BİLGECE BAKIŞ
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

İSLAM VE ÇEVRE /

Tarih 25/Temmuz/2019, 20:07 Editör BİLGE BİLGE

İSLAM VE ÇEVRE /"DOĞANIN DENGESİNİ BOZMAYIN" SYF1



İSLAM VE ÇEVRE /"DOĞANIN DENGESİNİ BOZMAYIN" SYF1

 http://www.i-sem.info/PastConferences/ISEM2014/ISEM2014/papers/C3-ISEM2014ID65.pdf

İSLAM IN ÇEVRE BİLİNCİNE KATKIS/DÜNYA NIN DENGESİNİ BOZMAMA-KORUMA “

 

S-1-Çevreye –Ekosisteme verilen isimler nelerdir?Çevre  Etkinlikleri? Kötülükleri önlemede din neden önemlidir?(İnsanlar dini önemsiyor, dindar ailelerde, hırsızlık, kumar içki –uyuşturucu)Çevre bilinci ve din?

   

S-2-İnsanlarda istenilen  güzel davranışların oluşturulmasında,Onların güzel davranışlara motive edilmesinde neden sadece  “İyi insanlık kurallarının insanlara öğretilmesi yeterli değildir?”Doğru davranış oluşturmada dinin insan üzerindeki etkileri nelerdir?Kurallar ve din?.  Doğru ve güzel davranış ların kaynağı ve dayanağı Din mi olmalı-sadece İnsanlık değerleri mi olmalı?                                       .                        

       Öncelikle insanlar dinden bağımsız olarak,insanlıklarının gereği olan doğru davranışları tarih boyunca yapabilmişler midir?Neden?İnsana lazım olan doğru davranışın bilgisini bilmek ;doğru davranış oluşturma da yeterlimidir?Eğer bunlar yeterli olsaydı v insanlık hep iyi davranışları yapsaydı Allah yeni dinler gönderir miydi?

       Din olmadan insana lazım olan doğru davranışın bilgisi bilinemez;Bilinse bile bunların davranış alanına aktarılmasında bir çok eksiklikler ve yanlışlıklar olur.Eğer her insan öğrendiği ve aklıyla bulduğu doğru davranışları yapabilseydi insanlık tarihinde problem olmayacaktı,ancak İnsanlık tarihinin problemlerle dolu olması,zulümlerin,işkencelerin,çevre kirliliğinin,kaynak israfının olması,toplumda ve ailede şiddet baskıların olması salt insanlık değerlerini bilmenin yeterli olmadığı gibi yeterli davranış oluşturma da yetersiz kaldığını göstermektedir.İnsanlık bozuldukça ve bozulan toplumlara,Allah ın peygamberler ve kutsal kitaplar göndermesi,insanlık değerlerinin insanları doğru davranış üzerinde tutmaya yeterli olmadığını gösterir.

           Eğer insan aklı ve insanlar doğruyu bilseydi ve bunu davranış haline getirebilseydi “İnsan hakları Beyannamesini “yayınlamak için 19 asır beklemeyecekti.Bu insan hakları beyannamesine göre “Her insanın yaşama,mal edinme,din seçme,namus güvenliği,çoğalma …gibi “temel hakları vardır.O halde bu belgeyi tüm insanlık ve toplumlar kabul etmişken neden dünya da zulümler,işkenceler,işgaller,sömürge edilen ülkeler,ülkeleri işgal edilip insanları öldürülen toplumlar vardır? Bu beyanname neden bu kötülüklerin önüne geçemedi?Tüm insanların zararlarında ve yanlışlığında hem fikir olduğu zararlı davranışlar neden azalmak yerine her geçen gün(İçki-kumar-kapkaç-uyuşturucu-devlet malına zarar verme-çevre/toprak/hava kirliliği-hız kuralları ihlali…)artmaktadır…Demek ki doğru davranış oluşturma da ,salt İnsanlık değerleri yetmemekte olduğu gibi İnsanların çıkarları doğrultusunda bu doğrulardan da sapılabilmektedir…

          İslam tarihinde İnsan haklarının benzeri bir deklarasyon var mıdır?Elbette vardır ve bu Peygamberimiz s.a.v. nin 15 asır önce Allah ın emriyle yayınladığı şu anki insan hakları beyannamesinin kendisinden izdüşümü olan“Evrensel İnsan hakları beyannamesi olan VEDA HUTBESİ dir”Bu beyannamenin yayınlayıcısı olan peygamberimiz,bu gün insanlığın devletlerin kaldırmak istediği ya da oluşturmak istediği davranışları din destekli olarak kısa sürede gerçekleştirmiştir.Bu konuda davranış oluşturmak isteyenlere “Yaşanmış örnek olunmuş tecrübelerle “örnek olunarak yol göstermiş cesaret verilmek istenmiştir.Çünkü Peygamber efendimiz,Fıçılarla içki tüketen,tefecilik,yağmacılık,baskınlar yapan,kız çocuk sahibi olmayı utanç sebebi sayan,Onları canlı canlı toprağa gömecek kadar vahşi olan insanları kısa sürede İnsanlığa örnek  “KÜÇÜK/ÖRNEK MUHAMMEDLER “haline getirmiştir.Bu da Dinin doğru davranış oluşturma da ;İnsanlık değerlerinden daha etkili olduğunu gösterir.Bu gün İnançsız 5000 kişiyi yönetmenin inançlı 50.000 kişiyi yönetmekten zor olduğu gözlenmektedir. Bu veda hutbesinde İnsanlık hakları,yaşama,mal edinme,çoğalma,…hakları KABE kadar kutsal sayılmıştır.

           Veda hutbesi İnsanlık için bu hakları getirmeseydi,bunun yolunu açmasaydı, daha sonra Müslümanlar,İstanbul u fethederek Avrupalıların yaşadığı ORTA ÇAĞ karanlığını kapatarak ,Rönesans ve reforma sebep olmasaydı,İnsanlık insan haklarını daha çok bekleyecekti.Ortaçağ karanlığını kapatıp İnsanlığa ufuk açma da dinin “İstanbul u fetheden komutan ne güzel komutan”hadisinin hiçbir etkisi yok mu?İstanbul un fethi sadece tarihi bir olay mı?Müslüman olduktan sonra Türklere İstanbul un yolunu tutturan güç/duygu ne idi?

            Din olma dan İnsanlar benliklerini kültürlerini bile koruyamamaktadırlar.Eğer bizler Müslüman olmasaydık belki başka toplumlar arasında eriyip gidecek Türklük özelliklerimizi bile koruyamayacaktık.Macarlar da Türk tür deniliyor Ancak dinsel tercihleri sebebiyle bu gün Türklük özelliklerini tamamen kaybetmişlerdir.

            Doğru davranış oluşturma da İnsanlık değeri/İnsan olmanın gereği yeterli değildir Çünkü Okumuş,bilgisinde en son seviyeye ulaşmış insanların bu bilgilerini kötü yoldan para kazanmak için kullanmaları (Aslında insanlığı en iyi bilen bu insanlardan en doğru davranışlar çıkması gerekirken ) sırf insanlık değerlerinin “İnsan olmanın gereği yapılması gereken davranışların”yeterli olmadığını göstermektedir.

            İnsanlara doğru davranış oluşturma da Aile kurumunu düşündüğümüz de de Müslümanların kültürü ile batılı insanların kültürü farklıdır.Batı ülkelerinde mi yoksa Müslüman ülklerinde mi terkedilmiş aileler-anne babalar-çocuklar vs varolup yaşlılar yurtlarına bırakılmaktadır!Bir ömür boyu bizlere bakan Anne babamızı terk etmeyi/Onlarla ilgilenmemeyi yasaklayan nedir?Toplumda bu şekilde değer yargısı oluşturarak Anne babasını terk eden insanları ayıplatan kültürü oluşturan ve bu yönde davranış oluşturan Dindir.

            Eğer bu anlatılanlar din olmadan yapılabiliyorsa;İnsanlık buyursun bunların hakkını versin;Ama veremiyor aksine kötülükler her geçen gün artıyor..Kızların diri diri toprağa gömülmesini,sömürgeyi,hırsızlığı,vahşeti önlemede “İNSANLIĞIN GEREĞİ” yeterli ise ve bu kötülükleri önlemede etken ise İnsanlık neden sahipsiz,Yetim,Arkasında ve elinde hiçbir gücü olmayan birini bekledi?  

            İnsanlık din olmadan doğruları belki kısıtlı olarak bulabilirler ancak bunları yapma ya da devam ettirme konusunda başarılı olamayabilirler.Sadece İNSANLIK bilinci doğru davranış oluşturma da veya doğru kalma da her zaman doğru davranışlar göstermede yeterli değildir.Doğru davranış oluşturup bu konuda İnsanlara cesaret veren,İnsanları bu davranışlarının arkasında durduran Dindir.(Bu gün ülkemiz de binlerce Asker kaçağı varken Çanakkale/Kurtuluş savaşında insanları vatanları uğruna Şehit olmaya koşturan din olup;Kurtuluş savaşının ateşinin fitillendiği yerler de Cami gibi dinsel kurumlar olup M.K.Atatürk ün de Kurtuluş savaşını başlattığı yerler gene camileridir.Din bilginlerinin kurtuluş savaşında Atatürk e desteği de unutulmamalıdır. ..)Demekki sadece İnsanlık değeri doğru davranış oluşturma da yeterli olmayıp kesin ve etkili sonuçların alınmasında dinden yardım alınması zorunludur.O nun için İçkiyi zararlı olduğu ve insanlığa yakışmadığı için içmeyin demek yerine Allah bunu yasaklıyor içmeyin demek daha etkili olmaktadır..

S-3-Evrendeki düzen ve etkileşim?

        Evrendeki varlıklar,hiyerarşik bir düzen oluştururlar.En küçükten en büyüğe hepsi etkileşim içindedir.Evrendeki varlıkların hiçbiri diğeri olmadan hayatını devam ettiremez.İnsan da bir yönüyle bu sistemin bir parçasıdır,psikolojik ve sosyal olarak varlıklarla bilinçli bir ilişkiye girer


S-Allah ın Evrene/Dünya ya gökyüzüne kurduğu özenli dengeler karşısında insanlığın yaptıkları ve kıymetini bilemedikleri değerlerler nelerdir?
         Bizler kurulu bir dünyaya doğarız.Sanki bir el bizi de ihtiyaçlarımızı da bilmekte ve vücudumuzu da dış dünya yı da buna uygun düzenlemektedir.İşte bunları biz kurmadığımız,alışkan olduğumuz için,Her an teneffüs ettiğimiz havanın, ışık ve ısısına muhtaç olduğumuz güneşin, havamıza oksijen üreten ve bize psikolojik bir haz veren yeşilin, mavi gökyüzünün, denizin önemini, kullanılamaz hale geldiğinde fark ederiz. Bu tabii düzen, Yüce Allah tarafından yaratılmış ve tertemiz olarak hediye edilmiştir.(Bkz. Kur'an, 14/32; 16/12, 14; 22/65; 29/61; 31/20; 35/13; 39/5;)

 

 S-4-Çevre bilinci ve Din? Verilenler ve insanın sorumluluğu? İnsana verilen değer ve çevrede yaratılanlar?  Tabiattan uzun süre yararlanmak için nasıl davranmalıdır?

 
          Sakarya Nehri'nde toplu balık ölümleri meydana geldi. Karasu ilçesinde Sakarya Nehri'nin Karadeniz'e döküldüğü bölgede çok sayıda balık su yüzeyine çıktı. İtfaiye balıkların yaşaması için nehre tazyikli su sıktı.
 
        işte reçete:  “Allah yeri/Göğü/uzayı yarattı ve her birinin hassas dengelerini koydu.Sakın dengeleri bozmayın”(Rahman suresi 7-8.ayetler) Bu, Allah'ın insana verdiği değerin bariz bir göstergesidir. Kur'an-ı Kerim yeryüzü ve gökyüzündeki canlı cansız bütün varlıkların belli bir ölçü ve dengeye göre yaratıldığından beyan ederken (Hicr 15/16-20; Kamer 54/49), insanın tabiattan faydalanma esnasında bu ölçü ve dengeyi bozmaması gerektiğine de dikkat çekmektedir (Rahman 55/7-12).Bu ayette anlatılmak istenen amaç:Tabiattan en uzun süre yararlanmak için, Ölçülü ve dengeli biçimde kullanmamız gerektiğidir.Tabiatta pek çok madde ise ham halde bulunur. Üretim mekanizmalarından geçirilerek kullanıma uygun duruma getirilir. Bu yüzden insan, ihtiyacı olan pek çok şeyi üretmek zorundadır.,üretme,tüketmek demektir. Tüketirken olduğu gibii;Üretirken de dikkatli olmanın gereği Ayetlerde ve hadislerde çok vurgulanır..


S-5-Ekosistem ve İslam?Neden çevre demek ;hayat demektir?Ahlak ve çevre?
         T
üketirken, ekolojik denge dediğimiz tabiatın düzenine (ekosistem) zarar vermemektir. İnsan faaliyetlerinde, doğal çevreye onulmaz zararlar vermekte, Akla hayale gelmedik tahribatlar yapmaktadır. Çevreye zarar vermekle insanoğlu aslında bindiği dalı kesmektedir. Doğada ki,sınırlı şeylerin hor kullanılması, Miras yedi gibi bizi perişan duruma düşürür.Çevreyi,tahrip edenler,kirletenler de kendi yaptıklarının cezası olarak yaşanmaz bir dünyanın içinde kendilerini bulacaklardır.

 

S-6-İslam’ın ekosistem konusundaki tavsiyesi ve uyulmamasının sonuçları?

         Kur'an-ı Kerim de insanların başlarına gelen kötülüklerin kendi yaptıklarının bir sonucu (Şuarâ, 42/30),olduğunu söyler."İnsanların kendi elleriyle yapıp ettiklerinin bir sonucu olarak yeryüzünde bozulma başladı. Belki dönerler diye Allah (c.c.) yaptıklarının bazı kötü sonuçlarını onlara tattıracaktır" (Rum 30/41) ayetiyle kötülüklerin yaptıklarının bir cezası olduğunu vurgulamaktadır. İşte hava ve suların kirliliği, dünyanın yeşilsiz bırakılarak çölleştirilmesi, ozonun delinmesi bunlardan bazılarıdır. Fakat bu sonuçlar, insanlar için bir sürpriz değildir. insanlık, sanayi ve teknolojinin hızla geliştiği 19. Yüzyılda,bu sonuçlarla karşılaşmıştır.                                                           .         Toprağımızı çoraklaştıran, nehirlerimizi, göllerimizi kurutan, denizlerimizi balıkların bile yaşayamayacağı bir kirliliğe ,sanayi atıklarının, ormanları (Ev yapma-tarla açma,yakma…)talan etmenin, medeniyet adına yapıldığı söylenmektedir.Durumun aslının Kızılderili atasözünde söylenildiği gibi öyle olmadığı söylenebilir.:” Biz bu dünyayı atalarımızdan bir miras değil, çocuklarımızdan ödünç aldık.”

 

S-7-İslam  çevre hayat ilişkisi? Din neden sadece ibadetler değildir?İslam’ın çevreyi koruma konusundaki emirleri? Peygamberimizden, çevre bilinci konusundaki örnekler?

               Yukarıda anlatılanlardan İnsanlığın önünde bir ışık olan Yüce dinimiz ;İslam’ın, sadece inanç ve ibadet ile sınırlı olmadığını söyleyebiliriz..İslam,insan hayatıyla ilgili olan her konuda onun yararına olmak üzere;Çoğu genel bazen de detaylı kurallar koymuştur.Eğer böyle olmasaydı son ve her yerde geçerli,evrensel din olmazdı.İnsanlığın buna dikkat ettiğinde ulaştığı sosyal medeniyet seviyesi ile;önemsenmediğinde karşılaştıkları  bunalım ve sıkıntılar bunları açıkça göstermektedir.(Asrı saadet) İlk olarak İslam, Müslümanlara bütün varlıklara saygı duymayı, onların hayat hakkına ilişmemeyi öğretmektedir. " (İsrâ 17/44)Bundan dolayı,Müslüman, Çevresindeki varlıkları, dost ve yardımcıları olarak görecektir. Faydalanırken dengeyi bozmamaya dikkat edecektir. Kur'an-ı Kerim'in israfı haram, savurganlığı şeytanın kardeşliği sayan beyanları (A'raf 7/31; İsra 17/26-27, 29-30; Taha 20/81) ile Peygamberimiz (s.a.s.) “Akarsu dahi olsa abdest alırken israf edilmemesi yönündeki tavsiyeleri İslam dininin çevreye verdiği önemi gösterir..

              Bu konuda  Peygamber (s.a.s.) de Müslümanlara örnek olmuştur. Medine'ye hicretten hemen sonra burada eğitim öğretim faaliyetine başlayarak burada şehirleşme ve modernleşme/Medenileşme(şehri güzelleştirme) faaliyetlerine katılarak yaşadıkları şehrin mamur(Bakımlı-estetik-güzel )hale gelmesi için çalışmıştır. Gene Peygamberimiz,Mekke,Medine ve Taif de:Harem alanı(SİT ALANLARI) ilan ederek:ağaç kesmeyi ve avlanmayı yasaklamış böylece daha O zamandan bu  gün insanlığa örnek olduğu gibi başaramadıklarını başarmıştır.Hz. Peygamber (s.a.s.)'in Medine'nin her yönünden  30 km.lik, sit alanı ilan ettiğini ve ağaçların kesilmesini, dallarının kırılmasını yasakladığını rivayet etmektedir. Efendimiz (s.a.s.) de İnsanların yararlandığı bir yeşil alanı görmüş,"Kim buradan bir ağaç keserse mutlaka onun yerine bir ağaç diksin" buyurmuştur.Her konuda olduğu gibi Dünya nın dengesinin korunması ve çevrecilik alanlarında da örnek olan peygamberimiz:”Başka devletlerle Yapılan antlaşmalarda dahi  Yeşil alanların korunması maddesini koydurmuştur.Bitki örtüsünü tahrip etmenin, hayvan avlamanın yasaklandığı, bu yasağa uymayanların cezalandırılacağı bir madde olarak konulmuştur. Hz. Ömer'in (r.a.) döneminde yasağa uymayan birini cezalandırmıştır. Hz. Peygamber (s.a.s.) gölgesinde yolcuların, hayvanların gölgelendiği ,ağaçları kesmeyi,durgun sulara ve ağaç gölgeliklerine çiş yapmayı yasaklamış ağaç dikmeye teşvik etmiş;"Kıyamet kopmaya yakınken elinizde bir ağaç fidanı varsa onu dikin", "Yeşillendirme faaliyetlerine önem veren peygamberimiz”Dikilen ağaçtan  canlı faydalandıkça dikene sevap yazılır”,”Bir yeri yeşillendirene sadaka sevabı yazılır",demiştir.
           “Camii ve mescitlerin İnsanların toplu kullanım alanlarının) temizlenip güzel kokulanması,avluların temiz tutulması, durgun sulara idrar yapılmaması,içme sularının yakın çevresine çöp dökülmemesi peygamberimizin özellikle vurguladığı çevre bilincinin ana konularıdır.Susuzluktan ağzı kurumuş, dili sarkmış bir köpeğe kuyudan ayakkabısıyla su çıkarıp susuzluğunu gideren İnsanın günahlarının affedileceği, kedisini eve hapsedip açlıktan öldüren yaşlı kadının da cehennemlik olduğu,gene peygamberimizin,savaşta dahi bitkilere zarar verilmemesi yönündeki tavsiyeleri  de hatırlanmalıdır.Hz. Ömer'in (r.a.), Basra'ya vali gönderirken valinin görevleri arasında sokakların temizliğini de sayması gene İslam’ın çevreye verdiği önemi gösterir.


S-8-Allah ın kuddüs ismi ve tabiattaki ekosistem?
             Kuddus, mukaddes, temiz, pak olan demektir.Bu ismin gereği,Rabbimiz yeryüzünde oluşan kirlenmeleri kurmuş olduğu ekolojik sistemle sürekli olarak temizlemektedir. Her mevsim ölen binlerce hayvan leşleri, kurumuş bitki artıkları değişime tabi tutulmakta ve temizlenmektedir.Rüzgârlarla yeryüzü süpürülmekte ve yağmurlarla yıkamaktadır. Müslümanın,Allah'ın ahlakıyla ahlâklanması gereği tabiatı kirletmemesi gerekir.

  S-9-İnsanın halife olması yönünden Çevresel Görevleri nelerdir?Çevre ile ilişki si bakımından insan ile hayvanın farkı;bazen hayvanların konumunun değişmesi?

          Kur'an-ı Kerim “yeryüzünü imar(Evrenin düzenini çözme/Anlama/Kavrama-Dünya yı güzelleştirme-güzel estetik yapılar yapma…) görevini Allah ın insana yüklediğini beyan eder.”Bu konu Hud suresi 11/61Ayetinde”Allah sizi, yeryüzünü imar ediciler yaptı", "Allah yeryüzünü sizin Güzelleştirmenizi istedi".şeklinde ifadesini bulur.Bu şu anlama da gelebilir:Allah in başlangıcını yaptığı güzelleştirmenin  devam ettirin..Bu ayeti müfessirler:Evlerin yapılması, su kanallarının açılması,en güzel ulaşım yollarının yapılması, ağaçlandırma çalışmaları gibi imar işlerinin topluma farz olduğu”.şeklinde yorumlamışlardır.İnsan tabii veya dini bir görev olarak elbette ki yeryüzünü imar edecektir.Tabiki insan bunu, tabiatı tahrip etmeden yapmalıdır;Müslümanın  ahlakı da  bunu gerektirir.

S-10-Şehirleşme ve İslam? Peygamberimizin Ekosistemin korunmasına yönelik örnek davranışları?          
S-11-Peygamberimizden aldıkları bu adeti uygulama ve Müslümanlar?
              Bu ruh atalarımıza da ilham kaynağı olmuştur. Onlar bulundukları yerleri, kurdukları şehirleri en güzel hale getirmenin, insan için yaşanabilir mekânlar kılmanın çabasını gütmüşlerdi. İşte Fatih'in İstanbul'un fethinden sonra Taşlık mevkiinde satın alıp vakfettiği 136 adet dükkân için yazdırdığı vakfiyede çevre temizliği için Müslümanların o tarihlerde bile ne kadar önem verdiklerini açıkça göstermektedir: "Bu gayr-i menkulatımdan elde olunacak nemalarla İstanbul'un her sokağına ikişer kişi tayin eyledim. Bunlar ki ellerindeki bir kap içerisinde kireç tozu ve kömür külü olduğu halde günün belirli saatlerinde bu sokakları gezeler. Bu sokaklara tükürenlerin tükürükleri üzerine bu tozu dökeler ki yevmiye 20 (Cumhriyet altını günlük)akçe alsunlar. Ayrıca 10 cerrah, 10 tabip ve 3 de yara sarıcı tayin ve nasb eyledim. Bunlar ki ayın belli günlerinde İstanbul’a çıkalar bilâ istisna her kapuyu vuralar ve o evde hasta olup olmadığını soralar; var ise şifası, ya da mümkün ise şifayab olalar. Değilse kendilerinden hiçbir karşılık beklemeksizin Darulacezeye kaldırılarak orada salah bulalar. Maazallah herhangi bir gıda maddesi buhranı vaki olabilür. Böyle bir hal karşısında bırakmış olduğum 100 silah, ehl-i erbaba verile. Bunlar ki hayvanat-ı vahşiyyenin(Vahşi hayvanlar) yumurtada veya yavruda olmadığı sıralarda balkanlara çıkıp avlanalar ki zinhar hastalarımızı gıdasız bırakmayalar (Avrupalı mimarların dediği gibi bu evleri;mimar Sinan in torunları yapmış olamaz)                                                                                                                .                  .                  .                    .              Kanuni'nin emirnamesinde Edirne sokaklarının temiz tutulması; ev ve dükkânların çevrelerinin temiz tutulması, hamam ve han gibi umuma ait yerlerin temizliğine dikkat edilmesi, evlerde çamaşır, bulaşık yıkandığında sabunlu suların sokaklara akıtılmaması, at-arabacıların sokaklara pisleyen atlarının pisliklerini kendilerinin temizlemesi gibi emirleri, ve de İstanbul'da Kırkçeşme sularını Sarıyer ormanlarından uzun bir isale hattı ile İstanbul'a ileten Mimar Sinan'ın boru hattının her iki tarafından 20'şer arşınlık (toplam 40 arşın) bir mesafe içinde bina, mandıra ve ahır yapımını ve gübre yığılmasını bir ferman ile yasaklattırması  yaşadıkları çağ itibariyle onların çevre bilinci ve duyarlılıklarının ne kadar yüksek olduğunun birer göstergesidir. Şimdi ise bizler pis sokaklı şehirlerde, yeşilden yoksun kasabalarda, dikili bir ağacının az olduğu köylerde yaşıyor ve devamlı surette tabiatı tahrip ediyoruz.Bunun sonuncunun kötü olacağını tahmin etmek için kâhin olmaya gerek yoktur.

 

S-12-Türkler de Bebeğin doğması ve geneksel –dinsel olarak yapılan doğanın dengesini korumaya yönelik davranışlar nelerdir?

.      İslam ve Allah kullarının mutlu yaşaması için her fırsatı sevap bağlamında tavsiye etmiştir.Örnek Kültürümüzde,Çocuk doğduğunda Kulağına kısık sesle ezan okunur,Çocuğun iyi evlat olması için dua edilir,Çocuk için ağaç dikilir.Bu da Dinimizin kültürümüze ne kadar ve güzel yönde yansıdığını gösterir..

S-13-İnsanlara çevre bilinci kazandırmak için neler yapılmalı?

1- Kur'an ve Ekoloji

Rahman Suresi 7-9 “Allah Göğü yükseltmiştir  ve dengeyi koymuştur. "

Kamer Suresi:49 : " Gerçekten biz,her şeyi bir ölçüde yaratmışızdır."

Rum Suresi:41 " İnsanların ellerinin işledikleri günahlar sebebiyle,karada ve denizde fesat meydana çıktı ki(Allah)yaptıklarının bir kısmını kendilerine tattırsın, olur ki, belki geri dönerler. "

Bakara:204,205:İnsanlardan öylesi vardır ki,dünya hayatı hakkındaki sözü senin hoşuna gider.Kalbindekine de (özü sözüne uygun olduğuna) Allah’ı şahid tutar.Halbuki kendisi düşmanların en yamanıdır. (Senden) ayrıldı mı,yeryüzünde fesad(Anarşi-terör) çıkarmaya,ekini(Tarımsal ürünleri bozmak) ve nesli(İnsan neslini bozmak) helak etmeye çalışır.Allah ise fesadı sevmez."

En’am:38 : " Yeryüzünde yürüyen  hiçbir hayvan ve iki kanadı ile uçan hiçbir kuş yoktur ki,sizin gibi ümmetler(Kuralları ve yaşama sistemleri) olmasın.Biz kitapta hiçbir şeyi noksan bırakmadık.Sonra hepsi,Rablerine toplanıp haşr olunacaklardır."

Araf:31 : " Ey Adem oğulları!... ziynetinizi (elbisenizi) giyin, Yeyin - için ama israf etmeyin.Çünkü Allah israf edenleri sevmez."

 2-Hz. Peygamber’in Hadislerinde Ekoloji

    Peygamberimiz (s.a.v) fiilen çevrecilik yapmakla kalmamış, çeşitli vesilelerle Müslümanlara  bu konuda öğütler ve tavsiyelerde bulunmuştur.Şimdi onun bu sözlerinden bazı nakiller yapalım.

                                           Ağaç ve Bitki  Koruyuculuğu

“Kim ağaç dikiminde bulunursa, onun için ağaçtan hasıl olan ürün miktarınca Allah sevap yazar. " ( Ahmet -Müsned :5/415)

 “Yedi şey vardır ki, kişi kabirde bile olsa, onlardan sevap devamlı surette kendisine ulaşır: Öğretilen ilim, halkın istifadesi için akıtılan su, dikilen ağaç, inşa edilen mescid, okunmak üzere bağışlanan Kur’an ve iyi terbiye edilmiş evlad.” ( El münavi:F. Kadir:4-87)

“ Her kim boş, kuru ve çorak bir yeri ihya edecek olursa, bu amelinden dolayı Allah tarafından mükafatlandırılır.İnsan ve hayvan ondan menfaatlandıkça orayı ihya edene sadaka yazılır.” ( F. Kadir: 6/39 )

“Elinizde bir ağaç fidanı varsa, kıyamet kopmaya başlasa bile eğer onu dikecek kadar vaktiniz varsa, mutlaka dikin.” (Buhari : Kahire , S:168)

 “Bir kimse bir ağaç dikse, o ağaç meyve verdikçe  sevabı ona yazılır.” ( E.Münavi : 5-480)

 “Yerde bitmiş olan hiçbir nebat yoktur ki, onu bekçi bir melek korumuş olmasın. Bu durum bitkinin hesap edilmesine kadar devam eder. Kim bu bitkiyi basıp ezerse, o melek kendisine lanet eder.” ( El- Muttaki : K. Ummal : 3-905 )

 “Her kim, yerine yenisini dikmeden bir sidre ağacını kesecek olursa, Allah ona cehennemde bir ev yapar.” ( İ.Esir : 3-676 )

-Zü-kad gazvesi dönüşü
:…“Kim buradan bir ağaç kesecek olursa,onun karşılığında bir ağaç diksin.(Futuhul Buldan:1/17)

-Hz.Resulun sit alanı ilan ettiği yerler :Mekke,Medine,taif vadisi,Tayy ve Kureyş kabilelerinin arazileri...“Taif vadisinin ne dikenli ağaçları,ne de çalıları tahrip edilmeyecek.Av hayvanları da öldürülmeyecek.(V.Siyasiyye.240.Buhari:Cihad:71.E.Davud:Menasik.98)

-Ağaç dikme ve sevabı ile ilgili bazı  hadisler : ...F.Kadir:4187.K.Ummül:3/905...

    Bu hadislerden, Peygamberimiz (s.a.v) ne denli bir ağaç ve bitki sevgisine sahip olduğu ve koruduğu, bizleri ağaç dikmeye teşvik ettiği açıkça görülmektedir.

İSLAM VE ÇEVRE BİLİNİC/ DOĞANIN DENGESİNİ BOZMAYIN SYF 2
Kırağı
 

Hayvan ve Kuş Koruyuculuğu

İbni Ömer: “Nebi (s.a.v) hayvanlara işkence yapanlara lanet etti.” ( Buhari : zebaih : 25 , Ahmet : 4/31-33 )

Ebü’d Derda, Hz. Peygamber’in “Allah bu dilsizler (develer-hayvanlar) hakkında hayırlı olmanızı tavsiye etmektedir, onlara güçleri ölçüsünde yük vurun.” dediğini, fazla yükten dolayı kalkamayan bir deve görünce hatırlatmıştır.( İ. Hacer : M. Atiye : 2-156 )

Ebu hüreyre’den gelen bir rivayet: “Resulullah bir gün sabah namazını kıldıktan sonra, cemaate yönelerek: Adamın biri sığırını sürüyordu ki, bir ara sırtına bindi ve vurmaya başladı. Bunun üzerine hayvancağız (lisan-ı haliyle): Biz  bunun için yaratılmadık dedi, buyurdu.” ( buhari : Enbiya :52 ) “ Kim av peşinde koşarsa gafil olur.” ( E. davut : sayd :4, Tirmizi :fiten :69 )

Hayvan sağanlara Hz. Peygamber: “Tırnaklarını kessinler, sağım sırasında uzun tırnaklarla hayvanların memelerini kanatmasınlar.” ( Sindi : H.Ala İ. Mace : sayd.12 )

 Abdullah İbn Amr’dan naklen:  “Resulullah (s.a.v.) bir keçiyi sağmakta olan bir adama uğramıştı,  Ona: Ey kişi, sağınca yavrusu için de süt bırak, dedi.” ( N. el Heysemi : M. Zevaid: 8/196 )

 “Haksız olarak bir serçeyi öldürenden Cenab-ı Hak kıyamet gününde hesap soracaktır.”  ( Darimi :2/11 )

Enes (r.a) naklediyor: “Bir yerde mola verince, hayvanlarınızın istirahatını sağlayıncaya kadar ibadet etmezdik.” ( E. Davud : Cihad : 48                                        )

Ayrıca kuşların yuvalarının bozulmamasını, yumurta ve yuvalarının alınmamasını da emretmiştir.” ( E. davud : Cenaiz :1 , Buhari : Edebul müfred : 139)

      Görüleceği gibi bu hadisler ve benzerlerinden, Peygamberimizin, hayvanların ve kuşların korunmasını, onlara eziyet edilmemesini, temizlik ve bakımlarının yapılmasını, yaratışlarına uygun işlerde kullanılmasını, fazla yük yüklenmemesini, av yasağı koyarak rastgele eğlence için avlanmamalarını emrettiğini açıkça görüyoruz. Bu sözleriyle ve davranışlarıyla O, bugün ancak sözü edilen hayvan haklarını dile getirmiştir.Bunlardan başka Hz.Peygamberin (s.a.v.) akar ve durgun suların kirletilmemesine, yol ve mahallelerin temiz tutulmasını dair bir çok hadisi de vardır... 

Sahabi - Mutasavvuflardan,

 -Hz. Ebu bekir savaş esnasında emir buyurur;-Ağaçları sökmeyin,kesmeyin,ihtiyaç hariç hayvanları öldürme öldürmeyin:Tabari:1/1850)

-Hz.Ömer yaşlı adamı(E.Hureyre)gayrete getirmek için,onunla birlikte elleri ile ağaç diker(Muttaki:3/309)

-Meşhur Muhaddis sufi Süfyani Servi:hayvanları satın alıp,Salı vermesi ile meşhurdur.(Ayan:11/252)

-İ.Rabbani : " …Hayvanlara da sevgi ve şevkatle muamale etmelisin.Çünkü onlar Allah’ın sana emanet ettiği yaratıklardır… " (R.K.Zat

-Türk mutasavvıf Sünbül efendi yerine vekil olarak Merkez Efendi'yi atar.Ve de, süs isteyen şeyhine kuru bir çiçek getirmesi ve sebep olarak:…İbadet halindeki yeşil çiçekleri ibadetten alıkoymak istemedim, cevabını vermesini istedi.

-Mutasavvuf Bali efendi,Sofya yakınlarında kendi elleri ile dikerek büyük bir orman yetiştirir.Ormanın adı:Bali baba ormanı kalır.(B.Velaye:1642)

-Şeyh Ş.M.Demirtaş Kahire yakınlarındaki boş bir araziyi ağaçlandırır.(T.Kübra:11/133)

-Şeyh S.İ.Hasan Salama’nın kesin uymasını istediği bildiriden:Haşarat cinsini kaktüslere vurarak,ateşe atmak…yasaklanmıştır (Gilsenan:197)

Yabancıların  Gözü  İle ,

-Montaigne:Essais:11/206:Türklerin
(Osmanlıların) hayvanlar için bile vakıf ve hastaneleri vardı…"

-Guer:M.U.des tures:Camide hastalanan kedi,köpeklerin tedavisine mahsus hastane vardır…" (s.220                                                                                                               

     “Kışın Sivas’ta kuşlara yem vermek için vakıflar yapılmıştı." (Selçuklularda,Sivas .Turan)

-İslam ile şereflenmiş Türklerin hayvanlara olan sevgilerini yabancılar eserlerine bile almışlardır.(Du loir:les.V.dus.duloir.192)Ayrıca bakınız :M.de Thevenot:96.lamartine:V.en Orient.11/259:kuşları azad etme,hayvan barınakları,vakıfları…Kuşevleri…Hastaneleri…(d’ohsson:1V/307.Guer:1/369)..Van busbecq:145.Brayer.1/339.

 

Üsküdar Cedid Valide Camii’ndeki kuş köşkleri, minareleri, yüksek kasnaklı kubbeleri, hilal biçimindeki alemleriyle birer selatin camisi görüntüsünde.

Osmanlı Devletinin hayvanlara olduğu gibi kuşlara karşıda büyük bir sevgi beslediği herkes tarafından biliniyor. Ecdadımızın ince hislerinin ve sanat zevklerinin birer nişaneleri olan kuş evleri, bakımsızlık ve ilgisizlik yüzünden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Türk mimarisinde, bilhassa 16. yüzyıldan itibaren kendini gösteren ve genellikle binaların en çok güneş alan, sert ve soğuk rüzgarları tutmayan cephelerinde, yüksekçe, emniyetli yerlerine yapılan kuş evlerinden bazıları günümüzde ihtişamını muhafaza ederken, ne yazık ki bazıları ise yavaş yavaş tarihe karışıyor. Tarihi yuvalarını kaybeden kuşlar da gecekondulara sığındı.

  Minyatür ‘kuş sarayları’
   İstanbul eserlerinde örnekleri görülen ve saka, serçe, kırlangıç gibi korunmaya muhtaç kuşlar için yapılan bu barınaklar, Doğu Bayezıt, Tokat, Amasya, Kayseri, Niğde, Antakya, İzmir, Bolu, Bursa, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne, Filibe, Tırnova’da da bulunuyor. Klasik devir Osmanlı mimarisiyle başlayan ve 19. yüzyıl sonlarına kadar rastlanan kuş evleri, diğer bir tabiriyle minyatür saraylar, Türk sanatkârlarının ince zevki, ustaca kompozisyonları ve kalplerindeki merhamet hissinin ortaya çıkmasıyla zamanla geliştirilerek ilgi çekici duruma geldi. Ecdadımız sadece kuş evleri, kuş sarayları yapmakla kalmamış, leylek, kurt gibi evcil olmayan diğer hayvanlar için de vakıflar, hastaneler kurmuş. Öyle ki soğuk kış günlerinde kurtların aç kalmamaları için kar-tipi demeden ıssız dağ başlarında et dağıtmışlar.

   Ateş eden hapse girerdi
   Evliya Çelebi’nin anlattıklarına göre, Türk erkekleri, kadınları, çocukları İstanbul’da kurulan büyük kuş pazarlarına haftada bir giderek kafesteki kuşları satın alıp bunları oracıkta uçurup hürriyetlerini sağlarlardı. Bu bilgiyi başka asırlarda yaşamış olan Le Bruyn (1732) ve Dr. Brayner (1836), eserlerinde teyit eder. Castellan 1811’deki gözlemlerini “Bir Türk meskeni inşaa edilirken, güvercinlerin ve diğer kuşların susuz kalmamaları için münasip yerlere yalaklar yapmak, Türk sivil mimarisinin vazgeçilmez özelliklerindendir. İstanbul’a hububat, gemilerle gelir ve limanlara boşaltılır. Binlerce kuş boşaltmayı bekleyip hücuma geçer. Onlar için çuvallar açılır ve Türk gümrüğünün harç olarak aldığı miktardan fazlasını tüketirler” ifadesiyle de ecdadın hayvan sevgisine dikkat çekiyor.

   Tornton ise 1812’deki gözlemlerini anlatırken, “Kuşlara ateş etmek büyük cür’ettir. Bu cür’ette bulunan bazı Hıristiyanları Türk zabitleri derhal tutuklarlar. Hiç kimse hububat limanları önünde biriken güvercin, martı, kırlangıç gibi kuşları kovamaz” diye yazıyor. Hayvanlara gösterilen sevgi, bunlar için vakıflar kurmaya kadar ileri gitmiştir.

   Medeniyetin kalıntıları
   Osmanlıda’ki bu engin sevgiye, hassasiyete şaşırıp, hayret ve tenkid edenler de yok değildir. Du Loir da onlardan biri... Osmanlı’nın hayvan şefkatini zaman zaman abarttığını düşünen Du Loir, 1654’te şunları yazıyor: “Osmanlı’nın birçok şehrinde kedilerin barınıp beslenmesi için vakıflar kurulduğunu hayretle gördüm. Bu vakıflarda uşaklar, vekilharçlar, hayvanlara hizmet ediyorlar. Köpek sevgisi de yaygındır. Birçok kibar Türk’ün, kasaplardan et, kebapçılardan kebap getirtip kendi elleriyle kedilere köpeklere büyük sabırla yedirdiklerini gördüm. Kuşlara sevgileri ise bunlardan daha fazladır.”

   Osmanlı’nın hayvanlara nasıl titizlikle yaklaştığı batı dünyasında kafaları uzun süre meşgul etmiş ve dilden dile dolaşmıştı. 

   Zamanın postacıları
Kuşların tarihte süregelen en önemli özelliklerinden biri haber getiren varlıklar olmasıydı. Mesela Hazreti Süleyman Aleyhisselam, Saba Melikesi Belkıs ile Hüthüt kuşu sayesinde haberleşmişti. Bu yüzden birçok yerde kuş resim ve işaretlerine suret gözüyle bakılmaz değer verilirdi. Kuşların her davranışlarına bir mânâ verildiğinden uçarken insanın üzerine pislemesi dahi “şans getireceğine” yorumlanırdı! Geçmişte böylesine değer verilen kuşlar ve sarayları zaman değiştikçe umursanmaz olmuş.


Etiketler:

AĞAÇLANDIRMA DEDİĞİN NASIL OLMALI?

İngiltere’nin Cambridge Geshire eyaletinde, Mongsvut Millî Parkı yakınlarında, dört hektar büyüklüğünde bir arpa tarlası var. Tarla en son, 1961 yılında sürüldükten sonra terk edilmiş. Sonra ne mi olmuş? Sincaplar, kuşlar ve rüzgâr, bu tarlayı mesken edinmiş ve hayret uyandırıcı bir ağaçlandırma başarısı ortaya çıkmış. 1988 yılına gelindiğinde, eski arpa tarlası içinde, 12 metre yüksekliğinde 891 meşe, 582 dış budak ve 1981 değişik türde ağaç barındıran harika bir koru haline gelmiş


Bu haber 1901 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

12.SINIFLAR DİN KÜL DERS NOTLARI

DİNİ KAVRAMLAR -12-(12.SINIFLAR İÇİN)

DİNİ KAVRAMLAR -12-(12.SINIFLAR İÇİN) İSLAMIN ANLAŞILMASI İÇİN BİLİNMESİ GEREKN KAVRAMLAR 12.SINIFLAR İÇİN

AHLAK NEDİR?AHLAKIN KAPSAMINA NELER GİRER?

AHLAK NEDİR?AHLAKIN KAPSAMINA NELER GİRER? AHLAK VE İLKELERİ-ÖNEMİ

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

GALERİ

SİTE İSTATİSTİKLERİ

Kategori 57
Haber 1118
Yorum 117
Haber Okuma 2269824
Editör 12


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi