM X 

 

 “Canım kurban olsun senün yoluna

Adı güzel kendü güzel Muhammed

Gel şefâat eyle kemter kuluna

Adı güzel kendi güzel Muhammed”

                                             Aşık Yunus[1][1][1]

“Gül Muhammed'in yasıdır

Cümle çiçeğin hasıdır

     Onu sevmeyen asidir

           Bülbül gel bizim bağa gel“  hayati”

 

             Bir Gece

Ondört asır evvel, yine böyle bir geceydi,
Kumdan, ayın ondördü, bir öksüz çıkıverdi!
Lakin, o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler,
Kaç bin senedir halbuki bekleşmedelerdi!
Neden görecekler, göremezlerdi tabii;
Bir kere, zuhur ettiği çöl en sapa yerdi,

Bir kerede, mamure-i dünya, o zamanlar,
Buhranlar içindeydi, bu günden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!

Fevza bütün afakını sarmıştı zeminin.
Salgındı, bugün şarkı yıkan, tefrika derdi.
Derken, büyümüş kırkına gelmişti ki öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!

Bir nefhada insanlığı kurtardı o ma'sum,
Bir hamlede kayserleri, kisraları serdi!

Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı dirildi;
Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi geberdi!

Alemlere rahmetti evet şer-i mübini,
Şehbalini adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sahipse, O'nun vergisidir hep;

Medyun ona cemiyyet-i, medyun O'na ferdi.
Medyundur o masuma bütün bir beşeriyet
Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret. [1][1][1]

 

Yunus Emre Divanı, Haz: Faruk K. Timurtaş,

Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, No: 380,   

Ankara 1986, ( III. Baskı), s. 238.

SÖZLÜK:

Hüsran:          üzüntü

Zuhür ettiği:Ortaya çıktığı yer

Mamura-i Dünya:Dünya düzeni

Buhran:Bunalım

Fevza:   Evren

Afak:  Ufuk

Şark:Doğu

Tefrika:Ayrılık

Nefha:   Soluk

Masum:Günahsız

Kayser,Kisra:Kral

Aciz:Güçsüz ,zayıf

Zulüm:Baskı,haksızlık

Zeval:yokolmak,gitmek

Alemlere Rahmet:Dünya ya en güzel öğütçü

Şer-i Mübin:İslam dininin apaçık kuralları

Şehbalini: Kuş kanadının en uzun tüyü

Adl:    Adalet

Medyun:Borçlu

Cemiyet:Toplum Ferd:Kişi,birey

Beşeriyet:İnsanlık

Mahşer:Kıyametin kopması

İkrar:Kabül

Haşr  :Dirilme günü

 



 

TEST III

1- İslam öncesi Hicaz’da mevcut inançlar içerisinde en yayg›n olan› hangisidir?

A) Yahudilik

B) Hıristiyanlık

C) Haniflik

D) Puta tap›c›l›k

2- Hz. Muhammed(s.a.v.)’in el Emin sıfatıyla adlandırılması hususunda verilen

bilgilerden hangisi doğrudur?

A) Dedesi tarafından verilmiştir.

B) islam öncesinde Araplar tarafından verilmiştir.

C) Yahudilerce verilmiştir.

D) Müslümanlarca verilmiştir.

3- Aşağıdaki kadınlardan hangisi Hz. Muhammed (s.a.v.)’in süt annesidir?

A) Hz. Halime

B) Hz. Amine

C) Hz. Ümmü Eymen

D) Hz. Hatice

4- Peygamberli¤i öncesi Hz. Muhammed (s.a.v.) hakkında aşağıda verilen bilgilerden

hangisi yanlıştır?

A) Toplumun kötü say›lan davranışlarından uzak durmuştur.

B) Hiçbir zaman putlara tapmamıştır.

C) Yaşı ilerledikçe, yalnızlıktan ve tefekkürden hoşlanmıştır.

D) Hira mağarasında insanlar› kurtarmak için planlar yapmıştır.

5- İslam için canını veren ilk şehit aşağıdakilerden hangisidir?

A) Hz. Yasir

B) Hz. Sümeyye

C) Hz. Ali

D) Hz. Osman

D‹N KÜLTÜRÜ VE AHLAK B‹LG‹S‹ 1

51

6- İslam’ın 10. yılında peygamberimizi derinden üzen olay hangisidir?

A) Hz. Hatice ve Ebu Talip’in ölümleri

B) Müslümanların Medine’ye hicreti

C) Ebu Cehil’in Müslüman olmayışı

D) Taif’lilerin kendisine kötü davranması

7- Hz. Muhammed(s.a.v.)’in toplumsal barış için yaptığı aşağıdaki faaliyetlerden

hangisi sadece Müslümanlara yöneliktir?

A) Hılful Füdul’da çalışması

B) Kâbe hakemliği

C) Kardeşleştirme esasını getirmesi

D) Medine vesikası

8- Hz. Muhammed(s.a.v.), İslam’› yayma çalışmalarında önceliği aşağıdakilerden

hangisine vermiştir?

A) Tüm Araplara

B) Bütün insanlığa

C) Kendi kabilesine

D) Yak›n akrabalarına

9- Veda hutbesi ile ilgili olarak verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

A) İlk insan hakları  evrensel beyannamesidir.

B) Veda hutbesinin içeriğinin merkezinde aile yer al›r.

C) 7 Mart 632 tarihinde okunmuştur.

D) Hz. Peygamberin tebliğinin esas noktalarının  vurgulanmasıdır.

10- Hz. Muhammed (s.a.v.) vefat edince onu aşağıdakilerden hangisi yıkamış ve

kefenlemiştir?

A) Hz. Ömer

B) Hz. Ebu Bekir

C) Hz. Ali

D) Hz. Osman



 



 

ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM

1.                   Mekkelilerin Hz. Muhammed'e karşı tutumları nasıl olmuştur? Yazınız.

2.                    Akabe biatlannın, İslam dini için önemini belirtiniz.

3.                    Suffe'nin, İslam dininin yayılmasına katkısı nasıl olmuştur? Yazınız.

4.                    Veda Hutbesi'nin içerdiği evrensel prensipler nelerdir? Açıklayınız.

5.                   Hz. Muhammed'in doğum günü olarak kutlanan kandil gecesi hangisidir?

A) Miraç Kandili                  B) Kadir Gecesi                        C) Mevlit Kandili

D) Berat Kandili                   E) Regaip Kandili

6.     Aşağıdakilerden hangisi Hz. Muhammed'in "Medine Sözleşmesi'yle ulaşmak istediği
sonuçlardan biri değildir?

A)    Medine'de birlik ve beraberliği sağlamak

B)     Medine'yi birlikte savunmak

C)  Mekke'ye geri dönmek

D)    Medine'de huzurlu ve özgür bir ortam oluşturmak

E) Medine'de hoşgörüye dayalı bir ortam oluşturmak

7.     Aşağıdakilerden hangisi 27 Ramazan 610'da gerçekleşmiştir?

A)   Hz. Muhammed'in doğumu

B)    Müslümanların Medine'ye hicret etmesi

C)    Kur'an'ın indirilmeye başlaması

D)   Peygamberimizin evlenmesi

E) Miraç mucizesinin gerçekleşmesi

8.     Aşağıdakilerden hangisi hicretin sonuçlarından değildir?

A) İslam'ın yayılmasını sağlamıştır.

B)     Mekkeliler, Müslümanlarla bir daha karşılaşmamışlardır.

C)     Müslümanlar, müşriklerin zulüm ve baskılarından kurtulmuştur.

D)    Peygamberliğin "Mekke Devri" sona ermiş, "Medine Devri" başlamıştır.

E) Hicret, Hz. Ömer zamanında hicri takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

9.     Hz. Muhammed döneminde yaşamış, onu görmüş ve ona inanmış Müslümanlara...............

denir.

Bu haber 4977 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Hz.Muhammed (A.S.)

KUTLU DOĞUM HAFTASI ETKİNLİKLERİ

KUTLU DOĞUM HAFTASI ETKİNLİKLERİ KUTLU DOĞUM HAFTASI ETKİNLİKLERİ

ALAK SURESİNİN İLK BEŞ AYETİ VE YORUMU

ALAK SURESİNİN İLK BEŞ AYETİ VE YORUMU HZ MUHAMMED AS YE GELEN İLK BEŞ AYET

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

ATATÜRK VE DİN

GALERİ

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 49
Haber 867
Yorum 120
Haber Okuma 1145392
Editör 5


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi